Evlat Edinilenin Miras Hakları: Çifte Mirasçılık Rehberi
Türkiye'de binlerce aile evlat edinme yoluyla büyür, ancak bu ilişkinin miras hukukundaki sonuçları çoğunlukla hatalı bilinir ya da hiç bilinmez. Türk Medeni Kanunu'nun 500. maddesi, evlat edinilenin hukuki konumunu son derece özgün bir çerçeveye oturtur: evlatlık, evlat edinen aileye karşı bir kan hısımı gibi mirasçı olur ve aynı zamanda kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığını da kaybetmez. Bu "çifte mirasçılık" hükmü, Türk miras hukukunun en az bilinen ama en pratik etkiye sahip düzenlemelerinden biridir.
Öte yandan tablonun diğer tarafında şaşırtıcı bir asimetri bulunur: evlat edinen ve onun hısımları, evlatlığın mirasına sahip çıkamaz. Yani ilişki tek yönlü bir haklar sistemi doğurur. Evlatlık iki kapıdan miras alabilirken evlat edinen, evlatlığından miras alamaz. Bu yazıda söz konusu ikili yapıyı, sınırlarını, vergisel boyutunu ve uygulamada sıkça yapılan hataları somut örnekler ve bir vaka hikâyesiyle ele alacağız.
Vaka: Aynı Yıl İki Ayrı Aile, İki Ayrı Veraset İlamı

Merve, 1988 yılında İzmir'de doğdu. Annesi lohusalık döneminde hayata gözlerini yumdu, babası ise uzun yıllar cezaevinde kaldı. Merve, bebeykken uzak bir akrabası olan Ahmet ve Fatma çiftine bırakıldı. Çift, 1991 yılında mahkemeye başvurarak Merve'yi resmi olarak evlat edindi. Merve, Ege kıyılarında büyüdü, üniversite okudu, evlendi; onu hayatı boyunca seven tek aile, evlat edinen ailesiydi. (İsimler temsilidir.)
2023 yılının Mart ayında Ahmet baba, uzun bir hastalığın ardından hayatını kaybetti. Merve, kardeşi Burak ile birlikte notere giderek veraset ilamı çıkardı ve Ahmet'in bıraktığı daireden eşit pay aldı. Ağustos ayında ise hiç tanımadığı biyolojik babası Mehmet'in, cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu öldüğü haberi geldi. Merve, hayatında bir kez bile yüzünü görmediği bu adamın yasal mirasçısı olduğunu öğrendiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Annesinin bıraktığı küçük köy evi ve banka hesabındaki birikimden de ona pay düşüyordu.
Aynı yıl içinde iki farklı sulh hukuk mahkemesine başvurarak iki ayrı veraset ilamı çıkardı. Avukatı ona şunu söyledi: "TMK 500 size bu hakkı tanıyor — hem evlat edinen babanızın ailesinden hem de biyolojik babanızın ailesinden mirasçısınız." Merve'nin durumu istisnai değildi; ama bu kadar netlikle bilinen bir durum da değildi. Vaka, aşağıda ele alacağımız çifte mirasçılık kuralının fiilen nasıl işlediğini örnekliyor.
Merve'nin hikâyesi burada bitmiyor. İleride göreceğimiz üzere bu tablonun karmaşıklaştığı noktalar var: biyolojik babanın öz çocukları (Merve'nin hiç tanımadığı üvey kardeşleri) itiraz davası açtı, tenkis tartışması gündeme geldi ve Merve'nin çocuklarının da ileride her iki aileden mirasçı olup olmayacağı sorusu doğdu.
Altın Kural: TMK 500 ve Çifte Mirasçılık

Türk Medeni Kanunu'nun 500. maddesi, Türkiye'deki evlatlık hukukunun miras boyutunu düzenleyen temel hükümdür. Maddenin özü şudur: evlatlık ve altsoyu, evlat edinen aileye karşı kan hısımları gibi mirasçı olur. Bu hüküm son derece güçlü bir koruma sağlar; evlatlık evlat edinen ailenin öz çocuğuyla birebir eşit haklara sahip olur. Ne var ki kanun burada durmaz ve kritik ikinci bir kural ekler: evlatlığın kendi biyolojik ailesiyle olan mirasçılık ilişkisi de sona ermez.
Bu iki kuralın bir arada uygulanması, evlatlığa özgü bir "çifte kazanım" zemini yaratır. Türk hukukunda evlat edinme, biyolojik aile bağlarını kopararak yerlerine yenilerini geçiren bir sistem değildir; aksine mevcut bağlara yeni bir bağ eklenir. Bu fark, pek çok Avrupa ülkesinin tam kopuşu esas alan yaklaşımından ayrışır ve Türk hukukuna özgü bir yapı doğurur.
Aşağıdaki tablo, bu çifte yapının dört temel eksende nasıl çalıştığını özetliyor:
| Konu | Evlat Edinen Aile | Biyolojik Aile |
|---|---|---|
| Evlatlığın mirasçılığı | ✅ Evet — öz çocuk gibi | ✅ Evet — sürer |
| Evlat edinen/öz ailenin evlatlığa mirasçılığı | ❌ Hayır — evlat edinen evlatlıktan miras alamaz | ✅ Evet — biyolojik aile evlatlıktan miras alır |
| Saklı pay güvencesi | ✅ Evet — yasal payın yarısı korunur | ✅ Evet — saklı pay geçerli |
| Altsoyun mirasçılığı | ✅ Evet — evlatlığın çocukları da mirasçı | ✅ Evet — çocuklar biyolojik aileye de mirasçı |
Bu tablo, makalenin kalbini oluşturuyor. Pratikte en çok hata yapılan nokta, "evlat edinildim, artık öz ailemden miras alamam" yanılgısıdır. Hukuk tam tersini söyler. Merve'nin hikâyesi de bunun canlı kanıtıdır. Eğer elinizde ya da etrafınızda böyle bir durum varsa, özellikle veraset ilamı çıkarma aşamasında her iki aileyi de kapsayan kapsamlı bir hukuki danışmanlık almak büyük önem taşır. İstanbul'daki miras hukuku avukatlarına başvurarak uygulamada sık görülen tuzaklardan kaçınabilirsiniz.
Asimetri: Evlat Edinen Neden Evlatlıktan Miras Alamaz?

TMK 500'ün en şaşırtıcı boyutu, tek yönlü işleyen bu asimetrik kuraldır. Evlatlık, evlat edinen aileyi "mirasçı olduğu aile" olarak kazanır. Ama evlat edinen, bu denklemin karşı tarafından yararlanamaz. Evlatlık vefat ettiğinde, bıraktığı miras evlat edinen aileye değil kendi kan ailesine ve altsoyuna geçer. Evlat edinen bu mirasa ortak olamaz.
Bu kural ilk bakışta adaletsiz görünebilir. Yıllarca bir çocuğu büyüten, yetiştiren, eğiten bir aile; o çocuk öldüğünde geride bıraktığı malvarlığından nasıl pay alamaz? Hukukun bu tutumunun arkasında sistematik bir mantık yatıyor: evlat edinme ilişkisi evlatlığın korunması amacıyla kurulur. Evlat edinen, bu ilişkiden ileride ekonomik kazanım elde etmek için değil, bir çocuğa aile ortamı sağlamak amacıyla hareket eder. Kanun koyucu, bu yükümlülük-haklar dengesini evlatlık lehine kurmuştur.
Peki evlat edinen, evlatlığından miras almak istiyorsa ne yapabilir? Hukuki yollar mevcuttur: evlatlık, evlat edinen aile lehine ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname veya miras sözleşmesi) düzenleyebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta saklı pay kurallarıdır. Evlatlığın kendi kan ailesinden saklı paylı mirasçıları varsa, yapılan tasarruflar tenkis davasıyla sınırlandırılabilir.
Kapsam Sınırları: Dedeye Uzanmayan Zincir

