Dava Nasıl Açılır? Dilekçeden Duruşmaya Adım Adım Rehber
Elinizde hak var, karşı taraf ödemiyor ya da söz verdiğini yapmıyor; kafanızda tek bir soru dönüp duruyor: "Dava açsam ne olur, nereden başlayacağım?" Cevap şu: dava açmak sanıldığı kadar gizemli bir süreç değil. Doğru sırayla ilerleyen, her adımda neyin neden yapıldığını bilen biri için bu süreç hem yönetilebilir hem de sonuç verir. Ama aynı zamanda şunu da söyleyelim — hukuk usulü, esastan önce gelir. Yani haklı olduğunuz bir davayı yanlış dilekçe, yanlış mahkeme ya da atlanmış arabuluculuk aşamasıyla usulden kaybedebilirsiniz. Bu rehber tam da bu yüzden yazıldı.
Türkiye'de her yıl milyonlarca dava açılıyor. Bunların önemli bir kısmı ilk aşamada — yani esas numarası alınmadan ya da alındıktan hemen sonra — usul hatalarıyla düşüyor. Arabulucuya gitmeden açılan iş davası, eksik yazılmış dilekçe, yanlış mahkemeye yapılan başvuru... Bunların hepsi hem zaman hem para kaybı. Bu rehberde dilekçeyi kaleme almadan önce yapılması gerekenlerden başlayıp esas numarası almanıza, ardından duruşma sürecini takip etmenize kadar her adımı sırasıyla ele alacağız.
Alacağını Alamayan Serbest Çalışanın Altı Haftası

Selin, serbest grafik tasarımcı. (İsimler temsilidir.) İstanbul'da orta ölçekli bir reklam ajansına üç aylık proje teslim etti; toplam fatura bedeli hukuki süreç başlattığında tartışmalı hale geldi. Ajans önce "muhasebemiz onaylıyor" dedi, ardından "proje eksik" dedi, sonra telefona çıkmadı. Selin iki ay boyunca e-posta gönderdi, mesaj attı, bir ara ofise gitti — kapıyı bulamadı. Dosyasında iş sözleşmesi, onay e-postaları ve teslim ekran görüntüleri vardı. "Dava açayım" dedi. Ama nereden başlayacağını bilmiyordu.
İlk haftada avukat arkadaşına danıştı. Arkadaşı şunu söyledi: "Bu ticari alacak davası — arabulucuya git önce, yoksa mahkeme direk reddeder." Selin bu bilgiyi hiç duymamıştı. Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın sistemine girdi, bölgesindeki arabulucular listesinden birine başvurdu. Arabulucu iki tarafı da çağırdı; ajans temsilcisi toplantıya katılmadı. Son tutanak düzenlendi: "Anlaşma sağlanamadı." Bu tutanak ileride dilekçenin zorunlu eki olacaktı.
İkinci haftada Selin mahkeme araştırması yaptı. Ticari alacak davası, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gidecekti. İstanbul'da birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunduğundan yetki konusunda karışıklık yaşadı; sonunda sözleşmedeki yetki şartına baktı — "İstanbul mahkemelerinde" yazıyordu, bu yüzden tevzi bürosuna herhangi birinde başvurabilirdi.
Üçüncü ve dördüncü haftada dilekçeyi hazırladı. Avukat arkadaşı HMK 119 maddelerini tek tek anlattı; Selin sekiz zorunlu unsuru — mahkeme adı, tarafların TC kimlik numaraları ve adresleri, dava konusu ve değeri, vakıaların sıralı özeti, her vakıaya karşılık gelen deliller, hukuki sebep, açık talep sonucu — eksiksiz yazdı. Arabuluculuk son tutanağını, iş sözleşmesini, e-posta ekranını ve faturayı ek olarak hazırladı.
Beşinci haftada adliye tevzi bürosuna gitti. Harç hesaplandı, vezneye ödendi. Gider avansı yatırıldı. O an ekranda beliren sayılar Selin için çok anlam taşıyordu: esas numarası almıştı. Dava resmen açılmıştı; zamanaşımı o an kesildi, derdestlik o an doğdu. Altıncı haftada ajans tebligatı aldı. Selin artık sürecin içindeydi — kaygılı ama kararlı.
Dava Öncesi Kontrol: Arabuluculuk Şartı ve Süre Tuzağı

Dava açmadan önce yapmanız gereken iki kritik kontrol var. Bunları atlamak, sonradan telafisi güç kayıplara yol açar. Birincisi: arabuluculuk zorunlu mu? İkincisi: hakkın hâlâ yaşıyor mu? Yani zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuş mu?
Türk hukukunda bazı uyuşmazlık türlerinde mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Bu alanlarda arabulucuya gitmeden açılan dava, esasa bile girilmeden, mahkeme tarafından usulden reddedilir. Hem harç hem emek hem de zaman boşa gider. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki başlıca alanlar şunlar:
- İşçi-işveren alacakları ve işe iade davaları: İş Kanunu kapsamındaki tüm alacak uyuşmazlıkları.
- Ticari para alacağı davaları: Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki para ve tazminat talepleri.
- Tüketici uyuşmazlıkları: Tüketici Hakem Heyeti parasal sınırının üzerindeki uyuşmazlıklar (sınır her yıl güncellenir).
- Kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, komşu hukuku: 2023 sonrasında eklenen bu kategoriler artık zorunlu arabuluculuk kapsamında.
Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşma olsun ya da olmasın bir "son tutanak" düzenlenir. Bu tutanak dilekçenize ek olarak sunulmazsa dava yine usulden reddedilir. Tutanağı aldıktan sonra dava açma için iki haftalık süre öngörülmüş olduğunu da akılda tutun — süre konusunda avukat danışmanlığı almanız önerilir.
İkinci kritik kontrol zamanaşımıdır. Hakkınız var olabilir ama dava açma süresi dolmuşsa mahkeme bu itirazı kabul eder ve davanızı reddeder. Genel zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu'nda on yıl olsa da çeşitli özel düzenlemelerle bu süre iki yıla, beş yıla hatta daha kısa sürelere inebilir. Hak düşürücü süreler ise zamanaşımından farklıdır — mahkeme bunları kendiliğinden gözetir ve süre geçmişse hak tamamen sona erer. Bu nedenle dava açmayı düşündüğünüz andan itibaren bir avukata "bu hak hâlâ dava edilebilir mi?" sorusunu sormak en doğrusu. Selin'in vakasında üç yıllık süre içinde ticari alacaklar için belirlenen süre henüz dolmamıştı — ama birkaç ay daha beklese durum farklı olabilirdi.
Doğru Mahkeme: Görev ve Yetki Pusulası

Dava açacağınız mahkemeyi iki ayrı kavram belirler: görev ve yetki. Görev, davanın hangi tür mahkemede görüleceğini; yetki ise hangi şehir ya da ilçedeki mahkemede görüleceğini belirler. İkisini de doğru tespit etmek gerekir.
Görev açısından şu temel ayrımı hatırlayın: Asliye Hukuk Mahkemesi genel görevli mahkemedir; başka bir mahkeme özel olarak görevlendirilmemişse dava buraya açılır. Ancak pek çok alanda özel mahkemeler bulunur ve bu mahkemelerin olduğu yerde dava oraya açılmak zorundadır:
- Tüketici Mahkemesi: Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar.
- İş Mahkemesi: İşçi-işveren uyuşmazlıkları.
- Aile Mahkemesi: Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı.
- Asliye Ticaret Mahkemesi: Ticaret hukukundan doğan uyuşmazlıklar.
- Sulh Hukuk Mahkemesi: Kira tespiti, ortaklığın giderilmesi ve benzeri belirli davalar.
Yetki açısından genel kural şudur: Dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Ama bu kuralın birçok istisnası var. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Taşınmaza ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir — başka mahkeme seçilemez. Sözleşmelerde bazen "İstanbul mahkemeleri yetkilidir" gibi yetki şartları bulunur; bu şartlar kural olarak geçerlidir.
Yanlış mahkemede dava açarsanız ne olur? Mahkeme, görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verir. Bu karardan itibaren iki hafta içinde dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi için talepte bulunabilirsiniz. Talebin zamanında yapılması önemlidir; aksi hâlde dava düşebilir. Bu konunun teknik nüansları nedeniyle, özellikle yetki itirazı bekleniyorsa avukat danışmanlığı almanız önerilir.
Dilekçe Anatomisi: HMK Madde 119'un 8 Zorunlu Unsuru

Dava dilekçesi, mahkemeye anlattığınız hikayenin resmi çerçevesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi, dava dilekçesinde bulunması gereken unsurları açıkça saymıştır. Bu unsurlardan herhangi biri eksikse mahkeme size bir haftalık kesin süre tanır. Süre içinde eksikliği tamamlamazsanız dava açılmamış sayılır — tüm harç ve emeğiniz boşa gider. Dilekçeyi baştan eksiksiz ve doğru yazmak bu yüzden o kadar kritik.
| Sıra | Zorunlu Unsur | Pratik Açıklama |
|---|---|---|
| 1 | Mahkemenin Adı | Hangi mahkemeye açıldığı açıkça yazılır (ör. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi) |
| 2 | Tarafların Bilgileri | Davacı ve davalının adı-soyadı, TC kimlik numarası, açık adresi; tüzel kişilerde ticaret sicil numarası |
| 3 | Dava Konusu ve Değeri | Ne talep edildiği, talep edilen miktarın harca esas değeri — nispi harç hesabının temeli bu |
| 4 | Vakıaların Özeti | Olaylar sıra numarasıyla, kronolojik ve açık biçimde anlatılır — "1. Davacı, 10.01.2025 tarihinde..." formatı |
| 5 | Deliller | Her vakıaya hangi delilin dayanak gösterildiği ayrıca belirtilir (belge, tanık, bilirkişi, keşif) |
| 6 | Hukuki Sebep | Dayanılan kanun maddeleri ve hukuki ilkeler (ör. Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu) |
| 7 | Talep Sonucu | Ne istediğiniz açık ve net — "... TL alacağın yasal faiziyle birlikte ödenmesi" gibi |
| 8 | İmza | Davacı veya vekilinin ıslak ya da e-imzası |
Talep sonucunu yazarken dikkatli olun: "para istiyorum" yazmak yetmez. Faiziyle mi istiyorsunuz? Hangi tarihten itibaren? Temerrüt faizi mi, yasal faiz mi? Bunları açıkça belirtmezseniz mahkeme yalnızca talep ettiğiniz kadarına hüküm kurabilir. Aynı şekilde belirsiz alacak davası ve kısmi dava kavramları da önemlidir: dava değerini tam bilemiyorsanız ya da ileride artırma ihtimaliniz varsa, bu seçenekleri avukatınızla değerlendirmeniz, harç ve masraf hesabı açısından da fark yaratabilir.
Dilekçeyi yazan arzuhalci ya da dilekçe büroları sorumluluk taşımaz; imzalayan siz olduğunuz için hata da size aittir. Karmaşık davalarda bir avukattan en azından dilekçe incelemesi almanız, küçük bir ücret karşılığında çok büyük bir güvence sağlar.
Harç, Tevzi ve Esas Numarası: Davanın Doğum Anı

Dilekçeniz hazır, tüm ekler tamam. Şimdi adliyeye gidiyorsunuz. İlk durağınız tevzi bürosu. Burada dilekçenizi teslim edersiniz; görevli hangi mahkemeye gönderileceğine karar verir (birden fazla şube varsa aralarında dağıtım yapılır). Ardından harç hesaplaması yapılır.
