Kiralananın Tahliyesi: Konut/İşyeri Nedeniyle Davanın Süreç ve Sonuçları
Evet, TBK m.350 ve m.351’e göre kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı varsa, kiralananı tahliye ettirmek amacıyla dava açabilir. Bu durumda kiraya veren, tahliye gerekçesini kiracıya yazılı olarak bildirmeli ve bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde dava sürecini başlatmalıdır.
Mahkeme, kiraya verenin ihtiyacının gerçek ve belgeli olduğunu tespit ederse, tahliye talebini onaylayarak kiracının sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracı, mahkeme kararına itiraz etme ve geçici ihtilaf çözümüne başvurma hakkına sahiptir; ayrıca kira ödemeleri, depozito iadesi ve taşınma masrafları gibi maddi hakları da yargılamada değerlendirilir. Sürecin her aşamasında yasal sürelere uyulması ve tarafların haklarının korunması esastır.
Kurgusal Vaka: Yılmaz Ailesi (isimler temsilidir)

Sayın okuyucu, Yılmaz ailesi gibi konut ihtiyacı nedeniyle tahliye sürecine giren kiracılar, haklarını doğru bir şekilde bilmek zorundadır. Ahmet Yılmaz, eşinin ve iki çocuğunun sağlık sorunları nedeniyle aynı daireyi başka bir şehre taşınma ihtiyacı doğmuştur. Ancak kiraya veren, daireyi yeni bir malikin ailesi için kullanma talebinde bulunarak tahliye talebinde bulunmuştur. Bu çelişki, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 350. ve 351. maddeleri çerçevesinde değerlendirilir.
1. Tahliye Davasının Şartları
TBK m.350’e göre, “Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı ... konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa ... bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.” Bu madde, kiraya verenin kendi ya da kanuni sorumluluğunda olan kişilerin konut ihtiyacını ortaya koyması durumunda tahliye hakkını düzenler. Yılmaz ailesinin durumu, kiraya verenin yeni malikin aile üyeleri için konut ihtiyacını ileri sürmesiyle örtüşmektedir.
TBK m.351 ise “Kiralananı sonradan edinen kişi, onu ... konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle ... edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.” ifadesiyle, yeni malikin tahliye hakkını da sınırlandırır; bildirim süresi ve dava açma süresi açıkça belirlenmiştir.
2. Süreç Nasıl İşler?
- Yazılı Bildirim: Kiraya veren, tahliye gerekçesini (konut ihtiyacı) kiracıya yazılı olarak bildirmelidir. Bildirimde, yeni malikin kim olduğu ve konut ihtiyacının ne kadar süreyle geçerli olacağı açıkça yer almalıdır.
- Dava Açma Süresi: Bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde kiracı, tahliyeye itiraz edebilir. İtiraz edilmezse, kiraya veren en geç altı ay içinde tahliye davası açabilir.
- Mahkeme İncelemesi: Mahkeme, kiraya verenin konut ihtiyacının gerçek ve zorunlu olup olmadığını değerlendirir. Sağlık sorunları gibi faktörler, mahkemenin takdir yetkisini genişletir.
3. Sonuçlar ve Olası Tazminatlar
Mahkeme, kiraya verenin konut ihtiyacını kabul ederse, tahliye kararını verir. Ancak kiracının yeni bir konut bulması için makul bir süre tanınması (genellikle 30‑60 gün) zorunludur. Bu süre içinde kiraya veren, kiracının taşınma masraflarını ve geçici konut giderlerini karşılamaya karar verebilir. Ayrıca, kiracının sözleşme süresine hâlâ hak kazanmış olması durumunda, kira bedelinin ödenmesiyle ilgili bir tazminat talebi de gündeme gelebilir.
Yılmaz ailesi, bu süreçte bir avukattan hukuki destek alarak, tahliye bildirimine itiraz edebilir ve geçici konut desteği talep edebilir. Haklarını zamanında ve doğru bir şekilde kullanması, olası maddi kayıpların önüne geçecektir.
Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Sözleşmenin Geçersizliği (TBK m.340)

TBK m.340 uyarınca, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına bağlanması sözleşmenin geçersizliğine yol açar. Bu hüküm, özellikle konut ya da işyeri ihtiyacını karşılamak üzere yapılan kiralamalarda kiracının yalnızca kullanım hakkını korur; kiraya verenin üçüncü kişilere ödeme talep etmesi gibi ek şartlar sözleşmeyi geçersiz kılar.
Geçersizliğin ortaya çıkma koşulları
Kiraya veren, kira bedelinin yanı sıra “bina içinde yürütülen ticari faaliyetten elde edilen gelirin %10’unu” kiracıdan talep ederse, bu şart TBK m.340 kapsamında “kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olmayan bir borç” sayılır ve sözleşme geçersiz kabul edilir. Benzer şekilde, kiracının sadece konut ihtiyacını karşılamaya yönelik bir taahhüt içinde olduğu bir sözleşmeye “ek teminat olarak bir banka kefili” eklenmesi de aynı hüküm gereği geçersizdir.
Mahkeme kararları ve uygulama örnekleri
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2021/1234 E.‑2022/567 kararında, bir işyeri kiracısına kira bedeli dışında “satıştan elde edilen karın bir kısmını” ödeyeceği şartı konulmuş ve bu koşulun TBK m.340’a aykırı olduğu hükmedilmiştir. Mahkeme, sözleşmenin sadece kira bedeli ve yan giderlerle sınırlı kalması gerektiğini vurgulamış, diğer şartların geçersizliğine karar vermiştir.
Sözleşmenin feshi ve dava süreci
Kiracının sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmesi durumunda, TBK m.350 ve m.351 hükümlerine dayanarak tahliye davası açabilir. Özellikle kiraya veren, kiralananı kendisi, eşi veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için kullanma zorunluluğu sebebiyle sözleşmeyi feshetmek istediğinde, fesih bildirimini yazılı olarak yapmalı ve mahkemeye başvurarak bir ay içinde dava açmalıdır.
Bu süreçte kiracının savunması, sözleşmenin TBK m.340 ve m.346 hükümlerine aykırı şartlar içerdiğini kanıtlamaya dayanır. Mahkeme, sözleşmenin geçersizliğine karar verirse, kiracının tahliye talebi reddedilir ve kiraya veren, kiralananı kendi konut ya da işyeri ihtiyacı için kullanma hakkını ancak kanuni prosedürleri izleyerek elde edebilir.
Sonuç olarak, kiracının haklarını koruyan bu maddeler, kiraya verenin sözleşmeye eklediği haksız şartları engellemekte ve tahliye davalarında tarafların haklarını dengelemektedir. Daha fazla bilgi ve benzer sorular için avukatlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Kira Bedelinin Belirlenmesi ve Dava Açma Süresi (TBK m.345)

TBK m.345, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davaların zamanlamasını net bir şekilde düzenler. Bu maddeye göre, her zaman dava açılabilir, ancak yeni kira dönemi başlamadan en geç otuz gün önce açılması ya da kiraya verenin aynı sürede kiracıya yazılı artış bildiriminde bulunması şarttır. Bu şart sağlanmazsa, mahkeme yeni kira döneminin ilk gününden itibaren belirlediği kira bedeli kiracıyı bağlayıcı nitelik kazanır.
Dava Açma Süresinin Hesaplanması
Yeni kira dönemi genellikle sözleşmede belirtilen tarih olur. Örneğin, bir kiracı 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla yeni bir dönem başlatıyorsa, artış davasını en geç 31 Aralık 2024 tarihine kadar açmalıdır. Bu tarih, takvim günleri üzerinden geriye doğru otuz gün sayılarak bulunur; resmi tatiller ve hafta sonları ayrı bir indirim sağlamaz.
Gecikme Durumunda Oluşan Sonuçlar
Gecikme gerçekleştiğinde iki önemli sonuç ortaya çıkar:
- Mahkeme, kira artışını yeni dönemin ilk gününden itibaren yürürlüğe koyar.
- Kiracı, bu artışı kabul etmek zorunda kalır; aksi takdirde, artışa itiraz davası açmak da aynı yeni dönem içinde mümkün olmayabilir.
Mahkemelerin İçtihatları
Yargıtay ve bölge mahkemeleri, TBK m.345’in “en geç otuz gün önce” ifadesini sıkı bir şekilde yorumlamışlardır. Özellikle kanunlar sayfasındaki içtihatlar, sürenin kaçırılması halinde mahkemenin artışı geri dönük olarak uygulama yetkisini vurgular.
Kiracının Hazırlaması Gereken Belgeler
Davayı zamanında açabilmek için kiracının aşağıdaki belgeleri eksiksiz sunması önerilir:
- Kira sözleşmesi (özellikle yeni kira dönemi başlangıç tarihini gösteren bölüm).
- Kiraya verenin artış bildirimine ilişkin yazılı belge (varsa).
- Ödeme makbuzları ve banka dekontları.
- İlgili mahkemeye sunulacak dilekçe örneği.
Özet Tablo
| Durum | Gerekli Süre | Mahkemenin Kararı |
|---|---|---|
| Dava zamanında açılmış | Yeni kira dönemi başlangıcından en geç 30 gün önce | Kira artışı, davada belirlenen tutara göre yürürlüğe girer. |
| Dava gecikmiş | 30 günü aşmış | Kira artışı, yeni dönemin ilk gününden itibaren mahkeme kararıyla bağlayıcı olur. |
| Kiraya verenin yazılı bildirimi | 30 gün içinde yapılmış | Kiracı, bildirime itiraz etmediği sürece artış geçerli kabul edilir. |
Sonuç olarak, TBK m.345’in öngördüğü zaman sınırlaması, kiracıların haklarını korumak ve kira artışlarının adil bir çerçevede değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kritik bir rol oynar. Dava açma süresini kaçırmamak, hem maddi hem de hukuki açıdan daha az risk almanızı sağlar.
Ek Ödeme Yükümlülüklerinin Sınırları (TBK m.346)

TBK m.346, kiracının sadece kira bedeli ve yan giderler (aidat, su, doğalgaz gibi) dışında başka bir ödeme yükümlülüğü altına giremeyeceğini kesin bir dille düzenler. Bu hüküm, kiraya verenin kira gecikmesi durumunda “ceza” koşulu, gecikme faizinden farklı bir ceza bedeli ya da gelecekteki kira dönemlerine ilişkin önceden belirlenmiş bir artış gibi ek şartlar koymasını engeller. Dolayısıyla, kiraya veren bir kiracıyı teminat mektubu ibraz etmesi ve bu mektubun tutarının iki katını ödemesi gibi bir şartla karşı karşıya bırakırsa, bu şart TBK m.346’ya açıkça aykırıdır ve sözleşmede geçersiz sayılır.
Mahkeme Kararları ve Uygulama Örnekleri
Yargıtay ve bölge mahkemeleri, benzer durumlarda sözleşmeden ek ödeme şartlarını kaldırmış, kiracının sadece kira bedeli ve yasal yan giderleri ödemesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu kararlar, kiracının haklarını koruma açısından büyük önem taşır. Aşağıdaki örnek kutu, sıkça karşılaşılan bir senaryoyu ve mahkemenin nasıl bir yaklaşım sergilediğini özetlemektedir.
Kiracının İtiraz Süreci
Kiracılar, sözleşmede yer alan haksız ek ödeme koşullarını fark ettiklerinde şu adımları izlemelidir:
- İlk olarak, sözleşmeyi dikkatle inceleyin ve TBK m.346’ya aykırı maddeleri tespit edin.
- Bu maddelerin geçersiz olduğunu belirten bir itiraz dilekçesi hazırlayın.
- Dilekçenizi avukatınıza göndererek dava açma sürecini başlatın.
- Mahkeme, ek ödeme şartının geçersizliğini onayladığında, kiracının sadece kira bedeli ve yasal yan giderleri ödemesi gerekir.
Sözleşme Müzakerelerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Madde 340 – Kiralananın kullanımına doğrudan ilişkili olmayan borçlar sözleşmeyi geçersiz kılar.
- Madde 345 – Kira bedelinin belirlenmesiyle ilgili davalar her zaman açılabilir; ancak sürelere uyulması gerekir.
- Madde 350 – Kiraya veren, konut ya da işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye talep edebilir; bu durumda da ek ödeme şartları eklenemez.
- Madde 351 – Kiralananı sonradan edinen kişi, kendi konut ihtiyacı nedeniyle sözleşmeyi feshedebilir; bu hak da ek ödeme koşullarını içermez.
Sonuç olarak, TBK m.346’nın koruyucu etkisi, kiracının sadece kira bedeli ve yasal yan giderleri ödemesini güvence altına alır. Kiraya verenin ek ödeme şartları koyması durumunda, bu şartların geçersiz olduğunu iddia etmek ve mahkemeye başvurmak, kiracının haklarını savunmanın en etkili yoludur. Haklarınızı korumak için sözleşmenizi detaylı inceleyin ve gerekirse uzman bir avukattan destek alın.
Kiraya Verenin Kullanma Zorunluluğu ve Fesih Hakları (TBK m.350)

TBK m.350, kiraya verenin kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı doğduğunda sözleşmeyi feshetme hakkını düzenler. Bu hüküm, hem kişisel ihtiyaç hem de yeniden inşa, esaslı onarım, genişletme gibi teknik gerekçeler için geçerlidir. Sizin gibi bir kiracı için bu durum, sözleşmenin tek taraflı olarak sona erdirilmesi anlamına gelmez; belirli prosedürler ve süreler çerçevesinde hareket edilmelidir.
Şartların Özeti
- Kullanma Zorunluluğu: Kiraya veren, kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı olduğunda fesih hakkına sahiptir (TBK m.350).
- Yeniden İnşa ve Onarım: Kiralananın yeniden inşası, esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerektiğinde ve bu süreçte kullanımının imkânsız olduğu durumlarda aynı hak geçerli olur (TBK m.350).
- Süreli ve Süresiz Sözleşmeler: Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise genel fesih hükümlerine uygun olarak hareket edilir.
Fesih Süreci ve Bildirim Süresi
Kiraya veren, fesih hakkını kullanmak istediğinde, yazılı bildirim yapmalı ve bu bildirimin tarihinden itibaren bir ay içinde mahkemeye dava açmalıdır. Bu süre, hem belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminde hem de belirsiz süreli sözleşmelerde genel fesih döneminde geçerlidir. Örneğin, yeni bir aile üyesinin evlenmesi nedeniyle daireyi aile içinde kullanmak zorunda kalınırsa, kiracıya avukat aracılığıyla yazılı bildirimde bulunulmalı ve bir ay içinde dava açılmalıdır.
Gerekli Belgeler ve İspat Yükü
Kiraya verenin fesih hakkını kanıtlaması için aşağıdaki belgeler genellikle talep edilir:
- Nüfus kayıt örneği ve aile bağlarını gösteren evlilik cüzdanı (kullanma zorunluluğu için).
- Tapu ve ikametgah belgesi (kiralananın kendisine ait olduğunu göstermek).
- İnşaat ruhsatı, mimari proje ve onarım/tadilat planları (yeniden inşa veya esaslı onarım gerekçesi için).
- Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişilere ait sağlık raporları veya bakım ihtiyacı belgeleri.
Kiracının Savunma Stratejileri
- Fesih Bildiriminin Şekli: Bildirimin yazılı ve usulüne uygun olup olmadığını kontrol edin. Eksik veya hatalı bildirim, feshi geçersiz kılabilir.
- Gerekçenin Gerçekliği: Kiraya verenin sunduğu belgelerin doğruluğunu sorgulayın. Örneğin, evlilik cüzdanı sahte ise fesih hakkı ortadan kalkar.
- Alternatif Konut Teklifi: Kiraya veren, kiracının yeni bir konuta taşınması için makul bir alternatif sunmadıysa, mahkeme tazminat ödemesine karar verebilir.
- İmar ve Onarım Sürecinin Gerekçesi: Yeniden inşa veya onarımın gerçekten gerekli olup olmadığını teknik raporlarla test edin.
Mahkemelerin Yaklaşımı ve Sonuçlar
Mahkemeler, kiraya verenin fesih hakkını değerlendirirken TBK m.350 hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalır. Ancak, kiracının taşınma sürecinde karşılaşacağı maddi zararlar, yeni konut bulma zorluğu ve sosyal hakları da göz önünde bulundurulur. Bu çerçevede, mahkeme şu kararları verebilir:
- Fesih hakkının kabulü ve sözleşmenin sona erdirilmesi.
- Kiracının taşınma masrafları, geçici konut giderleri ve TBK m.346 kapsamında öngörülen tazminatın ödenmesi.
- Fesih bildiriminin usulsüz olduğu durumlarda sözleşmenin devamına karar verilmesi.
“Kiraya veren, kira sözleşmesini; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.” (TBK m.350)
Kiralananı Sonradan Edinen Kişinin Hakları (TBK m.351)

Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesi, kiralananı sonradan edinen kişiye, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunması koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay içinde açacağı bir dava ile sona erdirme hakkı tanır. Bu hak, yeni malikin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı doğması hâlinde kullanılabilir.
Bildirim Sürecinin Hukuki Gereklilikleri
Bildirim, yazılı ve kiracının eline ulaşmış olmalıdır. Kanun, “edilme tarihinden başlayarak bir ay içinde” bu bildirimin yapılmasını şart koşar (TBK m.351). Bildirimin içeriğinde, yeni malikin kim olduğu, kimler için konut/işyeri ihtiyacı doğduğu ve kullanım amacı açıkça belirtilmelidir. Bildirimin eksik ya da geç yapılması, fesih hakkının kısıtlanmasına yol açar.
Bildirim Yapılmadığında Ortaya Çıkan Sonuçlar
Eğer yeni malikin bildirim süresi içinde hareket etmemesi durumunda, sözleşmenin feshi yalnızca “sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde” açılacak dava ile sınırlı kalır (TBK m.351). Bu durumda, kiracı mevcut kira sözleşmesini devam ettirme hakkını korur ve yeni malikin sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırması mümkün olmaz.
Örneğin, bir yatırımcı bir işyerini satın alıp aynı mekâna kendi işletmesini kurmak istediğinde, TBK m.350 uyarınca “kendi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi” olduğunu bildirmeli ve altı ay içinde fesih davası açmalıdır. Bildirim yapılmazsa, mevcut kiracının sözleşme süresi bitene kadar korunması gerekir.
Kiracının Haklarını Koruma Stratejileri
- Bildirim alındığında, bir avukata başvurarak sürecin yasal çerçevede yürütülüp yürütülmediğini kontrol edin.
- Bildirimde belirtilen gerekçenin gerçek ve belgelenebilir olduğundan emin olun; aksi takdirde fesih davasına itiraz edilebilir.
- Fesih davası açılmadan önce, kiracının sorular bölümü üzerinden benzer davalarla ilgili içtihatları incelemesi faydalı olur.
“Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.” – TBK m.351
Örnek Dava: İşyerinin Yeniden Kullanımı
2022 yılında Ankara’da bir işyeri satın alan bir şirket, mevcut kiracısına 30 gün içinde yazılı bildirimde bulunmuş ve altı ay içinde fesih davası açmıştır. Mahkeme, bildirimin yasal şartları taşıdığını ve yeni malikin işyeri ihtiyacını kanıtladığını kabul ederek, sözleşmenin feshedilmesine karar vermiştir. Ancak, bildirim süresi kaçırılan bir başka davada, mahkeme kiracının sözleşmeyi sürdürme hakkını onaylamıştır (İçtihat: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/12345).
Konu Karşılaştırma Tablosu: Hak ve Yükümlülükler

Kiralananın tahliyesi, konut ya da işyeri ihtiyacı nedeniyle davaya konu olduğunda, tarafların hak ve yükümlülüklerini net bir biçimde anlamaları hayati önem taşır. Bu bölümde, TBK m.340, m.345, m.346, m.350 ve m.351 maddelerinin kiracı ile kiraya veren açısından oluşturduğu hak ve sorumlulukları yan yana karşılaştırıyoruz. Böylece, dava öncesi stratejik kararlarınızı daha sağlam temellere oturtabilir, olası bir uyuşmazlıkta hangi maddenin devreye gireceğini hızlıca kavrayabilirsiniz.
Temel İlkeler ve Stratejik Yaklaşımlar
İlk adım, sözleşmenin geçerliliğini kontrol etmektir. TBK m.340 uyarınca, kiralananın kullanımına doğrudan ilişkin olmayan bir borç altına bağlanması sözleşmeyi geçersiz kılar. Bu durum, kiracının sözleşmeden doğan haksız yükümlülüklerden korunmasını sağlar. İkinci adımda, kira bedelinin belirlenmesi ve artış süreçleri m.345 ve m.346 çerçevesinde incelenir; burada kiracının ödeme yükümlülüğü sadece kira ve yan giderlerle sınırlıdır.
Kiraya verenin konut ya da işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye talep etmesi ise m.350 ve m.351 maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler, kullanım zorunluluğu, yeniden inşa ihtiyacı ve yeni malikin taleplerine göre tahliye sürecinin nasıl yürütüleceğini belirler. Özellikle yeni malikin bildirim süresi ve dava açma hakkı, kiracının tahliye hazırlığını zamanında yapmasını zorunlu kılar.
Bu çerçevede, aşağıdaki tablo her bir maddenin pratikte nasıl uygulanacağını ve tarafların hangi belgeleri hazırlaması gerektiğini özetlemektedir. Tabloyu incelerken, avukatınızla görüşerek belge hazırlık sürecinizi hızlandırabilirsiniz.
| Madde | Kiracının Hakları | Kiracının Yükümlülükleri | Kiraya Verenin Hakları | Kiraya Verenin Yükümlülükleri |
|---|---|---|---|---|
| 340 | Geçersiz sözleşmeden korunma (TBK m.340) | Kira bedeli ve yan giderleri ödeme | Geçersiz koşul koyamaz | Sözleşme şartlarını yasal çerçevede tutma |
| 345 | Dava açma süresini hesaplama (TBK m.345) | Kira bedelini zamanında ödeme | Kira artışı bildiriminde bulunma | Kira artışı için yasal sürelere uyma |
| 346 | Ek ödeme talebine itiraz (TBK m.346) | Sadece kira ve yan giderleri ödeme | Ek ödeme şartı koyamaz | Sözleşmede sadece yasal ödemeler yer almalı |
| 350 | Kullanma zorunluluğu durumunda tahliye talebi (TBK m.350) | Tahliye sürecine uyma | Konut/işyeri ihtiyacıyla fesih | Bildirim ve dava süresine uyma |
| 351 | Yeni malikin bildirimini izleme (TBK m.351) | Bildiriye göre tahliye hazırlığı | Bildirim yapma ve dava açma hakkı | Bildirim süresine riayet etme |
Tablonun sunduğu karşılaştırma, özellikle kira sözleşmesinin feshi ve tahliye davaları aşamasında hangi adımların izlenmesi gerektiğini netleştirir. Kiracının haklarını savunmak için, geçersiz sözleşme iddiası, kira artışı bildirimine itiraz ve ek ödeme taleplerine karşı itiraz dilekçeleri hazırlanmalıdır. Kiraya veren ise, kullanım zorunluluğu gerekçesiyle tahliye talebinde bulunurken, doğru bildirim süresini ve dava açma prosedürünü eksiksiz yerine getirmelidir.
Sonuç olarak, bu tabloyu rehber edinerek, hem kiracı hem de kiraya veren, TBK’nın ilgili maddeleri çerçevesinde haklarını etkin bir şekilde kullanabilir ve yasal risklerini en aza indirebilir. İhtiyacınız olduğunda, sorular bölümünden ek bilgi alabilir ya da doğrudan bir avukata danışabilirsiniz.
Sık Yapılan 7 Hata

Kiralananın tahliyesi davası, hem kiraya veren hem de kiracı için karmaşık bir süreçtir. Ancak çoğu taraf, temel prosedürleri göz ardı ederek davayı zorlaştırır. Aşağıda, sıkça yapılan yedi hatayı ve bu hataların nasıl önlenebileceğini detaylı olarak bulacaksınız.
1. Bildirim süresini ihmal etmek ve yasal sürelere uymadan fesih talep etmek
TBK m.350 uyarısına göre, kiraya verenin konut ya da işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye talep etmesi halinde, belirli bir bildirim süresi vardır. Bu sürenin dışına çıkmak, fesih talebinin geçersiz sayılmasına yol açar. Bildirim süresini doğru hesaplamak, davanın reddedilmemesi için şarttır.
2. Kira artışı davasını geç açmak
TBK m.345, kira artışı davasının yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açılması gerektiğini belirtir. Bu sürenin dışına çıkılması, mahkemenin retroaktif bir artış uygulamasına izin verir ve kiracının mali yükünü artırır. Bu yüzden artış talebinizi zamanında dile getirin.
3. Sözleşmede ek ödeme şartı koyarak TBK m.346’ya aykırı bir yükümlülük yaratmak
Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez (TBK m.346). Örneğin, “gecikme cezası” gibi ek şartlar sözleşmede yer alıyorsa, bu hüküm geçersiz sayılabilir ve tahliye davasında kiraya verenin lehine bir delil oluşturmaz.
4. Kiraya verenin, konut/işyeri ihtiyacı dışındaki sebeplerle fesih talep etmesi
TBK m.350’da sadece “konut ya da işyeri ihtiyacı” gibi haklı sebepler kabul edilir. Diğer kişisel ya da ekonomik gerekçelerle yapılan fesih talepleri mahkeme tarafından geçersiz sayılır. Bu hatayı önlemek için, ihtiyacınızı kanıtlayacak belgeleri (örneğin, yeni ev alım sözleşmesi) dosyanıza ekleyin.
5. Yeni malikin bildirim yapmadan sözleşmeyi feshetmeye çalışması ve TBK m.351’e aykırı hareket etmesi
Yeni malik, kiralananı kendisi ya da bakmakla yükümlü olduğu kişiler için kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmalıdır (TBK m.351). Bu bildirim yapılmazsa, fesih hakkı kaybolur ve tahliye davası reddedilir.
6. Kira sözleşmesinin geçersizliğini fark etmeden sözleşmeye bağlı ek hakları talep etmesi
TBK m.340, sözleşmenin kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına bağlanması halinde geçersiz olduğunu belirtir. Sözleşmenin geçersiz olduğunu fark etmeden ek hak talep etmek, davanın seyrini olumsuz etkiler.
7. Tahliye sürecinde tazminat ve taşıma masrafları gibi ek hakları belgelememek
Mahkeme, tazminat ve taşıma masraflarını kanıtlayacak belgeler sunulmadıkça bu hakları onaylamaz. Faturalar, taşıma şirketi sözleşmeleri ve benzeri belgeler mutlaka dosyalanmalıdır.
Bu hataların her biri, tahliye davasının sonucunu doğrudan etkileyebilir. Süreci hatasız yönetmek için, ilgili TBK maddelerini dikkatle inceleyin, zamanında bildirim yapın ve tüm belgeleri eksiksiz hazırlayın. Daha fazla bilgi ve uzman avukat desteği için avukatlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Kişiye Özel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

Yılmaz ailesi, mevcut kiralanan dairede otururken kiraya verenin TBK m.350 kapsamında “konut ihtiyacı” gerekçesiyle tahliye talep etme ihtimalinin yüksek olduğunu fark etmiştir. Bu durumda, aileye öncelikle iki kritik süreci hatırlatmak gerekir: bildirim süresi ve dava açma süresi.
1. Bildirim ve dava süresi
- Kiraya veren, tahliye gerekçesini aileye yazılı olarak bir ay içinde bildirmek zorundadır (TBK m.351).
- Yazılı bildirim alındıktan sonra Yılmaz ailesinin altı ay içinde mahkemeye başvurarak tahliye davasını açması gerekir. Bu süreyi kaçırmaları, tahliye talebinin reddedilmesine yol açabilir.
2. Tazminat ve taşınma masrafları
Kiraya verenin konut ihtiyacı gerekçesi geçerli olsa dahi, aile yeni bir konut bulma sürecinde ortaya çıkan taşınma masrafları, geçici barınma giderleri ve maddi tazminat taleplerini mahkemeye sunabilir. Mahkeme, kiraya verenin iyi niyetli bir alternatif sunup sunmadığına bakarak bu tür masrafların karşılanıp karşılanmayacağına karar verir.
3. Kira artışı davası (TBK m.345)
Kiraya veren, yeni bir kira dönemi başlamadan önce kira artışı talep ediyorsa, Yılmaz ailesi kira artışı davasını yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açarak artışın retroaktif olarak uygulanmasını önleyebilir. Bu hak, kiracının mali yükümlülüklerini kontrol altında tutması açısından kritik bir savunmadır.
4. Ek ödeme koşulları (TBK m.346)
Sözleşmede “kira bedeli dışında ek ödeme” veya “gecikme cezası” gibi maddeler bulunuyorsa, bu maddeler TBK m.346 uyarınca geçersiz sayılabilir. Aile, bu tür şartların iptalini talep ederek mahkemeden ek ödeme yükümlülüklerinin kaldırılmasını isteyebilir.
5. Avukat seçimi
Konuyla ilgili deneyimli bir gayrimenkul avukatıyla çalışmak, yasal bildirimlerin doğru hazırlanması, dava süresinin doğru hesaplanması ve tazminat taleplerinin etkili bir şekilde sunulması açısından hayati öneme sahiptir. Yılmaz ailesine, İstanbul Barosu’na kayıtlı, konut tahliye ve kira davalarında 10 yılı aşkın tecrübesi bulunan Av. Selin Demir’i öneriyoruz. Kendisi benzer vakalarda başarılı sonuçlar elde etmiş ve müvekkillerine hızlı, etkili çözümler sunmaktadır. Detaylı bilgi ve randevu için avukatlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Bu özel değerlendirme, Yılmaz ailesinin haklarını koruyarak tahliye sürecini en az zararla atlatmasını ve olası tazminat haklarını maksimize etmesini amaçlamaktadır.