Etimesgut SGK Davaları Avukatları

Etimesgut, Ankara ilçesinde SGK (sosyal güvenlik) davaları alanında hizmet veren 538 avukat. Hizmet tespiti, emeklilik, prim ve tescil, iş göremezlik ve rücu davaları; görevli mahkeme, ön şart, dava süreci ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Binnur Gültekin Erol
Av. Binnur Gültekin Erol
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 40295 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Aysel İrem Tezol
Av. Aysel İrem Tezol
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 48868 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ayşe Nihal Ersoy
Av. Ayşe Nihal Ersoy
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 32926 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yurdagül Rüzgar
Av. Yurdagül Rüzgar
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 9173 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Öykü Özer
Av. Öykü Özer
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 32840 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Gülgün Ciğer
Av. Zeynep Gülgün Ciğer
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 26912 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mustafa Çamalan
Av. Mustafa Çamalan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 12658 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Serdar Yoloğlu
Av. Serdar Yoloğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 49325 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Öykü Yilmaz
Av. Öykü Yilmaz
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 31199 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Gülen Soyaslan
Av. Gülen Soyaslan
Ankara Ankara Barosu

24709 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Emrah Baki Turgut
Av. Emrah Baki Turgut
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 22939 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Serhat Avci
Av. Serhat Avci
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 36297 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Süeda Pinar Öz
Av. Süeda Pinar Öz
Ankara Ankara Barosu

12964 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Çiğdem Ulutaş
Av. Çiğdem Ulutaş
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 37887 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Şaziye Görmüş Demirel
Av. Şaziye Görmüş Demirel
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 21602 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Aslihan Merve Esin Başer
Av. Aslihan Merve Esin Başer
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 44020 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Merve Özcan
Av. Merve Özcan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 30144 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ecenaz Özarslan
Av. Ecenaz Özarslan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 33081 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Elif Bariş
Av. Elif Bariş
Ankara Ankara Barosu

43356 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Muhammed Furkan Demircan
Av. Muhammed Furkan Demircan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 44748 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hakan Sezgin
Av. Hakan Sezgin
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 9515 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Refia Uğur
Av. Refia Uğur
Ankara Ankara Barosu

41327 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatih Bildiren
Av. Fatih Bildiren
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 25360 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tuğçe Gökçe Elverdi
Av. Tuğçe Gökçe Elverdi
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 38500 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Doğukan Köksal
Av. Doğukan Köksal
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 37057 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Erdem Kaya
Av. Erdem Kaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 51061 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşe Çelik
Av. Ayşe Çelik
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 28809 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Sevim Darici
Av. Sevim Darici
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 41755 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Haksöz
Av. Mehmet Haksöz
Ankara Ankara Barosu

12203 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fahri Erdem Kaşak
Av. Fahri Erdem Kaşak
Ankara Ankara Barosu

50468 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yunus Can Göbül
Av. Yunus Can Göbül
Ankara Ankara Barosu

33358 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Polen Çapanoğlu
Av. Polen Çapanoğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 28694 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nagihan Akman
Av. Nagihan Akman
Ankara Ankara Barosu

43515 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ömer Tuğberk Akdamar
Av. Ömer Tuğberk Akdamar
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 42741 sicil numaralı üyesidir.

Av. Çağdaş Sayan
Av. Çağdaş Sayan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 22298 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Duygu İmre Çağiran
Av. Duygu İmre Çağiran
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 39590 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Enes Akkaya
Av. Enes Akkaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 36615 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ragip Umut Şenyüz
Av. Ragip Umut Şenyüz
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 15862 sicil numaralı üyesidir.

Av. Osman Görgünoğlu
Av. Osman Görgünoğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 42558 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşenur Ülger
Av. Ayşenur Ülger
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 37372 sicil numaralı üyesidir.

Av. Sinem Tekindağ
Av. Sinem Tekindağ
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 43466 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ahmet Bozkurt
Av. Ahmet Bozkurt
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 30207 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Özer Özdil
Av. Özer Özdil
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 21791 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muhammer Katmerlikaya
Av. Muhammer Katmerlikaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 49252 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Gülşah Saritekin
Av. Gülşah Saritekin
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 40847 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Sinem Demir
Av. Sinem Demir
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 49322 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Kubilay Biber
Av. Kubilay Biber
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 34315 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Semiha Sönmez Demir
Av. Semiha Sönmez Demir
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 43285 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Safiye Betül Arslan Karaduman
Av. Safiye Betül Arslan Karaduman
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 34043 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Eylül Yağmur Zeybek
Av. Eylül Yağmur Zeybek
Ankara Ankara Barosu

35337 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Etimesgut, Ankara SGK Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Etimesgut (Ankara) bölgesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sigortalılar ve işverenler arasında yaşanan uyuşmazlıkları; hizmet tespiti davası, emeklilik ve yaşlılık aylığı uyuşmazlıkları, prim ve tescil ihtilafları, iş göremezlik ve malullük aylığı, SGK'nın rücu davaları, görevli İş Mahkemesi ve dava ön şartı, dava süreci, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile gerekli belgeler açısından ele alır. Amaç, sigortalının emeklilik ve sosyal güvenlik haklarını zamanında ve doğru usulle talep edebilmesine, işverenin ise prim ve rücu risklerini doğru yönetmesine ve dosyaya uygun avukatın bilinçli seçilmesine yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — SGK Davalarında Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: İş Mahkemesi; bulunmayan yerlerde İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi.
  • Hizmet tespiti: Kayıt dışı veya eksik bildirilen çalışmanın mahkemece tescili; kural olarak 5 yıllık hak düşürücü süre.
  • Emeklilik/aylık: SGK'nın ret veya eksik bağlama işlemine karşı İş Mahkemesi'nde dava.
  • Rücu: SGK, ödediği gelir ve masrafları kusurlu işveren veya üçüncü kişiden geri ister.
  • Ön şart: Kuruma karşı bazı davalarda önceden yazılı başvuru ve ret koşulu aranır.
  • Yer: Etimesgut dosyaları Ankara Adliyesi yargı çevresinde görülür.

SGK Davaları Nedir? Kapsamı

SGK davaları, geniş anlamda sosyal güvenlik hukukundan doğan ve tarafı çoğu zaman Sosyal Güvenlik Kurumu olan uyuşmazlıkların yargıya taşınmasını ifade eder. Bu alan; bir kişinin sigortalı sayılıp sayılmayacağından, sigortalılığın ne zaman başladığına, kaç gün prim ödediğine, hangi statüde (hizmet akdiyle çalışan, kendi nam ve hesabına çalışan ya da kamu görevlisi) sayılacağına, emeklilik ve aylık haklarının doğup doğmadığına ve iş kazası/meslek hastalığı sonrası bağlanacak gelirlere kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Ortak nokta, bu hakların çalışanın ve ailesinin ekonomik geleceğini doğrudan etkilemesidir.

Bu alanın omurgasını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturur. Bu Kanun; sigortalılık statülerini, prime esas kazancı, prim gün sayısını, emeklilik (yaşlılık) aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ve iş göremezlik geliri gibi hakların koşullarını ve SGK'nın rücu yetkisini düzenler. Buna, uyuşmazlıkların hangi mahkemede ve nasıl görüleceğini belirleyen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile genel yargılama usulünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu eklenir. İş kazası ve meslek hastalığı boyutunda ise İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu devreye girer.

SGK davalarında iki temel eksen bulunur. Birinci eksende sigortalı ile SGK arasındaki uyuşmazlıklar yer alır: emeklilik talebinin reddi, prim gün sayısının eksik sayılması, sigortalılık başlangıcının kabul edilmemesi gibi. İkinci eksende ise SGK ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar bulunur: prim borcu, idari para cezası ve özellikle iş kazalarında Kurumun ödediklerini işverenden geri istediği rücu davaları. Hizmet tespiti davası ise sigortalı ile işveren arasında görülür, ancak SGK'nın da taraf ya da müdahil olarak yer aldığı üçlü bir yapı taşır. Bu alanın başlıca dava türleri aşağıda özetlenmiştir:

Hizmet Tespiti
Kayıt dışı çalışmanın tescili
Emeklilik
Yaşlılık aylığı uyuşmazlığı
Prim
Prime esas kazanç, gün sayısı
Tescil
Sigortalılık başlangıcı, statü
İş Göremezlik
Gelir ve malullük aylığı
Rücu
SGK'nın geri alma davası

Hizmet Tespiti Davası

Hizmet tespiti davası, SGK davaları arasında en sık karşılaşılan ve emeklilik hakkı bakımından en kritik dava türlerinden biridir. Bir işyerinde fiilen çalıştığı hâlde SGK'ya hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş (gün sayısı, süre veya prime esas kazanç yönünden) sigortalının, bu çalışmasının mahkeme kararıyla tespit edilerek Kurum kayıtlarına işlenmesini sağlamayı amaçlar. Kayıt dışı çalışma, sigortalının prim gün sayısını ve sigortalılık süresini geride bıraktığı için emeklilik yaşının, aylık tutarının ve diğer sosyal güvenlik haklarının doğrudan aleyhine sonuç doğurur. Bu nedenle geçmiş çalışmanın resmen tanınması, sonraki tüm hakların temelini oluşturur.

Bu dava kural olarak işverene karşı açılır; SGK ise davanın niteliği gereği taraf ya da feri müdahil olarak sürece dâhil edilir. Çalışmanın varlığı ve süresi, her türlü delille ispatlanabilir. Uygulamada en güçlü deliller; aynı dönemde aynı işyerinde çalışmış ve SGK'ya bildirilmiş bordrolu tanıklar, işyeri kayıtları, ücret ödeme belgeleri, banka hesap hareketleri, işe giriş-çıkış kayıtları ve komşu işyerlerinin kayıtlarıdır. Mahkeme, iddiayı desteklemek için resen araştırma yapar; SGK ve ilgili kurumlardan kayıt getirtir, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesine başvurur. Tanık beyanlarının somut kayıtlarla desteklenmesi, davanın ispat gücünü belirgin biçimde artırır.

Hizmet tespiti davasında sürenin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Kural olarak, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmalıdır. Ancak çalışmanın Kurumca daha önce tespit edilmiş olması ya da işverenin düzenleyip Kuruma vermesi gereken belgelerde bu çalışmanın (örneğin işe giriş bildirgesinde) yer alması hâlinde bu süre işlemez; çünkü sigortalılık ilişkisinin varlığı Kurumca zaten bilinmektedir. Bu ayrımın belgelerle doğru yapılması, davanın süre yönünden reddedilmesini önlemenin anahtarıdır. Bu nedenle çalışmaya ilişkin en küçük resmî ize bile dava öncesi ulaşmak büyük önem taşır.

