Kartal Deniz Taşımacılığı Hukuku Avukatları
Kartal, İstanbul ilçesinde deniz taşımacılığı hukuku alanında hizmet veren 4.249 avukat. Navlun, konişmento, yük hasarı, çatma, kurtarma ve görevli mahkeme bilgileriyle inceleyin.
Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.
42514 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
90573 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 57619 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 28100 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
87869 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 98744 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu bünyesinde 19064 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 37364 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 37502 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 90749 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 30821 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 99442 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 32383 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu bünyesinde 65091 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 85525 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 26850 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 94165 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 70524 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 34521 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
41066 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 58577 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 48543 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 37486 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 90910 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 16550 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 87149 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 42399 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
83271 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 35150 sicil numaralı üyesidir.
62098 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 64593 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 76544 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 81869 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 34761 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 42523 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 93931 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 46476 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
27872 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 16216 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
33781 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 56743 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 39539 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 37376 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
58209 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 25440 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 23853 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 84860 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 52754 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 90585 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 25600 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Kartal, İstanbul Deniz Taşımacılığı Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber
Bu rehber, Kartal (İstanbul) bölgesinde deniz taşımacılığı hukuku uyuşmazlıklarını; navlun ve çarter sözleşmeleri, konişmento, yük ziyaı ve hasarı, taşıyanın sorumluluğu, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi ipoteği ve deniz alacaklarına dayalı ihtiyati haciz boyutlarıyla ayrıntılı biçimde ele alır. Amaç, hangi hukuki yolun izleneceğini baştan doğru kurgulamanıza yardımcı olmak ve uyuşmazlığınıza uygun avukatı sayfadaki listeden bilinçli şekilde seçmenizi sağlamaktır.
- Görevli mahkeme: Deniz ticaretinden doğan davalar ticari niteliktedir; kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde, kurulmuşsa Denizcilik İhtisas Mahkemesinde görülür.
- Temel belge: Konişmento; hem yük teslim makbuzu hem taşıma şartlarının delili hem de yükü temsil eden kıymetli evraktır.
- Etkili güvence: Deniz alacakları için gemiye ihtiyati haciz konularak geminin seferden alıkonulması sağlanabilir.
- Süre: Eşya taşımasında yük ziya-hasarı için kanunda kısa zamanaşımı öngörülmüştür; erken başvuru önemlidir.
- Yer: Kartal uyuşmazlıkları İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) yargı çevresinde görülür.
Deniz Taşımacılığı Hukuku Nedir? Kapsamı ve Temel İlkeleri
Deniz taşımacılığı hukuku, deniz ticaret hukukunun; eşyanın ve yolcunun deniz yoluyla taşınmasına ilişkin ilişkileri düzenleyen bölümüdür. Türkiye'de ana kaynağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Beşinci Kitabı (Deniz Ticareti)'dir. Bu kitap gemi ve donatan kavramlarından, taşıma sözleşmelerine, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi alacaklıları hakkı, deniz sigortaları ve deniz alacaklarına dayalı ihtiyati hacze kadar geniş bir alanı kapsar. Türk düzenlemesi, denizde eşya taşımasında yaygın kabul gören uluslararası kurallarla büyük ölçüde uyumludur.
Bu alanın en belirgin özelliği uluslararası niteliğidir. Deniz taşımacılığı çoğu zaman farklı ülkelerin taraf olduğu, farklı bayrak taşıyan gemilerle yürütülen bir faaliyettir; bu nedenle milletlerarası sözleşmeler, tip sözleşmeler (standart formlar) ve yerleşik deniz ticareti teamülleri uygulamada büyük rol oynar. Sözleşmelerde uygulanacak hukuk ve yetkili merci sıklıkla önceden kararlaştırılır. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, milletlerarası özel hukuk kurallarına göre hangi ülke hukukunun uygulanacağının belirlenmesi başlı başına bir inceleme konusudur.
Bir diğer temel özellik, sorumluluğun sınırlandırılabilmesidir. Deniz hukukunda donatanın ve taşıyanın sorumluluğu, belirli hâllerde ve kanunda öngörülen ölçütlere göre sınırlanabilir. Bu, deniz ticaretinin taşıdığı olağanüstü riskleri dengeleme amacı güder. Aşağıda deniz taşımacılığı hukukunun en sık gündeme gelen konu başlıkları özetlenmiştir:
Navlun Sözleşmesi ve Çarter Türleri
Deniz taşımacılığının hukuki iskeletini navlun sözleşmesi oluşturur. Navlun sözleşmesi, taşıyanın bir ücret (navlun) karşılığında eşyayı deniz yoluyla taşımayı üstlendiği sözleşmedir. Sözleşmenin türü; sorumluluğun kime ait olduğunu, navlunun nasıl hesaplanacağını ve tarafların yükümlülüklerini doğrudan belirlediği için baştan doğru nitelendirilmesi büyük önem taşır.
Uygulamada temel ayrım yolculuk çarteri ile zaman çarteri arasındadır. Yolculuk çarterinde (voyage charter) gemi, belirli bir yolculuk veya yolculuklar için tahsis edilir; taşıyan geminin yönetimini elinde tutar ve navlun genellikle taşınan yük miktarına veya yolculuğa göre hesaplanır. Zaman çarterinde (time charter) ise gemi, belirli bir süre için çartererin ticari kullanımına bırakılır; ancak geminin teknik yönetimi ve sevki donatanda kalır. Bu türde ücret genellikle süreye bağlı (günlük/aylık) olarak ödenir.
Bunlardan ayrı olarak gemi kira sözleşmesi (bareboat/demise charter) bulunur; burada gemi, donanımsız ve kaptansız biçimde kiracıya bırakılır ve geminin kullanım ile yönetimi de kiracıya geçer. Böylece kiracı, taşıma faaliyeti bakımından fiilen donatan gibi konumlanır. Çarter sözleşmeleri çoğunlukla uluslararası kuruluşların hazırladığı standart formlar üzerinden yapılır ve bu formlardaki hükümler taraflarca değiştirilebilir. Diğer bir ayrım da parsiyel (kısmi) taşıma ile geminin tamamının tahsis edildiği taşıma arasındadır.
Bir hasar veya alacak uyuşmazlığında sorumluluğun donatana mı, çartere mi yoksa taşıyana mı ait olduğu, kurulan sözleşmenin türüne göre değişir. Bu nedenle uyuşmazlık doğduğunda ilk yapılacak iş, sözleşme metnini ve konişmentoyu inceleyip ilişkiyi doğru nitelendirmektir.
Konişmento ve Deniz Taşıma Belgeleri
Deniz taşımacılığında belgeler, hakların ispatı ve devri bakımından merkezi bir rol oynar. Bunların başında konişmento (bill of lading) gelir. Konişmento, taşıyanın veya kaptanın yükü teslim aldığını ya da gemiye yüklendiğini gösteren, taşıma şartlarını içeren ve yükün teslimini düzenleyen kıymetli evrak niteliğinde bir belgedir.
Konişmentonun üç temel işlevi vardır. Birincisi makbuz işlevidir: taşıyanın yükü belirtilen miktar ve durumda teslim aldığını kanıtlar. İkincisi delil işlevidir: taşıma sözleşmesinin içeriğini gösterir ve iyiniyetli hamile karşı taşıyanı bağlar. Üçüncüsü emtia senedi işlevidir: konişmento yükü temsil eder, bu nedenle konişmentonun devri yükün mülkiyetinin devri sonucunu doğurabilir. Emre yazılı konişmento ciro yoluyla, nama yazılı konişmento alacağın devri hükümlerine göre devredilir. Varma limanında yükü, ancak konişmentonun meşru hamili talep edebilir.
Konişmento dışında da çeşitli belgeler kullanılır: yükün gemiye yüklendiğini gösteren tesellüm/yükleme belgeleri, çarter partiye dayalı taşımalarda düzenlenen çarter parti konişmentoları ve bazı taşımalarda kullanılan deniz taşıma senedi (sea waybill). Yük üzerinde çekince (rezerv) konulması, yani konişmentoya yükün durumuna ilişkin kayıt düşülmesi, taşıyanın sorumluluğunu belirlemede önemlidir. Çekince konulmamış (temiz) konişmento, yükün iyi durumda teslim alındığına karine oluşturur.
- Makbuz: Yükün miktar ve durumunu belgeler; çekince kayıtları buradan izlenir.
- Delil: Taşıma sözleşmesinin şartlarını gösterir, iyiniyetli hamili korur.
- Emtia senedi: Ciro/teslim ile yük üzerindeki hak devredilir.
Taşıyanın Sorumluluğu ve Deniz Elverişliliği
Deniz taşımacılığı uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, taşınan yükün ziya (kayıp), hasar veya geç tesliminden kaynaklanır. Bu noktada belirleyici kavram taşıyanın sorumluluğudur. Taşıyan, yükü teslim aldığı andan varma limanında teslim edinceye kadar geçen sürede yükün ziyaından, hasarından ve geç tesliminden kural olarak sorumludur; bu sorumluluk taşıyanın ve adamlarının kusuruna dayanır.
Taşıyanın temel yükümlülüklerinden biri deniz elverişliliğini sağlamaktır. Taşıyan, yolculuğun başlangıcında gemiyi denize elverişli, yola elverişli ve yükü taşımaya elverişli (ambarların ve soğutma tesislerinin yükü koruyacak durumda olması) hâle getirmek için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. Deniz elverişliliği borcunun ihlali, yük zararının başlıca sebeplerindendir ve taşıyanın sorumluluğunu doğurur.
Bununla birlikte taşıyan, zararın kanunda sayılan sorumluluktan kurtulma hâllerinden birinden kaynaklandığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu hâller arasında geminin sevk ve yönetimindeki kusur (teknik kusur), gemide çıkan yangın (taşıyanın kişisel kusuru olmadıkça), deniz ve sularda karşılaşılan tehlikeler, umulmayan hâller ve mücbir sebep, yükün kendi ayıbı veya niteliği, ambalaj yetersizliği gibi durumlar yer alır. Ayrıca yükün cinsi ve değeri bilerek yanlış bildirilmişse taşıyanın sorumluluğu doğmaz.
Yük zararlarında taşıyanın sorumluluğu, kanunda öngörülen ölçütlere göre belirli bir üst sınıra tabi olabilir. Ancak zarar, taşıyanın zarar kastıyla veya pervasızca ve zararın muhtemelen doğacağı bilinciyle yaptığı davranıştan doğmuşsa sorumluluğu sınırlandırma imkânını kaybedebilir. Bu ayrım, tazminatın miktarını doğrudan etkiler.
Çatma: Gemilerin Çarpışmasında Sorumluluk
Çatma, iki veya daha çok geminin çarpışması ya da bir geminin manevrasıyla veya benzeri bir hareketiyle başka bir gemiye veya gemideki kişi ya da eşyaya zarar vermesi hâlidir. Deniz taşımacılığında çatmalar, hem geminin ve yükün hem de üçüncü kişilerin ciddi zararlarına yol açabildiğinden, sorumluluğun doğru belirlenmesi büyük önem taşır. Türk Ticaret Kanunu çatma sorumluluğunu kusur esasına dayandırır.
Çatma umulmayan bir hâlden, mücbir sebepten kaynaklanmışsa ya da çatmanın sebebi kesin biçimde belirlenemiyorsa, zarara uğrayan taraflar zararlarını kendileri taşır. Çatma yalnızca bir geminin kusurundan doğmuşsa, o geminin donatanı doğan zararı tazmin eder. Çarpışan gemilerin her ikisinin de kusuru varsa, taraflar kusurlarının ağırlığı oranında sorumlu olur; kusur oranının belirlenemediği hâllerde sorumluluk eşit kabul edilir.
Önemli bir ayrım şudur: eşyaya (yüke ve gemilere) gelen zararlarda sorumluluk kusur oranıyla sınırlıyken, üçüncü kişilerin ölüm ve bedensel zararlarında kusurlu donatanlar, dış ilişkide müteselsilen (zincirleme) sorumlu tutulur; kendi aralarında ise kusur oranına göre paylaşım yapılır. Çatmada sorumluluğun ve kusur oranlarının tespiti; seyir kayıtları (jurnaller), radar ve seyir verileri, tanık beyanları ve teknik bilirkişi incelemesiyle yapılır. Bu nedenle çatmayı izleyen ilk aşamada delillerin ivedilikle toplanması hayati önem taşır.
Kurtarma ve Kurtarma Ücreti
Denizde tehlikeye düşen bir geminin, yükün veya diğer malların kurtarılması, deniz hukukunun kendine özgü kurumlarından biridir. Kurtarma faaliyeti, kural olarak no cure, no pay (kurtaramazsan ücret yok) ilkesine dayanır: kurtaran, ancak kurtarma olumlu bir sonuç verdiği ölçüde ücrete hak kazanır. Bu ilke hem uluslararası düzenlemelerde hem de Türk Ticaret Kanunu'nda benimsenmiştir.
Kurtarma ücretinin miktarı taraflarca kararlaştırılabilir; anlaşma yoksa mahkemece belirlenir. Ücret belirlenirken çeşitli ölçütler birlikte değerlendirilir: kurtarılan gemi ve diğer malların değeri, kurtaranın ulaştığı sonuç, gösterilen çaba ve beceri, karşılaşılan tehlikenin niteliği ve büyüklüğü, harcanan zaman ve masraflar, kurtarma araçlarının değeri ve maruz kaldıkları risk. Kurtarma ücreti kural olarak kurtarılan değerlerin toplamını aşamaz.
Modern deniz hukukunun getirdiği önemli bir kurum özel tazminattır: kurtarma faaliyeti, çevreye zarar verme tehlikesi taşıyan bir gemiye veya yüke yönelikse ve kurtaran, çevre kirliliğini önlemiş veya azaltmışsa, kurtarma sonuç tam vermese bile masraflarına karşılık özel bir tazminat isteyebilir. Bu, deniz çevresinin korunmasını teşvik eden bir düzenlemedir. Kurtarma alacakları da deniz alacaklarındandır; bu nedenle gemiye ihtiyati hacizle güvence altına alınabilir.
Önceden kararlaştırılmış olağan bir çekme (römorkaj) hizmeti kurtarma sayılmaz. Kurtarmadan söz edilebilmesi için geminin veya yükün gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya bulunması ve müdahalenin olağan sözleşme edimini aşan bir çaba içermesi gerekir.
Müşterek Avarya (Genel Avarya)
Müşterek avarya, deniz ticaretinin en eski ve en teknik kurumlarından biridir. Gemiyi ve yükü birlikte tehdit eden ortak bir tehlikeden onları kurtarmak amacıyla, bilerek ve makul biçimde olağanüstü bir fedakârlık yapılması veya masraf edilmesi hâlinde müşterek avaryadan söz edilir. Temel fikir şudur: ortak yarar için katlanılan zarar, yalnızca fedakârlığa uğrayan tarafın üzerinde bırakılmaz; kurtarılan tüm menfaatler arasında paylaştırılır.
Klasik örnek, karaya oturma veya batma tehlikesinde geminin hafifletilmesi için yükün bir kısmının denize atılmasıdır (jettison). Bu hareketle atılan yükün sahibi tek başına zarara katlanmaz; kurtarılan gemi, kalan yük ve navlun menfaat sahipleri, kurtarılan değerleri oranında bu zarara katılır. Bu paylaşıma garame paylaşımı denir. Müşterek avarya masrafları arasında ayrıca sığınma limanına girme, geçici onarım ve kurtarma gibi giderler de yer alabilir.
Müşterek avarya hesabı oldukça karmaşık olduğundan uygulamada, uluslararası kabul gören York-Anvers Kuralları esas alınarak yapılır ve bu işlem, avarya hesabı uzmanı olan dispeççi tarafından yürütülür. Dispeç raporu, hangi kalemlerin müşterek avaryaya dâhil olduğunu ve her menfaat sahibinin katılma payını gösterir. Bu rapora itiraz mahkeme önünde ileri sürülebilir. Müşterek avarya, çoğunlukla deniz sigortası kapsamıyla da yakından ilişkilidir.
Gemi Alacaklısı Hakkı ve Gemi İpoteği
Deniz taşımacılığında alacakların güvence altına alınması bakımından iki önemli kurum öne çıkar: gemi alacaklısı hakkı ve gemi ipoteği. Bunlar, geminin ekonomik değeri üzerinden alacaklıya güvence sağlar ve deniz ticaretinin finansmanında belirleyici rol oynar.
Gemi alacaklısı hakkı, kanunda sınırlı biçimde sayılan belirli alacaklar için gemi ve eklentileri üzerinde kendiliğinden doğan kanuni bir rehin hakkıdır. Gemi adamlarının hizmet sözleşmesinden doğan ücret alacakları, kurtarma alacakları, çatmadan ve deniz kazalarından doğan bazı tazminat alacakları, liman-kanal-seyir ücretleri gibi kalemler bu kapsamdadır. Bu hak, tescile bağlı olmaksızın doğar ve gemiyi kim devralırsa alsın onu takip eder; alacaklı, gemiyi paraya çevirterek alacağını rüçhanlı biçimde tahsil edebilir.
Gemi ipoteği ise tescile elverişli gemiler üzerinde, gemi siciline tescil edilerek kurulan iradi (sözleşmesel) bir rehin türüdür. Genellikle geminin satın alınması veya işletilmesi için sağlanan kredilerin teminatı olarak tesis edilir. İpotek, sicildeki sıraya göre alacaklıya güvence sağlar; borç ödenmezse gemi ipotek hükümleri çerçevesinde paraya çevrilir. Gemi alacaklısı hakkı ile gemi ipoteğinin sıra ilişkisi kanunla düzenlenmiştir; kural olarak gemi alacaklısı haklarının belirli bir kısmı ipoteğe göre öncelikli konumdadır.
Kanundan doğar, tescile bağlı değildir, gemiyi takip eder; sınırlı sayıda alacak için tanınır ve genelde önceliklidir.
Sözleşmeyle kurulur, sicile tescil edilir; kredi teminatı olarak yaygındır, sıra sicildeki tarihe göre belirlenir.
Deniz Alacaklarına Dayalı İhtiyati Haciz
Gemiler, doğaları gereği bir yerden bir yere kolayca hareket edebildiğinden, alacaklının alacağını tahsil edememe riski deniz ticaretinde yüksektir. Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu, deniz alacaklarının güvence altına alınması için gemilerin ihtiyaten haczine ilişkin özel bir rejim öngörmüştür. Bu rejim, genel ihtiyati haciz kurallarından ayrılan, denize özgü kurallar içerir.
İhtiyati haciz yalnızca kanunda sınırlı biçimde sayılan deniz alacaklarından biri için istenebilir. Bu alacaklar arasında; geminin işletilmesinden doğan zararlar, kurtarma, çatma, müşterek avarya, navlun, yük ziya ve hasarı, gemi adamlarının ücret alacakları, liman, kanal ve kılavuzluk ücretleri, gemi ipoteğine ilişkin alacaklar ile geminin mülkiyetine ve zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıklar sayılabilir. Alacaklı, bu alacaklardan biri için gemiye ihtiyati haciz konulmasını mahkemeden isteyebilir.
İhtiyati haciz kararı verildiğinde gemi seferden alıkonulabilir; bu, alacaklı bakımından son derece etkili bir baskı ve güvence aracıdır. Karara karşı borçlu, kanunda öngörülen güvenceyi göstererek geminin serbest bırakılmasını sağlayabilir. İhtiyati haciz süreci hızlı işleyen ve teknik bir alandır; başvuru dilekçesinin, alacağın deniz alacağı niteliğini ve haciz sebeplerini doğru biçimde ortaya koyması gerekir. Kartal'daki uyuşmazlıklarda da bu yola başvurulabilir; başvurunun yer bakımından yetkili mahkemeye yapılması önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Deniz ticaretinden ve deniz taşımacılığından doğan uyuşmazlıklar, ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bazı büyük liman kentlerinde deniz ticareti davaları için ihtisaslaşmış Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulmuştur; böyle bir mahkeme varsa dava orada görülür. Asliye Ticaret Mahkemesi de bulunmayan yerlerde, o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetki bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri veya işyeri mahkemesidir. Ancak taşıma sözleşmesinden doğan davalarda, yükün teslim edildiği ya da teslim edilmesi gereken yer mahkemesi de yetkili olabilir. Deniz alacaklarına dayalı ihtiyati hacizde ise geminin bulunduğu yer mahkemesi önem kazanır. Yabancılık unsuru taşıyan sözleşmelerde çoğunlukla yetkili mahkeme veya tahkim şartı ile uygulanacak hukuk önceden kararlaştırılır; bu kayıtların geçerliliği ve kapsamı ayrıca değerlendirilir.
| Uyuşmazlık Türü | Görevli Mahkeme | Yetki / Uyuşmazlık Çözümü | Not |
|---|---|---|---|
| Yük ziyaı / hasarı (navlun) | Asliye Ticaret / Denizcilik İhtisas | Davalı yeri veya teslim yeri | Konişmento/çarter parti kayıtlarına dikkat |
| Çatma tazminatı | Asliye Ticaret / Denizcilik İhtisas | Kusur esaslı | Seyir kayıtları ve bilirkişi belirleyici |
| Kurtarma ücreti | Asliye Ticaret / Denizcilik İhtisas | Deniz alacağı — ihtiyati haciz mümkün | No cure, no pay ilkesi |
| Müşterek avarya | Asliye Ticaret / Denizcilik İhtisas | Dispeç raporuna itiraz | York-Anvers Kuralları uygulanır |
| Gemiye ihtiyati haciz | Asliye Ticaret / Denizcilik İhtisas | Geminin bulunduğu yer | Sadece deniz alacakları için |
Kartal'daki deniz taşımacılığı uyuşmazlıkları, yer bakımından yetki kurallarına göre İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür. Doğru forumun ve yetkinin baştan belirlenmesi, görevsizlik veya yetkisizlik kararıyla oluşacak zaman kaybını önler.
Kartal'da Deniz Taşımacılığı Davası Süreci Nasıl İşler?
Bir deniz taşımacılığı uyuşmazlığında sürecin doğru sırayla yürütülmesi, hem hak kayıplarını önler hem de sonucu hızlandırır. Deniz uyuşmazlıklarında deliller çabuk kaybolabildiğinden, ilk aşamada tespit ve güvence işlemleri özellikle önemlidir. Aşağıdaki adımlar tipik bir yük hasarı/alacak sürecinin ana hatlarını gösterir:
Yük varma limanında teslim alınırken durumu tutanakla tespit edilir; sörvey (ekspertiz) raporu düzenlenir, çekince ihbarları süresinde yapılır.
Konişmento, çarter parti, fatura, sigorta poliçesi, sörvey raporu, seyir kayıtları ve yazışmalar bir araya getirilir; sorumlu taraf belirlenir.
Alacak deniz alacağı niteliğindeyse, gemiye ihtiyati haciz istenerek teminat sağlanır ve geminin seferden alıkonulması gündeme gelebilir.
Ticari nitelikli alacak davalarında dava öncesi çözüm imkânları değerlendirilir; ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olabilir.
Sözleşmede tahkim şartı varsa hakem heyetine, yoksa yetkili ticaret mahkemesine başvurulur; zamanaşımı sürelerine dikkat edilir.
Deniz teknik bilirkişisi ve dispeç incelemeleri yapılır; karar verilir, kanun yolları tüketilir ve kesinleşen karar icra ile tahsil edilir.
Talep ve Tazminat Kalemleri
Deniz taşımacılığı uyuşmazlıklarında talep edilebilecek kalemler, uyuşmazlığın türüne göre farklılaşır. Yük hasarı, çatma, kurtarma ve müşterek avarya gibi hâllerin her biri kendine özgü tazminat kalemleri doğurur. Başlıca talepler şunlardır:
- Yükün ziya bedeli: Tamamen kaybolan yükün değeri; kural olarak yükün varma yerindeki değeri esas alınarak hesaplanır.
- Yükteki hasarın bedeli: Yükün hasar görmesi hâlinde değer kaybı; hasarsız değer ile hasarlı değer arasındaki fark.
- Geç teslim zararı: Yükün kararlaştırılan sürede teslim edilmemesinden doğan zarar.
- Navlun ve sürastarya (demuraj): Ödenmeyen navlun ile geminin yükleme-boşaltmada bekletilmesinden doğan bekleme tazminatı.
- Çatma tazminatı: Gemiye ve yüke gelen zararlar, kazanç kaybı ve kurtarma-onarım masrafları.
- Kurtarma ücreti ve özel tazminat: Kurtarma faaliyetinin karşılığı ve çevre koruma hâllerinde özel tazminat.
- Müşterek avarya garame payı: Ortak fedakârlıktan doğan zararın menfaat sahipleri arasında paylaştırılması.
- Faiz ve yargılama giderleri: Alacağa işleyecek faiz ile dava masrafları ve vekâlet ücreti.
Tazminatın hesabında yükün cinsi, değeri, hasarın niteliği, sorumluluk sınırlaması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve kusur oranları belirleyici olur. Bu hesaplar teknik bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden, taleplerin baştan doğru ve belgelere dayalı biçimde ortaya konması sonucu etkiler.
Deniz Sigortaları ile İlişki
Deniz taşımacılığı, doğası gereği yüksek riskli bir faaliyet olduğundan sigortayla iç içedir. Uyuşmazlıkların büyük kısmında sigortacılar, ya rücu eden taraf ya da tazmin yükümlüsü olarak yer alır. Bu nedenle deniz taşımacılığı hukuku, deniz sigortaları hukukuyla yakından bağlantılıdır.
Başlıca sigorta türleri şunlardır: tekne (gövde ve makine) sigortası geminin kendisine gelen zararları; yük (emtia nakliyat) sigortası taşınan yükün ziya ve hasarını; navlun sigortası ise taşıyanın navlun alacağını güvence altına alır. Bunların yanında, donatanların üçüncü kişilere karşı sorumluluklarını karşılayan koruma ve tazmin (P&I) kulüpleri deniz ticaretinde önemli bir yer tutar; çevre kirliliği, gemi adamı zararları ve yük sorumluluğu gibi riskler çoğunlukla bu kulüpler aracılığıyla karşılanır.
Yük sahibi zararını sigortadan tahsil ettiğinde, sigortacı ödediği tutar oranında sigortalının haklarına halef olur (rücu) ve sorumlu taşıyana veya donatana rücu davası açabilir. Bu nedenle deniz uyuşmazlıklarında davanın tarafları çoğu zaman sigortacılar olur. Poliçe şartlarının, teminat kapsamının ve istisnaların dikkatle incelenmesi; müşterek avarya, kurtarma ve sorumluluk sınırlaması ile sigorta arasındaki ilişkinin doğru kurulması, sürecin kritik unsurlarındandır.
Yükün hasarlı veya eksik teslim alındığı hâllerde, taşıyana süresinde yazılı çekince ihbarında bulunulması önemlidir. İhbarın süresinde yapılmaması, yükün konişmentoda yazılı biçimde teslim edildiği yönünde karine doğurabilir ve ispatı zorlaştırır.
Deniz Taşımacılığı Uyuşmazlıklarında Zamanaşımı ve Süreler
Deniz hukukunda süreler, hakların korunması bakımından belirleyicidir ve talebin türüne göre farklılaşır. Sürelerin doğru hesaplanması, açılacak davanın esasa girmeden reddedilmesini önler. Deniz taşımacılığına özgü zamanaşımı süreleri, genel hükümlere göre çoğunlukla daha kısadır.
Denizde eşya taşımasında; yükün ziyaı, hasarı veya geç tesliminden doğan istemler ile taşıma ilişkisinden doğan diğer alacaklar için kanunda öngörülen kısa (bir yıllık) zamanaşımı uygulanır. Bu süre kural olarak yükün teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken tarihten işlemeye başlar. Çatmadan doğan tazminat istemleri ile kurtarma ücreti alacakları için de kanunda özel süreler öngörülmüştür. Deniz alacaklarının kendine özgü süre rejimleri bulunduğundan, her alacak türünün kendi süresine göre değerlendirilmesi gerekir.
| Talep Türü | Süre Rejimi | Başlangıç |
|---|---|---|
| Yük ziyaı / hasarı / geç teslim | Kısa zamanaşımı (bir yıl) | Yükün teslim edildiği / edilmesi gereken tarih |
| Çatma tazminatı | Kanunda öngörülen özel süre | Çatma tarihi |
| Kurtarma ücreti | Kanunda öngörülen özel süre | Kurtarma işleminin sona erdiği tarih |
| Sözleşmesel navlun alacakları | Taşıma ilişkisine özgü süre | Muacceliyet tarihi |
Süreler, taraflarca sonradan yapılacak açık anlaşmayla uzatılabilir; ancak baştan sözleşmeyle kısaltılması bakımından kanuni sınırlar gözetilir. Zamanaşımı, alacağı büsbütün ortadan kaldırmaz ama karşı tarafça ileri sürüldüğünde talebin reddine yol açar. Bu nedenle hasar veya alacak doğar doğmaz sürelerin hesaplanması ve gerekiyorsa dava öncesi güvence işlemlerinin yapılması önemlidir.
Özel Durumlar: Yolcu Taşıma, Konteyner ve Çevre Sorumluluğu
Deniz taşımacılığı yalnızca yük taşımasından ibaret değildir; kimi özel durumlar kendine özgü kurallara tabidir ve uygulamada sıkça gündeme gelir. Bunların başlıcaları yolcu taşıma, konteyner taşımacılığı ve çevre sorumluluğudur.
Deniz yoluyla yolcu taşıma: Yolcunun ölümü, bedensel zararı ve bagajının ziya-hasarı bakımından taşıyanın sorumluluğu özel hükümlere ve uluslararası düzenlemelere tabidir. Bu sorumluluk da belirli hâllerde sınırlandırılabilir; ancak taşıyanın ağır kusuru bulunan hâllerde sınırlama imkânı ortadan kalkabilir. Bagaj bakımından çekince ihbarı ve kısa süreler önem taşır.
Konteyner taşımacılığı ve karma (multimodal) taşıma: Günümüzde yük çoğunlukla konteynerlerle taşınır ve bir taşıma birden çok modu (deniz-kara-demiryolu) içerebilir. Bu tür karma taşımalarda, zararın hangi aşamada meydana geldiğinin belirlenmesi, uygulanacak sorumluluk rejimini ve tazminat sınırını doğrudan etkiler. Konteyner başına sorumluluk sınırı gibi teknik meseleler bu alanda sıkça tartışılır.
Çevre (deniz kirliliği) sorumluluğu: Gemilerden kaynaklanan petrol ve diğer kirletici madde sızıntıları, hem özel hukuk sorumluluğu hem de idari yaptırımlar doğurur. Deniz kirliliğinden kaynaklanan zararlar için özel sorumluluk ve tazmin rejimleri ile idari para cezaları söz konusu olabilir. Bu alan, deniz ticareti hukukuyla çevre hukukunun kesiştiği teknik bir bölgedir.
Deniz Taşımacılığı Davası İçin Gerekli Belgeler
Sağlam bir dosya, deniz taşımacılığı uyuşmazlığının en kritik parçasıdır. Deniz davaları belge yoğun ve teknik olduğundan, aşağıdaki belge ve bilgiler sürecin sonucunu belirleyecek ölçüde önemlidir:
- Konişmento / deniz taşıma senedi: Taşıma şartlarını, yükün miktar ve durumunu, tarafları ve çekince kayıtlarını gösterir.
- Çarter parti (sözleşme metni): Navlun, yükleme-boşaltma şartları, sürastarya ve tahkim/yetki kayıtlarını içerir.
- Sörvey (ekspertiz) raporu: Yükün teslim anındaki durumunu ve hasarın niteliğini teknik biçimde tespit eder.
- Ticari fatura ve paketleme listesi: Yükün değerini ve içeriğini kanıtlar; tazminat hesabında esas alınır.
- Sigorta poliçesi: Teminat kapsamını, istisnaları ve rücu ilişkisini gösterir.
- Seyir kayıtları ve yazışmalar: Çatmada kusur tespitinde ve tüm uyuşmazlıklarda olay akışının ortaya konmasında kullanılır.
Deniz Taşımacılığı Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Deniz taşımacılığı hukuku, hem maddi hukuk (navlun, sorumluluk, çatma, kurtarma, müşterek avarya) hem de usul (ihtiyati haciz, tahkim, yabancı hukuk, teknik bilirkişi) yönünden ileri düzeyde uzmanlık gerektiren teknik bir alandır. Sürecin baştan doğru kurgulanması, sonucu belirleyen en önemli etkendir. Kartal bölgesindeki avukatları listeden incelerken, görüşme sırasında şu noktaları netleştirmeniz yararlı olur:
Deniz ticareti ve taşımacılığı uyuşmazlıklarında (navlun, yük hasarı, çatma, kurtarma, ihtiyati haciz) düzenli çalışıp çalışmadığı.
Yabancı unsurlu sözleşmelerde uygulanacak hukuk, tahkim şartları ve uluslararası kurallar konusundaki yaklaşımı.
Güvence (ihtiyati haciz), dava/tahkim ve kanun yolu adımlarını, süreleri ve olası senaryoları baştan açıklayabilmesi.
Vekâlet ücreti, yargılama gideri, bilirkişi ve dispeç masraflarının yazılı ve şeffaf biçimde belirtilmesi.
Görüşmede sorabileceğiniz örnek sorular: "Bu alacak deniz alacağı sayılır ve gemiye ihtiyati haciz uygulanabilir mi?", "Sözleşmedeki tahkim/yetki kaydı bizi bağlıyor mu?", "Yük hasarında taşıyanın sorumluluğu hangi sınıra tabi?", "Zamanaşımı bakımından acele etmem gereken bir durum var mı?", "Çatmada kusur oranı hangi delillerle belirlenir?" Bu sorulara verilen yanıtların açıklığı, avukatın alana hâkimiyeti hakkında fikir verir. Avukatlık Kanunu gereği avukatlar dava sonucu hakkında kesin başarı taahhüdünde bulunamaz; size gerçekçi ve dürüst bir değerlendirme sunan yaklaşım daha güvenilirdir.
İlgili Mevzuat
Deniz taşımacılığı uyuşmazlıkları, ulusal mevzuatın yanında uluslararası düzenleme ve teamüllerin bir arada uygulanmasını gerektirir. Başlıca kaynaklar şunlardır:
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — Beşinci Kitap (Deniz Ticareti)
Gemi, donatan, navlun sözleşmesi, konişmento, çatma, kurtarma, müşterek avarya, gemi alacakları ve ihtiyati hacze ilişkin temel kuralların ana kaynağı. - 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — Deniz Sigortaları Hükümleri
Tekne, yük ve navlun sigortaları ile deniz rizikolarına ilişkin sigorta ilişkisini düzenler. - 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Sözleşme, sorumluluk ve tazminata ilişkin genel hükümlerle Türk Ticaret Kanunu'nun boşluk bıraktığı hâllerde tamamlayıcı kaynaktır. - 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Görev, yetki, ispat, ihtiyati tedbir ve yargılama usulüne ilişkin genel kuralları içerir. - 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun
Yabancılık unsuru taşıyan deniz sözleşmelerinde uygulanacak hukuk ile yetkili merciin belirlenmesini düzenler. - Milletlerarası sözleşmeler ve teamüller
Denizde eşya taşıma, çatma, kurtarma ve müşterek avaryaya (York-Anvers Kuralları) ilişkin uluslararası düzenlemeler ile standart tip sözleşmeler uygulamayı tamamlar.
Emsal İçtihat Yaklaşımları
Yüksek mahkeme kararlarında istikrar kazanmış başlıca ilkeler:
Taşıyanın yolculuğun başında gemiyi denize, yola ve yüke elverişli hâle getirmek için gereken özeni gösterdiğini ortaya koyamadığı hâllerde, yük zararından sorumlu tutulması gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.
Çekince konulmadan (temiz) düzenlenen konişmentonun, yükün orada yazılı miktar ve durumda teslim alındığına karine oluşturduğu ve iyiniyetli hamile karşı taşıyanı bağladığı değerlendirmesi.
Çatmada sorumluluğun kusur esasına göre paylaştırılması; kusurun seyir kayıtları ve teknik bilirkişi incelemesiyle tespiti, oran belirlenemediğinde sorumluluğun eşit sayılması yaklaşımı.
Zararın, sorumlu tarafın zarar kastıyla ya da pervasızca ve zararın muhtemelen doğacağı bilinciyle yaptığı davranıştan kaynaklandığı hâllerde, kanuni sorumluluk sınırlamasından yararlanılamayacağı eğilimi.
Sıkça Sorulan Sorular
Kartal'da deniz taşımacılığı davası hangi mahkemede açılır?
Deniz ticaretinden ve deniz taşımacılığından doğan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olduğundan kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür. Bazı büyük liman kentlerinde bu davalar için ihtisaslaşmış Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulmuştur; böyle bir mahkemenin bulunmadığı yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesi, o da yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından genel kural davalının yerleşim yeri veya işyeri mahkemesidir; ancak taşıma sözleşmelerinde yükün teslim edildiği ya da teslim edilmesi gereken yer mahkemesi de yetkili olabilir. Kartal'daki uyuşmazlıklar yer bakımından yetki kurallarına göre İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.
Konişmento nedir ve hangi işlevleri vardır?
Konişmento, denizde eşya taşımasında taşıyanın veya kaptanın yükü teslim aldığını ya da gemiye yüklendiğini gösteren, taşıma sözleşmesinin şartlarını içeren ve yükün teslimini düzenleyen kıymetli evrak niteliğinde bir belgedir. Üç temel işlevi vardır: yükün teslim alındığına dair makbuz işlevi, taşıma sözleşmesinin içeriğini kanıtlayan delil işlevi ve yük üzerindeki hakkı temsil eden emtia senedi işlevi. Emre yazılı bir konişmento ciro yoluyla devredilebilir ve konişmentonun meşru hamili, varma limanında yükü talep etme hakkına sahiptir. Konişmentoda yer alan kayıtlar, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı taşıyanı bağlar.
Navlun sözleşmesi ile çarter (charter) sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Navlun sözleşmesi, taşıyanın bir ücret (navlun) karşılığında eşyayı deniz yoluyla bir yerden başka bir yere taşımayı üstlendiği sözleşmedir ve iki temel biçimi vardır. Yolculuk çarteri (voyage charter) belirli bir yolculuk veya yolculuklar için geminin tamamının ya da bir kısmının tahsisini konu alır. Zaman çarteri (time charter) ise geminin belirli bir süre için, donatanın yönetiminde kalması kaydıyla çarterere tahsisini içerir. Bunlardan farklı olarak gemi kira sözleşmesi (bareboat/demise charter) geminin donanımsız biçimde kiracıya bırakılıp geminin kullanım ve yönetiminin de kiracıya geçtiği bir kira ilişkisidir. Hangi sözleşme tipinin bulunduğu; sorumluluğun kime ait olduğunu ve navlunun nasıl hesaplanacağını belirlediği için önemlidir.
Yük hasarı veya ziyaı hâlinde taşıyanın sorumluluğu nasıl belirlenir?
Taşıyan, yükü teslim aldığı andan varma limanında teslim edinceye kadar geçen sürede yükün ziyaından, hasarından ve geç tesliminden kural olarak sorumludur. Bu sorumluluk, taşıyanın kendisinin veya adamlarının kusuruna dayanır; ancak yolculuğun başında gemiyi denize, yola ve yüke elverişli hâle getirme (deniz elverişliliği) borcunu yerine getirmesi esastır. Türk Ticaret Kanunu, denizde eşya taşımasında uluslararası kurallarla uyumlu bir sorumluluk rejimi benimsemiştir. Taşıyan, zararın kanunda sayılan sorumluluktan kurtulma hâllerinden birinden (örneğin geminin sevk ve yönetimindeki kusur, yangın, umulmayan hâller, yükün ayıbı) kaynaklandığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Aksi hâlde yükün ziya ve hasarını tazmin eder.
Deniz alacakları için gemiye ihtiyati haciz uygulanabilir mi?
Evet. Türk Ticaret Kanunu, deniz alacaklarının güvence altına alınması için gemilerin ihtiyaten haczine ilişkin özel bir rejim öngörür. Kanunda sınırlı biçimde sayılan deniz alacaklarından biri için, alacaklı gemiye ihtiyati haciz konulmasını mahkemeden isteyebilir. Bu uygulama, geminin bir yerden bir yere kolayca hareket edebilmesi nedeniyle alacaklının korunması bakımından son derece etkili bir yoldur. Deniz alacakları; navlun, çatma, kurtarma, müşterek avarya, yük ziyaı-hasarı, gemi adamlarının ücret alacakları, liman ve kanal ücretleri gibi kalemleri kapsar. İhtiyati haciz kararı için genel ihtiyati haciz kurallarından farklı, denize özgü şartlar uygulanır ve karar hızlı biçimde infaz edilerek geminin seferden alıkonulması sağlanabilir.
Çatma (gemilerin çarpışması) hâlinde sorumluluk kime aittir?
Çatma, iki veya daha çok geminin çarpışması ya da birinin manevrasıyla diğerine zarar vermesi hâlidir. Sorumluluğun belirlenmesinde kusur esas alınır. Çatma umulmayan bir hâlden veya mücbir sebepten kaynaklanmışsa ya da sebebi belirlenemiyorsa, zarara uğrayan gemiler zararı kendileri taşır. Çatma tek bir geminin kusurundan doğmuşsa, o geminin donatanı zararı tazmin eder. Her iki geminin de kusuru bulunuyorsa, taraflar kusurlarının ağırlığı oranında sorumlu olur; kusur oranı belirlenemiyorsa sorumluluk eşit sayılır. Ancak üçüncü kişilerin cana gelen zararlarında (ölüm ve bedensel zarar) kusurlu donatanlar müteselsilen sorumludur. Kusur oranları, seyir kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesiyle tespit edilir.
Kurtarma (kurtarma yardımı) hangi durumda ücrete hak kazandırır?
Denizde tehlikeye düşmüş bir gemiyi, gemideki yükü veya diğer malları kurtaran kişi, kurtarma faaliyeti olumlu bir sonuç verdiği takdirde kurtarma ücretine hak kazanır. Bu ilke uluslararası hukukta ve Türk Ticaret Kanunu'nda benimsenen no cure, no pay (kurtaramazsan ücret yok) kuralının bir yansımasıdır. Kurtarma ücretinin miktarı belirlenirken; kurtarılan değerin tutarı, kurtaranın gösterdiği çaba ve beceri, karşılaşılan tehlikenin büyüklüğü, harcanan zaman ve masraflar, kullanılan araçların değeri gibi ölçütler gözetilir. Çevre kirliliğini önleyen veya azaltan kurtarma faaliyetlerinde, sonuç tam alınamasa dahi kurtarana özel bir tazminat ödenebilir. Kurtarma ücreti, kurtarılan değerlerin tutarını aşamaz.
Müşterek avarya (genel avarya) nedir?
Müşterek avarya, gemiyi ve yükü birlikte tehdit eden ortak bir tehlikeden kurtarmak amacıyla, bilerek ve makul biçimde olağanüstü bir fedakârlık yapılması ya da masraf edilmesi hâlidir. Örneğin karaya oturma tehlikesinde geminin kurtarılması için yükün bir kısmının denize atılması (jettison) tipik bir müşterek avarya hareketidir. Bu fedakârlık ortak yarar için yapıldığından, doğan zarar ve masraflar yalnızca fedakârlığa uğrayan tarafın üzerinde bırakılmaz; gemi, yük ve navlun menfaat sahipleri arasında kurtarılan değerleri oranında paylaştırılır (garame paylaşımı). Uygulamada müşterek avarya hesabı çoğunlukla York-Anvers Kuralları esas alınarak dispeççi (avarya hesabı uzmanı) tarafından yapılır. Bu, deniz ticaretine özgü ve oldukça teknik bir konudur.
Deniz taşımacılığı uyuşmazlıklarında zamanaşımı süresi nedir?
Denizde eşya taşımasında, yükün ziyaı, hasarı veya geç teslimi ile navlun ve benzeri taşıma ilişkisinden doğan alacaklarda taşıyana veya taşıyan sıfatını haiz kişilere karşı açılacak davalar için, kanunda öngörülen bir yıllık kısa zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre kural olarak yükün teslim edildiği veya teslim edilmesi gereken tarihten işlemeye başlar. Çatmadan doğan tazminat istemlerinde ve kurtarma ücreti alacaklarında da kanunda özel süreler öngörülmüştür. Bu süreler taraflarca sonradan yapılacak açık anlaşmayla uzatılabilir. Süreler kaçırıldığında alacak zamanaşımına uğrar ve karşı taraf ileri sürdüğünde talep reddedilir; bu nedenle hasar veya ziya tespit edildiğinde vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme yaptırmak önemlidir.
Deniz taşımacılığı hukuku uyuşmazlıklarında tahkim mümkün müdür?
Evet. Uluslararası deniz ticaretinde çarter partileri (charter party) ve konişmentolar, sıklıkla uyuşmazlıkların belirli bir yerde ve belirli kurallara göre tahkim yoluyla çözüleceğine dair kayıtlar içerir. Bu tür bir tahkim şartı geçerli biçimde kararlaştırılmışsa, uyuşmazlık devlet mahkemesi yerine hakem heyeti önünde görülür ve verilen karar (tahkim kararı) kural olarak bağlayıcıdır. Konişmentolarda çarter partiye atıf yapılması hâlinde tahkim şartının konişmento hamilini bağlayıp bağlamayacağı ayrıca değerlendirilir. Yabancı unsurlu deniz sözleşmelerinde uygulanacak hukukun ve yetkili merciin sözleşmeyle belirlenmesi de yaygındır. Bu nedenle sözleşmedeki uyuşmazlık çözümü ve uygulanacak hukuk kayıtlarının baştan dikkatle incelenmesi büyük önem taşır.