Başakşehir Borçlar Hukuku Avukatları

Başakşehir, İstanbul ilçesinde borçlar hukuku alanında hizmet veren 484 avukat. Sözleşme, haksız fiil, temerrüt, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Mustafa Berkant Günindi
Av. Mustafa Berkant Günindi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 30095 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Elif Ünsal Konakli
Av. Elif Ünsal Konakli
İstanbul İstanbul Barosu

46547 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Pinar Çağla Kandiralioğlu Cuylan
Av. Pinar Çağla Kandiralioğlu Cuylan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 26371 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hande Deniz
Av. Hande Deniz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 57593 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sitki Cansiz
Av. Sitki Cansiz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 17057 sicil numaralı üyesidir.

Av. Merve Kilinç
Av. Merve Kilinç
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 87828 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sinem Bal
Av. Sinem Bal
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 33866 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Furkan Kaya
Av. Furkan Kaya
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 96621 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Aysel Balik
Av. Aysel Balik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 58891 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Sari
Av. Mehmet Sari
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 99970 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Bengi Ayça
Av. Bengi Ayça
İstanbul İstanbul Barosu

32494 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Berna Tuğçe Küçükali
Av. Berna Tuğçe Küçükali
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 81251 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Yücel Yildirim
Av. Yücel Yildirim
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 64221 sicil numaralı üyesidir.

Av. Şiyar Bozbay
Av. Şiyar Bozbay
İstanbul İstanbul Barosu

88178 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mehmet Baki Boynukisa
Av. Mehmet Baki Boynukisa
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 70237 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hakan Koç
Av. Hakan Koç
İstanbul İstanbul Barosu

93017 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tuncay Özer
Av. Tuncay Özer
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 67372 sicil numaralı üyesidir.

Av. Nil Kaynak Kaya
Av. Nil Kaynak Kaya
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 33377 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ada Ergün
Av. Ada Ergün
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 81915 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mesut Çorbaci
Av. Mesut Çorbaci
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 79321 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Meltem Şaşmaz
Av. Meltem Şaşmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 98041 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Hulusi Gültekin
Av. Hulusi Gültekin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 22652 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Dicle Filiz
Av. Dicle Filiz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 91322 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Asli Kapicioğlu Kahraman
Av. Asli Kapicioğlu Kahraman
İstanbul İstanbul Barosu

57867 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Meryem Tarakçi
Av. Meryem Tarakçi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 25083 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sema Arda Vicil
Av. Sema Arda Vicil
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 53734 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Cengiz Ege Ertem
Av. Cengiz Ege Ertem
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 81068 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Orhan Ekinci
Av. Orhan Ekinci
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 53265 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Beyza Doğuş
Av. Beyza Doğuş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 97483 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Besra Naz Çekirdekci
Av. Besra Naz Çekirdekci
İstanbul İstanbul Barosu

86821 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Pinar Şahan
Av. Pinar Şahan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 45515 sicil numaralı üyesidir.

Av. Serkan Sariyaprak
Av. Serkan Sariyaprak
İstanbul İstanbul Barosu

32926 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ramazan Eren
Av. Ramazan Eren
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 25856 sicil numaralı üyesidir.

Av. Elif Akin
Av. Elif Akin
İstanbul İstanbul Barosu

58462 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatma Betül Şağban
Av. Fatma Betül Şağban
İstanbul İstanbul Barosu

56305 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Şükriye Şuşoğlu
Av. Şükriye Şuşoğlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 16159 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ali Kemal Sancaktar
Av. Ali Kemal Sancaktar
İstanbul İstanbul Barosu

44153 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatma Nur Çelik
Av. Fatma Nur Çelik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 79614 sicil numaralı üyesidir.

Av. Aylin Şimşek
Av. Aylin Şimşek
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 97378 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. İsmail Sezgin
Av. İsmail Sezgin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 81321 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Zeynep Ece Duman
Av. Zeynep Ece Duman
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 96234 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Şahin Arslan
Av. Şahin Arslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 99706 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Cüneyt Alihan Danar
Av. Cüneyt Alihan Danar
İstanbul İstanbul Barosu

25596 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Şeyda Ülkü Bozkurt
Av. Şeyda Ülkü Bozkurt
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 38458 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Kübra Subaşi
Av. Kübra Subaşi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 63072 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Arif Kapkara
Av. Arif Kapkara
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 86266 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ömer Solak
Av. Ömer Solak
İstanbul İstanbul Barosu

55231 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Hatice Gülgönül
Av. Hatice Gülgönül
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 19179 sicil numaralı üyesidir.

Av. Begüm Demirel
Av. Begüm Demirel
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 59098 sicil numaralı üyesidir.

Av. Kader Akkaya
Av. Kader Akkaya
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 78251 sicil numaralı üyesidir.

Başakşehir, İstanbul Borçlar Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Başakşehir (İstanbul) bölgesinde borçlar hukukundan doğan uyuşmazlıkları; sözleşmeden doğan borçları, haksız fiil sorumluluğunu, sebepsiz zenginleşmeyi, borcun ifası ile temerrüdü, alacağın devri ve borcun üstlenilmesini, tazminat taleplerini, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımını açık bir dille ele alır. Amaç, alacak ve borç ilişkilerinizde haklarınızı zamanında ve doğru usulle talep etmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli biçimde seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — Borçlar Hukukunda Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: Kural olarak Asliye Hukuk; ticari işte Asliye Ticaret, tüketici işleminde Tüketici Mahkemesi/hakem heyeti.
  • Borcun kaynağı: Sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olmak üzere üç temel kaynak.
  • Zamanaşımı: Genel süre 10 yıl; kira, faiz, ücret gibi bazı alacaklarda 5 yıl.
  • Arabuluculuk: Ticari ve bazı tüketici para alacaklarında dava öncesi başvuru dava şartıdır.
  • Yer: Başakşehir dosyaları Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Borçlar Hukuku Nedir? Kapsamı

Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenleyen özel hukuk alanıdır. Bir tarafın (borçlunun) diğerine (alacaklıya) karşı belirli bir edimi yerine getirme yükümlülüğü altına girdiği her ilişki bu alanın konusuna girer. Bir malın satılması, kira sözleşmesi, ödünç para verilmesi, bir hizmetin görülmesi kadar; bir trafik kazasında verilen zararın giderilmesi veya yanlışlıkla yapılan bir ödemenin iadesi de borçlar hukukunun kapsamındadır. Bu alanın temel kaynağı Türk Borçlar Kanunu (TBK, 6098 sayılı)'dur.

Borç ilişkisinin merkezinde "edim" kavramı yer alır; edim, borçlunun yapmak, vermek veya yapmaktan kaçınmakla yükümlü olduğu davranıştır. Bir para borcunun ödenmesi, bir malın teslimi, bir işin görülmesi veya bir yerin boş bırakılması edime örnektir. Borç ilişkisi kurulduğunda alacaklı, edimin yerine getirilmesini borçludan talep etme hakkına sahip olur; borçlu edimi yerine getirmezse çeşitli hukuki sonuçlar (temerrüt, tazminat, sözleşmeden dönme) gündeme gelir. Aşağıda borçlar hukukunun uygulamada en sık karşılaşılan temel kavramları özetlenmiştir:

Sözleşme
İrade uyuşmasıyla borç
Haksız Fiil
Hukuka aykırı zarar
Sebepsiz Zenginleşme
Haksız kazancın iadesi
Temerrüt
Edimde gecikme
Tazminat
Zararın giderilmesi
İfa
Borcun yerine getirilmesi

Borcun Kaynakları

Bir borcun doğması için mutlaka bir "kaynağa" ihtiyaç vardır; borçlar hukuku bu kaynakları temelde üç başlık altında toplar. Bu ayrım yalnızca teorik değildir; bir borcun hangi kaynaktan doğduğu, uygulanacak kuralları, ispat yükünü ve zamanaşımı süresini doğrudan etkiler. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta ilk yapılması gereken, borcun hangi temele dayandığını doğru tespit etmektir.

Birinci kaynak sözleşmedir. İki veya daha çok kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bir borç ilişkisi kurmasına sözleşme denir. Satış, kira, hizmet, eser, ödünç ve kefalet gibi sayısız sözleşme türü bu kaynaktan doğar. Sözleşme, tarafların özgür iradesiyle kurulur ve kural olarak belirli bir şekle bağlı değildir; ancak bazı sözleşmelerin geçerliliği yazılı ya da resmî şekle tabidir.

İkinci kaynak haksız fiildir. Bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesi, taraflar arasında önceden bir sözleşme bulunmasa dahi bir borç (zararı giderme borcu) doğurur. Üçüncü kaynak ise sebepsiz zenginleşmedir; haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, elde ettiğini iade etmekle yükümlü olur. Bu üç kaynağın yanında kanunun özel olarak öngördüğü bazı sorumluluk hâlleri de borç doğuran olgular arasında sayılır. Uyuşmazlığınızın hangi kaynaktan doğduğunun belirlenmesi, izlenecek hukuki yolun ilk ve en önemli adımıdır.

