El Konulan Telefon ve Eşyanın İadesi: CMK 134 ve İtiraz Yolları
Soruşturma başladığında polisler kapınıza gelir, telefonunuzu alır ve bir tutanak imzalatır. "İnceleme tamamlanınca iade edilecek" denir. Bir ay geçer, iki ay geçer, altı ay geçer — cihazınız hâlâ "adli bilişim biriminde." Bu süreçte bankacılık uygulamalarınıza erişemez, çocuğunuzun doğum fotoğraflarına bakamaz, işinizi yürütemezsiniz. Hayatınızın önemli bir parçası rehin kalmış gibidir.
Oysa Türk ceza muhakemesi hukuku bu durumu meşru kabul etmez. CMK 134, dijital bir cihazda veri kopyası (imaj) alındıktan sonra cihazın gecikmeksizin iade edilmesini zorunlu kılar. Kopyalama tamamlandıysa elinizdeki cihazı tutmak artık hukuki dayanaktan yoksundur. Pek çok kişi bu hakkın farkında olmadığı için aylarca bekler; oysa doğru dilekçeyle bu süreç önemli ölçüde kısalabilir. Bu makale size o yolu adım adım gösterecek.
Vaka: İş Telefonuna El Konulan Esnafın Yedi Aylık Bekleyişi

Murat, İstanbul'da küçük bir elektronik dükkanı işletiyordu (isimler temsilidir). Bir müşteri şikâyeti üzerine başlatılan dolandırıcılık soruşturmasında kendisi şüpheli sıfatıyla ifade vermek zorunda kaldı; ifade sırasında iş telefonuna el konuldu. Tutanakta "delil niteliğinde" ibaresi yer alıyordu. Telefonunda müşteri yazışmaları, tedarikçi sözleşmeleri, pos makbuzu fotoğrafları ve iki yıllık iş kayıtları vardı. Aynı zamanda tek banka uygulaması da buydu.
İlk üç ay savcılığa gidip gitti, her seferinde "bilişim birimi inceliyor" yanıtını aldı. Dördüncü ayda bir avukata danıştı. Avukat dosyayı inceledi ve durumu netleştirdi: adli bilişim raporu aslında dördüncü haftada tamamlanmıştı; cihaz imajı alınmış, kopya savcılık dosyasına eklenmiş, ancak cihazın iadesiyle kimse ilgilenmemişti. CMK 134'ün öngördüğü "imaj alındıktan sonra geciktirmeksizin iade" yükümlülüğü fiilen işletilmemişti.
Avukat savcılığa "imaj alındığı anlaşılmaktadır, delil olarak kopya yeterlidir, cihazın CMK 131 ve 134 uyarınca iadesi talep olunur" içerikli dilekçeyi sundu. Savcılık on gün içinde yanıt vermedi. Bunun üzerine Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz dilekçesi açıldı. Hâkimlik üç hafta içinde karar verdi: cihazın iadesine. Murat yedi ay sonra telefonunu geri aldı. Dolandırıcılık soruşturması ise takipsizlikle sonuçlandı; bu kez CMK 141/1-j kapsamında tazminat davası yolunu değerlendirdiler. Murat'ın hikâyesi bu makalenin her bölümünde karşınıza çıkacak — çünkü yaptığı hatalar ve attığı doğru adımlar, pek çok kişinin yaşadığı sürecin birebir yansımasıdır.
Elkoyma Hukuku: Karar ve Onay Zinciri

Türk ceza muhakemesi hukukunda elkoyma, CMK'nın 123. ve devamındaki maddelerinde düzenlenir. Temel kural şudur: bir eşyaya el konulabilmesi için kural olarak hâkim kararı gerekir. Soruşturmanın seyrinde gecikme tehlikesi varsa savcılık yazılı emriyle elkoyma yapılabilir; ancak bu durumda savcı, el koyma işleminden itibaren yirmi dört saat içinde hâkim onayını almak zorundadır. Hâkim onay vermezse elkoyma hükümsüz sayılır ve el konulan eşya derhal iade edilmelidir.
Bu onay zincirinin pratikte nasıl işlediği çok önemlidir. Pek çok kişi karakol önünde el koyma yapıldığında aklına hâkim onayını sormaz; tutanağı imzalar ve gider. Oysa sonradan dava dosyasını inceleyen bir avukat, elkoymanın hâkim onayından yoksun olduğunu ya da onayın 24 saati aştığını tespit edebilir. Bu tespiti, elkoymayı hukuka aykırı kılar ve iade talebini güçlendirir.
El koyma kararında kapsam da kritik öneme sahiptir. Karar, belirli bir suça ilişkin belirli delilleri hedef almalıdır. "Genel araştırma" niteliğinde bir el koyma — yani "şüphelinin her şeyine el koyalım bakalım ne çıkar" mantığıyla yapılan işlem — ölçülülük ilkesini ihlal eder. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı da Anayasa Mahkememizin kararları da bu konuda yerleşik bir çizgi çizmiştir: elkoyma, somut suça ilişkin somut delil elde etme amacını aşmamalıdır.
Elkoymada ölçülülük ilkesi de gözetilmek zorundadır. Delil elde etmek için daha az müdahaleci bir yol varsa — örneğin yalnızca belirli dosyaların kopyalanması mümkünse — tüm cihaza el konulamaz. Maalesef uygulamada bu ilke zaman zaman göz ardı edilir; dolayısıyla avukat müdahalesinin en erken aşamada devreye girmesi süreci önemli ölçüde değiştirebilir. Gözaltı ve ifade sürecinde şüphelinin hakları hakkında daha fazla bilgi edinmek bu aşamada size ek perspektif sunacaktır.
CMK 134 Dijital Rejim: İmaj Al, Cihazı İade Et — Makalenin Kalbi

CMK 134, dijital delil elde etme konusunda genel elkoyma hükümlerinden ayrışan özel bir rejim kurar. Bu madde; bilgisayar, telefon ve benzeri dijital materyallerde arama yapılmasına, verilerin kopyalanmasına (imaj alınmasına) ve gerektiğinde cihaza el konulmasına izin verir. Ancak bu izin mutlak ve sınırsız değildir; madde aynı zamanda güçlü güvenceler de içerir.
En kritik güvence şudur: dijital bir cihazda imaj (bit-bit kopya) alınması tamamlandıktan sonra cihazın muhafazasına devam edilmesi artık zorunlu olmaktan çıkar. Savcılığın elinde artık tam bir kopya vardır; bu kopya delil olarak kullanılabilir, incelenebilir, mahkemeye sunulabilir. Orijinal cihazı tutmanın herhangi bir delil değeri kalmamıştır. CMK 134, bu gerçeği görerek "imaj alındıktan sonra cihazın gecikmeksizin iadesi" ilkesini benimsemiştir.
Pratikte bu ilke çoğu zaman uygulanmaz; Murat'ın vakasında gördüğümüz gibi, adli bilişim birimi imajı alır, dosyayı kapatır ama kimse cihazın iade edilmesi gerektiğini hatırlatmaz. Cihaz "sistemde kayıtlı" olarak aylarca bekler. İşte tam bu noktada bilgili bir talep belirleyici fark yaratır.
CMK 134'ün bir diğer önemli boyutu şifre çözme işlemleridir. Mahkeme veya savcılık, şifreli verilerin çözülmesi için teknik işlem yapılmasına karar verebilir; ancak bu süreç ayrı bir hâkim kararı gerektirir ve süre olarak belirsizdir. Şifre çözme aşaması adli bilişim kuyruklarında bekleyebilir; bu bekleme, imaj alma tamamlanmış olsa bile cihazın iadesi önünde çoğu zaman bir engel olarak ileri sürülür. Ancak bu öne sürüm, hukuken sağlam bir gerekçe değildir: şifre çözme işlemi orijinal cihazda değil, imaj üzerinden yürütülebilir.
Dijital verilerin incelenmesinde kapsam sınırı da ayrı bir güvence olarak devreye girer. CMK 138, tesadüfen elde edilen delil rejimini düzenler. Yani savcılık bir suçu ararken başka bir suça ilişkin veriyle karşılaşırsa bu veriyi ayrı bir soruşturma başlatmadan doğrudan kullanamaz. Kapsam dışı veriler — örneğin dolandırıcılık soruşturmasında bulunan kişisel ilişki yazışmaları — ayrı bir usule tabi tutulmak zorundadır. Bu kuralın ihlali, o delillerin dosyadan çıkarılması talebine dayanak oluşturabilir.