Evlatlığın evlat edinen aileye mirasçılığı güçlüdür ama sınırsız değildir. Mirasçılık zinciri evlat edinen kişiyle başlar ve onunla sınırlı kalır; yukarıya doğru uzanmaz. Yani evlatlık, evlat edinenin anne ve babasına, büyükanne ve büyükbabasına mirasçı olamaz.
Bu "zümreye yayılmama" ilkesi pratikte şu şekilde somutlaşır: Ahmet, Merve'yi evlat edinmiştir. Ahmet hayatını kaybettiğinde Merve mirasçıdır — bu açıktır. Ama Ahmet'in annesi Hatice büyükanneye mirasçılık söz konusu olduğunda Merve bu tabloya dahil değildir. Büyükannenin mirası, Ahmet'in kardeşlerine, Ahmet'in kendi çocuklarına (dolayısıyla Merve'nin "hukuki kardeşlerine") gidecektir, ancak Merve bu zincirin dışında kalır.
Benzer şekilde "kardeşe mirasçılık" konusunda da nüanslı bir tablo vardır. Evlatlık, evlat edinenin diğer çocuklarıyla (yani hukuki anlamda kardeşleriyle) eşit pay almaz; mirasçılık doğrudan evlat edinene yöneliktir. Evlat edinen hayattayken kardeşlik ilişkisinden miras hakkı doğmaz; mirasçılık yalnızca evlat edinenin vefatıyla tetiklenir. Bu ince ayrımı kavramak, hem aile içi beklentilerin sağlıklı yönetilmesi hem de olası anlaşmazlıkların önlenmesi açısından değerlidir.
Altsoy meselesine de burada değinmek gerekir. Evlatlığın kendi çocukları, yani torunlar, evlat edinen aileye mirasçılık zincirini sürdürür. Merve'nin çocukları, Ahmet'in mirasının açılması sırasında Merve hayatta değilse, onun yerine geçerek mirasçı olabilir. Bu "torun etkisi" veraset ilamı çıkarılırken gözden kaçan en yaygın durumdur ve ilamın iptali davalarına zemin hazırlar. Buna dair ayrıntılı rehber için miras paylaşımı ve veraset ilamı rehberimize bakabilirsiniz.
Saklı Pay ve Öz Çocuklarla Denge: Tenkis Çift Yönlü

Evlatlık, öz çocuklarla aynı yasal miras payına sahip olduğu gibi aynı saklı pay güvencesinden de yararlanır. Saklı pay, miras bırakanın altsoy niteliğindeki mirasçıları için yasal payın yarısına karşılık gelen ve vasiyetle ya da bağışla bertaraf edilemeyen korunan bir asgari hissedir. Evlatlık altsoy gibi değerlendirildiğinden bu koruma ona da tam anlamıyla uygulanır.
Uygulamada bu durum iki yönlü bir tenkis tartışmasını beraberinde getirir. Birinci yön şudur: Evlat edinen, mal varlığının büyük bölümünü vasiyetle öz çocuğuna bırakmışsa evlatlık saklı payının çiğnendiğini öne sürerek tenkis davası açabilir. İkinci yön ise bunun tam tersidir: Evlatlık lehine yapılan bağışlar veya vasiyetname hükümleri öz çocukların saklı payını ihlal ediyorsa öz çocuklar da tenkis talep edebilir. Kısacası "evlatlık aleyhine mal kaçırma" iddiası da "evlatlık lehine mal kaçırma" iddiası da mahkemelerde karşılık bulmaktadır.
Merve'nin vakasına dönecek olursak: Biyolojik babasının öz çocukları (yani Merve'nin hiç tanımadığı üvey kardeşleri), babanın hayatında Merve yoktu, o tanımıyor bizi, neden miras alsın? diyerek itirazda bulundu. Ancak TMK bu itirazı dinlemez. Merve'nin babasıyla fiilen ilişki yaşayıp yaşamaması mirasçılık hakkına etki etmez. Resmi evlat edinme kararının varlığı, mirasçılık için yeterlidir. Bu konuda tenkis davası ve saklı pay ihlali rehberimiz ayrıntılı bilgi sunmaktadır.
Tablo şunu netleştiriyor: evlatlığı miras düzeni içinde doğru konumlandırmak için hem evlat edinen ailenin hem de biyolojik ailenin tüm mirasçılarını tanımak ve her iki taraftaki saklı pay hesaplarını ayrı ayrı yapmak gerekir. Bu karmaşık yapı nedeniyle çifte mirasçılık durumlarında mesleki hukuki destek adeta zorunludur. Ankara'daki aile hukuku avukatları veya ülke genelindeki uzman avukatlar bu süreçte yol gösterebilir.
Resmi Karar Şartı: "Besleme" Dramı ve Önlemler

Türkiye'de özellikle kırsal kesimlerde yaygın olan bir gelenek vardır: ekonomik güçlük ya da başka nedenlerle büyütemedikleri çocuklarını akraba ya da komşuya veren aileler. Bu çocuklar "besleme" ya da "manevi evlat" olarak o aile içinde büyür, onların soyadını kullanır, bazen nüfus kütüğüne bile o aile üzerinden kaydedilir. Hâlbuki Türk hukuku açısından bu ilişki, evlat edinmenin hukuki sonuçlarını doğurmaz.
Resmi evlat edinme, mutlaka mahkeme kararıyla gerçekleşmek zorundadır. Küçüklerin evlat edinilmesinde aile mahkemesi ya da sulh hukuk mahkemesi bu kararı verir. Kararın yokluğunda, kişi o ailede onlarca yıl yaşasa bile hukuki anlamda mirasçı sayılmaz. Anadolu'nun pek çok köyünde "besleme" olarak büyüyen bireylerin yaşlılıklarında miras alma umuduyla mahkemeye koştuğu, ancak ellerinde resmi bir karar olmadığı için bu haklardan yoksun kaldığı görülmektedir.
Peki resmi evlat edinme nasıl gerçekleşir? Küçüklerin evlat edinilmesi için çeşitli koşullar aranır: evlat edinenin belirli bir yaş farkını karşılaması, evliliklerde eşlerin birlikte başvurması, sosyal inceleme raporu ve mahkemenin çocuğun menfaatine uygunluk değerlendirmesi bunların başında gelir. Bu süreç hakkında kapsamlı bilgi için evlat edinme şartları ve süreci rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Sonuç olarak önlem net ve basittir: Bir kişiyi aile olarak benimsediyseniz ve ona miras bırakmak istiyorsanız ya resmi evlat edinme işlemini tamamlayın ya da sağlıkta vasiyetname düzenleyin. "O zaten bilir, biz ona evlat gibi bakıyoruz" gibi sözlü güvenceler miras hukuku önünde hiçbir anlam taşımaz.
Erişkin Evlat Edinme: Miras Planlama Aracı

Türk hukuku yalnızca küçüklerin değil, erişkinlerin de evlat edinilmesine olanak tanır. Ancak bu yola koşullar daha sıkıdır: erişkin evlat edinilebilmesi için kişinin evlat edinenden en az 18 yaş küçük olması, beş yıl süreyle evlat edinen ile birlikte yaşamış ya da onun tarafından bakılmış olması gerekir. Mahkeme bu koşulların gerçek anlamda karşılanıp karşılanmadığını titizlikle inceler.
Bu düzenleme, miras hukuku açısından son derece önemli bir araç haline gelebilir. Yaşlı ya da hasta bir bireye yıllarca bakım veren, onu himaye eden yakın bir kişiyi — bir çocuk, akraba, ya da uzun süreli bakım ilişkisi olan biri — resmi olarak evlat edinmek mümkündür. Bu işlem gerçekleştiğinde söz konusu kişi, tam hukuki anlamda mirasçı statüsü kazanır; vasiyetname olmaksızın dahi miras hakkı doğar ve saklı paylı mirasçı güvencesinden yararlanır.
Türkiye'de fiilen bakım verilen bir kişiyi resmi olarak tanımak isteyen aileler bu yolu zaman zaman tercih etmektedir. Uygulamada özellikle bakım ilişkisinin somut belgelerle ispatlanabildiği, uzun süreli ortak yaşam ya da ekonomik destek zemininin güçlü olduğu durumlarda mahkemeler bu taleplere daha olumlu yaklaşmaktadır. Hukuki başvuru öncesinde konuya hâkim bir avukattan destek almak, sürecin sorunsuz ilerlemesi açısından son derece değerlidir.
Biyolojik Aile Cephesi ve Vergi Eşitliği

Biyolojik Ailenin "Artık Bizden Değil" Yanılgısı
Biyolojik ailelerde yaygın olan bir yanlış inanç vardır: "Çocuğumuzu evlat verdik, artık onun bizimle hukuki bağı kalmadı." Bu inanç miras hukuku açısından tamamen yanlıştır. TMK, evlatlığın biyolojik ailesindeki mirasçılığını sonlandırmaz; evlat edinme kararı biyolojik taraftaki hakları değiştirmez.
Bu yanılgının pratik sonuçları ağırdır. Öz anne veya babanın vefatı üzerine çıkarılan veraset ilamı, evlat verilmiş çocuğu atlayarak düzenlenirse bu ilamın iptali için dava açılabilir. Nüfus kütüklerinde evlat edinme kararları kayıtlara işlendiğinden, ilgili kişi bu kayıtlara ulaşarak mirasçılık iddiasını her zaman ileri sürebilir. Özellikle öz anne veya babanın evlatlığından haberdar olmayan ikinci eşi ya da sonraki çocukları böyle bir iddiayla karşılaşabilir.
Aynı sorun veraset ilamlarında da görülür: biyolojik aile, "evlatlık verildi, mirasçı olamaz" diyerek ilamı evlatlık olmadan çıkarır. Bu ilamın iptali mümkündür ve sonuçları ağırdır — özellikle tapu devri gibi işlemler ilamın yanlışlığına bağlıysa tüm zincir sarsılabilir.
Veraset Vergisinde Evlatlık Öz Çocukla Eşit
Mirasçılık hakkı kadar önemli bir diğer konu vergisel boyuttur. Türk vergi hukukunda evlatlık, veraset ve intikal vergisi açısından öz çocukla aynı statüde değerlendirilir. Bu, evlatlığın hem istisna tutarlarından hem de öz çocuklar için uygulanan düşük vergi oranlarından tam olarak yararlandığı anlamına gelir. "Evlatlığımız üvey sayıldığı için daha yüksek vergi öder" gibi bir endişe yersizdir — hukuki pozisyon nettir.
Bu eşitlik hem evlat edinen aileden hem de biyolojik aileden alınan miraslar için geçerlidir. Her iki aile cephesinde de evlatlık "altsoy" sınıfında değerlendirildiğinden her iki cephede de düşük tarife uygulanır. Veraset vergisi beyannamesi ve süreçleri hakkında kapsamlı bilgiye veraset ve intikal vergisi beyannamesi rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Merve, her iki ailedeki mirasından da öz çocuk muamelesine tabi tutularak vergi beyannamesi verdi. Bu onun için somut bir mali avantaj anlamına geldi — hem istisna tutarları hem de tarife avantajı çifte uygulandı.
Evlatlık İlişkisinin Kalkması ve Boşanma

Evlat edinme ilişkisi kurulduktan sonra bu ilişkinin kaldırılması son derece istisnai bir durumdur. Türk hukukunda evlat edinme ilişkisinin kaldırılması için mahkeme kararı gerekmekte ve yalnızca belirli koşullarda bu talep kabul görmektedir. Olağan aile anlaşmazlıkları, ekonomik zorluklar ya da ilişkinin soğuması bu ilişkiyi sona erdirmez.
Evlat edinen eşlerin boşanması ise sıkça sorulan bir konudur. Yanıt nettir: boşanma, evlat edinme ilişkisini etkilemez. Evlatlık, evlat edinen her iki ebeveyniyle olan hukuki ilişkisini korur. Bu nedenle boşanmış iki ebeveyn arasındaki miras paylaşımında, evlatlık her iki ebeveyne de potansiyel mirasçı olmaya devam eder. Bu durum boşanmış ailelerde zaman zaman öngörülmemiş hukuki tablolar doğurabilir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması kararı verilirse — ki bu gerçekten nadir gerçekleşir — mirasçılık hakkı da ortadan kalkar. Ancak bu noktada hangi ailedeki mirasçılığın etkileneceğine karar verilmesi gerekmektedir: ilişkinin kaldırılması evlat edinen aile cephesindeki mirasçılığı sona erdirir; biyolojik aile cephesindeki mirasçılık zaten kesintisiz devam ettiğinden bu tarafta herhangi bir değişiklik söz konusu olmaz. Olası hak kayıplarını önlemek için bu konuda hukuki destek almak şarttır. Hukuk sorularını uzman avukatlara iletebileceğiniz platformumuzu ziyaret edebilirsiniz.
Sık Yapılan 7 Hata

Evlatlığın mirasa dahil edildiği süreçlerde hem aileler hem de zaman zaman mirasçılar aynı hataları tekrarlıyor. Bu hataların büyük çoğunluğu önceden bilinmesi hâlinde kolayca önlenebilir nitelikte. İşte en yaygın yedi hata:
- Biyolojik aileyi veraset ilamına dahil etmemek: "Zaten evlat verdik, o artık bizden değil" düşüncesiyle biyolojik aile veraset ilamını evlatlık olmadan çıkarır. Bu ilamın iptali ve yeniden düzenlenmesi kaçınılmaz olur. Hem zaman hem para kaybı, hem de ilişkilerin zarar görmesi anlamına gelir.
- Evlat edinen aileyi veraset ilamına dahil etmemek: Bu kez tam tersi senaryo — evlatlık, "ben evlat edinen ailemden resmi miras alamam" düşüncesiyle o tarafta mirasçılık talebinde bulunmaz ve hakkını kaybeder.
- Fiili evlatlığı hukuki evlatlıkla karıştırmak: Resmi mahkeme kararı olmadan büyütülen kişi miras talep edemez. Aile mahkemesine başvuru yapılmadan yıllarca yaşanan birliktelik, miras açısından sonuç doğurmaz.
- Evlat edinen "de" mirasçı olur sanmak: Evlat edinen kişi evlatlığından miras alamaz — bu asimetri bilinmeden yapılan miras planlamaları tamamen işe yaramaz hale gelir.
- Torunları (evlatlığın çocuklarını) atlamak: Evlatlık hayatta değilse çocukları (torunlar) onun yerini alarak mirasçı olabilir. Veraset ilamı bu kişiler dahil edilmeden çıkarılırsa ilamın iptali davası gündeme gelir.
- Evlatlığın büyükanne-büyükbabaya da mirasçı olduğunu sanmak: "Evlat edinen ailenin bir parçasıyım, hepsinden miras alırım" yanılgısı. Mirasçılık yalnızca evlat edinen kişiyle sınırlıdır, yukarı zincirlere uzanmaz.
- Erişkin evlat edinmenin koşulsuz olduğunu düşünmek: Beş yıllık birlikte yaşam ya da bakım ilişkisi koşulunu karşılamadan yapılan erişkin evlat edinme başvuruları mahkemece reddedilir. "Mahkeme kabul eder" diye yapılan yatırım veya planlama suya düşebilir.
Bu hatalar yalnızca bireysel kayıplara değil, aile içi derin anlaşmazlıklara da zemin hazırlıyor. Özellikle birden fazla miras cephesinin söz konusu olduğu durumlarda, profesyonel hukuki destek almanın maliyeti, ileride çıkabilecek dava masraflarıyla kıyaslandığında son derece makul kalıyor.
Kişiye Özel Değerlendirme: Nereye Başvurmalısınız?

Evlatlığın mirasa dahil olduğu her durum birbirinden farklı ve çok katmanlıdır. Evlatlık hem evlat edinen hem de biyolojik aileden mirasçı oluyorsa her iki ailedeki tüm varlıkların, diğer mirasçıların ve saklı pay hesaplarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Tek bir veraset ilamıyla bu tablo kapatılamaz; iki ayrı ailedeki miras süreci ayrı ayrı yönetilmelidir.
Evlat edinen ailedeseniz ve miras planlamanızı yaparken evlatlığı dahil etmek ya da dışarıda tutmak konusunda kararsızsanız, saklı pay sınırları dahilinde neler yapabileceğinizi bir uzmanla konuşmanız önemlidir. Evlatlığın dışlanması, tenkis davası riskini beraberinde getirir. Öte yandan evlatlıktan sonraki nesil — yani torunlar — için de ileride sorun çıkmadan planlamayı şimdiden yapmak mümkündür.
Biyolojik aile tarafındaysanız ve evlat verdiğiniz birinin sizden sonra miras talep edip edemeyeceğini merak ediyorsanız yanıt nettir: evet, edebilir. Bu bilgiyle donanmış olarak miras planlamanızı ona göre şekillendirmek, ilerideki çatışmaların önüne geçer.
Evlatlık sıfatındaysanız ve hangi aileden ne kadar miras alabileceğinizi merak ediyorsanız ya da veraset ilamınızda adınızın geçmediğini düşünüyorsanız, önce sulh hukuk mahkemesinin bulunduğu yerin nüfus müdürlüğüne başvurarak evlat edinme kararınızın nüfus kayıtlarına işlendiğini doğrulayın. Ardından bu belgeyle hem evlat edinen hem de biyolojik ailenize ait veraset ilamı süreçlerini başlatın. Miras hukuku konusunda uzman avukatlar, bu süreçlerin her iki ayağında da size rehberlik edebilir.
Son olarak şunu hatırlatmakta fayda var: Merve, hem evlat edinen hem de biyolojik babasından miras aldı. Hiç tanımadığı bir babanın mirasının varlığından haberdar oldu. Bu hak, ona bir yargı kararıyla değil bir kanun hükmüyle —TMK 500 ile— doğrudan tanınmıştı. Tek eksiği bu hakkın varlığından zamanında haberdar olmaktı. Bu yazının size o farkındalığı kazandırmasını umuyoruz.