Sulh Hukuk Mahkemesi Kiralananın tahliyesi — tahliye taahhüdüne dayalı

Tahliye Taahhüdüne Dayalı Kiralananın Tahliyesi: Şartlar ve Süreç

Mahkeme salonunda kiraya verenin tahliye taahhüdü belgesi sunulduğu dramatik bir sahne.

Evet, tahliye taahhüdüne dayalı dava, kiracının sözleşmede belirlenen tahliye tarihine uymaması halinde, kiraya verenin açabileceği bir davadır. Bu dava, kiracının yazılı olarak tahliye edeceğini taahhüt ettiği ancak bunu yerine getirmediği durumlarda, kiraya verenin yasal yollara başvurarak tahliye sürecini zorunlu kılması amacıyla açılır.

Davada öncelikle tahliye taahhüdünün geçerliliği ve sözleşme şartları incelenir; ardından icra takibi ya da doğrudan dava yoluyla tahliye talebi mahkemeye sunulur. Süreç, TBK maddeleri çerçevesinde belirlenen zaman sınırlamaları ve usul kurallarına göre ilerler. Mahkeme kararıyla tahliye tarihinin kesinleşmesi, kiracının taşınmazı boşaltma yükümlülüğü ve olası teminat talepleri gibi konular netleştirilir. Sonuç olarak, tahliye taahhüdüne dayalı dava, kiraya verenin mülkiyet hakkını korurken, kiracının haklarını da yasal çerçevede güvence altına alır.

Vaka: Yılmaz Ailesinin Tahliye Taahhüdü Davası

Tahliye Taahhüdü Dava Sahnesi
Tahliye Taahhüdü Dava Sahnesi

Sayın okuyucu, İstanbul Ümraniye’de üç yıllık konut kira sözleşmesiyle dairede yaşayan Yılmaz ailesi, 2025 başında ev sahibi Bay Ahmet Çelik’in “kendi ihtiyacım için daireyi boşaltın” talebiyle karşılaştı. Çelik, aileye 30 gün içinde tahliye etmeleri gerektiğini bildiren bir yazı gönderdi. Aile, sözleşmede tahliye taahhüdü bulunmadığını ve hâlâ kullanım giderlerine katlanmak zorunda olduklarını savunarak mahkemeye başvurdu.

1. Dava Konusu ve Hukuki Çerçeve

Bu dava, kiracının tahliye taahhüdüne dayalı bir dava olup, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.352 ve m.353 kapsamında incelendi. Mahkeme, TBK m.340 ve m.341 maddelerini de değerlendirerek kiracının kullanım giderlerine katlanma yükümlülüğünü hatırlattı:

“Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, sözleşmede aksi öngörülmemişse … ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür.” (TBK m.341)

2. Tahliye Taahhüdünün Şartları

TBK m.352’ye göre, kiracının “kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesi” gerekir. Bu taahhüt yazılı ve açıkça sözleşmede yer almalı; aksi takdirde kiraya veren tek taraflı tahliye talebinde bulunamaz. Yılmaz ailesinin sözleşmesinde böyle bir madde bulunmadığı için, ev sahibinin tek taraflı 30 günlük bildirimle tahliye talebi hukuka aykırı kabul edildi.

  • Taahhüdün varlığı: Sözleşmede açık bir tarih ve tahliye taahhüdü bulunmalı (TBK m.352).
  • Yazılı bildirim: Kiraya veren, tahliye talebini yazılı olarak ve yasal sürede (genellikle bir kira yılı içinde) bildirmelidir (TBK m.353).
  • Gereksinim hakkı: Kiraya veren, kendi ihtiyacı için tahliye talep ediyorsa, TBK m.355’e göre üç yıl içinde aynı daireyi başka birine kiralayamaz.

3. Dava Süreci

Mahkeme, öncelikle tarafların iddialarını dinledi, ardından TBK m.352‑355 maddelerini inceleyerek şu adımları izledi:

  1. Yazılı tahliye taahhüdünün varlığını kontrol etti.
  2. Kiracının kullanım giderlerine katlanma zorunluluğunu (m.341) teyit etti.
  3. Kiraya verenin gereksinim hakkını (m.355) ve bu hakkın sınırlamalarını değerlendirdi.
  4. TBK m.354 uyarınca, kiracının aleyhine düzenlenmiş hükümlerin geçersiz olduğunu hatırlattı.

4. Mahkemenin Kararı ve Sonuçları

Mahkeme, sözleşmede tahliye taahhüdü bulunmadığını ve ev sahibinin tek taraflı tahliye talebinin yasal prosedürlere aykırı olduğunu belirterek, Yılmaz ailesinin dairede kalma hakkını onayladı. Ayrıca, ev sahibine tahliye talebini yeniden düzenlemesi ve yasal prosedürlere uygun bir bildirimde bulunması gerektiği bildirildi.

Bu karar, tahliye taahhüdüne dayalı davalarda şu önemli sonuçları doğurur:

  • Kiracının sözleşmede açık bir tahliye taahhüdü yoksa, ev sahibi tahliye talebini tek taraflı olarak uygulayamaz.
  • Kiraya veren, gereksinim hakkını kullanmak istiyorsa, TBK m.355’in üç yıllık sınırlamasına uymak zorundadır.
  • Kiracının kullanım giderlerine katlanma yükümlülüğü, tahliye sürecinde de geçerlidir (m.341).

Eğer benzer bir durumda bulunursanız, bir avukattan profesyonel destek almanız, haklarınızı korumanın en etkili yoludur.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı Davanın Hukuki Şartları

Tahliye taahhüdüne dayalı dava sahnesi
Tahliye taahhüdüne dayalı dava sahnesi

Kiralananın tahliyesi, özellikle tahliye taahhüdüne dayalı davalar söz konusu olduğunda, hem kiraya veren hem de kiracı için net bir prosedür çerçevesi gerektirir. Bu çerçeve, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) ilgili maddeleriyle belirlenmiştir. Sözleşmede kiracının belirli bir tarihte kiralananı boşaltma yükümlülüğünü kabul etmesi, davanın temelini oluşturur.

1. Yazılı tahliye taahhüdünün varlığı

TBK m.352, “Kiracı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir” hükmüyle, tahliye taahhüdünün yazılı olması şartını koyar. Bu madde, sözleşmenin açıkça bir tarih ve boşaltma yükümlülüğü içerdiği hâlde, kiracının bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda kiraya verenin dava açma hakkını güvence altına alır.

2. Kiracının taahhüdü yerine getirmemesi

Taahhüdün ihlali, kiracının sözleşmede belirtilen tarihte kiralananı boşaltmamasıyla gerçekleşir. Bu durum, kiraya verenin TBK m.352 kapsamında bir ay içinde icra takibi başlatmasını veya mahkemeye başvurmasını gerektirir. Kiracının ihlali, aynı zamanda kira bedelinin ödenmemesi gibi başka haklı sebeplerle de birleştirilebilir; ancak bu, tahliye taahhüdüne dayalı davanın esasını değiştirmez.

3. Dava açma süresi ve uzatma

TBK m.353, “Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır” hükmüyle, kiraya verenin süreci uzatabilmesi için kiracıya yazılı bildirimde bulunması gerektiğini belirtir. Bu bildirim, kiracının tahliye taahhüdünü yerine getirmemesi hâlinde dava süresinin bir kira yılına kadar uzatılmasına olanak tanır.

4. Kiracı aleyhine değiştirilemez hükümler

TBK m.354, “Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez” diyerek, mahkemenin kiracının haklarını koruma zorunluluğunu vurgular. Bu, kiraya verenin yalnızca kanuni sınırlar içinde hareket etmesi gerektiği anlamına gelir; aksi takdirde tahliye talebi reddedilebilir.

5. Gereksinim amacıyla tahliye ve yeniden kiralama kısıtlamaları

TBK m.355, “Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz” hükmüyle, tahliye sonrası mülkün yeniden kiralanmasına dair sınırlamaları getirir. Bu hüküm, kiracının tahliyeden sonra da belirli bir süre korunmasını sağlar.

Önemli: Tahliye taahhüdüne dayalı bir dava açmayı düşünüyorsanız, taahhüdün yazılı olduğundan, kiracının ihlaline dair belgelerinizin hazır olduğundan ve kiraya verenin TBK m.353 uyarısına uygun bir bildirim yaptığından emin olun. Aksi takdirde mahkeme tahliye talebinizi reddedebilir.

Sonuç olarak, tahliye taahhüdüne dayalı davanın geçerli olabilmesi için üç temel şartın (yazılı taahhüt, ihlal ve zamanında dava açma) sağlanması gerekir. Bu şartlar sağlanmadığında, mahkeme tahliye talebinizi hukuki bir dayaktan yoksun görerek reddedebilir. Daha fazla bilgi ve profesyonel destek için avukatlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kiracının Kullanma Giderlerine Katkı Yükümlülüğü

Türk apartman koridorunda kiracı ve ev sahibi arasında fatura teslimi sahnesi
Türk apartman koridorunda kiracı ve ev sahibi arasında fatura teslimi sahnesi

TBK m.341’e göre, “Kiracı, sözleşmede aksi öngörülmemişse veya aksine yerel âdet yoksa, ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür.” Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının temel hizmet maliyetlerini paylaşmasını zorunlu kılar. Siz de bir kiracı olarak, bu giderleri zamanında ve belgelerle kanıtlayarak ödemekle sorumlusunuz.

Kullanma Giderlerinin Kapsamı

Kiracının sorumluluğuna giren başlıca giderler şunlardır:

  • Isıtma (doğalgaz, elektrik, merkezi sistem)
  • Aydınlatma (ortak alanlar ve kiralananın içi)
  • Su ve kanalizasyon
  • Ortak alanların temizlik ve bakım hizmetleri

Bu giderlerin her biri, fatura veya sayaç okuma gibi belgeler aracılığıyla ispatlanmalıdır. Belgelerin birer örneği, karşı tarafa istek üzerine sunulmak zorundadır; aksi takdirde ev sahibi bu giderleri tahsil edemez.

Belgelerin Sunulması ve İspatı

Giderlerin gerçek ve belgelenmiş olması şarttır. Örneğin, su faturası ya da ısıtma sayaç raporu sunulmadığında, avukatınız bu durumu mahkemeye taşıyabilir ve tahsilat davası açılabilir. Ancak, belge eksikliği davanın reddine yol açabilir.

Gider Türü Tipik Belgeler Kanıt Şartı
Isıtma Doğalgaz/elektrik faturası, sayaç okuma raporu Faturanın bir örneği ve sayaç okuma belgesi
Aydınlatma Elektrik faturası, ortak alan aydınlatma bakım raporu Fatura ve bakım raporu örnekleri
Su Su faturası, sayaç okuma belgesi Fatura ve sayaç okuma örneği

Eğer sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa, TBK m.341’in getirdiği bu yükümlülük otomatik olarak uygulanır. Yani, tarafların aksi bir mutabakata varmadığı sürece, kiracı bu giderleri ödemekle yükümlüdür.

İhlal Durumunda Sonuçlar

Kiracının bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda ev sahibi, tahsilat davası açabilir. Dava açılmadan önce, ev sahibi genellikle bir ihtar gönderir; bu ihtarda giderlerin tutarı ve belge örnekleri belirtilir. İhtarın ardından ödeme yapılmazsa, mahkeme kiracının ödeme yükümlülüğünü onaylar ve gecikme faizleriyle birlikte tahsilatı karara bağlar.

Özetle, kiracının kullanım giderlerine katkı yükümlülüğü, kira sözleşmesinin ekonomik dengesini korur, her iki tarafın da mali sorumluluklarını netleştirir ve olası anlaşmazlıklarda açık bir hukuki çerçeve sunar. Bu yükümlülüğü yerine getirmek, hem sizin hem de ev sahibinin haklarını koruyan bir adımdır.

TURKCE_ALT
TURKCE_ALT

Kiralananın Kullanım Dışı Borç Altına Bağlanması ve Sözleşmenin Geçersizliği

TBK m.340, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiralananın kullanımına doğrudan ilişkin olmayan bir borç altına bağlanmanın sözleşmeyi geçersiz kıldığını açıkça düzenler. Madde şu şekilde ifade eder: “Kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girilmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşme geçersizdir.” Bu hüküm, kiracının mülkü yalnızca konut ya da işyeri amaçlı kullanması gerektiğini ve kiraya verenin kiralananı başka bir mali yükümlülükle ilişkilendirmesinin sözleşmeyi null ve void yapacağını belirtir.

Geçersizliğin Şartları

  • Kiralananın kullanım dışı borçla bağlanması: Örneğin, ev sahibi kiracıyı, kiralananı bir teminat olarak üçüncü bir kişinin kredi borcunu temin etmesi şartına bağlarsa, bu durum m.340 kapsamında geçersiz sayılır.
  • Tarafların rızası ve yerel âdet: Madde 341’e göre, aksi aksi hâlde kiracı ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanmakla yükümlüdür; ancak bu, kiralananın başka bir borçla teminatlandırılması anlamına gelmez.
  • Yazılı taahhüt ve bildirim: TBK m.352, kiracının boşaltma taahhüdünü yazılı olarak üstlenmesi ve bunu yerine getirmemesi halinde kiraya verenin icra yoluna başvurabileceğini düzenler. Ancak bu, m.340’da belirtilen geçersizlikten farklı bir konudur.

Bu şartların bir araya gelmesi, kiraya verenin sözleşmeyi tek taraflı olarak “kullanım dışı borç” koşulu eklemesi durumunda, sözleşmenin tamamen geçersiz sayılmasına yol açar. Geçersizlik, tarafların sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırır; fakat kiracının mülke hâlihazırda yaptığı iyileştirmeler gibi hakları, ayrı bir tazminat davası kapsamında değerlendirilebilir (avukatlar bölümü).

Örnek: Ahmet Bey, bir apartman dairesini yıllık 12.000 TL kira karşılığında kiralamıştır. Sözleşmede, dairenin “ev sahibinin işyerindeki kredi borcunu teminat altına alması” şartı eklenmiştir. TBK m.340’a dayanarak mahkeme, sözleşmenin geçersiz olduğuna karar vermiş ve Ahmet Bey’in kira ödemelerini geri almasına, ayrıca yaptığı duvar yenileme masraflarını tazmin etmesine hükmetmiştir.

Mahkemeler, bu tür şartları kesinlikle reddeder ve kiracının sadece konut ya da işyeri amacına uygun kullanımını güvence altına alır. Sözleşmenin geçersiz sayılması durumunda, kiraya verenin tahliye talebi de geçersiz olur; dolayısıyla tahliye taahhüdüne dayalı dava açma hakkı ortadan kalkar (sorular bölümünden daha fazla bilgi alabilirsiniz).

Sonuç olarak, TBK m.340, kiracıları korumak ve kiralananın sadece kiralanma amacına uygun şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla konulmuş kritik bir düzenlemedir. Kiraya verenlerin, kiralama sözleşmelerinde “kullanım dışı borç” gibi koşulları eklemeleri hukuken mümkün değildir; aksi takdirde sözleşme geçersiz sayılır ve tahliye davası gibi süreçler de yürütülemez.

Kiralananın boşaltılması sahnesi
Kiralananın boşaltılması sahnesi

Gereksinim ve Yeniden İnşa Amaçlı Boşaltma: Haklar ve Kısıtlamalar

Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında TBK m.355 uyarınca “haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz” hükmü devreye girer. Bu düzenleme, kiracının ani bir tahliye sonrası yeni bir konut bulma sürecinin kesintisiz devam etmesini güvence altına alır. Aynı madde, yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazlar için de aynı üç‑yıllık kısıtlamayı getirir; ancak burada eski kiracının “yeni durum ve kira bedeliyle” öncelik hakkı olduğu vurgulanır.

Bu öncelik hakkı, kiraya verenin yazılı bildirim yapması ve kiracının bu bildirimi takiben bir ay içinde hakkını kullanması şartıyla doğar. Bildirim süresi içinde hak kullanılmazsa, öncelik hakkı sona erer ve kiraya veren, üç‑yıllık kısıtlama süresi dolduğunda mülkü istediği gibi kiralama özgürlüğüne kavuşur.

Önemli: Kiraya verenin bu üç‑yıllık kısıtlamayı ihlal etmesi durumunda, kiracının yeni bir kiralama sözleşmesi yapması için yasal engel ortadan kalkar ve kiraya veren, tahliye sonrası mülkü dilediği gibi kiralama hakkını elde eder (TBK m.355).

Şartlar ve Bildirim Süreci

  • Haklı sebep: Gereksinim amaçlı tahliye için kiraya verenin kendi konut ihtiyacı, yeniden inşa/imar için ise taşınmazın fiziki dönüşümü gereklidir.
  • Yazılı bildirim: Kiraya veren, tahliye kararını kiracıya resmi bir mektupla bildirmeli ve bu bildirimde tahliye tarihini, yeni kiralama koşullarını ve öncelik hakkının kullanılma süresini açıkça belirtmelidir.
  • Kullanım süresi: Kiracı, bildirimi aldıktan sonra bir ay içinde yeni kiralama koşullarını kabul etmezse öncelik hakkı kaybolur.

Sonuçlar ve Yasal İhtilaflar

Kiracının öncelik hakkını kullanması durumunda, kiraya verenin yeni kiralama sözleşmesi aynı koşullarla (gerekirse yeni kira bedeliyle) yapılmalıdır. Kiraya veren, bu süreci atlayarak üçüncü bir kişiye kiralama yaparsa, kiracı avukatlık hizmeti alarak TBK m.354 kapsamında sözleşmenin geçersizliğini ve tazminat talebini gündeme getirebilir.

Kiracının haklarını koruyan bir diğer düzenleme TBK m.352’de yer alır; kiracı, tahliye tarihine uymadığı takdirde kiraya veren bir ay içinde icra takibi başlatabilir. Ancak bu durum, kiracının öncelik hakkını kullandığı hâlde geçerli değildir; çünkü öncelik hakkı, kiraya verenin yeni kiralama yapmasını engelleyen bir bariyerdir.

Özellik Gereksinim Amaçlı Boşaltma Yeniden İnşa/İmar Amaçlı Boşaltma
Haklı Sebep Kiraya verenin kendi konut ihtiyacı Taşınmazın yeniden inşa veya imar çalışması
Boşaltma Sonrası Kiralama Süresi Kısıtlaması 3 yıl 3 yıl
Öncelik Hakkı Eski kiracı, aynı koşullarla yeniden kiralama hakkına sahiptir Eski kiracı, yeni durum ve kira bedeliyle öncelik hakkına sahiptir
Bildirim Süresi Yazılı bildirim + 1 ay içinde kullanım Yazılı bildirim + 1 ay içinde kullanım

Özetle, TBK m.355 kiracının korunması için kritik bir denge kurar: Kiraya veren, mülkünü haklı bir sebeple geri alabilir, fakat kiracının yeni bir konut bulma sürecini en az üç yıl boyunca engellemez. Bu sürenin sonunda ise kiraya veren, mülkü dilediği gibi kiralama hakkını yeniden kazanır. Bu düzenlemeler, hem kiracının sosyal güvenliğini hem de mülk sahibinin mülkiyet hakkını adil bir çerçevede dengelemeyi amaçlar.

Tahliye Davasının Zaman Çizelgesi ve İhtar Süreçleri

Tahliye sürecini anlatan sahne
Tahliye sürecini anlatan sahne

Kiralananın tahliyesi, özellikle tahliye taahhüdüne dayalı davalar söz konusu olduğunda, belirli bir zaman çizelgesi ve ihtar prosedürlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu süreç, TBK m.352 ve m.353 maddelerinde net bir şekilde düzenlenmiştir. İlk adım, kiracının sözleşmede öngörülen tahliye tarihine uymamasıdır. Kiraya veren, kiracının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini belgeleyerek bir ay içinde icra takibi başlatabilir ya da dava açabilir (TBK m.352).

İhtar Süreçlerinin İşleyişi

Kiracının kira bedelini ödememesi veya tahliye taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, kiraya veren iki kez haklı ihtar vermek zorundadır. Bu ihtarlar yazılı olmalı ve kiracıya belirli bir sürede yanıt verme imkanı tanımalıdır. İhtarların ardından kiraya veren, dava açma hakkını elde eder. Bu noktada TBK m.353 devreye girer; kiraya veren, dava açma süresini uzatmak için kiracıya yazılı bildirimde bulunmalı ve bu bildirimle dava süresi bir kira yılı için uzatılmış sayılır.

  • İhtar 1: Kiracının ödeme ya da tahliye yükümlülüğünü yerine getirmemesi.
  • İhtar 2: İlk ihtara yanıt alınamaması ve aynı durumun devam etmesi.
  • İhtar sonrası: Kiraya verenin dava açma hakkı doğar.

Mahkeme, tahliye kararını verirken kiracının savunma hakkını da göz önünde bulundurur. Dava süreci, ihbar ve ihtar aşamaları, dava dilekçesinin hazırlanması, mahkeme incelemesi ve karar aşamalarını içerir. Bu aşamaların her birinde yasal sürelerin tam olarak uygulanması gerekir; aksi takdirde tahliye talebi geçersiz sayılabilir ve kiraya verenin icra takibi yapma hakkı kaybolur.

"Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır." (TBK m.353)

Bu nedenle, hem kiraya veren hem de kiracı, yasal prosedürleri titizlikle takip etmelidir. Özellikle ihtarların zamanında ve uygun şekilde yapılması, dava açma süresinin uzatılması ve mahkeme sürecine hazırlıklı olunması, sürecin sorunsuz ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Daha fazla bilgi ve uzman avukat desteği için avukatlar sayfamıza göz atabilirsiniz.

Kiracının Haklarını Koruyan Sınırlamalar ve Mahkeme İncelemesi

Türk mahkeme sahnesi
Türk mahkeme sahnesi

Kiralananın tahliyesi davası, hem ev sahibinin haklarını hem de kiracının korunması gereken temel haklarını dengeleyen bir süreçtir. Bu denge, özellikle TBK m.354’ün “Dava yoluyla kira sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, kiracı aleyhine değiştirilemez.” ifadesiyle açıkça korunur. Mahkeme, tahliye talebini değerlendirirken, öncelikle kiracının tahliye taahhüdünün geçerliliğini, ihbar ve ihtar süreçlerinin yasalara uygunluğunu ve kullanım giderlerine ilişkin yükümlülüklerini inceler.

1. Tahliye Taahhüdünün ve İhtar Süreçlerinin İncelenmesi

Mahkeme, TBK m.352 kapsamında kiracının sözleşmede belirtilen tarihte kiralananı boşaltma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini sorgular. Kiracı, bu yükümlülüğü yerine getirmediğinde, ev sahibi bir ay içinde icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. Ancak, ev sahibi TBK m.353 uyarınca, dava açma süresinin uzatılmış olabileceğini kiracıya yazılı olarak bildirmelidir.

2. Kullanma Giderleri ve Belgelerle İspat Yükümlülüğü

Kiracının ısıtma, aydınlatma ve su gibi TBK m.341’de düzenlenen kullanma giderlerine katlanma sorumluluğu, sözleşmede aksi bir hüküm bulunmadıkça geçerlidir. Bu giderlerin ispatı, her iki tarafın da talep üzerine belge sunmasını gerektirir. Kiracının bu belgeleri sunmaması durumunda, mahkeme giderlerin tahsiline karar verebilir.

3. Gereksinim ve Yeniden İnşa Amaçlı Boşaltma Talepleri

Ev sahibinin, kiralananı kendi gereksinimi ya da yeniden inşa amacıyla boşaltma talebi TBK m.355 ile düzenlenir. Bu maddeye göre, haklı bir gerekçe olmaksızın üç yıl içinde aynı taşınmaz başka bir kiracıya kiralanamaz. Mahkeme, bu üç‑yıllık kısıtlamanın uygulanıp uygulanmadığını titizlikle denetler; aksi takdirde tahliye kararı iptal edilebilir.

4. Sözleşmeye Aykırı Şartların Denetimi

Kiracının sözleşmeye aykırı bir şartı (örneğin, TBK m.340 kapsamında geçersiz bir borç şartı) kabul edip etmediği de incelenir. Bu madde, “konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına bağlanması durumunda sözleşmenin geçersiz olduğunu” belirtir. Mahkeme, bu tür şartların geçerliliğini değerlendirerek tahliye kararının hukuka uygunluğunu teyit eder.

5. Kiracının Savunma Hakları ve Mahkeme Kararı

Kiracının savunma hakkı, belgelerle ispat yükümlülüğü ve yasal sürelerin dikkate alınması, mahkemenin kararını şekillendirir. Kiracı, avukat aracılığıyla taleplerini ve itirazlarını sunabilir; mahkeme ise tüm bu unsurları dengeleyerek sadece ev sahibinin talebiyle değil, kiracının hak ve yükümlülüklerinin de adil bir biçimde değerlendirilmesiyle tahliye kararına varır.

Sonuç olarak, tahliye davası, TBK m.354’ün koruyucu etkisi sayesinde, kiracının sözleşmeden doğan temel haklarını korurken, ev sahibinin tek taraflı sözleşme değişikliği yapmasını engeller. Mahkeme, tahliye taahhüdünün geçerliliği, ihbar süreçleri, kullanım giderleri, gereksinim amaçlı boşaltma ve sözleşmeye aykırı şartların varlığı gibi kriterleri titizlikle inceleyerek, tahliye kararının adil ve hukuka uygun olmasını sağlar.

Sık Yapılan 7 Hata

Tahliye sahnesi
Tahliye sahnesi

Kiralananın tahliyesiyle ilgili davalar, hem kiracının hem de ev sahibinin dikkat etmesi gereken pek çok ayrıntı içerir. Ancak pratikte, aynı hatalar sıkça tekrarlanır ve bu durum sürecin uzamasına, hatta davanın reddedilmesine yol açar. Aşağıda, tahliye taahhüdüne dayalı davalarda en çok karşılaşılan yedi hatayı ve bunların nasıl önlenebileceğini açıklıyoruz.

  1. Yazılı tahliye taahhüdü eksikliği

    Sözlü anlaşmalar mahkemede geçersiz sayılır; bu yüzden tahliye taahhüdü mutlaka yazılı olmalıdır. Yazılı bir belge olmadan, kiraya verenin “taahhüt” iddiası TBK m.352 kapsamında kabul edilmez ve dava reddedilebilir.

  2. İhtar süresine uyulmaması

    Kiraya veren, iki haklı ihtarı yazılı ve belirli bir sürede vermeden dava açarsa, mahkeme bu eksikliği gerekçe göstererek davayı reddedebilir. İhtarların zamanında ve doğru şekilde bildirilmesi TBK m.353’e uygunluk açısından kritiktir.

  3. Gerekçesiz boşaltma talebi

    Kiraya veren, gereksinim, yeniden inşa ya da imar gibi haklı sebepler olmadan tahliye talep ederse, bu talep TBK m.355’e aykırıdır. Haklı bir neden olmadan tahliye isteği, mahkeme tarafından otomatik olarak reddedilir.

  4. Kullanma giderlerini belgelememe

    Kiracı, ısıtma, su, aydınlatma gibi kullanma giderlerini ispat edemezse, ev sahibi bu giderleri tahsil edemez. Giderlerin belgelenmesi zorunluluğu TBK m.341’de açıkça belirtilmiştir.

  5. Tahliye süresinin uzatılmasını bildirmeme

    Kiraya veren, dava süresini uzatmak istediğinde, kiracıya yazılı bildirimde bulunmalıdır. Aksi takdirde uzatma süresi geçerli sayılmaz ve TBK m.353 uyarınca dava açma hakkı kaybolur.

  6. Geçersiz sözleşme koşulları

    Kiralananı, kirayla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına bağlayan maddeler sözleşmeyi geçersiz kılar. Bu durum TBK m.340 tarafından düzenlenmiştir; sözleşmenin geçerliliği için tüm koşullar kiracının yararına olmalıdır.

  7. Mahkeme kararını icra takibiyle takip etmemek

    Mahkeme tahliye kararı verildikten sonra icra takibi başlatılmazsa, kiracı mülkü terk etmeyebilir. Tahliye kararının icra yoluyla uygulanması TBK m.354 ile zorunlu kılınmıştır; aksi takdirde kararın fiili etkisi gerçekleşmez.

Bu hatalardan kaçınmak, tahliye sürecinin hızlı ve hukuka uygun ilerlemesini sağlar. Özellikle sözleşmenin yazılı olması, ihtarların zamanında verilmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz sunulması, davanın olumlu sonuçlanmasında kilit rol oynar. Daha fazla bilgi ve uzman avukat desteği için avukatlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Kişiye Özel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

Türk ailesi ve ev sahibi arasındaki tahliye mücadelesi sahnesi
Türk ailesi ve ev sahibi arasındaki tahliye mücadelesi sahnesi

Yılmaz ailesi, kiralananın tahliyesi talebine karşı savunma hazırlarken, tahliye taahhüdüne dayalı bir dava açılabilmesi için sözleşmede açık bir yazılı taahhüt bulunması gerektiğini unutmamalıdır. TBK m.352 uyarınca, kiracının tahliyesini yazılı olarak üstlenmesi ve bunu yerine getirmemesi halinde kiraya veren dava açabilir; ancak bu durum, sözleşmede net bir tahliye taahhüdünün varlığına bağlıdır. Sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığı sürece, ev sahibinin tek taraflı tahliye talebi, mahkemede destek bulma ihtimali düşüktür.

Yasal Çerçeve ve Deliller

İlk olarak, TBK m.341 kapsamında kiracının ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanma giderlerine katlanma yükümlülüğü ve bu giderlerin belgelerle ispat edilmesi gerekliliği ortaya konulmalıdır. Aile, kira kontratı, fatura kopyaları ve ev sahibinin gönderdiği tahliye bildirimi gibi belgeleri eksiksiz sunarak, kiracının haklarını güçlendirebilir.

  • 30 günlük yazılı ihtar: Ev sahibinin talebine yanıt olarak, tahliye talebine karşı 30 gün içinde yazılı bir ihtar ve gerekçeli savunma dilekçesi hazırlanmalıdır.
  • TBK m.340 uyarınca, kiralananın kullanımına doğrudan ilişkisiz bir borç altına girilmesi durumunda sözleşmenin geçersiz sayılabileceği vurgulanmalıdır.
  • TBK m.355 kapsamında, ev sahibinin yeniden kiralama yasağını ihlal etme riski varsa, bu durum mahkemede delil olarak kullanılabilir.

Stratejik Adımlar

  1. Bir gayrimenkul hukuku uzmanı ile görüşerek, ihtarların doğru biçimde hazırlanmasını sağlayın.
  2. Mahkeme dilekçesini TBK m.352‑355 hükümlerine uygun olarak düzenleyin; özellikle tahliye taahhüdünün eksikliği ve kullanım giderlerine ilişkin belgeler vurgulanmalıdır.
  3. Olası itiraz ve uzlaşma süreçlerini önceden planlayarak, ailenin konut güvenliğini koruyacak alternatif çözümler geliştirin.

Yılmaz ailesi için en doğru adım, deneyimli bir gayrimenkul avukatı ile çalışmaktır. Avukat, savunma stratejinizi şekillendirirken, tahliye sürecini hukuki zeminde güvence altına alacak ve olası uzlaşma seçeneklerini değerlendirecektir. Böylece, ailenizin konut güvenliği korunur, gereksiz maliyetlerden kaçınılır ve sürecin ilerleyişi yasal çerçeveye tam uyumlu hâle gelir.

Sık Sorulan Sorular

Tahliye taahhüdüne dayalı dava hangi durumlarda açılabilir?
Kiracının sözleşmede belirlenen tahliye tarihine uymaması ve yazılı bir taahhüt vermiş olması halinde dava açılabilir.
Tahliye taahhüdü dava sürecinde hangi belgeler gereklidir?
Yazılı tahliye taahhüdü, kira sözleşmesi, ödeme dekontları ve tarafların kimlik belgeleri.
Davanın açılma süresi ne kadar olmalıdır?
Tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi veya dava açılmalıdır (TBK m.352).
Kiraya verenin tahliye talebini reddetme hakkı var mı?
Kiraya veren, sözleşmede aksi öngörülmedikçe ve haklı sebep bulunmadıkça tahliye talebini reddedemez.
Tahliye taahhüdüne dayalı dava sonuçlandığında kiracı ne kadar süre içinde tahliye eder?
Mahkeme kararıyla belirlenen sürede, genellikle karar tarihinden itibaren 30 gün içinde tahliye eder.
Tahliye taahhüdü davası sonucunda kiracının güvence vermesi gerekir mi?
Evet, kiracı güvence vermekle yükümlüdür; aksi takdirde ek yaptırımlar uygulanabilir (TBK m.341).
Tahliye sonrası kiraya veren aynı taşınmazı yeni kiracıya ne zaman kiralayabilir?
Tahliye tarihinden itibaren üç yıl içinde aynı taşınmazı yeni kiracıya kiralamak yasaktır (TBK m.355).
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınız için alanında deneyimli bir avukata danışmanızı öneririz.

Sulh Hukuk Mahkemesi — Diğer Rehberler