HAGB Nedir? Şartlar, Denetim Süresi ve 2026 Dönüm Noktası
Ceza davasında mahkeme sizi yargıladı, delilleri değerlendirdi ve sonunda bir ceza belirledi. Ama o cezayı henüz açıklamadı. Bunun yerine size şunu söyledi: "5 yıl boyunca kasıtlı suç işlemezseniz bu dava tamamen düşer, hiç ceza almamış gibi olursunuz." İşte bu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması — yani HAGB.
HAGB, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesiyle düzenlenmiş bir kurumdur. Mahkeme cezayı belirler ancak hükmü açıklamaz; sanık denetim süresini kurallara uygun geçirirse dava düşer. Türk hukuk sisteminde onlarca yıl boyunca en yaygın kullanılan "ikinci şans" mekanizması olarak işlev gördü. Ancak önemli bir dönüm noktasındayız: Anayasa Mahkemesi 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla CMK 231'in HAGB fıkralarını iptal etti. Bu iptal 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecek; o tarihe kadar HAGB uygulanmaya devam ediyor. Bu makaledeki bilgiler 30 Eylül 2026 öncesi rejimi anlatmaktadır — güncel durumu mutlaka bir avukatla teyit edin.
Mert'in Davası: Kavga, Yaralama ve Mahkeme Salonundaki O An

Mert, 27 yaşında, geçen yıl üniversiteden mezun olmuş bir yazılım geliştirici. (İsim temsilidir.) Bir futbol maçı sonrasında bir kafede çıkan tartışma büyüdü; Mert, karşısındaki kişiyi yumrukla yaraladı. Mağdur hastanede muayene oldu; rapor "basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralanma" dedi. Savcılık iddianame düzenledi, kasten yaralama suçlamasıyla yargılama başladı.
Mert, duruşmalarda avukatıyla birlikte savunmasını yaptı. Mahkeme delilleri değerlendirdi ve 10 ay hapis cezasına hükmetti. Ama hakim henüz bu cezayı açıklamadı. Duruşma salonunda şu soru geldi: "Sanık HAGB kurumundan yararlanmak istiyor mu?" Mert'in avukatı, kararı vermeden önce mahkemeden birkaç dakika istedi.
O birkaç dakika son derece önemliydi. Çünkü HAGB'yi kabul etmek ile reddetmek arasında ciddi hukuki sonuçlar vardı ve Mert'in bu farkı tam olarak anlaması gerekiyordu. Avukatı ona şunu anlattı: "Kabul edersen 5 yıl boyunca kasıtlı suç işlemezsin, mağdurun zararını giderirsin — dava düşer, sicile işlemez. Ama beraat hakkından vazgeçmiş olmuyorsun; hükmü daha yüksek mahkemelerde tartışma imkanın sınırlanıyor. Reddetsen, istinaf yoluyla bu kararı sorgulayabilirsin; ama o zaman mahkumiyet kesinleşirse sicile işler."
Mert sonunda HAGB'yi kabul etti. Mağdura tazminat ödedi. Şimdi 5 yıllık denetim süresinin ikinci yılındadır — işine devam ediyor, hiçbir sorunla karşılaşmadı. Ama kafasındaki soru hâlâ duruyor: "Ya 2026 sonrası ne olacak?" Bu sorunun yanıtına ileride geleceğiz.
HAGB Nedir: "Askıdaki Hüküm" Mantığını Anlamak

HAGB'yi anlamanın en iyi yolu "askıdaki hüküm" metaforuyla başlamaktır. Normal bir ceza davasında mahkeme yargılar ve karar verir: ya beraat, ya mahkumiyet. Mahkumiyet kararı kesinleşirse sicile işler, infaz sürecine girer. HAGB ise bu iki uç arasında bambaşka bir yerde durur.
CMK 231'e göre mahkeme önce cezayı belirler — yani hesabı yapar, miktarı ortaya koyar. Ancak bu cezayı içeren hükmü açıklamaz. Bir nevi "hazır ama çekmecede bekleyen" bir karar söz konusudur. Sanık, mahkemenin belirlediği denetim süresini — 5 yıl, bazı durumlarda daha az — kurallara uygun şekilde geçirirse mahkeme dosyayı kapatır. Dava düşer. Açıklanmayan hüküm de silinir; sanık hukuki anlamda hiç mahkum edilmemiş gibi olur.
Bu mekanizmanın mantığı şudur: Topluma ve mağdura verilen zarar telafi edilmiş, sanık pişmanlığını ortaya koymuş ve yeniden suç işleme riski düşük görülmüşse, devletin bu kişiyi bir damgayla hayatına göndermenin gereği yoktur. HAGB, rehabilitasyona ve bir kez yanılma hakkına verilen hukuki bir yanıttır.
Ama dikkat: HAGB bir beraat değildir. Mahkeme cezayı hükmetti, sadece açıklamayı erteledi. Bu fark hem hukuki hem pratik sonuçlar doğurur. HAGB kararı, adli sicile işlemez — ancak kendine özgü bir sisteme kaydedilir. Bu kayıt hakimler ve savcılar tarafından görülebilir. Sanık denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlerse, geri bırakılan hüküm açıklanır ve iki ceza birden gündeme gelir. Yani HAGB bir kapının tamamen kapanması değil; koşullu olarak askıya alınmasıdır.
Hukuki düzlemde HAGB'nin tam adı "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"dır. İngilizce karşılığı "suspension of the pronouncement of judgment" olarak da kullanılır. Kurumun özü: mahkumiyet kararı verilmez, hüküm askıya alınır, denetim süresinde yükümlülükler yerine getirilirse dava düşer.
HAGB'nin 5 Şartı: Tüm Koşullar Birlikte Gerekli

HAGB her ceza davasına uygulanamaz. Kanun beş temel şart öngörmüştür ve bunların tamamının bir arada bulunması gerekir. Bir tanesinin eksikliği bile HAGB'nin önünü kapatır. Bu şartları tek tek anlamak hem sanıklar hem mağdurlar açısından kritiktir.
| Şart | Kural | Pratik Not |
|---|---|---|
| 1. Ceza miktarı | Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olmalı | Ağır suçlarda (ağırlaştırılmış müebbet vb.) zaten mümkün değil |
| 2. Adli sicil temizliği | Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmaması | Taksirli suç mahkumiyeti bu şartı bozmaz |
| 3. Zararın giderilmesi | Mağdurun/kamunun zararı aynen iade veya tazminle karşılanmalı | Taksitle giderme mümkün olabilir; mağdursuz suçlarda bu şart aranmaz |
| 4. Sanığın kabulü | Sanık HAGB'yi kabul etmeli (ret hakkı var) | Kabul zorla yaptırılamaz; strateji avukatla belirlenmeli |
| 5. Yeniden suç işlememe kanaati | Mahkeme, sanığın yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirmeli | Pişmanlık beyanı, tutum, kişilik değerlendirilir |
Bu şartların pratikte nasıl işlediğini biraz daha açalım. Ceza miktarı şartı için önemli bir nokta var: mahkemenin belirlediği ceza 2 yılı aşmamalıdır — kanundaki teorik üst sınır değil. Yani aynı suç için farklı sanıklara farklı miktarda ceza belirlenebilir; 2 yılı aşan birisi HAGB'den yararlanamaz, aşmayan yararlanabilir.
Adli sicil temizliği şartı ise sadece kasıtlı suçları kapsar. Daha önce trafik kazası gibi taksirli bir suçtan mahkum olan biri yine de HAGB'den yararlanabilir. Öte yandan daha önce HAGB almış ve denetim süresi henüz dolmamış olan birinin yeni bir kasıtlı suç işlemesi, hem eski hem yeni davayı riske atar.
Zarar giderme şartı çoğu zaman davanın kritik dönüm noktasıdır. Yaralama davalarında mağdurun tedavi masrafları ve manevi tazminat, dolandırıcılık davalarında maddi zarar, mala zarar verme davalarında onarım bedeli ödenmeden HAGB verilemez. Ancak mahkemeler taksitle ödeme planlarına da onay verebilmektedir. Bu nedenle mali durumu yetersiz olan sanıkların duruşma öncesinde avukatlarıyla bu konuyu mutlaka planlaması gerekir.
HAGB'yi Kabul Etmeli misiniz? Stratejik Tercih Analizi

HAGB sunulduğunda sanığın kendi tercihi belirleyicidir. Kabul etmek zorunda değilsiniz. Ama bu tercih çok büyük hukuki sonuçlar doğurduğundan körü körüne bir karar vermemek gerekir. Hem kabulün hem reddin mantığını anlayalım.
Kabul etmenin avantajları: Denetim süresini sorunsuz geçirirseniz dava düşer, sicile işlemez, kişisel ve mesleki hayatınız temiz kalır. İş başvurularında, vize süreçlerinde, memuriyet değerlendirmelerinde "mahkumiyet yok" diyebilirsiniz — kısmi doğrulukla, aşağıda detaylandıracağız. Belirsizliği ortadan kaldırır; istinaf ve temyiz aşamalarında yıllarca sürebilecek bir yargılama döngüsüne girmezsiniz.
Reddetmenin mantığı: Sanık beraatini güçlü buluyorsa ve mahkemenin kararının hatalı olduğunu düşünüyorsa, HAGB'yi kabul etmek bu iddiadan vazgeçmek anlamı taşır. Çünkü HAGB kabul edildiğinde esas hakkındaki itiraz yolları ciddi ölçüde daralır. 8. Yargı Paketi (7499 sayılı Kanun, Mart 2024) ile HAGB kararlarına karşı artık itiraz değil istinaf yolu açılmıştır; bu denetimi güçlendirmiştir. Yine de beraat beklentisi yüksek olan bir sanık için HAGB'yi reddedip istinaf/temyiz denetiminden tam olarak yararlanmak daha mantıklı olabilir.
Mert'in avukatı duruşma salonunda şu soruyu sordu: "Beraat etme ihtimalin yüzde kaç?" Delil analizi ve tanık beyanları değerlendirildiğinde beraat olasılığının düşük göründüğü anlaşıldı. Bu durumda istinaf yolunu açık tutmak yerine HAGB'yi kabul etmek daha temkinli bir tercihti. Ama başka bir sanık için — mesela yanlış zamanda yanlış yerde bulunan, suçsuz olduğunu ispat edebilecek delilleri olan biri için — aynı karar doğru olmayabilir.
Son bir not: HAGB kararını daha sonra geri alamazsınız. "Kabul ettim ama pişman oldum" diyemezsiniz. Bu kesinleşmiş bir tercih olduğundan, karar anında aceleci davranmamak son derece önemlidir. Mahkemeden düşünme süresi isteyin ve avukatınıza danışın.
Denetim Süresi: 5 Yıl Boyunca Neler Geçerli?

HAGB kararının ardından başlayan denetim süresi 5 yıldır. 18 yaş altındaki sanıklar için bu süre 3 yıla iner. Bu süre boyunca sanık, denetimli serbestlik altında sayılır ve temel bir yükümlülük altındadır: kasıtlı yeni bir suç işlememek.
Denetim Süresinde Kasıtlı Suç İşlenirse Ne Olur?
Bu, HAGB'nin en kritik kuralıdır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenirse mahkeme, geri bıraktığı hükmü açıklar. Yani çekmecedeki karar artık resmi hale gelir. Üstelik bu, yalnızca eski cezanın infazı anlamına gelmez; aynı anda yeni suçun yargılaması da devam eder. Pratik sonuç: iki ayrı davada iki ayrı ceza söz konusu olabilir. Bu durum, özellikle yeni suç da 2 yıl altında ceza gerektiriyorsa ciddi bir yük oluşturur.
Taksirli Suç ve Özel Yükümlülükler
Taksirli suçlar — dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalinden doğan suçlar, trafik kazaları, ihmali yaralama gibi — kural olarak HAGB'yi bozmaz. Denetim süresi içinde bir trafik kazasına karışıp taksirli yaralamadan mahkum olsanız bile, HAGB üzerindeki etkisi doğrudan yoktur. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var: mahkeme bazı davalarda özel yükümlülükler de belirleyebilir. Eğitim programına katılmak, bağımlılık tedavisi görmek, belirli kişilere yaklaşmamak gibi yükümlülüklerin ihlali, doğrudan kasıtlı suç olmasa bile geri bırakılan hükmün açıklanmasına yol açabilir.
Denetim Süresi Sonunda Dosya Kapatılır
5 yılın sonunda hiçbir sorun yaşanmamışsa sanık mahkemeden bildirim almayı beklemez; süre dolduğunda dava kendiliğinden düşer. Ancak pratikte bu kapatma kararının yazıya dökülmesi zaman alabilir. Önemli bir iş başvurusu ya da güvenlik soruşturması yaklaşıyorsa avukatınız aracılığıyla dosyanın resmi olarak kapatıldığını teyit etmeniz faydalı olabilir.
Denetim süresinin getirdiği bir başka pratik gerçek de şudur: sanık bu süre boyunca resmi kayıtlarda "mahkum" değildir. İş mülakatlarında "daha önce mahkum oldunuz mu?" sorusuna teknik olarak "hayır" diyebilir — ancak bazı kurumlar bu soruyu daha geniş biçimde sormakta ve HAGB kayıtlarını da sorgulamaktadır. Bu konuya sonraki bölümde ayrıntılı değineceğiz.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası: Üç Farklı Yol

Ceza hukukunda HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme sıklıkla birbiriyle karıştırılır. Oysa bunlar hukuki sonuçları itibarıyla birbirinden köklü biçimde farklıdır. Bu farkı bilmeden "bana ne olacak?" sorusuna doğru yanıt vermek mümkün değildir.
HAGB (CMK 231): Hüküm belirlenir ama açıklanmaz. Denetim süresi sorunsuz tamamlanırsa dava düşer. Adli sicile işlemez. Kendine özgü sisteme kaydedilir.
Erteleme (TCK 51): Mahkumiyet kararı verilir ve kesinleşir; yani sicile işler. Cezanın infazı ise ertelenir, sanık serbest kalır. Erteleme süresi içinde yeni suç işlenmezse ceza infaz edilmez ama mahkumiyet kararı varlığını korur. Adli sicil kaydı oluşur. Sonraki yıllarda sicil silme ya da arşiv kaydına dönüşme prosedürleri devreye girer.
Adli para cezasına çevirme (TCK 50): Kısa süreli hapis cezası, adli para cezasına dönüştürülür. Mahkumiyet yine de kesinleşir, sicile işler; sadece cezanın türü değişir. Ödeme yapılmazsa gün adli para cezası hapis cezasına dönüşebilir.
Mert'in davası bu karşılaştırmanın somut örneğidir. Eğer mahkeme erteleme yolunu seçseydi Mert'in adli sicilinde bir mahkumiyet kaydı olacaktı. İlerideki kamu kurumu işe girişlerinde bu kayıt görünebilirdi. HAGB sayesinde sicil kaydı oluşmadı — ancak aşağıda göreceğimiz gibi bu tam anlamıyla "temiz kağıt" demek değildir.
Adli Sicil ve Memuriyet Gerçeği: "Temiz Kağıt" Yanılgısı

HAGB'nin sanıklara en çekici gelen yönü adli sicile işlememesidir. Ama bu noktada dikkatli olmak gerekir; "adli sicile işlemez" ile "hiçbir yere kaydedilmez" aynı şey değildir.
HAGB kararı, kendine özgü bir sisteme kaydedilir. Bu sisteme erişim kısıtlıdır; hâkim ve savcılar erişebilir. Yeni bir suç işlenmesi halinde bu geçmiş kayıt değerlendirmede dikkate alınır. Ama sistemin asıl önemi güvenlik soruşturmalarında ortaya çıkar.
Türkiye'de kamu kurumlarına işe alımlar çoğunlukla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını içerir. Bu süreçte hangi veritabanlarına erişildiği kurumdan kuruma değişir. Bazı kurumların HAGB kayıtlarına erişebildiği ve bu kayıtların olumsuz değerlendirmeye yol açabildiği bilinmektedir. "Adli sicile işlemedi" demek, "devletin hiçbir kaydı yok" anlamına gelmez.
Özel sektörde tablo farklıdır. Özel şirketlerin istihdam süreçlerinde adli sicil belgesi talep etmesi mümkündür; bu belgede HAGB görünmez. Dolayısıyla özel sektör işe alımlarında HAGB kayıtlı kişi gerçekten "temiz" bir belge sunabilir. Ancak bazı özel güvenlik görevleri, banka lisansları gibi sektörler için ek denetimler söz konusu olabilir.
Vize başvurularında da benzer tablo geçerlidir. Türk adli sicil belgesi temiz çıkar; ancak bazı ülkelerin büyükelçilikleri ek sorgulamalar yapabilir ya da bağımsız kaynaklara ulaşabilir. Özellikle ABD, İngiltere gibi ülkelerin vize formlarındaki kapsamlı sorular için bir avukat danışmanlığı almak yerinde olur.
Mert, işe girişlerinde adli sicil belgesi sunduğunda HAGB görünmüyor. Ama Mert iyi bilir: "devlet görevine girersem soruşturmalar başlar ve o zaman tablo değişebilir." Bu gerçeklik, HAGB'nin değerini azaltmaz — ama beklentiyi doğru yönetmek için bilinmesi zorunludur.
30 Eylül 2026 Dönüm Noktası: AYM İptali Ne Anlama Geliyor?

Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla CMK 231'in HAGB'yi düzenleyen fıkralarını Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Bu, Türk ceza hukuku açısından son derece önemli bir karardır. Ancak iptal kararının hemen yürürlüğe girmediğini anlamak kritiktir.
İptal, 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar HAGB kurumu tamamen geçerliliğini korumaktadır. Yani mahkemeler HAGB kararı vermeye devam edebilir, mevcut denetim süreleri işlemeye devam eder. 30 Eylül 2026'dan önce HAGB alan kişilerin durumu da bu tarihten sonra hemen değişmez — ancak bunun için yasama organının açıklama yapması ve geçiş hükümleri düzenlemesi beklenmektedir.
AYM kararının gerekçesi kamuoyuyla tam olarak paylaşıldıkça daha ayrıntılı değerlendirme mümkün olacaktır. Ancak bilinen şu: mahkemeler, 30 Eylül 2026 itibarıyla mevcut CMK 231 kapsamında yeni HAGB kararı veremeyecektir. Yasama organı bu tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapmazsa HAGB kurumu fiilen sona erecektir. Yasal boşluk oluşması halinde mahkemelerin ve savcılıkların nasıl hareket edeceği belirsizliğini korumaktadır.
Mert'in kafasındaki soru işte tam da buydu: "Benim 5 yıllık sürem 2026 sonrasına sarkmaktadır. Ne olacak?" Bu sorunun yanıtı henüz kesin değil. Yasama organının geçiş hükümleri içeren bir düzenleme yapması en olası senaryo; ama şu an için "avukatıma danışacağım" dışında söylenebilecek kesin bir şey yok. Bu belirsizliği yönetmenin tek yolu profesyonel hukuki takip.
Öte yandan Mert'in içini rahatlatacak bir değerlendirme de var: iptal kararlarının geçmişe etkisi çok sınırlıdır, kazanılmış haklara dokunulmaz ilkesi anayasal bir güvencedir. HAGB alan ve denetim süresini sorunsuz sürdüren kişilerin mağdur edilmemesi için yasama organının geçiş düzenlemesi yapması beklenmektedir. Ama bu bir hukuki yorumdur, garanti değildir.
Sık Yapılan 7 Hata: HAGB'de Neleri Yanlış Yapıyoruz?

Yıllarca süren ceza yargılaması deneyimleri, HAGB sürecinde tekrarlanan bazı hataları gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu hataların bir kısmı telafi edilemez sonuçlar doğurur.
- HAGB'yi beraat zannetmek. "Aldım, bitti, temizim" düşüncesi. Oysa hüküm askıda, denetim süresi var. Kasıtlı suç işlenirse her şey başa döner — ve bu sefer iki ceza birden gündeme gelir.
- Zarar giderme aşamasını ertelemek. HAGB için mağdurun zararını gidermek zorunlu şarttır. Bazı sanıklar mahkeme tarihine kadar bu konuyu çözmeden gelir ve HAGB imkânını kaybeder. Erken harekete geçin; mümkünse duruşmadan önce uzlaşın.
- Avukatla strateji kurmadan hemen kabul etmek. Mahkeme HAGB sorusu sorduğunda panikleyen sanıklar bazen düşünmeden "kabul ediyorum" der. Oysa bu tercihin geri dönüşü yoktur. Mahkemeden süre isteyin, avukatınıza danışın.
- "Adli sicile işlemez" bilgisini mutlak güvence saymak. Kendine özgü sistem var, hakim-savcı görebilir, güvenlik soruşturmaları farklı çalışabilir. Devlet memuru adayı ya da hassas sektörde çalışan biri için bu fark belirleyicidir.
- Denetim süresinde küçük riskleri görmezden gelmek. "Bir kavga ne olur" düşüncesi tehlikelidir. Denetim süresindeki herhangi bir kasıtlı suç — kavga, hakaret, hırsızlık — geri bırakılan hükmün açıklanmasına yol açar. 5 yıl boyunca dikkatli yaşamak zorunludur.
- 8. Yargı Paketi değişikliğini bilmemek. Eskiden HAGB kararlarına itiraz vardı, şimdi istinaf yolu var. Bu fark hem sanıklar hem avukatlar için önemlidir. Eski bilgiyle hareket etmek hak kaybına yol açabilir.
- 30 Eylül 2026 sonrası için hazırlıksız olmak. AYM iptali yaklaşıyor. Yargılamalar veya denetim süreleri bu tarihin ötesine uzanıyorsa, yasal belirsizliği aşmak için bir ceza avukatıyla şimdiden plan yapmak gerekiyor. "Nasılsa bir şey olmaz" düşüncesi risklidir.
Bu hataların çoğunun ortak paydası şudur: HAGB süreci, sıradan insanın tek başına yönetebileceği bir süreç değildir. Mahkeme salonunda sözlü olarak yapılan bir kabul beyanından, denetim süresinin son gününe kadar pek çok kritik an söz konusudur. Her adımda profesyonel hukuki destek almak sonuçları doğrudan etkiler.
Sonuç: Durumunuz Ne Kadar HAGB'ye Uygun?

HAGB, doğru şartlarda kullanıldığında bireylerin hayatını koruyan, ikinci bir şansa kapı aralayan önemli bir hukuki araçtır. 2 yıl altında hapis cezası, temiz adli sicil, giderilen zarar ve dürüst bir pişmanlık — bu dört unsur bir araya geldiğinde HAGB çoğu zaman en akılcı tercih olur.
Ama HAGB'nin kazanımları kadar sınırları da bilinmelidir. Sicile işlemez ama silinmez. Beraat değildir. 5 yıl gerçek bir denetim dönemidir. Ve 30 Eylül 2026 gibi yakın bir tarihte hukuki zeminin değişeceği bilinmektedir.
Mert'in hikayesi umut verici bir örnektir. Ama Mert'in avantajı sadece HAGB almak değil, avukatıyla birlikte bu kararı bilinçli biçimde almaktır. Kendi davanızda da aynı yaklaşımı benimsemenizi öneriyoruz.
Eğer bir ceza davası süreciniz varsa ve HAGB'nin sizin için doğru seçenek olup olmadığını merak ediyorsanız, İstanbul ceza hukuku avukatları veya İzmir ceza hukuku avukatları aracılığıyla deneyimli bir avukattan görüş alabilirsiniz. Somut davanızdaki şartlar, suçun niteliği, mağdur durumu ve mahkemenin tutumu hep birlikte değerlendirilmeden "HAGB alır mısınız?" sorusu yanıtlanamaz.
HAGB bir son değil, bir başlangıçtır. 5 yılı geride bıraktıktan sonra hayat devam eder — ve hukuki geçmişiniz sizi tanımlamaz. Ama bu sürecin her adımını doğru atmak, sonucun lehinize olmasını büyük ölçüde belirler.