Emeklilik ve Yaşlılık Aylığı Uyuşmazlıkları

Emeklilik (yaşlılık aylığı) uyuşmazlıkları, sigortalının SGK'dan aylık bağlanmasını talep etmesi üzerine Kurumun bu talebi reddetmesi ya da eksik değerlendirmesi hâlinde ortaya çıkar. Emeklilik hakkının doğması, kural olarak üç koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: belirli bir yaşa ulaşmak, yeterli sigortalılık süresini tamamlamak ve gerekli prim gün sayısını ödemiş olmak. Bu koşullar, sigortalının işe ilk giriş tarihine ve tabi olduğu mevzuata göre değiştiğinden, iki farklı kişide dahi emeklilik koşulları farklı olabilir. Kurumun bu koşulları hatalı hesaplaması, en yaygın uyuşmazlık nedenlerinden biridir.

SGK'nın emeklilik talebini reddetmesinin ardında çoğu zaman prim gün sayısının veya sigortalılık süresinin yetersiz sayılması, belirli bir çalışma döneminin dikkate alınmaması ya da sigorta başlangıç tarihinin geç kabul edilmesi yatar. Bu gibi hâllerde sigortalı, Kurumun ret işlemine karşı İş Mahkemesi'nde dava açarak emeklilik koşullarının gerçekleştiğinin tespitini ve aylığın bağlanmasını isteyebilir. Çoğu zaman bu dava, eksik değerlendirilen sürelerin tamamlanması için bir hizmet tespiti talebiyle birlikte yürütülür; böylece hem geçmiş çalışma tescil edilir hem de emeklilik hakkı doğar. Bu bütünlüklü yaklaşım, hakkın eksiksiz elde edilmesini sağlar.

Yaşlılık aylığının yalnızca bağlanması değil, tutarı da uyuşmazlık konusu olabilir. Aylık, sigortalının prime esas kazançları ve prim gün sayısı üzerinden hesaplandığından, geçmişte gerçek ücretin altında bildirilen kazançlar aylığı düşürür. Bu durumda prime esas kazancın gerçek ücret üzerinden düzeltilmesi talep edilebilir. Ayrıca farklı statülerde (hizmet akdiyle çalışma, kendi nam ve hesabına çalışma, kamu görevi) geçen sürelerin birleştirilmesinde yapılan hatalar da aylığı etkiler. Bu tür teknik uyuşmazlıklarda prim ve hizmet dökümlerinin ayrıntılı incelenmesi, doğru talebin kurulmasında belirleyicidir.

Prim ve Tescil İhtilafları

Prim ve tescil ihtilafları, sigortalılığın "ne zaman, hangi statüde ve hangi kazançla" doğduğu ve sürdüğü sorularının cevabına ilişkin uyuşmazlıklardır. Tescil boyutunda; sigorta başlangıç tarihinin doğru saptanıp saptanmadığı, sigortalının 4/a (hizmet akdiyle çalışan), 4/b (kendi nam ve hesabına çalışan) veya 4/c (kamu görevlisi) statülerinden hangisine tabi olduğu ve bu statülerin doğru tespit edilip edilmediği tartışılır. Sigorta başlangıç tarihi, emeklilik koşullarının belirlenmesinde temel alındığı için, birkaç aylık farklar dahi emeklilik yaşını ve hakkın doğuşunu etkileyebilir.

Prim boyutunda ise iki temel konu öne çıkar. Birincisi prime esas kazançtır; işverenin sigortalıyı gerçek ücretinin altında bir kazançla bildirmesi, hem ödenen primi hem de ileride bağlanacak aylığı düşürür. Sigortalı, gerçek ücretini kanıtlayarak prime esas kazancın düzeltilmesini isteyebilir. İkincisi prim gün sayısıdır; eksik gün bildirimi, emeklilik için gereken toplam gün sayısına ulaşmayı geciktirir. Bu eksikliklerin giderilmesi, çoğu zaman hizmet tespiti davasıyla iç içe geçer ve tanık ile belge deliliyle ispatlanır.

Prim ve tescil ihtilafları yalnızca sigortalıyı değil, işvereni de yakından ilgilendirir. İşveren; kendisine tebliğ edilen prim borcu, gecikme zammı, idari para cezası veya eksik bildirimden kaynaklanan ek tahakkuka karşı itiraz edebilir ve gerekirse yargı yoluna başvurabilir. Kayıt dışı istihdam veya eksik bildirim tespit edildiğinde işveren için hem prim hem de ceza riski doğar. Bu nedenle işverenlerin bildirim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi, sigortalıların ise kazanç ve günlerini düzenli takip etmesi, ileride büyüyecek uyuşmazlıkların önüne geçer.

İş Göremezlik ve Malullük Aylığı

Çalışma gücünün kaybı, sosyal güvenlik hukukunun en hassas alanlarından biridir ve kaybın nedenine göre farklı haklar doğurur. Sürekli iş göremezlik geliri, iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda oluşan çalışma gücü kaybı için, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan bağlanır. Malullük aylığı ise genel olarak iş kazası dışındaki nedenlerle çalışma gücünün mevzuatta öngörülen oranda yitirilmesi ve belirli prim/sigortalılık koşullarının bulunması hâlinde bağlanır. Bu iki hak, hem koşulları hem de dayandığı sigorta kolu bakımından ayrıştığından, hangisinin doğduğu dikkatle belirlenmelidir.

Her iki hakta da belirleyici teknik unsur, sigortalının çalışma gücündeki kayıp oranıdır. Bu oran, yetkili sağlık kuruluşları ve gerektiğinde adli tıp değerlendirmesiyle saptanır. SGK'nın belirlediği oranın düşük tutulması ya da malullük durumunun kabul edilmemesi, sık görülen uyuşmazlık nedenidir. Bu hâllerde sigortalı, İş Mahkemesi'nde açacağı davada maluliyet oranının ve buna bağlı hakkın doğru tespitini isteyebilir; mahkeme, sağlık kurulu raporları üzerinden ve gerektiğinde yeni rapor aldırarak durumu değerlendirir. Oranın doğru belirlenmesi, aylığın bağlanıp bağlanmayacağını ve tutarını doğrudan etkiler.

İş göremezlik ve malullük aylıklarında, aylığın hem bağlanması hem de tutarı uyuşmazlık konusu olabilir. Aylık; sigortalının kazançları, prim durumu ve maluliyet oranı üzerinden hesaplandığından, geçmiş kazançların eksik bildirilmiş olması aylığı düşürür. Ayrıca iş kazası kaynaklı iş göremezlik gelirinin, sigortalının işverene karşı açacağı tazminat davasındaki denkleştirme (mahsup) ile yakın ilişkisi bulunur; SGK'nın bağladığı gelir, işverenden istenecek tazminattan düşülür. Bu nedenle iş göremezlik dosyalarında hem SGK hem de işveren boyutunun birlikte değerlendirilmesi, hakkın eksiksiz elde edilmesi bakımından önem taşır.

SGK Rücu Davaları

SGK rücu davaları, Kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ödemeleri, bu zararın doğmasında kusuru bulunan kişilerden kusurları oranında geri istemesi esasına dayanır. SGK, bir iş kazası veya meslek hastalığında sigortalıya tedavi gideri öder, geçici iş göremezlik ödeneği verir, kalıcı maluliyette sürekli iş göremezlik geliri, ölümde ise hak sahiplerine ölüm geliri bağlar. Bu ödemelerin sosyal güvenlik gereği yapılması, zararı asıl doğuran kişiyi sorumluluktan kurtarmaz; işte rücu davası tam da bu ödemelerin sorumlusundan geri alınmasını sağlar.

Rücuda esas alınan tutar

SGK, iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağladığında, bu gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yaptığı diğer masrafları, kusurlu işverene veya üçüncü kişiye kusuru oranında rücu eder. Sorumlunun ödeyeceği tutar, kusur oranıyla sınırlıdır; kusursuz olduğu ispatlanan kişiden rücu istenemez. Bu nedenle kusur dağılımının bilirkişiyle doğru belirlenmesi, rücu davasının sonucunu belirler.

Rücu davasının en yaygın türü, iş kazasında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işverene karşı açılanıdır. İşverenin risk değerlendirmesi yapmaması, koruyucu ekipman sağlamaması veya işçiyi eğitmemesi gibi ihlaller, SGK'nın rücu hakkını doğrudan güçlendirir. Bunun yanında trafik kazası gibi üçüncü kişinin kusurlu olduğu olaylarda, SGK bağladığı geliri kusurlu sürücüye ve onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısına da rücu edebilir. Böylece Kurumun yaptığı ödemenin yükü, sosyal güvenlik sistemi yerine asıl sorumluya yüklenmiş olur.

İşveren ve diğer sorumlular açısından rücu davası, sigortalıya veya yakınlarına ödenecek tazminatın yanında ikinci bir mali risk anlamına gelir. Aynı olay nedeniyle hem işçiye karşı tazminat davası hem de SGK'nın rücu davasıyla karşılaşmak mümkündür. Bu iki davada da belirleyici olan kusur oranı olduğundan, iş güvenliği kayıtlarının ve kaza koşullarının doğru ortaya konması hayati önem taşır. Rücu davalarında, Kurumun talep ettiği peşin sermaye değerinin ve masrafların doğru hesaplanıp hesaplanmadığının denetlenmesi de sonucu ciddi biçimde etkiler.

Görevli ve Yetkili Mahkeme (İş Mahkemesi) ve Dava Ön Şartı

SGK davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Hizmet tespiti davası (sigortalı - işveren, SGK dâhil)İş Mahkemesi
Emeklilik / gelir / aylık bağlama uyuşmazlığı (SGK'ya karşı)İş Mahkemesi
Prim, tescil ve sigortalılık statüsü ihtilaflarıİş Mahkemesi
SGK'nın işverene/üçüncü kişiye açtığı rücu davasıİş Mahkemesi
İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalarAsliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla)
Yer bakımından yetki — Etimesgut

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; SGK'ya karşı açılan davalarda ilgili Kurum biriminin bulunduğu yer de dikkate alınır. Etimesgut'da yürütülen bir işten ya da buradaki bir SGK biriminden kaynaklanan uyuşmazlıkta, Ankara Adliyesi yargı çevresindeki ilgili İş Mahkemesi çoğu zaman yetkili olur. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.

SGK davalarında görev kadar önemli bir konu da dava ön şartıdır. Kuruma karşı açılacak birçok davada, dava açılmadan önce SGK'ya yazılı başvuruda bulunulması ve bu başvurunun reddedilmesi ya da mevzuatta öngörülen sürede yanıtlanmaması aranan bir koşuldur. Örneğin bir aylığın veya gelirin bağlanması için önce Kuruma başvurulup işlem tesis ettirilmesi, ret hâlinde bu işleme karşı dava açılması gerekir. Bu ön koşul sağlanmadan açılan davada dava şartı yokluğu sorunu doğabilir. Buna karşılık işverene karşı açılan hizmet tespiti davası, niteliği gereği bu tür bir ön başvuruya bağlı değildir.

Bu ayrımın doğru yapılması, davanın usulden reddedilerek zaman ve masraf kaybına yol açmasını önler. Ayrıca iş mahkemelerinde bazı işçilik alacakları için zorunlu arabuluculuk öngörülmüş olsa da, hizmet tespiti gibi kamu düzenini ilgilendiren ve SGK'nın taraf olduğu davalar kural olarak bu zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında değerlendirilir. Hangi dava için hangi ön koşulun (Kuruma başvuru, arabuluculuk gibi) geçerli olduğunun baştan doğru belirlenmesi, sürecin usul hatası yaşanmadan yürütülmesinin temel şartıdır. Bu nedenle dava türü ve izlenecek yol, en başta netleştirilmelidir.

Etimesgut'da SGK Davası Nasıl Açılır ve Süreç Nasıl İşler?

SGK davasının süreci, dava türüne (hizmet tespiti, emeklilik, prim, rücu) göre değişmekle birlikte genel bir akış izler. Sürecin baştan doğru kurgulanması; hakkın tam olarak talep edilmesini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı riskinin yönetilmesini ve teknik değerlendirmenin sağlıklı yürütülmesini sağlar. Etimesgut'da açılacak bir SGK davasında tipik akış şöyledir:

1
Durum ve belge analizi

Hizmet dökümü, prim ve sigortalılık kayıtları, SGK işlemleri ve varsa ret yazıları incelenir; uyuşmazlığın türü ve doğru dava yolu belirlenir.

2
Ön başvuru / ön şart

SGK'ya karşı açılacak aylık-gelir davalarında önce Kuruma yazılı başvuru yapılır; ret veya süresinde yanıt verilmemesiyle dava yolu açılır.

3
Dava dilekçesi ve harç

Görevli İş Mahkemesi'nde dava açılır; hizmet tespitinde işveren, aylık/gelir davasında SGK hasım gösterilir. Deliller dilekçede eksiksiz bildirilir.

4
Delil ve tahkikat

Tanıklar dinlenir; SGK, komşu işyerleri ve resmî kurumlardan kayıt getirtilir; gerektiğinde sağlık kurulu raporu ve bilirkişi incelemesi yapılır.

5
Karar

Mahkeme; çalışmanın tespitine, emeklilik/gelir hakkının doğduğuna ya da rücu alacağına hükmeder veya talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve uygulama

Karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf, koşulları varsa Yargıtay'da temyiz yoluna gidilir; kesinleşen tespit SGK kayıtlarına işlenir.

Sürecin uzunluğu; tanık sayısı, getirtilecek kayıtların çokluğu, bilirkişi ve sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar ile kanun yolu aşamalarına göre değişir. Hizmet tespiti davalarında mahkemenin resen araştırma ilkesi gereği kapsamlı bir delil toplama süreci yürüttüğü, bunun da süreyi uzatabildiği bilinmelidir. Aylık ve gelir davalarında ise SGK'nın işleminin dayanağının ve prim/hizmet dökümlerinin ayrıntılı incelenmesi belirleyicidir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması ve isabetli itirazlarla sürecin yönetilmesi, hem süreyi kısaltır hem de hakkın gerçek biçimde tespit edilmesini sağlar.

SGK Davalarında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Süreler hak kaybına yol açabilir

Hizmet tespitinde beş yıllık hak düşürücü süre, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve kaçırılırsa çoğu zaman telafisi mümkün olmaz; bu nedenle çalışmanın Kurumca bilinip bilinmediği baştan belgelerle netleştirilmelidir. Kuruma karşı aylık-gelir davalarında ise ret işlemi sonrası harekete geçilmesi kritiktir.

DurumSüre (Kural)
Hizmet tespiti davası — kuralHizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre
Hizmet tespiti — çalışma Kurumca biliniyorsaHak düşürücü süre işlemez; çalışma her zaman tespit ettirilebilir
Aylık / gelir bağlama uyuşmazlığıKurum işleminin (ret) tesisinden sonra dava yoluna başvurulur
SGK'nın rücu alacağıZarar ve sorumluyu öğrenmeye bağlı zamanaşımı; her hâlde belirli üst süre

Hizmet tespiti davasındaki beş yıllık süre bir hak düşürücü süre olduğundan, zamanaşımından farklı olarak taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınır ve durmaz, kesilmez. Bu sürenin işleyip işlemediği, çalışmanın Kurumca daha önce bilinip bilinmediğine bağlıdır; işverenin verdiği bir işe giriş bildirgesi bile süreyi bertaraf edebilir. Bu nedenle davanın süre yönünden başarısı, çoğu zaman esasa girmeden önce bu tek meselenin doğru ortaya konmasına bağlıdır. Belgelerin bu gözle taranması, sürpriz bir süre reddiyle karşılaşmayı önler.

Kuruma karşı açılan aylık ve gelir davalarında ise mesele daha çok, Kurumun tesis ettiği işleme (talebin reddine) karşı süresinde ve doğru usulle harekete geçmektir. SGK'nın rücu davalarında ise zamanaşımı, Kurumun zararı ve sorumluyu öğrenmesine bağlı olarak işler ve iş kazasının aynı zamanda suç oluşturması hâlinde daha uzun ceza zamanaşımı gündeme gelebilir. Görüldüğü üzere SGK davalarında süre rejimi dava türüne göre farklılaşır; bu farkların baştan bilinmesi, hem sigortalı hem de işveren açısından hak kaybını önlemenin temel aracıdır.

SGK Davası İçin Gerekli Belgeler

SGK davasının başarısı, çalışmanın, sigortalılığın ve hakkın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. İhtiyaç duyulan belgeler dava türüne göre değişmekle birlikte, uygulamada sık başvurulan belgeler şunlardır:

  • SGK kayıtları: Sigortalı hizmet dökümü, işe giriş-çıkış bildirgeleri, prim ve prime esas kazanç dökümü, sigortalılık tescil kaydı.
  • Çalışma belgeleri: İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka ödeme kayıtları, işyeri giriş kartı ve fiili çalışmayı gösteren belgeler.
  • Tanık bilgileri: Aynı dönemde aynı işyerinde bordrolu çalışmış tanıklar ve komşu işyeri kayıtları (hizmet tespitinde belirleyici).
  • Kurum işlemleri: SGK'nın ret veya bağlama yazısı, tebliğ edilen prim/ceza tahakkukları ve buna ilişkin yazışmalar.
  • Sağlık belgeleri: Malullük ve iş göremezlik davalarında sağlık kurulu raporları, epikriz ve tedavi kayıtları.

Belgelerin erken ve eksiksiz toplanması, özellikle hizmet tespiti davalarında zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin (tanık bilgileri, işyeri kayıtları, komşu işyeri belgeleri) kaybını önler. İşverenin ve SGK'nın elinde bulunan kayıtların dava yoluyla getirtilmesi de çoğu zaman gereklidir; mahkeme resen araştırma ilkesiyle bu kayıtları temin eder. Eksik belge, davanın uzamasına veya talebin bir kısmının ispatlanamamasına yol açabilir. Bu nedenle dava öncesi delil durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, dosyanın güçlü kurulması bakımından önerilir.

Etimesgut'da SGK Avukatı Seçerken

SGK davaları; hizmet tespiti, prim ve tescil, emeklilik ve gelir-aylık bağlama, malullük ve rücu gibi birbirinden farklı ama iç içe geçen konuları kapsayan, hem sosyal güvenlik mevzuatına hem de prim/hizmet dökümlerinin teknik okumasına hâkimiyet gerektiren dosyalardır. Doğru avukat seçimi; talebin eksiksiz kurulması, delil kurgusunun sağlam yapılması ve hak düşürücü süre/zamanaşımı gibi riskler yönetilerek sürecin hak kaybı olmadan yürütülmesi bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Sosyal güvenlik ve iş hukuku dosyalarında; hizmet tespiti, emeklilik ve rücu davalarında deneyim.
  • Teknik değerlendirme: Prim, hizmet ve prime esas kazanç dökümlerini okuyup yorumlayabilme; sağlık kurulu ve bilirkişi raporlarını denetleyebilme.
  • Yerel yargı bilgisi: Ankara Adliyesi ve bölgedeki İş Mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar, süre riskleri ve ücret/harç konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • Kayıt dışı veya eksik geçen çalışmam için hizmet tespiti davası açabilir miyim; hak düşürücü süre benim için işledi mi?
  • SGK'nın emeklilik/aylık talebimi reddetmesine karşı hangi dava yolu uygundur?
  • Emeklilik için prim gün sayım ve sigortalılık sürem yeterli mi; eksik varsa nasıl tamamlanır?
  • SGK'ya dava açmadan önce bir ön başvuru şartı benim dosyamda geçerli mi?
  • Davanın muhtemel süresi, gerekli deliller ve harç/masraf yükü ne olur?

İlgili Mevzuat

  • Sosyal Sigortalar ve GSS Kanunu (5510)
    Sigortalılık statüleri, prim ve kazanç, emeklilik-malullük-ölüm aylıkları, iş göremezlik geliri ve rücu esasları
  • İş Mahkemeleri Kanunu (7036)
    SGK ve iş uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, yetki ve dava ön koşulları
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    İspat, tanık, bilirkişi, resen araştırma ve dava usulünün genel esasları
  • İş Kanunu (4857)
    İş ilişkisinin çerçevesi, işverenin bildirim ve gözetim yükümlülükleri
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331)
    İş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğu ve SGK rücu ilişkisinin dayanağı

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Hizmet tespitinde resen araştırma

Hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği; mahkemenin tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmayıp çalışmanın gerçekliğini ortaya koymak için resen araştırma yapması ve komşu işyeri kayıtları ile bordrolu tanıkları değerlendirmesi gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Hak düşürücü sürenin işlememesi

Sigortalının çalışmasının Kurumca tespit edilmiş ya da işverence verilen belgelerde yer almış olması hâlinde, beş yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği; sigortalılık ilişkisi Kurumca bilindiğinden çalışmanın her zaman tespit ettirilebileceği değerlendirmesi.

İlke · SGK denkleştirmesi ve rücu

İş kazasında Kurumun bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin, işverenden istenecek tazminatta denkleştirilmesi; buna karşılık SGK'nın da bu değeri kusurlu işverene kusuru oranında rücu edebileceği; mükerrer ödemeyi önleyen bu dengenin dikkatle kurulması gerektiği yaklaşımı.

Sıkça Sorulan Sorular

Etimesgut'da SGK davası hangi mahkemede açılır?

Sosyal güvenlik hukukundan doğan uyuşmazlıklar, yani sigortalı ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) veya işveren arasındaki hizmet tespiti, prim, tescil, emeklilik, gelir-aylık bağlanması ve rücu gibi davalar görev bakımından İş Mahkemesi'nde görülür; İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Yer bakımından ise kural olarak davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; SGK'ya karşı açılan davalarda ilgili SGK biriminin bulunduğu yer de değerlendirilir. Etimesgut'da çalışılan bir işten veya buradaki bir SGK biriminden kaynaklanan uyuşmazlık, bu kurallar çerçevesinde Ankara Adliyesi yargı çevresindeki ilgili İş Mahkemesi'nde ele alınır. Doğru görev ve yetki tercihi, görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle süre kaybını önler.

Hizmet tespiti davası nedir, hangi durumda açılır?

Hizmet tespiti davası, bir işyerinde fiilen çalıştığı hâlde SGK'ya hiç bildirilmemiş veya eksik (gün, kazanç ya da süre yönünden) bildirilmiş sigortalının, bu çalışmalarının resmen tescilini sağlamak için açtığı davadır. Sigortalılık; emeklilik yaşının ve prim gün sayısının dolması, gelir ve aylık haklarının doğması bakımından hayati önem taşıdığından, kayıt dışı çalışmanın mahkeme kararıyla ortaya konması gerekir. Bu dava kural olarak işverene karşı açılır ve SGK davaya feri müdahil ya da taraf olarak dâhil edilir. Çalışma; tanık, işyeri kayıtları, ücret bordroları, banka hareketleri, işe giriş belgeleri ve komşu işyeri kayıtları gibi delillerle ispatlanır. Kayıt dışı geçen sürelerin tespiti, ileride emeklilik hakkının doğmasını sağlar.

Hizmet tespiti davasında zamanaşımı ne kadardır?

Hizmet tespiti davasında kural olarak beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre, işçinin hizmetinin geçtiği yılın sonundan başlar; ancak çalışmanın SGK'ca tespit edilmiş olması veya işverence düzenlenip Kuruma verilmesi gereken belgelerde bu çalışmanın yer alması gibi hâllerde hak düşürücü süre işlemez. Yani işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmiş, ancak günleri veya kazancı eksik gösterilmişse, sigortalılık ilişkisi Kurumca zaten bilindiği için beş yıllık süreye takılmadan tespit istenebilir. Bu ayrımın somut belgelerle doğru yapılması, davanın süre yönünden reddedilmesini önler. Süre riskine karşı çalışmanın belgelerinin erken değerlendirilmesi önemlidir.

SGK'nın emeklilik veya aylık talebimi reddetmesi hâlinde ne yapabilirim?

SGK'nın; yaşlılık (emeklilik) aylığı, malullük aylığı, ölüm (dul-yetim) aylığı veya iş göremezlik geliri talebinizi reddetmesi ya da eksik bağlaması hâlinde, bu işleme karşı İş Mahkemesi'nde dava açarak hakkınızın tespitini ve doğru aylığın bağlanmasını isteyebilirsiniz. Ret gerekçesi çoğu zaman prim gün sayısının veya sigortalılık süresinin yetersiz sayılması, belirli bir çalışmanın dikkate alınmaması ya da malullük oranının yeterli görülmemesidir. Bu gibi durumlarda önce eksik veya yanlış değerlendirilen sürelerin ve koşulların ortaya konması gerekir; gerektiğinde hizmet tespiti veya maluliyet oranının tespiti davası ile birlikte yürütülür. Kurum işlemine karşı süresinde harekete geçmek, hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

Prim ve tescil ihtilaflarında sigortalı hangi hakları ileri sürebilir?

Prim ve tescil ihtilafları, sigortalılığın başlangıç tarihi, sigortalılık statüsü (4/a, 4/b, 4/c), prime esas kazancın tutarı veya prim gün sayısı gibi konularda SGK ile sigortalı ya da işveren arasında çıkan uyuşmazlıklardır. Sigortalı; sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesini, prime esas kazancın gerçek ücret üzerinden düzeltilmesini veya eksik bildirilen günlerin tamamlanmasını isteyebilir. İşveren ise kendisine tebliğ edilen prim borcu, idari para cezası veya rücu alacağına karşı itiraz edebilir. Bu ihtilaflar hem emeklilik hakkını hem de gelir-aylık tutarını doğrudan etkilediğinden, çalışma ve kazancın belgelerle ispatı belirleyicidir. Kayıtların ve bordroların dava öncesi incelenmesi, talebin doğru kurulmasını sağlar.

Malullük ve iş göremezlik aylığı arasındaki fark nedir?

Malullük aylığı ile iş göremezlik geliri, sosyal güvenlik hukukunda birbirine benzer görünse de farklı hukuki temellere dayanır. Malullük aylığı, sigortalının çalışma gücünün mevzuatta öngörülen oranda kaybedildiğinin sağlık kurulunca saptanması ve belirli prim/süre koşullarının bulunması hâlinde bağlanan bir aylıktır; genel olarak iş kazası dışındaki nedenlerle oluşan çalışma gücü kaybını kapsar. Sürekli iş göremezlik geliri ise iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan çalışma gücü kaybı için bağlanır ve iş kazası sigortası kolundan sağlanır. Hangi hakkın doğduğu; kaybın nedeni, oranı ve sigortalının prim durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir. Kurumun bu ayrımı hatalı yapması hâlinde İş Mahkemesi'nde düzeltme istenebilir.

SGK rücu davası nedir, kime karşı açılır?

SGK rücu davası, Kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ödemeleri (tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği/geliri, ölüm geliri gibi), zararın doğmasında kusuru bulunan kişilere kusurları oranında geri istemesi için açtığı davadır. En sık görülen türü, iş kazası veya meslek hastalığında iş güvenliği önlemlerini almayan işverene karşı açılan rücu davasıdır; ayrıca trafik kazası gibi üçüncü kişinin kusurlu olduğu olaylarda kusurlu sürücü ve sigortacıya karşı da rücu söz konusu olabilir. Bu davada Kurum, bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yaptığı masrafları talep eder. İşveren veya sorumlu kişi açısından bu dava, tazminat sorumluluğunun yanında ek bir mali risk oluşturur; kusur oranının doğru belirlenmesi sonucu doğrudan etkiler.

SGK davası ne kadar sürer ve hangi belgeler gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; hizmet tespiti gibi davalarda tanık dinlenmesi, SGK ve komşu işyeri kayıtlarının getirtilmesi, bilirkişi incelemesi ve istinaf/temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Sık istenen belgeler dava türüne göre değişir: hizmet tespitinde işe giriş bildirgesi, ücret bordroları, hizmet dökümü, banka ödeme kayıtları ve tanık bilgileri; emeklilik/aylık davalarında SGK'nın ret veya bağlama işlemi, prim ve sigortalılık dökümü; malullük davalarında sağlık kurulu raporları öne çıkar. Belgelerin erken ve eksiksiz toplanması, kaybolabilecek delillerin (özellikle tanık ve işyeri kayıtları) güvence altına alınmasını sağlar. Dava öncesi dosyanın bir avukatla incelenmesi, talebin doğru kurgulanmasına yardımcı olur.

SGK'ya karşı dava açmadan önce bir başvuru şartı var mı?

SGK'ya karşı açılacak birçok davada, dava açılmadan önce Kuruma yazılı başvuruda bulunulması ve bu başvurunun reddedilmesi ya da mevzuatta öngörülen sürede yanıtlanmaması aranan bir ön koşuldur; bu koşul yerine getirilmeden açılan davalarda dava şartı yokluğu sorunu gündeme gelebilir. Örneğin aylık veya gelir bağlanması taleplerinde önce Kuruma başvurup işlem tesis ettirmek, ret hâlinde bu işleme karşı dava açmak gerekir. Buna karşılık işverene karşı açılan hizmet tespiti davası, niteliği gereği bu tür bir ön başvuruya bağlı değildir. Ön koşulun dava türüne göre doğru belirlenmesi, davanın usulden reddedilmesini önler ve süreç kaybını azaltır. Bu nedenle hangi yolun izleneceği baştan netleştirilmelidir.

Etimesgut'da SGK avukatı seçerken nelere dikkat etmeliyim?

SGK davaları; hizmet tespiti, prim ve tescil, emeklilik ve gelir-aylık bağlama, malullük ve rücu gibi birbirinden farklı ama iç içe geçen konuları kapsayan, hem maddi hukuka hem de teknik hesaplamalara hâkimiyet gerektiren bir alandır. Avukat seçerken; sosyal güvenlik ve iş hukuku dosyalarındaki deneyim, hizmet tespiti ve emeklilik davalarında delil kurgusu yeteneği, SGK işlemlerinin ve prim/hizmet dökümlerinin okunabilmesi ve yerel İş Mahkemesi uygulamalarına aşinalık öne çıkan ölçütlerdir. Ayrıca süreç, olası sonuçlar, harç ve masraf yükü ile zamanaşımı/hak düşürücü süre konusunda şeffaf bilgilendirme yapan bir avukatla çalışmak önemlidir. Etimesgut'da bu alanda hizmet veren avukatları, deneyim ve iletişim ölçütlerini karşılaştırarak değerlendirebilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar