Konkordato ile Şirket Kurtarma: Mühlet, Komiser ve Tasdik
Şirketinizin ödemelerinde aksama başladığında ilk içgüdü genellikle "biraz daha dayan, belki düzelir" olmaktadır. Oysa Türk hukukunun sunduğu en güçlü yeniden yapılanma aracı olan konkordato, tam da bu noktada — kasa tamamen boşalmadan, alacaklılar icra kapısını çalmadan önce — devreye girmek için tasarlanmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ila 309. maddeleri arasında düzenlenen bu mekanizma, borçlarını ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşılaşan her borçluya — tacir olup olmadığına bakılmaksızın — resmi bir mühlet ve tasdikli bir ödeme planı yoluyla iflası önleme fırsatı tanır.
2018 yılından itibaren Türkiye'de yaşanan döviz krizleri ve ekonomik dalgalanmalar konkordato başvurularını önemli ölçüde artırmıştır. Mahkemeler bu süreçte belge denetimini sıkılaştırmış; "kağıt üstünde kalan" ön projeler artık tasdik edilmemektedir. Dolayısıyla konkordato başvurusu hem zamanlamayı hem de ciddi bir belge disiplinini gerektirmektedir. Bu rehberde, bir mobilya üreticisinin gerçekçi vakası üzerinden süreci başından sonuna kadar ele alıyoruz.
Döviz Borcu Şişen Bir Fabrikada Konkordato Kapısını Çalmak

Kadir Bey (isimler temsilidir), İzmir'de 60 çalışanıyla orta ölçekli mobilya üretimi yapan bir limited şirketin ortağıydı. 2022 sonunda makine parkını yenilemek için Almanya'dan euro cinsinden ekipman finansmanı çekti; faizler cazip, kur o dönem tolere edilebilir görünüyordu. Ancak 2023 yılı boyunca kur hareketi öngörülenden derin gitti ve Kadir Bey'in aylık taksitleri neredeyse ikiye katlandı. Üstelik ihracat siparişleri de pandemi sonrası düzleşme nedeniyle düşmüştü.
Kadir Bey'in hesaplarında kasada yaklaşık 4 aylık nakit kalmıştı. Avukatı Selin Hanım ile yaptığı ilk toplantıda tablo netti: altı ay sonra ödeme vadelerine yetişmek mümkün olmayacaktı. Selin Hanım durumu şöyle özetledi: "Kadir Bey, şu an en değerli varlığınız zaman. Kasanız tükenmeden konkordato başvurusunu yaparsak hem denetim raporunu hazırlatacak süremiz olur hem de komiser döneminde işletmeniz çalışmaya devam eder. Beklersek bu pencereyi kaybederiz."
Karada Mobilya'nın bilançosu incelendiğinde iki farklı alacaklı grubu vardı: euro kredisi veren banka (rehinli, makine ipoteği ile güvenceli) ve hammadde tedarikçileri (adi alacaklılar). Selin Hanım, ön projeyi hazırlarken tedarikçilere üç yıl vade uzatımı ve yüzde on beş tenzilat önerisi koydu; banka ile ise ayrıca müzakere yolunu açık bıraktı. İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan başvuru dosyası yedi hafta süren çalışmanın ürünüydü. Mahkeme geçici mühlet kararını verdiğinde Kadir Bey fabrikasında işçileriyle sabah vardiyasındaydı; telefonu çaldığında o soğuk rahatlama hissini yaşadı: artık üç ay boyunca hiçbir icra memuru kapıya gelemeyecekti.
Sonraki haftalarda komiser, fabrikayı iki kez ziyaret etti; üretim kapasitesini, stok durumunu ve sipariş defterini inceledi. Kadir Bey her iki toplantıda da komisere açık kitap gibi davrandı, gizlemediği hiçbir sorun olmadığını gösterdi. Kesin mühlet aşamasına geçildiğinde alacaklılar toplantısında tedarikçilerin büyük çoğunluğu teklifi kabul etti; bazıları başta direndi, ancak "ya bu teklif ya iflas" gerçeğini gördüklerinde imzaladılar. Tasdik duruşmasında mahkeme, ön projenin gerçekleşebilirliğini onaylayarak konkordatoyu tasdik etti. Karada Mobilya bugün hâlâ ayaktadır.
Konkordato Nedir: İflasla Farkı ve İki Tür

Konkordato, özünde bir ödeme planı anlaşmasıdır; ancak sıradan bir vade uzatımından temel farkı mahkeme tasdikiyle birlikte tüm adi alacaklıları bağlamasıdır. Alacaklıların tek tek rızası aranmaz; yasal çoğunluk sağlanırsa karşı oy kullananlar da bu plana tabi olur. Bu bağlayıcı güç, konkordatoyu gönüllü yeniden yapılanma girişimlerinden çok daha güçlü kılar.
İflastan temel farkı ise şudur: İflasta mahkeme şirketin tüm mal varlığını tasfiye eder, işletme kapanır ve alacaklılar sırayla sıfırlanmış bir havuzdan pay alır. Konkordatoda ise işletme yaşamaya devam eder; borçlu, alacaklılarla bir ödeme düzeni üzerinde uzlaşır ve bu plan tasdikle yürürlüğe girer. Somut olarak söylemek gerekirse: konkordato sonucunda fabrika çalışmaya devam eder, iflas sonucunda kapıya kilit vurulur.
Kanun iki temel konkordato türü öngörmüştür. Vade konkordatosunda borçların tutarı değişmez; yalnızca ödeme tarihleri uzatılır. Örneğin bir yıl içinde ödenmesi gereken borçlar üç yıla yayılır. Tenzilat konkordatosunda ise borç miktarının belirli bir yüzdesi silinir; geri kalan kısım anlaşmalı vadelerde ödenir. Uygulamada çoğu proje bu iki unsuru birleştiren karma bir yapı içerir: hem vade uzatımı hem de belirli oranda indirim. Hangi kombinasyonun gerçekçi ve kabul edilebilir olduğu, hazırlanan ön projeye ve alacaklıların profiliyle buna bağımsız denetçi tarafından verilen "makul güvence" raporuna göre şekillenir.
Önemli: Konkordato başvurusunda yalnızca tacirler değil, ticari olmayan borçları olan her borçlu da hak sahibidir. Ancak pratikte bu mekanizmadan yararlananların büyük çoğunluğu şirketler ve esnaf işletmeleridir. Amaç işletmeyi yaşatmak, dolayısıyla aktif bir işletme veya en azından sürdürülebilir bir iş modeli olmak başvurunun temel ön koşuludur.
Başvuru Dosyası: Ön Proje ve Makul Güvence Raporu

Konkordato başvurusunun kalitesi, büyük ölçüde dosyayı oluşturan belgelerin gerçekçiliği ve eksiksizliğiyle belirlenir. Mahkemeler 2018 sonrasında belge denetimini ciddi ölçüde sıkılaştırdı; yüzeysel veya abartılı projeksiyonlar içeren başvurular geçici mühlet aşamasında bile reddedilebilmektedir. Bu nedenle dosyanın hazırlık süreci, başvuru kadar kritiktir.
Zorunlu Belgeler
Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulacak başvuru dosyasında aşağıdaki belgeler bulunmalıdır:
- Ön konkordato projesi: Borçların hangi vadelerde, hangi oranlarda ödeneceğini açıklayan somut plan. Yalnızca niyet beyanı değil, nakit akışı projeksiyonlarıyla desteklenmiş bir belge olmalıdır.
- Makul güvence raporu (bağımsız denetim): Ön projenin gerçekleşebilirliğini değerlendiren ve bağımsız denetçi tarafından hazırlanan rapor. Bu rapor hem dosyanın olmazsa olmazı hem de en maliyetli unsurudur.
- Malvarlığı dökümü: Aktif ve pasiflerin güncel listesi; taşınmazlar, araçlar, makineler, stok, alacaklar.
- Alacaklı listesi ve borç dökümü: Her alacaklının kimliği, alacağın tutarı ve niteliği (rehinli, imtiyazlı, adi).
- Son üç yılın mali tabloları: Bilanço, gelir tablosu; bağımsız denetime tabi şirketler için denetim raporları.
- İşletmenin mevcut durumunu gösteren belgeler: Vergi borcu yokluğu yazısı, SGK prim dökümü, aktif sözleşmeler.
Örnek: Kadar Mobilya başvurusunda bağımsız denetçi, şirketin üç yıllık sipariş projeksiyonlarını mevcut müşteri sözleşmeleri ve sektör büyüme verileriyle karşılaştırdı. Denetçi, "önerilen ödeme planı, şirketin mevcut üretim kapasitesi ve sözleşmeli satış taahhütleri dikkate alındığında makul ölçüde gerçekleşebilir" ifadesini kullandı. Bu satır, mahkemenin geçici mühlet kararı vermesinde kritik rol oynadı.
Belge disiplini başvurunun kaderiyle doğrudan ilişkilidir. Eksik ya da tutarsız belgelerle yapılan başvurularda mahkeme ya geçici mühlet vermez ya da verilen mühlet içinde belgeler tamamlanamazsa kesin mühlete geçilmez. Bu aşamada avukat ve bağımsız denetçiyle koordineli çalışmak, haftalarca süren hazırlık sürecini doğru yönetmek anlamına gelir. Kadir Bey'in vakasında bu hazırlık yedi hafta sürdü; bu süre boyunca üç ayrı toplantı yapıldı, denetçi fabrikayı bizzat ziyaret etti.
Mühlet Takvimi: Geçici ve Kesin Mühlet

Konkordato sürecinin iskeletini mühlet aşamaları oluşturur. Her aşamanın süresi, mahkemenin yetkileri ve borçlunun statüsü farklıdır. Süreci net görmek için şu tabloyu kullanın:
| Aşama | Süre | Uzatma | Toplam Azami | Atanan Kişi |
|---|---|---|---|---|
| Geçici Mühlet | 3 ay | En fazla 2 ay | 5 ay | Geçici komiser |
| Kesin Mühlet | 1 yıl | En fazla 6 ay | 18 ay | Komiser (heyet) |
Geçici mühlet, başvurunun mahkemeye ulaşmasıyla birlikte derhal verilir; mahkeme dosyayı derinlemesine incelemeden bu kararı alır. Bu aşamada atanan geçici komiser, şirketin faaliyetlerini denetlemeye başlar ve mahkemeye rapor sunar. Geçici mühlet aynı zamanda ticaret sicili gazetesinde ilan edilir; bu ilan uygulamada hem alacaklılara hem de piyasaya bir sinyal niteliği taşır.
Kesin mühlet aşamasına geçiş için mahkeme, geçici mühlet boyunca hazırlanan komisere raporları ve belgeleri inceler; konkordatonun başarılı olma ihtimalinin gerçekçi göründüğüne kanaat getirirse kesin mühlet kararını verir. Bu aşamada komiser heyeti, alacaklıların tespitini yapar ve projeyi alacaklılara sunar. Yedi veya daha fazla alacaklı sınıfı bulunması hâlinde alacaklılar kurulu oluşturulabilir; bu kurul, komiserle işbirliği içinde projeyi değerlendirir.
Dikkat: Geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki geçiş otomatik değildir. Mahkeme koşulların uygun olmadığına karar verirse ya da borçlu belgeleri tamamlayamazsa kesin mühlet reddedilebilir. Bu aşamada aktif bir iletişim ve belge takibi şarttır. Sürecin her adımında deneyimli bir ticaret hukuku avukatı eşliğinde ilerlemek kritik önem taşır.
Koruma Kalkanı: Hangi Takipler Durur, Hangileri Sürer

Konkordatonun borçluya sağladığı en somut koruma, mühlet süresince takiplerin durmasıdır. Ancak bu kalkanın sınırlarını kesin olarak bilmek şarttır; bazı alacak türleri kalkanın dışında kalmakta, yanılsama yaratmaktadır. Aşağıdaki tablo temel ayrımı göstermektedir:
| Alacak Türü | Mühlet İçinde Takip | Açıklama |
|---|---|---|
| Adi alacaklar (tedarikçi, ticari borç) | Durur | Yeni takip başlatılamaz, mevcutlar askıya alınır |
| Kamu alacakları (vergi, SGK) | Durur | Kamu idareleri de kalkan kapsamındadır |
| Rehinli alacaklar (banka/finans ipoteği) | Takip açılabilir | Ancak rehinli malın satışı/tasfiyesi yapılamaz |
| İşçi ücretleri (imtiyazlı) | Takip yapılabilir | İmtiyazlı alacaklar kalkan dışındadır |
| Nafaka alacakları (imtiyazlı) | Takip yapılabilir | Kişisel niteliğe sahip imtiyazlı alacak |
| İhtiyati haciz | Uygulanamaz | Mühlet kararıyla birlikte ihtiyati tedbirler de durur |
Pratikte bu tablo ne anlama gelir? Kadir Bey'in vakasında tedarikçilerin açtığı veya açmak üzere olduğu icra takipleri geçici mühlet kararıyla birlikte durdu. Bankalar, makine ipoteği üzerinden işlem başlatabilirdi; ancak makineleri satamazlardı. İşçi ücretlerini ise Kadir Bey ödemeye devam etti, zira işçi alacaklarının takibi mühletle durmuyor ve üstelik iyi bir üretim için çalışan motivasyonu kritikti.
Pratikte şunu unutmayın: "Mühlet varsa kimse gelemiyor" yanılgısına düşmeyin. Rehinli alacaklılar ve imtiyazlı alacak sahipleri kapınızı çalabilir. Bunları da kapsayan bir nakit akışı planı yapmazsanız mühlet sizi yalnızca kısmen korur. Kadir Bey'in avukatı, banka taksitlerinin üçte birini mühlet boyunca nakit karşılamak üzere bir nakit rezervi planı hazırladı.
Komiser Gözetiminde Şirket: Yasak İşlemler

Mühlet süresince şirket faaliyetlerini sürdürebilir; bu konkordatonun temel mantığıdır. Ancak "sürdürebilir" ifadesi, her türlü kararı özgürce alabileceğiniz anlamına gelmemektedir. Komiser, işletmenin sürdürülebilirliğini korumak ve alacaklıların haklarını güvenceye almak amacıyla denetim yetkisine sahiptir. Bu denetimin somut yansıması, mahkeme onayı gerektiren ağır işlemler listesidir.
Borçlunun mahkeme izni almadan yapamayacağı işlemler şunlardır: taşınmaz devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tesisi (ipotek, intifa hakkı vb.), taşıt araçları dahil değeri önemli olan menkul mülk devri, kefalet ve garanti sözleşmeleri, rehin tesisi ve benzeri teminat işlemleri. Bu işlemler yapılırsa hukuki yaptırımı geçersizliktir; yani işlemi gerçekleştirdiğiniz karşı taraf iyi niyetli dahi olsa işlem geçersiz sayılabilir.
Günlük işletme kararları — hammadde alımı, rutin ödeme, personel yönetimi, satış sözleşmeleri — komiserin onayını gerektirmez. Komiser ise periyodik raporlarla mahkemeye bilgi verir; sorun saptarsa müdahale edebilir. Kadir Bey her iki mühlet döneminde de komisere aylık üretim, satış ve nakit raporları sundu. Komiser bir kez yedek parça alım sözleşmesinin şartlarını sorguladı; Kadir Bey belgeleri sağlayınca sorun kalmadı.
Kritik nokta: Mühlet süresince komiservari olmayan işlemlerde bile dürüstlük ve şeffaflık zorunludur. Komiseri yanıltmak veya işlemler hakkında eksik bilgi vermek, konkordatonun feshine ve borçlunun sorumluluğuna yol açabilir. Sürecin doğası gereği şeffaf olmak, borçlunun çıkarınadır.
Tasdik Matematiği: İki Alternatif Çoğunluk

Konkordatonun kalbi, alacaklıların oylama sürecidir. Proje mahkemeye sunulmadan önce alacaklılar belirli bir süre içinde alacaklarını komiserine kaydettirmek zorundadır; kaydedilmeyen alacaklar toplantıda oy kullanamaz. Alacaklılar toplantısında borçlunun teklifine yönelik oylama İcra ve İflas Kanunu'nun 302. maddesi çerçevesinde iki alternatif nisaptan biriyle kabul edilebilir.
Birinci alternatif: Kaydedilmiş alacaklıların sayı olarak yarısından fazlası VE bu alacaklıların toplam alacak tutarının yarısından fazlası projeyi kabul etmelidir. Bunu basitçe söylemek gerekirse: hem kişi sayısı hem de para tutarı açısından çoğunluk şartı aynı anda sağlanmalıdır.
İkinci alternatif: Kaydedilmiş alacaklıların sayı olarak dörtte biri projeyi kabul etmeli VE bu alacaklıların toplam alacak tutarının üçte ikisini temsil etmelidir. Bu alternatif, az sayıda büyük alacaklı ile çok sayıda küçük alacaklı bulunduğu durumlarda devreye girebilir; birkaç büyük alacaklının desteğiyle çoğunluk sağlanabilir.
Rehinli alacaklılar bu oylamada ayrı bir konumdadır; rehin güvencesiyle karşılanan kısım için oy kullanamazlar, yalnızca güvencesiz kalan kısım üzerinden sürece katılırlar. Bu ayrım, büyük banka kredilerinin hesaplamalara nasıl yansıyacağını doğrudan etkiler ve projenin tasarımında gözetilmesi gereken teknik bir ayrıntıdır.
Örnek hesaplama: Kadar Mobilya'nın 12 adi alacaklısı vardı ve toplam adi alacak tutarı X birimdi. Alacaklılar toplantısında 8 alacaklı (toplam alacağın %68'ini temsil ediyor) kabul oyu kullandı. Bu durumda birinci alternatif sağlandı: kişi sayısı çoğunluğu (8/12 > 1/2) ve tutar çoğunluğu (%68 > %50) aynı anda karşılandı. Dört alacaklı ret oyu kullanmış olsa da bu alacaklılar tasdik edilen konkordatoya tabi olmak zorundadır.
Tasdik duruşmasında mahkeme salt çoğunluk sayımıyla yetinmez; projenin mevcut kaynaklarla orantılı olup olmadığını ve konkordatonun dürüstlük çerçevesinde kurgulanıp kurgulanmadığını da denetler. Abartılı gelir projeksiyonları veya saklanmış pasifler bu aşamada açığa çıkabilir ve tasdiki tehlikeye atabilir. Mahkemenin tasdik ettiği konkordato, karşı oy kullananlar dahil tüm adi alacaklıları bağlar; bu, konkordatonun en güçlü hukuki özelliğidir.
Başarısızlık Senaryosu: İflasa Geçiş ve Alacaklı Hakları

Konkordato süreci her zaman başarıyla sonuçlanmaz. Tasdik nisabı sağlanamazsa, mahkeme projeyi gerçekçi bulmuyorsa ya da süreç içinde borçlu dürüstlük kurallarını ihlal etmişse konkordato reddedilir. Bu noktada en kritik tehlike şudur: borçlu borca batık durumdaysa — yani pasifler aktifleri aşıyorsa — mahkeme resen iflas kararı verebilir. Konkordato başvurusu başarısız olduğunda şirket otomatik olarak iflas sürecine girebilir; bu risk, "deneyeyim, olmadı geçeriz" mantığıyla başvuru yapılmaması gerektiğini gösterir.
Alacaklı perspektifinden bakıldığında konkordato başarısız olursa ne olur? Rehinli alacaklılar, güvence olarak gösterdikleri varlıklar üzerinden iflas sürecinde tasfiyeye katılır; öncelik sıraları korunur. Adi alacaklılar ise iflas masasına yazılır ve tasfiyeden pay almayı bekler. Mühlet süresince doğan yeni borçlar — komiser onayıyla yapılan işlemler dahil — iflas masasında öncelikli alacak olarak kabul edilir; bu, mühlet dönemi içinde mal satan tedarikçiler açısından kritik bir ayrıntıdır.
Alacaklıların konkordato sürecindeki hakları şunlardır: komiserine alacaklarını bildirmek ve kaydettirmek, projeye itiraz etmek, tasdik duruşmasına katılmak ve söz hakkı kullanmak. Alacaklılar komiserle düzenli iletişim kurabilir, şikayetlerini mahkemeye taşıyabilir. Konkordato dışında kalan alacaklar — yani proje kapsamına dahil edilmemiş alacaklar — tasdikten sonra da takip edilebilir olmaya devam eder; bu nedenle ön projenin kapsamını net belirlemek borçlu açısından da alacaklı açısından da önemlidir.
Alacaklının somut tavsiyesi şudur: konkordato tebliğini aldığınızda hemen bir ticaret hukuku avukatına danışın. Alacak kaydının süresi çoğu zaman kısadır ve kaçırılırsa oy hakkı kullanılamaz. Projeye etkili itiraz için de hukuki destek şarttır.
Sık Yapılan 7 Hata

Yıllar içinde görülen başarısız konkordato süreçlerinin büyük çoğunluğu birkaç tekrarlayan hatadan kaynaklanmaktadır. Bu hataların ortak noktası, hukuki gerçeğin gerisinde kalmak ya da süreci hukuki bir formalitenin ötesinde görmemektir.
- Çok geç başvurmak: En yaygın ve en ölümcül hata. Kasanın tamamen boşalmasını, tüm alacaklıların ayağa kalkmasını beklemek başvuru için gerekli belge toplama süresini ortadan kaldırır. Dört aylık nakit kalan bir firmada denetim raporu hazırlatmak için yeterli zaman vardır; dört haftalık nakit kalındığında bu süre mümkün olmaz.
- Gerçekçi olmayan ön proje hazırlamak: "Her şey düzelecek" varsayımıyla kurgulanan iyimser projeksiyonlar, deneyimli mahkemeler ve komiserler tarafından derhal görülmektedir. Makul güvence raporu bu iyimserliği desteklemiyorsa proje tasdik edilmez.
- Belge eksikliğini hafife almak: Mali tablo eksikliği, bağımsız denetim raporunun yetersizliği ya da alacaklı listesinin hatalı tutulması geçici mühlet aşamasında dahi süreci durdurabilir. Belge disiplini başvurunun kaderiyle eşdeğerdir.
- Alacaklılarla iletişimi kesmek: Mühlet öncesinde ve mühlet süresinde büyük alacaklılarla şeffaf iletişim kurmak, oylama aşamasında kritik fark yaratır. Sürpriz bir tasdik toplantısına giren alacaklı genellikle ret oyu kullanır.
- Komiserle ilişkiyi sıradan bir bürokratik zorunluluk saymak: Komiser, mahkemeye karar vericinin gözü olarak rapor sunar. Raporlarda olumsuz bir gözlem, tasdiki doğrudan tehlikeye atar. Komisere şeffaf ve proaktif bir ilişkiyle yaklaşmak sürecin sonucunu etkiler.
- İşçi alacaklarını ve rehinli borçları göz ardı etmek: "Mühlet var, kimse gelemiyor" yanılgısı özellikle işçi ücretleri ve rehinli alacaklar açısından tehlikelidir. Bu iki alacak türü kalkan dışındadır ve ihmal edilirse hem hukuki hem operasyonel kriz yaratır.
- Hukuki desteği sadece başvuru aşamasında almak: Konkordato, başvurudan tasdike kadar 18-24 aylık aktif bir süreçtir. Yalnızca ilk başvuruyu yaptırmak için avukat tutup sonrasını kendi başınıza yürütmeye çalışmak, alacaklı itirazları ve komiser müdahaleleri karşısında sizi savunmasız bırakır.
Kadir Bey'in avantajı: Yukarıdaki yedi hatanın hiçbirini yapmadı. Dört aylık nakit kalındığında avukatını aradı, yedi haftalık belge çalışması yaptı, komiserle proaktif ilişki kurdu ve alacaklılarını toplantı öncesinde bizzat ziyaret ederek projeyi anlattı. Sonuç: tasdik.
Sonuç: Konkordato Pahalı Ama Değerli Bir İlaçtır

Konkordato gerçekten de pahalı bir süreçtir. Bağımsız denetim raporu, komiser ücretleri, avukat giderleri ve sürecin uzun zaman alması KOBİ ölçeğinde ciddi bir bütçe ve enerji gerektirir. Ancak bu maliyeti alternatifiyle — işletmenizin tamamen tasfiyesiyle, on yıllık emeğinizin dağılmasıyla, çalışanlarınızın sokağa çıkmasıyla — karşılaştırdığınızda tablo daha net görünür. Konkordato, doğru anda ve doğru hazırlıkla kullanıldığında işlev gören bir mekanizmadır.
Her konkordato başvurusu kendine özgüdür. Alacaklı profili, borç yapısı, işletmenin sürdürülebilirliği ve mevcut nakit durumu somut hesaplamalarla değerlendirilmelidir. Genel kural olarak söylenebilecek tek şey şudur: erken başvuru her zaman geç başvurudan iyidir. Kasanızda dört ay nakit varken başlayın; dört hafta kaldığında belki çok geçtir.
Sürecinizi doğru yapılandırmak için deneyimli bir ticaret hukuku avukatına danışmanızı öneriyoruz. Hukuki süreç hakkında merak ettiğiniz soruları soru-cevap bölümümüzde de yanıt bulabilirsiniz. Şirket iflası sürecini merak ediyorsanız iflas davası süreci rehberimize de göz atabilirsiniz.