Bağlar Kefalet Davaları Avukatları

Bağlar, Diyarbakır ilçesinde kefalet davaları alanında hizmet veren 82 avukat. Kefalet sözleşmesinin şekil şartları, eşin rızası, azami miktar, kefilin sorumluluğu, görevli mahkeme ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Süreyya Can
Av. Süreyya Can
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1785 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ayaz Dizlek
Av. Ayaz Dizlek
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 2267 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sila Tuncer Şenel
Av. Sila Tuncer Şenel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

2323 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Emin Bozkurt
Av. Emin Bozkurt
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 1692 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Büşra Yildizhan Ergül
Av. Büşra Yildizhan Ergül
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu'nun 2449 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Murat Acar
Av. Murat Acar
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 770 sicil numaralı üyesidir.

Av. Özgür Çelik
Av. Özgür Çelik
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1963 sicil numaralı üyesidir.

Av. Rifat Güzel
Av. Rifat Güzel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 2803 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Emine Erdoğan
Av. Emine Erdoğan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1369 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mikail Cengiz
Av. Mikail Cengiz
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1721 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hande Nur Turhan
Av. Hande Nur Turhan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 2764 sicil numaralı üyesidir.

Av. Mehmet Ekler
Av. Mehmet Ekler
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1665 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ferhat Barut
Av. Ferhat Barut
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 997 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşe Çakan Şenkozat
Av. Ayşe Çakan Şenkozat
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

3107 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Elif Zorca Baygin
Av. Elif Zorca Baygin
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 3324 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Seda Toğrul Demirtaş
Av. Seda Toğrul Demirtaş
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 1509 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Bengi Güher Çetin
Av. Bengi Güher Çetin
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

4226 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Firat Tayfur
Av. Firat Tayfur
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1809 sicil numaralı üyesidir.

Av. Eda Kizilay İlter
Av. Eda Kizilay İlter
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1333 sicil numaralı üyesidir.

Av. Mustafa Sevik
Av. Mustafa Sevik
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 2273 sicil numaralı üyesidir.

Av. Barnas Kantarci
Av. Barnas Kantarci
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1755 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Velat Yavuz
Av. Velat Yavuz
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 3289 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ender Ecer
Av. Ender Ecer
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1184 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Suat İnal
Av. Suat İnal
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 3263 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Seval Paksoy
Av. Seval Paksoy
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1456 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Malfa Sakinç
Av. Malfa Sakinç
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 3881 sicil numaralı üyesidir.

Av. Gündüz Aslan
Av. Gündüz Aslan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu'nun 3390 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Banu Yildiz Kavun
Av. Zeynep Banu Yildiz Kavun
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 4160 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Halit Ötük
Av. Halit Ötük
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 317 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sedat Yurtdaş
Av. Sedat Yurtdaş
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 474 sicil numaralı üyesidir.

Av. Şükran Özavci Demir
Av. Şükran Özavci Demir
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 1830 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ramazan Turan
Av. Ramazan Turan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

3115 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Eyyüp Bulut
Av. Eyyüp Bulut
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1144 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Özcan Güzel
Av. Özcan Güzel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1470 sicil numaralı üyesidir.

Av. Öykü Özay Uçar
Av. Öykü Özay Uçar
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 3082 sicil numaralı üyesidir.

Av. Recep Kandemir
Av. Recep Kandemir
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 788 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Hamza Yalçin
Av. Hamza Yalçin
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu bünyesinde 2134 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ali Çimen
Av. Ali Çimen
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1119 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Behram Balyan
Av. Behram Balyan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

2253 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Haydar Ölmez
Av. Haydar Ölmez
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1001 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mehmet Yilmaz Öncel
Av. Mehmet Yilmaz Öncel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu'nun 1111 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Uğur Fidan
Av. Uğur Fidan
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1816 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Edip Hüseyinoğlu
Av. Edip Hüseyinoğlu
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1827 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Derya Öncel
Av. Derya Öncel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Diyarbakır Barosu'nun 1226 sicil numaralı üyesidir.

Av. Şebnem Adigüzel
Av. Şebnem Adigüzel
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1257 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ömer Topçu
Av. Ömer Topçu
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 3882 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nihat Karateke
Av. Nihat Karateke
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu'nun 1523 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Burhanettin Beşer
Av. Burhanettin Beşer
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır Barosu'nun 1186 sicil numaralı üyesidir. Diyarbakır ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Cebrail Atli
Av. Cebrail Atli
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

1268 baro sicil numarasıyla Diyarbakır Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Diyarbakır ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Murat Ok
Av. Murat Ok
Diyarbakır Diyarbakır Barosu

Diyarbakır ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Diyarbakır Barosu'na 1746 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Bağlar, Diyarbakır Kefalet Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Bağlar (Diyarbakır) bölgesinde kefaletten doğan uyuşmazlıkları; kefalet sözleşmesinin geçerlilik ve şekil şartlarını, eşin rızasını, azami miktarı, kefilin sorumluluğunun kapsamını, adi ve müteselsil kefalet ayrımını, kefilin sahip olduğu def'i ve savunmaları, rücu hakkını, kefaletin sona ermesini, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımını açık bir dille ele alır. Amaç, bir kefalet ilişkisine girerken ya da bir kefalet talebiyle karşılaştığınızda haklarınızı doğru değerlendirmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli biçimde seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — Kefalette Öne Çıkanlar
  • Şekil şartı: Yazılı olma, azami miktar ve tarih ile müteselsil kaydının kefilin el yazısıyla belirtilmesi zorunludur.
  • Eşin rızası: Evli kefilde, sözleşmeden önce ya da kurulma anında eşin yazılı rızası aranır.
  • Sorumluluk: Kefil, el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı sorumludur; bu tutar aşılamaz.
  • Rücu: Ödeme yapan kefil, ödediği tutar oranında asıl borçluya rücu eder.
  • Yer: Bağlar dosyaları Diyarbakır Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Kefalet Nedir? Kapsamı

Kefalet, bir kişinin (kefilin) alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ödememesi hâlinde bu borçtan kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşmedir. Bir başka deyişle kefil, kendi malvarlığıyla başkasının borcuna güvence vermektedir. Kefalet, günlük hayatta çok sık karşılaşılan bir kurumdur; bir banka kredisine, bir kira sözleşmesine, bir ticari borca ya da bir tüketici kredisine kefil olmak bunlara örnektir. Kefaletin temel kaynağı Türk Borçlar Kanunu (TBK, 6098 sayılı)'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümleridir.

Kefaletin en belirleyici özelliği fer'i (bağlı) bir borç olmasıdır; yani kefalet, güvence verdiği asıl borca bağlıdır ve onun kaderini paylaşır. Asıl borç geçerli olarak doğmamışsa ya da sona ermişse, kural olarak kefalet de doğmaz veya sona erer. Kefil, alacaklıya karşı yalnızca kendi sözleşmesinden doğan savunmaları değil, asıl borçlunun sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir. Bu bağlılık, kefili koruyan en önemli ilkelerden biridir. Kanun, kefaleti kefil aleyhine ağır sonuçlar doğuran bir sözleşme olarak gördüğünden, kefili korumak amacıyla sıkı şekil şartları ve sınırlamalar öngörmüştür. Aşağıda kefalet ilişkisinde uygulamada en sık karşılaşılan temel kavramlar özetlenmiştir:

Kefil
Borca güvence veren
Asıl Borçlu
Esas borcun sahibi
Alacaklı
Güvence lehtarı
Fer'ilik
Asıl borca bağlılık
Azami Miktar
Sorumluluk tavanı
Eş Rızası
Geçerlilik şartı

Kefalet Türleri

Kefalet tek bir kalıp değildir; kanun, kefilin sorumluluğunun ağırlığına ve ilişkinin yapısına göre farklı kefalet türleri tanımlar. Bir uyuşmazlıkta kefaletin hangi türe girdiğinin belirlenmesi, kefilin hangi savunmalara sahip olduğunu ve alacaklının kefile ne şekilde başvurabileceğini doğrudan etkiler. Bu nedenle kefalet metninde kullanılan ifadeler büyük önem taşır.

Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır; kefil, borçluya başvurulmadan kendisine gelinmesine itiraz edebilir. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefile yönelebilir; bu, kefil açısından çok daha ağır bir sorumluluktur. Birlikte kefalette birden fazla kişi aynı borca kefil olur; bu durumda kefiller kural olarak kendi paylarıyla sorumlu olurken, müteselsil kaydı varsa borcun tamamından sorumlu tutulabilir. Kefile kefalette bir kişi, mevcut bir kefilin borcuna kefil olur; rücua kefalette ise asıl borcu ödeyen kefilin, borçluya karşı sahip olduğu rücu alacağı güvence altına alınır.

Bu türlerin her biri farklı hüküm ve sonuçlar doğurur; özellikle adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark, kefilin karşılaşacağı riski belirleyen en kritik ayrımdır. Uygulamada sözleşmelere çoğunlukla müteselsil kefalet kaydı konulduğundan, kefilin bu kaydı el yazısıyla yazıp yazmadığı ve kefaletin türünün doğru nitelendirilmesi, bir kefalet uyuşmazlığında ilk incelenmesi gereken konulardan biridir.

Kefalet, Garanti ve Borca Katılmanın Farkı

Uygulamada kefalet, benzer amaca hizmet eden başka güvence kurumlarıyla sık sık karıştırılır. Oysa hangi kurumun söz konusu olduğu, tarafların sorumluluğunu ve başvurulabilecek savunmaları kökten değiştirir. Bu nedenle bir metnin başlığında kefalet yazması tek başına belirleyici değildir; asıl önemli olan, tarafların gerçek iradesi ve düzenlemenin içeriğidir. En sık karıştırılan üç kurum kefalet, garanti sözleşmesi ve borca katılmadır.

Kefalette kefilin borcu fer'idir; yani asıl borca bağlıdır ve kefil, asıl borçlunun sahip olduğu def'i ve itirazları ileri sürebilir. Garanti sözleşmesinde ise garanti veren, asıl borçtan bağımsız ve kendine özgü bir yükümlülük üstlenir; kural olarak asıl borca bağlı def'ilerden yararlanamaz ve bu nedenle çoğu zaman daha ağır bir sorumlulukla karşılaşır. Bir düzenlemenin kefalet mi yoksa garanti mi olduğu, kefili koruyan şekil şartlarının uygulanıp uygulanmayacağını da belirlediğinden büyük önem taşır.

Borca katılmada ise katılan kişi, asıl borçlunun yanında ve onunla birlikte borçtan sorumlu olur; kendisi de asıl borçlu gibi konumlanır. Bu üç kurum arasındaki ayrım her zaman kolay değildir ve çoğu zaman sözleşmenin lafzı kadar tarafların amacı da gözetilerek yapılır. Kefili koruyan sıkı şekil kurallarından kaçınmak amacıyla bir güvencenin garanti ya da borca katılma olarak adlandırılması, uygulamada dikkatle incelenen bir durumdur. Bu nitelendirmenin doğru yapılması, uyuşmazlıkta tarafların konumunu belirleyen ilk ve en kritik adımlardan biridir.

Kefalet
Asıl borca bağlı güvence
Garanti
Bağımsız yükümlülük
Borca Katılma
Yanında sorumluluk

Uygulamadan Örnek Durumlar

Kefaletin nasıl işlediğini somutlaştırmak için, uygulamada sık karşılaşılan bazı örnek durumları ele almak yararlı olur. Aşağıdaki örnekler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir; her somut olayın kendine özgü koşulları farklı bir sonuç doğurabilir. Yine de bu örnekler, kefaletin hangi noktalarda tartışmaya açık olduğunu göstermektedir.

Kira sözleşmesine kefalet: Bir kişi, bir yakınının kiraladığı konut için kira sözleşmesine kefil olur. Sözleşmede azami miktar el yazısıyla yazılmamış, yalnızca matbu bir kefalet kaydı bulunmaktadır. Bu durumda kefaletin şekil şartları yönünden geçerli olup olmadığı tartışılabilir; azami miktarın kefilin el yazısıyla belirtilmemiş olması, kefil lehine güçlü bir savunma oluşturabilir. Ayrıca kefil evliyse, eşin yazılı rızasının alınıp alınmadığı da ayrıca incelenir.

Kredi borcuna müteselsil kefalet: Bir kişi, bir arkadaşının banka kredisine müteselsil kefil olarak imza atar. Borçlu ödemeleri aksatınca, banka doğrudan kefile başvurur. Müteselsil kefalette alacaklının önce borçluyu takip etme zorunluluğu kural olarak bulunmadığından, kefil tartışma def'ini ileri süremez. Ancak kefil, müteselsil kefil sıfatını el yazısıyla belirtmemişse ya da eş rızası eksikse, geçerlilik yönünden savunma imkânı doğabilir. Kefil borcu öderse, ödediği tutar için asıl borçluya rücu edebilir.

Ticari borca kefalet: Bir şirket ortağı, şirketin ticari bir borcuna kefil olur. Bu durumda kefaletin ticari nitelik taşıyıp taşımadığı, eş rızası bakımından öngörülen istisnaların uygulanıp uygulanmayacağı ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olup olmadığı gibi konular gündeme gelir. Bu örnekler, kefalette sonucun büyük ölçüde metnin içeriğine, tarafların sıfatına ve şekil şartlarına uyulup uyulmadığına bağlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle her kefalet ilişkisinin kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik ve Şekil Şartları

Kefalet, kanunun en sıkı şekil şartlarına bağladığı sözleşmelerden biridir. Bunun nedeni, kefilin çoğu zaman kendisine doğrudan bir menfaat sağlamayan bir borç için ağır bir sorumluluk üstlenmesidir. Kanun, kefili düşünmeden ve içeriğini kavramadan bir yükümlülük altına girmekten korumak amacıyla, geçerlilik için bazı şartları arar. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, kefaleti kural olarak geçersiz kılar.

İlk şart, kefaletin yazılı yapılmasıdır; sözlü kefalet geçerli değildir. İkinci olarak, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin, kefilin kendi el yazısıyla sözleşmede belirtilmesi gerekir. Üçüncü olarak, kefil müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu anlama gelecek bir ifadeyle yükümlülük altına giriyorsa, bunu da el yazısıyla belirtmelidir. Kefilin evli olması hâlinde ise, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında eşin yazılı rızasının alınması aranır. Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için de aynı şekil şartları yeniden gerekli olur.

El yazısı şartı hayati önemdedir

Azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet kaydının matbu (basılı) olarak sözleşmede yer alması yeterli değildir; bu unsurların bizzat kefilin el yazısıyla yazılması gerekir. Bu kural, kefili korumaya yöneliktir ve eksikliği çoğu zaman kefil lehine güçlü bir geçersizlik savunması doğurur.

Evli Kefilde Eşin Rızası

Kefaletin kefili koruyan en önemli kurallarından biri, evli kişilerin kefil olmasının eşin yazılı rızasına bağlanmış olmasıdır. Kanun, bir eşin, diğer eşin bilgisi ve onayı olmaksızın aileyi ağır bir mali yükümlülük altına sokmasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle evli bir kişi kefil olacaksa, kural olarak kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında diğer eşin yazılı rızasının alınması gerekir.

Eşin rızası alınmadan verilen kefalet geçersizdir ve kefil bu kefaletten sorumlu tutulamaz. Ayrıca kefalette sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu önemli ölçüde artıran ya da adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren değişiklikler için de yeniden eşin rızası aranır. Kanun bu rızayı yalnızca sınırlı hâllerde aramaz; örneğin eşler arasında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması ya da eşlerin ayrı yaşamalarına yasal olarak izin verilmiş olması gibi durumlar bunlara örnektir. Bunun yanında, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da bazı ticaret şirketlerinin yetkilileri bakımından kanun istisnalar öngörmüştür; ancak bu istisnaların somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı dikkatle incelenmelidir.

Uygulamada, eşin rızasının hiç alınmaması ya da usulüne uygun biçimde alınmaması, kefil lehine en sık başvurulan geçersizlik sebeplerinden biridir. Bu nedenle bir kefalet talebiyle karşılaşan evli kişinin, imza atmadan önce eşin rızasına ilişkin durumu bir avukatla değerlendirmesi; bir kefaleti kabul eden alacaklının ise rızanın usulüne uygun alındığından emin olması büyük önem taşır.

Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı ve Azami Miktar

Kefilin sorumluluğu sınırsız değildir; kefil, sözleşmede el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı olarak sorumlu tutulur. Bu tutar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını oluşturur ve hiçbir şekilde aşılamaz. Azami miktarın belirtilmemiş ya da geçerli biçimde yazılmamış olması, kefaletin geçerliliğini de etkiler. Bu sınır, kefili beklenmedik ve öngörülemeyen bir yükümlülükten koruyan temel güvencedir.

Azami miktar içinde kalmak kaydıyla kefilin sorumluluğu, yalnızca asıl borcun anaparasını değil; borçlunun temerrüde düşmesinin sonuçlarını, sözleşmede öngörülen ölçüde işlemiş faizleri, dava ve takip masraflarını da kapsayabilir. Ancak tüm bu kalemlerin toplamı, el yazısıyla yazılan azami miktarı aşamaz. Kefalet fer'i bir borç olduğundan, kefilin sorumluluğu asıl borcun kapsamına da bağlıdır; asıl borç azalırsa kefilin sorumluluğu da azalır. Kefil ayrıca, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu tüm def'i ve itirazları ileri sürebilir; borçlu bunlardan feragat etmiş olsa bile kefil bu haklarını korur.

Azami Miktar

El yazısıyla yazılan tutar sorumluluğun tavanıdır; anapara, faiz ve masraf toplamı bu sınırı aşamaz.

Def'iler

Kefil, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir.

Adi Kefalette Kefilin Savunmaları

Adi kefalet, kefil açısından müteselsil kefalete göre daha korumalı bir konum sağlar; çünkü adi kefalette alacaklı, kefile başvurmadan önce belirli adımları atmak zorundadır. Kefilin sahip olduğu bu savunmalar, alacaklının doğrudan kefilin malvarlığına yönelmesini engelleyerek dengeli bir sonuç sağlamayı amaçlar. Bu savunmaların doğru ve zamanında ileri sürülmesi, kefilin sorumluluktan kurtulması ya da sorumluluğunun sınırlanması bakımından belirleyicidir.

Tartışma def'i uyarınca adi kefil, alacaklının önce asıl borçluya başvurmasını ve ondan tahsil yoluna gitmesini isteyebilir; alacaklı borçluyu takip etmeden kural olarak kefile gelemez. Rehnin paraya çevrilmesi def'i ile kefil, asıl borç için verilmiş bir rehin varsa, alacaklının önce bu rehne başvurmasını talep edebilir. Bunların yanında kefil, asıl borçtan kaynaklanan tüm def'ileri (borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı, geçersiz olduğu gibi) de ileri sürebilir. Alacaklının, kefilin haklarını koruyan güvenceleri (rehin, öncelik gibi) kusuruyla azaltması ya da ortadan kaldırması hâlinde, kefilin sorumluluğu da bu oranda azalabilir.

Kefilin Rücu Hakkı

Kefil, alacaklıya kefalet borcunu ödediğinde, ödediğini asıl borçludan geri isteme hakkına sahip olur; buna rücu hakkı denir. Kefaletin temel mantığı, kefilin nihai olarak borcu üstlenen kişi olmaması, yalnızca alacaklıya güvence sağlamasıdır; borcun asıl yükümlüsü borçludur. Bu nedenle ödeme yapan kefil, ödediği tutar oranında asıl borçlunun yerine geçer ve ona başvurabilir.

