Okulda Çocuğum Yaralandı: Tazminat Rehberi
Çocuğunuzun okulda yaralanması, hiçbir ebeveynin hazır olmak istediği anlardandır. Ama hukuki olarak şunu net bilin: okul, çocuğunuzu sabah teslim aldığı andan öğleden sonra size teslim ettiği ana kadar onu korumak ve gözetmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali hem idari hem de hukuki sorumluluk doğurur. Kaza devlet okulunda mı yaşandı, özel okulda mı — bu sorunun cevabı, hangi mahkemeye gideceğinizi, ne kadar süreniz olduğunu ve nasıl bir strateji izleyeceğinizi baştan sona belirler.
Türkiye'de okul kazaları çocukluk döneminin en sık görülen yaralanma nedenlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Zorbalık şikayetleri yıl geçtikçe artış gösterirken okul bahçesi ekipman kazaları, beden dersi yaralanmaları ve servis kazaları da gündemden düşmemektedir. Bu makalede hem devlet hem de özel okul senaryolarını somut bir vakadan hareketle ele alacağız; delil nasıl toplanır, süreler nasıl hesaplanır, tazminat kalemleri nelerdir — hepsini adım adım göreceğiz.
Teneffüste Nöbetsiz Bahçe, Kırık Kol: Ahmet'in Davası

Ahmet, 9 yaşında, İstanbul'da bir devlet ilkokulunda 3. sınıf öğrencisiydi (isimler temsilidir). Aralık ayının soğuk sabahında ikinci teneffüste okul bahçesine çıktı. O gün bahçe nöbetine atanan öğretmen, sınıf içinde bir veli görüşmesi nedeniyle bahçeye inmemişti. Nöbet çizelgesine göre 35 öğrenciye tek nöbetçi düşmesi gerekirken pratikte o saat hiç nöbetçi yoktu. Ahmet, merdivenin son basamağında kayıp düştü ve sol kolunu kırdı. Okulun sağlık odası hemşiresi yoktu; müdür yardımcısı ambulans çağrıldığında on iki dakika geçmişti.
Ahmet'in annesi Fatma Hanım, önce okul müdüründen olay tutanağı istedi. Müdür "biz yazarız, size göndeririz" dedi ve iki hafta boyunca hiçbir şey göndermedi. Bu gecikme bile başlı başına bir kusur göstergesiydi çünkü tutanağın tutulmamış olması — ya da varlığının saklanması — ilgili tarafın sorumluluğuna işaret eder. Fatma Hanım bir İstanbul tazminat avukatına danıştıktan sonra bilgi edinme başvurusuyla hem nöbet çizelgelerini hem de o gün okula ait kamera kayıt loglarını talep etti. Nöbet çizelgesinde söz konusu öğretmenin imzası eksikti; kamera görüntüleri ise bahçede öğretmen olmadığını tartışmasız biçimde ortaya koydu. Bu iki belge davanın omurgasını oluşturdu.
Fatma Hanım, zararı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yazılı tazminat başvurusu yaptı. İdare 60 günlük süre içinde yanıt vermedi; bu zımni ret sayıldı. Ardından 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açıldı. Mahkeme, nöbet defteri ve kamera kayıtlarını celp etti; bilirkişi gözetim kusurunun açık olduğunu raporladı. Ahmet'in tedavi giderleri, geçici iş göremezlik karşılığı hesaplanan gelecek kaybı ve manevi tazminat birlikte hükmedildi. Dava yaklaşık iki buçuk yıl sürdü; ama zamanında atılan adımlar sayesinde hiçbir hak kaybı yaşanmadı.
Bu vakayı makalenin dört bir yanında sürdüreceğiz; Ahmet'in dosyasındaki adımlar size soyut kavramları somutlaştıracak.
Gözetim Yükümü: Teslim Aldığından Teslim Edene Kadar

Türk hukukunda okulun koruma-gözetim borcu, öğrencinin okul kapısından girdiği andan velisine teslim edildiği ana kadar kesintisiz devam eder. Bu yükümlülük hem idare hukukunda hem de özel hukukta kabul gören köklü bir ilkedir. Okul yalnızca "ders saatinde" değil, teneffüslerde, beden derslerinde, okul gezilerinde, yemekhanede ve servis güzergahında da bu koruma yükümlülüğü altındadır.
Özellikle küçük yaş grubunda — anaokulu ve ilköğretim 1-3. sınıflar — beklenen gözetim yoğunluğu neredeyse mutlak sayılır. Çocuklar bu yaşta risk algısı, dürtü kontrolü ve fiziksel koordinasyon açısından henüz gelişmektedir; dolayısıyla aynı ortamda bir lise öğrencisinden çok daha yoğun denetim gerektirir. Mahkemeler bu farkı tazminat hesaplamalarına yansıtır: küçük yaştaki bir çocuğun yaralanmasında kusurun varlığını kabul etmek daha kolay olur çünkü yaş itibarıyla yoğun denetim beklentisi standarttır.
Gözetim yükümlülüğünün pratik yansımaları şunlardır: teneffüste bahçede yeterli sayıda ve aktif nöbetçi öğretmen bulundurulması, beden derslerinde öğrencinin yaş ve fiziksel gelişimine uygun etkinlik planlanması, spor aletlerinin ve bahçe ekipmanının periyodik bakımının yapılması, merdivenlere korkuluk eklenmesi ve kaygan zeminlere uyarı levhası konulması. Bunların herhangi birinin eksikliği somut bir kusur olgusuna işaret edebilir. Ahmet'in vakasında nöbetçi öğretmenin olmaması, bu standart yükümlülüğün açık biçimde karşılanmadığını gösteriyordu.
Servis kazaları da bu yükümlülük kapsamında değerlendirilir. Taşımalı eğitim uygulamasında geçerli olan yönetmelik, serviste rehber personel bulundurulmasını zorunlu kılar. Servis şirketiyle birlikte okul idaresi de bu kazalarda sorumlu tutulabilir. Okul çıkışı sonrası sokakta yaşanan kazalarda ise tablo daha tartışmalıdır; mahkemeler veliye teslim anının tam olarak ne zaman gerçekleştiğini somut koşullara göre inceler.
İki Dünya: Devlet Okulu Tam Yargı, Özel Okul Tüketici Mahkemesi

Okulun devlet mi özel mi olduğu, hukuki yolunuzu baştan sona belirler. Bu farkı anlamak davanızın en kritik adımıdır.
| Kriter | Devlet Okulu | Özel Okul |
|---|---|---|
| Hukuki dayanak | İdare hukuku — hizmet kusuru | Özel hukuk — sözleşmeye aykırılık + haksız fiil |
| Muhatap | MEB / Valilik (idare) | Okul işletmesi (özel hukuk tüzel kişisi) |
| İlk adım | İdareye yazılı tazminat başvurusu (zorunlu) | Arabuluculuk (tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu ön adım olabilir) |
| Başvuru süresi | Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl (ve her hâlde 5 yıl) | TBK / TKHK kapsamında ayrı süreler |
| Yetkili yargı yeri | İdare mahkemesi (tam yargı davası) | Tüketici mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesi |
| Öğretmene kişisel dava | Yasak — Anayasa m.129: husumet idareye; idare kusurlu personele rücu eder | Sözleşme tarafı olmadığından genelde ayrı bir tüketici talebi yok; haksız fiil yoluyla tartışmalı |
| Sigorta kanalı | Zorunlu sigorta çerçevesi sınırlı; idare sorumluluğu esas | Özel okulların sorumluluk sigortaları + öğrenci kaza sigortaları aktif yol |
Özel okulda ise tablo farklıdır. Velinin okulla imzaladığı eğitim hizmeti sözleşmesi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir hizmet sözleşmesidir. Okulun tanıtım broşüründe ya da web sitesinde verdiği vaatler — "7/24 kamera güvenliği", "tam zamanlı hemşire", "nitelikli beden eğitimi kadrosu" — bu sözleşmenin bir parçası sayılabilir. Dolayısıyla bu vaatlerin yerine getirilmemesi sözleşmeye aykırılık oluşturur ve tazminat talebini güçlendirir. Aynı zamanda haksız fiil hükümlerine de dayanılabilir; her iki talep birlikte yürütülebilir.
Ahmet'in vakası devlet okulunda geçtiği için idari yol izlendi. Eğer aynı kaza özel bir okulda yaşansaydı, önce arabuluculuk aşamasından geçmek, akabinde tüketici mahkemesine başvurmak gerekecekti. İki yol aynı sonuca götürebilir; ama yolun kendisi tamamen farklıdır.
Kusur Kataloğu: Nöbet Eksikliğinden Zorbalık Yönetimine

Okulun sorumluluğunu tetikleyen kusurlar birkaç farklı kategoride toplanır. Bunları bilmek hem davanızı şekillendirmenize hem de hangi belgeleri toplamanız gerektiğini anlamanıza yardımcı olur.
Gözetim eksikliği: En yaygın ve ispat edilmesi en kolay kusur türüdür. Teneffüste bahçede nöbetçi öğretmenin bulunmaması, nöbet çizelgesinde imzasız satırlar, yetersiz sayıda gözetim personeli — bunların tümü doğrudan görünür kusur olarak değerlendirilir. Ahmet'in vakasında nöbet defteri bu kusuru belgeleyen birincil delil oldu.
Fiziksel güvenlik kusurları: Bakımsız spor ekipmanı, korkuluksuz veya yetersiz korkuluklu merdivenler, kaygan zemin kaplamaları, okul bahçesindeki kırık demir parçaları, düzgün aydınlatılmamış koridorlar — bunlar fotoğraflanabilen ve tutanaklaştırılabilen somut kusur olgularıdır. Mahkemeler bilirkişiden okul fiziksel koşullarının standartlara uygunluğunu inceleyen rapor ister; bu raporlarda tespit edilen eksiklikler tazminat miktarını etkiler.
Organizasyon ve ders planlama kusurları: Beden dersinde öğrencinin yaş ve fiziksel gelişimine uygun olmayan hareketlerin yaptırılması ayrı bir kusur kategorisidir. Sekizinci sınıf öğrencilerine yönelik tasarlanmış bir akrobatik hareketin beşinci sınıfta uygulanması ya da hasta ve sakatları ayrıştırmaksızın aynı egzersizi yaptırmak, organizasyon kusurunun somut örnekleridir.
Zorbalık yönetimi: Okul idaresine daha önce yazılı veya sözlü olarak bildirilmiş bir zorbalık vakasına rağmen önlem alınmaması, diğer kusur türlerinden çok daha ağır değerlendirilir. E-posta kayıtları, dilekçe alındıları, veli toplantısı tutanakları — bunların herhangi biri "okul yönetimi biliyordu ama önlem almadı" tezini destekler. Bu durumda kusurun kasıt sınırına yaklaştığı kabul edilir ve manevi tazminat tutarı belirgin biçimde yükselir.
Servis kazaları: Taşımalı eğitimde yaşanan kazalarda rehber personelin serviste bulunmaması yönetmelik ihlaline yol açar. Servis şirketiyle okul idaresi bu kazalarda birlikte sorumlu tutulabilir. Servis aracının okul tarafından denetlenip denetlenmediği, sürücünün ehliyet ve sicil durumu da delil kapsamına girer.
1 Yıl Disiplini: İdari Başvurudan Dava Açmaya Kadar

Devlet okulu kazalarında zamanlama, davanın kaderini belirler. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi çok net bir çerçeve çizer ve bu çerçevenin dışına çıkmak ciddi hak kayıplarına yol açar.
Adım 1 — Zararın Öğrenilmesi ve Başvuru Süresi
Zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde ilgili idareye — genellikle İl Milli Eğitim Müdürlüğü — yazılı tazminat başvurusu yapılması zorunludur. Bu süre, her halükarda olaydan itibaren 5 yıl ile sınırlıdır. Yani kaza tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 5 yılı geçen davalarda hak düşürücü süre devreye girer. Büyüme çağındaki çocuklarda sonradan ortaya çıkan komplikasyonlar — büyüme plakasında hasar, eklem dejenerasyonu, nörolojik etki — "gelişen zarar" kapsamında ayrı bir başvuruya konu edilebilir; ancak bu nüansı değerlendirmek için bir idare hukuku avukatına danışmak şarttır.
Adım 2 — Başvurunun İçeriği ve Teslimi
Başvuru dilekçesinde olayın tarihi, mekanı ve seyri, uğranılan zarar kalemleri (tedavi giderleri, iş göremezlik, manevi zarar), talep edilen tazminat tutarı ve yasal dayanak açıkça yer almalıdır. Dilekçeyi elden teslim ederek imzalı alındı belgesi almak ya da iadeli taahhütlü posta ile göndermek kritik önem taşır. E-devlet üzerinden yapılan başvurularda da teslimat belgesi kaydedilmelidir. Sürenin ispatı ileride ihtiyaç duyulacak bir belgedir.
Adım 3 — 60 Gün Bekleme ve Zımni Ret
İdare, başvuruyu aldıktan sonra 60 gün içinde yanıt vermek zorundadır. Yanıt verilmezse bu sürenin dolmasıyla birlikte "zımni ret" oluşur ve dava açma hakkı doğar. Reddin açıkça bildirilmesi halinde ise tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. Ahmet'in davasında idare hiç yanıt vermedi; 60 günlük sürenin dolmasının ertesinde tam yargı davası dosyalandı.
Adım 4 — Tam Yargı Davası
Tam yargı davası, hem hizmet kusurunun tespitini hem de tazminata hükmedilmesini kapsayan idare yargısı davasıdır. Devlet hastanesi malpraktis davalarında izlenen yol ile yapısal olarak benzerlik taşır. Dava dilekçesinde idari başvurunun reddine ya da zımni rete ilişkin bilgiler, delillerin özeti ve hukuki değerlendirme yer alır. Mahkeme genellikle bilirkişi incelemesi kararı verir; bilirkişi raporu tazminat miktarının belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Delil Seti: Tutanak, Kamera Acelesi, Bilgi Edinme

Davanızın kazanılıp kazanılmayacağını büyük ölçüde kaza sonrası ilk birkaç günde attığınız adımlar belirler. Delil toplamak bir avukatın işi olduğu kadar velinin de anlık görevi haline gelir çünkü bazı deliller hızla yok olur.
Olay tutanağı: Kaza anında ya da hemen ardından okul müdürlüğünden yazılı olay tutanağı talep edin. Tutanağın sizin imzanızla onaylanmış bir kopyasını isteyin. Okul tutanak düzenlemekten kaçınırsa ya da sizi oyalıyorsa bu durum başlı başına bir ihmal göstergesidir; yazılı talebinizin tarihi ve içeriğini kaydedin.
Kamera kayıtları — ACİL: Okul güvenlik kameralarının kayıt saklama süresi genellikle 7 ila 30 gün arasındadır; bazı sistemlerde bu süre daha kısa olabilir. Kaza gününün sabahından gece yarısına kadar olan kayıtların silinmemesi için okul müdürlüğüne derhal yazılı başvuru yapın. Aynı gün savcılığa suç duyurusunda bulunarak mahkeme kanalıyla celp kararı çıkarttırın. Kayıtların silinmesi — kasıtlı ya da ihmalen — mahkemede okulun aleyhine karine oluşturabilir.
Nöbet çizelgeleri ve iş güvenliği raporları: Bu belgeler okul idaresinin elindedir ve doğrudan talep edilmesi halinde çoğunlukla verilmez ya da gecikmeli verilir. Bilgi edinme başvurusu yoluyla İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden resmi talepte bulunmak en güvenilir yoldur. CİMER üzerinden yapılan başvurular hem hızlı hem de iz bırakır. Yanıt verilmezse Kamu Denetçiliği Kurumu'na itiraz edilebilir.
Hastane kayıtları ve adli rapor: Acil servise ilk başvuru anındaki kayıtlar kritiktir. Mümkünse adli tıp raporu düzenlenmesini isteyin; bu rapor yaralanmanın niteliğini, şiddetini ve olası uzun vadeli etkilerini belgeleyeceği için tazminat hesabının temelini oluşturur.
Tanıklar: Kazayı gören öğrenci arkadaşların ve öğretmenlerin isimleri not edilmeli; beyanlar mümkün olan en kısa sürede yazılı hale getirilmelidir. Mahkeme tanıkları çağırabilir; ancak aylarca sonra anıların solması ya da okul baskısı nedeniyle beyanların değişebileceği göz önünde tutulmalıdır. Bu nedenle ilk günlerdeki yazılı ifadeler son derece değerlidir.
Önceki şikayet kayıtları: Zorbalık vakasında daha önce yaptığınız her türlü bildirim — e-posta, dilekçe alındısı, veli defteri imzası, toplantı tutanağı — dosyanıza eklenmesi gereken delillerdir. Bu belgeler okulun bilgisi olduğunu kanıtlar ve kusuru nitelikli hale getirir.
Tazminat Kalemleri: Çocuğun Gelecek Kaybı Hesabı

Okulda yaralanmadan kaynaklanan tazminat talepleri birden fazla kalemi kapsar. Bu kalemleri eksiksiz biçimde belgelemek, hem talep miktarını doğru tespit etmek hem de mahkemede yetersiz talep nedeniyle hak kaybı yaşamamak açısından kritiktir.
Tedavi giderleri: Devlet okulu kazalarında devlet hastanelerinde yapılan tedavinin büyük bölümü SGK ya da genel sağlık sigortası kapsamında karşılanır; ama cepten yapılan ödemeler — özel poliklinik ücretleri, fizik tedavi seansları, protez-ortez, ilaç giderleri — talep konusu edilebilir. Tüm fatura ve ödeme belgelerini saklayın.
Sürekli sakatlıkta iş göremezlik ve gelecek kazanç kaybı: Bu kalem, okul kazalarında en büyük tazminat tutarını oluşturan kalemdir. Küçük bir çocuğun bugünkü yaralanması, onlarca yıl sürebilecek bir kazanç kaybına yol açabilir. Aktüerya hesabı, çocuğun yaşı, mesleki beklentileri, yaralanmanın derecesi ve ülkedeki ortalama ücret verileri kullanılarak yapılır. Genç yaş, uzun dönem hesabı anlamına gelir ve bu da tazminat miktarını yükseltir. Bilirkişi raporu bu hesabın temelini oluşturur.
Bakıcı giderleri: Ağır yaralanmalarda çocuğun günlük bakımı için profesyonel destek alınması gerekiyorsa bu giderler de talep kapsamına girer. İyileşme sürecinde yapılan geçici bakıcı ödemeleri de belgelenmelidir.
Manevi tazminat: Hem çocuk hem de anne-baba için manevi tazminat istenebilir. Mahkemeler bu kalemi olayın ağırlığına, okulun kusur derecesine ve ailenin yaşadığı psikolojik etkiye göre belirler. Zorbalık vakalarında ya da okulun kasıtlı ihmalini gösteren durumlarda manevi tazminat tutarı belirgin biçimde yükselir.
Destekten yoksunluk: Ağır yaralanma ya da ölüm halinde — maalesef bazı vakalar bu boyuta ulaşabilmektedir — geride kalan anne-baba veya kardeşler için destekten yoksunluk tazminatı ayrıca talep edilebilir. Bu kalem de aktüerya hesabına dayanır.
Sigorta Kısayolu, MEB Şikayet Zinciri ve Ceza Boyutu

Hukuki sürecin yanında bazı pratik yollar, zaman ve hukuki yük açısından size ciddi avantaj sağlayabilir.
Özel okul sigortaları: Pek çok özel okul sorumluluk sigortası yaptırmaktadır. Bunun yanı sıra bazı okullar öğrenci kaza sigortası da sunar; bu poliçenin varlığından velilerin çoğu habersizdir. Kaza sonrasında okul idaresinden mevcut sigorta poliçelerini sormanız, sigorta şirketiyle doğrudan başvuru kanalı açabilir. Sigorta yoluyla tazminat tahsilatı, dava sürecine kıyasla çok daha hızlı sonuçlanabilir.
MEB şikayet zinciri: Tazminat davasından bağımsız olarak okul idaresinin ihmalini idari kanallardan şikayet etme hakkınız vardır. Okul müdürlüğüne yazılı şikayet yapılabilir; yanıt alınamazsa ilçe veya il Milli Eğitim Müdürlüğü'ne üst yazı gönderilebilir. CİMER üzerinden Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne başvurulabilir. Bu adımlar hem okul üzerinde idari baskı yaratır hem de ilerideki dava dosyanıza ek belge sağlar.
Ceza boyutu: Özellikle ağır yaralanmalarda okul personeli hakkında taksirle yaralama suçu kapsamında ceza soruşturması başlatılabilir. Devlet memuru olan öğretmen ve idareciler hakkında soruşturma açılabilmesi için 4483 sayılı Kanun çerçevesinde idari soruşturma izni alınması gerekir. Savcılık bu izni ilgili makamdan talep eder; izin verilmezse karara itiraz edilebilir. Ciddi ihmallerde görevi kötüye kullanma suçu da gündeme gelebilir. Ceza davası tazminat davasından bağımsız yürür; ama ceza mahkemesinde tespit edilen kusur olgusu, tazminat davasında güçlü delil niteliği taşır.
Servis kazalarında ek yol: Servis şirketi özel bir işletmeyse hem okul idaresine hem de servis firmasına karşı aynı anda dava açılabilir. Servis şirketinin zorunlu trafik sigortası ve ihtiyari sorumluluk sigortası da devreye girebilir.
Tüm bu yollar birbirini dışlamaz; paralel yürütülebilir. Ancak hangi yolun öncelikli izleneceği davanızın özelliklerine göre değişir. Ahmet'in vakasında önce idari başvuru, ardından tam yargı davası izlendi; okul idaresi hakkında ayrıca idari soruşturma başlatıldı. Her iki süreç birbirini destekler biçimde ilerledi.
Sık Yapılan 7 Hata

Okulda yaralanma vakalarında velilerin düştüğü hatalar, telafi edilmesi zor hak kayıplarına yol açabilir. Aşağıdaki liste, bu alandaki en yaygın yanlışları özetlemektedir.
- Tutanak almadan ayrılmak: Hastaneye götürürken ya da okul müdürüyle konuşurken heyecanla ayrılıp resmi tutanak almamak, ilerleyen süreçte ciddi ispat sorunu yaratır. Hastaneye girerken bile "adli vaka" bildirimi talep etmeyi unutmayın.
- Kamera kayıtlarını geciktirmek: Kaza günü başlamak yerine birkaç gün sonra kayıt talebinde bulunmak, görüntülerin silinmesine yol açabilir. Kamera talebi kaza gününün akşamından önce yazılı olarak yapılmalıdır.
- Öğretmene karşı dava açmak: Devlet okulunda öğretmen veya müdüre karşı doğrudan dava açmak usul yönünden yanlıştır. Anayasa'nın 129. maddesi gereği husumet idareye yönlendirilmelidir; bu hata zaman ve para kaybına yol açar.
- İdareye başvuruyu ertelemek: "Daha iyileşsin, sonra bakarız" düşüncesiyle 1 yıllık başvuru süresini kaçırmak, davanın usulden reddine zemin hazırlar. Yaralanma gerçekleşir gerçekleşmez süre işlemeye başlar.
- Sözlü uzlaşma teklifini kabul etmek: Okul müdürünün ya da idare yetkilisinin sözlü olarak tazminat teklif etmesi, hiçbir hukuki güvence taşımaz. Herhangi bir uzlaşma yalnızca yazılı, imzalı ve noter onaylı biçimde geçerlidir.
- Sigorta poliçesini sormamak: Özellikle özel okulda mevcut öğrenci kaza sigortasını sorgulamadan doğrudan dava açmak, hızlı ve masrafsız bir tahsilat kanalını atlamak anlamına gelir.
- Gelişen zararı göz ardı etmek: Çocuk iyileşti diye dosyayı kapatmak, büyüme çağında ileride ortaya çıkabilecek komplikasyonlar için hak kaybı riski taşır. Medikal takip sürdürülmeli ve doktor raporları saklanmalıdır.
Avukat Değerlendirmesi: Hangi Durumda Ne Yapmalısınız?

Vakanız basit bir tedavi giderinden oluşuyorsa ve okul iyi niyetle hareket ediyorsa, sigorta kanalı veya idareye yazılı başvuru kendi başınıza da yürütülebilir. Ancak şu durumlarda mutlaka bir uzman tazminat avukatıyla çalışmanız gerekir: kırık, kafa travması veya cerrahi müdahale gerektiren yaralanma; sürekli sakatlık ihtimali; zorbalık temelli yaralanma; servis kazası; okulun belge vermekten kaçınması; 1 yıllık başvuru süresinin dolmasına 3 aydan az kalması.
Devlet okulu davalarında idare hukuku deneyimi olan bir avukat, tam yargı dilekçesinin içeriğini ve bilirkişi sürecini doğru yönetme konusunda belirleyici fark yaratır. Özel okul davalarında ise tüketici hukuku ve sözleşme hukuku bilgisi ön plana çıkar. Her iki dünya da teknik bilgi gerektirir; genel uygulama yapan bir avukat yerine ilgili alanda soru yöneltebileceğiniz ya da danışabileceğiniz bir uzman tercih edin.
Ahmet'in annesi Fatma Hanım, ilk günden bir avukatla çalıştığı için ne bilgi edinme başvurusunu ne kamera talebini ne de 60 günlük süreyi kaçırdı. Dava sonunda hem Ahmet'in tedavi masrafları hem de ilerideki olası kazanç kaybına karşılık hesaplanan tutar tazminat olarak hükmedildi. Süreç uzundu; ama hiç şüphesiz meşrudu ve zamanında atılan her adım bu sonucu mümkün kıldı.
Çocuğunuz okulda yaralandıysa paniklemek yerine sistematik hareket edin: tutanağı alın, kamera talebini yapın, belgeleri toplayın ve hukuki değerlendirme için vakit kaybetmeden bir avukata danışın. Haklarınız yasada yazılı — tek yapmanız gereken o haklara zamanında sahip çıkmak.