Üniversite Disiplin Cezasına İtiraz ve İptal Davası Rehberi
Üniversitede disiplin cezası almak, pek çok öğrencinin aklında soyut bir ihtimal olarak kalır — ta ki gözetmen tutanağını imzalayana kadar. Sınav salonunda yaşanan birkaç dakikalık olay, yarıyıl uzaklaştırmasına, burs kaybına, hatta yükseköğretimden çıkarmaya dönüşebilir. Ama bu kararlar nihai değildir ve hukuki açıdan sıklıkla itiraz edilebilir, iptal ettirilebilir alanlardır.
2024 yılında idare mahkemelerinde görülen eğitim-öğretim davaları 3.774 olarak kayıt altına alınmıştır. Bu rakam, üniversite öğrencilerinin idari hukuk yoluna başvurma eğiliminin ne denli arttığını göstermektedir. Temel dayanak 2547 sayılı YÖK Kanunu'nun 54. maddesi ve bu maddeye bağlı olarak düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'dir. Disiplin hükümleri artık kanun düzeyinde güvence altına alınmış, keyfi uygulamaya karşı usul güvenceleri belirlenmiştir. Savunma hakkı ihlali, gerekçesiz karar veya orantısız ceza — bunların herhangi biri tek başına iptal için yeterli olabilir.
Kerem'in Dosyası: Sıraltı Telefon, 1 Yarıyıl Uzaklaştırma

Kerem (isimler temsilidir), hukuk fakültesinin 4. sınıf öğrencisiydi. Final sınavının 45. dakikasında gözetmen, Kerem'in oturduğu sıranın altında bir akıllı telefon fark etti. Telefon kapalıydı — ekran siyahtı, ses yoktu — ama sınav salonuna sokulması yasaktı. Gözetmen tutanağa şunu yazdı: "Öğrenci sırasının altında telefon tespit edilmiştir." Kerem belgeyi itiraz şerhi koyarak imzaladı: "Telefon kapalıydı, kullanmadım."
Birkaç gün sonra Kerem'e soruşturmacı atandığı bildirildi. Dekanlık yazısmesinde soruşturmanın konusu "sınav düzenini bozma ve kopya girişimi" olarak tanımlanmıştı. Kerem savunmasını yazılı verdi; telefonu kazara çantasından düştüğünü, kullanmadığını, sınav kağıdında herhangi bir yanıtın sınav materyaliyle örtüşmediğini anlattı. Soruşturmacı, gözetmenin tutanağına dayanarak "kopya girişimi" kanaatine vardı; disiplin kurulu bu kanaate katılarak 1 yarıyıl uzaklaştırma kararı verdi.
Kerem'in ailesi önce "üniversiteye itiraz edelim, bir üst kurula gidelim" dedi. Haklıydılar — ama itiraz sürerken akademik takvim işlemeye devam ediyordu. Kerem bir idare hukuku avukatına danıştı. Avukat dosyayı incelediğinde kritik bir boşluk buldu: soruşturmacının raporunda telefonun kapalı mı açık mı olduğuna dair herhangi bir somut tespit yoktu. Tutanakta "telefon tespit edildi" deniyordu; "açık telefonla kopya çekildi" ya da "ekranda sınav materyali görüldü" yazmıyordu. Bu, tipiklik ilkesi açısından hayati bir eksiklikti.
Avukat, bilgi edinme başvurusuyla soruşturma dosyasının tamamını talep etti. Dosyaya göre sınav kağıdı benzerlik analizi yapılmamıştı; yani Kerem'in yanıtlarının herhangi bir kaynakla örtüştüğüne dair hiçbir teknik veri yoktu. Dava idare mahkemesinde açıldı; aynı anda yürütmeyi durdurma talebinde de bulunuldu. Mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini kabul etti: Kerem sınav dönemine girebilecekti. Birkaç ay sonra esas karar açıklandı — disiplin cezası usul eksikliği ve yetersiz delil gerekçesiyle iptal edildi. Kerem mezun oldu.
Disiplin Cezası Kademeleri: Uyarmadan Çıkarmaya

Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği, ceza kademelerini ve her kademeye karşılık gelen tipik fiilleri açıkça belirler. Bu belirlilik önemlidir: yönetmelikte karşılığı olmayan bir fiile ceza verilemez — buna tipiklik ilkesi denir ve disiplin hukukunun temel güvencelerinden biridir. Bir fiilin disiplin suçu sayılabilmesi için yönetmelikteki suç tanımına açıkça uyması gerekir. "Suça benziyor" ya da "etik dışı" değerlendirmesi tek başına yeterli değildir.
| Ceza Kademesi | Tipik Fiil Örnekleri | Temel Sonuç |
|---|---|---|
| Uyarma | Dersi özürsüz terk etme, uyarıya rağmen devamsızlık | Tescil edilir; yeni suçlarda ağırlaştırıcı etki |
| Kınama | Yönetici/öğretim üyesine saygısızlık, bildirim yükümlülüğünü ihlal | Dosyaya işlenir |
| 1 Haftadan 1 Aya Kadar Uzaklaştırma | Kopya girişimi (hafif), izinsiz etkinlik düzenleme | Sınava girme hakkı geçici askıya alınır |
| 1-2 Yarıyıl Uzaklaştırma | Kopya çekme, başkası adına sınava girme teşebbüsü, sahte belge kullanımı | Dönem kaybı, burs/yurt riski |
| Yükseköğretimden Çıkarma | Sahte diploma düzenleme, ağır şiddet, uyuşturucu ticareti, örgütlü suç | Tüm yükseköğretimden süresiz men |
Bu tablonun pratikte ne anlama geldiğini somutlaştırmak gerekir. Yarıyıl uzaklaştırma grubundaki cezalar — özellikle kopya ve sahte belge — hem kendi dönemini hem de sonraki dönemlere yansıyacak ikincil sonuçları bakımından son derece ağırdır. Burs kaybı, yurt tahliyesi ve askerlik ertelemesindeki aksamalar çoğu öğrencinin başlangıçta hesaba katmadığı risklerdir. Yükseköğretimden çıkarma ise yalnızca tek bir üniversiteyi değil, Türkiye'deki tüm üniversitelere girişi kapatan bir yasaktır — bu nedenle bu kademenin yargısal denetimi en yoğun biçimde yapılan alandır ve mahkemeler orantılılık ilkesini bu davalarda özellikle titizlikle uygular.
Usul Güvenceleri: Savunma Hakkı Kalesi

Türk hukukunda idarenin ceza verebilmesi için sadece fiilin gerçekleşmiş olması yeterli değildir; belirlenen usul adımlarının eksiksiz uygulanması da zorunludur. Bir adım eksik yapılsa bile ceza hukuka aykırı hâle gelir ve iptal edilebilir olur. Disiplin Yönetmeliği bu adımları açıkça sıralar:
İlk adım, üniversite tarafından bir soruşturmacı atanmasıdır. Soruşturmacının tarafsız olması, öğrencinin bağlı olduğu birimden seçilmemiş olması tercih edilir — bu husus da dava gerekçesi olabilir. Soruşturmacı delilleri toplamakla, tanıkları dinlemekle ve bulguları yazıya dökmekle yükümlüdür. İkinci kritik adım, öğrencinin savunmasının alınmasıdır. Yönetmelik, savunma için yeterli süre tanınmasını şart koşar. Öğrenciye süre verilmeden, savunma alınmadan verilen disiplin cezası mahkemeler tarafından tutarlı biçimde iptal edilmektedir. Bu, içtihat açısından en yerleşik iptal gerekçelerinden biridir.
Üçüncü adım, kararın gerekçeli olmasıdır. Disiplin kurulu kararının hangi fiilin hangi maddeyi ihlal ettiğini, delillerin nasıl değerlendirildiğini ve neden bu kademenin tercih edildiğini açıklaması gerekir. "Suçu sabit görülmüştür" türünden tek cümlelik kararlar yetersiz gerekçe sayılır ve iptal zeminini güçlendirir. Son olarak, soruşturma makul sürede tamamlanmalıdır; uzayan, belirsizleşen soruşturmalar da dava konusu yapılabilir.
Pratikte usul ihlallerini tespit etmenin yolu soruşturma dosyasını okumaktan geçer. Bu dosyayı bilgi edinme hakkı çerçevesinde üniversitenin ilgili biriminden talep edebilirsiniz; dava açıldıktan sonra mahkeme aracılığıyla da tamamını görebilirsiniz. Dosyada savunma davetiyesinin tarihi, öğrenciye tanınan süre, tutanakların içeriği ve kurulun karar gerekçesi yer alır. Bu belgeler incelenmeden dosyanın gerçek hukuki durumunu değerlendirmek mümkün değildir.
Kopya Dosyaları: Tutanağın Anatomisi ve Yapay Zeka Çağı

İdare mahkemelerindeki öğrenci disiplin davalarının büyük çoğunluğu kopya ve sınav ihlalleri etrafında şekillenmektedir. Bu davaların kaderini belirleyen belgenin adı gözetmen tutanağıdır. Tutanakta yazılanlar — ve yazılmayanlar — davanın seyrini doğrudan etkiler.
Peki tutanakta ne olması gerekir? Gözetmenin somut bir tespit yapması şarttır: telefonun açık olduğunu, ekranda ne göründüğünü, öğrencinin nereye baktığını, başka öğrencinin kağıdını görme imkânının fiziksel olarak mevcut olup olmadığını. Yalnızca "telefon tespit edildi" ya da "bitişik öğrenciye bakıyordu" gibi ifadeler kopya eylemini ispat etmek açısından zayıf kalır. Mahkemeler bu tür davalarda gözetmen tutanağını titizlikle değerlendirir; tutanakta somut tespit yoksa disiplin kurulunun "suç sabit" kanaatine ulaşması hukuki açıdan tartışmalı hâle gelir.
Sınav kağıdı benzerlik analizi de ayrı bir tartışma konusudur. Bazı üniversiteler, iki öğrencinin yanıtları arasındaki istatistiksel benzerliği dayanak alarak kopya kararı verebilmektedir. Ancak benzerlik raporunun tek başına kopya kanıtı sayılıp sayılamayacağı hukuki tartışma götürür; yanıtlar aynı ders notlarından çalışılmış olabilir, aynı öğretim üyesinin örnek çözümlerine atıfla oluşturulmuş olabilir. Bu analiz delil olarak sunulduğunda, metodolojisinin ve eşiğinin bilirkişi incelemesiyle sorgulanması mümkündür.
Son yıllarda hızla büyüyen yeni bir tartışma alanı ise yapay zeka kullanımı iddiaları. Bazı üniversiteler ödev ve proje teslimlerinde YZ kullanımını iç yönergelerle yasaklamış durumdadır. Ancak Disiplin Yönetmeliği'nde bu konuya özgü açık bir düzenleme henüz bulunmamaktadır. Kurumların YZ tespit araçlarının güvenilirliği de tartışmalıdır — aynı araçlar zaman zaman tamamen özgün metinleri de "YZ üretimi" olarak işaretleyebilmektedir. Bu ortamda tipiklik ilkesi devreye girer: yönetmelikte somut karşılığı olmayan bir fiilin ağır disiplin cezasına dayanak yapılması, iptal davasında güçlü bir argüman oluşturabilir. Dengeli yaklaşım şudur: kurumun politikası net ve öğrenciye önceden duyurulmuşsa durum farklıdır; ancak muğlak bir "akademik dürüstlük ihlali" gerekçesiyle yüksek kademe ceza verilmesi başlı başına sorunludur.
60 Gün ve Yürütmeyi Durdurma: Dönem Kaybına Karşı Yarış

Disiplin cezasının tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süreniz vardır. Bu süre, Türk idare hukukunun genel kuralı olan 60 günlük iptal davası süresinden gelir. Tebligattaki tarihi mutlaka kontrol edin — bazı öğrenciler elden verilen belgelerle tebligatın başladığını fark etmeden hak kaybı yaşamaktadır.
Üniversite İçi İtiraz Yolunu Kullandıysanız
Yönetmelik, öğrencilere üniversite içi itiraz hakkı tanır. Bu yolu kullandığınızda itiraz kararının tebliğinden itibaren 60 günlük süre yeniden işlemeye başlar. Yani üniversite içi itiraz yolu, dava açma sürenizi uzatabilir — ama bu, itirazın kesinlikle kullanılması gerektiği anlamına gelmez. Bazı durumlarda doğrudan dava açmak daha stratejik olabilir; avukatınızla bu tercih üzerinde konuşun.
Yürütmeyi Durdurma Neden Hayatidir?
Uzaklaştırma cezası verildiğinde, dava devam ederken ceza uygulanmaya başlar ve siz sınavlara giremezsiniz. Dönem kaybı yaşarsınız. Sonradan dava kazanılsa bile o dönemin telafisi güçtür; sınav haklarınız ve ilerleme kaybedilmiş olur. Yürütmeyi durdurma kararı ise mahkeme süreci boyunca cezanın icrasını askıya alır. Bu karara hükmedilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekir: açık bir hukuka aykırılık görüntüsü ve uygulanması hâlinde telafisi güç zararın varlığı.
Uzaklaştırma cezası tam olarak bu ikinci koşulu karşılar. Dönem kaybı somut, maddi ve telafisi zor bir zarardır. Bu nedenle disiplin davalarında yürütmeyi durdurma talepleri mahkemelerce oldukça ciddiye alınır. Mezuniyet aşamasındaki öğrenciler için bu talebin aciliyeti daha da yüksektir: son yarıyıla girememe, mezuniyeti bir yıl ya da daha fazla erteleyebilir, bu süre iş başvurularına, sınav haklarına (ÖSYM, baro, YDS gibi) doğrudan yansır.
Dava Nerede Açılır?
Üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. Dava dilekçesinde cezanın iptali ve yürütmenin durdurulması birlikte talep edilir. Vakıf üniversiteleri de dahil olmak üzere tüm yükseköğretim kurumları YÖK mevzuatına tabi olduğundan, dava idare mahkemesine taşınır — adli yargıya değil. İstanbul'daki idare hukuku avukatları veya Ankara'daki idare hukuku avukatları bu alanda deneyimli hukuki destek sunabilir.
Orantılılık: Fiile Göre Ağır Cezanın İptali

Disiplin hukukunda ceza, fiilin ağırlığıyla orantılı olmak zorundadır. Bu ilke, Anayasa'nın hukuk devleti güvencesinden beslenir ve idare mahkemelerinin disiplin kararlarını denetlerken en çok kullandığı araçlardan biridir. Somut olarak ne anlama gelir?
Eğer bir öğrenci, sınav salonuna kapalı telefon soktuğu için doğrudan "kopya çekme" suçlamasıyla yarıyıl uzaklaştırması almışsa ve tutanakta telefonun açık olduğuna ya da fiilen kullanıldığına dair hiçbir somut tespit yoksa, verilen ceza orantısız kabul edilebilir. Daha hafif kademe — örneğin uyarma ya da kısa süreli uzaklaştırma — uygulanması gerekirken en ağır kademelere yakın bir ceza verilmesi, orantılılık ilkesini ihlal eder.
Yükseköğretimden çıkarma kararlarında bu denetim en yoğun biçimde uygulanır. Mahkemeler, fiilin gerçekten çıkarma cezasını meşrulaştıracak ağırlıkta olup olmadığını ayrıntılı biçimde inceler. Öğrencinin geçmişi, olayın boyutu, zarar verilen kişi ya da kurumun durumu, pişmanlık beyanları — bunların tamamı orantılılık değerlendirmesinde rol oynar. Bir öğrenci ilk kez disiplin suçuyla karşılaşmışsa ve fiil ciddi bir zarar doğurmamışsa, doğrudan en ağır cezaya hükmedilmesi tipik bir orantısızlık görüntüsü oluşturur.
Üniversite İçi İtiraz mı, Doğrudan Dava mı?

Disiplin cezasına maruz kalan bir öğrencinin önünde iki yol bulunur. Birincisi, yönetmelikte öngörülen üst kurullara (rektörlük, üniversite disiplin kurulu gibi) üniversite içi itiraz yoludur. İkincisi, doğrudan idare mahkemesinde iptal davası açmaktır. Her iki yolun da kendine özgü avantajları ve riskleri vardır.
Üniversite içi itiraz yolu, bazı açılardan pratiktir: resmî yargıya başvurmadan çözüm sağlanabilir, maliyeti düşüktür ve üniversitenin kendi içindeki bir hata ya da usul eksiğini düzeltmesi sağlanabilir. Ancak bu yolun kritik bir dezavantajı vardır: itiraz sonuçlanana kadar ceza çoğunlukla uygulanmaya devam eder. Eğer uzaklaştırma kararı varsa ve akademik takvim işliyorsa, itiraz sonuçlanana kadar dönem kaybı fiilen gerçekleşmiş olabilir.
Doğrudan dava açmanın avantajı, yürütmeyi durdurma talebinin mahkemece değerlendirileceği ve cezanın icrasının durdurulabileceğidir. Üniversite içi itirazda böyle bir koruma mekanizması yoktur. Hukuki açıdan, her iki yolun birlikte yürütülmesi de mümkündür; ama bu kombinasyonun süreci nasıl etkileyeceği somut davaya ve itirazın içeriğine göre değişir.
Önemli bir not: Sınav notuna itiraz — yani "hocam notu yanlış verdi, itiraz ediyorum" türündeki başvurular — disiplin davalarından tamamen farklı bir süreçtir. Bu tür başvurular maddi hata incelemesi kapsamında değerlendirilir ve idari itiraz yoluyla çözüme kavuşturulur. Disiplin ile sınav notuna itirazı birbirine karıştırmak zaman kaybına ve usul hatalarına yol açabilir. Memur disiplin davalarındaki benzer usul güvenceleri için bu içeriğe göz atabilirsiniz.
Ceza yargılamasıyla paralel yürüyen disiplin davalarında da dikkatli olmak gerekir. Yaralama, tehdit ya da uyuşturucu gibi fiillerle suçlanan öğrenciler hem ceza mahkemesinde hem disiplin sürecinde aynı anda yargılanabilir. Ceza mahkemesinin beraatiyle disiplin cezası otomatik olarak kalkmaz — her iki yargılama bağımsızdır. Ancak ceza mahkemesinin "fiil gerçekleşmemiştir" şeklindeki tespiti disiplin davası için güçlü bir destekleyici delil niteliği taşır.
Cezanın Domino Etkisi: Burs, Yurt, Askerlik, Gelecek

Disiplin cezasının etkileri çoğunlukla öğrencilerin başlangıçta düşündüğünden çok daha geniş bir alana yayılır. Bir yarıyıl uzaklaştırma kararı, yalnızca sınavlara girememek anlamına gelmez; birbirine bağlı bir sonuçlar zincirini harekete geçirebilir.
İlk etki KYK burs ve yurt bağlantısında görülür. KYK bursları öğrencilik statüsünün sürekliliğine bağlıdır. Uzaklaştırma nedeniyle aktif öğrenci statüsü askıya alındığında, burs ödemeleri durdurulabilir ve yurt ilişkisi sona erebilir. Bu durum, hem akademik hem de finansal açıdan ağır sonuçlar doğurur; aileye bağımlı olan öğrenciler için kira ve geçim baskısı derhal hissedilir hâle gelir.
İkinci kritik alan askerlik ertelemeleridir. Üniversite öğrencilerinin askerlik tecili öğrencilik durumuna bağlıdır. Uzaklaştırma kararı, tecil şartlarının zedelenip zedelenmediğine dair sorular doğurabilir. Bu bağlantı her zaman otomatik değildir; ancak özellikle bitirme aşamasındaki öğrenciler için askerlik ertelemesinin etkilenip etkilenmeyeceğini en kısa sürede araştırmak gerekir.
Yükseköğretimden çıkarma kararlarının etki alanı ise çok daha geniştir. Bu karar yalnızca tek bir üniversiteyi değil, Türkiye'deki tüm yükseköğretim kurumlarına girişi kapatır. Başka bir üniversiteye kayıt imkânı kalmaz. Bu durum kariyer yolculuğunu tamamen sekteye uğratabilir; avukatlık, tıp, mühendislik gibi eğitimde süreklilik gerektiren meslek dallarında telafi edilmesi çok güç bir sonuçtur.
Dönemsel öğrenci af yasaları çıkarma cezalarını kısmen kapsayabilir ve üniversiteye dönüş imkânı tanıyabilir. Ancak af beklemek ne hukuki bir strateji ne de güvenilir bir planlama aracıdır. Af çıkıp çıkmayacağı, kapsamının ne olacağı ve kimleri kapsayacağı belirsizdir. Dava yolu, hukuka aykırı ya da orantısız bulunan cezayı ortadan kaldırmanın tek güvenilir yoludur. Avukat rehberimizde idare hukukunda uzmanlaşmış avukatlara ulaşabilirsiniz.
Sık Yapılan 7 Hata

Disiplin davalarında öğrencilerin en sık düştüğü hatalar belirli kalıplar izler. Bu hataların büyük çoğunluğu bilgi eksikliğinden ya da sürecin ne denli hızlı işlediğini geç fark etmekten kaynaklanır. Aşağıdaki liste hem süreç içinde hem de süreç sonrasında yapılan hatalı adımları kapsar.
- 60 günlük süreyi kaçırmak: En sık karşılaşılan ve en telafisi güç hatadır. Tebligatı aldığınızda tarihi hemen not edin ve bir avukatla görüşmek için vakit kaybetmeyin. Tebligattaki tarihi mutlaka kontrol edin.
- Tutanağı itiraz şerhi koymadan imzalamak: Tutanağı reddetmek size avantaj sağlamaz; ancak itiraz şerhi koymadan imzalamak süreci ilerletmekte zorluk yaratabilir. Anlaşmadığınız tespiti kısaca yazarak imzalayın.
- Savunmayı sözlü yapmak ya da hiç yapmamak: Disiplin sürecinde savunmanızı mutlaka yazılı ve ayrıntılı biçimde verin. Sözlü beyanlar tutanağa eksik ya da hatalı aktarılabilir. Savunmanın hiç alınmaması ise kurumun hatasıdır — ama bu hatayı sonradan kanıtlayabilmeniz için savunma davetini belgelemek gerekir.
- Soruşturma dosyasını istememek: Dosyayı görmeden ne iddia edildiğini, hangi delillere dayandırıldığını bilemezsiniz. Bilgi edinme başvurusuyla bu dosyayı en kısa sürede talep edin.
- Üniversite içi itirazı dava yerine geçtiğini sanmak: İtiraz süreci dava açma sürenizi uzatabilir; ancak sizi dava hakkından vazgeçirdiğiniz anlamına gelmez. Her iki yol birlikte değerlendirilebilir.
- Ceza davası beraatiyle disiplin cezasının otomatik kalktığını düşünmek: İki yargılama birbirinden bağımsızdır. Ceza mahkemesinde beraat aldıysanız bu kararı disiplin davası için ayrıca kullanmanız gerekir — otomatik bir geçişkenlik yoktur.
- Af beklentisiyle beklemek: Af çıkabileceğini düşünerek dava açmayı ertelemek belirsiz bir stratejidir. Dava süresi 60 gündür ve bu süre af beklentisiyle uzamaz. Hukuki yolu koruyun; af gelirse zaten pozisyonunuz güçlenir.
Sonuç: Kişiye Özel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

Üniversite disiplin cezaları hukuki açıdan geri alınabilir kararlardır — ama bu ancak doğru adımlar zamanında atıldığında gerçekleşir. Her davanın kendine özgü koşulları vardır: tutanağın içeriği, soruşturma sürecindeki usul adımları, cezanın gerekçesi, orantılılık dengesi ve delillerin niteliği. Bu unsurların birleşiminden çıkan tablo, davanın güçlü mü zayıf mı olduğunu belirler.
Savunma hakkı ihlali, gerekçesiz karar, tipiklik ilkesi ihlali ve orantısız ceza — bunların herhangi biri somut dosyanızda mevcutsa, iptal davası anlamlı bir hukuki yol sunar. Yürütmeyi durdurma talebi de özellikle uzaklaştırma kararlarında dönem kaybını önlemenin tek güvenilir yoludur. Bu değerlendirmeyi doğru yapabilmek için soruşturma dosyasını okumak, karar metnini incelemek ve süre hesabını doğru yapmak şarttır.
Sonraki adımı atmak için beklemek yerine, hukuki sorular bölümümüzde durumunuzu anlatabilir ya da Ankara'daki idare hukuku avukatları listesinden uzman desteğe ulaşabilirsiniz. Tebliğ tarihinden bu yana ne kadar süre geçtiğini hesaplayın; 60 günlük süre beklemeden doğrudan danışmanlık alınması gereken bir eşiktir.