Sözleşmeden Doğan Borçlar

Uygulamada borçlar hukuku uyuşmazlıklarının büyük bölümü sözleşmelerden kaynaklanır. Bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları (öneri ve kabul) gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra taraflar, üstlendikleri edimleri dürüstlük kuralına uygun biçimde yerine getirmekle yükümlüdür. Bir tarafın edimini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi, sözleşmeye aykırılık oluşturur ve karşı tarafa çeşitli haklar tanır.

Sözleşmeye aykırılık hâlinde alacaklının başvurabileceği yollar, aykırılığın türüne göre değişir. Borç hiç ifa edilmemişse alacaklı kural olarak aynen ifayı ve gecikmeden doğan zararların tazminini isteyebilir; koşulları varsa sözleşmeden dönerek verdiklerinin iadesini ve olumsuz zararının giderilmesini talep edebilir. Ayıplı ya da eksik ifa hâllerinde ise ayıba ilişkin özel hükümler (onarım, bedel indirimi, değiştirme, dönme) devreye girer. Hangi hakkın kullanılabileceği, sözleşmenin türüne ve aykırılığın niteliğine bağlıdır.

Sözleşme özgürlüğü, borçlar hukukunun temel ilkelerinden biridir; taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir. Ancak bu özgürlüğün sınırları vardır: aşırı yararlanma (gabin), irade sakatlıkları (hata, hile, korkutma) veya konusu imkânsız ya da hukuka aykırı sözleşmeler geçersiz sayılabilir. Bir sözleşmenin geçerli kurulup kurulmadığının ve tarafları nasıl bağladığının doğru değerlendirilmesi, uyuşmazlıkta izlenecek stratejiyi belirler.

Haksız Fiil Sorumluluğu

Borcun ikinci temel kaynağı olan haksız fiil, taraflar arasında önceden bir sözleşme bulunmaksızın, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesidir. Kanun bu durumda zarar verenin, verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu öngörür. Trafik kazaları, darp ve yaralamalar, hakaret, mala zarar verme, komşuluk ilişkilerinden doğan zararlar ve doktor hataları uygulamada en sık karşılaşılan haksız fiil örnekleridir.

Haksız fiil sorumluluğunun kurulabilmesi için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: hukuka aykırı bir fiil, bir zarar, fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağı ve failin kusuru. Kusur; kast (bilerek ve isteyerek zarar verme) veya ihmal (gerekli özenin gösterilmemesi) biçiminde ortaya çıkabilir. Bu unsurların ispatı kural olarak zarar görene düşer; bu nedenle olaya ilişkin tutanak, tanık, rapor ve kamera kaydı gibi delillerin baştan itibaren titizlikle toplanması önemlidir.

Bir zarara birden çok kişinin ortak kusuruyla yol açılmışsa, bunlar zarar görene karşı müteselsil (zincirleme) sorumlu olabilir; yani zarar gören tazminatın tamamını içlerinden herhangi birinden isteyebilir, ödeyen taraf diğerlerine rücu eder. Ayrıca aynı fiil hem cezai hem hukuki sorumluluk doğurabilir; bir ceza davasındaki tespitler, tazminat davasında maddi olguların ispatı bakımından güçlü bir dayanak oluşturur. Haksız fiile dayanan tazminat talepleri, kural olarak öğrenmeden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir.

Sebepsiz Zenginleşme

Borcun üçüncü temel kaynağı sebepsiz zenginleşmedir. Bir kimse, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşirse, bu zenginleşmeyi iade etmekle yükümlü olur. Buradaki temel düşünce, hiç kimsenin haklı bir dayanak bulunmadan başkasının zararına zenginleşmemesi gerektiğidir. Sebepsiz zenginleşme, çoğu zaman bir sözleşme veya haksız fiil ilişkisinin bulunmadığı, ancak yine de bir malvarlığı kaymasının haksız kaldığı durumlarda devreye girer.

Sebepsiz zenginleşmenin tipik hâlleri arasında; borç olmadığı hâlde yapılan ödeme, geçersiz bir sözleşmeye dayanarak verilen şeyin geri istenmesi, beklenen bir sonucun gerçekleşmemesi nedeniyle karşılıksız kalan edim ya da bir borcun yanlışlıkla iki kez ödenmesi sayılabilir. Bu gibi durumlarda zenginleşen taraf, sebepsiz elde ettiğini iade etmelidir. İade kapsamı, zenginleşenin iyi niyetli olup olmamasına göre değişir; iyi niyetli zenginleşen elinde kalanı iade ederken, kötü niyetli zenginleşen elde ettiği her şeyi geri vermekle yükümlüdür.

Sebepsiz zenginleşmeye dayanan istem tamamlayıcı niteliktedir; yani öncelikle sözleşmeye veya haksız fiile dayanan bir talep imkânı varsa, kural olarak o yola başvurulur. Bu istem, zarar görenin zenginleşmeyi ve zenginleşen kişiyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Talebin sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa başka bir kaynağa mı dayandığının doğru belirlenmesi, hem uygulanacak süreyi hem de ispat düzenini etkilediğinden önem taşır.

Borcun İfası ve Temerrüt

Bir borç ilişkisinin normal sona eriş biçimi ifadır; yani borçlunun edimini, kararlaştırılan zaman, yer ve biçimde eksiksiz yerine getirmesidir. İfanın kime, ne zaman ve nasıl yapılacağı sözleşme veya kanun hükümleriyle belirlenir. Borçlu, edimini gereği gibi yerine getirdiğinde borçtan kurtulur. Ancak borç zamanında ifa edilmezse, borçlar hukukunun en önemli kurumlarından biri olan temerrüt gündeme gelir.

Borçlu temerrüdü, borçlunun muaccel (ödenebilir hâle gelmiş) borcunu vadesinde ifa etmemesidir. Vadesi belirli bir borçta vade gününün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşur; vade belirli değilse alacaklının ihtarıyla borçlu temerrüde düşer. Temerrüt gerçekleştiğinde alacaklı, gecikmeden doğan zararların tazminini ve para borçlarında temerrüt faizini isteyebilir. Faizi aşan bir zarara uğradığını ispat eden alacaklı, bu munzam (aşkın) zararını da talep edebilir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, ek süre vererek koşulları oluştuğunda sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilir.

Temerrüt yalnızca borçlu bakımından değil, alacaklı bakımından da söz konusu olabilir; alacaklı, kendisine usulüne uygun sunulan edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmezse alacaklı temerrüdüne düşer ve bunun da hukuki sonuçları vardır. Temerrüdün ne zaman ve hangi koşullarda oluştuğunun, faizin başlangıç tarihinin ve türünün doğru belirlenmesi, tahsil edilecek tutarı ve tarafların haklarını doğrudan etkiler. Bu değerlendirmelerin bir avukatla yapılması, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Alacağın Devri ve Borcun Üstlenilmesi

Borç ilişkisinin taraflarında zamanla değişiklik olabilir. Alacağın devri (temliki), alacaklının alacağını üçüncü bir kişiye devretmesidir. Kural olarak alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını devredebilir; devrin geçerliliği için kural olarak yazılı şekil aranır. Devirle birlikte alacak, kefalet ve rehin gibi bağlı haklarıyla birlikte yeni alacaklıya geçer. Ancak alacağın niteliği, kanun ya da taraflar arasındaki anlaşma devri yasaklamışsa, devir hüküm ifade etmez.

Alacağın devrinde borçlunun korunması esastır. Devir borçluya bildirilinceye kadar borçlu, önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulur. Ayrıca borçlu, devri öğrendiği anda önceki alacaklıya karşı ileri sürebileceği def'i ve itirazları (örneğin borcun ödendiği veya zamanaşımına uğradığı) yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir. Bu nedenle devrin borçluya usulüne uygun bildirilmesi, yeni alacaklının haklarını güvence altına almanın en önemli adımıdır.

Bunun karşısında borcun üstlenilmesi, borçlunun yerine bir başkasının geçmesidir. Borç, borçlunun kişisel durumuyla yakından ilgili olduğundan, borcu üstlenen kişinin borçlu yerine geçmesi kural olarak alacaklının onayına bağlıdır. İç üstlenme anlaşması ile dış üstlenme anlaşması birbirinden ayrılır; alacaklının onayı alınmadıkça, üstlenen kişi yalnızca borçluya karşı iç ilişkide sorumlu olur. Alacak veya borç ilişkisindeki bu değişikliklerin doğru belgelenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önler.

Tazminat Talepleri ve Türleri

Borçlar hukukunda, ister sözleşmeye aykırılıktan ister haksız fiilden kaynaklansın, zarar gören tarafın en temel talebi tazminattır. Tazminatın amacı, zarar göreni mümkün olduğunca zararın doğmasından önceki durumuna kavuşturmaktır. Tazminat kural olarak zararın kapsamıyla sınırlıdır; bir zenginleşme aracı değildir. Talep, maddi ve manevi tazminat olmak üzere ikiye ayrılır.

Maddi Tazminat

Malvarlığındaki somut kayıpları (tedavi gideri, kazanç kaybı, onarım bedeli, değer kaybı) giderir; belge ve hesaba dayanır.

Manevi Tazminat

Elem, üzüntü ve kişilik hakkı ihlali gibi manevi zararları bir ölçüde telafi eder; hâkim tarafından takdir edilir.

Müterafik Kusur

Zarar görenin olayda kusuru varsa, tazminattan bu oranda indirim yapılır; kusur tümüyle kaldırmaz.

Gecikme Faizi

Para borçlarında temerrütten itibaren işleyen faiz; faizi aşan zarar için munzam zarar istenebilir.

Tazminatın belirlenmesinde önce zararın gerçek tutarı saptanır; ardından varsa müterafik kusur indirimi ve aynı zarar için başka bir kaynaktan alınan ödemelerin denkleştirilmesi yapılır. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatlarda, borçlunun kusursuz olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceği hâller de vardır. Talebin doğru kalemlere ayrılması ve tutarın teknik esaslara göre hesaplanması, hem harç yükü hem de sonucun adil olması bakımından belirleyicidir.

Başakşehir'da Borçlar Hukuku Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Genel alacak, sözleşme ihlali, haksız fiil, sebepsiz zenginleşmeAsliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari işten doğan alacakAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan uyuşmazlık (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkSulh Hukuk Mahkemesi
Yer bakımından yetki — Başakşehir

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir; haksız fiillerde fiilin işlendiği veya zararın doğduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir. Başakşehir'da doğan bir uyuşmazlıkta çoğu zaman Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkeme yetkili olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış görevli mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Yetki ise çoğu hâlde tarafların ileri sürmesine bağlıdır ve bazı sözleşmelerde geçerli bir yetki sözleşmesiyle değiştirilebilir. Doğru mahkeme ve yetki tercihinin baştan yapılması, gereksiz süre ve masraf kaybını önler; bu teknik değerlendirmenin bir avukatla yapılması yerinde olur.

Borçlar Hukuku Davası Süreci Nasıl İşler?

Borçlar hukukundan doğan bir uyuşmazlığın çözümü, dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte genel olarak belirli aşamalardan geçer. Sürecin baştan doğru kurgulanması; hem talebin eksiksiz ileri sürülmesini hem de zamanaşımı ve dava şartı gibi risklerin yönetilmesini sağlar. Tipik akış şöyledir:

1
Delil ve hak tespiti

Sözleşme, dekont, yazışma, teslim belgesi ve tanık gibi deliller toplanır; borcun kaynağı ve tutarı belirlenir.

2
İhtar ve arabuluculuk

Borçluya ihtar çekilir; ticari ve bazı tüketici alacaklarında dava şartı olan arabuluculuğa başvurulur.

3
Dava dilekçesi ve harç

Görevli-yetkili mahkemede dava açılır; talep kalemleri ayrıştırılır, nispi harç ve gider avansı yatırılır.

4
Tahkikat ve bilirkişi

Deliller değerlendirilir; hesap ya da teknik konularda bilirkişi incelemesi yapılır, tanıklar dinlenir.

5
Karar

Mahkeme, borcun varlığı ve kapsamına göre alacağa/tazminata hükmeder ya da talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve icra

Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna gidilir; kesinleşen alacak icra yoluyla tahsil edilir.

Sürecin uzunluğu; delil durumuna, bilirkişi incelemesi ihtiyacına ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Alacağın tutarı baştan belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası ya da kısmi dava yöntemi tercih edilebilir; böylece hem zamanaşımı yönetilir hem de harç yükü dengelenir. Bu usuli tercihlerin doğru kullanılması, hem hakkın tam olarak talep edilmesini hem de gereksiz masraf yükünden kaçınılmasını sağlar.

Borçlar Hukukunda Zamanaşımı

Süreler hak kaybına yol açabilir

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davada, karşı taraf zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacak talebi reddedilebilir. Bu nedenle alacağın zamanında takip edilmesi büyük önem taşır.

Alacağın TürüZamanaşımı (Kural)
Genel alacaklar (kanunda aksi belirtilmeyen)10 yıl
Kira bedeli, faiz, düzenli edimler, ücret, esnaf/serbest meslek alacakları5 yıl
Haksız fiil tazminatıÖğrenmeden 2, her hâlde fiilden 10 yıl
Sebepsiz zenginleşmeÖğrenmeden 2, her hâlde 10 yıl

Zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu (istenebilir hâle geldiği) andır; haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede ise zararı/zenginleşmeyi ve sorumluyu öğrenme tarihi esas alınır. Süre; dava açılması, icra takibi veya borcun ikrarı (örneğin borçlunun ödeme yapması ya da borcu kabul etmesi) gibi işlemlerle kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Süreye ilişkin bu tekniklerin doğru kullanılması, zaman kaybı nedeniyle hakkın yitirilmesini önler.

Sık Yapılan Hatalar

Borç ve alacak ilişkilerinde yapılan bazı hatalar, hakkın kaybedilmesine veya davanın gereksiz uzamasına yol açar. Aşağıda uygulamada en sık rastlanan yanlışlar ve nedenleri özetlenmiştir:

  • Zamanaşımını gözden kaçırmak: Özellikle 5 yıllık kısa sürelere tabi kira, faiz ve ücret alacaklarında sürenin dolduktan sonra harekete geçmek.
  • Delilleri belgelememek: Sözleşmeyi yazılı yapmamak, ödemeleri elden yapıp dekont almamak, teslim ve iade belgelerini saklamamak.
  • Arabuluculuk şartını atlamak: Ticari veya tüketici para alacaklarında zorunlu arabuluculuğa başvurmadan dava açıp usulden ret riskiyle karşılaşmak.
  • İhtar çekmeden temerrüt beklemek: Vadesi belirli olmayan borçlarda ihtar çekmeden faiz ve gecikme haklarının başladığını sanmak.
  • Talebi eksik kurmak: Yalnızca anaparayı isteyip faiz, munzam zarar veya diğer tazminat kalemlerini talep etmeyi unutmak.

Bu hataların çoğu, uyuşmazlık daha başındayken bir avukata danışılarak önlenebilir. Bir alacak ya da borç ilişkisi kurulurken atılan doğru adımlar (yazılı sözleşme, düzenli belge, açık ödeme kaydı), ileride bir uyuşmazlık çıktığında ispatı büyük ölçüde kolaylaştırır. Sorun ortaya çıktıktan sonra ise en kritik adım, zamanaşımı ve dava şartlarını gözeterek gecikmeden harekete geçmektir.

Gerekli Belgeler

Borçlar hukuku davasının başarısı, büyük ölçüde borcun ve alacağın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:

  • Sözleşme ve ekleri: Yazılı sözleşme, sipariş formu, teklif, protokol, ek ve değişiklik belgeleri.
  • Ödeme ve alacak belgeleri: Banka dekontları, makbuzlar, fatura ve irsaliyeler, cari hesap ekstresi, senet ve çekler.
  • Yazışmalar: İhtarname, e-posta, mesajlaşma kayıtları, teslim-tesellüm ve iade belgeleri.
  • Haksız fiil belgeleri: Olay tutanağı, sağlık raporları, gider faturaları, kolluk ve savcılık dosyası.
  • Zarar ve hesap belgeleri: Onarım/ekspertiz raporları, gelir belgeleri, zararı ve tutarı gösteren kayıtlar.

Belgelerin uyuşmazlığın erken aşamasında toplanması, zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin (yazışma kayıtları, tanık bilgileri) kaybını önler. Yazılı delili bulunmayan alacaklarda ispat güçleşeceğinden, elden yapılan işlemlerde bile mutlaka belge düzenlenmesi önerilir. Dava açılmadan önce delil durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, sürecin sağlam bir temelde ilerlemesini sağlar.

Başakşehir'da Borçlar Hukuku Avukatı Seçerken

Borçlar hukuku davaları, kapsamlı bir kanun bilgisinin yanında sözleşme yorumu, faiz ve tazminat hesabı, icra takibi ile arabuluculuk gibi süreçlere de hâkimiyet gerektirir. Doğru avukat seçimi; talebin eksiksiz kurulması, sürecin hak kaybı olmadan yürütülmesi ve uygun çözüm yolunun (dava, icra, arabuluculuk) seçilmesi bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Sözleşme, alacak ve tazminat uyuşmazlıklarında; icra ve arabuluculuk süreçlerine hâkimiyet.
  • Strateji becerisi: Dava mı, icra takibi mi, arabuluculuk mu; uyuşmazlığa en uygun yolun belirlenmesi.
  • Yerel yargı bilgisi: Bakırköy Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Olası sonuçlar, süreç, faiz/harç ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • Alacağım/borcum hangi kaynağa dayanıyor ve zamanaşımı açısından durumum nedir?
  • Uyuşmazlığım zorunlu arabuluculuk kapsamında mı; önce nereye başvurmalıyım?
  • Talebimde anapara dışında hangi faiz ve tazminat kalemleri istenebilir?
  • Elimdeki belgeler ispat için yeterli mi; başka hangi delilleri hazırlamalıyım?
  • Sürecin muhtemel aşamaları, süresi ve harç/masraf yükü ne olur?

İlgili Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Borç ilişkileri, sözleşmeler, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, ifa, temerrüt ve zamanaşımının genel esasları
  • Türk Medeni Kanunu (4721)
    Dürüstlük kuralı, iyi niyet ve kişilik haklarına ilişkin, borçlar hukukunu tamamlayan hükümler
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat, belirsiz alacak ve kısmi dava usulüne ilişkin düzenlemeler
  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    Para alacaklarının icra takibi, itirazın iptali/kaldırılması ve tahsil süreci
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325)
    Ticari ve bazı tüketici para alacaklarında dava şartı olan arabuluculuk süreci

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Temerrüt ve faiz

Vadesi belirli borçlarda vade gününün geçmesiyle temerrüdün kendiliğinden oluşacağı; vade belirli değilse temerrüt için ihtarın gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Sebepsiz zenginleşmenin tamamlayıcılığı

Sözleşme veya haksız fiile dayanan bir talep imkânı bulunduğunda, kural olarak öncelikle o yola başvurulması; sebepsiz zenginleşme isteminin tamamlayıcı nitelikte değerlendirilmesi.

İlke · Alacağın devrinde borçlunun korunması

Devir borçluya bildirilinceye kadar, borçlunun önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulacağı değerlendirmesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Başakşehir'da borçlar hukukundan doğan dava hangi mahkemede açılır?

Borçlar hukukundan doğan uyuşmazlıklarda kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Bir sözleşmenin ihlali, ödenmeyen alacak, haksız fiilden doğan tazminat veya sebepsiz zenginleşme talepleri bu mahkemede görülür. Ancak tarafların ikisinin de tacir olduğu ticari işlerde Asliye Ticaret Mahkemesi, bir tarafın tüketici olduğu işlemlerde ise değere bağlı olarak Tüketici Mahkemesi veya hakem heyeti görevli olabilir. Kira uyuşmazlıklarında Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yer bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmelerde ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Başakşehir'daki dosyalar bu kurallara göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

Sözleşme yazılı değilse alacağımı yine de dava edebilir miyim?

Türk hukukunda sözleşmeler kural olarak belirli bir şekle bağlı değildir; sözlü anlaşmalar da geçerli olabilir. Bu nedenle yazılı bir sözleşme bulunmasa bile alacak dava edilebilir. Ancak kanun, belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle (yazılı delille) ispatlanmasını arar; bu sınırın altındaki işlemler tanıkla da kanıtlanabilir. Yazılı delil yoksa banka dekontu, mesajlaşmalar, e-postalar, teslim belgeleri ve karşı tarafın ikrarı gibi yan deliller önem kazanır. Bazı sözleşmeler (örneğin taşınmaz satışı, kefalet) ise geçerlilik için resmî veya yazılı şekle tabidir. Somut durumda ispatın nasıl sağlanacağı bir avukatla değerlendirilmelidir.

Borçlu borcunu ödemezse ne yapabilirim?

Borçlu, borcunu vadesinde ödemezse temerrüde düşer ve alacaklının birkaç seçeneği doğar. Alacaklı, öncelikle borçluya ihtar çekerek ödeme için süre verebilir. Sonuç alınamazsa, para alacakları için İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra takibi başlatılabilir; itiraz edilirse itirazın iptali veya kaldırılması davası açılır. Dilerse alacaklı doğrudan alacak davası da açabilir. Sözleşmeden doğan borçlarda alacaklı, koşulları varsa aynen ifa, gecikme faizi ve gecikmeden doğan zararların tazminini isteyebilir; bazı durumlarda sözleşmeden dönerek olumsuz zararını talep edebilir. Hangi yolun daha verimli olacağı alacağın niteliğine ve delil durumuna göre değişir.

Temerrüt faizi nedir, ne zaman işlemeye başlar?

Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi nedeniyle alacaklıya ödemesi gereken gecikme faizidir. Kural olarak faiz, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işler. Vadesi belirli bir borçta vade gününün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşur; vade belirli değilse alacaklının ihtarı ile borçlu temerrüde düşer. Faiz oranı taraflarca kararlaştırılmamışsa kanuni faiz oranı, ticari işlerde ise ticari temerrüt faizi uygulanır. Alacaklı, faizi aşan bir zarara uğradığını ispat ederse bu munzam (aşkın) zararını da isteyebilir. Faizin başlangıç tarihinin ve türünün doğru belirlenmesi, tahsil edilecek tutarı doğrudan etkiler.

Sebepsiz zenginleşme davası hangi durumlarda açılır?

Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşmesi hâlinde söz konusu olur. Örneğin bir borç yanlışlıkla iki kez ödendiğinde, geçersiz bir sözleşme uyarınca para verildiğinde ya da beklenen bir sebep gerçekleşmediğinde, zenginleşen taraf aldığını iade etmekle yükümlüdür. Bu davada zenginleşenin iyi niyetli olup olmadığı, iade kapsamını etkiler; kötü niyetli zenginleşen elde ettiği her şeyi iade etmek zorundadır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, zarar görenin zenginleşmeyi ve karşı tarafı öğrenmesinden itibaren iki yıllık, her hâlde on yıllık zamanaşımına tabidir.

Borçlar hukukunda zamanaşımı süreleri ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu'nda genel zamanaşımı süresi on yıldır; kanunda aksine bir hüküm bulunmayan tüm alacaklar bu süreye tabidir. Bununla birlikte kanun bazı alacaklar için beş yıllık daha kısa bir süre öngörür; kira bedelleri, faiz ve düzenli edimler, işçi ücretleri, serbest meslek ve esnaf alacakları gibi periyodik veya belirli alacaklar buna örnektir. Haksız fiilden doğan tazminatta ise kural olarak öğrenmeden itibaren iki, her hâlde on yıllık süre uygulanır. Zamanaşımı, dava açılması, icra takibi veya borcun ikrarı gibi işlemlerle kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Sürenin doğru hesaplanması hak kaybını önlemek açısından kritiktir.

Alacağımı başkasına devredebilir miyim?

Kural olarak alacaklı, alacağını borçlunun rızasını almadan üçüncü bir kişiye devredebilir; buna alacağın temliki (devri) denir. Devrin geçerli olması için kural olarak yazılı şekil aranır. Devirle birlikte alacak, kefalet ve rehin gibi bağlı haklarla birlikte yeni alacaklıya geçer. Ancak alacağın niteliği, kanun veya taraflar arasındaki anlaşma devri yasaklamış olabilir; bu hâllerde devir hüküm ifade etmez. Devir borçluya bildirilene kadar borçlu, önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulur. Bu nedenle devrin borçluya usulüne uygun bildirilmesi, yeni alacaklının haklarını güvence altına alır.

Borçlar hukuku davası ne kadar sürer ve ne kadar masraf gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; uyuşmazlığın niteliği, delil durumu, bilirkişi incelemesi ihtiyacı ile istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Para alacaklarına ilişkin bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında bu genellikle zorunludur. Dava açılırken kural olarak talep edilen tutar üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardım talep edebilir. Alacağın tutarı belirsizse belirsiz alacak veya kısmi dava yöntemleriyle harç yükü yönetilebilir; uygun usulün seçimi bir avukatla değerlendirilmelidir.

Uyuşmazlıkta önce arabuluculuğa gitmek zorunda mıyım?

Bazı para alacağı ve tazminat uyuşmazlıklarında, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; özellikle ticari uyuşmazlıklar ile belirli tüketici uyuşmazlıklarında bu zorunluluk uygulanır. Arabuluculuk aşaması atlanarak açılan dava, bu eksiklik giderilmediği için usulden reddedilebilir. Arabuluculuk sürecinde taraflar bir arabulucu eşliğinde anlaşmaya çalışır; anlaşma sağlanırsa düzenlenen tutanak ilam gibi icra edilebilir. Anlaşma olmazsa son tutanakla birlikte dava açılabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamında olup olmadığının baştan doğru belirlenmesi, süre ve masraf kaybını önler.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar