Aramaya Dön
14. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi
Ceza Hukuku
Karar Metni
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ****\/****
KARAR NO: ****\/****
TÜRKMİLLETİADINAİSTİNAFKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.02.2023 tarihli Ara Karar
NUMARASI: ****\/**** Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen esas hakkında dava içinde verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın dava dışı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.’de %75,45 oranında paya sahibi olduğunu, bakiye kalan %24,55 oranındaki payın ise kardeşleri ... ve ... ile yeğenleri ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, şirkette yönetim kurulu üyeliği görevini ise uzun yıllar davalılar ..., ... ve ...'ın üstlendiğini, müvekkilinin ayrıca bir başka şirket olan ... Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin de büyük oranda pay sahibi olduğunu, ... Aş 'de davalılardan ... ise %5 oranında paya sahip olduğunu ve uzun süre müdür sıfatıyla iş ve işlemler yaptığını, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ****\/**** E. sayılı dosyasından yürütülen kovuşturma başlatıldığını, müvekkilinin hakkında bir yıldan uzun süreli mahkumiyet hükmü tesis edildiğini ve müvekkilinin 05.03.2008 tarihinde kapalı ceza infaz kurumuna gönderildiğini, akabinde müvekkiline TMK m. 407 uyarınca bir vasi tayin edildiğini, müvekkiline, hem öz kardeşi hem de şirketlerde pay sahibi olan davalı ...’ın vasi olarak atandığını, ancak müvekkilinin son dönemlerde cezasını açık ceza infaz kurumunda geçirdiğini, 05/04/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile Covid-19 virüsüne ilişkin alınan önlemler kapsamında uzun süreli izinden yararlandırıldığını ve bu aşamada önemli oranda pay sahipliğinin olduğu dava dışı şirketlerin işlerinin yürütümünü kontrol etmek istediğini ve yokluğunda davalılar tarafından usulsüz ve kötüniyetli işlemlerin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, daha önce dava dışı şirket ...A.Ş.’nin mülkiyetinde olan “İstanbul İli Arnavutköy İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... ve ... Parsellerde” bulunan taşınmazların İski Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına karar verildiğini, idare ile taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ve İski Genel Müdürlüğü tarafından Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemi ile açılan dava sonucunda mahkemece 09.03.2018 T., ****\/**** E., ****\/**** K. sayılı karar ile ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmazlar için toplamda 3.643.927,75 TL kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazların davacı idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin taşınmazların bedellerine ilişkin tespitin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD.’nin 27.05.2020 T., ****\/**** E., ****\/**** K. sayılı kararı ile de aynen hüküm altına alındığını ve yargılama sonucunda ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmazların değerine ilişkin belirlenen 3.643.924,75 TL tutarındaki kamulaştırma bedelinin 06.03.2018 tarihinde şirket hesabına aktarıldığını, ancak kısa süre sonra 20.03.2018 tarihinde davalılardan ... tarafından şirket hesabından çekildiğini, bunun üzerine bu paranın şirketin ne tür bir faaliyeti için kullandığının bilinmediğini, sorulduğunda ise akıbetine yönelik bir bilgi de elde edilemediğini, müvekkilinin malvarlığında ... isimli bir oteli bulunduğunu ve bu Otel işletilmek üzere ... A.Ş.’ye kiralandığını ancak ... A.Ş. faaliyetlerini bu otelden elde ettiği gelirler ile yürüttüğünü ancak elde edilen kazançlar gerçeğe uygun bir biçimde şirket kasasına intikal ettirilmediğini, müvekkiline bu anlamda kar payına mahsuben gerçeğe uygun bir ödeme yapılmadığını, davalılardan ... ve ... ile bir diğer pay sahibi ...’ın son yıllarda şahsi mal varlıklarının aktifini (taşınır/taşınmaz vs.) arttırdıkları bilgisine haricen ulaştıklarını, ..., ... ve ...,ın şirketteki pay sahiplikleri haricinde düzenli olarak yaptıkları bir işlerinin olmadığını ve paylarının da oldukça düşük bir oran olduğunu, şirketin elde ettiği gelirlerin gerçeğe uygun bir şekilde yansıtılmadığını, müvekkili ve yeni atanan yönetim kurulu üyelerinin sonradan temin edebildikleri bir kısım muhasebe defterlerinden davalıların şirket gelirlerini gerçeğe uygun yansıtmadıklarının tespit edildiğini, ...’in işletilmesinden elde edilen gelirlerin yanı sıra otelin zemin katında bulunan 2 adet işyerinin kira gelirlerinin bulunduğunu, bu iş yerlerinin 2018 yılı itibariyle aylık kira getirisinin totalde 15.000,00 USD olduğunu, yaptıkları araştırmalar neticesinde iş yerlerinin kira bedellerinin de şirkete ya hiç intikal ettirilmediğini ya da gerçek değerlerine aykırı bir şekilde yansıtıldığının anlaşıldığını, davalıların bugüne kadar emek vererek çalıştıkları hiçbir işleri olmadığını ,ayrıca kardeşlerden ... konuşma ve işitme engelli olduğunu herhangi bir işte çalışmasının da mümkün olmadığını, kardeşler üzerine kayıtlı bulunan tüm mal varlıkları da gerçekte müvekkiline ait olduğunu ve diğer aile bireyleri adına emaneten tescil edildiğini, müvekkilinin mülga TK’nın getirdiği yasal zorunluluklardan ötürü kardeşlerini işletmekte olduğu şirketlerde pay sahibi de yapmak durumunda kaldığını, söz konusu şirketlerin kuruluş aşamasında müvekkilinin kardeşlerinin oldukça küçük yaşlarda olduklarını ve bu şirketlerde pay sahibi olmalarına yeter düzeyde bilinçsel ve fiziksel yeterlilikte olmadıklarını, hem her iki şirkette yetkili olan hem de müvekkiline vasi olarak atanan davalı ... ın usul ve yasaya aykırı olarak kendisi ve başkaları lehine kazandırmalar yaptığını, davalılardan ...'ın vasi ve yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle tüm idari başvuruları bizzat kendisi tarafından yapıldığını buna rağmen ... hakkında imar kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile şikayetlerde bulunduğunu böylece Şirket’in tek gelir kaynağı olan Otel’den gelir elde edilmesinin engellediğini, davalı ...’ın şirket zararına yol açma pahasına salt müvekkilini cezaevine gönderme saiki ile yapmış olduğu şikâyet üzerine imar kirliliğine neden olma suçlaması ile İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinde kovuşturma aşamasına geçildiğini, yargılama aşamasında 01.07.2021 tarihli celsede , dosyadaki mevcut delil durumu ve olay tarihinde müvekkilinin cezaevinde bulunduğunu nazara alarak ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önce ... adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiğini, hakkında iddianame düzenlenemediği yanıtını verdiğini, ...’ın haksız ve hukuka aykırı olarak yapmış olduğu tüm bu iş/işlem ve şikayetler de o tarihten bu yana faaliyetini yürütemeyen ve herhangi bir gelir elde edemeyen ... A.Ş.nin nihai olarak zararına yol açtığını, davalı ... ve yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların şirketin doğrudan zararına sebebiyet verdiklerini, daha önce dava dışı ... A.Ş. adına kayıtlı olan İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın 21.09.2020 tarihinde davalılar tarafından hem köylü hem de akrabaları olan ...
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ****\/****
KARAR NO: ****\/****
TÜRKMİLLETİADINAİSTİNAFKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24.02.2023 tarihli Ara Karar
NUMARASI: ****\/**** Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen esas hakkında dava içinde verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın dava dışı ... İşletmeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.’de %75,45 oranında paya sahibi olduğunu, bakiye kalan %24,55 oranındaki payın ise kardeşleri ... ve ... ile yeğenleri ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, şirkette yönetim kurulu üyeliği görevini ise uzun yıllar davalılar ..., ... ve ...'ın üstlendiğini, müvekkilinin ayrıca bir başka şirket olan ... Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin de büyük oranda pay sahibi olduğunu, ... Aş 'de davalılardan ... ise %5 oranında paya sahip olduğunu ve uzun süre müdür sıfatıyla iş ve işlemler yaptığını, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ****\/**** E. sayılı dosyasından yürütülen kovuşturma başlatıldığını, müvekkilinin hakkında bir yıldan uzun süreli mahkumiyet hükmü tesis edildiğini ve müvekkilinin 05.03.2008 tarihinde kapalı ceza infaz kurumuna gönderildiğini, akabinde müvekkiline TMK m. 407 uyarınca bir vasi tayin edildiğini, müvekkiline, hem öz kardeşi hem de şirketlerde pay sahibi olan davalı ...’ın vasi olarak atandığını, ancak müvekkilinin son dönemlerde cezasını açık ceza infaz kurumunda geçirdiğini, 05/04/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile Covid-19 virüsüne ilişkin alınan önlemler kapsamında uzun süreli izinden yararlandırıldığını ve bu aşamada önemli oranda pay sahipliğinin olduğu dava dışı şirketlerin işlerinin yürütümünü kontrol etmek istediğini ve yokluğunda davalılar tarafından usulsüz ve kötüniyetli işlemlerin gerçekleştirildiğini öğrendiğini, daha önce dava dışı şirket ...A.Ş.’nin mülkiyetinde olan “İstanbul İli Arnavutköy İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... ve ... Parsellerde” bulunan taşınmazların İski Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmasına karar verildiğini, idare ile taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ve İski Genel Müdürlüğü tarafından Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili istemi ile açılan dava sonucunda mahkemece 09.03.2018 T., ****\/**** E., ****\/**** K. sayılı karar ile ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmazlar için toplamda 3.643.927,75 TL kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazların davacı idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin taşınmazların bedellerine ilişkin tespitin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD.’nin 27.05.2020 T., ****\/**** E., ****\/**** K. sayılı kararı ile de aynen hüküm altına alındığını ve yargılama sonucunda ... A.Ş. adına kayıtlı taşınmazların değerine ilişkin belirlenen 3.643.924,75 TL tutarındaki kamulaştırma bedelinin 06.03.2018 tarihinde şirket hesabına aktarıldığını, ancak kısa süre sonra 20.03.2018 tarihinde davalılardan ... tarafından şirket hesabından çekildiğini, bunun üzerine bu paranın şirketin ne tür bir faaliyeti için kullandığının bilinmediğini, sorulduğunda ise akıbetine yönelik bir bilgi de elde edilemediğini, müvekkilinin malvarlığında ... isimli bir oteli bulunduğunu ve bu Otel işletilmek üzere ... A.Ş.’ye kiralandığını ancak ... A.Ş. faaliyetlerini bu otelden elde ettiği gelirler ile yürüttüğünü ancak elde edilen kazançlar gerçeğe uygun bir biçimde şirket kasasına intikal ettirilmediğini, müvekkiline bu anlamda kar payına mahsuben gerçeğe uygun bir ödeme yapılmadığını, davalılardan ... ve ... ile bir diğer pay sahibi ...’ın son yıllarda şahsi mal varlıklarının aktifini (taşınır/taşınmaz vs.) arttırdıkları bilgisine haricen ulaştıklarını, ..., ... ve ...,ın şirketteki pay sahiplikleri haricinde düzenli olarak yaptıkları bir işlerinin olmadığını ve paylarının da oldukça düşük bir oran olduğunu, şirketin elde ettiği gelirlerin gerçeğe uygun bir şekilde yansıtılmadığını, müvekkili ve yeni atanan yönetim kurulu üyelerinin sonradan temin edebildikleri bir kısım muhasebe defterlerinden davalıların şirket gelirlerini gerçeğe uygun yansıtmadıklarının tespit edildiğini, ...’in işletilmesinden elde edilen gelirlerin yanı sıra otelin zemin katında bulunan 2 adet işyerinin kira gelirlerinin bulunduğunu, bu iş yerlerinin 2018 yılı itibariyle aylık kira getirisinin totalde 15.000,00 USD olduğunu, yaptıkları araştırmalar neticesinde iş yerlerinin kira bedellerinin de şirkete ya hiç intikal ettirilmediğini ya da gerçek değerlerine aykırı bir şekilde yansıtıldığının anlaşıldığını, davalıların bugüne kadar emek vererek çalıştıkları hiçbir işleri olmadığını ,ayrıca kardeşlerden ... konuşma ve işitme engelli olduğunu herhangi bir işte çalışmasının da mümkün olmadığını, kardeşler üzerine kayıtlı bulunan tüm mal varlıkları da gerçekte müvekkiline ait olduğunu ve diğer aile bireyleri adına emaneten tescil edildiğini, müvekkilinin mülga TK’nın getirdiği yasal zorunluluklardan ötürü kardeşlerini işletmekte olduğu şirketlerde pay sahibi de yapmak durumunda kaldığını, söz konusu şirketlerin kuruluş aşamasında müvekkilinin kardeşlerinin oldukça küçük yaşlarda olduklarını ve bu şirketlerde pay sahibi olmalarına yeter düzeyde bilinçsel ve fiziksel yeterlilikte olmadıklarını, hem her iki şirkette yetkili olan hem de müvekkiline vasi olarak atanan davalı ... ın usul ve yasaya aykırı olarak kendisi ve başkaları lehine kazandırmalar yaptığını, davalılardan ...'ın vasi ve yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle tüm idari başvuruları bizzat kendisi tarafından yapıldığını buna rağmen ... hakkında imar kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile şikayetlerde bulunduğunu böylece Şirket’in tek gelir kaynağı olan Otel’den gelir elde edilmesinin engellediğini, davalı ...’ın şirket zararına yol açma pahasına salt müvekkilini cezaevine gönderme saiki ile yapmış olduğu şikâyet üzerine imar kirliliğine neden olma suçlaması ile İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesinde kovuşturma aşamasına geçildiğini, yargılama aşamasında 01.07.2021 tarihli celsede , dosyadaki mevcut delil durumu ve olay tarihinde müvekkilinin cezaevinde bulunduğunu nazara alarak ... hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha önce ... adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiğini, hakkında iddianame düzenlenemediği yanıtını verdiğini, ...’ın haksız ve hukuka aykırı olarak yapmış olduğu tüm bu iş/işlem ve şikayetler de o tarihten bu yana faaliyetini yürütemeyen ve herhangi bir gelir elde edemeyen ... A.Ş.nin nihai olarak zararına yol açtığını, davalı ... ve yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalıların şirketin doğrudan zararına sebebiyet verdiklerini, daha önce dava dışı ... A.Ş. adına kayıtlı olan İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın 21.09.2020 tarihinde davalılar tarafından hem köylü hem de akrabaları olan ...
Yargıtay kararının devamı burada yer almaktadır. Kararın gerekçesi ve hüküm bölümüne erişmek için lütfen giriş yapın veya uygun bir plan seçin. Tam metne erişim hukuki araştırmalarınızı çok daha verimli kılacaktır.
🔒
Devamını okumak için giriş yapın
Ücretsiz hesap ile günde 3 karar önizleyebilirsiniz. Tam metin ve export için Başlangıç planı yeterlidir.
Ücretsiz 3 içtihat/gün
Başlangıç'ta tam metin
Premium'da benzer kararlar