Harçlar iki türlüdür. Maktu harç: dava değerinden bağımsız, sabit tutarlıdır. Nispi harç: dava değerinin belirli bir yüzdesi olarak hesaplanır — para alacaklarında bu tür harç uygulanır. Harç tarifeleri her yıl güncellenir, bu nedenle bu rehberde kesin rakam vermiyoruz. Güncel değerler için adliye veznesini ya da Adalet Bakanlığı'nın online harç hesaplama aracını kullanabilirsiniz. Harca ek olarak gider avansı da yatırılır; bu avans tebligat, bilirkişi, keşif gibi yargılama giderleri için kullanılır, fazlası dava bitiminde iade edilir.
Harç ve avansı yatırdıktan sonra size verilen esas numarası, davanın doğduğu andır. Bu numara her şeyi değiştirir:
- Zamanaşımı, davanın açıldığı — yani dilekçenin kaydedildiği — tarihten itibaren kesilir.
- Derdestlik bu andan doğar: aynı konu, aynı taraflar arasında başka bir dava açılamaz.
- Esas numarası sayesinde UYAP üzerinden dava dosyanızı takip edebilirsiniz.
Selin de o gün vezne makbuzunu aldığında esas numarasına bakıp derin bir nefes aldı. Altı haftanın yorgunluğu vardı omuzlarında, ama artık resmi süreç başlamıştı. Karşı tarafın hesap vermesi gerekecekti — ya masada ya mahkemede.
UYAP'tan E-Dava: Adliyeye Gitmeden Açılış

Artık adliyeye gitmek zorunda değilsiniz — en azından e-imzanız ya da mobil imzanız varsa. UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dava açmak hem zaman hem de ulaşım açısından büyük kolaylık sağlıyor. Süreç şu şekilde işliyor:
E-Dava Açma Adımları
- UYAP Vatandaş Portalı'na e-Devlet şifresi, e-imza veya mobil imzayla giriş yapılır.
- "Yeni Dava Aç" seçeneğiyle mahkeme türü ve dava konusu belirlenir.
- Dilekçe PDF formatında sisteme yüklenir; ekler (belgeler, arabuluculuk tutanağı vb.) ayrı dosyalar olarak eklenir.
- Harç ve gider avansı online olarak kredi kartı veya banka transferiyle ödenir.
- Sistem ödeme onaylandıktan sonra otomatik olarak esas numarasını oluşturur ve size bildirir.
Sistemin sizi yönlendirdiği adımları dikkatlice takip edin; yanlış kategoriye dava açmak sistem üzerinden de mümkündür. Dosyanın hangi mahkemeye düştüğünü sistem size gösterir; bundan sonra duruşma günü ve diğer tüm gelişmeler UYAP'ta anlık takip edilebilir, SMS bildirimi de alınabilir. Bu özelliği nasıl kullanacağınızı UYAP dava takip rehberimizde detaylı anlattık.
Avukatlar için ise ayrı bir UYAP Avukat Portalı bulunuyor. Avukatlar bu portal üzerinden müvekkillerinin davalarını yönetiyor, belgeler yüklüyor ve tüm tebligatları elektronik ortamda alıyor. Avukatla çalışıyorsanız dava takibini büyük ölçüde avukatınızın yapacağını bilin; sizi UYAP üzerinden vekil olarak sisteme ekleyecektir.
Dava Açıldıktan Sonra: Cevap, Ön İnceleme, Tahkikat Zinciri

Esas numaranız oluştuktan sonra süreç üç ana aşamada ilerler: dilekçeler aşaması, ön inceleme ve tahkikat, ardından karar. Her aşamanın kendine özgü süreleri ve kuralları var; bu kurallara uymamak ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Dilekçeler Aşaması
Mahkeme davalıya dava dilekçesini tebliğ eder. Davalının cevap süresi iki haftadır. Bu süre, haklı gerekçelerle uzatılabilir. Davalı cevap dilekçesini gönderdikten sonra davacı "cevaba cevap" verebilir; ardından davalı da "ikinci cevap" hakkını kullanabilir. Bu dilekçeler turu iddiaların ve savunmaların kağıda dökülmesini tamamlar. Bu aşamada özellikle dikkat edilmesi gereken bir kural var: iddianın genişletilmesi yasağı. Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın yeni vakıalar ve talepler eklemek çok kısıtlıdır. Baştan tam ve doğru yazmak bu yüzden bu kadar kritik.
Ön İnceleme Duruşması
Dilekçeler aşaması bittikten sonra mahkeme ön inceleme duruşması için gün verir. Bu duruşmada birkaç önemli şey olur: Hâkim tarafları sulha (anlaşmaya) teşvik eder. Uyuşmazlık konusu netleştirilir — taraflar gerçekte neyi tartışıyor? Delil ve tanık listeleri kesinleşir. Bu son madde çok önemli: ön inceleme duruşmasında bildirmediğiniz tanık ya da delili sonradan sunmak çok güçtür; mahkeme kabul etmeyebilir. Tanıklarınızın ve delillerinizin tam listesini ön incelemeye kadar hazırlamış olun.
Tahkikat
Ön inceleme tamamlandıktan sonra dava tahkikat aşamasına girer. Tanıklar dinlenir, bilirkişi atanır (gerekiyorsa), keşif yapılır. Bilirkişi süreçleri davayı uzatan en önemli etkenlerden biridir; özellikle teknik konulardaki davalarda bilirkişi raporu aylar sürebilir. Taraflar bilirkişi raporuna itiraz edebilir. Tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılama yapılır ve mahkeme kararını açıklar.
İstinaf
Karardan sonra iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilirsiniz. Bölge Adliye Mahkemeleri istinaf merciidir. İstinaf ret edilirse temyiz için Yargıtay'a gidilebilir. Her aşamanın ayrı süreleri ve harçları var; bu aşamalara geçmeden önce avukat değerlendirmesi almanız önerilir.
Avukatsız Olur mu? Ceza ve İdare Davalarında Yol Pusulası

Türk hukukunda medeni hukuk davalarında avukat tutmak zorunlu değildir. Kendi davanızı kendiniz açabilir, takip edebilirsiniz. Ama bu bilgiyle birlikte dürüst bir risk analizini de yapmalısınız.
Avukatsız davalarda en büyük tehlike, haklı olmak ama usulden kaybetmektir. Süre kaçırmak, süresi içinde delil bildirmemek, ıslah hakkını yanlış kullanmak, yanlış talep sonucu yazmak — bunların hiçbiri "haksız" olmaktan kaynaklanmaz. Hepsi teknik hukuk usulü hatalarıdır ve mahkemeler bunları sizin lehinize görmezden gelmiyor. Pek çok vatandaş bu tuzaklarla karşılaşmıştır.
Öte yandan şunu da belirtelim: düşük değerli, belgeli, karmaşık olmayan bir tüketici davası ya da kira uyuşmazlığı, bilgili ve dikkatli bir vatandaş tarafından takip edilebilir. Sınır, davanın değeri ve karmaşıklığıdır. Belirsizlik varsa, adli yardım kapsamında ücretsiz avukat talep edebileceğinizi hatırlatırız. Ayrıca baronun baro danışma hatları ve hukuk klinikleri de bu konuda yol gösterici olabilir.
Peki ya farklı bir dava türünüz varsa? İşte kısa bir pusula:
| Dava Türü | Nasıl Başlar? | Kim Açar? | Nereye? |
|---|---|---|---|
| Hukuk Davası | Dava dilekçesiyle | Davacı (veya avukatı) | Görevli-yetkili mahkeme |
| Ceza Davası | Şikayet veya suç duyurusu | Savcılık dava açar; mağdur şikayet eder | Cumhuriyet Savcılığı |
| İdare Davası | İdari işlemin tebliğinden itibaren genellikle 60 günde | Etkilenen kişi (veya avukatı) | İdare Mahkemesi |
Bu üç yolu birbirine karıştırmak çok yaygın bir hata. Kamu kurumuna karşı açacağınız iptal davası idare mahkemesine gider, hukuk mahkemesine değil. Bir suçun mağduru olduysanız dilekçenizi savcılığa verin, mahkemeye değil. Şüphe duyduğunuzda bir avukatan danışın — ilk görüşme çoğunlukla durumu netleştirir.
Sık Yapılan 7 Hata

Bu rehberi okuyan yüzlerce kişiyle benzer deneyimlere baktığımızda, dava süreçlerinde tekrar tekrar karşılaşılan yedi kritik hata öne çıkıyor. Bunları okuyun ve not alın — bunların çoğu kolayca önlenebilir:
- Arabuluculuğu atlayıp doğrudan dava açmak. Zorunlu arabuluculuk kapsamındaki davalarda bu hata; hem harç hem zaman kaybına yol açar. Önce arabuluculuk şartını kontrol edin.
- Zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri kontrol etmemek. "Hakkım var" demek yetmez. "Hakkım hâlâ dava edilebilir mi?" sorusunu sormak şart. Bu kontrol yapılmadan bir adım bile atılmamalı.
- Yanlış mahkemede dava açmak. Görevli mahkeme yanlışsa dosya başka mahkemeye gönderilir; bu da aylarca sürebilir. Mahkeme türünü baştan doğru belirleyin.
- Dilekçede talep sonucunu eksik ya da belirsiz yazmak. "Paramı istiyorum" yetmez. Faiz, tarih, tutar açık olmalı. Mahkeme ancak talep ettiğiniz kadarına hükmeder.
- Delil ve tanıkları ön incelemeye kadar bildirmemek. Ön inceleme duruşmasından sonra sunulan delil ve tanıklar kabul edilmeyebilir. Listelerinizi önceden hazırlayın.
- Tebligat adresini güncel tutmamak. Tebligat eski adresinize gidip yapılmış sayılırsa süreler aleyhinize işlemeye başlayabilir. Adres değişikliklerini hem nüfus müdürlüğüne hem de mahkeme dosyasına bildirin.
- Duruşmaya gitmemek ya da "avukatım halleder" diye pasif kalmak. Duruşmaya mazeretsiz katılmamak, dava hakkınızın kaybedilmesine zemin hazırlayabilir. Avukatınız olmasa bile mazeret bildirin; avukatınız varsa yine de gelişmeleri takip edin.
Kişiye Özel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

Her dava farklıdır. Bu rehber size genel yol haritasını verdi; ama sizin davanızın kendi özel koşulları var. Karşı tarafın tavrı, belgelerin güçlü ya da zayıf olması, uyuşmazlığın tutarı, zamanaşımı durumu, mahkemenin iş yükü — bunların hepsi sonucu etkiler. Bu rehberi okuduktan sonra yapabileceğiniz en değerli şey, davanızı bir avukata özet olarak anlatmak ve "bu davayı açmaya değer mi, açarsam şansım ne kadar?" diye sormaktır.
Parasal sınır nedeniyle avukat tutamıyorsanız, adli yardım yoluyla ücretsiz avukatlık hizmetine başvurabilirsiniz. Barolar da hukuki danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri sunuyor. Platformumuzda tazminat hukuku avukatları başta olmak üzere her branştan avukatlara ulaşabilir, hukuki sorularınızı ücretsiz sorabilirsiniz.
Hakkınız varsa ve süresi dolmamışsa dava açmaktan korkmayın. Ama açmadan önce bu rehberdeki adımları bir kez daha gözden geçirin; arabuluculuk şartını kontrol edin, doğru mahkemeyi belirleyin, dilekçeyi eksiksiz yazın. Hukuk, sabırla ve doğru adımlarla yürüyenlerin yanındadır.