Rücu hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için kefilin, alacaklıya yaptığı ödemeyi ve ödemenin kefalet borcuna ilişkin olduğunu belgelemesi önemlidir. Kefil, ödeme yaptığında alacaklının asıl borç için sahip olduğu rehin ve diğer güvencelerden de yararlanma imkânı bulur; bu nedenle alacaklının bu güvenceleri kefile devretmesi ya da en azından zarara uğratmaması gerekir. Ayrıca kefil, ödeme yapmadan önce durumu asıl borçluya bildirmelidir; aksi hâlde borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu bir def'i nedeniyle rücu hakkı sınırlanabilir. Birden çok kefil bulunması hâlinde, borcun tamamını ödeyen kefil, diğer kefillere de kendi paylarına düşen oranda rücu edebilir. Rücu sürecinin doğru yürütülmesi için ödeme aşamasında bir avukata danışılması yerinde olur.

Kefaletin Sona Ermesi

Kefalet, fer'i niteliği gereği çoğunlukla asıl borcun kaderini paylaşarak sona erer; ancak kefalete özgü sona erme sebepleri de bulunur. Kefaletin sona erdiğinin doğru tespiti, kefilin artık sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlediğinden büyük önem taşır. Aşağıda kefaletin sona ermesine yol açan başlıca hâller özetlenmiştir:

1
Asıl borcun sona ermesi

Borç ödeme, ibra ya da başka bir sebeple sona ererse, fer'i olan kefalet de kural olarak sona erer.

2
Sürenin dolması

Belirli süreli kefalette, kanunda öngörülen koşullarla sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu sona erebilir.

3
Yasal azami süre

Gerçek kişilerce verilen kefalet için kanunda öngörülen azami sürenin dolmasıyla kefalet kendiliğinden sona erebilir.

4
Sözleşmeden dönme

Belirsiz süreli kefalette kanunun tanıdığı koşullarla kefil, sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

5
Güvencelerin azaltılması

Alacaklının kusuruyla kefilin yararlanacağı güvenceleri azaltması, sorumluluğu o oranda düşürebilir.

Kefaletin süreli mi süresiz mi verildiği, gerçek kişi kefil için öngörülen yasal azami sürenin dolup dolmadığı ve alacaklının kefili koruyan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, somut olayda dikkatle incelenmelidir. Bu değerlendirmeler, kefilin hâlâ sorumlu olup olmadığını belirleyen kritik noktalardır.

Bağlar'da Kefalet Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Genel kefalet uyuşmazlığı, kefalet borcunun tahsili, geçersizlik iddiasıAsliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari işten doğan kefaletAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan borca kefalet (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
Kefalet borcunun senet/kambiyoya bağlı olduğu takipte itirazİcra Hukuk / Asliye Hukuk
Yer bakımından yetki — Bağlar

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Bağlar'da doğan bir kefalet uyuşmazlığında çoğu zaman Diyarbakır Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkeme yetkili olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış görevli mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Yetki ise çoğu hâlde tarafların ileri sürmesine bağlıdır. Doğru mahkeme ve yetki tercihinin baştan yapılması, gereksiz süre ve masraf kaybını önler; bu teknik değerlendirmenin bir avukatla yapılması yerinde olur.

Kefalet Davası Süreci Nasıl İşler?

Kefaletten doğan bir uyuşmazlığın çözümü, dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte genel olarak belirli aşamalardan geçer. Kefil tarafında genellikle geçersizlik ve şekil eksikliği savunmaları, alacaklı tarafında ise borcun tahsili ön plandadır. Sürecin baştan doğru kurgulanması, hem talebin ya da savunmanın eksiksiz ileri sürülmesini hem de süre risklerinin yönetilmesini sağlar. Tipik akış şöyledir:

1
Sözleşme ve şekil incelemesi

Kefalet metni; yazılılık, el yazısı unsurları, azami miktar, tarih, müteselsil kaydı ve eş rızası yönünden incelenir.

2
İhtar ve başvuru yolu

Alacaklı ihtar çeker ya da takip başlatır; ticari nitelikteki alacaklarda gerekiyorsa arabuluculuğa başvurulur.

3
Dava/itiraz ve harç

Görevli-yetkili mahkemede dava açılır ya da takibe itiraz edilir; talep kalemleri ayrıştırılır, harç ve avans yatırılır.

4
Tahkikat ve bilirkişi

Deliller değerlendirilir; imza, el yazısı ya da hesap konularında gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

5
Karar

Mahkeme, kefaletin geçerliliği ve kapsamına göre kefilin sorumluluğuna hükmeder ya da talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve icra

Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna gidilir; kesinleşen alacak icra yoluyla tahsil edilir.

Sürecin uzunluğu; el yazısı ve imza incelemesi ihtiyacına, geçersizlik itirazlarının kapsamına ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Kefil tarafında en kritik adım, şekil eksikliği ve eş rızası gibi savunmaların baştan doğru kurgulanmasıdır; alacaklı tarafında ise kefaletin geçerliliğinden emin olarak takibe geçilmesidir.

Kefalette Zamanaşımı ve Süreler

Süreler hak kaybına yol açabilir

Kefaletin fer'i niteliği gereği, kefile karşı ileri sürülebilecek talep büyük ölçüde asıl borcun durumuna bağlıdır. Asıl borç zamanaşımına uğramışsa kefil de bu zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. Ayrıca gerçek kişi kefil için öngörülen yasal azami süre de sona erme sonucu doğurabilir.

KonuKural (Genel Çerçeve)
Asıl borca bağlı zamanaşımı def'iKefil, asıl borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürebilir
Genel borç ilişkilerinde zamanaşımıKanunda aksi belirtilmedikçe 10 yıl
Periyodik edimler (faiz, düzenli ödeme vb.)5 yıl
Gerçek kişi kefalette yasal azami süreKanunda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erme

Kefalette süreler iki yönden önem taşır: birincisi, güvence verilen asıl borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı; ikincisi, kefaletin kendisine özgü sona erme sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği. Kefil, asıl borç zamanaşımına uğramışsa bu def'i ileri sürebilir; alacaklının da kefaletten doğan haklarını süresinde kullanması gerekir. Sürelerin doğru hesaplanması, hem alacaklının hakkını kaybetmemesi hem de kefilin gereksiz bir sorumluluk altında kalmaması açısından kritiktir. Bu nedenle süreye ilişkin değerlendirmelerin bir avukatla yapılması önerilir.

Sık Yapılan Hatalar

Kefalet ilişkilerinde yapılan bazı hatalar, kişinin öngörmediği bir borçtan sorumlu tutulmasına ya da alacaklının güvencesiz kalmasına yol açar. Aşağıda uygulamada en sık rastlanan yanlışlar ve nedenleri özetlenmiştir:

  • İçeriği okumadan kefil olmak: Azami miktarı, kefaletin türünü ve süresini kavramadan matbu bir sözleşmeye imza atmak.
  • El yazısı unsurlarını ihmal etmek: Azami miktar, tarih ve müteselsil kaydını el yazısıyla yazmayarak sözleşmeyi sakatlamak ya da eksik doldurmak.
  • Eşin rızasını atlamak: Evli kefilde eşin yazılı rızasını almamak; alacaklı açısından güvenceyi geçersiz kılan bir eksiklik yaratmak.
  • Rücu hakkını korumamak: Ödeme yaparken belge düzenlememek ya da borçluya bildirimde bulunmamak suretiyle rücu hakkını zayıflatmak.
  • Sona ermeyi gözden kaçırmak: Kefaletin süresinin ya da yasal azami sürenin dolduğunu fark etmeden ödeme yapmak.

Bu hataların çoğu, kefalet ilişkisi kurulurken bir avukata danışılarak önlenebilir. Kefil olmadan önce sözleşmenin şekil şartlarının ve sorumluluğun kapsamının incelenmesi; alacaklı açısından ise kefaletin geçerliliğinin baştan güvence altına alınması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde azaltır.

Gerekli Belgeler

Kefalet davasının seyri, büyük ölçüde kefalet ilişkisinin ve asıl borcun belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:

  • Kefalet sözleşmesi: El yazısı unsurlarını, azami miktarı, tarihi ve müteselsil kaydını içeren asıl kefalet metni ve ekleri.
  • Asıl borç belgeleri: Kredi sözleşmesi, kira sözleşmesi, senet, cari hesap ekstresi gibi güvence verilen borcu gösteren belgeler.
  • Eş rızası belgesi: Evli kefilde eşin yazılı rızasını gösteren belge ya da bu rızanın alınmadığına ilişkin durum.
  • Ödeme ve rücu belgeleri: Kefilin alacaklıya yaptığı ödemeyi ve tutarını gösteren dekont, makbuz ve yazışmalar.
  • Yazışmalar: İhtarname, e-posta, mesaj kayıtları, ödeme talepleri ve tarafların iradesini gösteren belgeler.

Belgelerin uyuşmazlığın erken aşamasında toplanması, zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin kaybını önler. Özellikle kefalette el yazısı ve imza unsurları belirleyici olduğundan, sözleşme aslının korunması büyük önem taşır. Dava ya da savunma hazırlığından önce belge durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, sürecin sağlam bir temelde ilerlemesini sağlar.

Bağlar'da Kefalet Avukatı Seçerken

Kefalet uyuşmazlıkları, borçlar hukukunun genel esaslarının yanında kefalete özgü sıkı şekil kuralları, eş rızası, azami miktar ve rücu gibi teknik konulara da hâkimiyet gerektirir. Doğru avukat seçimi; kefil açısından geçersizlik savunmalarının eksiksiz kurulması, alacaklı açısından ise güvencenin sağlam biçimde kullanılması bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Kefalet sözleşmeleri, şekil şartları, eş rızası ve rücu süreçlerine hâkimiyet.
  • Strateji becerisi: Kefil için geçersizlik/def'i savunmaları; alacaklı için uygun takip ve dava yolunun belirlenmesi.
  • Yerel yargı bilgisi: Diyarbakır Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Olası sonuçlar, süreç, harç/masraf ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • İmzaladığım kefalet, şekil şartları yönünden geçerli mi; hangi savunmalara sahibim?
  • Kefaletim adi mi müteselsil mi; alacaklı bana doğrudan başvurabilir mi?
  • Evliysem eşimin rızası usulüne uygun alınmış mı; bu durum sonucu nasıl etkiler?
  • Ödeme yaparsam asıl borçluya rücu edebilir miyim; hangi belgeleri hazırlamalıyım?
  • Kefaletim süreli mi; yasal azami süre yönünden durumum nedir?

İlgili Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Kefalet sözleşmesi, şekil şartları, eş rızası, azami miktar, adi/müteselsil kefalet, sorumluluk, sona erme ve rücuya ilişkin hükümler
  • Türk Medeni Kanunu (4721)
    Dürüstlük kuralı, iyi niyet, ehliyet ve aile hukukuna ilişkin, kefaleti tamamlayan hükümler
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat, belgelerin sunulması ve yargılama usulüne ilişkin düzenlemeler
  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    Kefalet borcunun icra takibi, takibe itiraz ve itirazın iptali/kaldırılması süreci
  • Türk Ticaret Kanunu (6102)
    Ticari işlere ilişkin kefalet ve ticaret şirketi yetkililerinin kefaletine ilişkin özel durumlar

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Şekil şartlarının sıkı uygulanması

Azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet kaydının kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerektiği; bu unsurların eksikliğinin kefaleti geçersiz kılabileceği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Eşin rızasının aranması

Evli kefilde, kanunda öngörülen istisnalar dışında, eşin yazılı rızası bulunmadan verilen kefaletin geçersiz sayılacağı değerlendirmesi.

İlke · Kefaletin fer'iliği

Kefaletin asıl borca bağlı olduğu; asıl borcun geçersizliği ya da sona ermesi hâlinde kefaletin de kural olarak etkileneceği ilkesi.

Sık Sorulan Sorular

Bağlar'da kefaletten doğan dava hangi mahkemede açılır?

Kefaletten doğan uyuşmazlıklarda kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Alacaklının kefile başvurarak kefalet borcunu talep etmesi, kefilin kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi ya da ödeme yapan kefilin asıl borçluya rücu etmesi bu mahkemede görülür. Ancak taraflar arasındaki ilişki ticari nitelik taşıyorsa ve iki taraf da tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir. Kefalet borcu senede ya da çek gibi bir kambiyo aracına bağlıysa, alacaklı doğrudan icra takibi de başlatabilir; itiraz edilirse itirazın iptali veya kaldırılması davası açılır. Yer bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bağlar'daki dosyalar bu kurallara göre Diyarbakır Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

Kefalet sözleşmesi geçerli olmak için hangi şekil şartlarına uymalıdır?

Kefalet sözleşmesi, kanunun sıkı şekil şartlarına bağladığı bir sözleşmedir ve bu şartlara uyulmaması sözleşmeyi geçersiz kılar. Öncelikle kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması zorunludur; sözlü kefalet geçerli değildir. Ayrıca kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin, kefilin kendi el yazısıyla sözleşmede belirtilmesi gerekir. Kefil eğer müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu anlama gelen başka bir ifadeyle yükümlülük altına giriyorsa, bunu da el yazısıyla belirtmelidir. Bu unsurlardan herhangi biri eksikse kefalet geçersiz sayılabilir. Kefilin evli olması hâlinde ayrıca eşin yazılı rızası aranır. Bu nedenle bir kefalet sözleşmesi imzalanmadan önce şekil şartlarının bir avukatla incelenmesi büyük önem taşır.

Eşimin rızası olmadan verdiğim kefalet geçerli midir?

Türk Borçlar Kanunu, evli kişilerin kefil olmasını eşin yazılı rızasına bağlamıştır. Kural olarak, kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında eşin yazılı rızasının alınması gerekir. Bu rıza alınmadan verilen kefalet geçersiz olur ve kefil sorumlu tutulamaz. Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için de yeniden eşin rızası aranır. Kanun, yalnızca mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması veya eşlerin ayrı yaşamalarına yasal olarak izin verilmiş olması gibi sınırlı durumlarda bu rızayı aramaz. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da bazı ticari kuruluşların yetkilileri bakımından kanun istisnalar öngörmüş olsa da, bu istisnaların somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark nedir?

Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluya başvurmak ve ondan tahsil edememesi hâlinde kefile yönelmek zorundadır; kefil, tartışma def'i (önce borçluya başvurulmasını isteme) ve rehnin paraya çevrilmesi def'i gibi savunmalara sahiptir. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya başvurmadan ve onun mal varlığını takip etmeden doğrudan kefile başvurabilir; kefil bu savunmaları kural olarak ileri süremez. Bu nedenle müteselsil kefalet, kefil açısından çok daha ağır bir sorumluluk doğurur. Uygulamada sözleşmelere çoğunlukla müteselsil kefalet kaydı konur. Kefilin müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmemiş olması, bu ağır sorumluluğun doğmaması açısından önemli bir savunma oluşturabilir.

Kefilin sorumluluğu ne kadardır, sınırı var mıdır?

Kefil, kefalet sözleşmesinde el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı olarak sorumludur; bu tutar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını oluşturur ve aşılamaz. Azami miktar içinde kalmak kaydıyla kefil, asıl borçtan başka, borçlunun temerrüdünün sonuçlarından, dava ve takip masraflarından ve işlemiş faizlerden de sorumlu olabilir. Kefalet fer'i (asıl borca bağlı) bir borç olduğundan, asıl borç sona ererse kefalet de sona erer; asıl borç geçersizse kefalet de kural olarak geçersiz olur. Kefil, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir. Sorumluluğun kapsamının doğru belirlenmesi, hem kefil hem alacaklı açısından belirleyicidir ve somut sözleşme metnine göre değerlendirilmelidir.

Borcu ödeyen kefil, ödediği tutarı geri alabilir mi?

Evet. Alacaklıya kefalet borcunu ödeyen kefil, ödediği tutar oranında asıl borçlunun yerine geçer ve ona rücu edebilir; yani ödediğini asıl borçludan talep etme hakkına sahip olur. Bu hakkın korunabilmesi için kefilin, yaptığı ödemeyi ve alacaklıya ödeme yaptığını belgelemesi önemlidir. Ayrıca ödeme yapan kefil, alacaklının asıl borç için sahip olduğu rehin ve diğer güvencelerden de yararlanma imkânı bulur; bu nedenle alacaklının bu güvenceleri kefile devretmemesi ya da azaltması kefilin haklarını etkileyebilir. Birden çok kefil varsa, ödeme yapan kefilin diğer kefillere kendi paylarına düşen oranda rücu etmesi de mümkündür. Rücu hakkının doğru kullanılması için ödeme aşamasında bir avukata danışılması yerinde olur.

Kefalet süreli verilmişse ne olur, kefalet nasıl sona erer?

Kefalet çeşitli yollarla sona erebilir. Asıl borcun ödenmesi, ibra edilmesi ya da başka bir sebeple ortadan kalkması hâlinde, fer'i nitelikte olan kefalet de sona erer. Belirli süreli kefalette, sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu kural olarak sona erer; ancak alacaklının süre içinde kefile karşı gerekli girişimlerde bulunması hâlleri kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Belirsiz süreli kefalette ise kanun, belirli koşullarda kefile sözleşmeden dönme ya da alacaklıdan borçluyu takip etmesini isteme gibi imkânlar tanır. Gerçek kişilerce verilen kefalet için kanun ayrıca azami bir süre öngörmüş olup, bu sürenin geçmesiyle kefalet kendiliğinden sona erebilir. Sürelerin ve sona erme sebeplerinin somut sözleşmeye göre değerlendirilmesi önem taşır.

Kefalet davası ne kadar sürer ve ne kadar masraf gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; uyuşmazlığın niteliği, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin itirazlar, delil durumu, bilirkişi ihtiyacı ile istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Kefalet borcunun tahsili amacıyla açılan alacak davalarında kural olarak talep edilen tutar üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Ticari nitelikteki bazı para alacaklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı olabilir. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardım talep edebilir. Kefil tarafında ise çoğu zaman dava değil, açılan takip ya da davaya karşı geçersizlik ve şekil eksikliği savunmaları gündeme gelir. Masraf ve süre yükünün doğru yönetilmesi için uygun usulün bir avukatla belirlenmesi yerinde olur.

İmzaladığım kefalet senedinin geçersiz olduğunu nasıl ileri sürebilirim?

Kefaletin geçersizliği, çoğunlukla kanunun aradığı şekil şartlarına uyulmamasına dayandırılır. Kefalet sözleşmesinin yazılı olmaması, azami miktarın ya da kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla belirtilmemiş olması, müteselsil kefalet kaydının el yazısıyla yazılmamış olması veya evli kefilde eşin yazılı rızasının bulunmaması, geçersizlik sebebi olarak ileri sürülebilir. Bu savunmalar, alacaklının açtığı alacak davasında ya da başlatılan icra takibine itiraz sonrası açılan davada dile getirilir. Ayrıca irade sakatlığı (hata, hile, korkutma) gibi genel geçersizlik sebepleri de somut olayda gündeme gelebilir. Hangi sebebe, hangi usulle ve hangi sürede dayanılacağının doğru belirlenmesi kritik olduğundan, bu değerlendirmenin bir avukatla yapılması önerilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar