Silifke Göç ve Vatandaşlık Hukuku Avukatları

Silifke, Mersin ilçesinde göç ve vatandaşlık hukuku alanında hizmet veren 200 avukat. Oturma izni, sınır dışı kararına itiraz, vatandaşlık başvurusu ve görevli mahkeme bilgileriyle inceleyin.

Av. Özge Şanli Küçükkeleş
Av. Özge Şanli Küçükkeleş
Mersin Mersin Barosu

2237 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Hasan Doğan
Av. Hasan Doğan
Mersin Mersin Barosu

664 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yusuf Türe
Av. Yusuf Türe
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 2255 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nimet Şahin
Av. Nimet Şahin
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 5707 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Süha Özen
Av. Süha Özen
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 486 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ezgi Yilmaz
Av. Ezgi Yilmaz
Mersin Mersin Barosu

4406 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tevfik Kicali
Av. Tevfik Kicali
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 2172 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Uygun
Av. Mehmet Uygun
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 3868 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ümit Kaya
Av. Ümit Kaya
Mersin Mersin Barosu

4818 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fulya Arslan
Av. Fulya Arslan
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 1129 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Emre Yildiz
Av. Emre Yildiz
Mersin Mersin Barosu

4794 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yeşim Arslan Yurtcan
Av. Yeşim Arslan Yurtcan
Mersin Mersin Barosu

2870 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Burcu Kanal
Av. Burcu Kanal
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 4479 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Aydin Kurt
Av. Aydin Kurt
Mersin Mersin Barosu

1396 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Özgür Uysal Kazman
Av. Özgür Uysal Kazman
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 2056 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İlay Gültekin Kayhan
Av. İlay Gültekin Kayhan
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 3124 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Erhan Taşmertek
Av. Erhan Taşmertek
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 1430 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Duman
Av. Mehmet Duman
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 1642 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Rümeysa Muku
Av. Rümeysa Muku
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 4878 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Oğuzhan Kuzu
Av. Oğuzhan Kuzu
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 3000 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Burçak Evliyaoğlu
Av. Burçak Evliyaoğlu
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 1681 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşegül Gökçe
Av. Ayşegül Gökçe
Mersin Mersin Barosu

4396 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Düriye Akan Çom
Av. Düriye Akan Çom
Mersin Mersin Barosu

3806 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Bahar Keriman Güngör Atik
Av. Bahar Keriman Güngör Atik
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 3340 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Osman Yurdakul Çalikoğlu
Av. Osman Yurdakul Çalikoğlu
Mersin Mersin Barosu

1005 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Filiz Zaimoğlu
Av. Filiz Zaimoğlu
Mersin Mersin Barosu

4145 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Muhammed Furkan Konar
Av. Muhammed Furkan Konar
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 4480 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Serkan Gök
Av. Serkan Gök
Mersin Mersin Barosu

2715 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Cemile Kasapoğlu
Av. Cemile Kasapoğlu
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 4043 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muharrem Emre Göktaş
Av. Muharrem Emre Göktaş
Mersin Mersin Barosu

2139 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Alparslan Gezer
Av. Alparslan Gezer
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 4621 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Gamzenur Doğan
Av. Gamzenur Doğan
Mersin Mersin Barosu

5636 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatma Feray Eren
Av. Fatma Feray Eren
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 1643 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Fehime Selvi
Av. Fehime Selvi
Mersin Mersin Barosu

1400 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Harika Mutlu Uysal
Av. Harika Mutlu Uysal
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 2286 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Rana Nuran Odabaşi
Av. Rana Nuran Odabaşi
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 4463 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Alperen Seriner
Av. Alperen Seriner
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 5727 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mustafa Odabaşi
Av. Mustafa Odabaşi
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Mersin Barosu'nun 3662 sicil numaralı üyesidir.

Av. Özge Alpözgen Serbest
Av. Özge Alpözgen Serbest
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Mersin Barosu'nun 4283 sicil numaralı üyesidir.

Av. Halit Burak Güvenç
Av. Halit Burak Güvenç
Mersin Mersin Barosu

3698 baro sicil numarasıyla Mersin Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Mersin ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Hasan Erden
Av. Hasan Erden
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 495 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İşikhan Aslan
Av. İşikhan Aslan
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 3819 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşe Doğan
Av. Ayşe Doğan
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Mersin Barosu'na 618 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Miyase Özen
Av. Miyase Özen
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Mersin Barosu'na 2271 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Bariş Kurşun
Av. Bariş Kurşun
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Mersin Barosu'na 1601 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Gamze Doğan
Av. Gamze Doğan
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Mersin Barosu'nun 5476 sicil numaralı üyesidir.

Av. Özer Zayim
Av. Özer Zayim
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Mersin Barosu'na 1508 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ahmet Murat Metin
Av. Ahmet Murat Metin
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu'nun 2397 sicil numaralı üyesidir. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Halime Doygun Tik
Av. Halime Doygun Tik
Mersin Mersin Barosu

Mersin Barosu bünyesinde 3634 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Mersin ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Metin Yilmaz
Av. Metin Yilmaz
Mersin Mersin Barosu

Mersin ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Mersin Barosu'nun 1600 sicil numaralı üyesidir.

Silifke, Mersin Göç ve Vatandaşlık Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Silifke (Mersin) bölgesinde göç ve vatandaşlık hukuku uyuşmazlıklarını; oturma (ikamet) izni, çalışma izni, Türk vatandaşlığının kazanılması, sınır dışı (deport) kararı ve itiraz, idari gözetim, vize ve giriş yasağı, uluslararası koruma ile görevli-yetkili mahkeme açısından ele alır. Amaç, çoğu kez kısa ve hak düşürücü sürelere bağlı olan göç işlemlerinizi baştan doğru yönetmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır. Göç ve vatandaşlık hukuku, yabancıların temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkilediğinden, zamanında ve doğru adım atmanın en kritik olduğu alanlardan biridir.

Kısa Bakış — Göç ve Vatandaşlık Hukukunda Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: Yabancılar hukuku işlemlerinde kural olarak idare mahkemesi; idari gözetime itirazda sulh ceza hâkimliği. Kanun yolu Bölge İdare Mahkemesi (istinaf).
  • Süre: Sınır dışı kararına karşı yedi gün; oturma izni gibi diğer idari işlemlere karşı altmış gün. Süreler hak düşürücüdür.
  • Temel başlıklar: Oturma izni, çalışma izni, vatandaşlık, sınır dışı, idari gözetim, vize ve giriş yasağı.
  • Geçici koruma: İdari işlemlerde iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenebilir.
  • Yer: Silifke kaynaklı işlemler, Mersin ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde yetki kurallarına göre görülür.

Göç ve Vatandaşlık Hukuku Nedir? Kapsamı

Göç ve vatandaşlık hukuku; yabancıların bir ülkeye giriş, çıkış, ikamet ve çalışmasını, uluslararası koruma taleplerini, sınır dışı ve idari gözetim gibi zorlayıcı tedbirleri ve nihayet vatandaşlığın kazanılması ile kaybedilmesini düzenleyen hukuk dalıdır. Türkiye'de bu alanın temel kaynağı, yabancılar ve uluslararası koruma bakımından 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK); vatandaşlık bakımından ise 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'dur. Bu iki kanun, ilgili yönetmelikler ve uluslararası sözleşmelerle birlikte, yabancıların hukuki statüsünü ve idareyle olan ilişkilerini belirler.

Göç hukuku işlemlerinin büyük çoğunluğu birer idari işlem niteliğindedir; yani devletin kamu gücüne dayanarak tek yanlı olarak tesis ettiği ve yabancının hukuki durumunu etkileyen işlemlerdir. Oturma izninin verilmesi ya da reddi, çalışma izni, sınır dışı kararı, giriş yasağı ve idari gözetim bu kapsamdadır. Bu nedenle bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yolu, kural olarak idari yargıdır ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577) usul kuralları uygulanır. Vatandaşlık işlemleri de idari nitelik taşır; ancak vatandaşlığa alınmada idarenin takdir yetkisinin genişliği, yargı denetiminin sınırlarını belirleyen önemli bir özelliktir.

Bu alanın kendine özgü zorluğu, sürelerin sıklıkla kısa ve hak düşürücü olması ile işlemlerin çoğu zaman kişinin ülkede kalma, çalışma veya aile birliğini sürdürme gibi temel yaşamsal ihtiyaçlarını doğrudan etkilemesidir. Bir sınır dışı kararına yedi gün içinde itiraz edilmemesi ya da bir oturma izni reddine altmış gün içinde dava açılmaması, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Aşağıda uygulamada en sık karşılaşılan göç ve vatandaşlık uyuşmazlığı grupları özetlenmiştir:

Oturma İzni
İkamet izni türleri
Çalışma İzni
İstihdam ve süre
Vatandaşlık
Kazanma yolları
Sınır Dışı
Deport ve itiraz
İdari Gözetim
Geri gönderme merkezi
Vize / Yasak
Giriş yasağı, tahdit

İdari İşlem Niteliği ve Yabancının Hakları

Göç hukuku işlemlerinin doğru anlaşılması, öncelikle bunların idari işlem niteliğini kavramaktan geçer. İdari işlem, idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı iradesiyle hukuki sonuç doğuran irade açıklamasıdır. Oturma izninin reddi, sınır dışı kararı, giriş yasağı veya vatandaşlık başvurusunun reddi; hepsi bu tanıma girer. Bir idari işlemin hukuka uygun sayılabilmesi için beş temel unsurunun kanuna uygun olması gerekir: yetki (işlemi yapan makamın buna yetkili olması), şekil (öngörülen usule uyulması), sebep (işlemi haklı kılan maddi ve hukuki neden), konu (işlemin doğurduğu sonuç) ve maksat (kamu yararı amacı). Bu unsurlardan birindeki hukuka aykırılık, işlemin iptaline yol açabilir.

Anayasa'nın "idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır" ilkesi gereği, göç ve vatandaşlık işlemleri de bağımsız mahkemelerin denetimine tabidir. Yabancı, hakkında tesis edilen işlemin gerekçesini öğrenme, bu gerekçeye karşı savunma yapma ve işlemi yargıya taşıma haklarına sahiptir. Nitekim işlemlerin gerekçeli olması ve yabancıya usulüne uygun tebliğ edilmesi, hem işlemin hukuka uygunluğunun hem de dava açma süresinin doğru başlamasının temelidir. Gerekçesiz veya usulsüz tebliğ edilmiş işlemler, bu yönleriyle de hukuki denetime konu olabilir.

Yabancıların, işlemlerin yürütüldüğü süreçlerde tercümandan yararlanma, avukatla temsil edilme ve dosyaya erişim gibi usuli hakları da bulunur. Özellikle sınır dışı, idari gözetim ve uluslararası koruma gibi temel haklara doğrudan dokunan işlemlerde, bu usuli güvencelerin gözetilmesi, işlemin geçerliliği bakımından belirleyici olabilir. İşlemin yalnızca esas yönünden değil, usul ve şekil yönünden de hukuka uygun olması aranır; bu nedenle dosyanın hem maddi hem usuli açıdan bütünsel değerlendirilmesi gerekir.

Oturma (İkamet) İzni Türleri

Türkiye'de yasal olarak kalmak isteyen yabancılar, kural olarak bir ikamet (oturma) iznine sahip olmalıdır. Vizeyle veya vize muafiyetiyle sağlanan kalış süresini aşacak şekilde Türkiye'de kalmak isteyen yabancılar için ikamet izni, hem yasal statünün dayanağı hem de birçok resmî işlemin ön koşuludur. İkamet izni başvuruları, İl Göç İdaresi Müdürlükleri nezdinde yürütülür ve başvuru sahibinin durumuna uygun izin türü üzerinden değerlendirilir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, farklı ihtiyaçlara yanıt veren çeşitli ikamet izni türleri öngörmüştür. Bunların başlıcaları şöyle özetlenebilir: kısa dönem ikamet izni (turistik, taşınmaz sahipliği, ticari bağlantı gibi çeşitli amaçlarla), aile ikamet izni (Türk vatandaşı veya izinli yabancının eşi ve çocukları için), öğrenci ikamet izni (bir eğitim kurumunda öğrenim görenler için), uzun dönem ikamet izni (kanunda öngörülen süre kesintisiz yasal ikameti bulunanlara süresiz olarak verilebilen) ve insani ikamet izni gibi özel türler. Her iznin kendine özgü koşulları, başvuru belgeleri ve süresi vardır.

İkamet izniyle ilgili uyuşmazlıklar genellikle başvurunun reddi, iznin uzatılmaması veya iptali gibi işlemlerden doğar. Bu işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan, tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Redde dayanak yapılan gerekçenin somut olguya uygunluğu, yabancının aile bağları, öğrenim veya çalışma durumu gibi kişisel koşulları ve işlemin ölçülülüğü, davanın esasını oluşturan başlıca tartışma noktalarıdır. İzin süresi içinde uzatma başvurusunun zamanında yapılması, yasal statünün kesintisiz sürmesi için önemlidir.

İkamet izni başvurularında en sık gündeme gelen sorunlardan biri, izin süresinin sona ermesine yakın veya sona erdikten sonra yapılan başvurulardır. Kanun, iznin sona erme tarihinden önceki belirli bir dönemde uzatma başvurusu yapılmasını öngörür; bu süreye riayet edilmemesi, yabancının izinsiz (kaçak) konuma düşmesine ve buna bağlı idari para cezası ile başka yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle izin bitiş tarihinin takibi ve uzatma başvurusunun zamanında yapılması, göç hukukunda pratik önemi en yüksek konulardan biridir. Başvurunun elektronik sistem üzerinden eksiksiz ve doğru belgelerle yapılması, gereksiz ret ve gecikmeleri önler.

Çalışma İzni ve Turkuaz Kart

Yabancıların Türkiye'de bir işveren yanında ya da bağımsız olarak çalışması, kural olarak çalışma iznine tabidir. Çalışma izni, Uluslararası İşgücü Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilir. Çalışma izni aynı zamanda ikamet izni yerine de geçtiğinden, geçerli bir çalışma iznine sahip yabancı, ayrıca ikamet izni almak zorunda kalmadan Türkiye'de yasal olarak kalabilir ve çalışabilir. Bu yönüyle çalışma izni, yabancının hem iş hayatına hem de yasal statüsüne ilişkin merkezi bir belgedir.

Çalışma izni başvurusu, çalıştıracak işveren tarafından yurt içinden elektronik ortamda yapılır; yabancı yurt dışındaysa başvuru, ilgili ülkedeki Türk konsolosluğu aracılığıyla başlatılabilir. Başvuru değerlendirmesinde; yabancının niteliği, istihdam edileceği işin özelliği, işverenin durumu ve mevzuatta öngörülen kriterler dikkate alınır. Çalışma izni belirli süreli olarak verilir; süre bitiminden önce yapılan başvurularla uzatım mümkündür. Bağımsız çalışma izni ise kendi hesabına çalışacak yabancılar için ayrı koşullara bağlanmıştır. İzin türü ve süresinin başvuran yabancının fiili durumuna uygun seçilmesi, sonradan doğabilecek statü sorunlarını önler.

Nitelikli iş gücünü ülkeye çekmeyi amaçlayan Turkuaz Kart, eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı ya da yatırım ve istihdam düzeyi bakımından belirli kriterleri sağlayan yabancılara tanınan özel bir statüdür. Turkuaz Kart sahibine süresiz çalışma hakkı ile birlikte belirli haklar sağlanabilir; kartın eş ve bağımlı çocuklara ikamet imkânı tanıyan yönleri de bulunur. Çalışma izni veya Turkuaz Kart başvurusunun reddine ilişkin işlemler de idari işlem olduğundan, tebliğden itibaren süresi içinde idare mahkemesinde dava konusu edilebilir. Başvuru dosyasının eksiksizliği ve doğru izin türünün seçilmesi, ret riskini azaltan en önemli etkenlerdir.

Çalışma izni bulunmadan çalışan yabancılar ve bu yabancıları çalıştıran işverenler bakımından idari para cezaları öngörülmüştür; ayrıca izinsiz çalışma, yabancının ikamet statüsünü ve sonraki başvurularını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle istihdam ilişkisinin baştan çalışma izniyle uyumlu kurulması, hem işveren hem de yabancı bakımından hukuki güvenlik sağlar. İzin başvurusu değerlendirilirken sunulan bilgilerin gerçeğe uygunluğu, işin ve iş yerinin niteliği ile yabancının mesleki yeterliliği bir bütün olarak dikkate alınır. Başvurunun reddi hâlinde, redde dayanak olguların ve mevzuata uygunluğun somut biçimde değerlendirilmesi, olası bir iptal davasının esasını oluşturur.

Türk Vatandaşlığının Kazanılması

Türk vatandaşlığı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde doğumla ya da sonradan çeşitli yollarla kazanılabilir.

Vatandaşlığın doğumla kazanılması iki esasa dayanır: soy bağı (kan esası) ve doğum yeri (toprak esası). Türk vatandaşı ana veya babadan doğan çocuk, doğduğu yere bakılmaksızın Türk vatandaşı olur. Doğum yeri esası ise istisnaidir; Türkiye'de doğan ve yabancı ana babasından dolayı doğumla herhangi bir devletin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, vatansız kalmaması amacıyla doğumdan itibaren Türk vatandaşı sayılır. Bu ilkeler, vatandaşlığın temel kazanma biçimlerini oluşturur.

Vatandaşlığın sonradan kazanılması ise birkaç farklı yolla mümkündür. Genel yolla kazanma, kanunda öngörülen süre kesintisiz Türkiye'de yasal ikamet, iyi ahlak, sağlık, yeterli düzeyde Türkçe bilme, geçimini sağlayacak gelir ve kamu düzeni-güvenliği bakımından engel bulunmama gibi koşulların birlikte gerçekleşmesini gerektirir. Evlilik yoluyla kazanma, bir Türk vatandaşıyla belirli süredir devam eden ve aile birliği içinde yaşanan bir evliliğe dayanır. İstisnai yolla kazanma, ülkeye sanayi, bilim, teknoloji, ekonomi veya yatırım alanında önemli katkı sağlayan yabancılar için öngörülmüştür. Ayrıca yeniden kazanma ve seçme hakkının kullanılması gibi yollar da bulunur.

Vatandaşlık başvuruları, valilikler aracılığıyla Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde yürütülür. Vatandaşlığa alınmada idarenin geniş bir takdir yetkisi bulunduğu ve koşulları taşımanın tek başına vatandaşlığa alınma hakkı vermediği gözetilmelidir. Başvurunun reddi hâlinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; ancak yargı denetimi, idarenin takdirinin yerindeliğini değil, işlemin hukuka uygunluğunu (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) kapsar. Başvurunun eksiksiz belgelerle ve doğru yol üzerinden yapılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi bakımından belirleyicidir.

Sınır Dışı Etme (Deport) Kararı ve İtiraz

Sınır dışı etme (halk arasında "deport") kararı, bir yabancının Türkiye'den çıkarılmasına ve menşe ülkesine, transit gideceği ülkeye veya üçüncü bir ülkeye gönderilmesine ilişkin idari bir karardır. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, hangi hâllerde sınır dışı kararı alınabileceğini ve kimler hakkında bu kararın alınamayacağını (örneğin ciddi sağlık, yaş veya hamilelik gibi durumlar ile geri gönderme yasağı kapsamındaki hâller) düzenlemiştir. Karar, valilikler tarafından verilir ve gerekçesiyle birlikte yabancıya veya temsilcisine tebliğ edilir.

Sınır dışı etme kararına karşı yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine dava açabilir. Bu süre, genel altmış günlük idari dava açma süresinden çok daha kısadır ve hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde dava esasa girilmeden reddedilir. Bu nedenle tebliğ tarihinin doğru tespiti ve derhal harekete geçilmesi büyük önem taşır. Davanın açıldığı mahkeme, dava dilekçesini ve dosyayı inceleyerek karar verir.

Yürütmenin kanunen durması

Sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine dava açılması hâlinde, kural olarak dava sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez; yani davanın açılması, kararın yerine getirilmesini kanun gereği durdurur. Mahkeme, bu davaları öncelikli olarak inceler ve kısa bir süre içinde (kanunda öngörülen sürede) karar verir. Bu davada verilen karar kesindir. Bu özel usul, sınır dışı davalarını genel idari davalardan ayıran en önemli farklardan biridir.

Sınır dışı davalarında, kararın dayanağı olan gerekçenin somut delillere dayanıp dayanmadığı, geri gönderme yasağının (kişinin işkence, kötü muamele veya can güvenliği riski bulunan bir yere gönderilememesi) gözetilip gözetilmediği ve yabancının aile birliği, uzun süreli ikamet gibi kişisel durumlarının değerlendirilip değerlendirilmediği başlıca inceleme konularıdır. Bu davaların kısa süreli ve kesin nitelikte olması, dilekçenin baştan güçlü gerekçelerle hazırlanmasını zorunlu kılar.

İdari Gözetim ve Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz

Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancılardan; kaçma ve kaybolma riski bulunanlar, giriş veya çıkış kurallarını ihlal edenler, sahte belge kullananlar, kamu düzeni-güvenliği bakımından tehdit oluşturanlar gibi kanunda sayılan durumlarda olanlar hakkında idari gözetim kararı verilebilir ve bu kişiler geri gönderme merkezlerinde tutulabilir. İdari gözetim, kişinin özgürlüğünü sınırlayan bir tedbir olduğundan, sıkı usul kurallarına ve süre sınırlarına bağlanmıştır.

İdari gözetim kararı, valilik tarafından verilir ve gerekçesiyle birlikte ilgiliye tebliğ edilir. İdari gözetim süresi kanunda azami sınırlarla belirlenmiştir; bu süre, koşulların değişip değişmediğinin belirlenmesi için düzenli aralıklarla (her ay ve gerektiğinde) yeniden değerlendirilir. Gözetimin devamında kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından gereklilik kalmadığında ya da sınır dışı işleminin makul sürede gerçekleştirilemeyeceği anlaşıldığında, gözetime son verilir ve yabancı belirli yükümlülüklerle serbest bırakılabilir.

İdari gözetim kararına ve gözetimin uzatılmasına karşı yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Bu, göç hukukunda idari yargı düzeninden ayrı olarak adli yargı merciine başvurulan istisnai bir yoldur. Sulh ceza hâkimi, başvuruyu değerlendirmeyi kanunda öngörülen kısa süre içinde (beş gün) sonuçlandırır. Başvuru, idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz; ancak hâkimin gözetimin kaldırılmasına karar vermesi hâlinde kişi serbest bırakılır. Özgürlüğü kısıtlanan bir kişi bakımından bu başvuru yolunun hızlı ve doğru kullanılması, hukuki koruma açısından belirleyicidir.

Vize, Vize İhlali ve Türkiye'ye Giriş Yasağı

Yabancıların Türkiye'ye girişi, kural olarak vize veya vize muafiyeti çerçevesinde gerçekleşir. Vize, yabancıya Türkiye'de belirli bir süre kalma ve giriş imkânı tanır; ancak vizenin tanıdığı süre bir kalış hakkı olup, bu süreyi aşacak şekilde kalmak isteyen yabancıların ikamet izni alması gerekir. Vizesiz veya vize muafiyeti kapsamında girişte tanınan sürenin aşılması (vize ihlali/kaçak konuma düşme), idari para cezası ve sonraki girişlerde çeşitli sonuçlar doğurabilir.

Türkiye'ye giriş yasağı (uygulamada "tahdit kodu" olarak da anılır), belirli hâllerde yabancının ülkeye girişinin belirli bir süreyle engellenmesidir. Sınır dışı edilen, vize ihlali yapan, kamu düzeni-güvenliği veya kamu sağlığı bakımından sakıncalı görülen yabancılar hakkında giriş yasağı uygulanabilir. Giriş yasağının süresi kanunda öngörülen üst sınırlarla belirlenir ve koşullara göre değişir. Bu yasak, yabancının aile bağları veya Türkiye'deki hukuki durumu bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

Giriş yasağı bir idari işlem olduğundan, buna karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; ayrıca yasağın kaldırılması veya kapsamının değiştirilmesi için idareye başvuru yolu da bulunabilir. Yargı denetiminde, yasağın dayanağının hukuka uygunluğu, süresinin ölçülü olup olmadığı ve yabancının kişisel durumunun (aile birliği, uzun süreli ikamet gibi) gözetilip gözetilmediği değerlendirilir. Vize ihlali kaynaklı yaptırımlarda ise sürenin ve para cezasının doğru hesaplanması, sonraki başvuruların sağlıklı yürümesi için önemlidir.

Uygulamada birçok yabancı, giriş yasağının varlığını ancak Türkiye'ye giriş yapmaya çalışırken ya da bir başvuru sırasında öğrenmektedir. Yasağın türü ve süresi, konulma sebebine göre değişir; bazı yasaklar kısa süreliyken, kamu düzeni ve güvenliği bakımından ağır görülen hâllerde daha uzun süreli olabilir. Yasağın konulmasında dayanılan olguların doğruluğu ve ölçülülük ilkesi, yargı denetiminin merkezinde yer alır. Türkiye'de eşi, çocukları veya kurulu bir hayatı bulunan yabancılar bakımından, yasağın doğuracağı sonuçların ağırlığı ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle giriş yasağıyla karşılaşan yabancının, yasağın dayanağını ve süresini öğrenerek uygun hukuki yolu (idari başvuru veya iptal davası) zamanında değerlendirmesi önem taşır.

Uluslararası Koruma (İltica ve Sığınma)

Menşe ülkesine ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle dönemeyecek ya da ciddi zarar görme riski bulunan kişiler, Türkiye'de uluslararası koruma talebinde bulunabilir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, bu talepleri değerlendirmek üzere üç statü öngörür: mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma. Hangi statünün tanınacağı, başvuru sahibinin durumunun ve menşe ülkesindeki koşulların ayrıntılı incelenmesiyle belirlenir.

Uluslararası koruma başvurusu valiliklere yapılır ve İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından kayıt altına alınarak değerlendirilir. Süreç boyunca başvuru sahibine tercümandan yararlanma, hukuki destek alma ve mülakatlarda dinlenme gibi haklar tanınır. Başvurunun reddi hâlinde, karara karşı önce Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonu'na idari itiraz, ardından veya doğrudan idare mahkemesinde dava yolu açıktır. Bazı başvuru türlerinde daha kısa süreler ve hızlandırılmış değerlendirme öngörülmüş olabilir; bu nedenle sürelerin doğru takibi önemlidir.

Uluslararası koruma hukukunun temel güvencesi geri gönderme yasağıdır (non-refoulement): hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı ya da yaşamının veya özgürlüğünün tehdit altında olacağı bir yere gönderilemez. Bu ilke, sınır dışı ve iade süreçlerinde de gözetilir. Uluslararası koruma başvurusu bulunan bir kişinin durumu, sınır dışı ve idari gözetim süreçlerinde ayrıca değerlendirilir. Bu alanın hem ulusal mevzuata hem de uluslararası sözleşmelere dayanması, dosyaların titizlikle ele alınmasını gerektirir.

Vatandaşlığın Kaybı ve Çifte Vatandaşlık

Türk vatandaşlığı yalnızca kazanılmakla kalmaz; kanunda öngörülen hâllerde kaybedilebilir de. Vatandaşlığın kaybı, yetkili makam kararıyla (çıkma izni verilmesi veya vatandaşlığın kaybettirilmesi) ya da seçme hakkının kullanılması gibi yollarla gerçekleşebilir. Çıkma izni, başka bir devlet vatandaşlığını kazanan veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunan kişilere, belirli koşulların sağlanması hâlinde verilebilir. Vatandaşlığın kaybettirilmesi ise kanunda sınırlı olarak sayılan, kamu düzeni ve güvenliğine ilişkin ağır hâllere bağlanmıştır.

Türk hukuku, kural olarak çifte (çok) vatandaşlığa izin verir; yani bir kişinin Türk vatandaşlığı yanında başka devletlerin de vatandaşı olması mümkündür. Ancak bunun için, sonradan başka bir vatandaşlık kazanılması hâlinde ilgili makamlara bildirim ve izin usullerinin gözetilmesi gerekir. Çıkma izniyle Türk vatandaşlığını kaybeden eski Türk vatandaşlarına ve onların belirli yakınlarına, ülkeyle bağlarını sürdürmeleri amacıyla özel bir statü (mavi kart uygulaması) tanınmıştır; bu statü, bazı istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanma imkânı sağlar.

Vatandaşlığın kaybına ilişkin işlemler de idari işlem niteliğinde olduğundan, bu işlemlere karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Özellikle vatandaşlığın kaybettirilmesi gibi ağır sonuç doğuran işlemlerde, dayanak olguların gerçekliği, kanunda sayılan hâllerden birinin gerçekten mevcut olup olmadığı ve usulün doğru işletilip işletilmediği titizlikle denetlenir. Kişinin vatandaşlık statüsünü doğrudan etkileyen bu tür işlemlerde, sürelerin doğru hesaplanması ve dosyanın güçlü gerekçelerle hazırlanması özel önem taşır.

Aile Birliği ve Yabancıların Statüsü

Göç hukukunun uygulamada en sık gündeme gelen boyutlarından biri aile birliğidir. Türk vatandaşıyla evli yabancılar, izinli yabancıların eş ve çocukları ile bakmakla yükümlü olunan aile bireyleri için aile ikamet izni öngörülmüştür. Bu izin, ailenin bir arada yaşamasını hukuken güvence altına alır ve belirli koşulların sağlanmasına bağlıdır. Aile ikamet izniyle Türkiye'de kalan yabancılar, belirli süre sonunda kendi adlarına kısa dönem ikamet iznine geçiş yapabilirler.

Aile birliği kavramı, yalnızca ikamet izni açısından değil; sınır dışı, giriş yasağı ve vatandaşlık gibi diğer işlemlerin hukuka uygunluk denetiminde de dikkate alınabilecek bir unsurdur. Yabancının Türkiye'deki eşi, çocukları ve yakın aile bağları, bir işlemin ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Özellikle uzun süredir Türkiye'de yaşayan, ailesi burada bulunan yabancılar bakımından işlemin doğuracağı sonuçların ağırlığı, hukuki değerlendirmenin merkezinde yer alır.

Bu nedenle aile birliğine ilişkin işlemlerde, başvuru veya dava dosyasının yabancının aile bağlarını, Türkiye'deki hayatını ve kişisel durumunu somut belgelerle ortaya koyacak şekilde hazırlanması önem taşır. Evlilik cüzdanı, doğum belgeleri, birlikte yaşamı gösteren kayıtlar ve benzeri deliller, hem izin başvurularında hem de olası davalarda dosyanın esasını güçlendiren unsurlardır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Silifke'da Göç Davası Nasıl Açılır?

Göç ve vatandaşlık işlemleri idari nitelikte olduğundan, uyuşmazlıkların büyük çoğunluğu idari yargıda görülür; idari gözetime itiraz ise istisnaen adli yargı merciine yapılır.

Mahkeme / MerciGörev / İşlev
İdare MahkemesiOturma izni, çalışma izni, vatandaşlık, sınır dışı, giriş yasağı ve uluslararası koruma redlerine karşı iptal davalarında genel görevli ilk derece mahkemesi.
Sulh Ceza Hâkimliğiİdari gözetim kararına ve gözetimin uzatılmasına karşı yapılan itirazların incelendiği merci (özgürlüğü kısıtlayan tedbir).
Bölge İdare Mahkemesiİdare mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yolu incelemesi.
DanıştayKanunda öngörülen hâllerde temyiz mercii ve bazı düzenleyici işlemlerde ilk derece mahkemesi.
Yer bakımından yetki — Silifke

İdare mahkemeleri her ilçede değil, bölge esasına göre kurulduğundan, Silifke'da tesis edilmiş bir göç işlemine karşı açılacak dava, Mersin ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde görülür. İdari gözetime itiraz ise, yabancının bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Silifke kaynaklı bu dosyalar, Mersin Adliyesi bünyesindeki adli (hukuk/ceza) mahkemelerinden bağımsız olarak, kendi görev kuralları içinde ele alınır. Doğru mercie başvurmak, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur.

Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece her aşamada re'sen dikkate alınır. Örneğin, idari yargıya ait bir sınır dışı davasının adli yargıda açılması ya da idari gözetime itirazın idare mahkemesine yapılması, görev yönünden ret ile sonuçlanır ve değerli süreler kaybedilebilir. Bu davalarda sürelerin kısa (sınır dışıda yedi gün) olması, doğru mercii baştan belirlemeyi daha da kritik hâle getirir. Bu nedenle uyuşmazlığın türü belirlenir belirlenmez, ona uygun yargı yolunun ve mahkemenin doğru tespit edilmesi gerekir.

Başvurudan Karara: Göç ve Vatandaşlık Dava Süreci

Göç ve vatandaşlık uyuşmazlıklarında süreç, işlemin türüne göre farklılık gösterse de idari yargıda genel olarak yazılı yargılama usulüne tabidir. Sınır dışı gibi bazı davalar kısa sürede ve kesin olarak sonuçlandırılırken, oturma izni veya vatandaşlık davaları genel idari yargılama takvimini izler. Tipik bir süreç aşağıdaki adımlardan oluşur:

1
İşlemin incelenmesi

Tebliğ edilen idari işlem (ret, iptal, sınır dışı, giriş yasağı) ve gerekçesi incelenir; dava açma süresi tespit edilir.

2
Belge toplama

Pasaport, ikamet/çalışma izni belgeleri, tebligat, işlem dosyası ve kişisel durumu gösteren deliller derlenir.

3
Dava dilekçesi

Süresi içinde (sınır dışıda yedi, diğerlerinde altmış gün) idare mahkemesine dava açılır; gerekiyorsa yürütmenin durdurulması istenir.

4
Tebliğ ve savunma

Dilekçe idareye tebliğ edilir; idare işlem dosyasını ve savunmasını sunar. Dilekçeler karşılıklı teati edilir.

5
İnceleme

Mahkeme, re'sen araştırma ilkesiyle işlem dosyasını inceler; gerekirse ek bilgi ve belge getirtir.

6
Karar

Mahkeme; işlemin iptaline veya davanın reddine karar verir. Sınır dışı davalarında karar kesindir.

7
Kanun yolu

Kesin olmayan kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesi'nde istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna gidilir.

İdari yargının yazılı usulü, dilekçelerin niteliğini belirleyici kılar. Özellikle sınır dışı ve idari gözetim gibi özgürlüğü ve temel hakları doğrudan etkileyen konularda, itirazın kısa süre içinde ve güçlü gerekçelerle yapılması hayati önem taşır. Sürecin başında hukuki destek alınması, süre kaçırma, yanlış mercie başvuru ve eksik gerekçe gibi hataların önlenmesine yardımcı olur.

Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz

Göç ve vatandaşlık davalarında ilk derece idare mahkemesinin verdiği her karar kesin değildir; bazı işlemlerde kararlara karşı kanun yollarına başvurulabilir. Bunun ilk aşaması istinaftır: karar, Bölge İdare Mahkemesi tarafından hem maddi hem hukuki yönden yeniden incelenir. İstinaf, ilk derece kararındaki olası hataların düzeltilmesi için etkin bir yoldur; bölge idare mahkemesi kararı kaldırarak yeniden karar verebilir veya belirli hâllerde dosyayı geri gönderebilir. Ancak kanunda kesin sayılan kararlar bakımından istinaf yolu kapalıdır.

Burada önemli bir istisna, sınır dışı etme davalarıdır: bu davalarda idare mahkemesinin verdiği karar kesindir; yani ayrıca istinaf veya temyiz yoluna gidilemez. Bu özellik, sınır dışı davalarının hızlı sonuçlandırılması amacına hizmet eder, ancak aynı zamanda ilk derece aşamasının ne kadar kritik olduğunu da gösterir; çünkü bu tek dereceli yargılamada verilen karar nihaidir. Diğer göç ve vatandaşlık davalarında ise istinaf ve koşulları varsa temyiz (Danıştay) yolu, kararın tebliğinden itibaren işleyen süreler ve şekli koşullarla açık olabilir. Kanun yolu aşamalarının da titizlikle takip edilmesi, hak kaybını önler.

Gerekli Belgeler ve Deliller

Göç ve vatandaşlık işlemlerinde başvuru ya da davanın sağlıklı yürümesi için, işlemin türüne göre değişmekle birlikte aşağıdaki belge ve bilgilerin baştan toplanması önerilir:

  • Pasaport ve varsa vize, ikamet izni veya çalışma izni belgelerinin örnekleri
  • Dava konusu idari işlemin (ret, iptal, sınır dışı, giriş yasağı) aslı veya örneği ile tebliğ tarihini gösteren belge
  • İl Göç İdaresi veya ilgili idareyle yapılan başvuru, yazışma ve tebligat örnekleri
  • Aile birliğine ilişkin belgeler: evlilik cüzdanı, doğum belgeleri, birlikte yaşamı gösteren kayıtlar
  • Çalışma izni dosyalarında iş sözleşmesi, işveren belgeleri ve mesleki nitelik belgeleri
  • Vatandaşlık başvurularında ikamet sürelerini, Türkçe düzeyini ve geçim durumunu gösteren belgeler
  • Uluslararası koruma taleplerinde menşe ülke koşullarını ve kişisel riski destekleyen bilgi ve belgeler

Yabancı dildeki belgelerin yeminli tercümesi ve gerektiğinde apostil/onay işlemleri, resmî süreçlerin sağlıklı ilerlemesi için genellikle gereklidir. İdarede bulunan işlem dosyası, mahkemeden re'sen getirtilmesi talep edilerek dosyaya kazandırılabilir.

Göç ve Vatandaşlık İşlemlerinde Sık Yapılan Hatalar

Bu alandaki sürelerin kısalığı ve işlemlerin temel haklara etkisi, erken aşamada yapılan hataları ağır sonuçlara dönüştürebilir. Uygulamada en sık karşılaşılanlar:

  • Sınır dışı süresini kaçırmak: Karara karşı yedi günlük dava süresini gözden kaçırmak; süre hak düşürücü olduğundan dava esasa girilmeden reddedilir.
  • Yanlış mercie başvurmak: İdari gözetime itirazı idare mahkemesine, sınır dışı davasını adli yargıya götürmek gibi görev hatası yapmak.
  • İkamet iznini süresinde uzatmamak: Uzatma başvurusunu geciktirerek yasal statünün kesintiye uğramasına yol açmak.
  • Yürütmenin durdurulmasını talep etmemek: Telafisi güç sonuç doğuran işlemlerde geçici korumayı istememek.
  • Eksik belge ve gerekçe: Aile bağları, ikamet süresi veya kişisel durumu ortaya koyan delilleri dosyaya eksik sunmak.
  • Geri gönderme yasağını ileri sürmemek: Can güvenliği veya kötü muamele riski bulunan hâllerde bu güvenceyi dilekçede belirtmemek.

Bu hataların çoğu, sürecin başında hukuki destek alınarak önlenebilir. Özellikle kısa sürelerin doğru hesaplanması ve doğru mercii baştan belirlemek, dosyanın esastan incelenebilmesinin ön koşuludur.

Silifke'da Göç ve Vatandaşlık Hukuku Avukatı Seçerken

Göç ve vatandaşlık davaları; kısa ve hak düşürücü süreler, teknik idari yargı usulü ve çoğu kez yabancı dildeki belgelerle yürütülmesi nedeniyle uzmanlık ve titizlik gerektiren süreçlerdir. Avukat değerlendirmesinde öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular şunlardır:

  • Yabancılar hukuku deneyimi: Oturma/çalışma izni, sınır dışı ve idari gözetim dosyalarında birikim.
  • Süre ve usul hâkimiyeti: YUKK sürelerine (özellikle yedi günlük sınır dışı süresine) ve İYUK usulüne titiz yaklaşım.
  • Doğru mercii belirleme: İdare mahkemesi ile sulh ceza hâkimliği arasındaki ayrımı isabetle uygulayabilme.
  • Yerel yargı bilgisi: Bölgedeki idare mahkemeleri ve göç idaresi uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede sorabileceğiniz sorular

  • İşlemin tebliğ tarihine göre dava veya itiraz sürem ne zaman doluyor?
  • Bu uyuşmazlık idare mahkemesinde mi yoksa sulh ceza hâkimliğinde mi görülür?
  • İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulmasını istememiz gerekir mi?
  • Dosyamda geri gönderme yasağı veya aile birliği gibi öne çıkarılabilecek unsurlar var mı?
  • Sürecin yaklaşık aşamaları, süresi ve ücretlendirme nasıl işler?

Göç ve Vatandaşlık Hukukunun Diğer Uygulama Alanları

Göç ve vatandaşlık hukuku, yukarıda ele alınan başlıkların ötesinde, yabancıların günlük yaşamını doğrudan etkileyen pek çok işlem ve statüyü kapsar. İki temel eksende sık karşılaşılan konular şöyle özetlenebilir:

Geçici ve İnsani Koruma

Kitlesel akın hâllerinde tanınan geçici koruma statüsü ile bireysel durumlarda gündeme gelen insani ikamet izni, kendine özgü koşulları ve başvuru usulleriyle önem taşır.

İnsan Ticareti Mağdurları

İnsan ticareti mağduru olduğu değerlendirilen yabancılara, korunmaları amacıyla özel bir ikamet izni ve destek mekanizması öngörülmüştür.

Vatansızlık

Hiçbir devletin vatandaşı olmayan (vatansız) kişilerin statüsünün belirlenmesi ve bunlara tanınan haklar, uluslararası düzenlemelerle de bağlantılı özel bir alandır.

Mavi Kart ve Eski Türk Vatandaşları

Çıkma izniyle vatandaşlıktan ayrılan eski Türk vatandaşları ve yakınlarına tanınan mavi kart statüsü, ülkeyle bağların sürdürülmesini sağlar.

Bu alanların her biri kendine özgü mevzuata, başvuru mercilerine ve sürelere sahiptir. Örneğin geçici koruma ile bireysel uluslararası koruma başvurusunun usulü ve sonuçları birbirinden farklıdır; benzer şekilde vatansızlık statüsünün belirlenmesi ayrı bir değerlendirme sürecine tabidir. Bu nedenle bir yabancının içinde bulunduğu durumun hangi statü ve usul altında ele alınacağının doğru belirlenmesi, sürecin isabetli yürütülmesinin ilk adımıdır. Yanlış statü veya yanlış başvuru yolu, hem zaman kaybına hem de hak kaybına yol açabilir.

İlgili Mevzuat

  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (6458)
    İkamet izni, sınır dışı, idari gözetim, vize, giriş yasağı ve uluslararası koruma
  • Türk Vatandaşlığı Kanunu (5901)
    Vatandaşlığın doğumla ve sonradan kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması
  • Uluslararası İşgücü Kanunu (6735)
    Çalışma izni, bağımsız çalışma izni ve Turkuaz Kart uygulaması
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577)
    İptal davası, dava açma süreleri, yürütmenin durdurulması ve kanun yolları
  • İlgili yönetmelikler ve uluslararası sözleşmeler
    Uygulama yönetmelikleri ve geri gönderme yasağını içeren uluslararası düzenlemeler

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Geri gönderme yasağı

Yabancının, işkence veya insanlık dışı muameleye maruz kalma riski bulunan bir ülkeye gönderilemeyeceği; sınır dışı işleminde bu riskin somut olarak değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım.

İlke · Aile birliği ve ölçülülük

Sınır dışı ve giriş yasağı gibi işlemlerde, yabancının Türkiye'deki aile bağları ve kişisel durumunun gözetilerek işlemin ölçülü olup olmadığının denetlenmesi gerektiği değerlendirmesi.

İlke · Takdir yetkisi ve hukuka uygunluk

Vatandaşlığa alınmada idarenin geniş takdir yetkisi bulunduğu; yargı denetiminin yerindeliği değil, işlemin hukuka uygunluğunu kapsadığı yönündeki temel sınır.

İlke · İdari gözetimde ölçülülük

İdari gözetimin, ancak kanunda sayılan koşulların ve gerekliliğin bulunması hâlinde sürdürülebileceği; koşullar ortadan kalktığında tedbire son verilmesi gerektiği ilkesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Silifke'da sınır dışı (deport) kararına karşı nereye başvurulur?

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca sınır dışı etme (deport) kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine dava açılabilir. Bu dava, Silifke kaynaklı bir işlemde Mersin ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde görülür; Mersin Adliyesi bünyesindeki adli mahkemelerden ayrı bir yargı düzenidir. Dava açılması, kararın yerine getirilmesini kanun gereği durdurur ve mahkeme on beş gün içinde karar verir; bu karar kesindir. Yedi günlük süre hak düşürücü niteliktedir, bu nedenle tebliğ tarihinin doğru tespiti kritik önem taşır.

İdari gözetim kararına itiraz edilebilir mi?

Sınır dışı etme kararı alınan yabancı hakkında geri gönderme merkezinde idari gözetim kararı verilebilir. Bu karara karşı yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvuru, idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz ancak hâkim değerlendirmeyi beş gün içinde sonuçlandırır. İdari gözetimin sürdürülmesinde kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından gereklilik kalmadığında gözetime son verilir. İdari gözetim süresi kanunda azami sınırlarla belirlenmiştir ve her ay düzenli olarak gözden geçirilir; koşullar ortadan kalktığında yabancı serbest bırakılır.

Türk vatandaşlığı hangi yollarla kazanılır?

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre vatandaşlık, doğumla (soy bağı veya doğum yeri esası) ya da sonradan kazanılabilir. Sonradan kazanma; genel başvuru (yasal ikamet ve diğer koşullar), evlilik yoluyla, istisnai yolla (ülkeye önemli katkı, yatırım gibi hâllerde), yeniden kazanma ve seçme hakkının kullanılması gibi yolları kapsar. Her yolun kendine özgü koşulları ve başvuru usulü vardır; örneğin evlilik yoluyla kazanmada belirli süredir devam eden ve aile birliği içinde yaşanan bir evlilik aranır. Başvurular Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde değerlendirilir.

Oturma izni başvurusu reddedilirse ne yapılabilir?

Oturma (ikamet) izni başvurusunun reddi, uzatılmaması veya iptali bir idari işlemdir ve idare mahkemesinde iptal davasına konu olur. Genel dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür. Redde karşı dava açarken, işlemin dayanağı gerekçelerin hukuka uygunluğu ve yabancının kişisel durumu (aile bağları, öğrenim, çalışma, sağlık gibi) değerlendirilir. Bazı hâllerde işlemin uygulanması telafisi güç sonuçlar doğurabileceğinden, iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmesi önem taşır. Sürenin doğru hesaplanması hak kaybını önler.

Çalışma izni nasıl alınır, kim başvurur?

Yabancıların Türkiye'de çalışması kural olarak çalışma iznine tabidir. Çalışma izni başvurusu genellikle yabancıyı istihdam edecek işveren tarafından, yurt içinden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na elektronik ortamda yapılır; yurt dışından ise ilgili temsilcilik aracılığıyla başvurulur. Çalışma izni belirli süreli olarak verilir ve sonraki başvurularda süre uzatımı mümkündür. Bağımsız çalışma izni ve Turkuaz Kart gibi özel türler de bulunur. Çalışma izni aynı zamanda ikamet izni yerine geçtiğinden, başvurunun eksiksiz ve doğru belgelerle yapılması sürecin sağlıklı ilerlemesi için önemlidir.

Türkiye'ye giriş yasağı (tahdit) nasıl kaldırılır?

Hakkında Türkiye'ye giriş yasağı (tahdit kodu) konulan yabancı, bu işleme karşı idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Giriş yasağı; sınır dışı edilen, vize ihlali yapan veya kamu düzeni-güvenliği bakımından sakıncalı görülen yabancılara uygulanabilir ve belirli bir süreyle sınırlıdır. İşlemin dayanağının ve süresinin hukuka uygunluğu yargı denetimine tabidir. Ayrıca yasağın kaldırılması veya kapsamının değiştirilmesi için idareye başvuru yolu da bulunabilir. Aile birliği, uzun süreli ikamet gibi durumlar, ölçülülük değerlendirmesinde dikkate alınabilecek unsurlar arasındadır.

Uluslararası koruma (iltica/sığınma) başvurusu nasıl yapılır?

Menşe ülkesine dönemeyecek kişiler, Türkiye'de uluslararası koruma başvurusunda bulunabilir. Başvuru valiliklere yapılır ve İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından değerlendirilir. Başvuru sahibine mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü tanınabilir. Başvurunun reddi hâlinde idari itiraz (Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonu) ve ardından idare mahkemesinde dava yolu açıktır. Süreç boyunca geri gönderme yasağı (non-refoulement) ilkesi gözetilir; kişi işkence veya kötü muamele riski bulunan bir ülkeye gönderilemez. Başvuru sürecinde tercüman ve hukuki destek hakları önemlidir.

Vatandaşlık başvurusunun reddine karşı dava açılabilir mi?

Sonradan vatandaşlık kazanma başvurusunun reddi bir idari işlem olduğundan, kural olarak idare mahkemesinde iptal davasına konu olabilir. Ancak vatandaşlığa alınmada idarenin geniş bir takdir yetkisi bulunduğu ve bu takdirin yerindeliğinin yargı denetimi dışında kaldığı gözetilir; mahkeme yalnızca işlemin hukuka uygunluğunu (yetki, şekil, sebep, konu, maksat) denetler. Başvurunun hangi gerekçeyle reddedildiği, koşulların gerçekten mevcut olup olmadığı ve usulün doğru işletilip işletilmediği değerlendirilir. Dava açma süresi, redde ilişkin işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür.

Göç ve vatandaşlık davalarında avukat tutmak zorunlu mu, süreç ne kadar sürer?

İdari yargıda avukatla temsil zorunlu değildir; kişi başvurusunu ve davasını kendisi de takip edebilir. Ancak Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'ndaki süreler (örneğin sınır dışı kararına yedi gün, oturma izni işlemlerine altmış gün) teknik ve kısa olduğundan, hukuki destek hak kayıplarını azaltır. Sürecin toplam süresi; işlemin türüne, dosyanın niteliğine, mahkemenin iş yüküne ve varsa istinaf aşamasına göre değişir. Sınır dışı davalarında mahkeme kısa sürede karar verirken, oturma izni veya vatandaşlık davaları genel idari yargılama takvimine tabidir. Kesin bir süre taahhüdü verilemez.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Süreler (özellikle sınır dışı kararına karşı yedi günlük süre) ve doğru başvuru mercii dosyaya göre farklılık gösterdiğinden, bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar