Merkez Tam Yargı Davaları Avukatları

Merkez, Aksaray ilçesinde tam yargı (idari tazminat) davaları alanında hizmet veren 411 avukat. Görevli idare mahkemesi, İYUK süreleri, hizmet kusuru ve idarenin sorumluluğu bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Erdem Baysal
Av. Erdem Baysal
Aksaray Aksaray Barosu

211 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Melike Aytar
Av. Melike Aytar
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 376 sicil numaralı üyesidir.

Av. Yaşar Toprak
Av. Yaşar Toprak
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 20 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ayşe Güney
Av. Ayşe Güney
Aksaray Aksaray Barosu

547 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fulya Yavuztürk
Av. Fulya Yavuztürk
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 289 sicil numaralı üyesidir.

Av. Batikan Yusuf Bozkurt
Av. Batikan Yusuf Bozkurt
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 785 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mustafa Bektaş
Av. Mustafa Bektaş
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu bünyesinde 186 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tuğba Aygün
Av. Tuğba Aygün
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 388 sicil numaralı üyesidir.

Av. Duygu Karaağaç
Av. Duygu Karaağaç
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 307 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ayşe Derin
Av. Ayşe Derin
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu bünyesinde 480 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Cihan Coşkun
Av. Cihan Coşkun
Aksaray Aksaray Barosu

825 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yaren Tekeli
Av. Yaren Tekeli
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 643 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Selim Doğanbaş
Av. Selim Doğanbaş
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 450 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Gülnur Başbuğ Yeşildal
Av. Gülnur Başbuğ Yeşildal
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 668 sicil numaralı üyesidir.

Av. Buğrahan Özbayir
Av. Buğrahan Özbayir
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 570 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Yunus Emre Özdemir
Av. Yunus Emre Özdemir
Aksaray Aksaray Barosu

278 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Bayram Ali Güzyurdu
Av. Bayram Ali Güzyurdu
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 748 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zehra Aribaş
Av. Zehra Aribaş
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 730 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mithat Göksal
Av. Mithat Göksal
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 361 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Yunis Günindi
Av. Yunis Günindi
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 165 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Batuhan Mert Güzyurdu
Av. Batuhan Mert Güzyurdu
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu bünyesinde 838 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hatice Kiliç
Av. Hatice Kiliç
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 507 sicil numaralı üyesidir.

Av. Erkan Güneyli
Av. Erkan Güneyli
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu bünyesinde 423 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Nur Gökgöz
Av. Zeynep Nur Gökgöz
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 466 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nazlican Öztürk
Av. Nazlican Öztürk
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 506 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zekeriya Alan
Av. Zekeriya Alan
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 110 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Murat Çankaya
Av. Murat Çankaya
Aksaray Aksaray Barosu

308 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatma Betül Korkmaz
Av. Fatma Betül Korkmaz
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 790 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Veysel Durusoy
Av. Veysel Durusoy
Aksaray Aksaray Barosu

684 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Emre Dinç
Av. Emre Dinç
Aksaray Aksaray Barosu

630 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Haydar Yiğit Bitigen
Av. Haydar Yiğit Bitigen
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 640 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Vehbi Karacaer
Av. Vehbi Karacaer
Aksaray Aksaray Barosu

77 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Muhammed Altinsoy
Av. Muhammed Altinsoy
Aksaray Aksaray Barosu

851 baro sicil numarasıyla Aksaray Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Aksaray ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tuğba Ayhan
Av. Tuğba Ayhan
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 460 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Meliha Sümeyye Alçay
Av. Meliha Sümeyye Alçay
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 841 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ömer Can Yaprakci
Av. Ömer Can Yaprakci
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 504 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sami Sari
Av. Sami Sari
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 642 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Şeyma Altinok
Av. Şeyma Altinok
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 542 sicil numaralı üyesidir.

Av. Cüneyt Rendeci
Av. Cüneyt Rendeci
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 242 sicil numaralı üyesidir.

Av. Yasin Bulduk
Av. Yasin Bulduk
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 602 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ahmet Dede Buzpinar
Av. Ahmet Dede Buzpinar
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 421 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Fatma Aslihan Turan
Av. Fatma Aslihan Turan
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 628 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Doğan Koşar
Av. Doğan Koşar
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 115 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ahmet Ünlü
Av. Ahmet Ünlü
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 34 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Elif Akiş Sayğili
Av. Elif Akiş Sayğili
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu'nun 845 sicil numaralı üyesidir. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Behiye Bilge Türk
Av. Behiye Bilge Türk
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 695 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. İlker Orbay
Av. İlker Orbay
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Aksaray Barosu'na 337 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Meryem Çalişkan
Av. Meryem Çalişkan
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray Barosu bünyesinde 335 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Aksaray ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Taşkin Aykut Güçsav
Av. Taşkin Aykut Güçsav
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 225 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ömer Faruk Aydin
Av. Ömer Faruk Aydin
Aksaray Aksaray Barosu

Aksaray ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Aksaray Barosu'nun 857 sicil numaralı üyesidir.

Merkez, Aksaray Tam Yargı Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Merkez (Aksaray) bölgesinde tam yargı (idari tazminat) davalarını; iptal davasından farkını, idarenin hizmet kusuruna ve kusursuz sorumluluğuna dayanan tazminat sorumluluğunu, idari işlem ve idari eylem ayrımını, İYUK ön başvuru şartını, altmış günlük dava açma süresini, maddi-manevi zarar kalemlerini ve görevli-yetkili idare mahkemesini ele alır. Amaç, idareden zararınızın giderilmesi sürecini baştan doğru yönetmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır. Tam yargı davaları, hem sorumluluk esasının doğru belirlenmesini hem de sürelerin titizlikle hesaplanmasını gerektiren, idare hukukunun en teknik alanlarından biridir.

Kısa Bakış — Tam Yargı Davalarında Öne Çıkanlar
  • Amaç: İdari işlem veya eylemden doğan maddi ve manevi zararın idareden tazminini sağlamak; parasal bir edim elde etmek.
  • Görevli mahkeme: Genel görevli idare mahkemesi. Kanun yolu Bölge İdare Mahkemesi (istinaf) ve Danıştay (temyiz).
  • Sorumluluk esası: Hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk (sosyal risk, tehlike, hakkaniyet).
  • Süre ve başvuru: İşlemde altmış gün; idari eylemde önce zorunlu ön başvuru, sonra dava. Süreler hak düşürücüdür.
  • Yer: Merkez kaynaklı zararlar, ilin bağlı olduğu idare mahkemesinde yetki kurallarına göre görülür.

Tam Yargı Davası Nedir? Kapsamı

Tam yargı davası, bir idari işlem ya da idari eylem nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilen kişilerin, uğradıkları maddi ve manevi zararın idareden tazminini istedikleri idari dava türüdür. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (2577 sayılı İYUK) düzenlenen iki temel dava türünden biri olan tam yargı davası, iptal davasının aksine bir işlemi ortadan kaldırmayı değil, doğmuş bir zararın parasal olarak karşılanmasını hedefler. Bu yönüyle özel hukuktaki tazminat davalarına benzese de, davalı tarafın bir kamu idaresi olması, idarenin sorumluluğunun kendine özgü esaslara dayanması ve idari yargı usulüne tabi olması nedeniyle bağımsız bir yapıya sahiptir.

Anayasa'nın "idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır" ilkesi ile "idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür" kuralı, tam yargı davasının anayasal temelini oluşturur. Devlet, kamu gücünü kullanırken bireylere zarar verebilir; hukuk devleti ilkesi, bu zararların karşılıksız kalmamasını, idarenin verdiği zararı gidermesini gerektirir. Tam yargı davası, işte bu güvencenin somut hâle geldiği hukuki araçtır ve bireyi kamu gücünün olası hatalarına karşı korur.

Tam yargı davası açabilmek için davacının, salt bir menfaatinin değil, doğrudan bir kişisel hakkının ihlal edilmiş olması gerekir. Bu nokta, iptal davasından temel bir ayrımdır: iptal davasında menfaat ihlali yeterliyken, tam yargı davasında zarar gören kişinin somut bir hakkının etkilenmiş olması aranır. Uygulamada tam yargı davasına en sık konu olan uyuşmazlık grupları aşağıda özetlenmiştir:

Sağlık Hizmeti
Kamu hastanesi kaynaklı zararlar
Altyapı / Yol
Bakım-onarım kusuru zararları
Memur Hakları
İptal sonrası parasal kayıplar
Güvenlik / Kolluk
Kolluk faaliyetinden doğan zarar
El Atma
Kamulaştırmasız el atma tazmini
Sosyal Risk
Toplumsal olaylardan doğan zarar

İdari İşlem, İdari Eylem ve Zarar

Tam yargı davasının kaynağı iki tür idari davranış olabilir: idari işlem ve idari eylem. İdari işlem, idarenin kamu gücüne dayanarak tek yanlı iradesiyle hukuki sonuç doğuran irade açıklamasıdır; bir memurun görevine son verilmesi, bir ruhsatın iptali gibi. İdari eylem ise idarenin fiziki, maddi bir faaliyeti veya hareketsizliğidir; bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen fiili bir olay, bakımı yapılmayan bir altyapı nedeniyle oluşan kaza gibi. Bu ayrım, davadan önceki usulü belirlediği için pratikte büyük önem taşır.

İdari işlemden doğan tam yargı davalarında, işlemin tebliğinden itibaren doğrudan dava açılabilir; hatta iptal davasıyla birlikte açılması mümkündür. Buna karşılık idari eylemden doğan tam yargı davalarında, dava açmadan önce idareye başvurup zararın tazminini isteme (ön karar/ön başvuru) şartı vardır. Bu usuli ayrımın gözden kaçırılması, davanın en sık reddedilme sebeplerinden biridir; çünkü idari eylem için zorunlu ön başvuru yapılmadan doğrudan açılan dava usulden reddedilir.

Tam yargı davasının temel unsuru zarardır. Tazminata hükmedilebilmesi için; hukuken korunan bir menfaatin ihlal edildiği somut bir zararın bulunması, bu zararın idari işlem veya eylemden kaynaklanması (nedensellik/illiyet bağı) ve zararın idareye yüklenebilir olması gerekir. Zarar; kesin, gerçek ve idareyle nedensellik bağı içinde olmalıdır. Mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi hâller, illiyet bağını kesebilir veya tazminatı azaltabilir. Bu unsurların dosyada titizlikle ortaya konması, davanın kaderini belirler.

İdarenin Sorumluluğu: Hizmet Kusuru

İdarenin tazminat sorumluluğunun en yaygın dayanağı hizmet kusurudur.

Hizmet kusuru, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklıktan doğar. Klasik ifadeyle hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde ortaya çıkar. Burada kusur, tek tek görevlilere değil, bir bütün olarak idari organizasyonun (hizmetin) işleyişine izafe edilir; yani belirli bir kamu görevlisinin kişisel kusuru aranmaksızın, hizmetin gereği gibi yürütülmemesi yeterlidir. Bu anlayış, zarar gören bireyin sorumluyu tek tek belirleme yükünden kurtulmasını sağlar.

Hizmet kusurunun ağırlığı, uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir. Bazı alanlarda, özellikle uzmanlık ve dikkat gerektiren kamu hizmetlerinde, sorumluluğun doğması için hizmetin işleyişindeki basit bir aksaklık yeterli görülebilirken; risk düzeyi yüksek bazı faaliyetlerde daha ağır bir kusur aranabilir. İçtihatlar, hangi hâllerde hizmet kusurunun gerçekleştiğini olay bazında şekillendirmiştir. Örneğin kamu hizmetinin yürütülmesinde gerekli özenin gösterilmemesi, denetim yükümlülüğünün ihmali veya güvenlik tedbirlerinin alınmaması, hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir.

Hizmet kusuru ile kişisel kusur ayrımı da önemlidir. Kamu görevlisinin görevini yerine getirirken, hizmetten ayrılabilen ağır ve kişisel bir kusuru varsa, zarar gören kural olarak idareye karşı tam yargı davası açar; idare, ödediği tazminat için sonradan kusurlu görevliye rücu edebilir. Bu düzenleme, bireyin doğrudan kamu görevlisiyle uğraşmadan, güçlü ve ödeme kabiliyeti olan idareyi muhatap almasını sağlayarak zarar görenin lehine bir güvence oluşturur.

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu

İdare, her zaman bir kusuru bulunması hâlinde sorumlu tutulmaz; bazı durumlarda hiçbir kusuru olmasa dahi ortaya çıkan zararı üstlenmek zorunda kalır. Buna kusursuz sorumluluk denir ve temelini hakkaniyet, kamu külfetleri karşısında eşitlik ve sosyal devlet ilkesi oluşturur. Kusursuz sorumluluk, hizmet kusurunun ispat edilemediği ancak zararın idari faaliyetle bağlantılı olduğu hâllerde bireyi koruyan tamamlayıcı bir sorumluluk esasıdır.

Kusursuz sorumluluğun iki temel görünümü vardır. Birincisi tehlike (risk) ilkesi: idarenin yürüttüğü tehlikeli bir faaliyet veya kullandığı tehlikeli bir araç ya da yöntem nedeniyle doğan zararlarda, kusur aranmaksızın sorumluluk kabul edilebilir. İkincisi sosyal risk (kamu külfetleri karşısında eşitlik) ilkesi: toplumsal nitelikli bazı olaylardan (terör, toplumsal olaylar gibi) doğan ve doğrudan idarenin kusuruyla bağlantılandırılamayan zararlarda, külfetin topluma yayılması adına idarenin tazminle yükümlü tutulması. Bu ilke, zararın münferit bireyin üzerinde kalmasının hakkaniyete aykırı olduğu durumlarda uygulanır.

Kusursuz sorumlulukta da illiyet bağı aranır; yani zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bulunmalıdır. Ancak burada davacı, idarenin kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir; zararın idari faaliyetten kaynaklandığını göstermesi çoğu zaman yeterlidir. Hangi hâllerde hizmet kusuru, hangilerinde kusursuz sorumluluk esasının uygulanacağı, olayın niteliğine ve yerleşik içtihatlara göre belirlenir. Bu belirleme, davanın hukuki dayanağını ve ispat stratejisini doğrudan etkilediğinden, dosyanın başında dikkatle yapılmalıdır.

Tam Yargı Davasına Konu Olan Tipik Durumlar

Tam yargı davası, günlük yaşamda çok çeşitli olaylardan doğabilir. Aşağıdaki örnekler, uygulamada sık karşılaşılan zarar tiplerini göstermek amacıyla verilmiştir; her somut olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır:

Kamu Sağlık Hizmeti

Kamu hastanelerinde sunulan sağlık hizmetinin işleyişindeki aksaklıklardan doğan zararlar, hizmet kusuru esasına dayalı tam yargı davasına konu olabilir. Bu davalarda bilirkişi ve tıbbi kayıt incelemesi belirleyicidir.

Altyapı ve Bakım Kusuru

Yol, kaldırım, kanalizasyon, aydınlatma gibi kamusal altyapının bakım ve denetimindeki eksikliklerden kaynaklanan kazalar, ilgili idarenin hizmet kusuru sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Memurun Parasal Kayıpları

Hukuka aykırı bir işlemle görevden alınan veya özlük hakları elinden alınan kamu görevlisinin, iptal kararının ardından mahrum kaldığı parasal haklar tam yargı davasıyla istenebilir.

