Yenişehir Ticari Tahkim Avukatları
Yenişehir, Diyarbakır ilçesinde ticari tahkim alanında hizmet veren 1.255 avukat. Tahkim şartı, hakem heyeti, tahkim yargılaması ve hakem kararının iptali-tenfizi süreçleriyle inceleyin.
Diyarbakır Barosu'nun 2446 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 576 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1152 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır Barosu'nun 1300 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1616 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 2339 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 532 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1115 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 4019 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 521 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır Barosu'nun 426 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1688 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 2146 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 1146 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 811 sicil numaralı üyesidir.
1197 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
781 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1326 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1074 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır Barosu'nun 1704 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
4131 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
1613 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
525 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
2539 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1288 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 3600 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1320 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1205 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
3766 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 1955 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1469 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1276 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır Barosu'nun 1201 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 3565 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
3877 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
1513 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
1563 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1580 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Diyarbakır Barosu'nun 1342 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 896 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1062 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır Barosu'nun 1716 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 938 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 4291 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu bünyesinde 1313 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 503 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 587 sicil numaralı üyesidir.
Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 2772 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Diyarbakır Barosu'nun 1242 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Diyarbakır Barosu'nun 1874 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Yenişehir, Diyarbakır Ticari Tahkim Avukatları — Kapsamlı Rehber
Bu rehber, Yenişehir (Diyarbakır) bölgesindeki ticari uyuşmazlıklarda giderek yaygınlaşan bir alternatif çözüm yolu olan ticari tahkimi; tahkim şartı ve sözleşmesinin kurulması, tahkime elverişlilik, hakem heyetinin oluşumu, tahkim yargılamasının işleyişi, iç ve milletlerarası tahkim ayrımı ile hakem kararının iptali ve tenfizi açılarından ele alır. Amaç, bir sözleşme ilişkisini kurgularken tahkim şartını doğru düzenlemenize ya da tahkime tabi bir uyuşmazlıkta sürecin baştan sağlıklı yönetilmesine ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınızın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
- Temel şart: Tahkim, ancak tarafların yazılı bir tahkim anlaşması (şart ya da sözleşme) yapmış olmasıyla mümkündür.
- Elverişlilik: Yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ticari ve özel hukuk uyuşmazlıkları tahkime götürülebilir.
- Kanun yolu: Hakem kararına karşı istinaf-temyiz yoktur; kural olarak sınırlı sebeplerle iptal davası açılabilir.
- Yer: Tahkime ilişkin iptal, tenfiz ve destek talepleri Diyarbakır Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür.
Ticari Tahkim Nedir? Kapsamı
Ticari tahkim; tarafların, aralarındaki bir uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine, kendi belirledikleri ya da bir tahkim kurumunca atanan hakem veya hakem heyeti önünde çözmeyi kabul ettikleri özel bir yargılama yoludur. Tahkimin özü, yargılama yetkisinin bir sözleşmeyle hakemlere devredilmesidir. Bu yönüyle tahkim, iradi bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olmakla birlikte, sonuçları itibarıyla devlet yargısına yaklaşan bağlayıcı bir süreçtir: kesinleşen hakem kararı, mahkeme ilamı gibi icra edilebilir.
Ticari tahkimin temel hukuki çerçevesi, iç tahkim bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun tahkime ilişkin hükümlerinde, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nda düzenlenmiştir. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi ise büyük ölçüde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ile Türkiye'nin taraf olduğu New York Sözleşmesi çerçevesinde yürür. Tahkimin öne çıkan yönleri arasında yargılamanın kural olarak tek dereceli ve gizli olması, tarafların hakemi, usulü ve çoğu zaman dili seçebilmesi ile uzmanlaşmış hakemle çözüm imkânı sayılabilir.
Tahkim Anlaşması: Şart ve Sözleşme
Tahkimin temeli, tarafların uyuşmazlığı tahkime götürme yönündeki iradesini gösteren tahkim anlaşmasıdır. Bu irade iki biçimde ortaya konabilir. Birincisi, henüz uyuşmazlık doğmadan asıl sözleşmenin içine konan bir tahkim şartıdır; örneğin bir alım-satım ya da inşaat sözleşmesine eklenen tahkim maddesi böyledir. İkincisi ise uyuşmazlık doğduktan sonra, o uyuşmazlığı tahkime götürmek üzere ayrıca yapılan bağımsız bir tahkim sözleşmesidir. Her iki hâlde de anlaşmanın yazılı olması ve tarafların tahkim iradesini açıkça yansıtması aranır.
Tahkim anlaşmasının geçerliliği, sürecin bütününü etkileyen bir ön koşuldur. Anlaşmanın açık, kapsamı belirli ve tarafların gerçek iradesini yansıtan biçimde kaleme alınması; hangi uyuşmazlıkların tahkime tabi olacağı, hakem sayısı, uygulanacak usul, tahkim yeri ve dili gibi unsurların belirlenmesi büyük önem taşır. Belirsiz, çelişkili ya da hem mahkemeyi hem tahkimi işaret eden ifadeler (patolojik tahkim şartları), uyuşmazlık doğduğunda tarafları uzun tartışmalara ve hak kayıplarına sürükleyebilir.
Türk hukukunda kabul edilen önemli bir ilke, tahkim şartının içinde bulunduğu asıl sözleşmeden ayrı ve bağımsız (özerk) olmasıdır. Bu ilke uyarınca, asıl sözleşmenin geçersiz olması ya da sona ermesi, tek başına tahkim şartının da geçersiz olduğu anlamına gelmez; hakemler, asıl sözleşmenin geçerliliğini kendi yetkileri çerçevesinde değerlendirebilir. Buna bağlı olarak hakemlerin kendi yetkileri hakkında karar verebilmesi (yetki-yetkisi ilkesi) de tahkimin işleyişini kolaylaştırır. Bu teknik konular nedeniyle tahkim şartının baştan doğru düzenlenmesi kritik önemdedir.
Tahkime Elverişlilik: Hangi Uyuşmazlıklar Tahkime Götürülebilir?
Her uyuşmazlık tahkime götürülemez. Tahkim, kural olarak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri, çoğunlukla parasal değere ilişkin ticari ve özel hukuk uyuşmazlıklarında mümkündür. Tarafların iradesine bırakılamayan, kamu düzenini yakından ilgilendiren bazı konular ise tahkime elverişli değildir. Bu ayrım hem tahkim anlaşmasının geçerliliğini hem de verilecek kararın iptal ve tenfiz aşamasındaki akıbetini doğrudan etkiler.
Uygulamada tahkime elverişli olmadığı kabul edilen başlıca alanlar arasında; taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin bazı uyuşmazlıklar, iflas gibi toplu tasfiye süreçleri, tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği aile hukuku konuları ve genel olarak kamu düzeninin ağır bastığı hususlar sayılabilir. Buna karşılık ticari sözleşmelerden doğan alacak ve tazminat talepleri, inşaat, tedarik, distribütörlük, ortaklık ve pek çok ticari ilişki tahkime elverişli kabul edilir.
Tahkime elverişli olmayan bir konuda tahkim anlaşması yapılıp karar verilse dahi, bu karar iptal davasında iptal edilebilir; yabancı bir karar söz konusuysa tenfizi reddedilebilir. Bu nedenle tahkim şartı düzenlenirken, uyuşmazlığın gerçekten tahkime elverişli olup olmadığının baştan değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Elverişlilik değerlendirmesi, hem iç tahkim hem de milletlerarası tahkim bakımından ayrı ayrı ele alınmalıdır; bazı konular iç hukukta tahkim dışı sayılırken, milletlerarası boyutta farklı değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlığın niteliği, tarafların sıfatı ve sözleşmenin konusu birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekir. Bu değerlendirmenin en başta ve doğru biçimde yapılması, ileride emek ve masrafın boşa gitmemesi açısından belirleyicidir.
İç Tahkim ve Milletlerarası Tahkim Ayrımı
Ticari tahkim, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunup bulunmamasına göre iki ana rejime ayrılır. Tarafların yerleşim yeri, işyeri, sözleşmenin ifa yeri ya da uyuşmazlığın konusu bakımından yabancı bir bağlantı içermeyen, tümüyle iç hukuka ilişkin uyuşmazlıklar iç tahkime tabidir ve HMK'nın tahkim hükümleri uygulanır. Sözleşmede yabancılık unsuru bulunan ticari uyuşmazlıklar ise milletlerarası tahkim rejimine girer ve kural olarak MTK uygulanır.
Yabancılık unsuru taşımayan, tümüyle iç hukuka ilişkin ticari uyuşmazlıklarda uygulanır. Usul, hakem seçimi, karar süresi ve iptal davası HMK'nın tahkim hükümlerine göre yürür. Görevli mahkeme desteği ve denetimi iç hukuk kurallarına tabidir.
Sözleşme ya da taraflar bakımından yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda uygulanır. Uygulanacak hukukun seçimi, tahkim yeri ve usul kuralları daha geniş bir irade serbestisiyle belirlenebilir. Yabancı kararların tenfizinde New York Sözleşmesi belirleyicidir.
Bu ayrımın pratik sonuçları önemlidir. Uygulanacak kanun, hakem kararının denetim biçimi, iptal sebeplerinin kapsamı ve özellikle kararın icra edilebilmesi için izlenecek yol, uyuşmazlığın iç mi yoksa milletlerarası tahkime mi tabi olduğuna göre değişir. Yabancılık unsurunun bulunup bulunmadığının yanlış değerlendirilmesi, sürecin yanlış rejim üzerinden yürütülmesine ve kararın akıbetinin tartışmalı hâle gelmesine yol açabilir. Bu nedenle, özellikle sınır ötesi ticari ilişkilerde tahkim şartı düzenlenirken bu ayrımın baştan doğru kurgulanması gerekir.
Hakem Heyetinin Oluşumu ve Hakem Seçimi
Tahkimin en belirleyici aşamalarından biri hakem heyetinin oluşumudur. Taraflar, tahkim anlaşmasında hakem sayısını ve seçim yöntemini belirleyebilir. Hakem sayısı tek olmalıdır; uygulamada tek hakem ya da üç hakemli heyet sık görülür. Üç hakemli düzende genellikle her taraf birer hakem seçer, seçilen iki hakem de üçüncü (başkan) hakemi belirler. Taraflar seçim konusunda anlaşamaz ya da yöntem işlemezse, kanunda öngörülen biçimde görevli mahkemeden hakem atanması istenebilir.
Hakemlerin bağımsızlık ve tarafsızlığı, tahkimin güvenilirliğinin temelidir. Hakem olarak görevlendirilecek kişinin, tarafsızlığından ya da bağımsızlığından haklı kuşku doğuran durumları açıklaması beklenir. Böyle bir durum varsa, ilgili taraf kanunda öngörülen usul ve süre içinde hakemin reddini talep edebilir. Hakemin reddi, atanması ve görevden çekilmesi gibi konularda görevli mahkemenin destekleyici bir rolü bulunur.
Hakem seçimi yalnızca bir usul işlemi değil, aynı zamanda stratejik bir tercihtir. Uyuşmazlığın konusuna hâkim, ilgili sektöre ve hukuki alana aşina hakemlerin belirlenmesi, sürecin sağlıklı ve verimli yürümesine katkı sağlar. Kurumsal tahkimde hakem atanması ve reddi kurumun kuralları çerçevesinde yürürken, ad hoc tahkimde bu süreç büyük ölçüde tarafların ve görevli mahkemenin desteğiyle işler. Doğru hakem seçimi, hem yargılamanın kalitesi hem de kararın kabul edilebilirliği bakımından önem taşıdığından, bu aşamada hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.
Kurumsal Tahkim ve Ad Hoc Tahkim
Ticari tahkim, yürütülüş biçimi bakımından ikiye ayrılabilir. Kurumsal tahkimde yargılama, önceden kurulmuş bir tahkim kurumunun kuralları ve idari gözetimi altında yürütülür. Kurum; hakem atanması, ücret tarifesi, usul kuralları, süreler ve idari destek bakımından hazır bir çerçeve sunar. Bu yapı, özellikle karmaşık ve yüksek değerli uyuşmazlıklarda öngörülebilirlik ve düzen sağlar.
Ad hoc (arızi) tahkimde ise bir kurumun gözetimi bulunmaz; usul kurallarını, hakem sayısını, seçim yöntemini ve zaman çizelgesini büyük ölçüde taraflar kendisi belirler. Bu yöntem, tarafların ihtiyacına göre daha esnek ve kimi zaman daha ekonomik olabilir; ancak taraflar arasında yeterli iş birliği olmadığında sürecin tıkanma riski daha yüksektir. Ad hoc tahkimde, boşlukların doldurulması ve hakem atanması gibi konularda görevli mahkemenin destekleyici rolü öne çıkar.
Hangi yöntemin uygun olduğu; uyuşmazlığın değerine, karmaşıklığına, tarafların ilişkisine ve öngörülebilirlik ile esneklik arasındaki tercihe göre değişir. Sözleşmedeki tahkim şartı düzenlenirken bu tercihin baştan yapılması, uyuşmazlık doğduğunda belirsizliği önler. Seçilen yöntemin sözleşmede açık, tutarlı ve uygulanabilir biçimde ifade edilmesi, patolojik tahkim şartlarının doğurduğu sorunların önüne geçilmesi bakımından önemlidir.
Tahkimde Görevli Mahkeme ve Devlet Yargısının Rolü
Tahkim, devlet yargısının yerine geçse de onunla ilişkisi tümüyle kesilmez; belirli konularda görevli mahkemenin destekleyici ve denetleyici bir rolü vardır. Aşağıdaki tablo, tahkim sürecinde hangi talebin hangi mercie yöneltileceğini genel biçimde özetler:
| Talep / Aşama | Görevli / Yetkili Merci |
|---|---|
| Uyuşmazlığın esasının çözümü | Hakem / Hakem Heyeti |
| Tahkim şartına rağmen açılan davada ilk itiraz | Asliye Ticaret / Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Hakem atanması, reddi ve tahkime destek talepleri | Görevli Devlet Mahkemesi |
| İç tahkim hakem kararının iptali davası | Bölge Adliye Mahkemesi |
| Milletlerarası tahkim kararının iptali | Görevli Asliye Mahkemesi |
| Yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi | Görevli Asliye Mahkemesi |
Tahkime ilişkin destek, iptal ve tenfiz taleplerinde görevli ve yetkili mahkeme, uyuşmazlığın türüne ve tahkim yerine göre belirlenir. Yenişehir'da doğan ya da tahkim yeri bu bölge olan uyuşmazlıklarda ilgili talepler, yetki kurallarına göre Diyarbakır Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür.
Görülüyor ki devlet mahkemesi, tahkimin esasına karışmaz; ancak sürecin işlemesi için gerekli destekleyici işlemleri yapar ve nihai kararı sınırlı sebeplerle denetler. Bu denge, tahkimin bağımsızlığını korurken hukuka aykırı sonuçların önüne geçmeyi amaçlar. Hangi talebin hangi mercie yöneltileceğinin doğru belirlenmesi, sürecin gecikmesini ve hak kaybını önlemek bakımından önemlidir.
Yenişehir'da Tahkim Yargılaması Nasıl İşler? Süreç Adımları
Tahkim yargılaması, birbirini izleyen belirli aşamalardan oluşur. Aşağıda tipik bir ticari tahkim sürecinin akışı özetlenmiştir; iç ya da milletlerarası tahkim olmasına ve seçilen usule göre bazı adımlar ve süreler farklılık gösterebilir:
Sözleşmedeki tahkim şartı ya da ayrı tahkim sözleşmesi incelenir; kapsamı, geçerliliği, tahkim yeri, dili ve uygulanacak kurallar belirlenir.
Uyuşmazlığı tahkime taşımak isteyen taraf, karşı tarafa tahkim ihbarı ve talebini iletir; kurumsal tahkimde ilgili kuruma başvurulur.
Anlaşmada belirlenen yönteme göre hakem ya da hakem heyeti oluşturulur; anlaşmazlık hâlinde görevli mahkemeden atama istenir.
Taraflar iddia ve savunmalarını sunar; deliller, tanık ve gerekiyorsa bilirkişi değerlendirilir. Duruşma çoğunlukla gizli yürütülür.
Hakemler, kanunda ya da anlaşmada öngörülen süre içinde gerekçeli kararını verir. Karar kesinleştiğinde bağlayıcı ve icra edilebilir hâle gelir.
Karara karşı süresinde sınırlı sebeplerle iptal davası açılabilir; yabancı kararda ise Türkiye'de tanıma ve tenfiz süreci işletilir.
Bu aşamaların her biri kendi içinde süre ve usul kuralları barındırır. Özellikle tahkim talebinin usulüne uygun iletilmesi, hakem seçim sürelerinin izlenmesi, delillerin zamanında ve usulüne uygun sunulması ile iptal davası için öngörülen dar sürenin gözetilmesi belirleyicidir. Tahkimin tek dereceli yapısı, süreci mahkemeye göre kısaltsa da her adımın titizlikle yürütülmesini gerektirir; küçük bir usul hatası bile kararın akıbetini etkileyebilir.
Hakem Kararının İptali
Tahkimde, devlet mahkemesindeki gibi istinaf ve temyiz yolu bulunmaz. Hakem kararına karşı başvurulabilecek yol kural olarak iptal davasıdır. İptal davası, kararın esasının yeniden görülmesini sağlamaz; yalnızca kanunda sınırlı biçimde sayılan sebeplerin bulunup bulunmadığı incelenir. Bu sınırlı denetim, tahkimin bağımsızlığını ve nihailiğini korumayı amaçlar.
İptal sebepleri genel olarak; tahkim anlaşmasının geçersiz olması, taraflardan birinin ehliyetsizliği, hakemlerin ya da hakem heyetinin usulüne uygun seçilmemesi, tarafın savunma hakkının ihlal edilmesi, hakemlerin tahkim anlaşmasının kapsamı dışına çıkması ya da yetkilerini aşması, yargılama usulüne aykırılık gibi hâlleri kapsar. Bunların yanında, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması ve kararın kamu düzenine aykırı olması, mahkemece kendiliğinden gözetilebilen iptal sebepleri arasında yer alır.
İptal davası, kanunda öngörülen kısa süre içinde ve görevli mahkemede açılmalıdır. Süre kaçırıldığında hakem kararı kesinleşir ve artık iptali istenemez. Bu nedenle karar tebliğ edildikten sonra iptal sebeplerinin ve sürenin gecikmeksizin değerlendirilmesi büyük önem taşır.
İptal davasının kabulü hâlinde, dava konusu karar kaldırılır; koşullara göre uyuşmazlık yeniden hakemlere ya da yetkili mahkemeye taşınabilir. İptal sebeplerinin dar yorumlanması nedeniyle bu davaların titizlikle hazırlanması gerekir; dayanaksız iptal talepleri hem zaman hem masraf kaybına yol açar. Bu nedenle iptal yoluna başvurmadan önce, somut kararda gerçekten bir iptal sebebinin bulunup bulunmadığının bir avukatça değerlendirilmesi yerinde olur.
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Milletlerarası ticari ilişkilerin yaygınlaşmasıyla, yurt dışında verilen hakem kararlarının Türkiye'de uygulanması sık gündeme gelir. Yabancı bir hakem kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için, bu kararın Türk mahkemesince tanınması ve tenfiz edilmesi gerekir. Tenfiz süreci, büyük ölçüde Türkiye'nin de taraf olduğu New York Sözleşmesi ve MÖHUK çerçevesinde yürür.
Tenfiz talebini inceleyen mahkeme, kural olarak kararın esasına girmez; yalnızca sözleşmede ve mevzuatta öngörülen tenfiz engellerinin bulunup bulunmadığını değerlendirir. Bu engeller arasında; geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması, tarafın savunma hakkının ihlal edilmiş olması, kararın tahkim anlaşmasının kapsamını aşması, hakem heyetinin usulsüz oluşması, kararın bağlayıcı hâle gelmemiş ya da iptal edilmiş olması, uyuşmazlığın tenfiz devleti hukukunda tahkime elverişli olmaması ve kararın kamu düzenine aykırılığı sayılabilir.
- Geçerli tahkim anlaşması: Tenfizin ön koşulu, kararın geçerli bir tahkim anlaşmasına dayanmasıdır.
- Savunma hakkı: Tarafın yargılamadan usulüne uygun haberdar edilmiş ve savunma imkânı bulmuş olması aranır.
- Kamu düzeni: Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir.
- Elverişlilik: Uyuşmazlığın Türk hukukunda tahkime elverişli olması beklenir.
Tenfiz kararı kesinleştiğinde, yabancı hakem kararı Türk mahkemesi ilamı gibi icra edilebilir hâle gelir. Tenfiz sürecinde belgelerin usulüne uygun sunulması, gerekli çeviri ve onayların tamamlanması ve tenfiz engellerine ilişkin savunmaların doğru kurgulanması belirleyicidir. Bu teknik ve usule duyarlı süreçte hukuki destek almak, tenfizin gecikmesini ve reddini önlemek bakımından önem taşır.
Tahkimde Süreler ve Zamanaşımı
Tahkim sürecinde süreler iki katmanda karşımıza çıkar: uyuşmazlığın esasına ilişkin zamanaşımı süreleri ile tahkim ve iptal-tenfiz işlemlerine ilişkin usul süreleridir. Zamanaşımı, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir; tahkime götürülen alacak ya da tazminat talebi, o talebe uygulanan genel zamanaşımı kurallarına tabidir. Tahkim yoluna başvurulmuş olması, esasa ilişkin zamanaşımını ilgili mevzuata göre etkiler.
| Süre / Aşama | Genel Yaklaşım |
|---|---|
| Esasa ilişkin talep | İlgili sözleşme veya alacak türüne uygulanan zamanaşımı |
| Hakem kararının verilmesi (iç tahkim) | Kanunda öngörülen ve tarafça uzatılabilen süre |
| İptal davası açma süresi | Karar tebliğinden itibaren kanunda öngörülen kısa süre |
| Tahkim ilk itirazı | Esasa cevap süresi içinde ileri sürülmelidir |
Usul süreleri, tahkimde en az esas süreler kadar önemlidir. Tahkim şartına rağmen açılan davada tahkim itirazının süresinde yapılmaması, tahkim itirazından vazgeçildiği sonucunu doğurabilir; iptal davası için öngörülen dar sürenin kaçırılması ise hakem kararını kesinleştirir. Milletlerarası tahkimde ve tenfiz aşamasında ise ilgili sözleşme ve mevzuatın öngördüğü süreler dikkate alınmalıdır.
Sürelerin doğru hesaplanması, hem talebin esastan kaybedilmemesi hem de usule ilişkin hakların korunması bakımından belirleyicidir. Tahkimde süreler çoğunlukla dar ve teknik olduğundan, uyuşmazlık doğduğu anda bir takvim oluşturulması ve kritik tarihlerin izlenmesi önerilir. Somut olaya uygulanacak sürelerin bir avukatça değerlendirilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından yerinde olur.
Sık Yapılan Hatalar
Ticari tahkimde yapılan hatalar, çoğunlukla telafisi güç sonuçlar doğurur. Aşağıdaki başlıklar, uygulamada en sık karşılaşılan ve hak kaybına yol açan yanlışları özetler:
- Belirsiz tahkim şartı: Hem mahkemeyi hem tahkimi işaret eden ya da kapsamı belirsiz (patolojik) tahkim şartları, uyuşmazlık doğduğunda uzun tartışmalara ve hak kaybına yol açar.
- Elverişliliği gözden kaçırmak: Tahkime elverişli olmayan bir konuyu tahkime götürmek, kararın iptaline ya da tenfizin reddine neden olabilir.
- Tahkim itirazını süresinde yapmamak: Tahkim şartına rağmen açılan davada itirazın süresinde ileri sürülmemesi, tahkim hakkının kaybına yol açabilir.
- İptal süresini kaçırmak: İptal davası için öngörülen dar süre kaçırıldığında hakem kararı kesinleşir ve artık iptal istenemez.
- Hakem bağımsızlığını ihmal etmek: Bağımsızlık ve tarafsızlıktan kuşku doğuran durumların süresinde ileri sürülmemesi, sonradan itiraz imkânını sınırlayabilir.
- Tenfiz belgelerini eksik hazırlamak: Yabancı kararın tenfizinde gerekli çeviri, onay ve belgelerin eksikliği süreci uzatabilir veya reddine yol açabilir.
Bu hatalar, çoğu zaman tahkimin teknik ve usule duyarlı yapısından kaynaklanır. Sözleşme aşamasında yapılan bir dikkatsizlik, uyuşmazlık doğduğunda tüm sürecin belirsizleşmesine neden olabilir. Bu nedenle hem tahkim şartının kurulmasında hem de uyuşmazlığın yürütülmesinde planlı ve dikkatli bir yaklaşım benimsenmesi büyük önem taşır.
Gerekli Belgeler
Bir tahkim sürecini başlatmak, yürütmek ya da iptal-tenfiz aşamasına taşımak için gereken belgeler, sürecin niteliğine göre değişir. Aşağıda uygulamada sıkça istenen belgeler kategoriler hâlinde özetlenmiştir; somut dosyanızda ek belgeler gerekebilir:
Tahkim şartını içeren asıl sözleşme ya da ayrı tahkim sözleşmesi, ekleri, varsa tahkim kuralları ve tahkim yeri-dili belirlemeleri.
Uyuşmazlığa konu yazışmalar, fatura ve irsaliyeler, ödeme belgeleri, teknik raporlar, tanık ve bilirkişiye ilişkin bilgiler.
Hakem heyeti kararı ve gerekçesi, yargılama tutanakları, hakem atama-ret yazışmaları ve tebligata ilişkin belgeler.
Yabancı kararın onaylı örneği ve tahkim anlaşması, gerekli çeviri ve onaylar, vekâletname ile taraf kimlik ve iletişim bilgileri.
Belgelerin eksiksiz, doğru ve düzenli olması, hem tahkim yargılamasının sağlıklı ilerlemesi hem de iptal-tenfiz aşamalarında ispat kolaylığı bakımından belirleyicidir. Özellikle yabancı kararların tenfizinde, belgelerin onaylı ve usulüne uygun çevirileriyle sunulması sürecin hızını doğrudan etkiler. Belgelerinizi bir araya getirdikten sonra dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz, doğru yol ve mercinin seçilmesine yardımcı olur.
Yenişehir'da Ticari Tahkim Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Ticari tahkim; süreye duyarlı, teknik ve çoğu zaman uluslararası boyutu bulunan bir alandır. Bu nedenle dosyanızı yürütecek avukatın bu alandaki deneyimi ve süreç yönetimi becerisi önem taşır. Aşağıdaki başlıklar, bir avukatla ilk görüşmede netleştirmenizde yarar olan konuları özetler:
Tahkim şartı düzenleme, iç ve milletlerarası tahkim yargılaması, hakem seçimi, iptal davası ve yabancı kararların tenfizinde benzer dosya deneyimi.
Tahkim talebi, hakem heyetinin kurulması, kritik sürelerin izlenmesi ve iptal-tenfiz aşamalarının planı ile dosyanın hangi aralıklarla güncelleneceği.
Gelişmelerin nasıl ve hangi sıklıkta bildirileceği, hakem ve tahkim masrafları ile vekâlet ücretinin baştan yazılı olarak açıklanması.
Yenişehir ve Diyarbakır Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemelerin tahkime destek, iptal ve tenfiz uygulamalarına aşinalık, tebligat ve süreç yönetiminde pratik yaklaşım.
İlk görüşmede dosyanızın gerçekçi bir değerlendirmesini istemeniz, olası sonuç senaryolarını ve maliyetleri anlamanız açısından yararlıdır. Kesin sonuç ya da "kısa sürede kazanç" gibi vaatler yerine, sürecin nasıl yönetileceğine dair somut bir yol haritası sunan yaklaşım daha güvenilirdir. Aşağıdaki soruları görüşmede sormayı düşünebilirsiniz:
- Sözleşmemdeki tahkim şartı geçerli ve uygulanabilir mi, kapsamı ne?
- Uyuşmazlığım tahkime elverişli mi, iç mi milletlerarası tahkime mi tabi?
- Hakem seçimi ve heyetin kurulması nasıl yürütülecek?
- Hakem kararına karşı iptal imkânı ve süresi nedir?
- Yabancı bir karar söz konusuysa Türkiye'de tenfiz süreci nasıl işler?
Bu platformda listelenen avukatları; uzmanlık alanı, deneyimi ve iletişim tercihleri açısından karşılaştırarak dosyanıza uygun olanı seçebilirsiniz. Nihai kararı, dosyanızın özelliklerini bir avukatla birebir değerlendirdikten sonra vermeniz en sağlıklı yaklaşımdır.
İlgili Mevzuat
Ticari tahkim uygulamasında başvurulan temel mevzuat aşağıda özetlenmiştir. Bu düzenlemeler zaman içinde değişebildiğinden, güncel metin ve içtihatların dikkate alınması önemlidir:
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) — Tahkim Hükümleri
İç tahkimde tahkim anlaşması, hakem heyeti, yargılama usulü, hakem kararı ve iptal davasına ilişkin temel düzenleme. - Milletlerarası Tahkim Kanunu (4686)
Yabancılık unsuru taşıyan ticari uyuşmazlıklarda tahkimin usul ve esasları, iptal davası ve uygulanacak hukuk. - Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu (5718)
Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin genel çerçeve ve tenfiz engelleri. - New York Sözleşmesi (Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası)
Yabancı hakem kararlarının tenfizinde uluslararası temel çerçeveyi oluşturan ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşme. - Türk Borçlar Kanunu (6098) ve Türk Ticaret Kanunu (6102)
Tahkime konu ticari uyuşmazlıkların esasına uygulanan sözleşme, borç ve ticaret hukuku hükümleri.
Mevzuatın yanı sıra Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin yerleşik uygulaması da tahkim alanını önemli ölçüde şekillendirir. Özellikle tahkim anlaşmasının geçerliliği, tahkime elverişlilik, iptal sebeplerinin kapsamı ve kamu düzeni değerlendirmesi gibi konularda güncel içtihatların dikkate alınması, dosyanın doğru yürütülmesi için gereklidir. Güncel mevzuat ve içtihat değerlendirmesi için bir avukattan destek almanız önerilir.
Emsal İçtihat ve İlkeler
Aşağıdaki başlıklar, ticari tahkim alanında yargı uygulamasında öne çıkan bazı ilkeleri genel biçimde özetler. Bunlar bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendi koşulları farklı sonuç doğurabilir:
Tahkim şartı, içinde bulunduğu asıl sözleşmeden bağımsız kabul edilir; asıl sözleşmenin geçersizliği tek başına tahkim şartını geçersiz kılmaz ve hakemler bu yönde değerlendirme yapabilir.
İptal davasında kural olarak kararın esası yeniden görülmez; yalnızca kanunda sınırlı biçimde sayılan iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı incelenir.
Yabancı hakem kararının tenfizinde mahkeme kural olarak kararın esasına girmez; yalnızca öngörülen tenfiz engellerinin bulunup bulunmadığını değerlendirir.
Uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması ve kararın kamu düzenine aykırılığı, iptal ve tenfiz aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilebilen hususlar arasındadır.
Bu ilkeler, içtihatların yıllar içinde ortaya koyduğu genel eğilimleri yansıtır ve mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir. Dosyanıza uygulanabilecek güncel içtihatların değerlendirilmesi, uzmanlık ve dikkat gerektiren bir iştir. Bu nedenle somut olayınız için bir avukattan güncel içtihat analizi almanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Ticari tahkim nedir ve mahkemeden farkı nedir?
Ticari tahkim, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine, kendilerinin belirlediği veya bir tahkim kurumunca atanan hakem ya da hakem heyetine çözdürmeyi kabul ettikleri alternatif bir yargılama yoludur. Temel farkı, yetkinin bir sözleşme (tahkim anlaşması) ile hakemlere devredilmesidir. Tahkimde yargılama kural olarak tek dereceli ve gizlidir; taraflar hakemi, uygulanacak usulü ve çoğu zaman dili seçebilir. Hakem kararı, kesinleştiğinde mahkeme kararı gibi bağlayıcıdır ve icra edilebilir. Buna karşılık devlet mahkemesi kararına karşı istinaf ve temyiz gibi olağan kanun yolları açıktır; tahkimde ise kural olarak yalnızca sınırlı sebeplerle iptal davası açılabilir.
Tahkim şartı olan sözleşmede dava Yenişehir'da açılabilir mi?
Sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunuyorsa, kural olarak uyuşmazlığın devlet mahkemesinde değil, hakem veya hakem heyeti önünde çözülmesi gerekir. Buna rağmen mahkemede dava açılırsa, karşı taraf esasa cevap süresi içinde tahkim ilk itirazını ileri sürebilir; itiraz yerinde görülürse mahkeme davayı usulden reddeder. Ancak tahkim şartı yok, geçersiz veya uygulanamaz nitelikteyse ya da karşı taraf itiraz etmeyip yargılamaya devam ederse uyuşmazlık mahkemede görülebilir. Bu değerlendirme sözleşme metnine ve somut duruma bağlı olduğundan, dava açmadan önce tahkim şartının geçerliliği ve kapsamı bir avukatça incelenmelidir.
Tahkim şartı ile tahkim sözleşmesi arasındaki fark nedir?
İkisi de tarafların uyuşmazlığı tahkime götürme iradesini gösterir; fark, düzenlenme anında ve biçimindedir. Tahkim şartı, henüz uyuşmazlık doğmadan, asıl sözleşmenin içine konan bir hükümdür; örneğin bir ticari sözleşmede yer alan tahkim maddesi böyledir. Tahkim sözleşmesi ise uyuşmazlık doğduktan sonra, o uyuşmazlığı tahkime götürmek üzere ayrıca yapılan bağımsız bir anlaşmadır. Her ikisinin de yazılı olması ve tarafların iradesini açıkça yansıtması gerekir. Tahkim şartının, içinde bulunduğu asıl sözleşmeden ayrı ve bağımsız (özerk) olduğu kabul edilir; asıl sözleşmenin geçersizliği tek başına tahkim şartını geçersiz kılmaz.
İç tahkim ile milletlerarası tahkim arasındaki fark nedir?
Ayrım, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunup bulunmamasına göre yapılır. Tarafların yerleşim yeri, işyeri veya sözleşmenin ifa yeri gibi unsurlar bakımından yabancı bir bağlantı içermeyen, tümüyle iç hukuka ilişkin uyuşmazlıklar iç tahkime tabidir. Sözleşmede yabancılık unsuru bulunan ticari uyuşmazlıklar ise milletlerarası tahkim rejimine girer. Bu ikisi farklı kanuni çerçevelere tabidir: iç tahkim usul kanunundaki tahkim hükümlerine, milletlerarası tahkim ise ayrı bir milletlerarası tahkim mevzuatına dayanır. Ayrım; uygulanacak usul kuralları, hakem kararının denetimi ve tenfiz rejimi bakımından önemli sonuçlar doğurur.
Her uyuşmazlık tahkime götürülebilir mi?
Hayır. Tahkim, yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği, kural olarak parasal değere ilişkin ticari ve özel hukuk uyuşmazlıklarında mümkündür. Tarafların iradesine bırakılamayan, kamu düzenini yakından ilgilendiren bazı konular tahkime elverişli değildir; örneğin taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin bazı uyuşmazlıklar, iflas gibi toplu tasfiye süreçleri ve tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği aile hukuku konuları kural olarak tahkim dışıdır. Bir uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı, hem tahkim anlaşmasının geçerliliğini hem de verilecek kararın iptal ve tenfiz aşamasındaki akıbetini etkilediğinden, baştan doğru değerlendirilmelidir.
Hakem kararına itiraz edilebilir mi, iptal davası nasıl açılır?
Tahkimde devlet mahkemesindeki gibi istinaf ve temyiz yolu bulunmaz; hakem kararına karşı başvurulabilecek yol kural olarak iptal davasıdır. İptal davası, ancak kanunda sınırlı biçimde sayılan sebeplere dayanılarak açılabilir. Bu sebepler arasında tahkim anlaşmasının geçersizliği, hakemlerin usulüne uygun seçilmemesi, tarafın savunma hakkının ihlal edilmesi, hakemlerin yetkilerini aşması, yargılama usulünün ihlali gibi hâller ile kararın kamu düzenine aykırı olması ya da uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması yer alır. İptal davası kanunda öngörülen kısa süre içinde ve görevli mahkemede açılmalıdır; süre kaçırıldığında karar kesinleşir. Bu nedenle iptal sebeplerinin ve sürenin dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Yabancı hakem kararı Türkiye'de nasıl uygulanır?
Yurt dışında verilmiş bir hakem kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için, o kararın Türk mahkemesince tanınması ve tenfiz edilmesi gerekir. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, büyük ölçüde Türkiye'nin de taraf olduğu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi çerçevesinde yürütülür. Tenfiz talebi görevli mahkemeye yapılır; mahkeme, kararın esasına girmeden yalnızca sözleşmede ve mevzuatta öngörülen tenfiz engellerinin bulunup bulunmadığını inceler. Kamu düzenine aykırılık, geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması veya savunma hakkının ihlali gibi hâller tenfize engel olabilir. Tenfiz kararı kesinleştiğinde yabancı hakem kararı, ilam gibi icra edilebilir.
Tahkim yargılaması ne kadar sürer ve maliyeti nedir?
Tahkimin öne çıkan yönlerinden biri, kural olarak tek dereceli olması nedeniyle devlet yargısına göre daha kısa sürede sonuçlanabilmesidir. İç tahkimde, taraflar aksini kararlaştırmadıkça, hakemlerin kararını kanunda öngörülen süre içinde vermesi beklenir; bu süre tarafların anlaşmasıyla uzatılabilir. Maliyet yönünden ise hakem ücretleri, varsa tahkim kurumunun masrafları, bilirkişi ve tanık giderleri ile avukatlık ücretleri gündeme gelir. Bu giderler bazı hâllerde mahkeme yargılamasından yüksek olabilir; ancak sürecin hızı, gizliliği ve uzmanlaşmış hakemle çözüm imkânı bu maliyeti tarafların gözünde dengeleyebilir. Nihai maliyet, uyuşmazlığın değerine ve seçilen tahkim yöntemine göre değişir.
Kurumsal tahkim ile ad hoc tahkim arasındaki fark nedir?
Kurumsal tahkimde, yargılama önceden kurulmuş bir tahkim kurumunun kuralları ve gözetimi altında yürütülür; kurum, hakem atanması, ücret tarifesi, usul kuralları ve idari destek bakımından çerçeve sunar. Ad hoc (arızi) tahkimde ise böyle bir kurum yoktur; usul kurallarını, hakem sayısını ve seçim yöntemini büyük ölçüde tarafların kendisi belirler. Kurumsal tahkim daha öngörülebilir ve düzenli bir çerçeve sağladığından karmaşık uyuşmazlıklarda tercih edilebilirken, ad hoc tahkim tarafların ihtiyacına göre daha esnek ve kimi zaman daha ekonomik olabilir. Hangi yöntemin uygun olduğu, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların beklentisine göre değerlendirilmelidir.
Tahkim süreci için avukatla çalışmak neden önemlidir?
Tahkim, teknik ve sürece duyarlı bir alandır; küçük görünen bir usul eksikliği bile hakem kararının iptaline ya da tenfizin reddine yol açabilir. Tahkim şartının doğru ve geçerli biçimde kaleme alınması, uyuşmazlık doğduğunda tahkime elverişlilik ve yetki değerlendirmesinin yapılması, hakem seçiminin stratejik yürütülmesi, delillerin usulüne uygun sunulması ve iptal ile tenfiz aşamalarındaki dar süre ve sebeplerin gözetilmesi uzmanlık gerektirir. Ayrıca milletlerarası tahkimde uygulanacak hukukun ve New York Sözleşmesi çerçevesinin doğru yönetilmesi belirleyicidir. Bu nedenle sürecin baştan sona bir avukatla planlanması, hak kaybının önlenmesi bakımından önemlidir.
