Ödemiş SGK Davaları Avukatları

Ödemiş, İzmir ilçesinde SGK (sosyal güvenlik) davaları alanında hizmet veren 160 avukat. Hizmet tespiti, emeklilik, prim ve tescil, iş göremezlik ve rücu davaları; görevli mahkeme, ön şart, dava süreci ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Hüseyin Göktürk
Av. Hüseyin Göktürk
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 1792 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Çetin Gacar
Av. Çetin Gacar
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 1116 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nursim Karsli
Av. Nursim Karsli
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 22132 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Veysel Seylan
Av. Veysel Seylan
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 12192 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeliha Ertel
Av. Zeliha Ertel
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 4593 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Esma Çakir
Av. Esma Çakir
İzmir İzmir Barosu

8360 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Evin Appak
Av. Evin Appak
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 8888 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Figen Küçük
Av. Figen Küçük
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 1735 sicil numaralı üyesidir.

Av. Halil Kartal
Av. Halil Kartal
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 5568 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Coşkun Bülbül
Av. Coşkun Bülbül
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 2434 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Recep Sadik Katirci
Av. Recep Sadik Katirci
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 2323 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Emine Büşra Gülcü
Av. Emine Büşra Gülcü
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 18306 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Koray Türk
Av. Koray Türk
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 17045 sicil numaralı üyesidir.

Av. Özge Coşar Lomlu
Av. Özge Coşar Lomlu
İzmir İzmir Barosu

9479 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ömer Sever
Av. Ömer Sever
İzmir İzmir Barosu

8172 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Süleyman Coşkun
Av. Süleyman Coşkun
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 5119 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Serhan Şahansoy
Av. Serhan Şahansoy
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 12477 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Durmuş Ali Çelik
Av. Durmuş Ali Çelik
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 4640 sicil numaralı üyesidir.

Av. Aydan Güler
Av. Aydan Güler
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 3816 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Altuğ Safa Yiyen
Av. Altuğ Safa Yiyen
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 14591 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İlkcan Yildirim
Av. İlkcan Yildirim
İzmir İzmir Barosu

13041 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Halime Kaplan
Av. Halime Kaplan
İzmir İzmir Barosu

18612 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Canan Topal
Av. Canan Topal
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 17211 sicil numaralı üyesidir.

Av. Osman Nuri İnal
Av. Osman Nuri İnal
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 403 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Eda Gökçe Türkmen
Av. Eda Gökçe Türkmen
İzmir İzmir Barosu

10390 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Nuri Dinç
Av. Nuri Dinç
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 12960 sicil numaralı üyesidir.

Av. İbrahim Onur Atbin
Av. İbrahim Onur Atbin
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 10834 sicil numaralı üyesidir.

Av. Bedirhan Taşkan
Av. Bedirhan Taşkan
İzmir İzmir Barosu

19352 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Serhat Derelioğlu
Av. Serhat Derelioğlu
İzmir İzmir Barosu

18711 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Memil Batuhan Çevrim
Av. Memil Batuhan Çevrim
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 10528 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İbrahim Yavuz
Av. İbrahim Yavuz
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 2375 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Batihan Barlas Coşar
Av. Batihan Barlas Coşar
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 17298 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Semih Uzunkol
Av. Semih Uzunkol
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 2736 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Rafet Kaya
Av. Rafet Kaya
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 4757 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Melahat Kocaağa Ucagök
Av. Melahat Kocaağa Ucagök
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 8715 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ali Orhan Doğan
Av. Ali Orhan Doğan
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 1004 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ridvan Urganci
Av. Ridvan Urganci
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 17855 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Engin Erkal
Av. Engin Erkal
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 12176 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ali Altiok
Av. Ali Altiok
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 15611 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Aysun Ergin Esen
Av. Aysun Ergin Esen
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 5675 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Koral Atabay
Av. Koral Atabay
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 17450 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Sait Veli Ekici
Av. Sait Veli Ekici
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 12933 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Figen Kirsoy Karakçi
Av. Figen Kirsoy Karakçi
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 9256 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ali Boğaz
Av. Ali Boğaz
İzmir İzmir Barosu

13980 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Aylin Kandemir Candan
Av. Aylin Kandemir Candan
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu bünyesinde 17489 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muhammed Mehti Yüzgeç
Av. Muhammed Mehti Yüzgeç
İzmir İzmir Barosu

14617 baro sicil numarasıyla İzmir Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Hasan Ali Appak
Av. Hasan Ali Appak
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İzmir Barosu'nun 13565 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ahmet Ergüz
Av. Ahmet Ergüz
İzmir İzmir Barosu

İzmir ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İzmir Barosu'na 11568 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Enver Yeşilyurt
Av. Enver Yeşilyurt
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 5528 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ramazan Ayyildiz
Av. Ramazan Ayyildiz
İzmir İzmir Barosu

İzmir Barosu'nun 6933 sicil numaralı üyesidir. İzmir ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Ödemiş, İzmir SGK Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Ödemiş (İzmir) bölgesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sigortalılar ve işverenler arasında yaşanan uyuşmazlıkları; hizmet tespiti davası, emeklilik ve yaşlılık aylığı uyuşmazlıkları, prim ve tescil ihtilafları, iş göremezlik ve malullük aylığı, SGK'nın rücu davaları, görevli İş Mahkemesi ve dava ön şartı, dava süreci, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile gerekli belgeler açısından ele alır. Amaç, sigortalının emeklilik ve sosyal güvenlik haklarını zamanında ve doğru usulle talep edebilmesine, işverenin ise prim ve rücu risklerini doğru yönetmesine ve dosyaya uygun avukatın bilinçli seçilmesine yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — SGK Davalarında Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: İş Mahkemesi; bulunmayan yerlerde İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi.
  • Hizmet tespiti: Kayıt dışı veya eksik bildirilen çalışmanın mahkemece tescili; kural olarak 5 yıllık hak düşürücü süre.
  • Emeklilik/aylık: SGK'nın ret veya eksik bağlama işlemine karşı İş Mahkemesi'nde dava.
  • Rücu: SGK, ödediği gelir ve masrafları kusurlu işveren veya üçüncü kişiden geri ister.
  • Ön şart: Kuruma karşı bazı davalarda önceden yazılı başvuru ve ret koşulu aranır.
  • Yer: Ödemiş dosyaları İzmir Adliyesi yargı çevresinde görülür.

SGK Davaları Nedir? Kapsamı

SGK davaları, geniş anlamda sosyal güvenlik hukukundan doğan ve tarafı çoğu zaman Sosyal Güvenlik Kurumu olan uyuşmazlıkların yargıya taşınmasını ifade eder. Bu alan; bir kişinin sigortalı sayılıp sayılmayacağından, sigortalılığın ne zaman başladığına, kaç gün prim ödediğine, hangi statüde (hizmet akdiyle çalışan, kendi nam ve hesabına çalışan ya da kamu görevlisi) sayılacağına, emeklilik ve aylık haklarının doğup doğmadığına ve iş kazası/meslek hastalığı sonrası bağlanacak gelirlere kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsar. Ortak nokta, bu hakların çalışanın ve ailesinin ekonomik geleceğini doğrudan etkilemesidir.

Bu alanın omurgasını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu oluşturur. Bu Kanun; sigortalılık statülerini, prime esas kazancı, prim gün sayısını, emeklilik (yaşlılık) aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ve iş göremezlik geliri gibi hakların koşullarını ve SGK'nın rücu yetkisini düzenler. Buna, uyuşmazlıkların hangi mahkemede ve nasıl görüleceğini belirleyen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile genel yargılama usulünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu eklenir. İş kazası ve meslek hastalığı boyutunda ise İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu devreye girer.

SGK davalarında iki temel eksen bulunur. Birinci eksende sigortalı ile SGK arasındaki uyuşmazlıklar yer alır: emeklilik talebinin reddi, prim gün sayısının eksik sayılması, sigortalılık başlangıcının kabul edilmemesi gibi. İkinci eksende ise SGK ile işveren arasındaki uyuşmazlıklar bulunur: prim borcu, idari para cezası ve özellikle iş kazalarında Kurumun ödediklerini işverenden geri istediği rücu davaları. Hizmet tespiti davası ise sigortalı ile işveren arasında görülür, ancak SGK'nın da taraf ya da müdahil olarak yer aldığı üçlü bir yapı taşır. Bu alanın başlıca dava türleri aşağıda özetlenmiştir:

Hizmet Tespiti
Kayıt dışı çalışmanın tescili
Emeklilik
Yaşlılık aylığı uyuşmazlığı
Prim
Prime esas kazanç, gün sayısı
Tescil
Sigortalılık başlangıcı, statü
İş Göremezlik
Gelir ve malullük aylığı
Rücu
SGK'nın geri alma davası

Hizmet Tespiti Davası

Hizmet tespiti davası, SGK davaları arasında en sık karşılaşılan ve emeklilik hakkı bakımından en kritik dava türlerinden biridir. Bir işyerinde fiilen çalıştığı hâlde SGK'ya hiç bildirilmemiş ya da eksik bildirilmiş (gün sayısı, süre veya prime esas kazanç yönünden) sigortalının, bu çalışmasının mahkeme kararıyla tespit edilerek Kurum kayıtlarına işlenmesini sağlamayı amaçlar. Kayıt dışı çalışma, sigortalının prim gün sayısını ve sigortalılık süresini geride bıraktığı için emeklilik yaşının, aylık tutarının ve diğer sosyal güvenlik haklarının doğrudan aleyhine sonuç doğurur. Bu nedenle geçmiş çalışmanın resmen tanınması, sonraki tüm hakların temelini oluşturur.

Bu dava kural olarak işverene karşı açılır; SGK ise davanın niteliği gereği taraf ya da feri müdahil olarak sürece dâhil edilir. Çalışmanın varlığı ve süresi, her türlü delille ispatlanabilir. Uygulamada en güçlü deliller; aynı dönemde aynı işyerinde çalışmış ve SGK'ya bildirilmiş bordrolu tanıklar, işyeri kayıtları, ücret ödeme belgeleri, banka hesap hareketleri, işe giriş-çıkış kayıtları ve komşu işyerlerinin kayıtlarıdır. Mahkeme, iddiayı desteklemek için resen araştırma yapar; SGK ve ilgili kurumlardan kayıt getirtir, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesine başvurur. Tanık beyanlarının somut kayıtlarla desteklenmesi, davanın ispat gücünü belirgin biçimde artırır.

Hizmet tespiti davasında sürenin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Kural olarak, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmalıdır. Ancak çalışmanın Kurumca daha önce tespit edilmiş olması ya da işverenin düzenleyip Kuruma vermesi gereken belgelerde bu çalışmanın (örneğin işe giriş bildirgesinde) yer alması hâlinde bu süre işlemez; çünkü sigortalılık ilişkisinin varlığı Kurumca zaten bilinmektedir. Bu ayrımın belgelerle doğru yapılması, davanın süre yönünden reddedilmesini önlemenin anahtarıdır. Bu nedenle çalışmaya ilişkin en küçük resmî ize bile dava öncesi ulaşmak büyük önem taşır.

Emeklilik ve Yaşlılık Aylığı Uyuşmazlıkları

Emeklilik (yaşlılık aylığı) uyuşmazlıkları, sigortalının SGK'dan aylık bağlanmasını talep etmesi üzerine Kurumun bu talebi reddetmesi ya da eksik değerlendirmesi hâlinde ortaya çıkar. Emeklilik hakkının doğması, kural olarak üç koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: belirli bir yaşa ulaşmak, yeterli sigortalılık süresini tamamlamak ve gerekli prim gün sayısını ödemiş olmak. Bu koşullar, sigortalının işe ilk giriş tarihine ve tabi olduğu mevzuata göre değiştiğinden, iki farklı kişide dahi emeklilik koşulları farklı olabilir. Kurumun bu koşulları hatalı hesaplaması, en yaygın uyuşmazlık nedenlerinden biridir.

SGK'nın emeklilik talebini reddetmesinin ardında çoğu zaman prim gün sayısının veya sigortalılık süresinin yetersiz sayılması, belirli bir çalışma döneminin dikkate alınmaması ya da sigorta başlangıç tarihinin geç kabul edilmesi yatar. Bu gibi hâllerde sigortalı, Kurumun ret işlemine karşı İş Mahkemesi'nde dava açarak emeklilik koşullarının gerçekleştiğinin tespitini ve aylığın bağlanmasını isteyebilir. Çoğu zaman bu dava, eksik değerlendirilen sürelerin tamamlanması için bir hizmet tespiti talebiyle birlikte yürütülür; böylece hem geçmiş çalışma tescil edilir hem de emeklilik hakkı doğar. Bu bütünlüklü yaklaşım, hakkın eksiksiz elde edilmesini sağlar.

Yaşlılık aylığının yalnızca bağlanması değil, tutarı da uyuşmazlık konusu olabilir. Aylık, sigortalının prime esas kazançları ve prim gün sayısı üzerinden hesaplandığından, geçmişte gerçek ücretin altında bildirilen kazançlar aylığı düşürür. Bu durumda prime esas kazancın gerçek ücret üzerinden düzeltilmesi talep edilebilir. Ayrıca farklı statülerde (hizmet akdiyle çalışma, kendi nam ve hesabına çalışma, kamu görevi) geçen sürelerin birleştirilmesinde yapılan hatalar da aylığı etkiler. Bu tür teknik uyuşmazlıklarda prim ve hizmet dökümlerinin ayrıntılı incelenmesi, doğru talebin kurulmasında belirleyicidir.

Prim ve Tescil İhtilafları

Prim ve tescil ihtilafları, sigortalılığın "ne zaman, hangi statüde ve hangi kazançla" doğduğu ve sürdüğü sorularının cevabına ilişkin uyuşmazlıklardır. Tescil boyutunda; sigorta başlangıç tarihinin doğru saptanıp saptanmadığı, sigortalının 4/a (hizmet akdiyle çalışan), 4/b (kendi nam ve hesabına çalışan) veya 4/c (kamu görevlisi) statülerinden hangisine tabi olduğu ve bu statülerin doğru tespit edilip edilmediği tartışılır. Sigorta başlangıç tarihi, emeklilik koşullarının belirlenmesinde temel alındığı için, birkaç aylık farklar dahi emeklilik yaşını ve hakkın doğuşunu etkileyebilir.

Prim boyutunda ise iki temel konu öne çıkar. Birincisi prime esas kazançtır; işverenin sigortalıyı gerçek ücretinin altında bir kazançla bildirmesi, hem ödenen primi hem de ileride bağlanacak aylığı düşürür. Sigortalı, gerçek ücretini kanıtlayarak prime esas kazancın düzeltilmesini isteyebilir. İkincisi prim gün sayısıdır; eksik gün bildirimi, emeklilik için gereken toplam gün sayısına ulaşmayı geciktirir. Bu eksikliklerin giderilmesi, çoğu zaman hizmet tespiti davasıyla iç içe geçer ve tanık ile belge deliliyle ispatlanır.

Prim ve tescil ihtilafları yalnızca sigortalıyı değil, işvereni de yakından ilgilendirir. İşveren; kendisine tebliğ edilen prim borcu, gecikme zammı, idari para cezası veya eksik bildirimden kaynaklanan ek tahakkuka karşı itiraz edebilir ve gerekirse yargı yoluna başvurabilir. Kayıt dışı istihdam veya eksik bildirim tespit edildiğinde işveren için hem prim hem de ceza riski doğar. Bu nedenle işverenlerin bildirim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi, sigortalıların ise kazanç ve günlerini düzenli takip etmesi, ileride büyüyecek uyuşmazlıkların önüne geçer.

İş Göremezlik ve Malullük Aylığı

Çalışma gücünün kaybı, sosyal güvenlik hukukunun en hassas alanlarından biridir ve kaybın nedenine göre farklı haklar doğurur. Sürekli iş göremezlik geliri, iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda oluşan çalışma gücü kaybı için, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kolundan bağlanır. Malullük aylığı ise genel olarak iş kazası dışındaki nedenlerle çalışma gücünün mevzuatta öngörülen oranda yitirilmesi ve belirli prim/sigortalılık koşullarının bulunması hâlinde bağlanır. Bu iki hak, hem koşulları hem de dayandığı sigorta kolu bakımından ayrıştığından, hangisinin doğduğu dikkatle belirlenmelidir.

Her iki hakta da belirleyici teknik unsur, sigortalının çalışma gücündeki kayıp oranıdır. Bu oran, yetkili sağlık kuruluşları ve gerektiğinde adli tıp değerlendirmesiyle saptanır. SGK'nın belirlediği oranın düşük tutulması ya da malullük durumunun kabul edilmemesi, sık görülen uyuşmazlık nedenidir. Bu hâllerde sigortalı, İş Mahkemesi'nde açacağı davada maluliyet oranının ve buna bağlı hakkın doğru tespitini isteyebilir; mahkeme, sağlık kurulu raporları üzerinden ve gerektiğinde yeni rapor aldırarak durumu değerlendirir. Oranın doğru belirlenmesi, aylığın bağlanıp bağlanmayacağını ve tutarını doğrudan etkiler.

İş göremezlik ve malullük aylıklarında, aylığın hem bağlanması hem de tutarı uyuşmazlık konusu olabilir. Aylık; sigortalının kazançları, prim durumu ve maluliyet oranı üzerinden hesaplandığından, geçmiş kazançların eksik bildirilmiş olması aylığı düşürür. Ayrıca iş kazası kaynaklı iş göremezlik gelirinin, sigortalının işverene karşı açacağı tazminat davasındaki denkleştirme (mahsup) ile yakın ilişkisi bulunur; SGK'nın bağladığı gelir, işverenden istenecek tazminattan düşülür. Bu nedenle iş göremezlik dosyalarında hem SGK hem de işveren boyutunun birlikte değerlendirilmesi, hakkın eksiksiz elde edilmesi bakımından önem taşır.

SGK Rücu Davaları

SGK rücu davaları, Kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ödemeleri, bu zararın doğmasında kusuru bulunan kişilerden kusurları oranında geri istemesi esasına dayanır. SGK, bir iş kazası veya meslek hastalığında sigortalıya tedavi gideri öder, geçici iş göremezlik ödeneği verir, kalıcı maluliyette sürekli iş göremezlik geliri, ölümde ise hak sahiplerine ölüm geliri bağlar. Bu ödemelerin sosyal güvenlik gereği yapılması, zararı asıl doğuran kişiyi sorumluluktan kurtarmaz; işte rücu davası tam da bu ödemelerin sorumlusundan geri alınmasını sağlar.

Rücuda esas alınan tutar

SGK, iş göremezlik geliri veya ölüm geliri bağladığında, bu gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yaptığı diğer masrafları, kusurlu işverene veya üçüncü kişiye kusuru oranında rücu eder. Sorumlunun ödeyeceği tutar, kusur oranıyla sınırlıdır; kusursuz olduğu ispatlanan kişiden rücu istenemez. Bu nedenle kusur dağılımının bilirkişiyle doğru belirlenmesi, rücu davasının sonucunu belirler.

Rücu davasının en yaygın türü, iş kazasında iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayan işverene karşı açılanıdır. İşverenin risk değerlendirmesi yapmaması, koruyucu ekipman sağlamaması veya işçiyi eğitmemesi gibi ihlaller, SGK'nın rücu hakkını doğrudan güçlendirir. Bunun yanında trafik kazası gibi üçüncü kişinin kusurlu olduğu olaylarda, SGK bağladığı geliri kusurlu sürücüye ve onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısına da rücu edebilir. Böylece Kurumun yaptığı ödemenin yükü, sosyal güvenlik sistemi yerine asıl sorumluya yüklenmiş olur.

İşveren ve diğer sorumlular açısından rücu davası, sigortalıya veya yakınlarına ödenecek tazminatın yanında ikinci bir mali risk anlamına gelir. Aynı olay nedeniyle hem işçiye karşı tazminat davası hem de SGK'nın rücu davasıyla karşılaşmak mümkündür. Bu iki davada da belirleyici olan kusur oranı olduğundan, iş güvenliği kayıtlarının ve kaza koşullarının doğru ortaya konması hayati önem taşır. Rücu davalarında, Kurumun talep ettiği peşin sermaye değerinin ve masrafların doğru hesaplanıp hesaplanmadığının denetlenmesi de sonucu ciddi biçimde etkiler.

Görevli ve Yetkili Mahkeme (İş Mahkemesi) ve Dava Ön Şartı

SGK davalarında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Hizmet tespiti davası (sigortalı - işveren, SGK dâhil)İş Mahkemesi
Emeklilik / gelir / aylık bağlama uyuşmazlığı (SGK'ya karşı)İş Mahkemesi
Prim, tescil ve sigortalılık statüsü ihtilaflarıİş Mahkemesi
SGK'nın işverene/üçüncü kişiye açtığı rücu davasıİş Mahkemesi
İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalarAsliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla)
Yer bakımından yetki — Ödemiş

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; SGK'ya karşı açılan davalarda ilgili Kurum biriminin bulunduğu yer de dikkate alınır. Ödemiş'da yürütülen bir işten ya da buradaki bir SGK biriminden kaynaklanan uyuşmazlıkta, İzmir Adliyesi yargı çevresindeki ilgili İş Mahkemesi çoğu zaman yetkili olur. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.

SGK davalarında görev kadar önemli bir konu da dava ön şartıdır. Kuruma karşı açılacak birçok davada, dava açılmadan önce SGK'ya yazılı başvuruda bulunulması ve bu başvurunun reddedilmesi ya da mevzuatta öngörülen sürede yanıtlanmaması aranan bir koşuldur. Örneğin bir aylığın veya gelirin bağlanması için önce Kuruma başvurulup işlem tesis ettirilmesi, ret hâlinde bu işleme karşı dava açılması gerekir. Bu ön koşul sağlanmadan açılan davada dava şartı yokluğu sorunu doğabilir. Buna karşılık işverene karşı açılan hizmet tespiti davası, niteliği gereği bu tür bir ön başvuruya bağlı değildir.

Bu ayrımın doğru yapılması, davanın usulden reddedilerek zaman ve masraf kaybına yol açmasını önler. Ayrıca iş mahkemelerinde bazı işçilik alacakları için zorunlu arabuluculuk öngörülmüş olsa da, hizmet tespiti gibi kamu düzenini ilgilendiren ve SGK'nın taraf olduğu davalar kural olarak bu zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında değerlendirilir. Hangi dava için hangi ön koşulun (Kuruma başvuru, arabuluculuk gibi) geçerli olduğunun baştan doğru belirlenmesi, sürecin usul hatası yaşanmadan yürütülmesinin temel şartıdır. Bu nedenle dava türü ve izlenecek yol, en başta netleştirilmelidir.

Ödemiş'da SGK Davası Nasıl Açılır ve Süreç Nasıl İşler?

SGK davasının süreci, dava türüne (hizmet tespiti, emeklilik, prim, rücu) göre değişmekle birlikte genel bir akış izler. Sürecin baştan doğru kurgulanması; hakkın tam olarak talep edilmesini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı riskinin yönetilmesini ve teknik değerlendirmenin sağlıklı yürütülmesini sağlar. Ödemiş'da açılacak bir SGK davasında tipik akış şöyledir:

1
Durum ve belge analizi

Hizmet dökümü, prim ve sigortalılık kayıtları, SGK işlemleri ve varsa ret yazıları incelenir; uyuşmazlığın türü ve doğru dava yolu belirlenir.

2
Ön başvuru / ön şart

SGK'ya karşı açılacak aylık-gelir davalarında önce Kuruma yazılı başvuru yapılır; ret veya süresinde yanıt verilmemesiyle dava yolu açılır.

3
Dava dilekçesi ve harç

Görevli İş Mahkemesi'nde dava açılır; hizmet tespitinde işveren, aylık/gelir davasında SGK hasım gösterilir. Deliller dilekçede eksiksiz bildirilir.

4
Delil ve tahkikat

Tanıklar dinlenir; SGK, komşu işyerleri ve resmî kurumlardan kayıt getirtilir; gerektiğinde sağlık kurulu raporu ve bilirkişi incelemesi yapılır.

5
Karar

Mahkeme; çalışmanın tespitine, emeklilik/gelir hakkının doğduğuna ya da rücu alacağına hükmeder veya talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve uygulama

Karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf, koşulları varsa Yargıtay'da temyiz yoluna gidilir; kesinleşen tespit SGK kayıtlarına işlenir.

Sürecin uzunluğu; tanık sayısı, getirtilecek kayıtların çokluğu, bilirkişi ve sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar ile kanun yolu aşamalarına göre değişir. Hizmet tespiti davalarında mahkemenin resen araştırma ilkesi gereği kapsamlı bir delil toplama süreci yürüttüğü, bunun da süreyi uzatabildiği bilinmelidir. Aylık ve gelir davalarında ise SGK'nın işleminin dayanağının ve prim/hizmet dökümlerinin ayrıntılı incelenmesi belirleyicidir. Delillerin baştan eksiksiz sunulması ve isabetli itirazlarla sürecin yönetilmesi, hem süreyi kısaltır hem de hakkın gerçek biçimde tespit edilmesini sağlar.

SGK Davalarında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Süreler hak kaybına yol açabilir

Hizmet tespitinde beş yıllık hak düşürücü süre, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve kaçırılırsa çoğu zaman telafisi mümkün olmaz; bu nedenle çalışmanın Kurumca bilinip bilinmediği baştan belgelerle netleştirilmelidir. Kuruma karşı aylık-gelir davalarında ise ret işlemi sonrası harekete geçilmesi kritiktir.

DurumSüre (Kural)
Hizmet tespiti davası — kuralHizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre
Hizmet tespiti — çalışma Kurumca biliniyorsaHak düşürücü süre işlemez; çalışma her zaman tespit ettirilebilir
Aylık / gelir bağlama uyuşmazlığıKurum işleminin (ret) tesisinden sonra dava yoluna başvurulur
SGK'nın rücu alacağıZarar ve sorumluyu öğrenmeye bağlı zamanaşımı; her hâlde belirli üst süre

Hizmet tespiti davasındaki beş yıllık süre bir hak düşürücü süre olduğundan, zamanaşımından farklı olarak taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınır ve durmaz, kesilmez. Bu sürenin işleyip işlemediği, çalışmanın Kurumca daha önce bilinip bilinmediğine bağlıdır; işverenin verdiği bir işe giriş bildirgesi bile süreyi bertaraf edebilir. Bu nedenle davanın süre yönünden başarısı, çoğu zaman esasa girmeden önce bu tek meselenin doğru ortaya konmasına bağlıdır. Belgelerin bu gözle taranması, sürpriz bir süre reddiyle karşılaşmayı önler.

Kuruma karşı açılan aylık ve gelir davalarında ise mesele daha çok, Kurumun tesis ettiği işleme (talebin reddine) karşı süresinde ve doğru usulle harekete geçmektir. SGK'nın rücu davalarında ise zamanaşımı, Kurumun zararı ve sorumluyu öğrenmesine bağlı olarak işler ve iş kazasının aynı zamanda suç oluşturması hâlinde daha uzun ceza zamanaşımı gündeme gelebilir. Görüldüğü üzere SGK davalarında süre rejimi dava türüne göre farklılaşır; bu farkların baştan bilinmesi, hem sigortalı hem de işveren açısından hak kaybını önlemenin temel aracıdır.

SGK Davası İçin Gerekli Belgeler

SGK davasının başarısı, çalışmanın, sigortalılığın ve hakkın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. İhtiyaç duyulan belgeler dava türüne göre değişmekle birlikte, uygulamada sık başvurulan belgeler şunlardır:

  • SGK kayıtları: Sigortalı hizmet dökümü, işe giriş-çıkış bildirgeleri, prim ve prime esas kazanç dökümü, sigortalılık tescil kaydı.
  • Çalışma belgeleri: İş sözleşmesi, ücret bordroları, banka ödeme kayıtları, işyeri giriş kartı ve fiili çalışmayı gösteren belgeler.
  • Tanık bilgileri: Aynı dönemde aynı işyerinde bordrolu çalışmış tanıklar ve komşu işyeri kayıtları (hizmet tespitinde belirleyici).
  • Kurum işlemleri: SGK'nın ret veya bağlama yazısı, tebliğ edilen prim/ceza tahakkukları ve buna ilişkin yazışmalar.
  • Sağlık belgeleri: Malullük ve iş göremezlik davalarında sağlık kurulu raporları, epikriz ve tedavi kayıtları.

Belgelerin erken ve eksiksiz toplanması, özellikle hizmet tespiti davalarında zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin (tanık bilgileri, işyeri kayıtları, komşu işyeri belgeleri) kaybını önler. İşverenin ve SGK'nın elinde bulunan kayıtların dava yoluyla getirtilmesi de çoğu zaman gereklidir; mahkeme resen araştırma ilkesiyle bu kayıtları temin eder. Eksik belge, davanın uzamasına veya talebin bir kısmının ispatlanamamasına yol açabilir. Bu nedenle dava öncesi delil durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, dosyanın güçlü kurulması bakımından önerilir.

Ödemiş'da SGK Avukatı Seçerken

SGK davaları; hizmet tespiti, prim ve tescil, emeklilik ve gelir-aylık bağlama, malullük ve rücu gibi birbirinden farklı ama iç içe geçen konuları kapsayan, hem sosyal güvenlik mevzuatına hem de prim/hizmet dökümlerinin teknik okumasına hâkimiyet gerektiren dosyalardır. Doğru avukat seçimi; talebin eksiksiz kurulması, delil kurgusunun sağlam yapılması ve hak düşürücü süre/zamanaşımı gibi riskler yönetilerek sürecin hak kaybı olmadan yürütülmesi bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Sosyal güvenlik ve iş hukuku dosyalarında; hizmet tespiti, emeklilik ve rücu davalarında deneyim.
  • Teknik değerlendirme: Prim, hizmet ve prime esas kazanç dökümlerini okuyup yorumlayabilme; sağlık kurulu ve bilirkişi raporlarını denetleyebilme.
  • Yerel yargı bilgisi: İzmir Adliyesi ve bölgedeki İş Mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar, süre riskleri ve ücret/harç konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • Kayıt dışı veya eksik geçen çalışmam için hizmet tespiti davası açabilir miyim; hak düşürücü süre benim için işledi mi?
  • SGK'nın emeklilik/aylık talebimi reddetmesine karşı hangi dava yolu uygundur?
  • Emeklilik için prim gün sayım ve sigortalılık sürem yeterli mi; eksik varsa nasıl tamamlanır?
  • SGK'ya dava açmadan önce bir ön başvuru şartı benim dosyamda geçerli mi?
  • Davanın muhtemel süresi, gerekli deliller ve harç/masraf yükü ne olur?

İlgili Mevzuat

  • Sosyal Sigortalar ve GSS Kanunu (5510)
    Sigortalılık statüleri, prim ve kazanç, emeklilik-malullük-ölüm aylıkları, iş göremezlik geliri ve rücu esasları
  • İş Mahkemeleri Kanunu (7036)
    SGK ve iş uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, yetki ve dava ön koşulları
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    İspat, tanık, bilirkişi, resen araştırma ve dava usulünün genel esasları
  • İş Kanunu (4857)
    İş ilişkisinin çerçevesi, işverenin bildirim ve gözetim yükümlülükleri
  • İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331)
    İş kazası ve meslek hastalığında işverenin sorumluluğu ve SGK rücu ilişkisinin dayanağı

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Hizmet tespitinde resen araştırma

Hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği; mahkemenin tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmayıp çalışmanın gerçekliğini ortaya koymak için resen araştırma yapması ve komşu işyeri kayıtları ile bordrolu tanıkları değerlendirmesi gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Hak düşürücü sürenin işlememesi

Sigortalının çalışmasının Kurumca tespit edilmiş ya da işverence verilen belgelerde yer almış olması hâlinde, beş yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği; sigortalılık ilişkisi Kurumca bilindiğinden çalışmanın her zaman tespit ettirilebileceği değerlendirmesi.

İlke · SGK denkleştirmesi ve rücu

İş kazasında Kurumun bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin, işverenden istenecek tazminatta denkleştirilmesi; buna karşılık SGK'nın da bu değeri kusurlu işverene kusuru oranında rücu edebileceği; mükerrer ödemeyi önleyen bu dengenin dikkatle kurulması gerektiği yaklaşımı.

Sıkça Sorulan Sorular

Ödemiş'da SGK davası hangi mahkemede açılır?

Sosyal güvenlik hukukundan doğan uyuşmazlıklar, yani sigortalı ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) veya işveren arasındaki hizmet tespiti, prim, tescil, emeklilik, gelir-aylık bağlanması ve rücu gibi davalar görev bakımından İş Mahkemesi'nde görülür; İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Yer bakımından ise kural olarak davalının yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; SGK'ya karşı açılan davalarda ilgili SGK biriminin bulunduğu yer de değerlendirilir. Ödemiş'da çalışılan bir işten veya buradaki bir SGK biriminden kaynaklanan uyuşmazlık, bu kurallar çerçevesinde İzmir Adliyesi yargı çevresindeki ilgili İş Mahkemesi'nde ele alınır. Doğru görev ve yetki tercihi, görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle süre kaybını önler.

Hizmet tespiti davası nedir, hangi durumda açılır?

Hizmet tespiti davası, bir işyerinde fiilen çalıştığı hâlde SGK'ya hiç bildirilmemiş veya eksik (gün, kazanç ya da süre yönünden) bildirilmiş sigortalının, bu çalışmalarının resmen tescilini sağlamak için açtığı davadır. Sigortalılık; emeklilik yaşının ve prim gün sayısının dolması, gelir ve aylık haklarının doğması bakımından hayati önem taşıdığından, kayıt dışı çalışmanın mahkeme kararıyla ortaya konması gerekir. Bu dava kural olarak işverene karşı açılır ve SGK davaya feri müdahil ya da taraf olarak dâhil edilir. Çalışma; tanık, işyeri kayıtları, ücret bordroları, banka hareketleri, işe giriş belgeleri ve komşu işyeri kayıtları gibi delillerle ispatlanır. Kayıt dışı geçen sürelerin tespiti, ileride emeklilik hakkının doğmasını sağlar.

Hizmet tespiti davasında zamanaşımı ne kadardır?

Hizmet tespiti davasında kural olarak beş yıllık hak düşürücü süre uygulanır. Bu süre, işçinin hizmetinin geçtiği yılın sonundan başlar; ancak çalışmanın SGK'ca tespit edilmiş olması veya işverence düzenlenip Kuruma verilmesi gereken belgelerde bu çalışmanın yer alması gibi hâllerde hak düşürücü süre işlemez. Yani işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmiş, ancak günleri veya kazancı eksik gösterilmişse, sigortalılık ilişkisi Kurumca zaten bilindiği için beş yıllık süreye takılmadan tespit istenebilir. Bu ayrımın somut belgelerle doğru yapılması, davanın süre yönünden reddedilmesini önler. Süre riskine karşı çalışmanın belgelerinin erken değerlendirilmesi önemlidir.

SGK'nın emeklilik veya aylık talebimi reddetmesi hâlinde ne yapabilirim?

SGK'nın; yaşlılık (emeklilik) aylığı, malullük aylığı, ölüm (dul-yetim) aylığı veya iş göremezlik geliri talebinizi reddetmesi ya da eksik bağlaması hâlinde, bu işleme karşı İş Mahkemesi'nde dava açarak hakkınızın tespitini ve doğru aylığın bağlanmasını isteyebilirsiniz. Ret gerekçesi çoğu zaman prim gün sayısının veya sigortalılık süresinin yetersiz sayılması, belirli bir çalışmanın dikkate alınmaması ya da malullük oranının yeterli görülmemesidir. Bu gibi durumlarda önce eksik veya yanlış değerlendirilen sürelerin ve koşulların ortaya konması gerekir; gerektiğinde hizmet tespiti veya maluliyet oranının tespiti davası ile birlikte yürütülür. Kurum işlemine karşı süresinde harekete geçmek, hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

Prim ve tescil ihtilaflarında sigortalı hangi hakları ileri sürebilir?

Prim ve tescil ihtilafları, sigortalılığın başlangıç tarihi, sigortalılık statüsü (4/a, 4/b, 4/c), prime esas kazancın tutarı veya prim gün sayısı gibi konularda SGK ile sigortalı ya da işveren arasında çıkan uyuşmazlıklardır. Sigortalı; sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesini, prime esas kazancın gerçek ücret üzerinden düzeltilmesini veya eksik bildirilen günlerin tamamlanmasını isteyebilir. İşveren ise kendisine tebliğ edilen prim borcu, idari para cezası veya rücu alacağına karşı itiraz edebilir. Bu ihtilaflar hem emeklilik hakkını hem de gelir-aylık tutarını doğrudan etkilediğinden, çalışma ve kazancın belgelerle ispatı belirleyicidir. Kayıtların ve bordroların dava öncesi incelenmesi, talebin doğru kurulmasını sağlar.

Malullük ve iş göremezlik aylığı arasındaki fark nedir?

Malullük aylığı ile iş göremezlik geliri, sosyal güvenlik hukukunda birbirine benzer görünse de farklı hukuki temellere dayanır. Malullük aylığı, sigortalının çalışma gücünün mevzuatta öngörülen oranda kaybedildiğinin sağlık kurulunca saptanması ve belirli prim/süre koşullarının bulunması hâlinde bağlanan bir aylıktır; genel olarak iş kazası dışındaki nedenlerle oluşan çalışma gücü kaybını kapsar. Sürekli iş göremezlik geliri ise iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan çalışma gücü kaybı için bağlanır ve iş kazası sigortası kolundan sağlanır. Hangi hakkın doğduğu; kaybın nedeni, oranı ve sigortalının prim durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir. Kurumun bu ayrımı hatalı yapması hâlinde İş Mahkemesi'nde düzeltme istenebilir.

SGK rücu davası nedir, kime karşı açılır?

SGK rücu davası, Kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı ödemeleri (tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneği/geliri, ölüm geliri gibi), zararın doğmasında kusuru bulunan kişilere kusurları oranında geri istemesi için açtığı davadır. En sık görülen türü, iş kazası veya meslek hastalığında iş güvenliği önlemlerini almayan işverene karşı açılan rücu davasıdır; ayrıca trafik kazası gibi üçüncü kişinin kusurlu olduğu olaylarda kusurlu sürücü ve sigortacıya karşı da rücu söz konusu olabilir. Bu davada Kurum, bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini ve yaptığı masrafları talep eder. İşveren veya sorumlu kişi açısından bu dava, tazminat sorumluluğunun yanında ek bir mali risk oluşturur; kusur oranının doğru belirlenmesi sonucu doğrudan etkiler.

SGK davası ne kadar sürer ve hangi belgeler gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; hizmet tespiti gibi davalarda tanık dinlenmesi, SGK ve komşu işyeri kayıtlarının getirtilmesi, bilirkişi incelemesi ve istinaf/temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Sık istenen belgeler dava türüne göre değişir: hizmet tespitinde işe giriş bildirgesi, ücret bordroları, hizmet dökümü, banka ödeme kayıtları ve tanık bilgileri; emeklilik/aylık davalarında SGK'nın ret veya bağlama işlemi, prim ve sigortalılık dökümü; malullük davalarında sağlık kurulu raporları öne çıkar. Belgelerin erken ve eksiksiz toplanması, kaybolabilecek delillerin (özellikle tanık ve işyeri kayıtları) güvence altına alınmasını sağlar. Dava öncesi dosyanın bir avukatla incelenmesi, talebin doğru kurgulanmasına yardımcı olur.

SGK'ya karşı dava açmadan önce bir başvuru şartı var mı?

SGK'ya karşı açılacak birçok davada, dava açılmadan önce Kuruma yazılı başvuruda bulunulması ve bu başvurunun reddedilmesi ya da mevzuatta öngörülen sürede yanıtlanmaması aranan bir ön koşuldur; bu koşul yerine getirilmeden açılan davalarda dava şartı yokluğu sorunu gündeme gelebilir. Örneğin aylık veya gelir bağlanması taleplerinde önce Kuruma başvurup işlem tesis ettirmek, ret hâlinde bu işleme karşı dava açmak gerekir. Buna karşılık işverene karşı açılan hizmet tespiti davası, niteliği gereği bu tür bir ön başvuruya bağlı değildir. Ön koşulun dava türüne göre doğru belirlenmesi, davanın usulden reddedilmesini önler ve süreç kaybını azaltır. Bu nedenle hangi yolun izleneceği baştan netleştirilmelidir.

Ödemiş'da SGK avukatı seçerken nelere dikkat etmeliyim?

SGK davaları; hizmet tespiti, prim ve tescil, emeklilik ve gelir-aylık bağlama, malullük ve rücu gibi birbirinden farklı ama iç içe geçen konuları kapsayan, hem maddi hukuka hem de teknik hesaplamalara hâkimiyet gerektiren bir alandır. Avukat seçerken; sosyal güvenlik ve iş hukuku dosyalarındaki deneyim, hizmet tespiti ve emeklilik davalarında delil kurgusu yeteneği, SGK işlemlerinin ve prim/hizmet dökümlerinin okunabilmesi ve yerel İş Mahkemesi uygulamalarına aşinalık öne çıkan ölçütlerdir. Ayrıca süreç, olası sonuçlar, harç ve masraf yükü ile zamanaşımı/hak düşürücü süre konusunda şeffaf bilgilendirme yapan bir avukatla çalışmak önemlidir. Ödemiş'da bu alanda hizmet veren avukatları, deneyim ve iletişim ölçütlerini karşılaştırarak değerlendirebilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar