Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası: Hisseli Mal Nasıl Paylaşılır?
Dededen kalma ev, miras yoluyla birden fazla kişiye geçti. Bir kısım mirasçı satmak istiyor, biri razı değil. Ya da eski ortaklar arasındaki hisseli arsa yıllardır atıl duruyor, kimse karar veremiyor. Bu tablo Türkiye'de milyonlarca taşınmaz için geçerli ve hukuki çözümü son derece nettir: ortaklığın giderilmesi davası, diğer adıyla izale-i şüyu.
Pek çok kişinin "azınlık hissedar satışı engelleyebilir" ya da "tüm paydaşlar onay vermeden mahkeme bir şey yapamaz" diye bildiği yanlıştır. Kanun son derece açık: paylı veya elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan herhangi biri, diğerleri ne kadar direnirse dirensin, ortaklığın giderilmesini isteyebilir. Sulh Hukuk Mahkemesi bu talebi haklı bulmak zorunda kalır; mesele yalnızca "satış mı, taksim mi" kararına ve süreç yönetimine kalır.
Vaka: Dededen Kalan Dört Hisseli Ev

Ankara Çankaya'da bir müstakil ev, dört kardeş arasında eşit hisselerle miras kalmıştı. Büyük kardeş Cemal (isimler temsilidir) bu evin zemin katında on iki yıldır yaşıyordu. Diğer üç kardeş — Sema, Hakan ve Nilüfer — farklı şehirlerde yaşıyor ve evin satılıp payların dağıtılmasını istiyordu. Cemal ise "burası babamın evi, satılmasına izin vermem" tutumunu sürdürdü.
Sema, bir Ankara gayrimenkul avukatı ile görüştüğünde aldığı ilk bilgi şu oldu: "Cemal'in onayı yasal olarak şart değil." Avukat, önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yaptı. Arabuluculuk görüşmesinde Cemal yine reddetti; tutanak düzenlendi ve dava yolu açıldı. Dava dilekçesinde tüm dört kardeş hem davacı hem davalı taraf olarak yer aldı — çünkü kanun, tüm paydaşların davaya dahil edilmesini zorunlu kılıyor.
Keşif günü bilirkişi evi inceledi. Zemin katta Cemal'in yaptırdığı tadilatlar ve eklediği bölmeler tespit edildi; Cemal bu noktada muhdesat iddiasıyla ortaya çıktı. Üst katların ve bahçenin durumu da raporda belirtildi. Bilirkişi, parselin imar mevzuatı açısından ifrazının mümkün olmadığını, yani aynen taksimin yapılamayacağını belirtti. Mahkeme de bu rapora dayanarak satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verdi.
İhale günü dört kardeş de salonday geldi. Sema ve Hakan birlikte en yüksek teklifi verdi; Cemal biraz düşük teklifte kalınca evi bu iki kardeş satın aldı. Böylece Cemal payının bedelini nakden alırken, Sema ve Hakan evin yeni ve ortak sahipleri oldu. (isimler temsilidir) Bu sonuç, "mahkeme evi yabancıya sattırmaz" beklentisinin gerçekte nasıl işlediğini gösteren tipik bir örnektir: paydaşlar rekabet etmezse ya da yetersiz teklif verirse mal gerçekten dışarıya çıkabilir.
İzale-i Şüyu Nedir: Tek Paydaşın Gücü

Ortaklığın giderilmesi davası, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyetine uygulanabilen bir dava türüdür. Temel fikir şudur: hiç kimse, istediği sürece hissedar kalmaya zorlanamaz. Ortak mülkiyet, kendi iradesinden bağımsız olarak başkalarıyla birlikte bir malın sahibi olmak demektir ve kanun koyucu bu durumun süresiz devam etmesini uygun görmemiştir.
Bu dava; sulh hukuk mahkemesinde görülür ve yetki kesindir — yani taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi dışında başka bir mahkemeye başvuramazsınız. Yetki kuralı emredici nitelikte olduğundan taraflar anlaşarak farklı bir yer belirleyemez, mahkeme de yetkisizliği re'sen (kendiliğinden) gözetir.
Davayı açabilmek için belirli bir hisse büyüklüğü şartı yoktur. Yüzde bire sahip olan bir paydaş bile bu davayı açabilir; yüzde doksan dokuza sahip olan diğer paydaşların onayı gerekmez. "Küçük hissedar hiçbir şey yapamaz" inanışı hukuken tamamen yanlıştır. Aynı şekilde "çoğunluk hissedar satışa engel olabilir" de geçersizdir. Mahkeme, davayı açan paydaşın payının büyüklüğüne bakmaksızın ortaklığın giderilmesi kararı vermek durumundadır — tabii usul koşulları yerine getirilmişse.
Elbirliği mülkiyetinde (miras yoluyla oluşan iştirak halindeki mülkiyet) teknik olarak önce paylı mülkiyete geçiş talep edilebilir; ancak uygulamada çoğunlukla doğrudan ortaklığın giderilmesi davası tercih edilir çünkü her iki yol da aynı sonuca ulaşır ve ayrı bir dava açmak zaman kaybı yaratır. Miras paylaşımı ve veraset ilamı sürecine ilişkin ayrıntılı bilgiye de ihtiyaç duyabilirsiniz; özellikle mirasçıların tespiti ve tapu intikali tamamlanmamışsa önce bu adımların atılması gerekir.
Aynen Taksim mi, Satış mı? Hangisi Uygulanır?

Ortaklığın giderilmesi davalarında mahkemenin önüne iki yöntem gelir: aynen taksim ve satış yoluyla ortaklığın giderilmesi. Kanun, mümkün olan hallerde aynen taksimi öncelikli tutar; ancak uygulamada pek çok taşınmaz için satış yolu kaçınılmaz hale gelir.
Aynen taksim, taşınmazın fiilen bölünerek her paydaşa ayrı bir parça verilmesi demektir. Bu yöntemin uygulanabilmesi için taşınmazın imar mevzuatı ve yapı koşulları bakımından ifrazının mümkün olması gerekir. Belediye imar planı, parsel büyüklüğü ve yapılaşma koşulları ifrazı engelliyor; ya da bölünmeden sonra parçaların değeri orantısız düşecekse, bilirkişi aynen taksimin mümkün olmadığını raporlar ve mahkeme satış kararı verir.
| Taşınmaz Türü | Aynen Taksim Olasılığı | Tipik Sonuç | Açıklama |
|---|---|---|---|
| Büyük tarım/orman arazisi | Yüksek | Aynen taksim | İfraz mevzuata uygunsa fiilen bölünür |
| Şehir içi müstakil ev | Çok düşük | Satış | İmar koşulları genellikle ifraza izin vermez |
| Kat mülkiyetli daire | Yok | Satış | Bağımsız bölüm bölünemez |
| Büyük arsa (ifraz uygun) | Orta | Aynen taksim veya satış | Bilirkişi raporuna bağlı |
| Ticari mülk (dükkân) | Çok düşük | Satış | Bütünlük bozulmamalı |
| Tarım dışı küçük parsel | Düşük | Satış | Minimum parsel büyüklüğü şartı engel olur |
Satış yoluyla ortaklığın giderilmesinde mal, kural olarak herkese açık açık artırmayla satılır. Artırma paydaşlar arasında yapılabilmesi için tüm paydaşların buna açıkça rıza göstermesi gerekir. Bu rıza sağlanamazsa artırmaya herkes katılabilir; dışarıdan alıcılar da dahil. Satış bedelinin paylaştırılması ise paydaşların tapu sicilindeki pay oranlarına göre yapılır.
Süreç Adım Adım: Arabuluculuktan İhaleye

İzale-i şüyu süreci birden fazla aşamadan oluşur ve her aşamanın kendi usul gereklilikleri vardır. Sürecin herhangi bir adımında hata yapmak hem zaman hem de para kaybına yol açabilir. Aşağıda tüm aşamalar sırasıyla açıklanmıştır.
1. Arabuluculuk Başvurusu (Dava Şartı)
2023 yılından itibaren ortaklığın giderilmesi davaları, dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Yani mahkemeye gitmeden önce bir arabulucuya başvurmak zorunludur. Arabuluculuk görüşmesi başarılı olursa anlaşma tutanağı düzenlenir ve taraflar kendi aralarında paylaşım yapar; başarısız olursa son tutanak dava dilekçesine eklenerek mahkemeye gidilir. Bu adım atlanırsa mahkeme davayı dava şartı yokluğundan reddeder.
2. Dava Dilekçesi ve Taraf Teşkili
Dava, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Dilekçede tüm paydaşların yer alması zorunludur; bir paydaş bile eksik bırakılırsa mahkeme eksik tarafı davaya dahil etmek için ara karar verir ve bu durum yargılamayı uzatır. Yurt dışında yaşayan paydaş varsa uluslararası tebligat yollarına başvurulur; bu da ciddi bir zaman kaybı yaratabilir. Avukatla çalışmanın en büyük faydalarından biri, dilekçenin doğru kişilere karşı açılmasını sağlamaktır.
3. Keşif ve Bilirkişi İncelemesi
Mahkeme yerinde keşif yapar; bilirkişi taşınmazı inceler, değerini tespit eder ve aynen taksimin mümkün olup olmadığını raporlar. Bu aşamada muhdesat (taşınmaz üzerindeki eklentiler) varsa bilirkişi onları da raporuna dahil eder. Bilirkişi raporu sürecin en kritik belgesinden biridir; değer tespiti, ihale tabanını belirler.
4. Mahkeme Kararı
Bilirkişi raporu ve taraf beyanları değerlendirildikten sonra mahkeme ortaklığın giderilmesine karar verir; kararın aynen taksim mi yoksa satış yoluyla mı olacağını belirtir. Satış kararı verilmişse dosya satış memurluğuna gönderilir. Bu aşamada kararı temyiz etmek mümkündür ancak temyiz ihalesi durdurmaz.
5. Satış Memurluğu ve Kıymet Takdiri
Satış memurluğu taşınmazın güncel piyasa değerini yeniden takdir ettirir. Bu değer, ihale tabanını oluşturur: birinci artırmada muhammen bedelin yüzde ellisinin altında satış yapılamaz, ikinci artırmada bu oran yüzde elliye iner. İhale için resmi gazete ve adalet.gov.tr üzerinden ilan yayımlanır; ilan süresi dolunca artırma günü belirlenir.
6. Açık Artırma ve Bedelin Paylaştırılması
İhale günü, teklif verecek herkes katılabilir. Artırma sonucu oluşan bedel, taşınmaz üzerindeki yükler (ipotek, haciz) karşılandıktan sonra kalan pay oranlarına göre paydaşlara dağıtılır. Paydaşlar da artırmaya katılabilir ve taşınmazı satın alabilir; bu en pratik "el altında tutma" yöntemidir.
Açık Artırma Günü: Kimler Katılır, Paydaş Nasıl Alır?

Türk hukukunda izale-i şüyu ihaleleri prensipte herkese açıktır. Bu, "ev yabancıya gidebilir mi?" sorusunun cevabının "evet, teknik olarak mümkün" olduğu anlamına gelir. Ancak burada süreci doğru yönetmek büyük fark yaratır.
Paydaşlar, açık artırmaya diğer teklif sahipleriyle eşit koşullarda katılabilir. Yasal olarak paydaşlara öncelik tanıyan bir düzenleme yoktur; kim en yüksek teklifi verirse mülk ona kalır. Bu nedenle ihale gününe hazırlıklı gitmek gerekir: güvenilir bir ekspertiz değeri belirlemek, finansman sağlamak ve teklif stratejisi oluşturmak kritik önem taşır. Paydaşlar birbirleriyle anlaşarak ortaklaşa en yüksek teklifi verebilir; bu yaygın kullanılan bir yöntemdir.
İhaleye katılmak için belirli bir teminat (muhammen bedelin yüzde yirmisi) yatırılması zorunludur. Teminat, artırmadan önce nakit ya da teminat mektubu olarak satış memurluğuna sunulur. Artırmada en yüksek teklifi veren kişi, ihale bedelinin kalan kısmını belirli süre içinde ödemezse teminat gelir olarak alınır ve ihale feshedilerek yeniden artırmaya çıkılır.
Dışarıdan katılan alıcılar için ihale, taşınmazın değerinin altında bir fiyatla el değiştirmesini sağlayabilir; bu durum özellikle paydaşların teklif vermediği veya yetersiz teklif verdiği artırmalarda gerçekleşir. "Mahkeme evi piyasa değerinden düşük sattırmaz" gibi bir güvence yoktur; muhammen bedel, piyasa değerinin tuttuğu bir rakam değil bilirkişinin tespit ettiği bir rakamdır. Paydaşların haklarını korumak için ihaleyi aktif şekilde takip etmeleri ve deneyimli bir gayrimenkul avukatı aracılığıyla süreci yönetmeleri önerilir.
Muhdesat: "Binayı Ben Yaptım" İddiası

İzale-i şüyu davalarında sıkça gündeme gelen yan uyuşmazlıklardan biri muhdesat meselesidir. Muhdesat; taşınmaz üzerindeki bina, ağaç, duvar gibi eklentilerin o taşınmazın malikinden başka birine ait olması ya da paydaşlardan yalnızca birine ait olduğu iddia edilen yapılar için kullanılan hukuki terimdir.
Örneğin paylı mülkiyetteki bir arsaya paydaşlardan Ahmet (isimler temsilidir) kendi parasıyla bir ev inşa etmişse, ortaklığın giderilmesi sürecinde bu binanın Ahmet'e ait olduğunun tespiti büyük önem taşır. Zira satış bedelinden Ahmet'in bina değeri oranında fazladan pay alması gerekebilir ya da muhdesatı kendi üzerine tescil ettirerek diğer paydaşlarla arasındaki değer farkını nakit olarak kapatma hakkı doğabilir.
Muhdesata ilişkin uyuşmazlık konusu doğduğunda iki yol vardır: taraflar anlaşırsa bilirkişi muhdesatı raporda değerlendirir ve bedel buna göre dağıtılır; anlaşmazlık sürmesi halinde ise muhdesatın tespiti için ayrı bir dava açılması gerekebilir. Bu ek dava, izale-i şüyu davasını geciktirebilir. Dolayısıyla paylı mülkiyet üzerinde kendi elinizle yaptığınız veya finanse ettiğiniz yapılar varsa, dava öncesinde bu konuyu bir avukatla ayrıntılı değerlendirmeniz ciddi maddi fark yaratabilir.
Muhdesat iddiasını ispat yükü, iddiayı ileri süren paydaşa aittir. Yapı ruhsatı, inşaat sözleşmeleri, banka ödemeleri, faturalar ve tanık beyanları delil olarak kullanılabilir. İspat güçse mahkeme muhdesatın varlığını kabul etmeyebilir ve satış bedeli paydaşlar arasında sadece tapu payı oranında dağıtılır.
Masraflar ve Süre Gerçekleri

Ortaklığın giderilmesi davalarında masraf meselesine ilişkin yaygın yanlış anlaşılmalardan biri "davayı açan tüm giderleri öder" inanışıdır. Bu doğru değildir. Dava harcı, bilirkişi ücreti, keşif giderleri ve satış memurluğu masrafları dahil olmak üzere yargılama giderleri kural olarak paydaşların payları oranında paylaştırılır. Yani dört eşit paydaştan biri davayı açsa bile masrafların dörtte birini öder.
Dava harçları, taşınmazın değeri üzerinden hesaplanır. Avukatlık ücreti ise tarafların avukatla yaptığı sözleşmeye bağlıdır; her yıl yenilenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi asgari sınırı belirler. Satış aşamasındaki ihale komisyonu ve satış masrafları da paylaşılır. Kısacası, toplamda ödenecek tutar somut olaya göre değişir; avukatınız dava öncesinde tahmini bir maliyet tablosu çıkarabilir.
