Büyükçekmece İtirazın İptali Davası Avukatları

Büyükçekmece, İstanbul ilçesinde itirazın iptali davası alanında hizmet veren 481 avukat. İcra takibine itiraz, bir yıllık dava süresi, likit alacak, icra inkâr tazminatı, görevli mahkeme, ispat ve süreç bilgileriyle inceleyin.

Av. Zafer Akbay
Av. Zafer Akbay
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 51544 sicil numaralı üyesidir.

Av. Nil Gizem Kutlu
Av. Nil Gizem Kutlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 67333 sicil numaralı üyesidir.

Av. Salim Özcan
Av. Salim Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 28536 sicil numaralı üyesidir.

Av. Menekşe Eren
Av. Menekşe Eren
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 38696 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Oğulcan Başar
Av. Oğulcan Başar
İstanbul İstanbul Barosu

65087 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Erdem Kiliç
Av. Erdem Kiliç
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 34762 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Deniz Altuntaş
Av. Deniz Altuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 75791 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Abdülkerim Saltuk Buğra Uzuntaş
Av. Abdülkerim Saltuk Buğra Uzuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 62124 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Sühel Kadak
Av. Mehmet Sühel Kadak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15059 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nilay Yilmaz
Av. Nilay Yilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

74470 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Nurcan Karaarslan
Av. Nurcan Karaarslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 38865 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Pinar Yildirim Gökdağ
Av. Pinar Yildirim Gökdağ
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 39841 sicil numaralı üyesidir.

Av. Merve Selvi
Av. Merve Selvi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 63623 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Kerem Uluocak
Av. Kerem Uluocak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 70939 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nazli Gülce Başak
Av. Nazli Gülce Başak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 68073 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ayşe Uzuntaş
Av. Ayşe Uzuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 62685 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yeşim Bayrambey Özel
Av. Yeşim Bayrambey Özel
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 41434 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Emir Serhad Seymen
Av. Emir Serhad Seymen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 27290 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Cenk Şen
Av. Cenk Şen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 41006 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ece Barlik
Av. Ece Barlik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 83167 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Fikret Özdemir
Av. Fikret Özdemir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15295 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mükremin Yikilmaz
Av. Mükremin Yikilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 31095 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Birol Özcan
Av. Birol Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 15979 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşen Özlem Kopuk
Av. Ayşen Özlem Kopuk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 55580 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Burak Kadir Aykul
Av. Burak Kadir Aykul
İstanbul İstanbul Barosu

89485 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. İrfan Şefreş Hasbayram
Av. İrfan Şefreş Hasbayram
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 34612 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ahmet Yilmaz
Av. Ahmet Yilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15305 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Besim Emirhan Ertürk
Av. Besim Emirhan Ertürk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 54248 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Şeyma Bağ
Av. Şeyma Bağ
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 91756 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zeliha Eren
Av. Zeliha Eren
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 77847 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nuri Aydin
Av. Nuri Aydin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 15477 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Helin Özcan
Av. Helin Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

84316 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Elçin Göçer
Av. Elçin Göçer
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 84131 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Selvihan Cengiz
Av. Selvihan Cengiz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 16257 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sibel Kayrak
Av. Sibel Kayrak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 38457 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Doğan Kütükçü
Av. Doğan Kütükçü
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 24516 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Rabiya Aktaş
Av. Rabiya Aktaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 87120 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Aybüke Tuğçe Karakoyunlu
Av. Aybüke Tuğçe Karakoyunlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 49797 sicil numaralı üyesidir.

Av. Alper Ergün
Av. Alper Ergün
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 35874 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muhammed Talha Kömürcü
Av. Muhammed Talha Kömürcü
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 60552 sicil numaralı üyesidir.

Av. İlknur Kocaağa
Av. İlknur Kocaağa
İstanbul İstanbul Barosu

27044 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Murat Hasret Kaya
Av. Murat Hasret Kaya
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 26774 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Hamdi Tarim
Av. Hamdi Tarim
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 24667 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Firat Mehmetoğlu
Av. Firat Mehmetoğlu
İstanbul İstanbul Barosu

66242 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Atalay Dönmez
Av. Atalay Dönmez
İstanbul İstanbul Barosu

98079 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Zülal Zübeyde Ortaeri
Av. Zülal Zübeyde Ortaeri
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 66105 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zehra Duygu Kocamanoğlu Kevser
Av. Zehra Duygu Kocamanoğlu Kevser
İstanbul İstanbul Barosu

66348 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tahir Aslan
Av. Tahir Aslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 15387 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ümit Demir
Av. Ümit Demir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 63616 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Merve Taşkiran Özgen
Av. Merve Taşkiran Özgen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 54761 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Büyükçekmece, İstanbul İtirazın İptali Davası Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Büyükçekmece (İstanbul) bölgesinde itirazın iptali davasını; icra takibine itirazın nasıl aşılacağını, bir yıllık dava süresini, likit alacak kavramını, icra inkâr tazminatını, itirazın kaldırılması yoluyla farkını, görevli ve yetkili mahkemeyi, ispat kurallarını, dava sürecini ve zamanaşımını açık bir dille ele alır. Amaç, duran bir icra takibini doğru usulle sürdürmenize, sürenizi kaçırmadan en verimli yolu seçmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli biçimde belirlemenize yardımcı olmaktır. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır; her uyuşmazlık kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Kısa Bakış — İtirazın İptali Davasında Öne Çıkanlar
  • Bir yıllık süre: İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açılmalıdır; süre hak düşürücüdür.
  • Görevli mahkeme: Kural olarak Asliye Hukuk; ticari işte Asliye Ticaret, tüketici işleminde Tüketici, iş alacağında İş Mahkemesi.
  • Amaç: Borçlunun itirazını hükümsüz kılarak duran icra takibinin devamını sağlamak.
  • İcra inkâr tazminatı: Likit alacakta, haksız itiraz eden borçlu aleyhine istenebilir.
  • Yer: Büyükçekmece dosyaları Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresinde görülür.

İtirazın İptali Davası Nedir? Kapsamı

İtirazın iptali davası, alacaklının başlattığı ilamsız icra takibine borçlunun itiraz etmesi ve bu itirazın takibi durdurması üzerine açılan bir davadır. Amaç, borçlunun itirazının haksız olduğunu genel mahkemede ispat ederek itirazı hükümsüz kılmak ve duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, İcra ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiştir ve icra hukuku ile borçlar hukukunun kesiştiği bir alanda yer alır. Temel dayanağı ilamsız icra takibinin varlığı olduğundan, itirazın iptali davası ancak önceden usulüne uygun bir icra takibi başlatılmışsa gündeme gelir.

İlamsız icra takibinde alacaklı, elinde bir mahkeme kararı olmasa dahi para ve teminat alacakları için doğrudan icra dairesinde takip başlatabilir. Borçluya bir ödeme emri gönderilir; borçlu bu emre süresinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. Ancak borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip kendiliğinden durur. İşte bu noktada alacaklının önünde iki temel yol açılır: icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemede itirazın iptali davası. İtirazın iptali davası, bu iki yoldan geniş delil imkânı tanıyan ve alacağın esasını inceleyen yoldur.

İtirazın iptali davasının kendine özgü unsurları, onu diğer alacak davalarından ayırır. Aşağıdaki kutucuklarda bu davanın temel yapı taşları özetlenmiştir; her biri davanın açılabilmesi ve sonuç alınabilmesi bakımından belirleyicidir:

Takip Şartı
Önce icra takibi olmalı
İtiraz
Borçlu itiraz etmiş olmalı
Bir Yıl
Süresinde açılmalı
Genel Mahkeme
Her türlü delil serbest
İnkâr Tazminatı
Likit alacakta istenebilir
Devam
Kabul hâlinde takip sürer

İcra Takibi ve Ödeme Emrine İtiraz Süreci

İtirazın iptali davasını anlamak için önce ona zemin hazırlayan icra takibi ve itiraz sürecini kavramak gerekir. İlamsız icra takibinde alacaklı, icra dairesine başvurarak alacağını beyan eder ve borçluya bir ödeme emri gönderilmesini ister. Ödeme emri, borçluya alacağı ödemesi ya da itiraz etmesi için bir süre tanır. Genel haciz yolunda borçlunun ödeme emrine itiraz süresi kural olarak yedi gündür; bu süre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Borçlu, süresi içinde icra dairesine itiraz ederek takibi durdurabilir. İtiraz, borcun tamamına yönelik olabileceği gibi, yalnızca bir kısmına ya da faize, borcun dayanağına veya imzaya yönelik de olabilir. İtiraz, kural olarak sebep gösterilmeksizin yapılabilir; borçlu itirazının gerekçesini açıklamak zorunda değildir. Bu itiraz, alacaklıya tebliğ edilmese bile takibi durdurur; ancak alacaklının itirazın iptali davası açabilmesi için itirazın kendisine usulüne uygun tebliğ edilmiş olması önem taşır, çünkü bir yıllık süre bu tebliğ tarihinden işlemeye başlar.

Borçlunun itirazıyla duran takip, alacaklı bir işlem yapmadıkça bu hâlde kalır. Alacaklının, alacağını fiilen tahsil edebilmesi için itirazı aşması ve takibi tekrar işler hâle getirmesi gerekir. Bunun için başvurabileceği iki temel yoldan biri itirazın iptali davasıdır. İtirazın niteliği (borca, imzaya ya da yetkiye itiraz olması), izlenecek yolu ve ispat yükünü etkileyebileceğinden, itiraz tebliğ alınır alınmaz sürecin doğru değerlendirilmesi önemlidir.

Bir Yıllık Dava Açma Süresi

İtirazın iptali davasının en kritik özelliklerinden biri, sıkı bir süreye bağlı olmasıdır. Bu dava, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; yani süre geçtikten sonra itirazın iptali davası açma imkânı tamamen ortadan kalkar ve bu durum mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Sürenin kaçırılması, alacaklının hem itirazın iptali yolunu hem de bu yola bağlı icra inkâr tazminatı talebini kaybetmesi anlamına gelir.

Sürenin başlangıç noktası, borçlunun itirazının alacaklıya usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği tarihtir. Uygulamada itirazın alacaklıya ne zaman tebliğ edildiği bazen tartışmalı olabildiğinden, tebliğ tarihinin belgelerle netleştirilmesi büyük önem taşır. Bir yıllık süre, itiraz tebliğinden sonra herhangi bir ek işleme bağlı olmaksızın işlemeye başlar; alacaklının bu süre içinde harekete geçmesi beklenir. Süre içinde dava açılmış olması, davanın kabul edileceği anlamına gelmez; alacağın varlığı ve itirazın haksızlığı ayrıca ispatlanmalıdır.

Bir yıllık süre kaçırıldığında alacaklının hakkı büsbütün yok olmaz; ancak izleyebileceği yol değişir. Bu durumda alacaklı, alacağını genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açarak talep edebilir. Fakat bu yolda, itirazın iptali davasına özgü icra inkâr tazminatı istenemez ve daha önce başlatılan takip yeniden işler hâle getirilemez. Bu nedenle bir yıllık sürenin titizlikle takip edilmesi, alacaklının hak kaybı yaşamaması bakımından hayati önemdedir. İtiraz tebliğ alınır alınmaz bir avukata başvurulması, sürenin güvenli biçimde yönetilmesini sağlar.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Farkı

Borçlunun itirazıyla duran bir takibi aşmak için alacaklının önünde iki temel yol bulunur ve bunların doğru ayırt edilmesi, hem hız hem de sonuç bakımından belirleyicidir. Birincisi itirazın kaldırılması; icra mahkemesinde görülen, yalnızca kanunda sayılan nitelikteki belgelere dayanılarak yürütülen dar kapsamlı bir yoldur. İkincisi ise itirazın iptali davasıdır; genel mahkemede açılan, her türlü delilin serbestçe ileri sürülebildiği tam bir yargılamadır.

İtirazın kaldırılmasında yargılama dar ve hızlıdır; ancak alacaklı, yalnızca imzası ikrar edilmiş ya da noterden onaylı senet, resmî belge gibi kanunda belirtilen güçlü belgelere dayanabilir. Tanık dinlenmez, geniş bir delil değerlendirmesi yapılmaz. Bu yola başvurma süresi kural olarak altı aydır. Elinde bu nitelikte güçlü belge bulunan alacaklı için itirazın kaldırılması, alacağa hızla kavuşmanın etkili bir yoludur. Buna karşılık belge bu niteliği taşımıyorsa bu yol sonuç vermez.

Karşılaştırmaİtirazın İptaliİtirazın Kaldırılması
Görevli merciGenel mahkeme (Asliye Hukuk vb.)İcra Mahkemesi
Süreİtiraz tebliğinden itibaren bir yılKural olarak altı ay
DelilHer türlü delil serbest, tanık dâhilYalnızca kanunda sayılan belgeler
Kesin hükümMaddi anlamda kesin hüküm oluştururKural olarak yalnızca takip hukuku bakımından sonuç doğurur

Elinizde güçlü ve kanunun aradığı nitelikte belge varsa itirazın kaldırılması, hız avantajı nedeniyle çoğu zaman tercih edilir. Belge bu niteliği taşımıyor ya da alacağın esası geniş bir delil değerlendirmesi gerektiriyorsa itirazın iptali davası uygun yoldur. Ayrıca uyuşmazlığın kesin biçimde ve maddi anlamda kesin hükümle sonlandırılmak istendiği hâllerde de itirazın iptali davası öne çıkar. Hangi yolun seçileceğinin, eldeki belgenin niteliği ve alacaklının amacı göz önünde tutularak bir avukatla belirlenmesi yerinde olur.

Likit Alacak Kavramı ve Önemi

İtirazın iptali davasında sıkça karşılaşılan ve sonucu doğrudan etkileyen bir kavram likit alacaktır. Likit alacak, tutarı ve dayanağı belli olan, tarafların anlaşmasıyla ya da kolay bir hesapla açıkça belirlenebilen alacaktır. Bir alacağın likit sayılıp sayılmaması, özellikle icra inkâr tazminatı bakımından belirleyicidir; çünkü bu tazminata hükmedilebilmesi için kural olarak alacağın likit olması aranır. Bu nedenle davada, alacağın likit niteliğinin ortaya konması ayrı bir öneme sahiptir.

Bir alacağın likit sayılabilmesi için, borçlunun ne kadar borçlu olduğunu belgelerden ya da basit bir hesaplamayla anlayabilmesi gerekir. Örneğin miktarı belge ile sabit bir fatura alacağı, kararlaştırılmış ve belgelenmiş bir bedel likit kabul edilebilir. Buna karşılık tutarı ancak yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle netleşecek, tarafların ciddi biçimde tartıştığı, kusur oranına ya da karmaşık hesaba bağlı alacaklar çoğu zaman likit sayılmaz. Likit olmama, alacağın var olmadığı anlamına gelmez; yalnızca inkâr tazminatı bakımından farklı bir sonuç doğurur.

Alacağın likit olup olmadığı, her somut olayda mahkemece ayrıca değerlendirilir; bu değerlendirme, dosyadaki belgelere ve alacağın niteliğine göre yapılır. Alacaklının, alacağın likit olduğunu ortaya koyan belgeleri dosyaya eksiksiz sunması, hem alacağın ispatı hem de tazminat talebi bakımından önem taşır. Likit alacak tartışması teknik bir konu olduğundan, dava açılmadan önce alacağın bu yönden değerlendirilmesi, tazminat beklentisinin gerçekçi biçimde belirlenmesini sağlar ve bir avukatla yapılması yerinde olur.

İcra İnkâr Tazminatı

İcra inkâr tazminatı, itirazın iptali davasının en dikkat çeken sonuçlarından biridir. Bu tazminat, borçlunun icra takibine haksız yere itiraz ederek alacaklıyı gereksiz bir dava sürecine sürüklemesi hâlinde, alacaklı lehine hükmedilebilir. Amacı, dayanaksız itirazları caydırmak ve haksız itiraz nedeniyle alacaklının katlandığı külfeti bir ölçüde karşılamaktır. Tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının bunu dava dilekçesinde açıkça talep etmesi gerekir; kendiliğinden hükmedilmez.

İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesinin temel koşulu, alacağın likit olması ve borçlunun itirazının haksızlığının açıkça ortaya konmasıdır. Tazminatın tutarı, kanunda öngörülen orana göre, hükmedilen alacak miktarı üzerinden hesaplanır ve belirli bir alt oranın altında olamaz. Bu yönüyle icra inkâr tazminatı, alacaklıya davanın kabulü hâlinde ek bir hak sağlar. Ancak alacak likit sayılmıyorsa ya da borçlunun itirazı haklı görülüyorsa tazminata hükmedilmeyebilir; bu nedenle tazminat beklentisinin alacağın niteliğine göre gerçekçi biçimde belirlenmesi gerekir.

Karşı yön: kötü niyet tazminatı

İcra inkâr tazminatı yalnızca alacaklının lehine işlemez. Alacaklının takibinin ve davasının haksız ve kötü niyetli olduğu değerlendirilirse, davası reddedilen alacaklı da borçlu lehine tazminata mahkûm edilebilir. Bu nedenle itirazın iptali davası açmadan önce alacağın ispat edilebilirliği ve likit niteliği dikkatle değerlendirilmelidir.

İtirazın İptali Davasında İspat ve Deliller

İtirazın iptali davası, genel mahkemede görülen tam bir yargılama olduğundan, ispat bakımından alacaklıya geniş imkânlar tanır. İtirazın kaldırılması yolundan farklı olarak burada kural olarak her türlü delile başvurulabilir; yazılı belgeler yanında tanık beyanları da koşulları varsa değerlendirilebilir. Bu genişlik, elinde güçlü senet ya da resmî belge bulunmayan ancak alacağını başka delillerle ispatlayabilecek alacaklılar için itirazın iptali davasını uygun bir yol hâline getirir.

Davada dayanılabilecek deliller arasında yazılı sözleşmeler, faturalar, irsaliyeler, teslim ve tesellüm belgeleri, banka dekontları, havale ve EFT kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, elektronik yazışmalar, senetler ve tanık anlatımları yer alır. Belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin kural olarak senetle ispatı arandığından, yazılı delilin bulunması alacaklının konumunu güçlendirir. Ancak yazılı bir delil başlangıcı mevcutsa ya da karşı taraf senetle ispat kuralına dayanmazsa tanık dinlenmesi de mümkün olabilir.

  • Takip dayanağı belgeler: sözleşme, fatura, irsaliye, teslim belgeleri
  • Ödeme ve para hareketi kayıtları: dekont, havale, EFT, hesap ekstresi
  • Ticari defter ve kayıtlar ile karşılıklı yazışmalar
  • Alacağın likit olduğunu gösteren belgeler (tazminat talebi için)
  • İcra takip dosyası, ödeme emri ve itiraz tebliğ belgeleri

İspat yükü kural olarak alacağın varlığını ileri süren alacaklıya düşer; alacaklı, hem alacağın mevcut olduğunu hem de borçlunun itirazının haksızlığını ortaya koymalıdır. Alacağın likit olduğunu gösteren belgeler, icra inkâr tazminatı bakımından ayrıca önem taşır. Hangi delillerin dosyada bulunması gerektiğinin dava açılmadan önce belirlenmesi, davanın kabul olasılığını artırır ve bir avukatla planlanması yerinde olur.

Büyükçekmece'da İtirazın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, takibe konu alacağın kaynağına ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Alacağın TürüGörevli Mahkeme
Genel alacak (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme)Asliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari işten doğan alacakAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan alacak (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
İş sözleşmesinden doğan ücret ve tazminat alacağıİş Mahkemesi
Kira ilişkisinden doğan alacakSulh Hukuk Mahkemesi
Yer bakımından yetki — Büyükçekmece

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan alacaklarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. İtirazın iptali davası önceden başlatılmış bir icra takibine dayandığından, çoğu zaman takibin yürütüldüğü ve borçlunun bulunduğu yer olan Büyükçekmece'da doğan uyuşmazlık Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede görülür.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış görevli mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve bu süre ile masraf kaybına yol açar. Yetki ise çoğu hâlde tarafların ileri sürmesine bağlıdır ve bazı sözleşmelerde geçerli bir yetki sözleşmesiyle değiştirilebilir; ancak tüketici gibi zayıf tarafı koruyan bazı yetki kuralları kesindir. Doğru mahkeme ve yetki tercihinin baştan yapılması, davanın esasına hızla geçilmesini sağlar.

Dava Süreci Adım Adım

İtirazın iptali davası, önceden başlatılmış bir icra takibinin devamı niteliğinde ilerler ve belirli aşamalardan geçer. Aşağıda sürecin temel adımları özetlenmiştir; her aşamanın kendine özgü süre ve gereklilikleri bulunur:

1
İcra takibi ve itiraz
İlamsız takip başlatılır, ödeme emri tebliğ edilir; borçlu süresinde itiraz ederek takibi durdurur.
2
İtirazın tebliği
İtirazın alacaklıya tebliğ tarihi belirlenir; bir yıllık dava açma süresi bu tarihten işlemeye başlar.
3
Dava dilekçesi
Alacağın varlığı, itirazın haksızlığı ve varsa icra inkâr tazminatı talebi açıkça yazılarak dava açılır.
4
Cevap ve dilekçeler
Borçlu cevap dilekçesi verir; taraflar delillerini ve iddialarını dilekçeler aşamasında ortaya koyar.
5
Tahkikat ve deliller
Belge, tanık ve gerekirse bilirkişi incelemesiyle deliller değerlendirilir; alacağın esası tartışılır.
6
Karar
İtiraz haksız görülürse iptal edilir ve takip devam eder; koşulları varsa icra inkâr tazminatına hükmedilir.
7
İstinaf ve temyiz
Karara karşı kanun yollarına başvurulabilir; kesinleşen kararla takip veya alacak sonuçlandırılır.

Bu adımların süresi; alacağın niteliğine, delil durumuna, bilirkişi ihtiyacına ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Bazı para alacaklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı olabileceğinden, sürecin en başında bu zorunluluğun kontrol edilmesi gerekir. Her aşamada sürelerin ve gerekliliklerin doğru yönetilmesi, davanın gecikmeden ve hak kaybı olmadan sonuçlanması bakımından önem taşır.

İtirazın İptali Davasında Talep Edilebilecek Kalemler

İtirazın iptali davasında talep edilebilecek kalemler, davanın hem asıl amacını hem de ona bağlı ek haklarını kapsar. Davanın merkezinde, borçlunun itirazının iptali ve buna bağlı olarak duran icra takibinin devamının sağlanması yer alır. Ancak alacaklının davada ileri sürebileceği talepler yalnızca bununla sınırlı değildir; usulüne uygun olarak eklendiğinde başka kalemler de dosyaya dâhil edilebilir.

Asıl talepler

Borçlunun itirazının iptali ve takibin devamı bu davanın çekirdeğini oluşturur. Buna, takibe konu asıl alacak tutarı ile takip talebinde gösterilen faiz de dâhildir. İtirazın kısmî olması hâlinde, yalnızca itiraz edilen kısım bakımından iptal talep edilir. Alacağın dayanağı ve tutarı, takip dosyasındaki taleple uyumlu biçimde ortaya konmalıdır.

Ek talepler

Koşulları varsa icra inkâr tazminatı, dava dilekçesinde açıkça istenmek kaydıyla talep edilebilir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de davayı kazanan taraf lehine hükmedilir. Faiz kaleminin başlangıç tarihi ve türü, takip talebindeki beyanla uyumlu olarak ileri sürülmelidir; aksi hâlde hesaplamada uyuşmazlık doğabilir.

Talep edilecek kalemlerin dava dilekçesinde eksiksiz ve açık biçimde gösterilmesi büyük önem taşır; özellikle icra inkâr tazminatı gibi kalemler açıkça talep edilmedikçe hükmedilmez. Talebin takip dosyasıyla uyumlu olması, mahkemenin dosyayı hızla değerlendirmesini sağlar. Bu kalemlerin doğru belirlenmesi ve dilekçeye işlenmesi teknik bir konudur ve bir avukatla titizlikle kurgulanması yerinde olur.

Zamanaşımı ve Süreler

İtirazın iptali davasında iki farklı süre kavramı bir arada gündeme gelir: davanın kendisine ilişkin bir yıllık hak düşürücü süre ve takibe konu alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi. Bunların ayırt edilmesi, alacaklının hem davayı zamanında açması hem de alacağın zamanaşımına uğramasını önlemesi bakımından önemlidir. Aşağıdaki tabloda başlıca süreler özetlenmiştir:

Süre TürüAçıklama
Ödeme emrine itiraz süresiGenel haciz yolunda kural olarak yedi gün (tebliğden itibaren)
İtirazın iptali dava süresiİtirazın tebliğinden itibaren bir yıl (hak düşürücü)
İtirazın kaldırılması süresiKural olarak altı ay
Genel zamanaşımıTürk Borçlar Kanunu'nda kural olarak on yıl
Bazı alacaklarda kısa zamanaşımıKira, faiz, ücret ve benzeri alacaklarda beş yıl

Takibe konu alacağın zamanaşımı, icra takibinin başlatılmasıyla kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle usulüne uygun başlatılan bir takip, alacağın zamanaşımına uğramasını önlemede etkili olur. İtirazın iptali davasının bir yıllık süresi ise ayrı bir süredir ve zamanaşımından bağımsızdır; bu süre kaçırıldığında dava açma imkânı yok olur. Sürelerin doğru hesaplanması ve takibi, hak kaybının önlenmesi bakımından kritik olduğundan bir avukat eşliğinde yürütülmesi yerinde olur.

Özel Durumlar: Kısmî İtiraz ve İmzaya İtiraz

İtirazın iptali davasında borçlunun itirazının niteliği, izlenecek yolu ve ispat yükünü etkiler. Bu bağlamda karşılaşılan özel durumlardan ilki kısmî itirazdır. Borçlu, alacağın tamamına değil yalnızca bir kısmına itiraz etmiş olabilir; örneğin asıl alacağı kabul edip yalnızca faize itiraz edebilir ya da tutarın bir bölümünü kabul edip kalanına karşı çıkabilir. Bu durumda takip yalnızca itiraz edilen kısım bakımından durur; kabul edilen kısım için takip devam edebilir. Alacaklı da itirazın iptali davasını yalnızca itiraz edilen kısım için açar.

İkinci özel durum, borçlunun takip dayanağı senetteki imzaya itiraz etmesidir. Borçlu, borcu değil senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir. İmzaya itiraz, borca itirazdan farklı bir usule tabidir ve ispat yükünün dağılımı değişebilir; imza incelemesi ve bilirkişi değerlendirmesi gündeme gelebilir. Bu tür itirazlarda, senedin ve imzanın gerçekliğinin ortaya konması davanın seyrini belirler.

Üçüncü olarak, borçlunun yetkiye itiraz etmesi ya da alacağın dayanağını (borcun sebebini) tartışması gibi durumlar da özel değerlendirme gerektirir. Her bir itiraz türü, alacaklının hangi hususları öncelikle ispatlaması gerektiğini etkiler. Bu nedenle davaya hazırlık aşamasında, borçlunun itirazının tam olarak neye yönelik olduğunun dikkatle incelenmesi gerekir. İtirazın niteliğine uygun bir dava stratejisinin kurulması, gereksiz delil çabasını önler ve davanın odaklı biçimde yürütülmesini sağlar; bu değerlendirmenin bir avukatla yapılması yerinde olur.

İtirazın İptali Davası İçin Gerekli Belgeler

İtirazın iptali davasının sağlam bir zemine oturması, dosyaya sunulan belgelerin eksiksizliğine bağlıdır. Dava, önceden başlatılmış bir icra takibine dayandığından, hem takip sürecine hem de alacağın esasına ilişkin belgelerin bir arada bulunması gerekir. Aşağıda, dava açılırken hazır bulundurulması yararlı olan başlıca belgeler sıralanmıştır:

  • İcra takip dosyası örneği ve takip talebi
  • Borçluya tebliğ edilen ödeme emri ve tebliğ belgesi
  • Borçlunun itiraz dilekçesi ve itirazın alacaklıya tebliğ belgesi
  • Alacağın dayanağı belgeler: sözleşme, fatura, irsaliye, teslim belgeleri
  • Ödeme ve para hareketi kayıtları: dekont, havale, EFT, hesap ekstresi
  • Alacağın likit olduğunu gösteren belgeler (inkâr tazminatı talebi için)
  • Varsa senet, ticari defter kayıtları ve karşılıklı yazışmalar

Bu belgelerin dava açılmadan önce derli toplu biçimde hazırlanması, hem davanın hızlı ilerlemesini hem de alacağın ve itirazın haksızlığının etkili biçimde ispatını sağlar. Özellikle itirazın alacaklıya tebliğ tarihini gösteren belge, bir yıllık dava süresinin hesaplanmasında belirleyici olduğundan büyük önem taşır. Belgelerin niteliği ve yeterliliği somut olaya göre değişebileceğinden, dosyanın bir avukat eşliğinde gözden geçirilmesi yerinde olur.

Avukat Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

İtirazın iptali davası, icra hukuku ile borçlar hukukunun kesiştiği, sürelere ve teknik ayrıntılara duyarlı bir alandır. Bu nedenle dosyanıza uygun avukatı seçerken, hem icra ve iflas hukuku uygulamasına aşinalık hem de alacağın ispatına yönelik deneyim önem taşır. Aşağıdaki başlıklar, avukat seçiminde göz önünde bulundurulabilecek nesnel ölçütlerdir:

  • İcra hukuku deneyimi: İlamsız takip, itiraz ve itirazın iptali/kaldırılması süreçlerine hâkimiyet.
  • Süre yönetimi: Bir yıllık dava süresi ve zamanaşımı gibi kritik sürelerin titizlikle takibi.
  • İspat stratejisi: Alacağın ve itirazın haksızlığının hangi delillerle ortaya konacağını planlayabilme.
  • Yerel yargı bilgisi: Büyükçekmece Adliyesi ve bölge mahkemeleri ile icra dairelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Tahsil olasılığı, süreç, tazminat ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • İtirazın bana tebliğ tarihine göre bir yıllık dava süresi açısından durumum nedir?
  • Alacağım likit sayılır mı; icra inkâr tazminatı talep edebilir miyim?
  • Elimdeki belgeler alacağın ve itirazın haksızlığının ispatı için yeterli mi?
  • İtirazın iptali mi yoksa itirazın kaldırılması yolu mu benim için daha uygun?
  • Uyuşmazlığım zorunlu arabuluculuk kapsamında mı; önce nereye başvurmalıyım?

İlgili Mevzuat

  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    İlamsız icra takibi, ödeme emri, itiraz, itirazın iptali ve kaldırılması, icra inkâr tazminatı ve süreler
  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Alacağın kaynakları, ifa ve temerrüt, faiz ile zamanaşımının genel esasları
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat kuralları, yargılama usulü ve delillere ilişkin genel düzenlemeler
  • Türk Ticaret Kanunu (6102)
    Ticari işlerde faiz, kambiyo senetleri ve ticari alacaklara ilişkin özel hükümler
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325)
    Ticari ve bazı tüketici para alacaklarında dava şartı olan arabuluculuk süreci

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Bir yıllık sürenin niteliği

İtirazın iptali davasının, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği; sürenin geçmesiyle bu davanın açılamayacağı ve bu hususun kendiliğinden dikkate alınacağı yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · İcra inkâr tazminatı ve likit alacak

İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için kural olarak alacağın likit (belirli ve kolayca hesaplanabilir) olması ve borçlunun itirazının haksızlığının ortaya konması gerektiği değerlendirmesi.

İlke · Takibin devamı ve kesin hüküm

İtirazın iptali davasının kabulü hâlinde borçlunun itirazının hükümsüz kalarak takibin kaldığı yerden devam edeceği; kararın alacağın esası bakımından sonuç doğurduğu yaklaşımı.

Sıkça Sorulan Sorular

Büyükçekmece'da itirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, takibe konu alacağın kaynağına ve tarafların sıfatına göre belirlenir. Genel kural, sözleşmeden veya haksız fiilden doğan alacaklarda Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmasıdır. Ancak iki tarafın da tacir olduğu ve ticari işletmelerini ilgilendiren işlerden doğan alacaklarda Asliye Ticaret Mahkemesi; bir tarafın tüketici olduğu işlemlerde Tüketici Mahkemesi; iş sözleşmesinden doğan ücret ve tazminat alacaklarında İş Mahkemesi; kira ilişkisinden doğan alacaklarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yer bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmeden doğan alacaklarda ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Büyükçekmece'daki dosyalar bu kurallara göre Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?

İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesinin alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir; süre kaçırıldığında itirazın iptali davası açma imkânı ortadan kalkar ve alacaklı, alacağını yalnızca genel hükümlere göre ayrı bir alacak davasıyla talep edebilir. Bu durumda da icra inkâr tazminatı isteme hakkı yitirilir. Sürenin başlangıcı, itirazın alacaklıya usulüne uygun tebliğ edildiği tarihtir; bu nedenle tebliğ tarihinin doğru saptanması kritik önem taşır. Bir yıllık süre içinde dava açılmış olması, davanın kabul edileceği anlamına gelmez; alacağın varlığı ve borçlunun itirazının haksızlığı ayrıca ispatlanmalıdır. Sürenin kaçırılmaması için itiraz tebliğ alınır alınmaz bir avukata başvurulması yerinde olur.

İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?

İkisi de borçlunun icra takibine yaptığı itiraz üzerine başvurulan yollardır ancak usul ve merci bakımından ayrılırlar. İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinde görülen ve yalnızca kanunda sayılan nitelikteki belgelere (imzası ikrar edilmiş veya noterden onaylı senet, resmî belge gibi) dayanılarak yürütülen dar kapsamlı, hızlı bir yoldur; her türlü delil dinlenmez ve altı ay içinde başvurulması gerekir. İtirazın iptali davası ise genel mahkemede açılan, her türlü delilin ileri sürülebildiği, tanık dâhil geniş bir yargılamanın yapıldığı bir davadır ve bir yıl içinde açılabilir. Elinizde İcra ve İflas Kanunu'nun aradığı nitelikte belge varsa itirazın kaldırılması daha pratiktir; belge bu niteliği taşımıyorsa itirazın iptali davası açmak gerekir. Her iki yolda da haksız itiraz eden borçlu aleyhine tazminat istenebilir.

Likit alacak ne demektir, neden önemlidir?

Likit alacak, tutarı ve dayanağı belli olan, tarafların anlaşması ya da kolay bir hesapla açıkça belirlenebilen alacaktır. İtirazın iptali davasında likit olma niteliği özellikle icra inkâr tazminatı bakımından önem taşır; çünkü tazminata hükmedilebilmesi için kural olarak alacağın likit sayılması aranır. Tutarı ancak yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle netleşen, tarafların ciddi biçimde tartıştığı alacaklar likit kabul edilmeyebilir. Örneğin miktarı belgeyle sabit bir fatura alacağı likit sayılabilirken, kusur oranına ya da hesaplamaya bağlı tazminat alacakları çoğu zaman likit görülmez. Alacağın likit olup olmadığı, mahkemece somut olaya göre değerlendirilir. Bu değerlendirme, tazminat talebinin sonucunu doğrudan etkilediğinden bir avukatla önceden gözden geçirilmelidir.

İcra inkâr tazminatı nedir, ne kadardır?

İcra inkâr tazminatı, borçlunun icra takibine haksız yere itiraz etmesi hâlinde alacaklı lehine hükmedilebilen bir tazminattır. Alacaklı, itirazın iptali davasıyla borçlunun itirazının haksız olduğunu ispat ederse, mahkeme koşulların bulunması hâlinde tazminata hükmedebilir. Bu tazminat, kanunda öngörülen orana göre, hükmedilen alacak tutarı üzerinden hesaplanır ve belirli bir alt oranın altında olamaz. Tazminata hükmedilebilmesi için genel olarak alacağın likit olması ve borçlunun itirazının haksızlığının açıkça ortaya konması aranır. Ayrıca bu tazminatın istenebilmesi için dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi gerekir; kendiliğinden hükmedilmez. Buna karşılık davası reddedilen alacaklı da borçlu lehine kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilir; bu nedenle dava açmadan önce alacağın ispat edilebilirliği dikkatle değerlendirilmelidir.

Borçlu itiraz etmezse itirazın iptali davası açmam gerekir mi?

Hayır. İtirazın iptali davasına başvurma ihtiyacı yalnızca borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi hâlinde doğar. Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine kanunda öngörülen süre içinde (genel haciz yolunda kural olarak yedi gün) itiraz etmezse takip kesinleşir; bu durumda alacaklı dava açmadan doğrudan haciz işlemlerine geçerek alacağını tahsil edebilir. İtirazın iptali davası, tam olarak bu kesinleşmenin borçlunun itirazıyla engellendiği durumlarda gündeme gelir; amacı, itirazın hükümsüz kılınarak duran takibin devamını sağlamaktır. Dolayısıyla itiraz yoksa dava da gerekmez. Borçlunun kısmen itiraz ettiği hâllerde ise itiraz edilen kısım bakımından takip durur ve yalnızca o kısım için itirazın iptali davası açılması gerekebilir. Bu ayrımların doğru değerlendirilmesi, gereksiz masraf ve süre kaybını önler.

İtirazın iptali davası ne kadar sürer ve ne kadar masraf gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; alacağın niteliği, delil durumu, bilirkişi incelemesi ihtiyacı ile istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Para alacaklarına ilişkin bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı olabilir; özellikle ticari ve belirli tüketici uyuşmazlıklarında bu genellikle zorunludur. Dava açılırken kural olarak talep edilen alacak tutarı üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardımdan yararlanabilir. İtirazın iptali davası, önceden başlatılmış bir icra takibine dayandığından, takip masraflarının da dosyaya eklenmesi söz konusu olur. Sürenin ve masrafın en aza indirilmesi için doğru delillerle ve eksiksiz taleplerle davanın açılması önemlidir; bu planlamanın bir avukatla yapılması yerinde olur.

İtirazın iptali davasında hangi delillere dayanabilirim?

İtirazın iptali davası genel mahkemede görülen tam bir yargılama olduğundan, kural olarak her türlü delil ileri sürülebilir. Yazılı sözleşmeler, faturalar, irsaliyeler, teslim belgeleri, banka dekontları, havale ve EFT kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, e-posta ve mesajlaşmalar, senetler ve tanık beyanları bu davada değerlendirilir. Belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin kural olarak senetle ispatı arandığından, yazılı delilin bulunması alacaklının konumunu güçlendirir; ancak yazılı delil başlangıcı varsa ya da karşı taraf senetle ispat kuralına dayanmazsa tanık dinlenmesi de mümkün olabilir. Alacağın likit olduğunu ortaya koyan belgeler, icra inkâr tazminatı bakımından ayrıca önem taşır. Hangi delillerin dosyada bulunması gerektiğinin dava açılmadan önce bir avukatla belirlenmesi, davanın kabulü olasılığını artırır.

İtirazın iptali davasını kaybedersem ne olur?

İtirazın iptali davasının reddedilmesi, alacaklı bakımından birkaç sonuç doğurur. Öncelikle, itirazı iptal edilemeyen takip kesinleşemez ve haciz işlemlerine devam edilemez; borçlunun itirazı geçerliliğini korur. İkincisi, alacaklı yargılama giderlerine ve karşı taraf vekâlet ücretine mahkûm edilebilir. Üçüncüsü, borçlunun talep etmesi ve koşulların bulunması hâlinde, alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu değerlendirilirse alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir. Ancak davanın reddi her zaman alacağın hiç var olmadığı anlamına gelmez; bazı hâllerde eksik ispat ya da yanlış usul nedeniyle ret kararı verilebilir. Bu nedenle dava açmadan önce alacağın ispat edilebilirliğinin ve likit olup olmadığının dikkatle değerlendirilmesi, olası bir ret riskini ve ona bağlı yükleri en aza indirir.

İtirazın iptali davasıyla itirazın kesin olarak kaldırılması aynı sonucu mu doğurur?

İki yol da borçlunun itirazının aşılmasını sağlar ancak sonuçları ve nitelikleri farklıdır. İtirazın iptali davası genel mahkemede görülen ve kesin hüküm (maddi anlamda kesin hüküm) niteliği taşıyan bir karara ulaşır; yani alacağın esası hakkında verilen karar, taraflar arasında aynı konuda yeniden dava açılmasını engeller. Buna karşılık icra mahkemesinde verilen itirazın kaldırılması kararı, kural olarak yalnızca takip hukuku bakımından sonuç doğurur ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; taraflar daha sonra genel mahkemede alacağın esasını yeniden tartışabilir. Bu fark, özellikle uyuşmazlığın kesin biçimde sonlandırılmak istendiği durumlarda önemlidir. Hangi yolun tercih edileceği, eldeki belgenin niteliğine ve alacaklının nihai amacına göre bir avukatla belirlenmelidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar