Arnavutköy Sözleşme Hukuku Avukatları

Arnavutköy, İstanbul ilçesinde sözleşme hukuku alanında hizmet veren 218 avukat. Sözleşmenin kurulması, aykırılık ve tazminat, cezai şart, uyarlama, görevli mahkeme ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Av. İsmail Nuri Elkoca
Av. İsmail Nuri Elkoca
İstanbul İstanbul Barosu

41309 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mevlüt İpek
Av. Mevlüt İpek
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 39003 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hüba Demirtürk
Av. Hüba Demirtürk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 78385 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Gonca Gülcan
Av. Gonca Gülcan
İstanbul İstanbul Barosu

74828 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tuğba Ünal
Av. Tuğba Ünal
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 42219 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Fatma Pek Açil
Av. Fatma Pek Açil
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 69036 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Türkan Sak
Av. Türkan Sak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 63814 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yağmur Zeytinkaya Öztürk
Av. Yağmur Zeytinkaya Öztürk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 67881 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Caner Kadir Çeşit
Av. Caner Kadir Çeşit
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 51865 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Necmetdin Melik Döngelci
Av. Necmetdin Melik Döngelci
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 41802 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Görünmez
Av. Mehmet Görünmez
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 54995 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tülin Tomurcuk
Av. Tülin Tomurcuk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 20677 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Turan
Av. Zeynep Turan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 92961 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nurten Erdoğan
Av. Nurten Erdoğan
İstanbul İstanbul Barosu

18248 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Hasan Karaca
Av. Hasan Karaca
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 78220 sicil numaralı üyesidir.

Av. Selin Arat
Av. Selin Arat
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 46943 sicil numaralı üyesidir.

Av. Bahadir Aslan
Av. Bahadir Aslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 78696 sicil numaralı üyesidir.

Av. Harun Gözübüyük
Av. Harun Gözübüyük
İstanbul İstanbul Barosu

68281 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ayşe Adigüzel
Av. Ayşe Adigüzel
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 99151 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Firdevs Sera Erzene Yildiz
Av. Firdevs Sera Erzene Yildiz
İstanbul İstanbul Barosu

38164 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mesut Tuna
Av. Mesut Tuna
İstanbul İstanbul Barosu

51631 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Edanur Elik
Av. Edanur Elik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 99968 sicil numaralı üyesidir.

Av. Abdullah Aras
Av. Abdullah Aras
İstanbul İstanbul Barosu

83714 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Emre Kiziltaş
Av. Emre Kiziltaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 88622 sicil numaralı üyesidir.

Av. Nuh Ateşöz
Av. Nuh Ateşöz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 3790 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ömer Serhat Gülşen
Av. Ömer Serhat Gülşen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 64420 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Necdet Kerem Üler
Av. Necdet Kerem Üler
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 28568 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Bedir Tanriverdi
Av. Bedir Tanriverdi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 55984 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hüseyin Gayretli
Av. Hüseyin Gayretli
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 76322 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Medine Hazal Erdem
Av. Medine Hazal Erdem
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 58128 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Sedat Olacam
Av. Sedat Olacam
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 56729 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Ali Özcan
Av. Mehmet Ali Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 73664 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hakan Şeker
Av. Hakan Şeker
İstanbul İstanbul Barosu

87419 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Beyza Köklü Anil
Av. Beyza Köklü Anil
İstanbul İstanbul Barosu

39800 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ercan Üner
Av. Ercan Üner
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 27898 sicil numaralı üyesidir.

Av. Şeyma Taş
Av. Şeyma Taş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 87107 sicil numaralı üyesidir.

Av. Seniha İrem Akin
Av. Seniha İrem Akin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 67852 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Şevval Kaya
Av. Şevval Kaya
İstanbul İstanbul Barosu

93817 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Saniye Karanlik Ekici
Av. Saniye Karanlik Ekici
İstanbul İstanbul Barosu

86290 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ece Ulusoy
Av. Ece Ulusoy
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 94776 sicil numaralı üyesidir.

Av. Muhammet Akif Göksu
Av. Muhammet Akif Göksu
İstanbul İstanbul Barosu

92317 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Şükrü Naili Memişoğlu
Av. Şükrü Naili Memişoğlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 3047 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Hasan Basri Tama
Av. Hasan Basri Tama
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 73971 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tufan Karataş
Av. Tufan Karataş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 31316 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muhammed Çaynak
Av. Muhammed Çaynak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 73084 sicil numaralı üyesidir.

Av. Orhan Polat
Av. Orhan Polat
İstanbul İstanbul Barosu

75290 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Seren Kazan
Av. Seren Kazan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 65912 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ahmet Enis Coşar
Av. Ahmet Enis Coşar
İstanbul İstanbul Barosu

93912 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Berkay Ünlüsoy
Av. Berkay Ünlüsoy
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 94898 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayberk Kurt
Av. Ayberk Kurt
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 57192 sicil numaralı üyesidir.

Arnavutköy, İstanbul Sözleşme Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Arnavutköy (İstanbul) bölgesinde sözleşme hukuku uyuşmazlıklarını; sözleşmenin nasıl kurulduğu ve geçerlilik şartları, başlıca sözleşme türleri, sözleşmeye aykırılığın sonuçları, cezai şart ve cayma parası, aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama, geçersizlik hâlleri, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımı açısından ele alır. Amaç, sözleşmeden doğan hakkınızın zamanında ve doğru usulle korunmasına ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — Sözleşme Uyuşmazlıklarında Öne Çıkanlar
  • Kuruluş: Karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla kurulur; kural şekil serbestisidir.
  • Aykırılık: Aynen ifa, sözleşmeden dönme veya tazminat gibi seçimlik haklar doğar.
  • Cezai şart: Zarar ispatı gerekmez; fahiş ceza hâkim tarafından indirilebilir.
  • Zamanaşımı: Genel süre 10 yıl; kira, faiz gibi dönemsel edimlerde kural olarak 5 yıl.
  • Yer: Arnavutköy dosyaları Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Sözleşme Hukuku Nedir? Kapsamı

Sözleşme hukuku, iki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla kurdukları hukuki ilişkilerden doğan hak ve yükümlülükleri düzenleyen alandır. Günlük yaşamın neredeyse tamamı sözleşmelerle örülüdür: bir ürün satın almak, ev kiralamak, iş sözleşmesi imzalamak, kredi çekmek ya da bir hizmet almak birer sözleşme ilişkisidir. Bu alanın temel kaynağı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'dur; bunun yanında Türk Ticaret Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve İş Kanunu gibi özel düzenlemeler belirli sözleşme türlerine ilişkin tamamlayıcı kurallar getirir.

Sözleşme hukukunun temelinde iki ilke yer alır: sözleşme özgürlüğü ve sözleşmeye bağlılık. Taraflar kanunun emredici kurallarına, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir; ancak bir kez usulüne uygun kurulan sözleşme, tarafları bağlar ve tek taraflı olarak değiştirilemez ya da sona erdirilemez. Bu iki ilkenin dengesi, sözleşme hukukunun bütününe yön verir. Aşağıda bu alanda en sık karşılaşılan konular özetlenmiştir:

Kuruluş
İcap ve kabulle sözleşme
Geçerlilik
Ehliyet, konu, şekil
İhlal
Aykırılık ve tazminat
Cezai Şart
Önceden belirlenmiş ceza
Uyarlama
Aşırı ifa güçlüğü
Fesih
Sona erme ve dönme

Sözleşmenin Kurulması ve Geçerlilik Şartları

Bir sözleşme, tarafların birbirine uygun irade beyanlarını açıklamalarıyla kurulur. Bu süreç genellikle bir icap (öneri) ve buna uygun bir kabul ile gerçekleşir; öneriyi yapan tarafın teklifi, karşı tarafça olduğu gibi kabul edildiğinde sözleşme meydana gelir. İrade beyanları açık olabileceği gibi, davranışlarla örtülü biçimde de ortaya konabilir. Tarafların anlaştığı hususlar sözleşmenin esaslı noktalarını kapsıyorsa, ayrıntıların sonraya bırakılması sözleşmenin kurulmasını engellemez.

Kurulan sözleşmenin hüküm ifade edebilmesi için bazı geçerlilik şartlarını taşıması gerekir. Öncelikle taraflar fiil ehliyetine sahip olmalıdır; ayırt etme gücünden yoksun kişilerin veya yeterli temsil olmaksızın kısıtlıların yaptığı işlemler geçersiz ya da askıda hükümsüz olabilir. Sözleşmenin konusu hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamalı, imkânsız bulunmamalıdır. İrade beyanı; yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) gibi sakatlıklardan arınmış, gerçek iradeyi yansıtır nitelikte olmalıdır.

Sözleşmelerde kural şekil serbestisidir; yani kanun aksini öngörmedikçe sözleşme sözlü, yazılı ya da davranışla kurulabilir. Ancak kanun bazı işlemler için geçerlilik şartı olarak resmî veya yazılı şekil arar. Örneğin taşınmaz satışı ve taşınmaz satış vaadi resmî şekilde (tapu memuru veya noter önünde) yapılmadıkça geçersizdir; kefalet sözleşmesinin de yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarı el yazısıyla belirtmesi gibi özel geçerlilik koşulları vardır. Şekle aykırılık, sözleşmenin baştan itibaren geçersiz sayılmasına yol açabileceğinden, işlemin türüne uygun şekle dikkat edilmesi büyük önem taşır.

Başlıca Sözleşme Türleri

Sözleşme hukuku çok geniş bir alandır ve uygulamada farklı yapıya sahip pek çok sözleşme türüyle karşılaşılır. Her türün kendine özgü kuralları, tarafların yükümlülükleri ve sona erme biçimleri bulunur. Aşağıda en sık rastlanan sözleşme grupları özetlenmiştir:

Satış Sözleşmesi

Satıcının bir malın mülkiyetini devretme, alıcının ise bedelini ödeme borcu altına girdiği sözleşme. Ayıptan ve zapttan sorumluluk gibi özel hükümler taşır.

Kira Sözleşmesi

Kiraya verenin bir şeyin kullanımını, kiracının ise bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı lehine emredici korumalar vardır.

Eser ve Hizmet Sözleşmesi

Yüklenicinin bir sonucu meydana getirmeyi (eser) veya iş görmeyi (hizmet) üstlendiği sözleşmeler. İnşaat ve tadilat işleri bu kapsamda değerlendirilir.

Ödünç ve Kefalet

Para veya eşyanın kullandırılması ile üçüncü kişinin borcuna güvence sağlanan sözleşmeler. Kefalette sıkı geçerlilik şartları aranır.

Bu türler dışında vekâlet, komisyon, acentelik, saklama, bağışlama, adi ortaklık ve garanti sözleşmesi gibi çok sayıda sözleşme tipi vardır. Ayrıca taraflar, kanunda düzenlenmemiş yeni türde (isimsiz) sözleşmeler de kurabilir; bu tür sözleşmelere hangi kuralların uygulanacağı yorum yoluyla belirlenir. Somut bir sözleşmenin hangi türe girdiğinin doğru saptanması, tarafların hak ve borçlarının kapsamını, sorumluluk esasını ve sona erme koşullarını doğrudan etkilediğinden önemlidir.

Sözleşmeye Aykırılık ve Sonuçları

Sözleşmenin taraflarından biri borcunu hiç yerine getirmez, geç yerine getirir ya da gereği gibi ifa etmezse sözleşmeye aykırılık gündeme gelir. Bu durumda alacaklının başvurabileceği hukuki yollar, borcun türüne ve aykırılığın niteliğine göre değişir. Borçlunun sorumlu tutulabilmesi için kural olarak kusurunun bulunması aranır; borçlu, kusuru olmaksızın ifanın imkânsızlaştığını veya geciktiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde, alacaklı kural olarak borçluya ifa için uygun bir süre verir. Bu süre sonuçsuz kalırsa alacaklının önünde üç seçenek belirir: her zaman aynen ifayı ve gecikme zararını isteyebilir; ifadan vazgeçip ifa yerine olumlu zararının (sözleşme gereği gibi ifa edilseydi içinde bulunacağı durum ile gerçek durum arasındaki fark) tazminini talep edebilir; ya da sözleşmeden dönerek verdiği edimleri geri alıp olumsuz zararının (sözleşmeye güvenerek yaptığı masraflar) giderilmesini isteyebilir.

Bu seçimlik hakların hangisinin kullanılacağı, alacaklının menfaatine göre değişir ve seçim büyük ölçüde bağlayıcıdır. Örneğin dönme hakkı kullanıldığında artık aynen ifa istenemez. Ayrıca ifanın kısmen yerine getirildiği veya ayıplı ifa edildiği hâllerde farklı özel hükümler devreye girer. Bu nedenle aykırılık ortaya çıktığında acele karar vermek yerine, hangi yolun somut olayda en lehe sonucu vereceğinin bir avukatla değerlendirilmesi yerinde olur; yanlış seçim, tazminatın kapsamını ve tahsil imkânını doğrudan etkileyebilir.

Cezai Şart ve Cayma Parası

Cezai şart, tarafların sözleşmeye aykırılık hâlinde ödenmesini önceden kararlaştırdıkları bir edimdir. En büyük pratik faydası, alacaklının gerçek zararını ispat etmesine gerek kalmadan kararlaştırılan tutarı talep edebilmesidir. Kural olarak alacaklı, uğradığı zarar cezai şarttan daha az olsa bile kararlaştırılan cezanın tamamını isteyebilir; zararının cezai şarttan fazla olduğunu ispat ederse aşan kısmı da talep edebilir. Cezai şart; borcun hiç ifa edilmemesi, eksik ifa veya belirli bir davranışa aykırılık gibi çeşitli hâllere bağlanabilir.

Sözleşme özgürlüğünün bu alanda bir sınırı vardır: kanun, aşırı (fahiş) cezai şartın hâkim tarafından indirilmesini öngörür. Hâkim, borçlunun ekonomik durumu, tarafların menfaatleri, borcun önemi ve sözleşmenin niteliği gibi ölçütleri gözeterek fahiş cezayı hakkaniyete uygun bir düzeye çeker. Ancak tacirler arasında, ticari işletmeyle ilgili sözleşmelerde kararlaştırılan cezai şartın indirilmesi kural olarak daha sınırlıdır; tacirin basiretli davranması beklendiğinden bu koruma zayıflar.

Cezai şart ile cayma parası farkı

Cayma parası (pişmanlık akçesi), tarafa sözleşmeden tek taraflı dönme hakkı tanır; parayı ödeyen taraf sözleşmeyle bağlı kalmaktan kurtulur. Cezai şart ise sözleşmeye bağlı kalmayı güçlendiren, aykırılığı yaptırıma bağlayan bir kurumdur. Metinde kararlaştırılan tutarın hangi amaca hizmet ettiği, sözleşmenin yorumuyla belirlenir ve sonuçları birbirinden farklıdır.

Cezai şartın türü (seçimlik ceza, ifaya eklenen ceza veya dönme cezası) ve nasıl kaleme alındığı, sonuçlarını doğrudan değiştirir. Yanlış düzenlenen bir cezai şart, beklenen korumayı sağlamayabileceği gibi, karşı tarafça geçersiz sayılması ya da fahiş bulunarak indirilmesi de mümkündür. Bu nedenle önemli sözleşmelerde cezai şart hükmünün baştan doğru kurgulanması ve uyuşmazlık hâlinde doğru yorumlanması önem taşır.

Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması

Sözleşme hukukunun temel kuralı, tarafların kararlaştırdıkları edimi aynen yerine getirmesidir. Ancak bu kural mutlak değildir. Sözleşme kurulduktan sonra, tarafların öngöremeyeceği ve kendilerinden kaynaklanmayan olağanüstü bir durum ortaya çıkar ve bu durum ifayı borçludan beklenemeyecek ölçüde güçleştirirse, aşırı ifa güçlüğü gündeme gelir. Bu kurumun temelinde, sözleşmenin kurulduğu andaki denge bozulduğunda tarafların bu yeni koşullara katlanmaya zorlanmaması düşüncesi yatar.

Aşırı ifa güçlüğünden söz edebilmek için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir: değişikliğin öngörülemez ve olağanüstü olması, borçlunun bu duruma kendi kusuruyla yol açmamış olması, edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulması ve borçlunun henüz borcunu ifa etmemiş ya da aşırı güçlük altında haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması. Bu koşullar sağlandığında borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni duruma uyarlanmasını; bu mümkün veya beklenebilir değilse sözleşmeden dönmeyi isteyebilir.

Uyarlama istisnai bir kurumdur ve dar yorumlanır. Her ekonomik dalgalanma, kur artışı ya da fiyat değişikliği tek başına uyarlama nedeni sayılmaz; ancak sözleşmenin temelini gerçekten sarsan, taraflardan birini ağır biçimde zarara uğratan öngörülemez gelişmeler bu kapsamda değerlendirilir. Özellikle uzun süreli sözleşmelerde bu değerlendirme önem kazanır. Uyarlama talebinin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği teknik bir inceleme gerektirdiğinden, bu yola başvurmadan önce hukuki değerlendirme yaptırılması yerinde olur.

Sözleşmenin Geçersizliği: Butlan, İptal ve Muvazaa

Her sözleşme baştan itibaren geçerli sonuç doğurmaz. Kanunda öngörülen bazı sakatlıklar, sözleşmenin ya baştan hükümsüz olmasına ya da sonradan iptal edilebilmesine yol açar. Bu ayrımların pratik sonuçları farklı olduğundan, somut olayda hangi geçersizlik türünün söz konusu olduğunun doğru belirlenmesi gerekir.

  • Kesin hükümsüzlük (butlan): Konusu imkânsız, hukuka veya ahlaka aykırı ya da emredici şekle aykırı sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir; herkes ileri sürebilir ve hâkim re'sen dikkate alır.
  • İptal edilebilirlik: Yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) etkisiyle yapılan sözleşmeler; sakatlığa maruz kalan tarafın belirli süre içinde iptal iradesini açıklamasıyla geçersiz kılınabilir.
  • Muvazaa: Tarafların gerçek iradelerine uymayan, görünüşte yaptıkları danışıklı işlem geçersizdir; gizlenen gerçek işlem varsa kendi geçerlilik şartlarını taşıması hâlinde ayakta kalabilir.
  • Aşırı yararlanma (gabin): Bir tarafın zor durumundan, deneyimsizliğinden veya düşüncesizliğinden yararlanarak edimler arasında açık oransızlık yaratılması; mağdura düzeltme veya sözleşmeden dönme imkânı verir.

Kesin hükümsüzlük ile iptal edilebilirlik arasındaki fark önemlidir: kesin hükümsüz sözleşme hiçbir zaman geçerli sonuç doğurmaz ve sonradan onaylanmakla geçerli hâle gelmez; iptal edilebilir sözleşme ise iptal edilene kadar geçerli sayılır ve hak sahibi süresi içinde sakatlığa dayanmazsa sözleşme geçerli olarak yürürlükte kalabilir. Geçersizliğin sonuçları, tarafların birbirine verdiklerini geri alması (iade) gibi yan taleplerle de bağlantılı olduğundan, bu konularda erken ve doğru bir hukuki değerlendirme büyük önem taşır.

Arnavutköy'da Sözleşme Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, sözleşmenin türüne ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Genel sözleşme uyuşmazlıkları (özel görev yoksa)Asliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari sözleşmelerAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan sözleşme (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleriSulh Hukuk Mahkemesi
İş (hizmet) sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarİş Mahkemesi
Yer bakımından yetki — Arnavutköy

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Ticari nitelikteki bazı sözleşmelerde taraflar yetki sözleşmesiyle belirli bir mahkemeyi de yetkili kılabilir. Arnavutköy'da ifa edilecek veya Arnavutköy yerleşimli tarafa yönelik bir uyuşmazlıkta, Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkeme çoğu zaman yetkili olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Ayrıca ticari ve tüketici uyuşmazlıklarının büyük bölümünde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir. Doğru mahkeme, yetki ve zorunlu arabuluculuk değerlendirmesinin baştan yapılması, gereksiz süre ve masraf kaybını önler.

Sözleşme Davası Süreci Nasıl İşler?

Sözleşme uyuşmazlığından doğan dava, dosyanın niteliğine göre değişse de genel olarak belirli aşamalardan geçer. Sürecin baştan doğru kurgulanması; hem hakkın tam olarak talep edilmesini hem de zamanaşımı ve zorunlu arabuluculuk gibi usuli koşulların doğru yönetilmesini sağlar. Tipik akış şöyledir:

1
Sözleşme ve delil incelemesi

Sözleşme metni, yazışmalar, faturalar, ödeme kayıtları ve tanık bilgileri toplanır; aykırılığın ve zararın kapsamı belirlenir.

2
İhtar ve temerrüt

Karşı tarafa ihtarname çekilerek borç muaccel kılınır, süre verilir ve temerrüt koşulları oluşturulur; uyuşmazlık netleştirilir.

3
Zorunlu arabuluculuk

Ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabuluculuk sürecine başvurulur; anlaşma sağlanırsa dava aşamasına gerek kalmaz.

4
Dava dilekçesi ve harç

Görevli-yetkili mahkemede dava açılır; talep kalemleri (aynen ifa, tazminat, dönme) ayrıştırılır, nispi harç ve gider avansı yatırılır.

5
Tahkikat ve bilirkişi

Tanıklar dinlenir, gerekirse hesap ve teknik konular için bilirkişi incelemesi yapılır; belgeler değerlendirilir, raporlara itiraz edilir.

6
Karar ve kanun yolları

Mahkeme hüküm kurar; karara karşı istinaf ve koşulları varsa temyiz yoluna gidilir. Kesinleşen alacak icra yoluyla tahsil edilir.

Sürecin uzunluğu; bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulup duyulmaması, tarafların itirazları ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Dava sırasında talep edilen tutar delillerle netleştikçe ıslah veya belirsiz alacak yöntemiyle artırılabilir. Bu usuli tercihlerin doğru kullanılması, hem harç yükünü hem de hak kaybı riskini yönetmenin en önemli araçlarındandır. Sürecin her aşamasında usul kurallarına uyulması, esasa ilişkin haklı talebin şeklî nedenlerle kaybedilmesini önler.

Sözleşmelerde Zamanaşımı

Süreler tahsil imkânını etkiler

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davada karşı taraf bu def'iyi ileri sürerse talep reddedilebilir. Bu nedenle alacağın muaccel olmasının ardından sürecin geciktirilmemesi önemlidir.

Alacağın KaynağıZamanaşımı (Kural)
Genel sözleşme alacakları (özel süre yoksa)10 yıl
Kira bedeli, faiz ve diğer dönemsel edimler5 yıl
Serbest meslek ve bazı ticari/iş görme alacaklarıKural olarak 5 yıl
Haksız fiil niteliğindeki taleplerle birleşen hâllerHaksız fiil süreleri (2 / 10 yıl)

Zamanaşımı süresi kural olarak alacağın muaccel (istenebilir) olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Süre; dava açılması, icra takibine geçilmesi, borcun ikrarı veya bir teminat verilmesi gibi işlemlerle kesilir ve kesildiği andan itibaren yeniden işler. Bazı hâllerde süre durur ve engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. Zamanaşımının hangi türe girdiği ve ne zaman başladığı çoğu zaman tartışmalı olduğundan, süre hesabının erken yapılması hakkın esasını korumak açısından önem taşır.

Sözleşme Uyuşmazlığında Gerekli Belgeler

Sözleşme davasının başarısı, büyük ölçüde sözleşmenin varlığının, içeriğinin ve aykırılığın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:

  • Sözleşme metni ve ekleri: İmzalı sözleşme, protokoller, ekler ve varsa değişiklik/zeyilnameler; sözleşme yazılı değilse ispata yarayan diğer belgeler.
  • Yazışmalar: İhtarnameler, e-posta ve mesajlar, sipariş ve teyit belgeleri, tarafların iradesini gösteren tüm kayıtlar.
  • Mali belgeler: Faturalar, dekont ve ödeme kayıtları, banka hesap hareketleri, teslim-tesellüm ve irsaliye belgeleri.
  • İfa ve aykırılık delilleri: Teslim tutanakları, kabul veya ret bildirimleri, ayıp ihbarları, teknik rapor ve fotoğraflar.
  • Arabuluculuk belgeleri: Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki dosyalarda arabuluculuk son tutanağı ve anlaşmama belgesi.

Belgelerin sözleşme ilişkisinin başından itibaren düzenli tutulması ve saklanması, uyuşmazlık çıktığında ispat yükünü büyük ölçüde hafifletir. Özellikle sözlü kurulan sözleşmelerde, yazışma ve ödeme kayıtları sözleşmenin varlığını ve içeriğini kanıtlamada belirleyici olur. Eksik belge, davanın uzamasına veya talebin bir kısmının ispatlanamamasına yol açabilir; bu nedenle dava açılmadan önce delil durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi önerilir.

Arnavutköy'da Sözleşme Avukatı Seçerken

Sözleşme uyuşmazlıkları, sözleşme metninin doğru yorumlanmasından tazminatın hesabına, usul kurallarının işletilmesinden zorunlu arabuluculuk sürecinin yönetimine kadar çok yönlü bir bakış gerektirir. Doğru avukat seçimi; talebin eksiksiz kurulması, seçimlik hakların isabetli kullanılması ve sürecin hak kaybı olmadan yürütülmesi bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Ticari, tüketici, kira veya eser sözleşmesi gibi ilgili sözleşme türünde dosya tecrübesi.
  • Sözleşme analizi: Sözleşme metnini yorumlayabilme, cezai şart ve yetki maddeleri gibi kritik hükümleri değerlendirebilme.
  • Yerel yargı bilgisi: Bakırköy Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Olası sonuçlar, süreç ve ücret/harç konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • Sözleşmemdeki aykırılık karşısında hangi seçimlik haklara (ifa, dönme, tazminat) sahibim?
  • Cezai şart veya yetki maddeleri lehime mi, yoksa aleyhime mi işliyor?
  • Uyuşmazlığım zorunlu arabuluculuk kapsamında mı; hangi mahkeme görevli?
  • Zamanaşımı açısından durumum nedir; süre kaçmış mı?
  • Sürecin muhtemel aşamaları, süresi ve harç/masraf yükü ne olur?

İlgili Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Sözleşmenin kurulması, geçerlilik, aykırılık, cezai şart, uyarlama ve genel hükümler
  • Türk Ticaret Kanunu (6102)
    Ticari sözleşmeler, tacirler arası ilişkiler ve ticari nitelikli özel hükümler
  • Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (6502)
    Tüketici sözleşmeleri, haksız şartlar ve tüketici lehine emredici korumalar
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat, belirsiz alacak ve kısmi dava usulü
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325)
    Ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk usulü

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Cezai şartın indirilmesi

Fahiş görülen cezai şartın, borçlunun durumu ve tarafların menfaatleri gözetilerek hâkim tarafından hakkaniyete uygun düzeye indirilmesi gerektiği; tacirler arasında ise bu indirimin kural olarak sınırlı uygulanması yönündeki yaklaşım.

İlke · Sözleşmenin uyarlanması

Öngörülemeyen ve olağanüstü değişikliklerin sözleşmenin temelini sarstığı hâllerde, dürüstlük kuralı çerçevesinde sözleşmenin yeni koşullara uyarlanabileceği; ancak bu kurumun dar ve istisnai biçimde uygulanması gerektiği değerlendirmesi.

İlke · Muvazaa

Tarafların gerçek iradesine uymayan görünüşteki işlemin geçersiz sayılması; menfaati zedelenen üçüncü kişilerin muvazaayı her türlü delille ileri sürebileceği yönündeki yerleşik yaklaşım.

Sıkça Sorulan Sorular

Arnavutköy'da sözleşmeden doğan dava hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme, sözleşmenin tarafına ve konusuna göre belirlenir. İki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde; bir tarafın tüketici olduğu tüketici işlemlerinden doğan davalar Tüketici Mahkemesi'nde; iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar İş Mahkemesi'nde; kira sözleşmelerinden doğan davalar ise Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Bunların dışında kalan genel sözleşme uyuşmazlıkları Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanındadır. Yetki bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Arnavutköy'daki dosyalar bu kurallara göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

Yazılı olmayan sözlü sözleşme geçerli midir?

Türk hukukunda sözleşmelerde kural şekil serbestisidir; yani kanun özel bir şekil öngörmedikçe sözleşme sözlü olarak da geçerli biçimde kurulabilir. Örneğin gündelik alışverişlerin veya birçok hizmet anlaşmasının yazılı olması zorunlu değildir. Ancak bazı sözleşmeler için kanun geçerlilik şartı olarak resmî veya yazılı şekil arar; taşınmaz satışı, taşınmaz satış vaadi ve bağışlama vaadi gibi işlemler bunlara örnektir ve öngörülen şekle uyulmazsa sözleşme geçersiz sayılır. Sözlü sözleşmelerde asıl sorun geçerlilik değil ispattır: uyuşmazlık çıktığında sözleşmenin içeriğini kanıtlamak güçleşebileceğinden, önemli işlemlerin yazılı yapılması önerilir.

Sözleşmeye aykırı davranan taraftan neler talep edebilirim?

Borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmeyen tarafa karşı, alacaklının başvurabileceği birden çok yol vardır. İlk seçenek borcun aynen ifasını, yani sözleşmede kararlaştırılan edimin yerine getirilmesini istemektir; buna gecikme nedeniyle uğranılan zararın tazmini de eklenebilir. Karşılıklı sözleşmelerde temerrüde düşen tarafa uygun bir süre verilip bu süre sonuçsuz kalırsa; alacaklı ifadan vazgeçip olumlu zararını isteyebilir ya da sözleşmeden dönerek verdiklerini geri isteyip olumsuz zararının tazminini talep edebilir. Hangi yolun somut olayda daha lehe olduğunun bir avukatla değerlendirilmesi yerinde olur.

Cezai şart nedir, kararlaştırılan miktarın tamamı ödenir mi?

Cezai şart, tarafların sözleşmeye aykırılık hâlinde ödenmesini önceden kararlaştırdıkları bir edimdir ve alacaklının zararını ispat etmesine gerek kalmadan talep edilebilmesini sağlar. Kural olarak alacaklı, gerçek zararı cezai şarttan az olsa bile kararlaştırılan tutarın tamamını isteyebilir. Ancak kanun, aşırı yüksek cezai şartın hâkim tarafından indirilmesini öngörür; hâkim, tarafların menfaati ve borçlunun durumu gibi ölçütleri gözeterek fahiş cezayı makul düzeye çeker. Tacirler arasındaki sözleşmelerde bu indirim imkânı kural olarak daha sınırlıdır. Cezai şartın türü ve sonuçları sözleşme metnine göre değiştiğinden, hükmün dikkatle yorumlanması gerekir.

Sözleşme imzalandıktan sonra koşullar değişirse uyarlanabilir mi?

Kural sözleşmeye bağlılıktır; taraflar kararlaştırdıkları edimi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak sözleşmenin kurulmasından sonra, taraflardan kaynaklanmayan ve öngörülemeyen olağanüstü bir durum ifayı borçludan beklenemeyecek ölçüde güçleştirmişse, aşırı ifa güçlüğü gündeme gelebilir. Bu hâlde borçlu, henüz borcunu ifa etmemiş veya haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmak kaydıyla hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bu mümkün değilse sözleşmeden dönmeyi isteyebilir. Uyarlama istisnai bir kurumdur; her ekonomik dalgalanma değil, ancak sözleşmenin temelini sarsan ağır ve öngörülemez değişiklikler bu kapsamda değerlendirilir.

Muvazaalı (danışıklı) sözleşme geçerli sayılır mı?

Muvazaa, tarafların gerçek iradelerine uymayan, üçüncü kişileri veya mahkemeyi yanıltmak için görünüşte yaptıkları anlaşmadır. Görünüşte yapılan bu sözleşme, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığından geçersizdir. Örneğin malını alacaklılardan kaçırmak isteyen kişinin, aslında satmadığı hâlde satmış gibi göstermesi muvazaadır. Tarafların görünüşteki işlemin arkasında gizledikleri gerçek bir işlem varsa (nispi muvazaa), o gizli işlem kendi geçerlilik şartlarını taşıyorsa ayakta kalabilir. Muvazaa iddiası, menfaati zedelenen üçüncü kişiler tarafından da ileri sürülebilir ve her türlü delille ispat edilebilir; bu nedenle danışıklı işlemler ciddi hukuki riskler taşır.

Sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu'nda genel zamanaşımı süresi on yıldır; yani kanunda aksine özel bir süre öngörülmemişse, sözleşmeden doğan alacaklar muaccel olduğu andan itibaren on yıl içinde talep edilmelidir. Buna karşılık kanun bazı alacaklar için beş yıllık kısa zamanaşımı öngörür; kira bedelleri, faiz ve diğer dönemsel edimler, iş görme ve eser sözleşmelerinden doğan bazı alacaklar ile serbest meslek ve ticari faaliyet kapsamındaki bazı taleplerin çoğu bu grupta yer alır. Süre alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; dava açılması, icra takibi veya borcun ikrarı gibi işlemlerle kesilir ve yeniden işler. Sürenin kaçırılması hakkın esasını değil ama dava yoluyla tahsil imkânını zayıflatır.

Sözleşme dava süreci ne kadar sürer ve masrafı ne olur?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; uyuşmazlığın karmaşıklığı, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediği, tanık ve belge durumu ile istinaf/temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Ayrıca ticari ve tüketici uyuşmazlıklarının önemli bir bölümünde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; bu aşamada anlaşma sağlanırsa süreç çok kısalır. Dava açılırken kural olarak talep edilen miktar üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardım talep edebilir. Alacağın belirsiz olduğu hâllerde belirsiz alacak veya kısmi dava gibi yöntemlerle harç yükü yönetilebilir; uygun usulün seçimi bir avukatla değerlendirilmelidir.

Haksız şartlar veya genel işlem koşulları beni bağlar mı?

Bir sözleşmenin taraflarca ayrı ayrı görüşülmeden, önceden hazırlanıp genel olarak kullanılan hükümlerine genel işlem koşulları denir; bankaların, sigorta şirketlerinin ve büyük satıcıların tip sözleşmeleri buna örnektir. Kanun, bu koşulların karşı tarafın aleyhine dengeyi ağır biçimde bozması hâlinde yazılmamış sayılabileceğini öngörür; ayrıca karşı tarafın menfaatine aykırı ve dürüstlük kuralına aykırı şartlar geçersiz kabul edilebilir. Tüketici işlemlerinde ise, tüketiciyle müzakere edilmeden konulan ve dengesizlik yaratan haksız şartlar tüketiciyi bağlamaz. Bu nedenle tip sözleşmelerdeki aleyhe hükümlerin her zaman geçerli olduğu düşünülmemeli, gerektiğinde hukuki değerlendirme yaptırılmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar