İş Mahkemesi İş Kazası Tazminatı

İş Kazası Tazminat Davası: SGK ve İşveren Sorumluluğu

İş kazası geçiren işçi hastanede SGK belgelerini incelerken

İş kazası, bir çalışanın hayatını ikiye bölen bir kırılma noktasıdır. Parmak ucu ya da göz kaybı gibi "küçük" denilen durumlardan felce, ölüme uzanan geniş bir yelpazede her gün yüzlerce kişi bu kırılma noktasıyla yüz yüze geliyor. Peki sonrasında ne olacak?

Hukuki tablo şu: İş kazası geçiren bir çalışanın iki ayrı hak kanalı açılır. Birincisi SGK üzerinden maluliyet geliri, geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi masraflarının karşılanmasıdır. İkincisi, kusurlu işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davasıdır. Bu iki kanal birbirini kapatmaz; SGK geliri bağlandı diye dava hakkı bitmez, tazminat alındı diye SGK devre dışı kalmaz. İşte çoğu çalışanın bilmediği ve kaybettiği nokta tam da burası.

Vaka: İskele Düştü, İşveren "Tutanak Tutmayalım" Dedi

İnşaat iskelesinden düşen işçi ve şok içindeki ustabaşı sahnesi
İnşaat iskelesinden düşen işçi ve şok içindeki ustabaşı sahnesi

Mehmet Yılmaz (isimler temsilidir), 38 yaşında deneyimli bir inşaat işçisiydi. İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir konut projesinde çalışıyordu. Sabahın erken saatlerinde, altıncı kat dış cephesinde, korkuluğu takılmamış bir iskelede sıva yapıyordu. Altına bırakılan ahşap palet kaydı, Mehmet iki kat aşağıya düştü. Kolunu, iki kaburga kemiğini ve sağ dizini kırdı. Ayağa kalkmaya çalışırken ustabaşı Adem Bey yanına geldi ve fısıldadı: "Oğlum, tutanak tutmayalım. Seni özel doktora götüreyim, masrafını ben karşılarım."

Mehmet o an büyük bir baskıyla karşı karşıyaydı. İşini kaybetme korkusu, acının verdiği şok ve ustabaşının otoriter tonu — bunların altında ezildi ve ambulans çağrılmasına izin verdi. Ama akıllıca bir karar aldı: hastanede doktora "iş kazasıyla geldim, inşaattan düştüm" dedi. Bu beyan sonradan her şeyi değiştirdi.

Hastane kaydı iş kazası olarak işlendi. Mehmet'in eşi, birkaç gün sonra bir İstanbul iş hukuku avukatına başvurdu. Avukat, ilk iş olarak inşaat şantiyesindeki diğer işçilerden tanıklık beyanı aldı ve SGK'ya bizzat dilekçeyle başvurarak kazayı bildirdi. İşveren şirket henüz herhangi bir resmi bildirim yapmamıştı.

SGK soruşturması başladı. Şantiyeye iş müfettişi geldi; korkuluksuz iskele, tutulmayan iş güvenliği eğitim kayıtları, verilmemiş kişisel koruyucu donanımlar tek tek tespit edildi. Mehmet'in maluliyet oranı SGK sağlık kurulu tarafından yüzde 34 olarak belirlendi. Bu oran, kalıcı gelir bağlanması için gereken yüzde 10 eşiğinin çok üzerindeydi.

İş mahkemesinde açılan davada bilirkişi heyeti, işverene yüzde 80, Mehmet'e yüzde 20 kusur biçti (KKD reddi ve güvensiz zemin fark edilmesine rağmen çalışmaya devam etme gerekçesiyle). Aktüerya hesabı yapıldı; SGK'nın ileride ödeyeceği gelirin rücuya esas kısmı düşüldükten sonra kalan fark tazminat belirlendi. Manevi tazminat ayrıca hükmedildi. İki yıl süren dava sonunda Mehmet hem SGK'dan aylık gelir bağlanmasını sağladı hem de işverenden kayda değer bir maddi-manevi tazminat aldı. Başlangıçta "tutanak tutmayalım" baskısına uysaydı, her iki kanalı da yitirecekti.

İş Kazası Tanımı: Sandığınızdan Çok Daha Geniş

Servis minibüsünde elinde bileği yaralı işçi ile diğer çalışanlar
Servis minibüsünde elinde bileği yaralı işçi ile diğer çalışanlar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi iş kazasını oldukça geniş bir çerçevede tanımlamaktadır. Çoğu insan iş kazası denince yalnızca fabrika ya da şantiyedeki fiziksel bir olayı düşünür. Oysa kanun beş ayrı durumu açıkça saymıştır.

Birincisi, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü olay — masa başında çalışırken ani kalp krizi geçirmek bile bu kapsamda mahkemeler tarafından değerlendirilebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, kalp krizinin işin yoğunluğuyla bağlantılı olup olmadığını araştırmaktadır. İkincisi, işverenin görevle başka bir yere gönderdiği çalışanın o görev süresinde yaşadığı kaza. Üçüncüsü, işçinin kendi adına sigortalı olup başkasının yanında çalışması sırasındaki olay. Dördüncüsü, emziren kadın sigortalının süt izni kullandığı süredeki kaza. Beşincisi ve en sık gözden kaçırılan durum: işverence sağlanan taşıtla işe gidiş-geliş sırasında yaşanan kaza. Yani şirket servisi devrilirse ya da şirket aracıyla uğrak yapılırken kaza olursa iş kazası sayılır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverenin bu kazaları önleme yükümlülüğünü düzenler. Risk değerlendirmesi yapma, gerekli kişisel koruyucu donanımı sağlama ve çalışanları iş sağlığı güvenliği konusunda eğitme zorunluluğu işverene aittir. Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi de işverenin işçiyi gözetme borcunu genel hukuk zeminine oturtur. Bu üç yasal dayanağı kavramak, tazminat talebinin şekillenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Önemli: Şantiyeden işe gidip gelirken kendi aracınızla kaza yaptıysanız durum daha karmaşıktır. Mahkemeler, işverenin servis sağlamadığı durumlarda bu kazaların iş kazası sayılıp sayılmayacağını somut koşullara göre değerlendirmektedir. Bu durumda mutlaka bir avukattan görüş alınız.

İlk 72 Saat: Bildirim, Tutanak, Hastane Beyanı

Fabrikada yaralı işçi polis memuruna ifade verirken tanık konumundaki meslektaşı
Fabrikada yaralı işçi polis memuruna ifade verirken tanık konumundaki meslektaşı

İş kazasının hemen ardından alınan ya da alınmayan kararlar, ilerleyen aylarda açılacak davanın kaderini belirler. Bu süre sonradan telafi edilemez; tanıklar dağılır, izler silinir, hafızalar zayıflar. O yüzden ilk 72 saati ayrı bir bölümde ele almak gerekiyor.

Kazayı Hemen Kolluğa Bildirin

Ciddi iş kazalarında — ağır yaralanma, ölüm ya da birden fazla kişinin etkilenmesi durumunda — işveren kazayı derhal kolluk kuvvetlerine bildirmekle yükümlüdür. Çalışan ya da yakını da polis veya jandarma arayarak tutanak tutturabilir. Bu tutanakta kazanın yeri, zamanı, tanıkların isimleri ve olayın özet anlatımı yer alır. Resmi belge niteliği taşıması sonraki süreçte son derece değerlidir.

İşverenin SGK Bildirimi: 3 İş Günü

İşveren, iş kazasını öğrendiği tarihten itibaren en geç 3 iş günü içinde SGK'ya e-Bildirge sistemi üzerinden bildirmekle yükümlüdür. Ölümlü kazalarda bu süre derhal bildirme şeklinde işler. Bildirmeyen ya da geç bildiren işverene SGK tarafından idari para cezası uygulanır ve ilerleyen dönemde SGK'nın işverene açacağı rücu davasında ağırlaştırıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir.

İşçi Kendi Başvurabilir

İşveren bildirim yapmaktan kaçınırsa — ya da Mehmet'in vakasında olduğu gibi "tutanak tutmayalım" baskısı uygularsa — çalışan ya da ailesi SGK'ya bizzat dilekçeyle başvurabilir. SGK bu başvuruyu alarak soruşturma başlatır ve işyerine denetmen gönderebilir. Bu yol son derece etkilidir çünkü süreç artık çalışanın kontrolüne girer.

Hastanede Mutlaka "İş Kazası" Deyin

Bu madde bütün diğerlerini kesiyor: acil servise ya da herhangi bir sağlık kuruluşuna gittiğinizde "iş kazasıyla geldim" demek zorunda değilsiniz ama demeniz her şeyi değiştirir. Sağlık kaydına düşen iş kazası notu, sonraki tüm süreçlerin yasal zeminini oluşturur. "Kaza geçirdim" ya da "düştüm" gibi muğlak ifadeler yerine açıkça "işyerinde/inşaatta kaza geçirdim" şeklinde beyan edin. Doktor bunu kayıt altına almak zorundadır.

Tanıkları Şimdi Tespit Edin

Kazayı görenler, o gün işyerinde olanlar, hasarı gören varsa fotoğraf çekenler — bunların isim ve iletişim bilgilerini not edin. Dava sürecinde tanık desteği, özellikle kusur tespitinde belirleyici olabilir. Zaman geçtikçe tanıklar işten ayrılır, ulaşılamaz hale gelir ya da ifade vermeyi reddeder.

Örnek: Mehmet'in vakasında ustabaşı Adem Bey "tutanak tutmayalım" dedi ama Mehmet hastanede iş kazası beyanı verdi. O tek cümle, iki yıl sonra mahkemede en güçlü delili oluşturdu. Hastane kaydı tarih, saat ve yaralanma detaylarıyla birlikte iş mahkemesine sunuldu.

İki Kanal Haritası: SGK Gelirleri ve İşveren Tazminatı

İki yola ayrılan yolda belgelerle duran işçi — SGK ve mahkeme binası görünümde
İki yola ayrılan yolda belgelerle duran işçi — SGK ve mahkeme binası görünümde

İş kazası hukukunun en çok karıştırılan noktası şudur: "SGK bana gelir bağladı, dava açmam gerekmez." Bu tamamen yanlıştır. SGK kanalı ve işveren tazminatı kanalı birbirinden bağımsız işler; biri diğerini tüketmez. Aşağıdaki tablo bu iki kanalı karşılaştırmalı göstermektedir.

Kanal Ne Sağlar? Kime Karşı? Başvuru Yeri
SGK Kanalı Geçici iş göremezlik ödeneği (istirahat boyunca); sürekli iş göremezlik geliri (%10 ve üzeri maluliyet); tedavi giderleri; ölümde hak sahiplerine gelir + cenaze ödeneği SGK (sosyal güvenlik sistemi) SGK İl/İlçe Müdürlüğü; e-Devlet
İşveren Tazminatı SGK'nın karşılamadığı gerçek zarar farkı (maddi); acı-elem-yaşam kalitesi kaybı (manevi); ölümde destekten yoksun kalma tazminatı Kusurlu işveren İş Mahkemesi
SGK Rücu Davası SGK'nın kusurlu işverenden ödediklerini geri istemesi Kusurlu işveren (SGK'nın talebi) İş Mahkemesi (SGK açar)

SGK kanalında önce geçici iş göremezlik ödeneği devreye girer. Yani kazadan hemen sonra raporlu olduğunuz süre boyunca günlük ücretinizin bir oranında ödeme alırsınız. Maluliyet oranınız SGK sağlık kurulunca belirlenip yüzde 10 ya da üzerine çıkarsa, ek olarak sürekli iş göremezlik geliri bağlanır. Bu gelir aylık olarak ödenir ve yaşam boyu sürebilir. Ölümlü kazalarda eş ve çocuklara oransal gelir bağlanır, cenaze ve ölüm yardımı da yapılır.

İşveren tazminatı kanalında ise fiili ekonomik kaybınızın tamamı hedeflenir. SGK'nın size ödediği ya da ileride ödeyeceği tutarlar düşüldükten sonra kalan fark, kusur oranıyla çarpılarak maddi tazminat olarak hükmedilebilir. Bunun yanı sıra yaşanan acı, uzuv kaybı veya hayat kalitesindeki düşüş için manevi tazminat ayrıca talep edilir ve ayrıca hükmedilir. Bu iki kalem birbirini kapatmaz.

Önemli: Sigortasız çalışan bir işçi kazaya uğrarsa SGK yine devreye girer ve tedavi + tazminat haklarını korur. Ancak işveren hem sigortasızlık nedeniyle tam rücuya hem de idari yaptırımlara muhatap olur. Bu durumda hizmet tespiti davası açmak da gerekebilir.

Maluliyet Oranı Savaşı: Tespit ve İtiraz

SGK sağlık kurulu heyeti üç doktorla işçinin maluliyet değerlendirmesi yapıyor
SGK sağlık kurulu heyeti üç doktorla işçinin maluliyet değerlendirmesi yapıyor

Maluliyet oranı, iş kazasının hukuki ve mali sonuçlarını doğrudan belirleyen en kritik sayıdır. SGK sağlık kurulu yaralanmayı ve kalıcı sakatlığı değerlendirerek bir oran tespit eder. Bu oran yüzde 10 eşiğinin altında kalırsa kalıcı gelir bağlanmaz; eşiği aşarsa bağlanan gelirin miktarı bu oranla doğru orantılıdır. Tazminat hesabında da aynı oran kullanılır.

Sorun şu: SGK sağlık kurulunun belirlediği oran her zaman gerçeği tam yansıtmayabilir. Mehmet'in örneğinde oran yüzde 34 çıktı, fakat bazı vakalarda oranlar gereğinden düşük belirlenmektedir. Bu durumda itiraz yolları açıktır.

Birinci itiraz makamı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruludur. SGK sağlık kurulu kararına karşı belirli bir süre içinde bu kurula başvurulabilir; kurul dosyayı yeniden inceler. Ancak yüksek sağlık kurulunun kararı da çalışanı tatmin etmezse — ya da süreç içinde tıbbi açıdan yeni gelişmeler olursa — iş mahkemesinde maluliyet tespiti davası açılabilir. Mahkeme, üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı gibi bağımsız sağlık kuruluşlarından rapor alır. Bu raporun SGK kararından farklı çıkması durumunda mahkeme bağımsız raporu esas almaktadır. Yani SGK'nın söyledigi son söz değildir.

Bir diğer kritik nokta şudur: maluliyet oranı sonradan artabilir. Diz ameliyatı başarısız olabilir, omurga sorunları ilerleyebilir, psikolojik travma derinleşebilir. Mahkeme içtihatları, durumun sonradan kötüleşmesi halinde yeni bir dava açılabileceğini kabul etmektedir. Bu "gelişen durum" içtihadı sayesinde bir kez tazminat almış olmak, ilerleyen yıllarda hak kaybına yol açmaz.

Tazminat Hesabının Anatomisi: Kusur, Maluliyet, Aktüerya

Bilirkişi ve avukat iş kazası tazminat hesap tablolarını birlikte inceliyor
Bilirkişi ve avukat iş kazası tazminat hesap tablolarını birlikte inceliyor

İş kazası tazminat davaları, Türk hukuk sisteminde en teknik hesap gerektiren dava türlerinden biridir. Hakimin tek başına yapamayacağı bu hesaplamalar için iş güvenliği bilirkişisi ve aktüer bilirkişi atanır. Hesabın üç temel bileşeni vardır: kusur oranı, maluliyet oranı ve aktüerya.

Kusur oranı tespiti, davayı şekillendiren en tartışmalı aşamadır. İş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet, kazanın nasıl meydana geldiğini inceler. İşverenin eksiklikleri — risk değerlendirmesi yapılmaması, kişisel koruyucu donanım verilmemesi, çalışanın eğitim almamış olması, işyerinin fiziksel tehlikeleri — işverene kusur olarak yazılır. Çalışanın varsa kendi ihmali de değerlendirilir; Mehmet'in vakasında güvensiz zemin fark edilmesine rağmen çalışmaya devam etmesi yüzde 20 kusur olarak biçildi. Bazen üçüncü bir kişi de — örneğin yüklenici alt işveren — kusurlu bulunabilir ve dava bu kişiye de yöneltilebilir.

Aktüerya hesabı, çalışanın kaza olmasaydı elde edeceği tahmini kazanç kaybının bugünkü değere indirgenmesini içerir. Bilinen dönem (kaza tarihi ile dava tarihi arası) ve bakiye aktif dönem (dava tarihi ile emeklilik yaşı arası) ayrı ayrı hesaplanır. Bu hesaplamada kaza tarihindeki ücret, ulusal ücret artışları ve indirgeme faizi kullanılır. Sonra bu hesaplanan toplam rakamdan SGK'nın ileride işverene rücu edeceği tutar düşülür. Geriye kalan fark işverenin ödemesi gereken maddi tazminattır.

Örnek: Mehmet'in aktüerya hesabında yüzde 80 işveren kusuru × yüzde 34 maluliyet oranı baz alındı. SGK'nın rücuya esas gelir tutarı düşüldükten sonra kalan fark maddi tazminattır. Manevi tazminat ise bu hesabın tamamen dışında, hakimin takdir yetkisiyle belirlendi.

Manevi tazminat için ayrı bir hesap yapılmaz. Hakim; yaşanan acıyı, uzuv kaybını, sosyal ve psikolojik etkiyi, ailenin yaşadığı sıkıntıyı ve işverenin kusur derecesini göz önüne alarak takdir yetkisiyle belirler. Maluliyet oranı ne kadar yüksek ve işveren kusuru ne kadar ağırsa manevi tazminat o oranda artma eğilimi gösterir.

Ölümlü iş kazalarında ise hesap farklı bir koldan akar. Ölen işçinin geçimini sağladığı kişiler — eş, çocuklar ve bazen anne-baba — destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Bu hesapta ölenin muhtemel yaşam süresi, kazananın yaşı ve birlikte geçim süresi belirleyicidir. Ayrıca ağır vefat ya da ağır maluliyet vakalarında yaşayan yakınlar manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Arabuluculuk İstisnası, Zamanaşımı ve Gelişen Maluliyet

Avukat on yıllık takvimi gösterirken işçi ve eşi dinliyor
Avukat on yıllık takvimi gösterirken işçi ve eşi dinliyor

İş kazası davalarında üç hukuki detay vardır ki bilinmemesi büyük kayıplara yol açar. Bunlar birbiriyle bağlantılı değil ama her biri kendi başına kritik öneme sahiptir.

Birincisi arabuluculuk konusudur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, birçok işçi-işveren anlaşmazlığında dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı zorunlu kılmıştır. Ancak kanunun 3. maddesi açıkça şunu söylemektedir: iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi-manevi tazminat ile rücu davaları bu zorunluluktan istisna tutulmuştur. Yani iş kazası tazminatı için arabulucuya gitmenize gerek yoktur; doğrudan iş mahkemesine dava açabilirsiniz. Bu ayrıntıyı bilmeyen bazı kişiler arabuluculuğa zaman ve para harcayarak süreci gereksiz yere uzatmaktadır. Arabuluculuğa gitmeniz yasak değil — ama zorunlu da değil.

İkincisi zamanaşımı meselesidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında genel zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi çerçevesinde 10 yıldır. Başlangıç tarihi kural olarak kazanın olduğu ya da zararın öğrenildiği tarihtir. Önemli bir istisna şudur: aynı olaydan kaynaklanan bir ceza davası açılmış ve bu davanın zamanaşımı daha uzunsa hukuk davası da bu uzun süreye tabi olabilir. Bu durum özellikle ölümlü ya da çok ağır yaralanmalı vakalarda ortaya çıkar.

Üçüncüsü ve en az bilinen nokta gelişen maluliyet içtihadıdır. Dava sonuçlandıktan ve tazminat alındıktan sonra durum kötüleşirse — maluliyet oranı artar, yeni bir ameliyat gerekirse, çalışma gücü daha fazla azalırsa — bu değişimi kapsayan yeni bir dava açılabilir. İlk davanın kesinleşmesi, ikinci bir davanın önünde kesin delil oluşturmaz; yeni koşullar yeni bir hak doğurur. Bu nedenle "bir kez tazminat aldım, daha fazlasını isteyemem" yanılgısına düşmeyin.

Önemli: İş kazanızın aynı zamanda taksirle yaralama ya da ölüme yol açan bir suç boyutu varsa ceza soruşturması paralel olarak yürüyebilir. Ceza dosyasında oluşturulan kusur raporu, hukuk davasında delil olarak kullanılabilir. Ayrıca işvereni şikayetten vazgeçmeniz ceza davasını etkiler ama hukuk davasındaki tazminat talebinizi ortadan kaldırmaz. Daha fazla bilgi için taksirle öldürme suçu makalesine bakabilirsiniz.

İbraname ve Elden Ödeme Tuzakları

İşveren nakit zarf ve kağıt uzatırken tedirgin işçi ve arkasında kaygılı aile üyesi
İşveren nakit zarf ve kağıt uzatırken tedirgin işçi ve arkasında kaygılı aile üyesi

İşverenlerin iş kazası sonrasında başvurduğu en yaygın taktiklerden biri hızlı bir ödeme yaparak çalışanı "tüm haklarımı aldım, başka talebim yoktur" içerikli bir belgeyi imzalatmaktır. Bu belgeye ibraname denir ve yanlış koşullarda imzalandığında tüm hak arama yollarını kapatıyor gibi görünür. Oysa Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi bu konuda çok sıkı koşullar öngörmüştür.

İbraname geçerli sayılabilmesi için iş sözleşmesinin sona ermesinden en az bir ay sonra düzenlenmesi gerekir. Ayrıca ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması şarttır; elden nakit ödeme geçerli ibraname için yeterli değildir. Kalem kalem, her hak kalemi ayrı ayrı belirtilerek yazılmalıdır. "Tüm haklarımı aldım" gibi genel ifadeler geçersizdir. Tüm bu koşulların bir arada sağlanmamış olması durumunda ibraname hükümsüz sayılır ve çalışanın dava hakkı devam eder.

Özellikle dikkat edilmesi gereken iki senaryo vardır. Birincisi, işverenin "seni sigortasız çalışır göstereceğim" ya da "resmi kayıt yerine elden para vereyim" önerisidir. Bu öneriye uymak kısa vadede cazip görünse de uzun vadede SGK'dan faydalanma, ilerideki emeklilik ve tazminat haklarını yok eder. İkincisi, "rapor masrafını elden karşılarım, doktora götüreyim" teklifleridir. Bu teklife uymak, olayın iş kazası kaydına girilmesini engeller ve tüm resmi süreçleri başlatmaksızın meseleyi örtbas eder. Her iki durumda da işverenin yararına çalışan bir tuzak söz konusudur.

Örnek: Mehmet'in vakasında işveren avukatı dava sürecinde "ibraname vardı" iddiasıyla çıktı. Ancak imzalanan kağıt, iş ilişkisi devam ederken ve elden nakit ödemeyle yapılmıştı. Mahkeme TBK 420 koşulları sağlanmadığı için ibranameyi geçersiz saydı. Davanın seyrini değiştiren bu ayrıntıyı bilen Mehmet'in avukatıydı.

Eğer kaza sonrasında işverenin böyle bir önerisini kabul etmek zorunda kaldıysanız ya da baskıyla bir belge imzaladıysanız, bu ibranamenin geçerli olup olmadığını bir avukata danışarak öğrenebilirsiniz. TBK 420'nin koşulları sağlanmamışsa imzaladığınız belge kağıt üzerinde kalır; dava hakkınız devam eder.

Sık Yapılan 7 Hata

Buruşuk kağıtlarla çevrili stresli işçi mutfak masasında takvimi inceliyor
Buruşuk kağıtlarla çevrili stresli işçi mutfak masasında takvimi inceliyor

İş kazası tazminat davalarında çalışanların tekrar tekrar düştüğü hatalar birbirine benzer. Bu hataların çoğu, ilk 72 saatten dava sonrasına kadar uzanan süreçte kritik anlarda yapılır.

  1. Kazayı bildirmemek ya da bildirmeyi geciktirmek. "Küçük bir kaza, geçer" düşüncesiyle hareket edilir; olay SGK'ya bildirilmez. Resmi kayıt olmadan tazminat süreci başlamaz.
  2. Hastanede iş kazası beyanı vermemek. Acilde "düştüm" denir ama "işyerinde düştüm" denmez. Bu tek fark kaydı değiştirir ve ileride ispat yükünü altüst eder.
  3. SGK geliri alınınca işverene dava açmayı bırakmak. "Zaten maaş bağlandı" diye hak arama vazgeçilir. Oysa iki kanal bağımsızdır ve tazminat davası farkı kapatır.
  4. İbraname imzalamak. İşverenin uzattığı kağıdı okumadan, baskı altında ya da koşullar sağlanmadan imzalamak. TBK 420 koşulları sağlanmamışsa ibraname geçersiz ama bunu bilmek gerekir.
  5. Maluliyet oranına itiraz etmemek. SGK sağlık kurulunun belirlediği oran düşük çıkabilir ama çoğu kişi itiraz hakkı olduğunu bilmez. Kurul kararı tartışılabilir ve mahkeme bağımsız raporu esas alabilir.
  6. Tanıkları zamanında tespit etmemek. Kaza sırasında yanında olan meslektaşlar zamanla dağılır, iletişim bilgileri değişir, tanıklık yapmayı reddeder. Kazanın hemen ardından isim ve telefon numarası almak kritiktir.
  7. Arabuluculuğun zorunlu olduğunu sanmak. İş kazası tazminatı için dava şartı arabuluculuk uygulanmaz; doğrudan dava açılır. Gereksiz arabuluculuk süreci hem zaman hem de para kaybıdır.

Kişisel Değerlendirme ve Sonraki Adım

Avukat ve kolu sargılı işçi el sıkışırken ailesi cam bölme arkasında bekliyor
Avukat ve kolu sargılı işçi el sıkışırken ailesi cam bölme arkasında bekliyor

İş kazası tazminat davası, çalışan açısından hem en haklı hem de en teknik davalardandır. Haklıdır çünkü yaşanan zarar gerçektir; bedeninizle, emeğinizle ödenen bir bedeldir. Teknikdir çünkü kusur tespiti, maluliyet değerlendirmesi, aktüerya hesabı ve ibraname analizi gibi uzmanlık gerektiren aşamalar içerir. Bu iki özelliğin bir arada olması, davayı tek başına yürütmeyi son derece zorlaştırır.

Kaza geçirdiyseniz ya da bir yakınınız geçirdiyse önce üç somut adımı atın: hastanede iş kazası beyanı verin, SGK'ya bildirim yapıldığından emin olun ve tanıkların bilgilerini alın. Sonra bir iş hukuku avukatıyla ya da tazminat hukuku uzmanıyla görüşün. Dava süreci uzun olabilir — iki ila üç yıl sürmesi olağandır — ama doğru adımlar atıldığında her iki kanaldan da hakkınızı almanız mümkündür.

Sormak istediğiniz sorular, anlamadığınız ayrıntılar ya da kendi vakanzda neyle karşılaştığınızı paylaşmak isterseniz Soru Sor bölümünden uzman avukatlara ulaşabilirsiniz. İş kazası hukuku deneyimli bir gözle bakıldığında çok daha yönetilebilir bir alan; tek başınıza bırakmayın.

Uzman avukatlar dizinimizi kullanarak bulunduğunuz şehirde iş hukuku ve tazminat alanında çalışan avukatlara ulaşabilir, kariyer kararlarınızı daha sağlam bir zeminde verebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

İş kazası tazminat davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi-manevi tazminat ile rücu davaları dava şartı arabuluculuğun istisnasıdır. Doğrudan iş mahkemesinde dava açılabilir.
SGK iş kazası geliri bağlarsa ayrıca işverene dava açabilir miyim?
Evet. SGK gelirleri işverenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. SGK'nın karşılamadığı gerçek zararın farkı için iş mahkemesinde tazminat davası açmaya devam edebilirsiniz.
İş kazası tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadar?
Genel kural 10 yıldır. Aynı olaya ilişkin ceza davası daha uzun zamanaşımı öngörüyorsa hukuk davası da bu uzun süreye tabi olabilir. Maluliyetin sonradan artması halinde yeni dava açma hakkı doğar.
İşveren kazayı SGK'ya bildirmezse ne olur?
İşverenin kazayı en geç 3 iş günü içinde bildirme yükümlülüğü vardır. Bildirmeyen işverene SGK tarafından idari yaptırım uygulanır ve rücu tazminatı ağırlaştırılır. Çalışan SGK'ya bizzat dilekçeyle başvurabilir.
Trafik kazası işyerine giderken olursa iş kazası sayılır mı?
Evet. 5510 sayılı Kanun madde 13'e göre işverence sağlanan araçla işe gidiş-geliş sürecinde yaşanan kazalar iş kazası kapsamındadır. Özel araçla gidiş-geliş ise koşullara göre değerlendirilir.
Kaza sırasında kalp krizi geçirirsem bu iş kazası sayılır mı?
İçtihat geniştir; işyerinde bulunulan süre içinde gelişen kalp krizi gibi ani sağlık olayları da bazı koşullarla iş kazası sayılabilir. Mahkemeler olayın işin yürütümüyle bağlantısını araştırır.
Sigortasız çalışırken kaza geçirirsem SGK yardım eder mi?
SGK sigortasız çalışanı da korur; sağlık yardımı ve tazminat hakkı doğar. Ancak işveren tam rücuya maruz kalır ve hizmet tespiti davası açılması gerekebilir. Sigortasızlık işçinin hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayınız için alanında deneyimli bir avukata danışmanızı öneririz.

İş Mahkemesi — Diğer Rehberler