Üsküdar Liman Hukuku Avukatları
Üsküdar, İstanbul ilçesinde liman ve deniz ticareti hukuku alanında hizmet veren 2.718 avukat. Görevli merci, süreç ve süre bilgileriyle inceleyin.
Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.
18859 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 14488 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
23361 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
38535 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 51333 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
89437 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 78054 sicil numaralı üyesidir.
99701 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 39549 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 21767 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 73369 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 38767 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 63951 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
25947 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 63230 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 31372 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 40595 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 10098 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 58427 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 42394 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 25935 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu'nun 37228 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
60937 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 45161 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 85448 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 85474 sicil numaralı üyesidir.
34252 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
73452 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
24590 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 52978 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 24538 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 23234 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 65147 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 59814 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 68328 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
9014 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 70938 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu bünyesinde 64152 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 85178 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 95932 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 86522 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
22462 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
77630 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 18773 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 70960 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 42329 sicil numaralı üyesidir.
36133 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 69806 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 67915 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
6442 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
Üsküdar, İstanbul Liman Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber
Bu rehber, Üsküdar (İstanbul) bölgesindeki liman, deniz ticareti ve deniz taşımacılığı uyuşmazlıklarını; gemi mülkiyeti ve ipoteği, gemi alacaklısı hakkı, navlun sözleşmeleri, çatma, kurtarma ve müşterek avarya, deniz iş sözleşmeleri ile liman işletme ve kılavuzluk hizmetleri açısından ele alır. Amaç, deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlıkta ya da liman işlemlerinde sürecin baştan doğru yönetilmesine ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır.
- Kaynak: Deniz ticaretinin temeli Türk Ticaret Kanunu'nun Deniz Ticareti kitabıdır; kabotaj, liman ve uluslararası sözleşmeler bunu tamamlar.
- Merci: Ticari deniz uyuşmazlıkları Asliye Ticaret Mahkemesi'nde, gemi adamı alacakları İş Mahkemesi'nde görülür.
- Süreler: Navlun, çatma ve kurtarma istemlerinde özel ve çoğu kez kısa zamanaşımı süreleri uygulanır; deliller hızla toplanmalıdır.
- Yer: Üsküdar dosyaları Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür.
Liman ve Deniz Ticareti Hukuku Nedir? Kapsamı
Liman hukuku, dar anlamda limanların işletilmesine, liman hizmetlerine ve liman sahasındaki işlemlere; geniş anlamda ise deniz ticareti ve deniz taşımacılığından doğan tüm hukuki ilişkilere uygulanan kurallar bütünüdür. Uygulamada bu alan, deniz ticareti hukukuyla iç içe geçmiştir; çünkü limanda gerçekleşen yükleme-boşaltma, gemiye el koyma, navlun ve depolama işlemleri doğrudan deniz ticareti kurallarıyla bağlantılıdır. Temel kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Deniz Ticareti kitabıdır; buna kabotaj, liman ve seyir güvenliğine ilişkin özel düzenlemeler ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası deniz sözleşmeleri eklenir.
Bu alan, kara ticaretinden farklı olarak geminin özel hukuki statüsü, denizde karşılaşılan özgün risklerin (fırtına, çatma, batma, kirlilik) hukuki sonuçları ve uluslararası boyut üzerine kuruludur. Gemi hem bir taşıma aracı hem de üzerinde ipotek ve kanuni rehin kurulabilen değerli bir malvarlığı unsurudur. Deniz yoluyla taşınan yükün büyüklüğü, tarafların çoğu zaman farklı ülkelerde bulunması ve seferlerin uzun sürmesi, uyuşmazlıkların hem teknik hem de milletlerarası nitelik taşımasına yol açar. Aşağıda bu alanda en sık karşılaşılan başlıklar özetlenmiştir:
Gemi Mülkiyeti, Sicil ve Devir
Deniz ticaretinin merkezinde gemi bulunur ve gemi, hukuken kendine özgü bir malvarlığı unsuru olarak düzenlenmiştir. Belirli büyüklükteki ticaret gemileri gemi siciline tescil edilir; sicil, geminin adı, bağlama limanı, maliki, üzerindeki ipotek ve haciz gibi kayıtları resmî biçimde gösterir. Sicile kayıtlı gemiler, taşınmazlara benzer bir rejime tabi tutulur: mülkiyetin devri, ipotek kurulması ve bazı hakların doğması sicil işlemlerine bağlıdır. Bu yönüyle gemi sicili, geminin hukuki durumunu üçüncü kişilere karşı belirleyen temel araçtır.
Gemi mülkiyetinin devri, kural olarak tarafların anlaşması ve gerekli hâllerde sicil işlemleri ile gerçekleşir. Devirde geminin ayıpları, üzerindeki yükler, mevcut ipotek ve gemi alacaklısı hakları büyük önem taşır; çünkü bu yükümlülükler çoğu zaman gemiyi takip eder ve yeni maliki de etkileyebilir. Bu nedenle bir gemi alım-satımında sicil kayıtlarının, geçmiş sefer ve borç durumunun, sınıflama kuruluşu belgelerinin ve denize elverişlilik durumunun titizlikle incelenmesi gerekir. Eksik inceleme, alıcının beklemediği borç ve rehinlerle karşılaşmasına yol açabilir.
Paylı mülkiyete konu gemilerde (donatma iştiraki benzeri yapılarda) birden çok kişinin gemi üzerinde payı bulunabilir ve geminin işletilmesine ilişkin kararlar bu paydaşlar arasındaki ilişkiye göre alınır. Ayrıca gemi maliki ile gemiyi fiilen işleten (donatan) çoğu zaman farklı kişiler olabilir; bu ayrım, sorumluluğun kime yükleneceği bakımından belirleyicidir. Gemi mülkiyeti ve işletme ilişkilerinin doğru kurgulanması, hem ticari faaliyetin güvenliği hem de olası uyuşmazlıkların önlenmesi için önemlidir.
Gemi İpoteği ve Gemi Alacaklısı Hakkı
Gemi üzerindeki güvenceler, deniz ticaretinde finansmanın ve alacak tahsilinin temelini oluşturur; başlıca iki güvence türü öne çıkar:
Sicile kayıtlı gemi üzerinde, alacağı güvence altına almak için kurulan ve sicile tescil ile doğan bir haktır. İpotekli alacaklı, geminin cebri satışında belirli bir sıraya göre öncelikli tahsil hakkına sahiptir. Gemi finansmanında en yaygın güvence yöntemidir.
Kanunda sayılan belirli alacaklar için gemi (ve bazen navlun) üzerinde kendiliğinden doğan, tescil gerektirmeyen kanuni bir rehindir. Gemi el değiştirse bile gemiyi takip eder ve birçok alacağa göre öncelik taşır.
Bu iki güvence arasındaki en önemli fark, doğuş biçimleri ve sıralarıdır. Gemi ipoteği iradi olarak kurulur ve sicile tescil edilirken; gemi alacaklısı hakkı, gemi adamlarının ücreti, kurtarma ücreti veya geminin sebep olduğu bazı zararlar gibi kanunda özel biçimde korunan alacaklar için sicil işlemine gerek olmaksızın doğar. Geminin cebri icra yoluyla satışında, satış bedeli bu güvencelerin kanuni sırasına göre alacaklılara paylaştırılır; gemi alacaklısı hakları çoğu zaman ipotekli alacaklardan önce gelir.
Güvencenin türü, sırası ve süresinin doğru belirlenmesi, alacağın tahsil edilip edilemeyeceğini doğrudan etkiler. Örneğin gemi alacaklısı hakkı, kanunda öngörülen süre içinde kullanılmazsa düşebilir; ipotekte ise tescil ve fek işlemleri titizlikle yürütülmelidir. Uluslararası unsur taşıyan işlemlerde ayrıca hangi ülke hukukunun uygulanacağı sorunu da gündeme gelir. Bu nedenle gemi üzerinde alacağı veya güvencesi bulunan tarafların, haklarının niteliğini ve süresini baştan değerlendirmesi büyük önem taşır.
Navlun Sözleşmeleri ve Deniz Yük Taşıması
Deniz yoluyla yük taşımanın hukuki çerçevesini navlun sözleşmesi oluşturur. Bu sözleşmeyle taşıyan, belli bir ücret (navlun) karşılığında yükü bir limandan diğerine taşımayı ve gönderilene teslim etmeyi üstlenir. Navlun sözleşmesi; belirli bir yükün taşınmasına yönelik olabileceği gibi, geminin tamamının veya bir kısmının tahsis edildiği çarter (kırakçarter, zaman çarteri) biçiminde de kurulabilir. Sözleşmenin türü, tarafların yükümlülüklerini ve risk dağılımını belirler.
Taşımanın en önemli belgesi konişmentodur; konişmento hem yükün taşıyana teslim edildiğini gösteren bir makbuz, hem taşıma şartlarını içeren bir belge, hem de yükü temsil eden kıymetli evrak niteliğindedir. Konişmento üzerine yapılan devir, yük üzerindeki hakların da devri sonucunu doğurabilir. Yükün varma limanında teslim alınması, konişmentonun ibrazına bağlıdır. Bu nedenle konişmentodaki kayıtlar, yükün cinsi, miktarı ve durumu hakkında sonradan çıkacak uyuşmazlıklarda temel delil işlevi görür.
Taşıyan, teslim aldığı yükü koruma ve hasarsız teslim etme borcu altındadır; yükün ziya ve hasarından kural olarak sorumludur. Bununla birlikte kanun ve uygulanan uluslararası kurallar, geminin denize elverişli hâle getirilmesi için gerekli özenin gösterilmesi kaydıyla, teknik yönetim kusuru veya yangın gibi bazı hâllerde taşıyana sorumluluktan kurtulma imkânı tanır. Ayrıca taşıyanın sorumluluğu, belirli hesaplama esaslarına göre sınırlandırılmış olabilir. Yük hasarı veya kaybı hâlinde teslim anındaki durumun tutanakla tespiti ve sürelerin gözetilmesi, sonradan açılacak tazminat isteminin başarısı için belirleyicidir.
Çatma: Gemilerin Çarpışmasından Doğan Sorumluluk
Çatma, iki veya daha fazla geminin çarpışması ya da bir geminin yaptığı manevra sonucu diğerine zarar vermesi hâlinde ortaya çıkan bir deniz kazası türüdür. Çatma sonucunda gemilerde, yüklerde ve gemide bulunan kişilerde önemli zararlar doğabilir. Bu zararların kime ve hangi oranda yükleneceği, çatma hukukunun temel konusudur ve kusur ilkesi üzerine kuruludur.
Çatma mücbir sebepten kaynaklanıyorsa veya sebebi belirlenemiyorsa, herkes kendi zararına katlanır. Çatmaya yalnızca bir geminin kusuru sebep olmuşsa, zarar o gemiye yüklenir. Her iki (veya daha çok) geminin de kusuru varsa, zarar kusur oranlarına göre paylaştırılır; kusur oranlarının belirlenememesi hâlinde kusur eşit sayılır. Üçüncü kişilerin bedensel zararlarında kusurlu gemiler kural olarak birlikte sorumlu tutulur, mal zararlarında ise sorumluluk kusur oranıyla sınırlıdır. Bu ayrımlar, tazminatın nasıl dağıtılacağını doğrudan etkiler.
Çatma davalarında en kritik konu, kusurun ve kusur oranlarının ispatıdır. Seyir jurnali kayıtları, radar ve seyir verileri, tayfa ifadeleri, hasar fotoğrafları ve denizcilik bilirkişisi incelemesi bu ispatın temelini oluşturur. Olayın hemen ardından delillerin usulüne uygun tespit edilmesi, sonradan telafisi güç kayıpların önüne geçer. Ayrıca çatmadan doğan istemler özel ve çoğu kez kısa zamanaşımı sürelerine tabi olduğundan, kaza sonrası vakit kaybedilmeden hukuki sürecin planlanması önemlidir.
Kurtarma ve Yardım
Denizde tehlikeye düşen bir gemiye, yüke veya kişilere yapılan kurtarma ve yardım faaliyeti, hem denizciliğin dayanışma geleneğinin hem de hukuki düzenlemelerin konusudur. Kurtarma hukukunun temel ilkesi, kural olarak başarı olmadan ücret doğmamasıdır; yani kurtaran taraf, ancak yararlı bir sonuç elde etmişse ücrete hak kazanır. Bu ilke, kurtarma faaliyetine girişilmesini teşvik ederken riskin kurtaran tarafta kalmasını sağlar.
Kurtarma ücretinin miktarı tek bir ölçüte değil, birçok etkenin birlikte değerlendirilmesine dayanır: kurtarılan gemi ve yükün değeri, tehlikenin ağırlığı ve niteliği, kurtaran tarafın gösterdiği emek ve beceri, harcanan zaman, kullanılan araç ve gereçler ile üstlenilen risk. Modern kurtarma hukukunda, çevre kirliliği tehlikesinin önlenmesine yönelik çabalar da ödüllendirilir; hatta gemi kurtarılamasa bile çevreye verilebilecek zararın önlenmesi hâlinde özel bir tazminat öngörülebilir. Böylece deniz çevresinin korunması da teşvik edilmiş olur.
Taraflar, kurtarma başlamadan veya sürerken bir kurtarma sözleşmesi yapabilir; uygulamada standart kurtarma sözleşmesi formları yaygındır. Ancak tehlike anında baskı altında yapılan ve açıkça hakkaniyete aykırı olan sözleşme şartları, mahkemece değiştirilebilir veya iptal edilebilir. Kurtarma ücretine ilişkin istemler de belirli bir zamanaşımı süresine tabidir. Kurtarma faaliyetinin ve elde edilen sonucun belgelenmesi, ücretin adil biçimde belirlenmesi bakımından büyük önem taşır.
Müşterek Avarya (Genel Avarya)
Müşterek avarya, gemi ile yükü ortak bir tehlikeden kurtarmak amacıyla, bilerek ve makul biçimde yapılan olağanüstü fedakârlık ve masrafları ifade eder. Klasik örneği, geminin batma tehlikesinde dengeyi korumak veya yükü hafifletmek için bir kısım yükün denize atılmasıdır. Burada bir menfaat (atılan yükün sahibi) ortak kurtuluş uğruna bilinçli olarak feda edilir. Bu fedakârlığın yükünün tek başına o malın sahibinde kalması hakkaniyete aykırı görülür.
Bu nedenle müşterek avaryada, yapılan fedakârlık ve masraflar; ortak tehlikeden kurtulan gemi, yük ve navlun arasında değerleri oranında paylaştırılır. Böylece kurtulan tüm menfaat sahipleri, ortak kurtuluşun bedeline birlikte katlanır. Bu paylaştırma işlemi uygulamada dispeç olarak adlandırılır ve çoğu zaman uzman bir dispeççi tarafından, uluslararası kabul gören York-Anvers Kuralları esas alınarak yapılır. Müşterek avarya, yalnızca tek bir menfaatin uğradığı ve o menfaat sahibinde kalan hususi avaryadan bu yönüyle ayrılır.
Müşterek avaryanın kabulü için fedakârlığın gerçek ve ortak bir tehlikeyi önlemeye yönelik, kasıtlı ve makul olması gerekir; sıradan bir yolculuk masrafı ya da yalnızca bir menfaate hizmet eden gider bu kapsama girmez. Paylaştırmada gemi, yük ve navlunun değerlerinin doğru belirlenmesi ve fedakârlığın kapsamının hesaplanması teknik bir iştir. Bu nedenle müşterek avarya dosyalarında dispeç raporu ve bilirkişi değerlendirmesi belirleyici rol oynar; tarafların katkı paylarına itirazları da bu çerçevede incelenir.
Deniz İş Hukuku ve Gemi Adamlarının Hakları
Gemide çalışan kaptan ve gemi adamlarının çalışma ilişkisi, kara işçilerinden farklı özellikler taşır ve özel bir mevzuatla düzenlenir. Denizde çalışmanın kendine özgü koşulları (seferlerin uzunluğu, gemide yaşama zorunluluğu, vardiya düzeni, iaşe ve barınma ihtiyacı) bu farklılığın temelini oluşturur. Gemi adamının iş sözleşmesi, ücret, çalışma ve dinlenme süreleri, yıllık izin ile sözleşmenin sona ermesi gibi konular bu özel düzenlemelerde ayrıntılı biçimde ele alınır.
Gemi adamının en güçlü korumalarından biri, ücret alacağının gemi alacaklısı hakkıyla güvence altına alınmış olmasıdır. Bu sayede gemi adamının ücret alacağı, gemi üzerinde kanuni öncelik taşır ve geminin satışı hâlinde birçok alacaktan önce tahsil edilir. Bu koruma, denizde çalışan işgücünün güvenliğini artırmayı amaçlar. Kaptanın ise hem işveren adına gemiyi yönetme hem de gemi adamlarının haklarını gözetme bakımından özel bir konumu vardır.
Deniz iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar (ücret, fazla çalışma, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi) kural olarak İş Mahkemesi'nde görülür ve pek çok hâlde dava öncesi arabuluculuğa başvurulması aranır. Bu uyuşmazlıklarda hizmet süresinin, gemideki çalışma ve dinlenme düzeninin, ödenen ve ödenmeyen ücretlerin belgelenmesi belirleyicidir. Gemi kayıtları, bordrolar ve sefer belgeleri temel delil işlevi gördüğünden, bu belgelerin baştan düzenli tutulması hem işçi hem işveren için önemlidir.
Liman İşletme, Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri
Limanlar, deniz taşımacılığının kara ile buluştuğu noktalardır ve burada çok sayıda hizmet ilişkisi bir arada yürür. Liman işletmesi ile gemi arasındaki rıhtım kullanımı, yükleme-boşaltma, depolama ve terminal hizmetleri sözleşmesel ilişkilere dayanır. Bu hizmetlerin verilmesi sırasında yüke, gemiye veya üçüncü kişilere verilen zararlar; sözleşme ve haksız fiil kuralları çerçevesinde tazminat sorumluluğu doğurabilir. Liman sahasındaki işlemler ayrıca idari düzenlemelere ve liman başkanlığının denetimine tabidir.
Gemilerin limana güvenli giriş-çıkışını sağlayan kılavuzluk ve gemilerin manevrasına yardımcı olan römorkaj hizmetleri de liman hukukunun önemli başlıklarındandır. Kılavuz kaptanın gemiye alınması birçok liman ve boğaz geçişinde zorunlu olabilir; ancak kılavuzun gemide bulunması, geminin sevk ve idaresine ilişkin nihai sorumluluğu kural olarak gemi kaptanından tümüyle kaldırmaz. Römorkaj hizmetinde ise römorkör ile çekilen gemi arasındaki sorumluluk paylaşımı, hizmetin niteliğine ve sözleşmeye göre belirlenir.
Bu hizmetlerden doğan uyuşmazlıklarda, çoğu zaman teknik bir olayın (manevra hatası, halat kopması, rıhtıma çarpma, ekipman arızası) hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi gerekir. Sorumluluğun kime ait olduğu; sözleşme şartlarına, ilgili tarafların kusuruna ve olayın oluş biçimine göre belirlenir. Bu nedenle liman kaynaklı zararlarda olay yeri tespiti, teknik raporlar ve sözleşme metinleri birlikte incelenmelidir. Doğru bir hukuki değerlendirme, hem zarar görenin tazminat talebini hem de hizmet verenin savunmasını sağlam temele oturtur.
Deniz Kirliliği ve Çevre Sorumluluğu
Deniz taşımacılığının en ağır sonuçlarından biri, gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğidir. Özellikle petrol ve zararlı madde taşıyan gemilerin karıştığı kazalarda, denize dökülen maddeler geniş bir alanı etkileyerek çevreye, balıkçılığa, turizme ve kıyı yerleşimlerine büyük zarar verebilir. Bu nedenle deniz kirliliği hem idari yaptırımlara hem de özel hukuk sorumluluğuna konu olan çok boyutlu bir alandır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile iç mevzuat, kirliliğin önlenmesi ve zararın giderilmesi için ayrıntılı kurallar öngörür.
Kirlilik zararında sorumluluk, birçok hâlde kusura bakılmaksızın (kusursuz sorumluluk esasına göre) gemi maliki veya işletenine yüklenir; buna karşılık kanun ve sözleşmeler, sorumluların belirli bir tutarla sınırlanmasını ve zorunlu sigorta güvencesini de birlikte düzenler. Böylece zarar görenlerin tazminata erişimi güvence altına alınırken, deniz ticaretinin sürdürülebilirliği de gözetilir. Kirliliğin tespiti, zararın kapsamının belirlenmesi ve sorumlunun ortaya konması çoğu zaman uzman raporları ve teknik incelemeler gerektirir.
İdari boyutta, kirliliğe yol açan gemilere liman başkanlığı ve çevre idaresi tarafından idari para cezası uygulanabilir; bu cezalara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılması mümkündür. Özel hukuk boyutunda ise zarar gören kişi, kurum ve kıyı işletmeleri uğradıkları zararın tazminini talep edebilir. Deniz kirliliği dosyalarında hem idari sürecin hem de tazminat sürecinin birlikte ve zamanında yönetilmesi, hak kaybını önlemek bakımından önemlidir.
Yolcu Taşıma ve Tekne Kiralama İlişkileri
Deniz hukuku yalnızca yük taşımayı değil, yolcu taşımayı ve gezinti amaçlı deniz araçlarına ilişkin ilişkileri de kapsar. Yolcu taşıma sözleşmesinde taşıyan, yolcuyu ve bagajını güvenle varma yerine ulaştırmakla yükümlüdür. Yolcunun taşıma sırasında uğradığı bedensel zararlar ve bagaj kayıpları bakımından taşıyanın sorumluluğu, kanun ve uygulanan uluslararası kurallar çerçevesinde belirlenir. Bireysel yolcu ile taşıyan arasındaki ilişki, çoğu zaman tüketici işlemi niteliği taşıdığından tüketici hukukunun koruyucu kuralları da devreye girebilir.
Tekne ve yat kiralama (charter) ilişkileri de uygulamada sık karşılaşılan bir alandır. Bu sözleşmelerde teknenin kimin sevk ve idaresinde olacağı, yakıt-personel giderlerinin kime ait olduğu, teslim ve iade koşulları ile hasar hâlinde sorumluluğun paylaşımı önem taşır. Kiralama türüne göre (personelli veya personelsiz kiralama) sorumluluk dağılımı değişir. Sözleşmenin baştan açık ve ayrıntılı düzenlenmesi, tatil ya da ticari amaçlı kiralamalarda çıkabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.
Yolcu taşıma ve tekne kiralama uyuşmazlıklarında; bilet, sözleşme, teslim-iade tutanakları, hasar tespitleri ve varsa sigorta poliçeleri temel belge işlevi görür. Bedensel zarar hâllerinde ayrıca sağlık raporları ve olay tutanakları önem kazanır. Bu alandaki sorumluluk sınırları ve süreler, yük taşımadan farklılık gösterebildiğinden, uyuşmazlığın niteliğine göre doğru kuralların belirlenmesi gerekir. Bu nedenle sürecin baştan bir avukatla değerlendirilmesi yararlıdır.
Görevli ve Yetkili Merci
Liman ve deniz ticareti uyuşmazlıklarında, işin niteliğine göre farklı mahkeme ve merciler görevlidir; doğru mercie başvurmak sürecin sağlığı için kritiktir:
| Merci | Görev Alanı |
|---|---|
| Asliye Ticaret Mahkemesi | Navlun, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi ipoteği ve gemi alacaklısı hakkı gibi ticari deniz uyuşmazlıkları ile gemiye ihtiyati haciz talepleri. |
| İş Mahkemesi | Deniz iş sözleşmesinden doğan ücret, tazminat ve çalışma koşullarına ilişkin gemi adamı alacakları. |
| İcra Dairesi / İcra Mahkemesi | Gemi üzerindeki ipotek ve rehnin paraya çevrilmesi, geminin cebri satışı ve takip işlemleri. |
| İdare Mahkemesi | Liman başkanlığı ve idari makamların işlemlerine (ceza, ruhsat, seyir izni) karşı açılan iptal davaları. |
| Tüketici Mahkemesi | Bireysel yolcunun taşıyanla arasındaki, tüketici işlemi niteliğindeki yolcu taşıma uyuşmazlıkları. |
Deniz uyuşmazlıklarında yetki; davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geminin bulunduğu liman ya da bağlama limanı gibi ölçütlere göre belirlenebilir. Üsküdar ile bağlantılı bir uyuşmazlık, yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür.
Deniz uyuşmazlıklarının milletlerarası boyutu, görev ve yetkinin yanında hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve yabancı tahkim şartlarının geçerliliği gibi ek sorunları da gündeme getirir. Navlun sözleşmelerinde ve konişmentolarda çoğu zaman yabancı hukuk veya tahkim şartları yer alır. Bu nedenle bir deniz uyuşmazlığında dava açmadan önce; görevli mahkemenin, yetkili yerin, uygulanacak hukukun ve varsa tahkim şartının birlikte değerlendirilmesi, süre ve masraf kaybını önler.
Üsküdar'da Deniz Ticareti Uyuşmazlığı Süreci — Adımlar
Bir deniz ticareti uyuşmazlığı, olayın türüne göre değişmekle birlikte genellikle birbirini izleyen belirli aşamalardan oluşur. Aşağıda tipik bir alacak veya tazminat uyuşmazlığı esas alınarak süreç özetlenmiştir; çatma, kurtarma veya müşterek avarya dosyalarında bazı adımlar farklılık gösterir:
Olay sonrası hasar, yük durumu, seyir kayıtları ve belgelerin usulüne uygun tespiti yapılır. Deniz uyuşmazlıklarında deliller hızla kaybolabildiği için bu adım kritiktir.
Alacağı güvence altına almak için gemi üzerine ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talep edilebilir; çoğu hâlde teminat gösterilir.
Ticari ve iş uyuşmazlıklarının önemli bölümünde dava öncesi arabuluculuk zorunlu ya da yararlı bir aşamadır; anlaşma sağlanamazsa dava yoluna geçilir.
Görevli mahkemede dava açılır veya sözleşmede tahkim şartı varsa tahkime başvurulur. Uygulanacak hukuk ve yetki bu aşamada netleşir.
Denizcilik bilirkişisi kusuru, hasarı veya kurtarma değerini; müşterek avaryada dispeççi katkı paylarını inceler ve rapor düzenler.
Mahkeme veya hakem kararı verildikten sonra tazminat, ücret veya güvencenin paraya çevrilmesi icra yoluyla tahsil edilir.
Bu aşamaların her biri kendi içinde süre ve usul kuralları barındırır. Özellikle delil tespiti ve ihtiyati haciz gibi ilk adımların hızlı ve doğru atılması, sonucun büyük ölçüde belirleyicisidir. Geminin başka bir limana veya ülkeye hareket etmesi, tahsilatı zorlaştırabileceğinden zaman baskısı yüksektir. Bu nedenle sürecin baştan planlanması ve kritik adımların gecikmeden atılması büyük önem taşır.
Tazminat ve Talep Kalemleri
Deniz ticareti uyuşmazlıklarında talep edilebilecek kalemler, uyuşmazlığın türüne göre çeşitlilik gösterir. Yük zararlarında yükün kaybı veya hasarı; çatmada gemi ve yük zararları ile bedensel zararlar; kurtarmada kurtarma ücreti; müşterek avaryada ise katkı payları gündeme gelir. Aşağıdaki başlıklar, uygulamada sıkça talep edilen kalemleri özetler; her dosyanın koşulları farklı sonuç doğurabilir:
- Yük ziyaı ve hasarı: Kaybolan veya hasar gören yükün değeri, navlun sözleşmesi ve konişmento kayıtları çerçevesinde talep edilir.
- Gemi ve donanım zararı: Çatma veya liman kazasında gemide oluşan onarım masrafları ve değer kaybı.
- Sefer ve kâr kaybı: Geminin sefer dışı kalması sebebiyle uğranılan kazanç kaybı, koşulları varsa talep edilebilir.
- Kurtarma ücreti: Başarılı kurtarma faaliyeti karşılığında kurtarılan değerler oranında belirlenen ücret.
- Müşterek avarya katkı payı: Ortak fedakârlığa kurtulan gemi, yük ve navlunun değerleri oranında katılması.
- Gemi adamı alacakları: Ücret, fazla çalışma, kıdem ve ihbar tazminatı gibi deniz iş sözleşmesinden doğan haklar.
Talep kalemlerinin miktarı; yükün ve geminin değeri, hasarın kapsamı, kusur oranları, uygulanan sorumluluk sınırları ve sözleşme şartları gibi çok sayıda etkene bağlıdır. Deniz taşımasında taşıyanın sorumluluğu çoğu zaman belirli hesaplama esaslarına göre sınırlandırılmış olabileceğinden, talep edilebilecek gerçek tutar bu sınırlar gözetilerek belirlenir. Bu nedenle tazminat miktarının, dosyanın delil durumu ve uygulanacak kurallar birlikte değerlendirilerek hesaplanması gerekir.
Sorumluluğun Sınırlandırılması ve Sigorta
Deniz ticaretinin en belirgin özelliklerinden biri, donatan ve taşıyanın sorumluluğunun belirli hâllerde sınırlandırılabilmesidir. Denizde karşılaşılan risklerin büyüklüğü ve öngörülemezliği, tarih boyunca deniz alacaklarına karşı sorumluluğu belli bir tutarla sınırlama anlayışını doğurmuştur. Bu sınırlama, geminin tonajına ve alacağın türüne göre hesaplanan bir üst tavan biçiminde uygulanabilir. Böylece deniz ticaretinin sürdürülebilirliği ile alacaklıların korunması arasında bir denge kurulmaya çalışılır.
Bununla birlikte sorumluluğun sınırlandırılması mutlak değildir; sorumlu kişinin zararı kasten ya da pervasızca ve muhtemelen böyle bir zararın doğacağı bilinciyle yaptığı davranışından kaynaklandığı hâllerde bu sınırlardan yararlanılamayabilir. Sorumluluk sınırının uygulanıp uygulanmayacağı, çoğu zaman uyuşmazlığın en tartışmalı noktalarından biridir ve delil durumuna göre değişir.
Deniz risklerinin yönetiminde sigorta merkezî bir rol oynar. Gemi ve yükün fiziki zararlarını karşılayan tekne ve yük sigortaları ile donatanın üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu güvence altına alan sorumluluk sigortaları (uygulamadaki adıyla kulüp sigortaları) yaygın biçimde kullanılır. Bir deniz kazasında sigorta poliçesinin kapsamı, muafiyetleri ve rücu ilişkileri, zararın kimin üzerinde kalacağını belirleyen önemli unsurlardır. Bu nedenle deniz uyuşmazlıklarında sigorta ilişkisi de baştan değerlendirilmelidir.
Liman Hukukunda Zamanaşımı ve Süreler
Deniz ticaretinden doğan istemler, genel hükümlere kıyasla çoğu zaman daha kısa ve özel zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu kısalık, deniz ticaretinin hızlı işleyişi ve delillerin çabuk yitirilmesi gerçeğiyle açıklanır. Navlun sözleşmesinden doğan yük zararı istemleri, çatmadan doğan tazminat istemleri, kurtarma ücreti ve gemi alacaklısı hakkı bakımından kanunda ayrı süreler öngörülmüştür. Bu sürelerin başlangıç anı da her istem türü için farklı belirlenmiştir.
Süreler; yükün teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken tarih, çatma ya da kurtarma olayının gerçekleştiği tarih veya alacağın muaccel olduğu an gibi farklı başlangıç noktalarına bağlanır. Örneğin yük zararı istemlerinde süre çoğunlukla yükün teslim tarihinden; çatma istemlerinde olay tarihinden işlemeye başlar. Bu başlangıç anlarının doğru tespiti, istemin süresinde ileri sürülüp sürülmediğini belirler. Yanlış hesaplama, esasen haklı bir talebin dahi zamanaşımı sebebiyle reddedilmesine yol açabilir.
Zamanaşımı süreleri kadar, sürecin başındaki usul süreleri de önemlidir. Yük teslim alınırken hasar ve eksikliğin belirli süre içinde taşıyana bildirilmesi, ihtiyati haciz kararının uygulanması ve dava açma süreleri bunlara örnektir. Bu sürelerin kaçırılması, çoğu zaman telafisi güç sonuçlar doğurur. Deniz uyuşmazlıklarında olayın hemen ardından hukuki değerlendirme yapılması, hem delillerin korunması hem de sürelerin kaçırılmaması bakımından belirleyicidir.
Gerekli Belgeler
Bir deniz ticareti veya liman uyuşmazlığında ihtiyaç duyulan belgeler, uyuşmazlığın türüne göre değişir. Aşağıda uygulamada sıkça gereken belgeler kategoriler hâlinde özetlenmiştir; somut dosyanızda ek belgeler gerekebilir:
Navlun sözleşmesi, konişmento, yükleme-boşaltma tutanakları, hasar/eksiklik tespit tutanakları, sürvey (gözetim) raporları ve fatura-değer belgeleri.
Gemi sicil kayıtları, tapu benzeri mülkiyet belgeleri, ipotek ve rehin kayıtları, sınıflama ve denize elverişlilik belgeleri, sefer belgeleri.
Seyir jurnali, radar ve seyir kayıtları, olay tutanakları, tayfa ifadeleri, hasar fotoğrafları ve denizcilik bilirkişisi raporları.
Deniz iş sözleşmesi, ücret bordroları, çalışma-dinlenme kayıtları, sefer defterleri ve varsa arabuluculuk son tutanağı.
Belgelerin eksiksiz ve doğru düzenlenmiş olması, hem sürecin sağlıklı ilerlemesi hem de ispat kolaylığı bakımından belirleyicidir. Özellikle konişmento, sürvey raporları ve seyir kayıtları gibi belgeler, deniz uyuşmazlıklarının çoğunda temel delil işlevi görür. Belgelerinizi bir araya getirdikten sonra dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz, doğru yol ve mercinin seçilmesine ve uygulanacak hukukun belirlenmesine yardımcı olur.
Üsküdar'da Liman Hukuku Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Liman ve deniz ticareti hukuku; teknik, milletlerarası ve süreye duyarlı bir alandır. Bu nedenle dosyanızı yürütecek avukatın bu alandaki deneyimi, denizcilik terminolojisine ve uluslararası kurallara hâkimiyeti önem taşır. Aşağıdaki başlıklar, bir avukatla ilk görüşmede netleştirmenizde yarar olan konuları özetler:
Navlun, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi ipoteği ve deniz iş uyuşmazlıkları gibi süreçlerde benzer dosya deneyimi.
Yabancı hukuk, tahkim şartları ve uluslararası deniz sözleşmelerinin uygulanmasına ilişkin yaklaşım; gerektiğinde yurt dışı bağlantı.
Gelişmelerin nasıl bildirileceği, masraf ve vekâlet ücretinin baştan yazılı olarak açıklanması, delil ve süre yönetiminin planı.
Üsküdar ve Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki mahkeme ve liman uygulamalarına aşinalık, gemiye el koyma ve delil tespitinde pratik yaklaşım.
İlk görüşmede dosyanızın gerçekçi bir değerlendirmesini istemeniz, olası sonuç senaryolarını ve maliyetleri anlamanız açısından yararlıdır. Kesin sonuç ya da tahsil garantisi gibi vaatler yerine, sürecin nasıl yönetileceğine dair somut bir yol haritası sunan yaklaşım daha güvenilirdir. Aşağıdaki soruları görüşmede sormayı düşünebilirsiniz:
- Uyuşmazlığıma hangi kurallar (Türk hukuku, uluslararası sözleşme, tahkim) uygulanır ve neden?
- Alacağımı güvence altına almak için gemiye el koyma mümkün mü, koşulları nedir?
- Delillerin kaybolmaması için hemen hangi adımlar atılmalı?
- Zamanaşımı süresi ne zaman doluyor ve nasıl korunur?
- Masraflar, harçlar, bilirkişi/dispeç giderleri ve vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?
Bu platformda listelenen avukatları; uzmanlık alanı, deneyimi ve iletişim tercihleri açısından karşılaştırarak dosyanıza uygun olanı seçebilirsiniz. Nihai kararı, dosyanızın özelliklerini bir avukatla birebir değerlendirdikten sonra vermeniz en sağlıklı yaklaşımdır.
İlgili Mevzuat
Liman ve deniz ticareti hukuku uygulamasında başvurulan temel mevzuat aşağıda özetlenmiştir. Bu düzenlemeler zaman içinde değişebildiğinden ve uluslararası sözleşmelerle tamamlandığından, güncel metin ve içtihatların dikkate alınması önemlidir:
- Türk Ticaret Kanunu (6102) — Deniz Ticareti Kitabı
Gemi, gemi ipoteği, gemi alacaklısı hakkı, navlun, çatma, kurtarma, müşterek avarya ve deniz sigortasına ilişkin temel hükümler. - Kabotaj Kanunu (815)
Türk karasularında ve limanları arasında taşıma ile deniz ticareti faaliyetlerine ilişkin temel kural. - Limanlar Kanunu (618)
Liman idaresi, seyir güvenliği ve liman sahasındaki düzenlemelere ilişkin hükümler. - Deniz İş Kanunu (854)
Gemi adamlarının iş sözleşmesi, ücret, çalışma süreleri ve sona ermeye ilişkin özel düzenleme. - Uluslararası Deniz Sözleşmeleri
Yük taşıma, kurtarma, deniz kirliliği ve sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler.
Mevzuatın yanı sıra, uygulamada yaygın kabul gören York-Anvers Kuralları (müşterek avarya) ve standart navlun-kurtarma sözleşmesi formları da deniz ticaretini önemli ölçüde şekillendirir. Ayrıca Yargıtay'ın deniz ticaretine ilişkin yerleşik içtihatları uygulamada belirleyicidir. Güncel mevzuat, uluslararası sözleşme ve içtihat değerlendirmesi için bir avukattan destek almanız önerilir.
Emsal İçtihat ve İlkeler
Aşağıdaki başlıklar, liman ve deniz ticareti hukukunda yargı uygulamasında öne çıkan bazı ilkeleri genel biçimde özetler. Bunlar bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendi koşulları farklı sonuç doğurabilir:
Çatmaya birden çok geminin kusuru sebep olmuşsa zarar kusur oranlarına göre paylaştırılır; kusur oranı belirlenemiyorsa kusurun eşit olduğu kabul edilir.
Kurtarma ücretine hak kazanılması kural olarak yararlı bir sonucun (başarının) elde edilmesine bağlıdır; sonuç alınamamışsa kural olarak ücret doğmaz.
Gemi adamı ücretleri ve kurtarma gibi kanunda sayılan alacaklar için doğan gemi alacaklısı hakkı, gemi el değiştirse bile gemiyi takip eder ve birçok alacağa göre öncelik taşır.
Taşıyanın yük zararından sorumluluğu, kanun ve uygulanan kurallar çerçevesinde belirli hesaplama esaslarına göre sınırlanabilir; ağır kusur hâllerinde bu sınırdan yararlanılamayabilir.
Bu ilkeler, içtihatların ve uluslararası uygulamanın yıllar içinde ortaya koyduğu genel eğilimleri yansıtır ve mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir. Dosyanıza uygulanabilecek güncel içtihatların ve sözleşme kurallarının değerlendirilmesi uzmanlık gerektirir. Bu nedenle somut olayınız için bir avukattan güncel içtihat analizi almanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Üsküdar'da liman hukuku hangi mahkemede görülür?
Liman ve deniz ticaretinden doğan ticari uyuşmazlıklar kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girer; ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Gemi ve deniz araçlarına ilişkin kişi hakları ile bazı el koyma ve ihtiyati haciz işlemleri de ticaret mahkemesinde yürütülür. Deniz iş sözleşmesinden doğan işçi-işveren uyuşmazlıkları ise İş Mahkemesi'nde görülür. Üsküdar'daki bir uyuşmazlık, yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede ele alınır. Uyuşmazlığın niteliği doğru belirlenmeden, görev ve yetki değerlendirmesinin baştan yapılması gerekir.
Gemi ipoteği ile gemi rehni arasındaki fark nedir?
Sicile kayıtlı gemiler taşınmaz benzeri bir rejime tabidir ve bunlar üzerinde gemi sicili tutan liman başkanlığı nezdinde ipotek kurulabilir; ipotek, sicile tescil ile doğar ve alacaklıya öncelikli tahsil hakkı verir. Sicile kayıtlı olmayan küçük deniz araçları ile bazı taşınır nitelikli araçlarda ise teslime bağlı taşınır rehni hükümleri uygulanabilir. Ayrıca kanun, ipotek dışında doğrudan gemi üzerinde kanuni öncelik tanıyan gemi alacaklısı hakkı gibi güvenceler de öngörür. Bu güvencelerin sırası, geminin cebri satışında hangi alacaklının önce tahsil yapacağını belirler. Doğru güvence türünün seçimi ve tescili teknik nitelik taşır.
Gemi alacaklısı hakkı nedir, hangi alacakları kapsar?
Gemi alacaklısı hakkı, kanunda sayılan belirli alacaklar için gemi ve bazı hâllerde navlun üzerinde kendiliğinden doğan, sicile tescil gerektirmeyen kanuni bir rehin hakkıdır. Gemi adamlarının hizmet sözleşmesinden doğan ücret alacakları, kurtarma ücretleri, geminin sebep olduğu bedensel zarar ve bazı liman-kanal resimleri gibi alacaklar bu kapsamdadır. Bu hak, geminin el değiştirmesi hâlinde dahi gemiyi takip eder ve diğer birçok alacağa göre öncelik taşır. Gemi alacaklısı hakkı belirli süreler içinde kullanılmazsa düşebilir. Bu nedenle gemi üzerinde alacağı bulunan tarafların haklarını zamanında ileri sürmesi önemlidir.
Çatma (gemilerin çarpışması) hâlinde sorumluluk nasıl belirlenir?
Çatma, iki veya daha çok geminin çarpışması ya da birinin diğerine yaptığı manevra ile zarar vermesi hâlinde gündeme gelir. Sorumluluk kusur esasına dayanır: kusursuz veya mücbir sebepten kaynaklanan çatmada herkes kendi zararına katlanır. Tek tarafın kusuru varsa zarar ona yüklenir; her iki taraf da kusurlu ise zarar kusur oranlarına göre paylaştırılır ve kusur oranı belirlenemiyorsa eşit sayılır. Üçüncü kişilerin cana gelen zararlarında kusurlu gemiler kural olarak birlikte sorumlu tutulur. Çatma davalarında delil tespiti, seyir kayıtları ve bilirkişi incelemesi belirleyicidir. Bu nedenle olay sonrası delillerin hızla toplanması gerekir.
Deniz kazasında kurtarma ücreti nasıl hesaplanır?
Tehlike altındaki bir gemiyi, yükü veya kişileri kurtaran tarafa, başarılı bir sonuç elde edilmişse kurtarma ücreti ödenir. Kurtarma hukukunda genel ilke, başarı olmadan ücret doğmamasıdır; ancak çevre kirliliği tehlikesi bulunan hâllerde başarı sağlanamasa bile belirli bir özel tazminat öngörülebilir. Ücretin miktarı; kurtarılan değerlerin tutarı, tehlikenin ağırlığı, harcanan emek ve zaman, kullanılan araç ve gereçler ile çevre zararını önleme çabası gibi ölçütlere göre belirlenir. Taraflar önceden kurtarma sözleşmesi de yapabilir. Ücretin adil biçimde belirlenmesi çoğu zaman bilirkişi değerlendirmesini gerektirir.
Müşterek avarya (genel avarya) ne demektir?
Müşterek avarya, gemi ve yükü ortak bir tehlikeden kurtarmak amacıyla kasıtlı ve makul biçimde yapılan olağanüstü fedakârlık ve masrafları ifade eder; örneğin geminin batmaması için bir kısım yükün denize atılması bu kapsamdadır. Bu tür fedakârlıklardan doğan zarar, tek başına o malın sahibine yüklenmez; kurtulan gemi, yük ve navlun arasında değerleri oranında paylaştırılır. Paylaştırma, uygulamada büyük ölçüde York-Anvers Kurallarına ve dispeç işlemine göre yapılır. Müşterek avarya ile tek bir menfaatin uğradığı hususi avarya birbirinden ayrılır. Hesaplama teknik olduğundan çoğunlukla dispeççi ve bilirkişi katkısı gerekir.
Navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğu nedir?
Navlun sözleşmesi, deniz yoluyla yük taşımayı konu alan sözleşmedir ve taşıyan, yükü teslim aldığı hâlde koruyarak varma limanında gönderilene teslim etmekle yükümlüdür. Taşıyan, yükün ziya (kaybı) ve hasarından kural olarak sorumludur; ancak kanun bazı hâllerde (denize elverişlilik için gerekli özenin gösterilmesi kaydıyla teknik yönetim kusuru, yangın gibi) sorumluluktan kurtulma imkânı tanır. Konişmento, yükün teslim alındığını ve taşıma şartlarını gösteren temel belgedir. Taşıyanın sorumluluğu, kanun ve uygulanan uluslararası kurallar çerçevesinde belirli sınırlara tabi olabilir. Bu nedenle konişmento kayıtları ve hasar tespiti sürecin merkezindedir.
Gemi üzerine ihtiyati haciz nasıl konulur?
Deniz alacakları bakımından, alacağını güvence altına almak isteyen alacaklı, geminin bir limanda tutulmasını sağlamak için gemi üzerine ihtiyati haciz (gemiye el konulması) talep edebilir. Talep, kural olarak görevli mahkemeye yapılır ve mahkeme koşulları değerlendirerek karar verir; birçok hâlde teminat gösterilmesi aranır. İhtiyati haciz kararı, geminin sefere çıkışını engelleyerek borçlu üzerinde ciddi bir baskı oluşturur ve alacağın tahsilini kolaylaştırır. Kararın uygulanması, liman başkanlığı ve icra dairesi işlemleriyle yürütülür. Sürelerin ve teminat kurallarının doğru yönetilmesi, geminin haksız yere tutulmasından doğabilecek tazminat riskini de azaltır.
Deniz iş sözleşmesi ile gemi adamının hakları nelerdir?
Gemide çalışan kaptan ve gemi adamlarının çalışma ilişkisi, kara işçilerinden farklı olarak özel bir mevzuata tabidir. Çalışma süreleri, ücret, yıllık izin, iaşe (beslenme) ve barınma ile iş sözleşmesinin sona ermesi gibi konular bu özel düzenlemelerde ayrıntılı biçimde ele alınır. Gemi adamının ücret alacakları, gemi üzerinde kanuni öncelik tanıyan gemi alacaklısı hakkıyla da güçlü biçimde korunur. Bu uyuşmazlıklar kural olarak İş Mahkemesi'nde görülür. Ücret, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma alacaklarının hesabında hizmet süresinin ve gemideki çalışma koşullarının doğru belgelenmesi belirleyicidir.
Liman hukuku davalarında zamanaşımı ne kadardır?
Deniz ticaretinden doğan alacaklarda zamanaşımı, alacağın türüne göre değişir ve birçoğu genel hükümlere göre daha kısadır. Navlun sözleşmesinden, çatmadan ve kurtarmadan doğan istemler için kanunda özel ve genellikle daha kısa süreler öngörülmüştür. Gemi alacaklısı hakkı da belirli süreler içinde kullanılmazsa sona erebilir. Sürelerin başlangıcı; yükün teslim edildiği ya da teslim edilmesi gereken tarih, çatma veya kurtarma olayının gerçekleştiği tarih gibi farklı anlara bağlanır. Bu süreler teknik olduğundan ve olaydan hemen sonra işlemeye başlayabildiğinden, olayın ardından vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme yapılması hak kaybını önler.