Kasten Yaralama Suçu (TCK 86): Ceza, Dava Süreci ve Sık Sorulan Sorular (2026)
Kasten yaralama, bir kişinin vücuduna acı verme, sağlığını bozma ya da algılama yeteneğini etkileme kastıyla hareket edilmesidir. Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi bu suçu düzenler ve ceza aralığını somut olayın ağırlığına göre değiştirir: basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek bir yaralamada 4 ay ile 1 yıl arası hapis veya adli para cezası gündeme gelirken, kemik kırığı ya da ölüm gibi ağır sonuçlarda ceza yıllarla ifade edilen seviyelere çıkar. Dava süreci ise savcılık soruşturmasıyla başlar, uygun dosyalarda uzlaştırma denenebilir ve genel olarak asliye ceza mahkemesinde sonuçlanır.
Bu rakamı duymak sizi şaşırtabilir: 2024 Adalet İstatistiklerine göre ülkemizde kasten yaralamadan 404.285 yeni dava açılmıştır; bu da kasten yaralamayı Türkiye'de en çok dava açılan suç hâline getirir. Yani bu yazıyı okuyorsanız, yalnız değilsiniz — her yıl yüz binlerce kişi sanık ya da mağdur olarak bu süreçten geçmektedir. Bu rehberi hem "hakkımda dava açıldı, ne olacak?" diye endişelenen sanıklar hem de "dövüldüm, hakkımı nasıl ararım?" diyen mağdurlar için hazırladık.
Gerçek Hayattan Bir Vaka: Apartman Otoparkında Biten Komşuluk

Vaka (isimler temsilidir): Murat (42, muhasebeci) ile komşusu Ercan (38, esnaf), aynı apartmanın bodrum katındaki otoparkta aylarca süren park yeri anlaşmazlığından dolayı gergindir. Bir akşam Murat kapıyı kapatırken Ercan'ın aracını yanlışlıkla çizdiğinde Ercan öfkeyle iner; kısa süren sözlü tartışma itiş kakışa, ardından yumruğa dönüşür. Murat yere düşer; burun kemiği kırılır. Eşi 112'yi arar. Polis gelir, her iki tarafın da ifadesi alınır. Akşamın sonunda Murat hastane acil servisinde darp raporu alır; Ercan hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulur.
Bu vaka aslında Türkiye'deki kasten yaralama davalarının büyük çoğunluğunu yansıtır: anlık öfke, birbirini tanıyan taraflar, gerçek bir tıbbi yaralanma ve karmaşık bir delil tablosu. Olayın ertesi günü iki taraf da benzer duyguları yaşar. Ercan "bir yumruk attım, hapse mi gireceğim şimdi?" endişesindedir; Murat ise "burnum kırıldı, ameliyat olacağım, bu adam yanına kâr mı bırakacak?" öfkesindedir. İkisinin de sorularının cevabı aynı hukuki çerçevede saklıdır ve bu makale boyunca Murat ile Ercan'ın davasını adım adım izleyerek o çerçeveyi somutlaştıracağız.
Şunu da baştan not edelim: olayın hemen sonrasındaki ilk 24-48 saatte atılan adımlar — darp raporu, ifade, tanık tespiti — davanın yıllar sonraki sonucunu çoğu zaman duruşmalardan daha fazla etkiler. Bu yüzden her bölümde "o an ne yapmalıydınız?" sorusuna da cevap vereceğiz.
Kasten Yaralama Nedir? Hangi Davranışlar Suç Sayılır?

Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi, bir kişinin vücuduna acı vermeyi, sağlığını bozucu etki bırakmayı veya algılama yeteneğini etkilemeyi kasıt taşıyarak gerçekleştirdiği her eylemi kasten yaralama olarak tanımlar. Kastın olması şarttır; eylemin şiddeti veya sonucu ikincil bir değerlendirme kriteridir. Bu geniş tanım sayesinde:
- Tek bir tokat (iz bırakmasa dahi),
- Birini itmek (düşüp burnu kanarsa),
- Saç çekerek sürüklemek,
- Nesneyle darp etmek (kalem, şişe, anahtarlık dahil),
- Hatta bir kişinin sağlığını kasıtlı bozacak biçimde kimyasal maddeye maruz bırakmak
kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir. Önemli olan kastın varlığıdır; eylemin büyüklüğü cezayı etkiler ama suçun oluşumunu değil.
Bu noktada halk arasında yaygın iki yanlış inanışı düzeltelim. Birincisi: "İz kalmadıysa suç oluşmaz." Yanlış. Vücutta görünür iz bırakmayan bir tokat dahi acı verdiği için suç oluşturabilir; iz bırakmaması yalnızca eylemi TCK 86/2 kapsamındaki daha hafif kategoriye taşıyabilir. İkincisi: "O bana önce küfretti, ben de vurdum, haklıyım." Küfür sizi haklı çıkarmaz; hakaret ayrı bir suçtur ve karşılığı yumruk değil şikayettir. Ancak ağır bir haksız fiile tepki olarak işlenen yaralama, cezada haksız tahrik indirimi gündeme getirebilir — yani suç yine oluşur ama ceza azalabilir.
Dikkat: Taksirle (dikkatsizlik sonucu) yaralama ayrı bir suçtur (TCK 89) ve kasten yaralamaya göre daha düşük ceza içerir. Sanık olarak "kasıt yoktu" savunması yapıyorsanız bunu başından avukatınızla değerlendirmeniz kritiktir; çünkü ifade tutanağına geçen tek bir cümle ("evet, vurmak istedim ama bu kadar olacağını bilmiyordum" gibi) kastın kabulü olarak yorumlanabilir.
Bizim vakamızda Ercan'ın Murat'a yumruk atması açık bir kasıt içerir; "onu itmek istedim, düşeceğini bilemezdim" savunması, tanık ifadeleri yumruğu doğruladığı sürece tutmayacaktır. Murat'ın burun kemiğinin kırılması ise suçun ağırlaşmış biçimde oluştuğu anlamına gelir; bu ayrım, birazdan göreceğimiz gibi ceza aralığını doğrudan etkiler.
Kasten Yaralama Cezası Ne Kadar? (2026 Güncel)

Ceza, yaralanmanın ağırlığına ve failin kimliğine göre büyük farklılıklar gösterir. Aşağıdaki tablo TCK 86 ve TCK 87 kapsamındaki temel seçenekleri özetlemektedir:
| Suç Türü / Madde | Ceza Aralığı | Şikayete Bağlı mı? | Uzlaştırma? |
|---|---|---|---|
| TCK 86/2 — Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama | 4 ay – 1 yıl hapis veya adli para cezası | Evet | Evet |
| TCK 86/1 — Temel hal (86/2 dışında kalan basit yaralama) | 1 – 3 yıl hapis | Hayır | Evet |
| TCK 86/3 — Nitelikli haller (eşe/boşandığı eşe, üstsoy-altsoy-kardeşe, kamu görevlisine, silahla, canavarca hisle vb.) | Temel cezanın yarı oranında artırılması | Hayır | Hayır |
| TCK 87/1 — Neticesi sebebiyle ağırlaşmış: duyuların sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz vb. | TCK 86'ya göre artırımlı (somut olaya göre değişir) | Hayır | Hayır |
| TCK 87/3 — Ağırlaşmış: kemik kırığı veya organın işlevini kaybetmesi | Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre artırımlı | Hayır | Hayır |
| TCK 87/4 — Kasten yaralama sonucu ölüm | Ağırlaştırılmış hapis (somut olaya göre belirlenir) | Hayır | Hayır |
Önemli: Tablodaki aralıklar yasal alt ve üst sınırlardır. Mahkeme; haksız tahrik, meşru müdafaa sınırının aşılması, yaş, sabıka durumu ve duruşmadaki tutum gibi birçok faktörü değerlendirerek somut cezayı belirler. "Kesin olarak şu kadar ceza alırsınız" diyen bir kaynağa güvenmeyin — sonuç her zaman somut olaya göre değişir.
Cezanın nasıl hesaplandığını Murat ve Ercan'ın davası üzerinden izleyelim. Ercan'ın eylemi yumrukla gerçekleşmiş, silah kullanılmamış, taraflar arasında akrabalık yok — yani TCK 86/3'teki nitelikli hallerden hiçbiri yok. Ancak Murat'ın burnunda kırık var: adli tıp raporu "kemik kırığı mevcut" diyorsa dosya TCK 87/3 kapsamına girer ve ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesine göre artırılır. Öte yandan Ercan'ın avukatı, tartışmayı Murat'ın aracı çizmesinin başlattığını ileri sürerek haksız tahrik indirimi talep edecektir. Mahkeme her iki yönü de tartar: ağırlaştırıcı sebep cezayı yukarı, tahrik indirimi ve sabıkasızlık aşağı çeker. İşte "kasten yaralamanın cezası ne kadar?" sorusuna tek rakamla cevap verilememesinin nedeni budur.
Bir diğer sık sorulan konu adli para cezasıdır. TCK 86/2'de hâkim, hapis yerine doğrudan adli para cezasına hükmedebilir; bu seçenek maddenin kendisinde yazılıdır. Daha ağır hallerde ise para cezası ancak belirli koşullarda ve kısa süreli hapis cezalarının çevrilmesi yoluyla gündeme gelir — bu ayrımı ileride "hapse girmeme ihtimalleri" bölümünde açacağız.
Dava Süreci Adım Adım: Şikayetten Karara

Bir kasten yaralama dosyası, olay anından kesin karara kadar birbirini izleyen aşamalardan geçer. Her aşamada hem sanığın hem mağdurun yapması ve yapmaması gerekenler farklıdır.
1. Karakol ve Savcılık Aşaması
Süreç genellikle olay yerine gelen polisin taraflardan bilgi almasıyla başlar; ardından karakolda veya savcılıkta ifade verilir. Şikayete bağlı suçlarda (TCK 86/2) mağdurun şikayetçi olduğunu açıkça beyan etmesi gerekir; şikayete bağlı olmayan hallerde savcılık kendiliğinden harekete geçer. İfadeye giderken yanınıza kimliğinizi, olayla ilgili elinizdeki her belgeyi (mesajlaşmalar, fotoğraflar, varsa kamera kaydı) ve mümkünse avukatınızı alın. İfade sırasında anlatımınız tutanağa geçer ve imzaladığınız tutanak yargılama boyunca size karşı da kullanılabilir — okumadan imzalamayın, yanlış yazılan ifadelerin düzeltilmesini isteyin.
2. Adli Rapor (Darp Raporu)
Mağdur açısından en kritik delil budur. En kısa sürede — tercihen ilk 24 saat içinde — bir devlet hastanesi acil servisine veya adli tıp birimine başvurun. Raporda yaralanmanın yeri, niteliği ve "basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı" değerlendirilir; dosyanın TCK 86/2'de mi, 86/1'de mi yoksa 87'de mi kalacağını büyük ölçüde bu rapor belirler. Geç başvuruda morluklar solmaya başlar ve rapora "eski lezyon" ibaresi girebilir; bu da "yara başka olaydan olabilir" savunmasına kapı açar. Bizim vakada Murat'ın raporuna burun kemiğindeki kırık hattı işlenmiş, çekilen tomografi görüntüsü dosyaya eklenmiştir — bu ayrıntı, davanın kaderini belirleyen tek sayfadır.
3. İddianame ve Tensip
Savcı, topladığı delillerle suçun işlendiğine dair yeterli şüphe görürse iddianame düzenler ve dosyayı görevli mahkemeye — kasten yaralamada kural olarak Asliye Ceza Mahkemesine — gönderir. Mahkeme iddianameyi kabul ederse tensip zaptı hazırlar: duruşma günü belirlenir, taraflara tebligat çıkarılır, eksik deliller (kamera kaydı, ek rapor, tanık listesi) istenir. Sanığa iddianame tebliğ edildiğinde panik yaşamak doğaldır; ancak iddianame bir suçlama metnidir, mahkumiyet kararı değildir.
4. Duruşmalar
İlk duruşmada kimlik tespiti yapılır, iddianame özetlenir ve sanığın savunması alınır. Duruşma salonunda söz sırası bellidir: önce sanık savunmasını yapar, ardından katılan (mağdur) ve tanıklar dinlenir, bilirkişi/adli tıp raporları okunur, savcı esas hakkındaki mütalaasını açıklar ve son söz her zaman sanığındır. Duruşmada hâkimin sorularına kısa, net ve tutarlı cevap vermek; önceki ifadeyle çelişmemek; karşı tarafla tartışmaya girmemek gerekir. Bizim vakada ikinci duruşmada komşu Şükran tanık olarak dinlenmiş, "Ercan'ın yumruk attığını gördüm ama öncesinde Murat'ın da göğsünden ittiğini gördüm" demiştir — bu tek cümle, dosyaya hem yumruğun ispatını hem de tahrik tartışmasını birlikte sokmuştur.
5. Karar ve Sonrası
Deliller toplandığında mahkeme kararını açıklar: beraat, mahkumiyet (HAGB, erteleme, adli para cezası veya fiili hapis biçiminde) ya da düşme. Karara karşı istinaf yolu açıktır; süresi içinde başvurulmazsa karar kesinleşir. İtiraz süreleri kararın öğrenilmesiyle işlemeye başlayabileceğinden, kararı aldığınız gün avukatınızla görüşün.
Bizim vakada: Murat hastaneden çıkar çıkmaz darp raporu almıştır. Savcılık dosyayı önce uzlaştırmaya göndermiş; anlaşma sağlanamayınca iddianame düzenlenmiştir. Otopark kamerasının kayıtlarının olay gecesi silinmiş olması dosyayı tanık ifadelerine mahkûm etmiş, bu da yargılamayı uzatmıştır. Kamera kaydı gibi dijital deliller hızla yok olur — mağdursanız ilk günlerde yazılı olarak delil tespiti talep edin.
Uzlaştırma: Dava Açılmadan Bitirme Şansı

Uzlaştırma, Türk ceza usulünün sanığa ve mağdura sunduğu en değerli fırsatlardan biridir. TCK 86/1 (temel hal) ve TCK 86/2 (basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir) kapsamındaki yaralamalar uzlaştırma kapsamındadır. TCK 86/3'teki nitelikli haller ise uzlaştırma kapsamı dışındadır — eşe, kardeşe, kamu görevlisine karşı veya silahla işlenen yaralamalarda bu yol kapalıdır. Bu ayrımı baştan bilmek, beklentinizi doğru kurmanızı sağlar.
Süreç şöyle işler: savcılık, kapsamdaki dosyayı iddianame düzenlemeden önce uzlaştırma bürosuna gönderir. Görevlendirilen uzlaştırmacı her iki tarafla ayrı ayrı iletişim kurar, teklifi iletir ve yasal süre içinde cevap ister. Kimse uzlaşmaya zorlanamaz; teklifin reddi yargılamada aleyhinize kullanılamaz. Uzlaşma edimi şunlardan biri olabilir:
- Maddi tazminat (tedavi masrafları, iş gücü kaybı),
- Yazılı veya sözlü özür,
- Toplum yararına bir çalışma,
- Tarafların üzerinde anlaştığı başka bir yükümlülük — hatta edimsiz, karşılıksız uzlaşma da mümkündür.
Bizim vakada uzlaştırma görüşmesi: Uzlaştırmacı önce Ercan'ı arar: "Murat Bey tedavi masraflarının karşılanmasını ve yazılı özür istiyor." Ercan özüre hazırdır ama Murat'ın talep ettiği tutarı yüksek bulur: "Burun ameliyatı özel hastanede olmuş, ben devlet hastanesindeki tutarı öderim." Murat ise "İş yerinde iki hafta çalışamadım, onu kim karşılayacak?" der. Uzlaştırmacı iki teklifi de karşı tarafa taşır; taraflar orta noktada buluşamaz ve süre dolunca uzlaştırmacı olumsuz rapor düzenler. Dosya savcıya döner, iddianame yazılır. Küçük bir esneklik, yıllarca sürecek bir davayı haftalar içinde bitirebilirdi.
Neden önemli? Uzlaşma başarıyla tamamlanırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Dava açılmaz, duruşmaya gidilmez ve suç adli sicile işlemez. Bu, hem sanık hem mağdur için çoğu zaman en avantajlı sonuçtur. Ancak uzlaşmayı aceleyle ya da yetersiz bir edimle kabul etmek mağdurun aleyhine olabilir; teklifin gerçek zararınızı karşılayıp karşılamadığını deneyimli bir ceza avukatıyla değerlendirin.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası: Hapse Girmeme İhtimalleri

Kasten yaralama mahkumiyeti her zaman cezaevine girme anlamına gelmez. Sabıkasız sanıkların önemli bölümü, aşağıdaki kurumlardan biri sayesinde cezaevine hiç girmeden süreci tamamlar. Mahkemenin elindeki üç temel araç şunlardır:
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
İki yıl veya altında hapis cezasına mahkum edilen ve daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında mahkeme HAGB kararı verebilir. Bu durumda hüküm beş yıl süreyle açıklanmaz; sanık denetim süresine tabi tutulur. Süre sorunsuz tamamlanırsa dava düşer ve mahkumiyet adli sicile işlemez. Sık yapılan bir yanlışı düzeltelim: HAGB beraat değildir. Mahkeme suçun işlendiğine kanaat getirmiştir; yalnızca hükmün sonuç doğurması ertelenmiştir. Denetim süresinde kasıtlı yeni bir suç işlenirse geri bırakılan hüküm açıklanır.
Güncel ve kritik gelişme: Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla HAGB düzenlemesini iptal etmiştir; iptal kararı 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar HAGB uygulanmaya devam etmektedir. 30 Eylül 2026 sonrasında HAGB'nin yerini nasıl bir düzenlemenin alacağı yasama sürecine bağlıdır; davası bu döneme denk gelenlerin konuyu avukatlarıyla güncel olarak takip etmesi gerekir.
Cezanın Ertelenmesi (TCK 51)
İki yıl veya altında hapis cezası alanlar için mahkeme cezanın infazını erteleyebilir. Sanık, belirlenen denetim süresini yükümlülüklerine uygun geçirirse ceza infaz edilmiş sayılır. HAGB'den temel farkı şudur: ertelemede hüküm açıklanır ve adli sicile işler; yalnızca cezaevine girilmez. Memuriyet veya belirli meslekler açısından sicil kaydının varlığı önemli sonuçlar doğurabileceğinden, iki kurum arasındaki bu fark hayati olabilir.
Adli Para Cezasına Çevirme (TCK 50)
Kısa süreli hapis cezaları, koşulları varsa adli para cezasına veya başka seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Para cezasının tutarı; gün sayısı ve sanığın ekonomik durumu üzerinden, hâkimin takdiriyle somut olaya göre hesaplanır. Önemli uyarı: çevrilen adli para cezası ödenmezse hapse geri dönüşüm gündeme gelebilir — "nasılsa paraya çevrildi" diye ödemeleri aksatmak ciddi bir hatadır.
Bizim vakada: Ercan'ın sabıkası yoktur. Adli tıp, Murat'ın burun kırığının hayat fonksiyonlarını hafif derecede etkilediği yönünde rapor verirse ceza TCK 87/3 uyarınca artırılır; ancak haksız tahrik indirimi ve iyi hal ile sonuç ceza 2 yılın altında kalırsa HAGB kapısı açılabilir. Ercan'ın avukatının duruşmadaki asıl mücadelesi tam da budur: sonucun 2 yıl sınırının altında şekillenmesini sağlamak. Rapor kırığın etkisini daha ağır derecelendirirse tablo değişir — ceza yükselir ve seçenekler daralır. Tek bir adli tıp cümlesinin sonucu nasıl değiştirdiğine dikkat edin.
Mağdursanız: Şikayet, Davaya Katılma ve Tazminat Haklarınız

Mağdur olarak sürece sanıldığından çok daha aktif biçimde dahil olabilirsiniz; ceza davası yalnızca savcılık ile sanık arasında geçen bir süreç değildir. Üç temel hakkınız vardır:
Şikayet Hakkı
TCK 86/2 kapsamındaki (basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir) yaralamalar şikayete bağlıdır. Şikayeti, olayı ve faili öğrenmenizden itibaren 6 ay içinde yapmanız gerekir (TCK 73). Bu süreyi kaçırmak şikayet hakkınızı düşürür ve dosya hiç açılmadan kapanır. Şikayete bağlı olmayan hallerde (TCK 86/1, 86/3 ve TCK 87) savcılık zaten re'sen hareket eder; ancak sizin beyanınız ve delilleriniz soruşturmanın yönünü yine de belirler. Şikayete bağlı hallerde şikayetten vazgeçme davayı düşürür — bu yüzden "vazgeç, aramızda çözelim" baskısıyla karşılaşırsanız kararınızı mutlaka soğukkanlılıkla ve mümkünse hukuki danışmanlık alarak verin.
Davaya Katılma
Ceza davasında mağdur, savcılığın yanında katılan (müdahil) sıfatıyla yer alabilir. Bunun için mahkemeye sözlü veya dilekçeyle başvurmanız yeterlidir. Katılan sıfatı size somut güçler verir: duruşmada söz alma, delil sunma, tanık gösterme ve — en önemlisi — beraat ya da eksik bulduğunuz karara karşı kanun yoluna başvurma hakkı. Katılma talebinde bulunmayan mağdur, kararı beğenmese bile itiraz konusunda ciddi biçimde kısıtlanır.
Tazminat Hakkı
Ceza davası, uğradığınız zararı otomatik olarak tazmin etmez. Maddi ve manevi tazminat için ayrıca hukuk mahkemesinde dava açabilirsiniz; bu dava ceza davasından bağımsızdır ve eş zamanlı yürütülebilir. Tazminat davasına hazırlık için şimdiden şunları saklayın: hastane fatura ve raporlarının tamamı, ilaç ve ulaşım giderleri, çalışamadığınız günleri gösteren işveren yazısı, olayın yaşamınıza etkisini gösteren her belge. Bizim vakada Murat, burun ameliyatı faturasını, iki haftalık iş göremezlik belgesini ve tedavi masraflarını dosyalamıştır; ceza davasındaki mahkumiyet kararı, hukuk davasında kusurun ispatını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. İki davanın koordinasyonu için deneyimli bir avukattan destek almanız önerilir.
Süre, Masraf ve Avukat: Merak Edilen Pratik Konular

Dava ne kadar sürer? Asliye Ceza Mahkemelerinin iş yüküne ve delil durumuna bağlı olarak bu tür davalar ortalama 1-3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Duruşmalar genellikle birkaç aylık aralıklarla yapılır; tanık sayısı, adli tıp raporlarının gecikmesi ve istinaf süreci toplam süreyi uzatır. Uzlaştırmanın başarılı olması hâlinde ise süreç birkaç haftaya inebilir — davasız çözümün en büyük avantajlarından biri de budur.
Harç ödenir mi? Hayır. Ceza davası savcılık tarafından açılır; mağdur şikayetçi olarak ya da katılan sıfatıyla herhangi bir dava harcı ödemez. Bu, hukuk davalarından temel bir farktır (tazminat davasında harç vardır). Mahkum olan sanık ise yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir.
Avukat zorunlu mu? Kasten yaralama davasında avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir; kendinizi bizzat savunabilirsiniz. Ancak şu gerçeği görmezden gelmeyin: karşınızda iddianameyi yazan profesyonel bir savcı ve teknik bir dosya vardır. Adli tıp raporuna itiraz, tahrik indirimi talebinin nasıl kurgulanacağı, HAGB'ye onay verip vermeme kararı gibi teknik dönemeçlerin her biri sonucu değiştirebilir. Maddi olanağı bulunmayan sanıklar, CMK kapsamında barodan ücretsiz müdafi atanmasını talep edebilir; bu, kanunun tanıdığı bir haktır ve talep etmekten çekinmemek gerekir.
Duruşma günü için pratik birkaç not: adliyeye erken gidin (güvenlik ve kalem sırası zaman alır), duruşma salonunun kapısındaki listeden sıranızı kontrol edin, telefonunuzu kapatın ve hâkim söz vermeden konuşmayın. Yanınızda kimliğinizi ve dosya numaranızı bulundurun. Karar duruşması dahil hiçbir celseyi mazeretsiz kaçırmayın.
Ücretsiz bilgi almak için: Somut durumunuzu bir ceza avukatına danışmak istiyorsanız HukukiUzman'da ücretsiz soru sorabilirsiniz. Bulunduğunuz şehirdeki avukatlara ulaşmak için Ankara ceza avukatları gibi şehir sayfalarını inceleyebilirsiniz.
Sık Yapılan 7 Hata

Bu davalarda tarafların süreci kendi elleriyle zorlaştırdığı bazı hatalar o kadar sık tekrarlanır ki ayrı bir başlığı hak ediyor:
- Darp raporu almamak veya geç almak. Yaralanmanın tıbbi kaydı olmadan suçu ispatlamak çok güçleşir; solan morluklar "eski lezyon" olarak kayda geçebilir. İlk 24 saat içinde hastaneye gidin.
- Karşı şikayette bulunmamak. Olay karşılıklıysa siz de yaralanmış olabilirsiniz; kendi darp raporunuzu almadan ve şikayetinizi iletmeden dosya tek taraflı şekillenir.
- İfadeye avukatsız gitmek. İfade tutanağındaki her cümle yargılama boyunca delildir ve sonradan "öyle demek istemedim" savunması zayıf kalır. Avukat talep etmek hakkınızdır; kullanın.
- Sosyal medyada paylaşım yapmak. Olay sonrası öfkeyle yazılan tehdit, hakaret veya itiraf niteliğindeki paylaşımlar ekran görüntüsüyle dosyaya girer ve aleyhinize yeni suçlamalar bile doğurabilir.
- Uzlaşma teklifini düşünmeden reddetmek. Uzlaşma, sicile işlemeyen ve yıllar süren yargılamayı haftalara indiren bir çözümdür. Duygusal refleksle reddetmeden önce avukatınızla oturup hesap yapın.
- Duruşmaya gitmemek. Mazeretsiz katılmamak hakkınızda zorla getirme kararına yol açabilir ve mahkeme nezdinde aleyhinize izlenim yaratır. Her celse davetiyesine yanıt verin.
- HAGB denetim süresinde yeni suç işlemek. Denetim süresinde işlenen kasıtlı yeni bir suç, geri bırakılan hükmün açıklanmasına yol açar; iki dosyanın sonuçlarıyla birden yüzleşirsiniz.
Bizim vakada: Murat olayın hemen ardından hastaneye gitmiş ve darp raporunu almıştır — doğru adım. Ercan ise olay gecesi sosyal medyada "Kimse arabama zarar verip yanına kâr bırakamaz, dahasını da yaparım" diye paylaşım yapmıştır — büyük hata. Bu paylaşım duruşmada okunmuş, hem kastın hem pişmanlık yokluğunun göstergesi olarak dosyaya girmiştir. Öfke anındaki tek bir paylaşım, avukatın aylarca kurduğu savunmayı dakikalar içinde zayıflatabilir.
Son söz: her ceza davası kendine özgüdür. Yukarıdaki bilgiler genel rehber niteliğindedir; somut olayınızdaki delil durumu, adli tıp değerlendirmesi, tarafların geçmişi ve mahkemenin takdir yetkisi sonucu bambaşka yönlere taşıyabilir. Bu nedenle davanızın kritik dönemeçlerinde — özellikle savcılık ifadesinden önce, uzlaştırma teklifini yanıtlarken ve HAGB tercihinde — bir ceza hukuku avukatından destek almanız, sanık ya da mağdur fark etmeksizin atabileceğiniz en doğru adımdır.