Aramaya Dön
Yargıtay
12.03.2026
Esas No:
Karar No: 2026/****
Yargıtay

Karar Metni
8. HUKUK DAİRESİ
TÜRKMİLLETİADINAİSTİNAFMAHKEMESİKARARI
DOSYA NO: ****\/****
KARAR NO: ****\/****
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/10/2025
NUMARASI: ****\/**** Esas - ****\/**** Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile davalı .....Genel Müdürlüğü'nün işleteni bulunduğu diğer davalı ...'e ait ...plaka sayılı ... davalı ...'ın sevk ve idaresindeyken meydana gelen 27/07/2014 günlü tek taraflı trafik kazasında söz konusu araçta yolculuk etmekte olan vekil edeninin ağır bir biçimde yaralandığını, eşi olan ...'nun da hayatını kaybettiğini, kazaya sebebiyet veren ...plaka sayılı aracın davalı ...A.Ş nezdinde ... sigortalı, diğer davalı sigorta şirketi nezdinde de Kasko + ... Sigortalı olduğunu ve ...Şirketi nezdinde düzenlenen iş bu poliçede manevi tazminatların da teminat altına alınmış bulunduğunu, bu durumda oluşan maddi ve manevi zararların davalılarca giderilmesi gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve tazminat miktarları kesin olarak belirlendiğinde arttırılmak kaydıyla, davacının kendi yaralanması nedeniyle uğradığı maddi zarar ile eşinin ölümü nedeniyle uğradığı destekten yoksun kalma tazminatına karşılık olmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... Şirketi dışında kalan tüm davalılardan; 250.0000,00-TL manevi tazminatın da ... sigortacısı dışında kalan diğer davalılardan (-davalı ... Şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş; müteakip sunduğu 06/09/2017 işlem tarihli dilekçe ile, dava dilekçesindeki talep şekline açıklık getirilerek 6100 Sayılı Yasa'nın 107.maddesi kapsamında açılan davada, davacının kendi yaralanmasına ve aynı zamanda eşinin ölümüne bağlı maddi zararlarının kapsamının ancak yargılama sırasında belirlenebileceğini ileri sürmüş, 13/03/2023 işlem tarihli dilekçe ile de, 13/02/2023 günlü bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere vekil edeninin kendi yaralanmasına bağlı maddi zararlarının ve eşinin ölümüyle oluşan destek zararının ne olduğunun ayrı ayrı belirlendiğini, davalı ...tarafından sulh sözleşmesi uyarınca yapılan ödeme de dikkate alındığında ödenmemiş toplam tazminat tutarının 784.994,25-TL olduğunu beyanla fazlaya ilişkin haklar ve ek dava açmak hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminata ilişkin 5.000,00-TL'lik talep miktarını 784.994,25-TL'ye çıkarttıklarını açıklayarak bu miktar alacağın ...dışındaki davalılardan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir.Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın aşamaları açıklanmak ve Hukuk Genel Kurulu kararlarına atıfta bulunulmak suretiyle; davanın ilk olarak 16/02/2017 tarihinde işlemden kaldırıldığı, davacı vekilince yapılan yenileme üzerine davaya kaldığı yerden devam edilerek yeni duruşma oturumu belirlendiği, müteakip yargılamada davacı vekilinin haberdar olduğu 18/06/2020 günlü duruşma oturumuna da mazereti olmaksızın katılmadığı, her ne kadar davanın işlemden kaldırılmasına ilişkin açık bir karar oluşturulmamış ise de, esasen davanın bu tarih itibariyle 2.kez işlemsiz bırakıldığı, davanın 2.kez işlemsiz bırakılmasından sonra davacı vekili tarafından sadece .......yönelik olarak yenileme talebinde bulunulduğu, diğer davalılar yönünden davanın yenilenmediği, buna rağmen sehven davalılar arasında ayrım yapılmaksızın davaya devam olunduğu ve en son davacı vekili tarafından yine haberdar olduğu 27/12/2023 günlü duruşma oturumuna yine mazeret bildirilmeksizin iştirak edilmediği, söz konusu bu oturumda hazır bulunan davalıların da davayı takip etmeyeceklerini bildirdiği, bu durumda davacı taraf eldeki davayı 3.kez işlemsiz bıraktığından davanın açılmamış sayılması gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.27/03/2024 gün ****\/**** Esas - ****\/**** sayılı iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce verilen 07/11/2024 gün, ****\/**** Esas - ****\/**** Karar sayılı ilamla; davanın aşamalarına ve konuya ilişkin yasal düzenlemelere açıklık getirildikten sonra;"Hal böyle olunca; 16/02/2017 tarihinde icra olunan duruşma oturumunda davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığından, eldeki davanın 3.kez işlemsiz bırakıldığı sonucuna varılamaz. Bundan ayrı; eldeki davada, duruşma gün ve saatinden usulüne uygun şekilde haberdar olan davacı vekili 18/06/2020 tarihinde icra olunun duruşmaya katılmamış ve mazerette bildirmemiş ve davanın davalıları da bu celseye katılmamışlardır. Bu durumda; duruşma oturumunda hazır olmayan davalıların mazeret bildirmeleri davayı takip iradesini gösterdiği yönünde yorumlanamayacağından, yasa gereği davanın 1.kez işlemsiz bırakıldığı kabul edilerek buna göre işlem yapılması gerekirken, mahkemece bu celse, davanın işlemden kaldırıldığına ilişkin açık bir hüküm tesis etmemiş aksine aynı celse mazeret bildirerek hazır bulunmayan davalılar vekillerinin mazeretleri kabul edilerek, mazeret bildiren davalılara davayı takip edip etmeyecekleri yönünde beyanda bulunmaları için süre tanınarak yeni duruşma günü belirlenmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece yapılan hatalı bu uygulamanın tüm sonuçlarının davacı tarafa yükletilmesi, açıklık ve güvenilirlik ilkelerine aykırı olacağından davanın bu celse işlemsiz bırakıldığı gibi bir sonuca da yasal olanak bulunmadığından, yani somut olayda davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için gerekli olan iki kez işlemden kaldırma hali gerçekleşmemiş bulunduğundan, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olmuştur..." denilmek suretiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/5 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.Dairece verilen kaldırma kararından sonra ****\/**** esasa kayıtlanan davanın sürdürülen yargılaması sırasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 02/07/2025 günlü ıslah dilekçesi ile müvekkilinin eşinin ölümüyle uğradığı destekten yoksun kalma zararının 2.332.395,04-TL, kendi yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik zararının da 71.086,14-TL olduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiğini beyanla, 13/03/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesine konu maddi tazminata ilişkin talep miktarını 1.618.486,93-TL arttırarak toplam 2.403.481,18-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Mahkemece iddia, savunma, kaldırma kararı, kaldırma kararından önce ve sonra toplanan deliller, taraf beyanları, bilirkişi raporları, ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Her ne kadar davalı tarafça zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de; görülmekte olan davanın, HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğiyle açılması nedeniyle davacı vekili tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak sunulan 07/10/2021 tarihli dilekçenin bedel arttırım dilekçesi, 02/07/2025 tarihli dilekçenin ise ıslah dilekçesi olduğu, zira belirsiz alacak davalarında davacının bedel arttırım talebinden başka bir kez de ıslah hakkı bulunduğu, 2918 sayılı KTK'nın 109/2.maddesinde düzenlemeye göre; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı ve fakat dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağına dair düzenleme bulunduğu, dava konusu kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu dikkate alındığında, 02/07/2025 ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığından, davalı tarafın zamanaşımı itirazlarının yerinde bulunmadığı;Davalı ...vekili tarafından husumet itirazının da yerinde olmadığı, zira davalı ...her ne kadar ... maliki olmasa da özel halk otobüsleri...'den aldıkları çalışma ruhsatı ile çalışmakta olup, bu otobüslerde Akpil kullanılabilmekte ya da...'nin sorumluluğunda bilet kesildiğinden söz konusu aracın davalı .....'nin denetim ve kontrolünde bulunduğu, dolayısıyla...'nin ...sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi ve otobüsün maliki davalı .......
Yargıtay kararının devamı burada yer almaktadır. Kararın gerekçesi ve hüküm bölümüne erişmek için lütfen giriş yapın veya uygun bir plan seçin. Tam metne erişim hukuki araştırmalarınızı çok daha verimli kılacaktır.
🔒

Devamını okumak için giriş yapın

Ücretsiz hesap ile günde 3 karar önizleyebilirsiniz. Tam metin ve export için Başlangıç planı yeterlidir.

Ücretsiz 3 içtihat/gün Başlangıç'ta tam metin Premium'da benzer kararlar