Süre bakımından ise gerçekçi bir beklenti oluşturmak önemlidir. Arabuluculuk aşaması birkaç hafta ile birkaç ay arasında tamamlanabilir. Dava açıldıktan sonra taraf teşkili, tebligat, bilirkişi keşfi, rapor bekleme ve karar aşamaları birlikte değerlendirildiğinde dava süresi genellikle 1 yıl ile 2 yıl arasında seyreder. Temyiz veya bozma kararı gelirse bu süre daha da uzayabilir. Satış memurluğu aşaması da ortalama 6 ay ile 1 yıl arasında sürer. Dolayısıyla tüm sürecin başından ihale bedeli ödenene kadar 2,5-4 yıl sürmesi olağandışı değildir.
Bu süreyi kısaltmanın en etkili yolu arabuluculuk aşamasında uzlaşmaktır. Taraflar kendi aralarında satış fiyatı üzerinde anlaşır ve noterde paylaşım yaparlarsa hem yargılama masrafından hem de yıllar süren bekleyişten kurtulurlar. Dava yolu, uzlaşmanın mümkün olmadığı durumlarda başvurulan zorunlu bir mekanizmadır.
Evde Oturan Paydaş: Ecrimisil ve Tahliye Boyutu

Paylı mülkiyetteki bir taşınmazda paydaşlardan biri diğerlerinin rızası olmaksızın taşınmazı münhasıran kullanıyorsa — yani diğer paydaşları mülkten mahrum bırakacak şekilde tek başına oturuyorsa — diğer paydaşların ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep etme hakkı doğabilir. Bu, ortaklığın giderilmesi davasından ayrı bir dava konusudur; ancak iki dava aynı anda yürütülebilir.
Ecrimisil miktarı, taşınmazın kira değeri ve kullanım süresi esas alınarak belirlenir. İspat yükü ecrimisil talep eden paydaşa aittir; kullanımın münhasır olduğunun gösterilmesi gerekir. Paydaşın taşınmazda oturması tek başına yeterli değildir — diğer paydaşların kullanımını fiilen engellediğinin ortaya konulması gerekir.
Tahliye meselesine gelince: ortaklığın giderilmesi kararı verilse bile bu karar otomatik tahliye sonucu doğurmaz. Satış gerçekleşip yeni malik belirlendiğinde, eski paydaşın taşınmazı boşaltması için ayrıca tebligat yapılır ve süre verilir. Rıza göstermezse icra yoluyla tahliye uygulanabilir. Kira sözleşmesi yoksa ve yeni malik tahliye istemişse bu süreç icra hukuku kapsamında yürür. Eğer oturan paydaşın da payı varsa satış bedelini aldıktan sonra taşınmazı boşaltması gerekir; zira artık mülk sahibi değildir.
Tüm bu süreçlerin birden yürütülmesi — ecrimisil, ortaklığın giderilmesi ve olası tahliye — hukuki takibi karmaşık hale getirir. Deneyimli bir avukat eşliğinde ilerlemek bu aşamada özellikle değerlidir.
Sık Yapılan 7 Hata

Yıllarca sürebilecek bir dava sürecinde yapılan hatalar, hem zaman hem para hem de hak kayıplarına yol açar. Aşağıda bu davalarda en sık karşılaşılan yanlışlar sıralanmıştır.
- Arabuluculuğu atlamak. 2023 sonrası arabuluculuk dava şartıdır. Arabuluculuk tutanağı olmadan açılan dava, şartı nedeniyle reddedilir; süreç baştan başlar ve harcedilen para boşa gider.
- Tüm paydaşları davaya dahil etmemek. Eksik tarafla açılan dava, mahkemenin ara kararıyla askıya alınır. Yurt dışındaki mirasçılar varsa uluslararası tebligat aylarca sürebilir. Dava açmadan önce tüm paydaşların kimliği ve adresi eksiksiz tespit edilmelidir.
- "Diğerleri istemeyince mahkeme bir şey yapamaz" sanmak. Kanun bu inanışın tam tersini söyler. Tek paydaş bile davayı açıp sonuçlandırabilir; çoğunluğun veto hakkı yoktur.
- Muhdesat iddiasını geç ileri sürmek. Taşınmaz üzerinde yaptığınız yapılar varsa bunu dava sürecinin başında belgelemeniz gerekir. İhale gerçekleştikten sonra muhdesat tespiti yapmak çok daha güçtür ve bazı hakları fiilen yitirebilirsiniz.
- İhaleye hazırlıksız gitmek. Paydaşlar ihaleye katılmayı ya da yetersiz teklif vermeyi tercih ederse mal dışarıya çıkabilir. İhale öncesinde finansman planlamak, ekspertiz değeri öğrenmek ve teklif stratejisi belirlemek zorunludur.
- Dava açan her masrafı öder sanmak. Yargılama giderleri paylar oranında dağıtılır. Bu gerçeği bilmeden dava açmaktan kaçınan paydaşlar, haklarından vazgeçmiş olur. Avukatlık ücreti ise ayrı bir kalemdir ve sözleşmeye bağlıdır.
- Satış bedelini pasif beklemek. Satış tamamlandıktan sonra bedelin hesabınıza aktarılması otomatik değildir. Satış memurluğunu yakından takip etmek, hesap bilgilerinizi doğru ve güncel tutmak ve gerekirse süreç hakkında bilgi talep etmek sizin sorumluluğunuzdadır. Pasif kalan paydaşlar bedelin ödenmesinde gecikmeyle karşılaşabilir.
Kişiye Özel Değerlendirme: Hangi Adımı Atmalısınız?

Hisseli bir mülk söz konusu olduğunda durumunuz birkaç farklı kategoriden birine girer ve her kategorinin farklı öncelikli adımları vardır.
Satmak isteyenler için: Diğer paydaşlar razı olmasa da dava yolu her zaman açık. Önce arabuluculuğu deneyin — hem daha hızlı hem daha ucuz. Arabuluculuk tutulmazsa sulh hukuk mahkemesinde dava açın; tüm paydaşların adreslerini ve tapu bilgilerini önceden toplayın. İhale aşamasını aktif takip edin; ihaleye katılmak istiyorsanız finansmanı erkenden ayarlayın.
Satmak istemeyenler için: "Hayır" deme hakkınız uzun vadeli sonuç üretmez. Pratik seçenekleriniz şunlar: (1) Diğer paydaşların paylarını satın alarak tek malik olmak; (2) Tüm paydaşlarla anlaşarak mal üçüncü kişiye ortak satışla elden çıkarmak ve kendi şartlarınıza göre bedeli paylaşmak; (3) Dava açılmışsa ihaleye katılarak mülkü kendiniz satın almak. Bunların hiçbiri mümkün değilse karar değiştirilmez; ama süreçten maksimum pay almanın yolları mevcuttur.
Muhdesatı olanlar için: Dava açılmadan önce bir avukata danışarak muhdesat tespitini önceden yapın veya dava dilekçesine muhdesat iddiasını açıkça ekleyin. Belgeleri toplayın: yapı ruhsatı, inşaat sözleşmesi, ödeme kayıtları. Bu belgelere sahip olmak, ihale bedelinden fazladan pay almanızı sağlayabilir.
Her hisseli mülk davası özgün koşullara sahiptir: paydaş sayısı, taşınmazın niteliği, üzerindeki yapılar ve yükler, paydaşlar arasındaki ilişki — tüm bunlar stratejinizi doğrudan etkiler. Hukuki soru bölümümüzde durumunuzu paylaşabilir ya da İstanbul'daki veya Ankara'daki gayrimenkul avukatlarına doğrudan ulaşarak kendi dosyanız için somut değerlendirme alabilirsiniz. Hisseli mülk konularında erken danışmanlık, süreç boyunca en büyük maliyet tasarrufunu sağlar.