İade Merdiveni: Savcılıktan Sulh Ceza Hâkimliğine

El konulan eşyanın geri alınması için tek bir yol yoktur. Sürecin hangi aşamasında olduğunuza göre farklı mekanizmalar devreye girer. Bu mekanizmaları doğru sırada kullanmak hem zaman kazandırır hem de hâkim önünde güçlü bir tutum sergilemenizi sağlar.
1. Savcılığa İade Dilekçesi
İlk adım her zaman yazılı bir dilekçeyle savcılıktan talepte bulunmaktır. Dilekçede soruşturma numarası, cihazın markası-modeli-seri numarası açıkça belirtilmeli; imajın alındığına dair bilgi varsa bu gerçek vurgulanmalı, CMK 131 ve 134 dayanak gösterilerek "delil olarak kopya yeterlidir, orijinal cihazın iadesi zorunludur" talebi dile getirilmelidir. Savcılık bu dilekçeyi on-on beş iş günü içinde değerlendirmeli; ancak pratikte yanıt süresi değişkendir.
2. Sulh Ceza Hâkimliğine İtiraz
Savcılık talebi reddederse ya da makul bir süre içinde yanıt vermezse Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yolu açılır. Bu itiraz soruşturmanın yürütüldüğü yer mahkemesinde açılır. Hâkimlik dosyayı inceler; gerekirse savcılıktan bilgi ister ve kısa sürede — genellikle birkaç hafta içinde — karar verir. Murat'ın vakasında hâkimlik üç haftalık süreçte cihazın iadesine hükmetti. İtiraz dilekçesinde somut hukuki gerekçe güçlü biçimde ortaya konmalı; soyuk "cihazımı istiyorum" talepleri yerine imajın alındığını kanıtlayan belgeye atıf yapılmalıdır.
3. Kovuşturma Aşamasında Mahkemeden Talep
Soruşturma iddianameyle kovuşturma aşamasına geçtiyse artık davanın baktığı mahkemeden iade talebinde bulunulabilir. Bu aşamada mahkeme dosyayı daha kapsamlı değerlendirir; delil durumunu, yargılama sürecinde cihaza ihtiyaç olup olmadığını ve muhafazanın orantılılığını tartışır. Savunma avukatının mahkeme aşamasında iade talebini gündemde tutması önemlidir.
4. Sonuç Kararında: Beraat, Takipsizlik veya Müsadere
Davanın beraatle ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla (KYOK kararı) sonuçlanması, iade sürecini tetikler. Kararın kesinleşmesiyle birlikte el konulan eşyanın iadesi zorunlu hale gelir; ancak bu "otomatik" işlemez. Kararın ardından savcılıktan veya mahkemeden yazılı iade talebinde bulunmak gerekir. Öte yandan müsadereye karar verilmişse — örneğin cihazın suçta kullanıldığına hükmedilmişse — bu karara da ayrıca itiraz yolu açıktır.
İnceleme Sınırları: Kapsam Dışı Veriler Nasıl Korunur?

Cihazınıza el konulduğunda savcılığın her veriyi inceleme yetkisi bulunmaz. El koyma kararı belirli bir suça yönelik belirli delilleri kapsar. Bu sınır, dijital delil bağlamında özellikle hayati önem taşır çünkü bir akıllı telefon yüzlerce uygulama, binlerce mesaj ve yıllarca birikmiş kişisel veri barındırır.
Kapsam dışı verilere örnek verelim: bir vergi kaçakçılığı soruşturmasında telefona el konulursa, inceleme yetkisi yalnızca vergiyle ilgili yazışma ve belgelerle sınırlıdır. Kişisel ilişki mesajları, sağlık uygulaması verileri, çocuğun okul fotoğrafları kapsam dışındadır. Bu verilerin incelenmesi ya da dosyaya eklenmesi, elkoyma kararının hukuki sınırını aşar. CMK 138'in tesadüfi delil rejimi ise şu anlama gelir: bu verilerin başka bir suça işaret ettiği düşünülüyorsa savcılık ayrı bir muhakeme işlemi başlatmak zorundadır; doğrudan kullanamaz.
Bazı meslek grupları çok daha güçlü bir korumadan yararlanır. Avukatların cihazlarında müvekkil-avukat yazışmaları ayrıcalıklı belgeler kapsamındadır; bu yazışmalara el konulması baro görüşü alınmadan gerçekleştirilemez ve inceleme özel usule tabidir. Gazetecilerin haber kaynaklarına ve editöryal yazışmalarına ilişkin veriler de benzer koruma altındadır. Hekimlerin hasta verileri tıbbi gizlilik bağlamında değerlendirilir. Bu tür mesleki korumaların olduğu vakalarda itiraz kazanma ihtimali standart vakalara kıyasla önemli ölçüde artar.
Sınır denetimi konusunda bir diğer kritik alan yurt dışı seyahatlerdir. Gümrük kapısında cihazınıza el konulabilmesi için de ayrı bir hukuki dayanak gerekmektedir. Bu süreç, bilişim suçları kapsamındaki veri ihlallerine ilişkin mevzuatla da kesişir; özellikle çevrimiçi hesapların ele geçirilmesi iddialarını içeren vakalarda dijital delil koruma standartları birlikte değerlendirilmelidir.
Eşya Türleri: Hesap, Araç ve Nakit (Karşılaştırmalı Tablo)

El koyma yalnızca dijital cihazlarla sınırlı değildir. Soruşturma kapsamında banka hesaplarına, araçlara ve nakit paraya da el konulabilir. Her eşya türünün kendine özgü mekanizmaları ve itiraz yolları vardır.
| Eşya Türü | Elkoyma Gerekçesi | Temel İtiraz Yolu | Pratik Sorun |
|---|---|---|---|
| Dijital cihaz (telefon, bilgisayar) | Delil içerdiği şüphesi | İmaj alındıktan sonra savcılık dilekçesi + SCH itirazı | Adli bilişim kuyruk süresi |
| Banka hesabı / varlık blokesi | Suç geliri şüphesi, teminat amaçlı | Yaşam gideri itirazı (temel ihtiyaç blokesi kaldırma) | Günlük yaşam aksaması; kayyum masrafları |
| Araç | Suçta kullanıldığı iddiası | İyi niyetli malik itirazı; orantılılık itirazı | Yediemin otopark ücretlerinin birikmesi |
| Nakit para | Suç geliri şüphesi | Meşru kaynak belgesi (makbuz, dekont) ile SCH itirazı | Saklama ve muhasebe belirsizliği |
| İş ekipmanı / belge | Delil niteliği | Soruşturmayla ilgisiz ekipmanlar için iade dilekçesi | İşin durma riski |
Banka hesaplarına el konulduğunda en acil sorun günlük yaşam giderlerinin karşılanamamasıdır. Türk hukukunda bloke kararlarında temel yaşam giderlerini karşılayacak miktarın serbest bırakılması talep edilebilir; bu talep Sulh Ceza Hâkimliği aracılığıyla ileri sürülür. Hesabın tamamının bloke edilmesi yerine belirli bir limitin serbest bırakılması somut olaya göre mümkün olabilir.
Araç elkoymasında iyi niyetli malik koruması önemli bir savunma aracıdır. Araç size ait olup suçla herhangi bir ilginiz yoksa — örneğin çocuğunuzun izniniz olmadan araçla bir suç işlemesi durumunda — "iyi niyetli üçüncü kişi" olarak ayrı bir itiraz yolunuz vardır. Araç üzerindeki mülkiyet hakkınız bu durumda ayrıca korunmaktadır. Bir de pratik bir sorun: araç yediemin otoparkında beklerken biriken otopark ücretleri, nihayetinde araç sahibine yükleniyor. Bu ücretlerin itiraz kararında göz önünde bulundurulması talep edilebilir.
CMK 141/1-j: Haksız Elkoyma Tazminatı

Elkoyma işlemi hukuken hatalı gerçekleşmişse ya da orantılı olmayan biçimde uygulanmışsa tazminat talep etme hakkınız doğar. CMK 141'in birinci fıkrasının (j) bendi, elkoymanın koşulları oluşmaksızın yapılması veya ölçüsüz biçimde uygulanması halinde uğranılan zararın devlet tarafından tazmin edileceğini açıkça düzenler. Bu hüküm, somut olarak hayatınıza giren maddi zararı telafi etmeye yönelik önemli bir kapıdır.
Tazminat kapsamına girebilecek zarar kalemleri şunlardır: cihazda oluşan fiziksel hasar (özellikle iade edilen cihazın kötü koşullarda saklandığı vakalarda), veri kaybı nedeniyle uğranılan iş zararı (yeniden oluşturulması imkânsız belgeler, müşteri kayıtları), cihaza erişim sağlanamaması nedeniyle kaçırılan iş fırsatları ve hesap blokesi nedeniyle gerçekleşemeyen ticari işlemler. Murat için bu kalemler aylık muhasebe kaydının kaybolması, iki iptale uğrayan sipariş ve iş bankası hesabının blokesi nedeniyle ödeme yapılamamasından doğan gecikme bedelleri olarak somutlaştı.
CMK 141 davası, soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesinin ardından açılır. Yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülür; dava açma süresi kararın kesinleşmesinden itibaren üç aydır. CMK 141 haksız tutuklama ve gözaltı tazminatı hakkındaki makalemizde bu davanın nasıl işlediğini ayrıntılarıyla bulabilirsiniz; elkoyma tazminatı da aynı usule tabidir.
Anayasa Mahkememizin mülkiyet hakkına ilişkin kararları, uzayan elkoyma sürelerinin mülkiyet hakkını ihlal edebileceği yönünde tutarlı bir çizgi çizer. Bireysel başvuru yolu da teorik olarak açık olmakla birlikte, iç hukuk yollarını tüketmeden AYM'ye gidilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla CMK 141 davası hem iç hukuk yollarını tüketme hem de fiili tazminat alma açısından birincil araçtır.
Pratik Rehber: Tutanak, Şifre ve Bulut Disiplini

El koyma anlık ve stresli bir süreçtir. Polisler kapınıza geldiğinde ya da karakolda ifade verirken belirli pratik adımları atmak, ilerleyen süreçteki hukuki pozisyonunuzu doğrudan etkiler. Bu rehber, o an yapabileceğiniz ve yapmamanız gereken şeyleri net biçimde ortaya koyar.
Tutanağı eksiksiz alın ve inceleyin. El koyma tutanağı, hukuki sürecin başlangıç belgesidir. Tutanakta cihazınızın markası, modeli ve seri numarasının doğru yazıldığını kontrol edin. Cihazda daha önceden varsa çatlak ekran, hasarlı kasa gibi fiziksel kusurlar tutanağa not ettirin; yoksa iade anında bu hasarın sizden mi yoksa saklama koşullarından mı kaynaklandığını ispat etmek güçleşir. Tutanağın bir kopyasını mutlaka talep edin ve saklayın.
Şifre verme konusunda acele etmeyin. Mevcut hukuk çerçevesinde cihaz şifrenizi vermeye yasal olarak zorlanamaz; kendini suçlamama hakkı bu alanı da kapsar. Ancak bu kararın somut sonuçları vardır: şifre verilmemesi halinde inceleme süreci uzayabilir, bazı durumlarda hâkim şifreyi ifşa etmenizi isteyebilir. Bu tercih kesinlikle bir avukat eşliğinde yapılmalıdır; avukatsız verilen karar telafi edilemez sonuçlar doğurabilir. Soru sorarak deneyimli ceza avukatlarına durumunuzu anlatabilirsiniz.
İade anında cihazı kontrol edin. Aylar sonra cihazınızı geri aldığınızda teslim tutanağını imzalamadan önce cihazı açın, hasar olup olmadığını kontrol edin, önemli verilerinizin hâlâ mevcut olduğunu doğrulayın. Eksiklik ya da hasar varsa bu anda tutanağa not düşülmesi, ilerleyen tazminat sürecinde belirleyici delil niteliği taşır.
Bulut yedek disiplini geliştirin. Geriye dönük bir öneri değil, geleceğe yönelik bir tavsiye: iş yazışmalarınızı, önemli belgelerinizi ve fotoğraflarınızı düzenli olarak bulut ortamına yedekleyin. El koyma gerçekleştiğinde buluttaki verilerinize erişiminiz devam eder. Bu alışkanlık, hayatınızın olası bir el koyma karşısında tamamen rehin kalmasını önler. Bulut yedekleme, "elkoymaya dayanıklı yaşam" stratejisinin en pratik parçasıdır.
Profesyonel yardım için doğru avukatı bulun. Elkoyma hukuku teknik bir alan olup ceza usul hukukuna hâkim bir avukatın rehberliğini gerektirir. İstanbul ceza hukuku avukatları arasından soruşturma ve elkoyma konusunda deneyimli birileriyle görüşmek, dilekçe kalitesini ve itiraz başarısını doğrudan etkiler.
Sık Yapılan 7 Hata

Yıllarca bu süreçleri takip eden avukatların gözlemlerine göre benzer hatalar tekrar tekrar yapılmaktadır. Bu hataların büyük çoğunluğundan bilgi eksikliği sorumludur — bir kez öğrenildiğinde bunlardan kaçınmak mümkündür.
- Tutanağı okumadan imzalamak. Stres altında uzatılan tutanağı okumadan imzalamak son derece yaygındır. Tutanakta yer alan bilgiler (kapsamı, cihazın durumu, kopyalama yapılıp yapılmadığı) ilerleyen sürecin tüm seyrini belirler.
- Sözlü güvenceyle yetinmek. "Yakında iade ederiz" sözü hukuki değer taşımaz. Yazılı talep sunulmadıkça iade süreci çoğunlukla kendiliğinden işlemez; sistematik bir takip şarttır.
- Avukatsız dilekçe vermek. Savcılığa sunulan zayıf ya da hatalı bir dilekçe, iyi bir talebi bile reddettirilebilir. Hukuki gerekçesi eksik dilekçeler ciddi zaman kaybına neden olur.
- Şifre kararını anlık vermek. Şifre verip vermeme kararı aceleyle alındığında ya oranın koşulları zorunlu kılar ya da sonraki süreçte aleyhte yorumlanır. Bu karar avukatla birlikte düşünülmelidir.
- İmaj alındığını bilmemek. Pek çok kişi cihazına imaj alındığından habersizdir. Oysa imaj alındıktan sonra iade sürecini başlatan tam da bu bilgidir. Dosyanızı inceleyen bir avukat bunu savcılık belgelerinden tespit edebilir.
- Tazminat hakkını unutmak. Süreç takipsizlik veya beraatle kapandıktan sonra "bitti, geçti" düşüncesiyle CMK 141 davası açılmamaktadır. Hâlbuki uğranılan zararın somutlaştırılabildiği her vakada bu yol değerlendirilmeye değerdir.
- Iade anında kontrolsüz teslim almak. Aylar süren bekleyişin ardından cihaz nihayet iade edildiğinde kişi sevinç içinde imzalayıp gider. Ancak hasarlı ya da veri eksik iade edilen bir cihaz, o anda tutanağa geçirilmezse telafisi mümkün olmayan bir hak kaybına yol açar.
Kişisel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

El koyma, kişinin hayatına doğrudan müdahale eden ağır bir koruma tedbiridir. CMK bunu meşru bir soruşturma aracı olarak tanımlar; ancak bu araçla birlikte güçlü güvenceler de getirir. Sorun şurada: güvenceler kâğıt üzerinde var, ancak sistematik olarak işletilmez. CMK 134'ün imaj-iade kuralı bunun en çarpıcı örneğidir — hüküm açık, uygulanma oranı düşük.
Kendinize şu soruları sorun: Cihazıma el konulduktan bu yana somut adımlar attım mı? İmajın alınıp alınmadığını öğrendim mi? Yazılı bir talepte bulundum mu? Eğer yanıtlarınız "hayır" ise bugün başlayabilirsiniz. Savcılığa soruşturma numarasıyla başvurup imaj durumunu öğrenmek ve buna göre bir dilekçe hazırlamak için bir ceza avukatına danışmak mantıklı ilk adımdır.
Eğer soruşturma sonuçlandıysa — ister beraat, ister takipsizlik — CMK 141 tazminat yolunu değerlendirmeyi de unutmayın. Üç aylık dava açma süresi sessiz sedasız geçip gidebilir; ancak o süre içinde somut bir hesap yapılırsa kayıp yeniden gündeme gelebilir.
Türkiye'de ve İstanbul'da bu konuda deneyimli avukat bulmak için platformumuzu kullanabilirsiniz. Cihazınız hâlâ "incelemede"yse geçen her gün hem zaman hem de potansiyel hak kaybıdır — bilgiyle geçen bir gün ise her zaman daha az kayıpla eşdeğerdir.