Kamulaştırmasız El Atma

İdarenin usulüne uygun kamulaştırma yapmadan taşınmaza fiilen el koyması hâlinde malikin uğradığı zararın tazmini, bu davaların önemli bir kategorisini oluşturur.

Bu örneklerin ortak noktası, bir kamu idaresinin işlem veya eyleminin bireyde somut bir zarara yol açmasıdır. Her olayda öncelikle zararın idareye yüklenip yüklenemeyeceği, nedensellik bağının bulunup bulunmadığı ve uygulanacak sorumluluk esasının hangisi olduğu değerlendirilir. Bu değerlendirme, davanın açılıp açılmayacağını ve nasıl kurgulanacağını belirleyen ilk adımdır.

Talep Edilebilecek Zarar Kalemleri

Tam yargı davasında amaç, davacıyı zarar doğmadan önceki mali durumuna kavuşturmaktır. Bu çerçevede hem maddi hem manevi zararlar talep edilebilir. Zarar kalemlerinin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve mümkün olduğunca miktarlandırılması gerekir:

Zarar TürüKapsam ve Açıklama
Fiili Zarar (Maddi)Malvarlığında meydana gelen doğrudan azalma: tedavi ve tamir giderleri, eşya hasarı, yapılan zorunlu masraflar.
Yoksun Kalınan KârZarar olmasaydı elde edilecek kazançtan mahrum kalma: iş göremezlik kaynaklı gelir kaybı, mahrum kalınan parasal haklar.
Destekten Yoksun KalmaÖlümle sonuçlanan olaylarda, ölenin desteğinden mahrum kalan yakınların uğradığı maddi zarar.
Manevi ZararKişinin duyduğu elem, üzüntü ve manevi bütünlüğündeki sarsılmanın parasal karşılığı; ölüm ve yaralanmalarda yakınlar da talep edebilir.

Tazminata, kural olarak zararın doğduğu veya idareye başvurulduğu tarihten itibaren faiz de talep edilebilir. Faizin başlangıç tarihi ve türü, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir ve dilekçede açıkça istenmelidir; istenmeyen faize hükmedilmez. Dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarı, yargılama sırasında bilirkişi raporuyla ortaya çıkan gerçek zarara göre ıslah yoluyla bir kez artırılabilir; bu nedenle dava başında miktarın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istenmesi uygulamada önem taşır.

Tazminat Miktarını Etkileyen Etkenler

Tam yargı davasında hükmedilecek tazminatın miktarı, tek bir formülle belirlenmez; her dosyada bir dizi etkenin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Maddi tazminatta, zararın gerçek tutarı bilirkişi incelemesiyle hesaplanır. Manevi tazminatta ise mahkeme; olayın gelişimi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, zararın ağırlığı, kusurun derecesi ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek takdir yetkisini kullanır. Manevi tazminatın amacı zenginleşme sağlamak değil, duyulan acıyı bir ölçüde hafifletmektir.

Tazminatı azaltan ya da kısmen ortadan kaldıran hâller de vardır. Zarar görenin kendi kusuru (müterafik kusur), zararın oluşumuna veya artmasına katkıda bulunmuşsa, tazminattan bu oranda indirim yapılabilir. Zarar görenin zararı azaltma yükümlülüğüne aykırı davranması da dikkate alınır. Buna karşılık idarenin kusurunun ağırlığı, olayın önlenebilir olması ve zararın büyüklüğü gibi etkenler tazminatı artırıcı yönde değerlendirilebilir.

Miktarın belirlenmesi

Tazminat miktarı, kanunda her yıl belirlenen parasal sınırlar, güncel ücret ve gelir verileri ile bilirkişi hesaplamalarına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle dava başında talep edilen miktarın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirtilmesi ve bilirkişi raporunun ardından ıslahla düzeltilebilmesi için sürecin bir avukatla planlanması önerilir. Bu metinde sabit bir rakam verilmemesi, değerlerin dosyaya ve güncel mevzuata göre farklılaşmasından kaynaklanır.

İYUK Süreleri ve Zorunlu Ön Başvuru

Tam yargı davalarında süreler, davanın kaderini belirleyen en kritik konudur; çünkü dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması hâlinde dava esasa girilmeden reddedilir. Burada belirleyici olan, zararın bir idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi doğduğudur; çünkü iki hâlde izlenecek usul birbirinden farklıdır.

İdari işlemden doğan tam yargı davalarında genel dava açma süresi, idare mahkemelerinde altmış gündür ve işlemin yazılı bildiriminden (tebliğinden) itibaren işlemeye başlar. Bu davada tazminat, doğrudan idari işleme dayandırılır ve iptal davasıyla birlikte de açılabilir. İşlem tebliğ edilmemişse veya öğrenme tarihi tartışmalıysa, sürenin başlangıcı dosyaya göre değerlendirilir.

İdari eylemden doğan tam yargı davalarında ise dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur. İlgililer, idari eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde ve her hâlde eylem tarihinden itibaren belirlenen üst süre içinde ilgili idareye başvurarak zararın tazminini ister. İdarenin talebi reddi veya süresinde cevap vermemesi üzerine zımni ret oluşur ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işler. Süre hesabında; öğrenme tarihi, başvuru tarihi, idarenin cevap süresi, resmî tatiller ve sürenin son gününün tatile denk gelmesi gibi ayrıntılar dikkatle değerlendirilmelidir.

Zamanaşımı ve Sürelere İlişkin Özet Tablo

Durumİzlenecek Yol ve Süre
İdari işlemden doğan zararDoğrudan dava açılabilir; dava açma süresi işlemin tebliğinden itibaren altmış gün (idare mahkemesi).
İdari eylemden doğan zararÖnce zorunlu ön başvuru; zararın öğrenilmesinden itibaren belirli süre ve her hâlde eylemden itibaren üst süre içinde idareye başvuru.
Ön başvuru sonrasıİdarenin ret cevabı veya zımni reddinden itibaren dava açma süresi (altmış gün) işlemeye başlar.
İptal sonrası tazminatİptal kararının tebliğinden itibaren işleyen süre içinde ayrıca tam yargı davası açılabilir.
Süre uyarısı

Yukarıdaki süreler İYUK'un genel çerçevesini yansıtır; özel kanunlarda farklı süreler öngörülebilir ve kanunda yer alan üst süreler zaman içinde güncellenebilir. Bu nedenle somut dosyada uygulanacak sürenin, güncel mevzuat ve tebliğ/öğrenme tarihi esas alınarak bir avukatla teyit edilmesi önerilir. Süre hatası, tazminat hakkının esasa girilmeden kaybedilmesine yol açabilir.

Merkez'da Tam Yargı Davası Hangi Mahkemede Açılır? Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tam yargı davaları, adli yargıdan ayrı bir düzen olan idari yargıda görülür; görev ve yetki kuralları İYUK'ta belirlenmiştir.

MahkemeGörev / İşlev
İdare MahkemesiTam yargı davalarında genel görevli ilk derece mahkemesi. İlçe bazında değil, bölge esasına göre kurulur.
Vergi MahkemesiVergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar (konu bakımından tam yargı davalarının dışında).
Bölge İdare Mahkemesiİlk derece kararlarına karşı istinaf kanun yolu incelemesi.
DanıştayTemyiz mercii; kanunda sayılan bazı işlemlerde ilk derece mahkemesi olarak da görev yapar.
Yer bakımından yetki — Merkez

İdare mahkemeleri her ilçede kurulmadığından, Merkez'da meydana gelen bir zarara ilişkin tam yargı davası, Aksaray ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, İYUK'taki özel kurallara göre belirlenir; tam yargı davalarında kural olarak zararı doğuran idari işlemi veya eylemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer gibi özel yetki kuralları da uygulanabilir. Merkez kaynaklı dosyalar, Aksaray Adliyesi bünyesindeki adli mahkemelerden bağımsız olarak idari yargıda görülür.

Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınır. Yanlış mahkemede açılan dava, görev veya yetki yönünden reddedilir ve dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu da değerli zaman kaybına yol açar. Ayrıca bir uyuşmazlığın idari yargıya mı yoksa adli yargıya mı ait olduğunun doğru belirlenmesi de kritik önem taşır; örneğin bazı el atma ve sözleşme uyuşmazlıklarında yargı yolu içtihatlarla şekillenmiştir.

İspat, Deliller ve Bilirkişi İncelemesi

Tam yargı davasında, tazminata hükmedilebilmesi için üç unsurun ortaya konması gerekir: zararın varlığı ve miktarı, idari işlem veya eylemin bulunması ve bu ikisi arasındaki nedensellik (illiyet) bağı. Kural olarak bu unsurların ispatı davacıya düşer. Ancak idari yargıda geçerli olan re'sen araştırma ilkesi, mahkemeye gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri idareden isteme yetkisi tanır; idare de elindeki belgeleri sunmakla yükümlüdür. Bu ilke, belgelerin çoğunun idarede bulunduğu tam yargı davalarında davacı lehine önemli bir kolaylık sağlar.

Zararın miktarının belirlenmesinde bilirkişi incelemesi çoğu zaman belirleyicidir. Maddi zararın hesaplanması, iş göremezlik oranı, gelir kaybı ve tazminat tutarı gibi teknik konularda mahkeme bilirkişiye başvurur. Bilirkişi raporuna karşı, hukuka ve maddi vakıalara aykırılık iddiasıyla itiraz edilebilir; gerekirse ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep edilir. Rapordaki hesaplama yönteminin, esas alınan verilerin ve varsayımların titizlikle denetlenmesi, tazminatın gerçek zararı yansıtması bakımından önemlidir.

Delil olarak; olay tutanakları, resmî kayıtlar, tıbbi ve teknik raporlar, tanık beyanları, fotoğraf ve görüntü kayıtları, idareyle yapılan yazışmalar ve zararı gösteren belgeler kullanılabilir. Nedensellik bağının kurulması, özellikle zincirleme olaylarda ve birden fazla sebebin bir araya geldiği durumlarda dikkatli bir hukuki değerlendirme gerektirir. İlliyet bağının kesildiği (mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) hâllerin bulunup bulunmadığı da bu aşamada tartışılır.

Başvurudan Karara: Tam Yargı Davası Süreci

Tam yargı davası, idari yargının yazılı yargılama usulüne tabidir; süreç, dilekçeler üzerinden yürür ve duruşma istisnaidir. İdari eylemden doğan zararlarda süreç zorunlu ön başvuruyla başlarken, idari işlemden doğan zararlarda doğrudan dava açılabilir. Tipik akış şöyledir:

1
Ön başvuru (eylemlerde)

İdari eyleme dayalı zararda, süresi içinde ilgili idareye başvurulup zararın tazmini istenir; işlemlerde bu adım atlanır.

2
Dava dilekçesi

Ret veya zımni ret üzerine (işlemlerde tebliğden itibaren) süresi içinde, zarar kalemlerini içeren dava dilekçesiyle dava açılır.

3
İlk inceleme

Mahkeme; görev-yetki, ehliyet, süre ve ön başvuru şartı gibi usuli koşulları re'sen inceler.

4
Tebliğ ve savunma

Dilekçe idareye tebliğ edilir; idare savunma verir. Dilekçeler karşılıklı olarak teati edilir.

5
Bilirkişi ve keşif

Zararın ve nedensellik bağının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi ve gerekirse keşif yapılır; re'sen belgeler getirtilir.

6
Islah

Bilirkişi raporunun ardından, gerçek zarara göre talep miktarı bir kez ıslahla artırılabilir.

7
Karar

Mahkeme; tazminata hükmeder veya davayı reddeder. Faiz de talep edildiyse birlikte değerlendirilir.

8
İstinaf ve temyiz

Karara karşı Bölge İdare Mahkemesi'nde istinaf, koşulları varsa Danıştay'da temyiz yoluna gidilir.

Yargılamanın yazılı yürümesi, dilekçelerin niteliğini belirleyici kılar. Zarar kalemlerinin, sorumluluk esasının ve nedensellik bağının dilekçede eksiksiz ve hukuki dayanaklarıyla ortaya konması, davanın esasına yönelik güçlü bir temel oluşturur. Bu nedenle tam yargı davasında başarı, büyük ölçüde dava dilekçesinin ve cevaba cevap dilekçesinin özenle hazırlanmasına bağlıdır.

Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz

İlk derece idare mahkemesinin tam yargı davasında verdiği karara karşı, tarafların başvurabileceği kanun yolları vardır. Bunların ilki istinaftır: karar, Bölge İdare Mahkemesi tarafından hem maddi hem hukuki yönden yeniden incelenir. İstinaf mercii, ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verebilir, davayı esastan sonuçlandırabilir veya belirli hâllerde dosyayı geri gönderebilir. Kanunda öngörülen parasal sınırın altındaki bazı davalarda bölge idare mahkemesinin kararı kesindir; bu sınır kanunda her yıl güncellenen değerlere göre belirlenir.

İstinaf sonucu verilen kararlara karşı, kanunda öngörülen koşulların bulunması hâlinde temyiz yoluna gidilebilir ve dosya Danıştay tarafından yalnızca hukuka uygunluk yönünden incelenir. Temyizde maddi vakıalar yeniden değerlendirilmez; kararın hukuka uygun olup olmadığı denetlenir. Her iki kanun yolu için de kararın tebliğinden itibaren işleyen süreler ve şekli koşullar bulunduğundan, bu aşamaların da titizlikle takip edilmesi, hak kaybını önlemek açısından gereklidir.

Gerekli Belgeler ve Deliller

Tam yargı davasının sağlıklı yürümesi ve dava dilekçesinin eksiksiz hazırlanabilmesi için aşağıdaki belge ve bilgilerin baştan toplanması önerilir:

  • Zararı doğuran idari işlemin aslı/onaylı örneği ve tebliğ tarihini gösteren belge; ya da idari eyleme ilişkin olay tutanakları
  • İdari eylemlerde, idareye yapılan zorunlu ön başvuru dilekçesi ve idarenin cevabı ya da zımni ret bilgisi
  • Zararı ve miktarını gösteren belgeler: fatura, makbuz, tedavi giderleri, hasar tespit raporları, gelir belgeleri
  • Nedensellik bağını ortaya koyan raporlar, resmî kayıtlar, tıbbi belgeler ve varsa uzman görüşleri
  • Olaya ilişkin fotoğraf, görüntü kaydı, tanık bilgileri ve idareyle yapılan tüm yazışma örnekleri
  • İptal sonrası tazminatta, dayanak iptal kararı ve kararın tebliğ tarihini gösteren belge
  • Destekten yoksun kalma davalarında nüfus kayıtları, veraset ilamı ve desteğin gelirini gösteren belgeler

İdarede bulunan ancak elde edilemeyen belgeler için, mahkemeden re'sen getirtilmesi (celbi) talep edilebilir; İYUK'taki re'sen araştırma ilkesi bu konuda davacıya kolaylık sağlar.

Tam Yargı Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Tam yargı davalarının teknik yapısı, erken aşamada yapılan hataların ağır sonuçlar doğurmasına yol açabilir. Uygulamada en sık karşılaşılanlar:

  • Zorunlu ön başvuruyu atlamak: İdari eylemden doğan zararda, dava açmadan önce idareye başvurmadan doğrudan dava açmak; bu, usulden ret ile sonuçlanır.
  • Süreyi kaçırmak: Öğrenme, tebliğ veya zımni ret tarihinin yanlış hesaplanması sonucu hak düşürücü sürenin gözden kaçırılması.
  • Yanlış yargı yolunu seçmek: İdari yargıya ait bir tazminat talebini adli yargıda (veya tersi) açmak; görev yönünden ret ve zaman kaybı.
  • Sorumluluk esasını yanlış kurmak: Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluğu ayırt etmeden, ispat stratejisini eksik veya hatalı belirlemek.
  • Zarar kalemlerini eksik göstermek: Maddi ve manevi zararı, faizi ve fazlaya ilişkin hakları dilekçede açıkça talep etmemek.
  • Nedensellik bağını ihmal etmek: Zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyeti somut delil ve raporlarla ortaya koymamak.

Bu hataların çoğu, sürecin başında hukuki destek alınarak önlenebilir. Özellikle idari eylem-işlem ayrımının, sürelerin ve doğru yargı yolunun baştan teyit edilmesi, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur.

Merkez'da Tam Yargı Davası Avukatı Seçerken

Tam yargı davaları; süre hassasiyeti, ön başvuru şartı, sorumluluk esasının doğru belirlenmesi ve zararın teknik hesaplanması nedeniyle uzmanlık ve titizlik gerektiren süreçlerdir. Avukat değerlendirmesinde öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular şunlardır:

  • İdari tazminat deneyimi: Hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk davalarında, zarar hesabı ve bilirkişi süreçlerinde birikim.
  • Süre ve usul hâkimiyeti: İYUK süreleri, zorunlu ön başvuru ve dilekçe usulünde titiz çalışma.
  • Sorumluluk esası analizi: Olayın hizmet kusuru mu kusursuz sorumluluk mu olduğunu doğru değerlendirebilme.
  • Yerel yargı bilgisi: Bölgedeki idare ve bölge idare mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede sorabileceğiniz sorular

  • Zararım bir idari işlemden mi yoksa idari eylemden mi doğdu; önce idareye başvurmam gerekir mi?
  • Bu olayda idarenin sorumluluğu hizmet kusuruna mı yoksa kusursuz sorumluluğa mı dayanıyor?
  • Hangi zarar kalemlerini (maddi, manevi, faiz) talep edebilirim ve nasıl belgelendiririm?
  • Dava açma sürem, öğrenme/tebliğ tarihine göre ne zaman doluyor?
  • Sürecin yaklaşık aşamaları, bilirkişi ihtiyacı, süresi ve ücretlendirme nasıl işler?

İlgili Mevzuat

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577)
    Tam yargı davası, dava açma süreleri, idari eylemde ön başvuru şartı, görev-yetki ve kanun yolları
  • Anayasa (m.125)
    İdarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması; yargı yolunun açıklığı
  • Devlet Memurları Kanunu (657)
    Kamu görevlisinin kişisel kusuru, idarenin sorumluluğu ve rücu ilişkisinin çerçevesi
  • Kamulaştırma Kanunu (2942)
    Kamulaştırmasız el atma ve ilgili tazminat taleplerinin dayanağı
  • Danıştay Kanunu (2575) ve Bölge İdare Mah. Kanunu (2576)
    İdari yargı teşkilatı, görev ve kanun yolu mercileri

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Hizmet kusuru

Kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklıktan (hizmetin geç, kötü veya hiç işlememesi) doğan zararlardan idarenin, belirli bir görevlinin kişisel kusuru aranmaksızın hizmet kusuru esasına göre sorumlu tutulabileceği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Kusursuz sorumluluk

İdarenin kusuru bulunmasa dahi, tehlike ve sosyal risk ilkeleri uyarınca bazı zararları hakkaniyet gereği üstlenebileceği; külfetin topluma yayılması esasının uygulanabileceği değerlendirmesi.

İlke · Nedensellik bağı

Tazminata hükmedilebilmesi için zarar ile idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulması gerektiği; mücbir sebep veya zarar görenin kusuru gibi hâllerin bu bağı kesebileceği ya da tazminatı azaltabileceği ilkesi.

İlke · Ön başvuru şartı

İdari eylemden doğan tam yargı davalarında, dava açmadan önce idareye başvurulmasının zorunlu bir dava şartı olduğu; bu şart yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddedilebileceği yaklaşımı.

Sıkça Sorulan Sorular

Tam yargı davası nedir, iptal davasından farkı nedir?

Tam yargı davası, bir idari işlem ya da eylemin sebep olduğu maddi veya manevi zararın idareden tazminini, yani parasal bir edimi amaçlayan idari dava türüdür. İptal davasında amaç hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırmakken, tam yargı davasında amaç uğranılan zararın giderilmesidir. İptal davasında menfaat ihlali yeterliyken, tam yargı davasında davacının kişisel bir hakkının ihlal edilmiş olması aranır. İki dava birlikte de açılabilir; bir işlemin hem iptalini hem de o işlemin yol açtığı zararın tazminini aynı dilekçede talep etmek mümkündür.

Merkez'da tam yargı davası hangi mahkemede açılır?

Tam yargı davaları, idari uyuşmazlıklarda genel görevli mahkeme olan idare mahkemelerinde görülür. İdare mahkemeleri her ilçede değil, bölge esasına göre kurulduğundan Merkez kaynaklı bir zarara ilişkin dava, Aksaray ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde açılır. Yetki bakımından İYUK'ta özel kurallar vardır; tam yargı davalarında kural olarak zararı doğuran idari işlemi veya eylemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu davalar, Aksaray Adliyesi bünyesindeki adli mahkemelerden bağımsız olarak idari yargı düzeninde ele alınır.

İdari eylemden doğan zararda dava açmadan önce başvuru zorunlu mu?

İdari eylemlerden doğan tam yargı davalarında, dava açmadan önce ilgili idareye yazılı olarak başvurulması ve bu yolla zararın tazmininin istenmesi zorunludur; buna ön karar (ön başvuru) şartı denir. İlgililer, idari eylemi ve zararı öğrendikleri tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde ve her hâlde eylem tarihinden itibaren belirli bir üst süre içinde idareye başvurur. İdarenin talebi kısmen veya tamamen reddi ya da süresinde cevap vermemesi (zımni ret) üzerine dava açma süresi işlemeye başlar. İdari işlemden doğan zararlarda ise doğrudan iptal ve tam yargı davası birlikte açılabilir.

Hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?

Hizmet kusuru, kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâlinde doğar ve idarenin bir kusuruna dayanır. Kusursuz sorumluluk ise idarenin herhangi bir kusuru bulunmasa dahi, hakkaniyet, sosyal risk ve tehlike ilkeleri gereği zararı üstlenmesini ifade eder. Tehlikeli faaliyetler, kamulaştırmasız el atma veya toplumsal olaylardan doğan bazı zararlar kusursuz sorumluluk kapsamında değerlendirilebilir. Hangi sorumluluk esasının uygulanacağı olayın niteliğine ve içtihatlara göre belirlenir; bu ayrım ispat yükü ve tazminatın kapsamı bakımından önemlidir.

Tam yargı davasında hangi zararlar talep edilebilir?

Tam yargı davasında hem maddi hem manevi zararlar talep edilebilir. Maddi zarar; fiili zarar (malvarlığında meydana gelen azalma) ile yoksun kalınan kazancı (kâr kaybı) kapsar; tedavi giderleri, iş göremezlik kaynaklı kayıplar, destekten yoksun kalma ve eşya hasarı örnek gösterilebilir. Manevi zarar ise kişinin duyduğu elem, üzüntü ve manevi bütünlüğündeki sarsılmanın karşılığıdır. Talep edilen tazminat kalemlerinin dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve miktarlandırılması gerekir; ıslah yoluyla miktar sonradan artırılabilir.

Tam yargı davasında zamanaşımı ve süreler nasıl işler?

İdari işlemden doğan tam yargı davalarında genel dava açma süresi, idare mahkemelerinde altmış gündür ve işlemin yazılı bildiriminden (tebliğinden) itibaren başlar. İdari eylemlerden doğan davalarda ise önce idareye başvuru yapılır; başvuru üzerine idarenin ret cevabı veya zımni reddinden itibaren dava açma süresi işler. İdari eyleme ilişkin başvuru için kanunda, zararın öğrenilmesinden itibaren bir süre ve her hâlde eylem tarihinden itibaren bir üst süre öngörülmüştür. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde dava esasa girilmeden reddedilir.

İdare bir işlemi iptal edildiğinde tazminat kendiliğinden ödenir mi?

İptal kararı, işlemi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır; ancak bu, uğranılan zararın kendiliğinden tazmin edileceği anlamına gelmez. Zararın giderilmesi için ayrıca tam yargı davası açılması gerekir. İptal davasıyla birlikte tazminat talep edilmemişse, iptal kararının tebliğinden itibaren işleyen süre içinde ayrı bir tam yargı davası açılabilir. İptal edilen işlem nedeniyle doğan maddi kayıpların (örneğin haksız yere görevden alınan bir memurun mahrum kaldığı parasal hakları) tazmini bu yolla istenir. Bu nedenle iptal ve tazminat taleplerinin baştan doğru kurgulanması önemlidir.

Tam yargı davasında zararı kim ispat eder?

Kural olarak zararın varlığını, miktarını ve idari eylem ya da işlemle zarar arasındaki nedensellik bağını davacı ispatlamakla yükümlüdür. Ancak idari yargıda re'sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, mahkeme gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri idareden isteyebilir; idare, elindeki belgeleri sunmakla yükümlüdür. Zararın miktarının belirlenmesinde bilirkişi incelemesi çoğu zaman belirleyici olur. Hizmet kusuru iddialarında kamu hizmetinin işleyişindeki aksaklığın, kusursuz sorumluluk hâllerinde ise zarar ile idari faaliyet arasındaki illiyet bağının ortaya konması gerekir.

Tam yargı davasında avukat tutmak zorunlu mu, dava ne kadar sürer?

İdari yargıda avukatla temsil zorunlu değildir; kişi davasını kendisi de takip edebilir. Ancak İYUK süreleri, ön başvuru şartı, dilekçe usulü, sorumluluk esasının doğru belirlenmesi ve zararın miktarlandırılması teknik konular olduğundan hukuki destek hak kayıplarını azaltır. Dava süresi için kesin bir tahmin verilemez; dosyanın niteliği, bilirkişi incelemesi ihtiyacı, ara kararlar ve istinaf-temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Dilekçelerin baştan eksiksiz ve doğru hazırlanması, yargılamanın gecikmesini azaltan en önemli etkendir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla güncel hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Süreler, ön başvuru şartı ve doğru yargı yolu dosyaya göre farklılık gösterdiğinden, bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar