Üsküdar Emekli Hakları Avukatları
Üsküdar, İstanbul ilçesinde emekli hakları alanında hizmet veren 2.718 avukat. Aylık bağlama şartları, hizmet tespiti, borçlanma ve SGK uyuşmazlıklarıyla inceleyin.
Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 43752 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu bünyesinde 85006 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 94346 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 54774 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 17984 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
56496 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 47974 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 93303 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 17278 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 15174 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 9924 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 88353 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 100193 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 87165 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 73603 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
50599 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 45806 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
47709 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 53616 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 41231 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 90542 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 98634 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 99008 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
2368 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu'nun 74284 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 42528 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 96949 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 99950 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 88730 sicil numaralı üyesidir.
100382 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
50072 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 28779 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 43641 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 66696 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 44528 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
49892 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
76830 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
38138 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
20985 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
52964 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
9014 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 85158 sicil numaralı üyesidir.
66780 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
70455 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 23665 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 47382 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
39049 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 98038 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 66857 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 70986 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Üsküdar, İstanbul Emekli Hakları Avukatları — Kapsamlı Rehber
Bu rehber, Üsküdar (İstanbul) bölgesinde emeklilik ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarını; yaşlılık, malullük ve ölüm aylığının şartları, prim gün ve yaş kademeleri, hizmet tespiti, hizmet borçlanması, hizmet birleştirmesi, aylık bağlama ve SGK işlemlerine karşı itiraz ile dava boyutlarıyla ayrıntılı biçimde ele alır. Amaç, hangi yolun izleneceğini baştan doğru kurgulamanıza yardımcı olmak ve uyuşmazlığınıza uygun avukatı sayfadaki listeden bilinçli şekilde seçmenizi sağlamaktır.
- Görevli mahkeme: Sosyal güvenlik uyuşmazlıkları İş Mahkemesinde görülür; olmayan yerde Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.
- Üç temel şart: Yaşlılık aylığında yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi bir arada aranır; şartlar işe giriş tarihine göre kademelidir.
- Prim tamamlama yolları: Hizmet tespiti, hizmet borçlanması ve hizmet birleştirmesi prim gününü ve emeklilik tarihini etkiler.
- Süre & zamanaşımı: Hizmet tespitinde hak düşürücü süre, geçmişe dönük fark taleplerinde beş yıllık zamanaşımı gündeme gelir. Erken başvuru önemlidir.
- Yer: Üsküdar uyuşmazlıkları Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde görülür.
Emeklilik ve Sosyal Güvenlik Hukuku Nedir? Kapsamı ve Temel İlkeleri
Emeklilik hukuku, sosyal güvenlik hukukunun; sigortalıların yaşlılık, malullük ve ölüm gibi sosyal risklerle karşılaştıklarında elde edecekleri aylık ve gelir haklarını düzenleyen alt dalıdır. Temel kaynağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunudur. Bu Kanun, daha önce ayrı ayrı yürüyen SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı rejimlerini tek çatı altında toplamış; sigortalılık statülerini 4/a, 4/b ve 4/c olarak yeniden düzenlemiştir. Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde ilgili diğer mevzuat ile genel hukuk ilkeleri tamamlayıcı olarak uygulanır.
Emeklilik hukukunun en belirleyici özelliği, kuralların büyük ölçüde kamu düzenine ilişkin ve emredici olmasıdır. Sigortalılık, kişinin iradesine bırakılmış bir tercih değil; kanunda sayılan koşullar gerçekleştiğinde kendiliğinden doğan bir statüdür. Bu nedenle sigortalının, kendi çalışmasını Kuruma bildirmekten ve prim ödemekten feragat etmesi hukuken sonuç doğurmaz. Aynı şekilde, geçmiş hizmetlerin doğru biçimde tespiti ve prime esas kazancın gerçeği yansıtması, hem aylık hakkını hem de aylığın miktarını doğrudan etkiler.
Bir emeklilik uyuşmazlığının çözümünde belirleyici olan üç temel ölçüt vardır: sigortalılık başlangıç tarihi, toplam prim gün sayısı ve sigortalının statüsü. Bu üç unsur, hangi kademeli tablonun uygulanacağını, hangi yaş ve prim şartlarının aranacağını ve aylığın hangi rejime göre bağlanacağını belirler. Aşağıda emeklilik hukukunun en sık gündeme gelen konu başlıkları özetlenmiştir:
Sigortalılık Statüleri: 4/a, 4/b ve 4/c Ayrımı
Emeklilik şartlarının ve aylık hesabının anlaşılması için önce sigortalının hangi statüde çalıştığının belirlenmesi gerekir. 5510 sayılı Kanun, sigortalıları çalışma biçimlerine göre üç temel grupta toplar. Bu ayrım; uygulanacak yaş ve prim gün tablosunu, aylığın bağlanacağı rejimi ve bazı hak ve yükümlülükleri etkiler.
4/a kapsamındaki sigortalılar, bir iş sözleşmesine dayanarak bir veya birden fazla işveren yanında çalışanlardır (eski adıyla SSK'lılar). Primleri işveren tarafından bildirilir ve ödenir; bildirilmeyen çalışmalar hizmet tespiti davasının konusunu oluşturur. 4/b kapsamındaki sigortalılar, köy ve mahalle muhtarları ile kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlardır (eski adıyla Bağ-Kur'lular); primlerini kural olarak kendileri öder ve prim borcu bulunması aylık bağlanmasını etkileyebilir. 4/c kapsamındaki sigortalılar ise kamu idarelerinde çalışan memur ve kamu görevlileridir (eski Emekli Sandığı iştirakçileri).
Bir sigortalının çalışma hayatı boyunca bu statüler arasında geçiş yapması sık rastlanan bir durumdur. Bu durumda farklı statülerde geçen süreler hizmet birleştirmesiyle değerlendirilir; ancak aylığın hangi statüye göre bağlanacağı, aylık miktarını ve emeklilik tarihini etkilediğinden ayrı bir uyuşmazlık konusu olabilir. Statünün ve sigortalılık başlangıcının doğru tespiti, tüm emeklilik hesabının temelini oluşturur.
Aynı prim gün sayısına sahip iki sigortalının aylığı, statülerine ve prime esas kazançlarına göre farklı hesaplanabilir. Bu nedenle sadece "kaç günüm var" değil, "hangi statüde ve hangi kazançla" sorusu da önemlidir.
Yaşlılık (Emeklilik) Aylığının Şartları
Yaşlılık aylığı, sigortalının belirli bir yaşa ulaşması ve kanunda öngörülen çalışma-prim koşullarını doldurması hâlinde ömür boyu bağlanan aylıktır. Hak kazanma, kural olarak üç şartın bir arada gerçekleşmesine bağlıdır ve bu şartlar sigortalının ilk işe giriş tarihine göre kademeli olarak değişir.
Birinci şart yaştır. Sigortalılık başlangıç tarihi ne kadar eskiyse aranan yaş kural olarak o kadar düşüktür; sonraki dönemlerde işe başlayanlar için kademeli olarak yükselen yaş tabloları uygulanır. İkinci şart prim gün sayısıdır: sigortalının kanunda öngörülen asgari sayıda gün primi ödenmiş olmalıdır. Üçüncü şart ise sigortalılık süresidir; ilk sigortalılıktan itibaren belirli bir sürenin geçmesi aranır. Bu üç şart aynı anda sağlanmadıkça yaşlılık aylığı bağlanmaz.
Şartların işe giriş tarihine bağlı olması nedeniyle her sigortalının emeklilik tarihi kişiye özeldir. Aynı yaşta olan iki kişiden biri emekli olabilirken diğeri, daha geç sigortalı olduğu için henüz şartları taşımayabilir. Bu yüzden emeklilik değerlendirmesinde genel yaş rakamları yerine, kişinin hizmet dökümü ve işe giriş tarihi esas alınarak birebir hesap yapılması gerekir. Kısmi (eksik prim günüyle daha yüksek yaşta) emeklilik gibi alt seçenekler de bu hesaba göre değerlendirilir.
Malullük Aylığı ve Çalışma Gücü Kaybı
Malullük aylığı, sigortalının çalışma gücünün önemli bir bölümünü yitirmesi hâlinde, yaş şartı aranmaksızın bağlanan bir aylıktır. Amacı, kalıcı biçimde çalışamaz duruma gelen sigortalıyı sosyal güvence altına almaktır. Malullük aylığı ile yaşlılık aylığı sık sık karıştırılsa da temelleri farklıdır: burada belirleyici olan yaş değil, sağlık durumudur.
Malul sayılabilmek için, çalışma gücünün veya iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün kanunda öngörülen oranda (kural olarak en az yüzde altmış) yitirilmiş olması ve bu durumun Kurum sağlık kurulunca tespit edilmesi gerekir. Ayrıca malullüğün, sigortalı olduktan sonra ortaya çıkmış olması aranır; sigortalılıktan önce mevcut olan ve bilinen rahatsızlıklar bu hakkı doğurmaz. Aylık bağlanması için ayrıca belirli bir asgari sigortalılık süresi ve prim gün sayısı şartı bulunur.
Kurum sağlık kurulunun malullük oranına veya malul sayılmama kararına karşı sigortalı itiraz edebilir ve gerekirse dava yoluna gidebilir; yargılamada Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporları belirleyici olur. Malullük aylığı bağlandıktan sonra sigortalının durumunun düzelmesi hâlinde aylık kesilebilir; kontrol muayeneleri bu nedenle önem taşır.
İş kazası veya meslek hastalığına bağlı sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylığından farklı bir hukuki temele dayanır. Aynı olayda her iki hak ayrı ayrı değerlendirilebilir; bu nedenle olayın niteliği doğru belirlenmelidir.
Ölüm Aylığı: Dul ve Yetim Hakları
Ölüm aylığı, sigortalının veya aylık almakta olan kişinin ölümü hâlinde, geride kalan hak sahiplerine bağlanan aylıktır. Amacı, ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının sosyal güvenliğini sürdürmektir. Aylığın bağlanabilmesi için ölen sigortalının kanunda öngörülen asgari prim gün sayısını doldurmuş olması gibi şartlar aranır.
Hak sahipleri başlıca eş, çocuklar ve şartları varsa ana-babadır. Eşe kural olarak belirli bir oranda aylık bağlanır; eşin yeniden evlenmesi hâlinde aylığı kesilir. Çocuklardan kız çocukları evli olmadıkları ve çalışıp kendi sigortalılığından gelir/aylık almadıkları sürece; erkek çocuklar ise öğrenim durumlarına göre kanunda belirlenen yaş sınırlarına kadar aylık alır. Çalışamayacak durumdaki (malul) çocuklara ise yaş sınırı olmaksızın aylık bağlanabilir. Ana-baba, kanunda öngörülen geçim ve gelir koşullarını taşıyorsa hak sahibi olur.
Ölüm aylığı, hak sahibi sayısına ve durumuna göre belirli oranlarda paylaştırılır; hak sahiplerinden birinin durumunun değişmesi (evlenme, öğrenimin bitmesi vb.) diğerlerinin payını etkileyebilir. Ayrıca ölen sigortalının hak sahiplerine, şartları varsa cenaze ödeneği ve eşe evlenme (çeyiz) ödeneği gibi tek seferlik yardımlar da gündeme gelebilir. Kurumun ölüm aylığı talebini reddetmesi veya oranları hatalı belirlemesi hâlinde uyuşmazlık İş Mahkemesinde çözülür.
Hizmet Tespiti Davası: Bildirilmeyen Çalışmanın İspatı
Emeklilik uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü, geçmişte sigortasız veya eksik bildirilerek çalıştırılmadan kaynaklanır. Hizmet tespiti davası, Kuruma hiç bildirilmemiş veya giriş-çıkışı gerçeği yansıtmayan çalışma sürelerinin mahkeme kararıyla sigortalı hizmetten sayılmasını sağlar. Bu süreler prim gün sayısına eklendiğinden, dava doğrudan emeklilik hakkını ve tarihini etkiler.
Davada işçi; çalıştığı işyerini, dönemi ve sürekliliği tanık beyanları, işyeri kayıtları, ücret bordroları, işe giriş bildirgeleri, banka ödemeleri ve varsa yazışmalarla ispatlamaya çalışır. Tanıkların, kural olarak aynı dönemde aynı işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışmış ve durumu bilebilecek kişiler olması beklenir. Kamu düzenine ilişkin bu davada mahkeme, gerçeği ortaya çıkarmak için resen araştırma yapar; kayıtları celbeder ve bordro tanıklarını dinler.
Sürelere özellikle dikkat edilmelidir: kanunda öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle dava, kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren belirli bir süre içinde açılmalıdır. Ancak çalışmanın Kuruma herhangi bir belgeyle (örneğin işe giriş bildirgesiyle) bildirilmiş olduğu hâllerde bu hak düşürücü süre uygulanmayabilir. Davada husumet, kural olarak hem işverene hem de Sosyal Güvenlik Kurumu'na yöneltilir; bu nedenle davanın taraflarının doğru belirlenmesi önem taşır.
Hizmet Borçlanması ile Prim Gününü Artırmak
Hizmet borçlanması, belirli sürelere ait primlerin sonradan ödenmesiyle bu sürelerin sigortalılıktan sayılmasını sağlayan bir imkândır. Doğru kullanıldığında emeklilik tarihini öne çekebilir; ancak her borçlanma türünün etkisi farklı olduğundan, yapılmadan önce ayrıntılı hesap gerekir. Kanunda sayılan başlıca borçlanma kalemleri şunlardır:
- Askerlik süresi: Muvazzaf askerlikte geçen süreler kanunda öngörülen koşullarla borçlanılabilir.
- Doğum borçlanması: Kadın sigortalıya, doğum nedeniyle çalışamadığı belirli süreler, kanunda öngörülen sayıda çocuk için tanınır.
- Yurt dışı hizmet borçlanması: Yurt dışında geçen çalışma süreleri, ilgili mevzuattaki koşullarla değerlendirilebilir.
- Ücretsiz izin süreleri: Kanunda sayılan bazı ücretsiz izinler borçlanma kapsamına girebilir.
- Doktora / uzmanlık öğrenimi: Belirli öğrenim süreleri, koşulları varsa borçlanılabilir.
Kritik nokta şudur: bazı borçlanma türleri yalnızca prim gün sayısını artırırken, bazıları sigortalılık başlangıç tarihini geriye çekerek uygulanacak kademeli tabloyu ve dolayısıyla emeklilik yaşını değiştirebilir. Bu ayrım, emeklilik tarihini doğrudan etkilediğinden borçlanmanın hangi sırayla ve hangi kalemden yapılacağı önemlidir. Kurumun borçlanma talebini reddetmesi ya da başlangıç tarihine etkisini kabul etmemesi hâlinde uyuşmazlık İş Mahkemesinde çözülür.
Hizmet Birleştirme ve Statüler Arası Geçiş
Bir sigortalı, çalışma hayatı boyunca farklı statülerde (4/a işçi, 4/b bağımsız çalışan, 4/c memur) çalışmış olabilir. Bu durumda farklı statülerde geçen hizmetler, hizmet birleştirmesi yoluyla tek bir emeklilik hakkı altında değerlendirilir. Böylece hiçbir çalışma dönemi boşa gitmez; toplam süre ve prim gün sayısı birlikte hesaplanır.
Ancak birleştirmede iki teknik konu öne çıkar. Birincisi, aylığın hangi statüye göre bağlanacağıdır; bu genellikle son yıllarda ağırlıklı olarak hangi statüde çalışıldığına ilişkin ölçütlere göre belirlenir ve aylık miktarını doğrudan etkiler. İkincisi, sigortalılık başlangıç tarihinin hangi statüdeki ilk sigortalılığa göre saptanacağıdır; bu da uygulanacak kademeli yaş ve prim tablosunu belirler.
Bu iki unsurun sigortalı lehine mi yoksa aleyhine mi hesaplandığı çoğu zaman uyuşmazlık konusu olur. Örneğin başlangıç tarihinin bir statüdeki ilk sigortalılığa göre alınması, sigortalıyı daha erken emekliliğe götürebilir. Kurumun hesabına katılmayan sigortalı, doğru statü, başlangıç ve süre tespiti için İş Mahkemesinde dava açabilir. Bu davalar teknik hesap ve mevzuat bilgisi gerektirdiğinden, hizmet dökümünün ayrıntılı incelenmesi belirleyicidir.
EYT: Emeklilikte Yaşa Takılanlar
Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin düzenleme, belirli bir tarihten önce sigortalı olan kişiler bakımından yaşlılık aylığında yaş şartını kaldırarak yalnızca sigortalılık süresi ve prim gün sayısı şartlarının aranmasını öngörür. Böylece bu kapsamdaki sigortalılar, prim gün ve sigortalılık süresi koşullarını doldurmuşlarsa, yaşları ne olursa olsun emeklilik talep edebilir.
Kapsama girip girmediğiniz, sigortalılık başlangıç (ilk işe giriş) tarihinize ve statünüze bağlıdır. Bu nedenle değerlendirme her zaman hizmet dökümü üzerinden, kişiye özel yapılmalıdır. Prim gün sayısı eksik olanlar için hizmet tespiti, borçlanma veya isteğe bağlı sigortayla eksik günlerin tamamlanması gündeme gelebilir; bu adımların doğru sırayla planlanması önemlidir.
Uygulamada, kapsamda olduğunu düşünen ancak Kurumca talebi reddedilen sigortalılarla; sigortalılık başlangıç tarihi tartışmalı olduğu için kapsam dışı bırakılan kişiler sıkça yargı yoluna başvurur. Özellikle işe giriş tarihinin gerçekte daha eski olduğunun hizmet tespitiyle ortaya konması, kişiyi kapsam içine alabilir. Bu tür uyuşmazlıklar İş Mahkemesinde çözülür ve teknik hesaba dayanır.
EYT değerlendirmesinde tek başına yaş veya prim günü değil, ilk sigortalılık tarihi belirleyicidir. Bu tarih tartışmalıysa, hizmet tespiti davası sonucu kapsamı tümüyle değiştirebilir.
Aylık Bağlama Süreci ve Miktarı Etkileyen Etkenler
Emeklilik şartları sağlandığında sigortalı, Kuruma tahsis (aylık bağlanması) talebinde bulunur. Aylık kural olarak talebi izleyen dönemden itibaren bağlanır; bu nedenle şartlar oluştuğunda başvurunun geciktirilmemesi önemlidir. Aylığın miktarı ise birden çok etkene bağlıdır ve iki sigortalının aynı gün sayısıyla farklı aylık alması olağandır.
Aylık miktarını etkileyen başlıca etkenler şunlardır: prime esas kazançların (bildirilen ücretlerin) düzeyi ve güncellenmiş ortalaması, toplam prim gün sayısı, sigortalılık başlangıç tarihi ve buna bağlı olarak uygulanacak hesaplama dönemi (farklı dönemlerde farklı aylık bağlama oranı sistemleri uygulanır) ile sigortalının statüsü. Kazancın gerçek ücretin altında bildirilmiş olması, doğrudan aylığın düşük hesaplanmasına yol açar; bu durum hizmet tespiti veya gerçek ücretin tespiti taleplerini gündeme getirir.
Prim gün sayısı, statüler, işe giriş tarihi ve prime esas kazançlar SGK hizmet dökümü üzerinden analiz edilir; eksik veya hatalı dönemler belirlenir. (Zaman: birkaç gün.)
Yaş, prim gün ve süre şartları hesaplanır; eksikse hizmet tespiti, borçlanma veya isteğe bağlı sigorta seçenekleri değerlendirilir.
Şartlar tamamlanınca Kuruma aylık bağlanması (tahsis) başvurusu yapılır; aylık kural olarak talebi izleyen dönemden başlar.
Talep reddedilir veya aylık eksik hesaplanırsa, gerekçeye göre İş Mahkemesinde tespit/eda davası açılır.
SGK İşlemlerine Karşı İtiraz ve Dava Yolları
Kurumun aylık bağlama, tahsis, borçlanma, hizmet birleştirme veya prim borcu gibi işlemleri her zaman doğru olmayabilir. Bu işlemlere karşı sigortalının başvurabileceği idari ve yargısal yollar vardır; hangisinin izleneceği işlemin niteliğine ve görevli yargı koluna bağlıdır.
Sosyal sigorta hak ve yükümlülüklerine ilişkin uyuşmazlıklarda kural olarak doğrudan İş Mahkemesinde dava açılabilir; ayrıca uyuşmazlığın niteliğine göre önce Kuruma yazılı başvuru/itiraz da yapılabilir. Dava, talebin türüne göre tespit davası (örneğin sigortalılığın, hizmetin veya başlangıç tarihinin tespiti) ya da eda davası (aylık bağlanması, farkın ödenmesi) biçiminde açılır. Buna karşılık, Kurumun kamu gücüne dayanan bazı idari nitelikteki işlemlerinde idari yargı görevli olabilir; bu görev ayrımının baştan doğru yapılması, görevsizlik kararıyla oluşacak zaman kaybını önler.
Ret gerekçesinin doğru okunması sürecin anahtarıdır: eksik prim günü, sigortalılık başlangıcının farklı hesaplanması, statü uyuşmazlığı, prim borcu veya malullük oranının yetersiz bulunması gibi gerekçelerin her biri farklı delil ve hesap gerektirir. Davada SGK kayıtları celbedilir, gerektiğinde bilirkişi ve sağlık kurulu incelemesi yapılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Sosyal güvenlik ve emeklilik uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemesidir; İş Mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun taraf olduğu hizmet tespiti, aylık bağlanması, borçlanma ve hizmet birleştirme uyuşmazlıkları bu kapsamdadır. Kurumun kamu gücüne dayanan bazı idari işlemlerinde ise idare mahkemesi görevli olabilir.
Yetki bakımından dava, kural olarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ilgili biriminin bulunduğu yer ile sigortalının/hak sahibinin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Hizmet tespiti davalarında işverene de husumet yöneltildiğinden, işverenin bulunduğu yer de yetki bakımından önem taşır.
| Uyuşmazlık Türü | Görevli Mahkeme | Taraf | Not |
|---|---|---|---|
| Hizmet tespiti (bildirilmeyen çalışma) | İş Mahkemesi | İşveren + SGK | Hak düşürücü süreye dikkat |
| Yaşlılık / malullük aylığı bağlanması | İş Mahkemesi | SGK | Tespit veya eda davası |
| Ölüm aylığı ve oranları | İş Mahkemesi | SGK | Hak sahipliği incelenir |
| Hizmet borçlanması / birleştirme | İş Mahkemesi | SGK | Başlangıç tarihi etkisi tartışılır |
| Kurumun idari nitelikli işlemi | İdare Mahkemesi | SGK | Görev ayrımı önemlidir |
Üsküdar'daki emeklilik uyuşmazlıkları, yer bakımından yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki İş Mahkemesinde (yoksa Asliye Hukuk Mahkemesinde) görülür. Doğru forumun ve yetkinin baştan belirlenmesi, görevsizlik/yetkisizlik kararıyla oluşacak gecikmeleri önler.
Üsküdar'da Emeklilik Davası Süreci Nasıl İşler?
Bir emeklilik uyuşmazlığında sürecin doğru sırayla yürütülmesi, hem hak kayıplarını önler hem de sonucu hızlandırır. Aşağıdaki adımlar tipik bir hizmet tespiti / aylık bağlanması sürecinin ana hatlarını gösterir:
SGK hizmet dökümü ve işe giriş tarihi incelenir; eksik/bildirilmeyen dönemler ve prim gün açığı saptanır, süreler kontrol edilir.
Bordrolar, işe giriş bildirgeleri, banka kayıtları, tanık bilgileri ve varsa sağlık kurulu raporları bir araya getirilir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre Kuruma tahsis/borçlanma başvurusu veya itiraz yapılır; ret gerekçesi belgelenir.
Talebin türüne göre yetkili İş Mahkemesinde tespit veya eda davası açılır; hizmet tespitinde husumet işveren ve SGK'ya yöneltilir.
Tanıklar dinlenir, SGK kayıtları celbedilir; malullükte Adli Tıp/üniversite raporu, aylık hesabında bilirkişi incelemesi yapılır.
Mahkeme kararı verir; taraflar süresi içinde istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna başvurabilir. Kesinleşen kararla aylık/hizmet uygulanır.
Emeklilik Uyuşmazlıklarında Zamanaşımı ve Süreler
Emeklilik hukukunda hakların çoğu güçlü biçimde korunmakla birlikte, sürelerin doğru hesaplanması bazı taleplerde belirleyicidir. Talebin türüne göre farklı süre rejimleri uygulanır.
| Talep / İşlem | Süre Rejimi | Açıklama |
|---|---|---|
| Aylık bağlanması hakkının kendisi | Zamanaşımına uğramaz | Şartlar taşınıyorsa hak doğar ve talep edilebilir |
| Geçmişe dönük aylık / fark | Beş yıllık zamanaşımı | Geriye dönük ödemede sınır gündeme gelebilir |
| Hizmet tespiti davası | Hak düşürücü süre | Bildirim yoksa yıl sonundan itibaren kanuni süre |
| Malullük/oran itirazı | İşlem tarihine bağlı | Sağlık kurulu kararından sonra değerlendirilir |
Görüldüğü üzere aylık bağlanması hakkının kendisi kural olarak zamanaşımına uğramaz; ancak geçmişe dönük ödeme ve fark talepleri bakımından zamanaşımı önem kazanır. Hizmet tespiti davasında ise hak düşürücü süre söz konusudur ve bu süre kaçırıldığında bildirilmemiş dönemin ispatı güçleşir. Bu nedenle hem tespit hem de aylık/fark talebi bakımından vakit kaybetmeden başvuru yapılması, hak kayıplarını önlemek açısından belirleyicidir.
Özel Durumlar: Erken Yaşlanma, Ağır İş ve İsteğe Bağlı Sigorta
Emeklilik hukuku, standart şartların yanında bazı özel durumları da düzenler. Bu durumların kapsamına giren sigortalılar için farklı hesap ve haklar söz konusu olabilir; kapsama girip girilmediği kişiye özel incelenmelidir.
Kanunda öngörülen koşullarla, çalışma gücünün belirli oranda erken yitirildiği hâllerde (erken yaşlanma benzeri durumlar) veya belirli maluliyet dereceleri için daha erken emeklilik imkânı tanınabilir. Yer altı işleri gibi ağır ve yıpratıcı işlerde ya da fiilî hizmet süresi zammına (yıpranma) tabi işlerde çalışanlara, çalışılan süreye ek prim günü sayılması yoluyla daha erken emeklilik imkânı doğabilir. Bu ek sürelerin doğru hesaplanmaması sık rastlanan bir hak kaybı sebebidir.
Ayrıca zorunlu sigortalılığı bulunmayan veya çalışması kesintiye uğrayan kişiler, koşulları varsa isteğe bağlı sigorta ile prim ödeyerek sigortalılıklarını sürdürebilir ve emeklilik için gereken gün sayısını tamamlayabilir. İsteğe bağlı sigortadan yararlanmanın statüye ve prim gün açığına etkisi, emeklilik planlaması açısından değerlendirilmelidir. Bu özel durumlar teknik olduğundan, kişisel hizmet dökümü üzerinden yapılan hesap belirleyicidir.
Emeklilik ve Sağlık Hakları
Emeklilik yalnızca aylık boyutundan ibaret değildir; genel sağlık sigortası kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanma da sosyal güvenlik sisteminin ayrılmaz parçasıdır. Aylık almakta olan emekliler ve şartları taşıyan bakmakla yükümlü oldukları yakınları, genel sağlık sigortasından yararlanır.
Aylık bağlanması sürecinde sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı da önem taşır; özellikle malullük değerlendirmesinde alınan sağlık kurulu raporları hem aylık hakkını hem de sağlık boyutunu ilgilendirir. Emeklinin sonradan yeniden çalışmaya başlaması (sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma gibi) hâlinde aylığının ve sağlık hakkının durumu ayrıca değerlendirilir; bu tür değişiklikler prim ve aylık ilişkisini etkileyebilir.
Sağlık haklarına ilişkin Kurum uygulamalarına karşı da uyuşmazlık doğabilir; örneğin genel sağlık sigortası kapsamının, prim borcunun veya bakmakla yükümlülük statüsünün belirlenmesinde. Bu uyuşmazlıkların da niteliğine göre İş Mahkemesi veya idari yargıda çözümü gerekebilir. Sağlık ve aylık haklarının bir bütün olarak değerlendirilmesi, emeklinin güvencesini eksiksiz korumak açısından yararlıdır.
Emeklilik Sürecinde Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada sigortalıların emeklilik haklarını zayıflatan bazı tekrarlayan hatalar vardır. Bunların önceden bilinmesi, telafisi güç kayıpları önler:
- Hizmet dökümünü kontrol etmemek: Eksik veya hatalı bildirilen dönemlerin fark edilmemesi, hem emeklilik tarihini geciktirir hem de aylığı düşürür.
- Hizmet tespiti süresini kaçırmak: Bildirilmeyen çalışmanın tespiti için kanuni hak düşürücü sürenin geçirilmesi, o dönemin ispatını güçleştirir.
- Düşük ücret bildirimine ses çıkarmamak: Prime esas kazancın gerçeğin altında bildirilmesi, ileride bağlanacak aylığı doğrudan azaltır.
- Yanlış borçlanma sırası: Borçlanmanın başlangıç tarihine etkisi hesaba katılmadan yapılması, beklenen erken emekliliği sağlamayabilir.
- Statü ve başlangıç tespitini önemsememek: Aylığın hangi statüye göre bağlandığının ve başlangıç tarihinin tartışılmaması, aylık miktarında kalıcı kayba yol açabilir.
Emeklilik Davası İçin Gerekli Belgeler
Sağlam bir dosya, sürecin en kritik parçasıdır. Aşağıdaki belge ve bilgiler, hizmet tespiti, aylık bağlanması veya borçlanma sürecinde büyük önem taşır:
- SGK hizmet dökümü: Prim gün sayısını, statüleri, işe giriş tarihini ve prime esas kazançları gösterir; e-Devlet'ten alınabilir.
- İşe giriş bildirgeleri / işyeri kayıtları: Bildirilmeyen dönemlerin ve gerçek çalışmanın ispatında kullanılır.
- Ücret bordroları ve banka kayıtları: Gerçek ücretin ve çalışmanın sürekliliğinin kanıtıdır.
- Kurum ret/işlem yazısı: Aylık, borçlanma veya birleştirme talebinin reddine ilişkin gerekçeyi belgeler.
- Sağlık kurulu raporları: Malullük ve maluliyet oranına ilişkin uyuşmazlıklarda esas alınır.
- Tanık bilgileri ve askerlik/doğum belgeleri: Hizmet tespiti ve borçlanma taleplerinde destekleyici delildir.
Emeklilik Hakları Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Emeklilik hukuku, hem mevzuat hem de teknik hesap (prim gün, kademeli tablolar, borçlanmanın başlangıca etkisi, aylık hesabı) yönünden uzmanlık gerektiren bir alandır. Sürecin baştan doğru kurgulanması, sonucu belirleyen en önemli etkendir. Üsküdar bölgesindeki avukatları listeden incelerken, görüşme sırasında şu noktaları netleştirmeniz yararlı olur:
Sosyal güvenlik ve emeklilik uyuşmazlıklarında (hizmet tespiti, aylık bağlanması, borçlanma) düzenli çalışıp çalışmadığı.
Prim gün, statü ve başlangıç tarihi hesabını anlaşılır biçimde açıklayabilmesi ve eksik gün senaryolarını değerlendirebilmesi.
Kuruma başvuru, itiraz, dava ve kanun yolu adımlarını, süreleri ve olası senaryoları baştan aktarabilmesi.
Vekâlet ücreti, yargılama gideri ve olası ek masrafların yazılı ve şeffaf biçimde belirtilmesi.
Görüşmede sorabileceğiniz örnek sorular: "Hizmet dökümüme göre emeklilik tarihim ne zaman görünüyor?", "Bildirilmemiş çalışmam için hizmet tespiti davası açmanın süresi geçti mi?", "Askerlik/doğum borçlanması başlangıç tarihimi öne çeker mi?", "EYT kapsamında olup olmadığımı hangi belgelerle netleştirebiliriz?", "Aylığım neden düşük hesaplanmış olabilir?" Bu sorulara verilen yanıtların açıklığı, avukatın alana hâkimiyeti hakkında fikir verir. Avukatlık Kanunu gereği avukatlar dava sonucu hakkında kesin başarı taahhüdünde bulunamaz; size gerçekçi bir değerlendirme sunan yaklaşım daha güvenilirdir.
İlgili Mevzuat
Emeklilik uyuşmazlıkları çok sayıda kanun ve düzenlemenin bir arada uygulanmasını gerektirir. Başlıca kaynaklar şunlardır:
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
Yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı, prim, borçlanma, hizmet birleştirme ve genel sağlık sigortasının ana kaynağı. - 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında görevli iş mahkemelerinin görev ve yetkisini düzenler. - 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Yargılama usulü, deliller, bilirkişi ve kanun yolları bakımından genel çerçeveyi çizer. - İlgili yönetmelikler (tahsis, borçlanma, kısa vadeli sigorta)
Aylık bağlanması, hizmet borçlanması ve sağlık uygulamalarının ayrıntısını düzenleyen ikincil mevzuat. - Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri
Yurt dışında geçen çalışmaların değerlendirilmesi ve hizmet birleştirmesinde uygulanan ikili sözleşmeler.
Emsal İçtihat Yaklaşımları
Yüksek mahkeme kararlarında istikrar kazanmış başlıca ilkeler:
Kamu düzenine ilişkin hizmet tespiti davalarında mahkemenin, tarafların delilleriyle bağlı kalmayıp işyeri kayıtlarını celbetmesi, komşu işyeri ve bordro tanıklarını dinleyerek gerçeği resen araştırması gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.
Sigortalılık statüsünün kamu düzenine ilişkin ve emredici olduğu; sigortalının çalışmasını bildirmekten veya primden feragat etmesinin geçersiz sayılacağı değerlendirmesi.
Uygulanacak kademeli yaş ve prim tablosunun ilk sigortalılık tarihine göre saptanması; başlangıç tarihi tartışmalıysa bunun öncelikle ve titizlikle tespit edilmesi gerektiği yaklaşımı.
Malullük ve maluliyet oranı uyuşmazlıklarında Kurum raporuyla yetinilmeyip, çelişki hâlinde Adli Tıp Kurumu veya üniversite sağlık kurullarından rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği eğilimi.
Sıkça Sorulan Sorular
Üsküdar'da emeklilik uyuşmazlığı hangi mahkemede görülür?
Sosyal güvenlik ve emeklilik uyuşmazlıkları kural olarak İş Mahkemelerinde görülür; İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara Asliye Hukuk Mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun taraf olduğu hizmet tespiti, aylık bağlanması, prim ve borçlanma gibi uyuşmazlıklar bu kapsamdadır. Yetki bakımından dava, kural olarak davalı Kurumun bulunduğu yer ile sigortalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir. Üsküdar'daki uyuşmazlıklar yer bakımından yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki ilgili İş Mahkemesinde ele alınır. Kurum işleminden kaynaklanan bazı idari nitelikli uyuşmazlıklarda ise idare mahkemesi görevli olabilir; bu ayrımın baştan doğru yapılması görev yönünden kayıpları önler.
Yaşlılık (emeklilik) aylığına hak kazanmanın temel şartları nelerdir?
Yaşlılık aylığına hak kazanmak kural olarak üç şartın bir arada gerçekleşmesine bağlıdır: belirli bir yaşı doldurmak, kanunda öngörülen asgari prim gün sayısını tamamlamak ve sigortalılık süresini doldurmak. Bu şartlar sigortalının ilk işe giriş (sigortalılık başlangıç) tarihine göre değişir; farklı dönemlerde işe başlayanlar için kademeli yaş ve prim gün tabloları uygulanır. 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (memur) statülerinde şartlar farklılaşabilir. Bu nedenle her sigortalının emeklilik tarihi, kişisel hizmet dökümü ve işe giriş tarihi esas alınarak ayrı ayrı hesaplanır; genel bir yaş vermek yerine kişiye özel değerlendirme gerekir.
EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi kimleri kapsar?
Emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin düzenleme, belirli bir tarihten önce (kanunda öngörülen ilk sigortalılık başlangıç tarihi ölçütünü sağlayarak) sigortalı olanlar bakımından, yaşlılık aylığında yaş şartını aramaksızın; yalnızca sigortalılık süresi ve prim gün sayısı şartlarının sağlanması hâlinde emekliliğe imkân tanır. Yani bu kapsamdaki sigortalılar, yaş şartı dışındaki prim gün ve sigortalılık süresi koşullarını doldurmuşsa aylık talep edebilir. Kapsama girip girmediğiniz, sigortalılık başlangıç tarihinize ve statünüze bağlıdır; hizmet dökümü üzerinden yapılan inceleme belirleyicidir. Kapsamda olduğu hâlde Kurumca talebi reddedilenler yargı yoluna başvurabilir.
Malullük aylığı ile yaşlılık aylığı arasındaki fark nedir?
Malullük aylığı, sigortalının çalışma gücünün veya meslekte kazanma gücünün kanunda öngörülen oranda (kural olarak en az yüzde altmış) yitirildiğinin Kurum sağlık kurulunca tespiti hâlinde, belirli bir sigortalılık süresi ve prim gün şartını sağlayan sigortalıya bağlanır; malullüğün sigortalı olduktan sonra ortaya çıkmış olması gerekir. Yaşlılık aylığı ise sağlık durumundan bağımsız olarak yaş, prim gün ve sigortalılık süresi şartlarının dolmasıyla bağlanır. Malullükte yaş şartı aranmaz; belirleyici olan çalışma gücü kaybıdır. İş kazası veya meslek hastalığına bağlı kalıcı iş göremezlik hâlinde ise ayrıca sürekli iş göremezlik geliri gündeme gelir; bunlar farklı hukuki temellere dayanır.
Ölüm (dul ve yetim) aylığından kimler yararlanır?
Ölen sigortalının veya aylık almakta olan kişinin geride kalan hak sahipleri, şartları taşımaları hâlinde ölüm aylığından yararlanır. Bunlar başlıca eş, çocuklar ve bazı hâllerde ana-babadır. Eşe kural olarak belirli bir oranda aylık bağlanır; çocuklardan kız çocukları evli olmadıkları ve çalışmadıkları sürece, erkek çocuklar ise öğrenim durumlarına göre kanunda belirlenen yaş sınırlarına kadar, çalışamayacak durumdaki (malul) çocuklar ise süre sınırı olmaksızın aylık alabilir. Aylık oranları hak sahibi sayısına ve durumuna göre paylaştırılır. Ölüm aylığı için ölen sigortalının belirli bir asgari prim gün sayısını doldurmuş olması aranır; şartların oluşup oluşmadığı hizmet dökümüyle incelenir.
Hizmet tespiti davası nedir, hangi durumda açılır?
Hizmet tespiti davası, işverence Kuruma hiç bildirilmemiş veya eksik bildirilmiş çalışmaların (sigortalı geçen sürelerin) mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlar. Sigortasız çalıştırılan ya da giriş-çıkışı gerçeği yansıtmayan işçi, çalıştığı dönemi tanık, işyeri kayıtları, ücret bordroları ve diğer delillerle ispatlayarak bu sürelerin hizmetten sayılmasını isteyebilir. Bu dava, prim gün sayısını ve dolayısıyla emeklilik hakkını doğrudan etkiler. Kanunda öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle davanın, kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren belirli bir süre içinde açılması önem taşır; ancak Kuruma bildirim yapılmış hâllerde bu süre farklı değerlendirilebilir. Davada husumet hem işverene hem Kuruma yöneltilir.
Hizmet borçlanması ile emeklilik nasıl öne çekilebilir?
Hizmet borçlanması, belirli sürelerin primlerinin sonradan ödenmesiyle bu sürelerin sigortalılıktan sayılmasını sağlayan bir imkândır. Askerlik süresi, doğum nedeniyle çalışılamayan belirli süreler (kanunda öngörülen sayıda ve süreyle), yurt dışında geçen çalışmalar, ücretsiz izin ve doktora/uzmanlık öğrenim süreleri gibi kalemler kanunda sayılan koşullarla borçlanılabilir. Borçlanılan süreler prim gün sayısına eklenerek emeklilik tarihini öne çekebilir; ancak bazı borçlanma türleri sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmezken bazıları götürebilir. Bu ayrım, emeklilik tarihini doğrudan etkilediğinden borçlanma yapmadan önce ayrıntılı hesap yapılması önemlidir. Kurumun borçlanma talebini reddetmesi hâlinde dava yolu açıktır.
SGK'nın aylık bağlamayı reddetmesi hâlinde ne yapılabilir?
Kurumun aylık bağlama, tahsis, borçlanma veya hizmet birleştirme taleplerini reddeden işlemlerine karşı önce Kuruma yazılı itiraz yapılması yararlıdır; ancak sosyal güvenlik alacaklarında kural olarak doğrudan dava yolu da açıktır. Uyuşmazlık, İş Mahkemesinde açılacak tespit veya eda (aylık bağlanması/farkın ödenmesi) davasıyla çözülür. Kurumun idari nitelikteki bazı işlemlerinde ise idari yargı görevli olabilir; bu ayrımın doğru yapılması gerekir. Reddin gerekçesi (eksik prim gün, sigortalılık başlangıcının farklı hesaplanması, statü uyuşmazlığı vb.) belirlenerek buna uygun delil ve hesap sunulmalıdır. Süre yönünden gecikmenin hak kaybına yol açmaması için işlem tebliğinden sonra vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme yaptırmak önemlidir.
Farklı statülerde (SSK, Bağ-Kur, memur) geçen hizmetler birleştirilebilir mi?
Evet. Sigortalının çalışma hayatı boyunca 4/a (hizmet akdiyle çalışan), 4/b (kendi nam ve hesabına çalışan) ve 4/c (kamu görevlisi) statülerinde geçen süreleri, hizmet birleştirmesi yoluyla tek bir emeklilik hakkı altında değerlendirilir. Aylığı hangi statüye göre bağlanacağı ise kural olarak son yıllarda ağırlıklı olarak hangi statüde çalışıldığına ilişkin ölçütlere göre belirlenir ve bu, aylık miktarını etkileyebilir. Statüler arası geçişler, sigortalılık başlangıç tarihinin ve uygulanacak kademeli tablonun tespitinde de önem taşır. Birleştirmeye ilişkin Kurum hesabına itiraz eden sigortalı, doğru statü ve süre tespiti için dava açabilir; bu tür uyuşmazlıklar teknik hesap gerektirdiğinden uzman değerlendirmesi önerilir.
Emekli aylığına ve alacaklarına ilişkin zamanaşımı ne kadardır?
Aylık bağlanması hakkının kendisi kural olarak zamanaşımına uğramaz; sigortalı şartları taşıyorsa hakkı doğar ve talep edebilir. Ancak bağlanmış ya da bağlanması gereken aylıkların geçmişe dönük ödenmesi bakımından süre sınırları önem taşır: aylık, kural olarak talep tarihini izleyen dönemden itibaren ödenir; geçmişe dönük fark taleplerinde ise beş yıllık zamanaşımı gündeme gelebilir. Hizmet tespiti davasında ise kanunda öngörülen hak düşürücü süre söz konusudur ve bu süre kaçırıldığında bildirilmemiş dönemin tespiti güçleşir. Bu nedenle hem hizmet tespiti hem de aylık/fark talepleri bakımından zaman kaybetmeden başvuru yapılması, hak kayıplarını önlemek açısından belirleyicidir.