İtirazın İptali Davası ve %20 İcra İnkar Tazminatı
Mal sattınız, hizmet verdiniz ya da borç verdiniz; karşı taraf ödemedi. İlamsız icra takibi başlattınız. Ve tam takip işlemeye başlayacakken borçlunun itirazı geldi: "Borcum yok." Tek bir dilekçeyle takibiniz durdu. Peki şimdi ne yapacaksınız?
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi bu noktada alacaklıya net bir yol gösterir: itirazın iptali davası. Bu dava, duran takibi yeniden canlandırmanın yanı sıra, borçlunun itirazının haksız olduğu kanıtlanırsa alacağın en az yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatı kazanmanızı da sağlar. Bu rehberde süreci, tazminat şartlarını, iki alternatif yol arasındaki farkı ve dava sürecinde yapılan kritik hataları adım adım ele alıyoruz.
480 Bin TL'lik Fatura ve "Borcum Yok" Diyen Alıcı: Bir Toptancının Hikayesi

Bursa'da tekstil ürünleri toptancısı olan Haluk Bey (isimler temsilidir), İstanbul'daki bir butik zinciriyle üç yıldır çalışıyordu. İlişkileri sözlü anlaşmaya ve faturaya dayanıyordu; noter sözleşmesi yoktu. 2024 yılının Eylül ayında 480 bin TL tutarında sekiz ayrı fatura kesti; malların tamamını irsaliyeyle teslim etti. Kasım ayına gelindiğinde tek kuruş ödeme gelmemişti. Haluk Bey önce telefon etti, sonra WhatsApp'tan yazdı; alıcı taraf önce "havale geliyor" dedi, ardından mesajlara bile cevap vermez oldu.
Ocak 2025'te Haluk Bey, bir icra avukatının yönlendirmesiyle ilamsız icra takibi başlattı. Ödeme emri borçlu firmaya tebliğ edildi. Tam borçlu firmaya on günlük itiraz süresi dolmak üzereyken avukatları son gün itiraz dilekçesi verdi: "Böyle bir alışveriş yapmadık, söz konusu ürünleri teslim almadık." Takip durdu.
Haluk Bey'in avukatı Songül Hanım (isim temsilidir), dosyayı incelediğinde sekiz faturanın tamamının imzalı irsaliyeyle desteklendiğini, WhatsApp yazışmalarında borçlunun ürünleri beğendiğine dair mesajların bulunduğunu ve e-postada sipariş teyidinin yer aldığını gördü. "Bu dava kazanılır," dedi Haluk Bey'e, "ama bir yıl içinde açmak zorundasınız." Ertesi hafta arabuluculuk başvurusu yapıldı; süreç tıkandı ve dava açıldı. Mahkeme sekiz ay süren yargılama sonunda itirazın iptaline hükmetti; duran takip kaldığı yerden devam etti ve borçlu firma 480 bin TL'nin yüzde yirmisi olan 96 bin TL icra inkar tazminatına da mahkum edildi.
Haluk Bey'in hikayesini ilerleyen bölümlerde dört ayrı noktada daha ele alacağız; çünkü bu dava hem doğru delil yönetiminin hem de sürelerin ne kadar belirleyici olduğunu en iyi örnekleyen vakalardan biri.
İtirazın İptali Nedir: Duran Takibi Canlandırma Mekanizması

İlamsız icra takibinin en kırılgan noktası itiraz aşamasıdır. Borçlu ödeme emrine itiraz ettiği anda takip otomatik olarak durur; alacaklı tek taraflı hareketle takibi sürdüremez. Bu durum alacaklı açısından ciddi bir dezavantaj yaratır: her geçen ay faiz işlese de fiili tahsilat durmuş, haciz ve satış aşamasına geçilemez hale gelmiştir.
İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi çerçevesinde bu sorunu çözer. Alacaklı mahkemeye gider ve "borçlunun itirazı haksızdır, alacağımın gerçek ve muaccel olduğunu kanıtlıyorum, itirazın iptal edilmesini talep ediyorum" der. Mahkeme davayı sonuçlandırdığında iki şey olur: birincisi itiraz geçersiz hale gelir; ikincisi ve çok daha önemlisi, duran icra takibi aynen kaldığı yerden devam eder. Yani alacaklı yeni bir takip başlatmak zorunda kalmaz; dosya zaten hazırdır, haciz işlemlerine doğrudan geçilir.
Bu mekanizmanın alacaklı açısından büyük pratik avantajları vardır. Dosyanın birikmiş tüm işlemleri geçerliliğini korur. İcra dosyasında hacze hazır varlık tespitleri, adres araştırmaları, haciz müzekkereleri varsa bunların hiçbiri boşa gitmez. Mahkeme kararı ilamlı icra gücü taşır; yani ayrıca ilam icrasına da konu edilebilir. Bunun yanında tazminat kalemi, dava masrafları ve vekalet ücreti de hüküm altına alındığında alacaklı yalnızca asıl alacağını değil, süreçte katlandığı maliyetlerin önemli bir bölümünü de geri kazanır.
Haluk Bey vakasına dönersek: sekiz aylık yargılama süreci boyunca takip dosyası askıda kaldı ancak itiraz tarihi öncesi talep edilen ticari faiz işlemeye devam etti. Mahkemenin iptal kararıyla birlikte icra müdürlüğü borçlu firmanın banka hesaplarına ve araçlarına haciz koydu; bu süreç yeni bir takip açılmasını gerektirmedi.
İki Yol Ayrımı: İtirazın İptali mi, İtirazın Kaldırılması mı?

İtirazı aşmanın tek yolu itirazın iptali davası değildir. İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi, belirli koşulları taşıyan alacaklılara çok daha hızlı bir alternatif sunar: itirazın kaldırılması. Ancak bu iki yol birbirinden köklü biçimde ayrılır; hangisini seçeceğiniz elinizde hangi belgelerin olduğuna bağlıdır.
Aşağıdaki tablo iki yolu temel parametreler üzerinden karşılaştırmaktadır:
| Parametre | İtirazın Kaldırılması (İİK m.68) | İtirazın İptali (İİK m.67) |
|---|---|---|
| Merci | İcra mahkemesi | Asliye hukuk / ticaret / tüketici mahkemesi |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl (hak düşürücü) |
| Delil serbestisi | Yok — yalnızca İİK 68'deki belgeler (imzası ikrar/noter, resmi belge) | Tam — sözleşme, fatura, tanık, yemin, dijital yazışma |
| İnceleme şekli | Belge üzerinden, duruşmasız veya sınırlı duruşma | Tam yargılama, delil toplanması, taraf dinleme |
| Hız | Genellikle daha hızlı | Daha uzun (aylarca sürebilir) |
| Tazminat | %20 icra inkar tazminatı talep edilebilir | %20 icra inkar tazminatı talep edilebilir |
| İdeal durum | Noterce onaylı belge, imzası ikrar senet | Fatura, irsaliye, e-posta, WhatsApp, sözlü alacak |
Haluk Bey'in durumu bu ayrımı mükemmel biçimde örnekliyor. Elinde noter senedi yoktu; sekiz fatura ve imzalı irsaliye ile WhatsApp yazışmaları vardı. Bu belge profili doğrudan kaldırma yolunu kapatıyordu; zira icra mahkemesi yalnızca İİK 68'deki güçlü belgelere bakıyor, fatura tek başına yeterli sayılmıyor. İtirazın iptali davası ise her türlü delille açılabiliyor ve Haluk Bey'in elindekilerin tamamı mahkemede geçerli delil sayıldı.
1 Yıllık Süre: Kaçıranın Kaybettikleri

İtirazın iptali davasının en sert kuralı budur: itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre bir zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süredir. Aralarındaki fark kritiktir: zamanaşımı def'i olarak ileri sürülmesi gerekir ve bazı koşullarda kesilebilir; hak düşürücü süre ise mahkemece resen dikkate alınır, kesilmez, ertelenme koşulları son derece sınırlıdır. Bir yıl geçtikten sonra dava açmaya kalktığınızda mahkeme davayı süreden reddeder, alacağınızın haklılığını bile incelemez.
Peki bu süreyi kaçıran alacaklının hiçbir hakkı kalmıyor mu? Hayır; alacak davası açma hakkı tamamen ortadan kalkmaz. Genel alacak davası açabilirsiniz. Ancak bu yolda kritik avantajları kaybedersiniz: takip dosyası artık işe yaramaz, baştan yargılama yapılır ve kazansanız bile duran eski takip diriltilmez. Yeni bir ilam icrasına konu etmeniz gerekir. Dolayısıyla 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmak, yalnızca bir usul hatası değil, ciddi bir ekonomik kayıptır.
Süre ne zaman başlar? İtiraz dilekçesi borçlu tarafından icra dairesine verildiğinde takip durur; ancak hak düşürücü süre, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği günden itibaren işler. Bu iki tarih genellikle birbirinden birkaç gün ile birkaç hafta arasında ayrılır. Alacaklı olarak elinize ulaşan tebligat zarfının tarihini bir kenara not edin ve bu tarihten itibaren bir yıl hesap edin. Avukatınızla birlikte takviye bir hatırlatma sistemi kurun; hak düşürücü süre kaçırıldıktan sonra hiçbir hukuki araç geri döndüremez.
Ticari alacaklarda ek bir önem taşıyan nokta daha vardır: dava şartı arabuluculuk. Ticari nitelikteki alacaklar için dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunludur. Arabuluculuk süreci de zaman aldığından, 1 yıllık süre içinde hem arabuluculuğu tamamlamak hem de dava açmak için yeterli zaman bırakacak biçimde planlamak gerekir. "Son gün arabuluculuğa başvurdum, süre uzar" gibi bir hatalı hesap hak düşürücü sürenin dolmasına yol açabilir.
%20 İcra İnkar Tazminatı: Likit Alacak Şartı ve Ters Risk

İtirazın iptali davasının en çekici kalemi icra inkar tazminatıdır. Dava kazanıldığında ve borçlunun itirazının haksız olduğuna mahkemece karar verildiğinde, alacaklının talebiyle borçlu alacağın en az yüzde yirmisi oranında tazminata mahkum edilir. Bu tazminat otomatik gelmez; dava dilekçesinde açıkça talep edilmelidir. Talep edilmezse hakim resen hükmedemez.
Ancak bu tazminata her alacaklının hakkı doğmaz. İcra inkar tazminatının şartı şudur: alacak likit olmalıdır, yani miktarı belirli ya da basit bir matematiksel işlemle hesaplanabilir nitelikte olmalıdır. Faturaya, sözleşmeye, kira bedeline, banka borcuna dayalı net rakamlı alacaklar likit kabul edilir. Buna karşın hakaret, kişilik hakkı ihlali, iş kazası gibi tazminat alacakları genellikle likit sayılmaz; çünkü miktarları yargılama sürecinde belirlenir.
Haluk Bey'in 480 bin TL'lik fatura alacağı tipik bir likit alacak örneğidir: fatura miktarları bellidir, irsaliye teslimi kanıtlar ve borçlunun itirazı "mal almadık" temelinde hukuki değil vakaya ilişkin bir iddiadır. Mahkeme bu itirazı haksız bulunca tazminat şartı doğrudan gerçekleşti.
Şimdi ters riske gelelim. Bu tazminatın bir de aynası vardır; alacaklı tarafın görmezden geldiği bir risk. Dava reddedilir ve mahkeme alacaklının takibinin haksız ve kötüniyetli olduğuna karar verirse, borçlunun talebiyle alacaklı da aynı oranda, yani alacağın en az yüzde yirmisi tutarında tazminata mahkum edilebilir. Bu "kötüniyet tazminatı" olarak da bilinen yaptırım, haksız takip açarak borçluyu haksız yere zarara uğratan alacaklılara yöneliktir. Dolayısıyla dava açmadan önce "bu alacağım gerçekten var mı ve ispat edebilir miyim" sorusunu dürüstçe yanıtlamak gerekir.
Dava Süreci Adım Adım: Arabuluculuktan Hacize

İtirazın tebliğinden mahkeme kararına ve ardından hacze uzanan süreç birden fazla aşamadan oluşur. Her aşamanın kendine özgü prosedürleri ve tuzakları vardır.
Aşama 1: Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu
Ticari nitelikteki alacaklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu bir dava şartıdır. Başvuruyu arabuluculuk bürosuna yaparsınız; karşı taraf davet edilir. Genellikle 15-30 gün içinde ya anlaşma sağlanır ya da arabulucu son tutanağı düzenler. Anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenir. Bu tutanak olmadan dava usulden reddedilir. Ticari olmayan alacaklarda (örneğin bireyler arası ödünç para) arabuluculuk zorunlu değildir.
Aşama 2: Dava Dilekçesi ve Harç
Dava dilekçesi hazırlanır; içinde alacağın dayanağı, itiraz tarihi, tebligat tarihi, itirazın iptali talebi ve icra inkar tazminatı talebi açıkça yer alır. Nispi harç yatırılır; harç miktarı alacak tutarına göre değişir. Dilekçeyle birlikte tüm delil belgeleri de mahkemeye sunulur.
Aşama 3: Yargılama Süreci
Mahkeme tarafları tebliğe çıkarır, cevap dilekçeleri alınır, ön inceleme duruşması yapılır. Ardından tahkikat aşamasına geçilir: deliller incelenir, gerekirse tanıklar dinlenir, bilirkişi atanabilir. Ticari davaların büyük bölümünde ticari defterler ve mali tablolar üzerinden muhasebe bilirkişisi raporu istenir. Bu aşama aylarca sürebilir.
Aşama 4: Karar ve Kesinleşme
Mahkeme itirazın iptaline karar verir ve gerekirse icra inkar tazminatına hükmeder. Karar temyiz edilmezse ya da Yargıtay onaylarsa kesinleşir. Ancak bazı hallerde kesinleşmeden önce de icra takibine devam edilebilir; avukatınızla bu noktayı konuşun.
Aşama 5: Haciz ve Tahsilat
Karar kesinleştiğinde icra müdürlüğüne bildirilir, duran takip kaldığı yerden devam eder. Borçlunun banka hesapları, araçları, gayrimenkulleri ve iş yeri varlıkları hacze konu edilir. Haluk Bey vakasında bu aşama kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde tamamlandı; banka blokajı anında gerçekleşti.
Delil Dosyası: Faturadan WhatsApp'a Hangi Belgeler Toplanmalı

İtirazın iptali davasında ispat yükü alacaklıdadır. Siz alacağınızın varlığını ve miktarını kanıtlamak zorundasınız; borçlu ise itirazının haklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle dava açmadan önce delil dosyasını eksiksiz hazırlamak hem yargılama süresini kısaltır hem de bilirkişi aşamasında sizi güçlü kılar.
Temel belgeler şöyle sıralanabilir. Sözleşme: yazılı bir satış veya hizmet sözleşmesi varsa bu en güçlü belgedir; tarafların karşılıklı imzasını taşımalı ve alacağın miktarını ya da hesaplama yöntemini göstermelidir. Faturalar: düzenli fatura kesen şirketler için e-arşiv veya e-fatura sisteminden çıktı alın; fatura bazında GİB kaydı sorgulanabilir olduğundan sahtelik iddiası güçleşir. İrsaliye ve teslim tutanakları: malın teslim alındığını kanıtlayan belge. Borçlu imzalı irsaliye yoksa şoför, depo görevlisi gibi tanıklarla destekleyin. Cari hesap ekstresi: uzun süreli ticari ilişkilerde ödeme geçmişini gösteren mutabakat yazışmaları çok değerlidir. E-posta yazışmaları: sipariş onayı, teslimat bildirimi, ödeme taahhüdü içeren e-postalar; bunların çıktısıyla birlikte sunucudan alınan meta veri logları da eklenirse güvenilirlik artar. WhatsApp ve SMS yazışmaları: telefon ekran görüntüsü olarak sunulur; mahkemeler bu tür dijital iletişimi giderek daha sık kabul etmektedir ancak karşı tarafın itirazıyla güvenilirlik tartışmaya açılabileceğinden yazılı belgelerle desteklenmesi önerilir. Banka transferleri: daha önce yapılan kısmi ödemeler, ticari ilişkinin varlığını kabul niteliği taşır ve çok güçlü delildir. Tanıklar: mal teslimini gören üçüncü şahıslar; yazılı delilin yokluğunda başvurulabilir ancak ticari davalarda delil değeri sınırlıdır.
Haluk Bey'in sekiz faturası, sekiz imzalı irsaliyesi ve borçlunun "ürünleri beğeniyoruz" yazan WhatsApp mesajları bir araya geldiğinde borçlunun "mal almadık" savunması fiilen çöktü. Bilirkişi raporu da aynı sonuca ulaştı; davanın seyrini deliller belirledi.
Borçlu Tarafı: Haklı İtiraz Nasıl Savunulur

Bu davanın borçlu tarafı da son derece önemlidir. Eğer bir itirazın iptali davasında borçlu konumundaysanız —yani "borcum yok" diyerek itiraz ettiniz ve alacaklı dava açtı— yapmanız gereken şeyler bellidir.
İlk olarak itirazınızın dayandığı gerçek nedeni net biçimde ortaya koyun. "Mal almadım" savunması için teslim tutanağını imzalamadığınıza dair kanıt getirin; depo kayıtları, kargo takip belgeleri, o tarihte farklı bir lokasyonda olduğunuza dair belgeler işe yarar. "Malları iade ettim" savunması için iade tutanağı veya karşı tarafa yolladığınız yazılı bildirim gerekir. "Ödedim" savunması için banka dekontu veya makbuz sunun. "Alacak zaten doğmadı" savunması için sözleşmenin imzalanmadığını ya da ön koşulların gerçekleşmediğini ispatlayın.
İkinci olarak karşı tazminat riskini göz önünde bulundurun. Eğer mahkeme itirazınızın haklı olduğuna karar verirse kötüniyet tazminatı talebinizi dilekçenize ekleyin. Alacaklının haksız ve kötüniyetli takip açtığını kanıtlayabilirseniz alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminat talep etme hakkınız vardır.
Üçüncü olarak menfi tespit davası açma seçeneğini değerlendirin. Eğer alacaklının alacağının hiç doğmadığını savunuyorsanız, itirazın iptali davasında savunma yapmakla yetinmeyebilirsiniz; paralelde menfi tespit davası açarak borçlu olmadığınızın tespitini de isteyebilirsiniz. Menfi tespit davası hakkında daha ayrıntılı bilgiye menfi tespit davası rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Dördüncü ve en önemli nokta: borçlu olarak savunmanızı belge temelli yapın. "Almadım" veya "ödemeden muafım" demek yetmez; mahkeme her iki tarafın delillerini tartarak karar verir. Elinizde güçlü belgeler varsa haklı itiraz savunusu mümkündür; belgeleriniz zayıfsa uzlaşma yolunu araştırmak uzun vadede daha akılcı olabilir.
Sık Yapılan 7 Hata

İtirazın iptali davalarında deneyimli avukatların defalarca karşılaştığı hatalar var. Bu hataları bilmek, aynı tuzaklara düşmeyi engeller.
- 1 yıllık süreyi gözden kaçırmak. Hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açmak mümkün değildir. İtiraz tebliğini aldığınız gün takvime işaretleyin; avukatınız yoksa dahi bu tarihi kayıt altına alın.
- Arabuluculuğu atlamak ya da çok geç başvurmak. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk şartı ihmal edilirse dava usulden reddedilir. Süreden tasarruf etmek için son aya bırakmak da risklidir.
- İcra inkar tazminatını dava dilekçesine yazmamak. Tazminat otomatik verilmez; açıkça talep edilmesi gerekir. Dilekçede bu talep yoksa sonradan yargılamanın yenilenmesi ya da ayrı dava açmak gerekir.
- Likit olmayan alacak için tazminat talep etmek. Belirli bir rakama bağlanamayan, yargılamada netleşen alacaklar için icra inkar tazminatı istenemez. Bu talebin reddi davanın bütününü sarsmaz ama gereksiz tartışma yaratır.
- Delil dosyasını eksik hazırlamak. Fatura tek başına yetmez; teslimi ispatlayan irsaliye, sipariş yazışması veya tanık olmadan alacaklı ispat güçlüğüne düşer. Dava açmadan önce delil envanteri çıkarın.
- Kısmi itiraz halinde tüm alacak için dava açmak. Borçlu yalnızca bir kısmına itiraz ettiyse, itiraz edilmeyen kısım için takip devam eder; itirazın iptali davası sadece itiraz edilen kısım için açılır. Tüm alacak için dava açmak harca fazla para ödemek anlamına gelir.
- Faiz türünü yanlış belirlemek. Ticari işlemlerde avans faizi yerine ticari faiz talep etmek ya da tam tersini yapmak, yıllarca süren dava ve infaz sürecinde ciddi kayıplara yol açar. Talep ettiğiniz faiz türünü sözleşme veya alacağın niteliğine göre avukatınızla netleştirin.
Sonuç: Alacaklı mısınız, Borçlu mu? Adımlarınız Farklı
İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibinin en kritik kavşağıdır. Alacaklı olarak bu kavşakta doğru yönü seçmek — zamanında arabuluculuk, eksiksiz delil dosyası, doğru yazılmış dilekçe — hem asıl alacağınızı tahsil etmenizi hem de borçlunun haksız itirazı nedeniyle ek tazminat almanızı sağlar. Borçlu olarak ise haklı itirazınızı delile dayalı biçimde savunmak ve karşı tazminat haklarınızı kullanmak birincil önceliğiniz olmalıdır.
Her davanın kendine özgü delil profili, süre hesabı ve strateji gerektirdiği unutulmamalıdır. İcra inkar tazminatı gibi hesaplanması gereken bir kalem için somut rakamlara ihtiyaç duyulur; bu da dosyanın deneyimli bir avukatla yürütülmesini zorunlu kılar. Türkiye genelinde İstanbul'daki icra ve iflas hukuku avukatlarına veya İzmir'deki icra ve iflas hukuku avukatlarına ulaşabilir, uyuşmazlığınıza özel bir değerlendirme talep edebilirsiniz. Hukuki süreçle ilgili ön sorularınız için soru-cevap bölümümüzü de inceleyebilirsiniz.
Alacağınızın haklılığından eminseniz, süreci doğru yönettiğinizde hem alacağınızı tahsil edersiniz hem de borçlunun haksız itirazının bedelini ödemesini sağlarsınız. Emin değilseniz —delilleriniz zayıfsa ya da alacağın varlığı tartışmalıysa— dava açmadan önce mutlaka bir avukattan değerlendirme alın; aksi halde ters tazminat riskiyle yüz yüze gelebilirsiniz. Tüm avukat arama sayfamızdan konusunda uzman hukukçulara ulaşabilirsiniz.