İntifa ve Oturma Hakkı: Ölene Kadar Evde Kalmanın Hukuki Yolu
Evini çocuğuna devretmek isteyen ama "ölene kadar bu evde kalacağım" güvencesinden vazgeçemeyen binlerce insan aynı soruyla gelir hukuk bürosuna: Mülkü devredersem güvencem ne olacak? Cevap iki somut araçta gizlidir: intifa hakkı ve oturma (sükna) hakkı. Her ikisi de Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenmiş, tapuya tescille doğan, kişiye bağlı irtifak haklarıdır. Mülkün sahibi değişse bile bu haklar tapuya şerh düşüldüğü için sizi korumaya devam eder.
Yaşlanan nüfusla birlikte miras planlaması ve sağlararası mülk devirleri belirgin biçimde artmaktadır. Hem ev sahibini hem de mülkü devralan çocuğu doğrudan ilgilendiren bu hakları doğru anlamak; hem gereksiz vergi yükünden kaçınmak hem de ileride mahkeme koridorlarında harcanan yılları önlemek açısından kritik önem taşımaktadır.
Vaka: Oğlunun İflasında Evini Kaybetmeyen Sevim Teyze

Sevim Teyze, yetmişli yaşlarında kocasını kaybettikten sonra tek başına oturduğu iki artı bir dairesini oğlu Murat'a devretmeye karar verdi. Avukatı, devir işlemiyle aynı anda tapuya intifa hakkı şerhi koydurmasını önerdi. Murat kuru mülkiyeti aldı; Sevim Teyze ise ölünceye kadar o dairede oturma, dilerse kiraya verme ve kira gelirini alma hakkını tapuya bağladı. (İsimler temsilidir.)
Aradan beş yıl geçti. Murat, giriştiği ticari işten büyük zarar etti ve iflasın eşiğine geldi. Alacaklılar kuru mülkiyeti haczettirdi, daire icra yoluyla satışa çıkarıldı. Alıcı tapu sicilinde intifa şerhini görünce fiyatı düşürerek devre girdi — ama Sevim Teyze o günden bu yana o dairede oturmaya devam ediyor. Çünkü kuru mülkiyet ne kadar el değiştirirse değiştirsin, intifa şerhi tapuda kaldığı sürece yeni malik onu çıkaramaz.
Aynı apartmanda yaşayan komşusu Fatma Hanım ise hiç şerh koydurmadan evini kızına devretmişti. Kızının boşanma davasında eş, mahkemeden evin yarısı üzerinde tedbir koydurmayı başardı. Fatma Hanım kapıda kalmadı; ama yaşadığı belirsizlik, avukatın uyarısını dinleseydi yaşanmayacak olan kâbustu. Sevim Teyze'nin hikayesi, intifa şerhinin neden sadece bir formalite olmadığını somut biçimde göstermektedir.
İki Araç: İntifa Hakkı ve Oturma Hakkı Arasındaki Farklar

Pek çok insan bu iki hakkı birbirine karıştırır ya da eş anlamlı zanneder. Oysa aralarındaki fark, özellikle gelir ihtiyacı olan bireyler söz konusu olduğunda yaşamı doğrudan etkiler. Türk Medenî Kanunu'nun 794. ve devamı maddeleri intifa hakkını, 823. ve devamı maddeleri oturma (sükna) hakkını ayrı ayrı düzenlemiştir.
İntifa hakkı, hak sahibine taşınmazın hem kullanım hem de semerelerinden yararlanma yetkisi tanır. Yani intifa hakkı olan kişi evde bizzat oturabilir; ama aynı zamanda o evi kiraya verip kira gelirini de alabilir. Oğlunun iflasında evde kalmaya devam eden Sevim Teyze, emekli maaşını desteklemek için aynı evi gerektiğinde kiraya verebilirdi de. Bu esneklik intifanın en güçlü özelliğidir.
Oturma (sükna) hakkı ise daha dar bir güvencedir: hak sahibi ve ailesi o taşınmazda yalnızca konut olarak bizzat oturabilir. Kiraya vermek, başkasına kullandırmak ya da ekonomik getiri elde etmek bu hakkın kapsamı dışındadır. Ancak tam da bu kısıtlılık nedeniyle oturma hakkı, "eve düşkün ama kira geliri peşinde olmayan" insanlar için daha basit, daha anlaşılır ve çoğu zaman hukuken daha az tartışmalı bir seçenektir.
| Özellik | İntifa Hakkı (TMK 794 vd.) | Oturma Hakkı (TMK 823 vd.) |
|---|---|---|
| Yasal dayanak | TMK m. 794–823 | TMK m. 823–825 |
| Yetki kapsamı | Kullanma + semerelerden yararlanma | Yalnızca bizzat konut olarak oturma |
| Kiraya verme | Evet — kira geliri hak sahibine aittir | Hayır — kiraya vermek yasaktır |
| Başkasına kullandırma | Kullanımı (bizzat yararlanma değil hakkı) kiralanabilir | Yalnızca aile bireyleri birlikte oturabilir |
| Süre | Belirli süreli veya ömür boyu (ölümle sona erer) | Belirli süreli veya ömür boyu (ölümle sona erer) |
| Kime uygun? | Gelir ihtiyacı olan, esnek güvence isteyen | Yalnızca barınma güvencesi yeterli olan |
| Kurulma masrafı | Tapu harcı daha yüksek (değeri daha geniş) | Tapu harcı görece daha düşük |
Tablo bir kez daha Sevim Teyze'nin neden oturma hakkı değil intifa hakkı seçtiğini açıklar: gelecekte kiraya verme ihtiyacı doğabilirdi. Kardeşi ise kocasıyla birlikte taşınmayı planladığı için sadece oturma hakkı tercih etti — daha yalın, daha az karmaşık. Her ikisi de doğru seçimdi; birbirinden farklı ihtiyaçlara yanıt verdi.
Kuru Mülkiyet: "Satılabilir, Ama Yüklü"

İntifa ya da oturma hakkı kurulduğunda mülkiyetin yapısı değişir: çocuk kuru (çıplak) malik olur. Mülkiyet hakkı teknik olarak çocuktadır; ama kullanım ve/veya semereler hak sahibindedir. Bu durumun pratik sonuçları son derece önemlidir.
Birincisi: kuru malik evi satabilir. Hukuki bir engel yoktur. Ancak alıcı, tapu siciline bakıp intifa şerhini görecek ve bilerek yüklü mülkü almak zorunda kalacaktır. "Aldım, içindekini çıkarırım" gibi bir seçenek yoktur. Sevim Teyze'nin dairesini icra yoluyla alan kişi bunu deneyimledi. Şerh tapuda durduğu sürece hiçbir alıcı hak sahibini çıkaramaz.
İkincisi: kuru mülkiyet haczedilebilir. Alacaklılar Murat'ın kuru mülkiyetini haczetti ve sattı. Bu yasal bir işlemdir. Ne var ki icra yoluyla alıcı yine intifayla yüklü bir mülk devralmış olur. Hak sahibi hayatta olduğu sürece oturma hakkını korur.
Üçüncüsü ve en önemli olanı: intifa ya da oturma hakkı sahibi hayatını kaybettiğinde, şerh kendiliğinden sona erer. Kuru mülkiyet, herhangi bir devir işlemi gerekmeksizin, ek bir masraf olmaksızın tam mülkiyete dönüşür. Tapuda yalnızca terkin (şerhin silinmesi) işlemi yapılması yeterlidir.
Tapuda Tek Seferde Paket İşlem: Nasıl Kurulur?

İntifa ve oturma haklarının kurulması, çoğu insanın düşündüğünden çok daha pratiktir. Her iki hak da tapuya tescille doğar; tescilden önce taraflar arasında yapılan sözleşme hukuken geçerli değildir. Bu nedenle işlemi noterde ya da tapu müdürlüğünde gerçekleştirmek zorunludur. Uygulamada en yaygın yol, satış veya bağış işlemiyle aynı anda intifa şerhini tapuya koydurmanın "paket işlem" olarak yapılmasıdır.
Gerekli Belgeler
Tapu randevusuna giderken hem devir eden hem de devralan için nüfus cüzdanı, taşınmazın güncel tapu senedi ve vergi değerini gösteren belediye belgesi gerekmektedir. Aynı anda intifa hakkı kurulacaksa, hakka ilişkin süre ve kapsamı içeren yazılı talebin de hazır bulundurulması süreci hızlandırır. e-Devlet üzerinden tapu randevusu alınabilmekte; hak sahibinin tapu sicilinde şerhi görmesi için e-Devlet "tapu bilgileri sorgulama" hizmeti kullanılabilmektedir.
İşlem Sırası
Tapu müdürlüğünde resmi senet düzenlenir; hem mülkiyet devri hem de intifa hakkı aynı senet içinde yer alır. Tapu sicil müdürü ya da yetkilendirdiği görevli resmi senedi okur, taraflarca imzalanır ve tescil gerçekleşir. İşlem tamamlandığında çocuk tapu senedinde "kuru malik", ebeveyn ise "intifa hakkı sahibi" olarak görünür.
Harç ve Masraflar
Tapu harcı iki ayrı kalemden oluşur: devir harcı (beyan edilen değer üzerinden) ve intifa hakkının tesis harcı. İntifa hakkının değeri, taşınmazın bedelinin hak sahibinin yaşına göre belirlenen çarpanla hesaplandığı bir tablodan çıkarılır — genç bir kişi için intifa değeri daha yüksek, yaşlı biri için daha düşük çıkar. Güncel katsayılar ve harç oranları için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne başvurmanız gerekir; rakamlar her yıl değişmektedir.
Sözleşmeye Yazılması Gereken Kritik Maddeler
Hakka ilişkin sürenin açıkça belirtilmesi (ömür boyu mu, belirli süre mi), giderlerin nasıl paylaşılacağına dair hüküm, hak sahibinin feragat etmesi hâlinde izlenecek yol ve hakkın devredilip devredilemeyeceğine ilişkin netlik büyük önem taşır. Bu ayrıntılar ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.
Giderler Kimde? Bakım ve Onarım Paylaşım Tablosu

İntifa ve oturma haklarında giderlerin kime ait olduğu konusu, aileler arasında en sık çatışma yaratan başlıklardan birini oluşturur. Kanunun genel çerçevesi şudur: olağan giderler hak sahibindedir; esaslı onarımlar kuru maliktedir. Ancak bu ayrımın sınırları belirsiz kalabilir ve sözleşmede açıklık bırakmak ileride ciddi sürtüşmelere yol açar.
| Gider Türü | Kimin Sorumluluğu? | Örnekler |
|---|---|---|
| Olağan kullanım giderleri | İntifa / oturma hakkı sahibi | Elektrik, su, doğalgaz, aidat, küçük tamirat |
| Sigorta primleri (yangın vb.) | Genellikle intifa hakkı sahibi (kullanımdan kaynaklıyor) | Zorunlu deprem sigortası (DASK), yangın sigortası |
| Vergi ve harçlar (adi yük) | İntifa hakkı sahibi | Taşınmaz (emlak) vergisi |
| Esaslı onarımlar | Kuru malik | Çatı yenileme, taşıyıcı duvar, su yalıtımı |
| Değer artırıcı yatırımlar | Kuru malik (anlaşmayla olabilir) | Asansör ekleme, kat yükseltme |
| Kira sözleşmesi giderleri | İntifa hakkı sahibi (kiraya veren sıfatıyla) | Kira stopajı, tahliye masrafları |
Sevim Teyze'nin oğlu Murat'la aralarında hiç çatışma çıkmadı; çünkü sözleşmeye "aidat, fatura ve küçük bakım masrafları anneye aittir; çatı ve dış cephe yenileme gibi esaslı işler Murat'a aittir" maddesi yazılmıştı. Bu basit cümle, yıllarca sürebilecek tartışmaların önüne geçti.
İntifa sahibinin hakka aykırı kullanımı söz konusu olduğunda, örneğin taşınmazı ciddi ölçüde değer düşürücü biçimde kullandığında, kuru malik mahkemeden güvence tesis edilmesini talep edebilir. Kötüye kullanımın çok ileri gitmesi hâlinde mahkeme aracılığıyla hakkın sona erdirilmesi bile mümkündür; ancak bu son derece istisnai bir yoldur.
Miras Planlamasında İntifa ve Oturma Hakkı: ÖKB Kıyası ve Muvazaa Dengesi

İntifa ve oturma hakları, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle (ÖKB) çoğu zaman karıştırılır ya da birbirinin alternatifi olarak sunulur. Oysa bu iki araç birbirinden özsel olarak farklıdır. ÖKB'de devreden, devralana bakım borcu yükler; devir bu bakım yükümlülüğünün karşılığıdır. İntifa ve oturma hakkında ise böyle bir bakım borcu yoktur — sadece kullanım güvencesi vardır. Barınma güvencesi isteyen ama bakım yükümlülüğü doğurma kaygısı taşıyan aileler için intifa/oturma hakkı daha temiz bir seçenek olabilir.
Sağ kalan eşin miras haklarıyla da bu haklar kesişim noktaları içerir. TMK'nın 652. maddesi, sağ kalan eşe aile konutu üzerinde miras payına mahsuben oturma ya da intifa hakkı özgülenmesini talep etme imkânı tanır. Bu durum özellikle eşin çocuklarla anlaşamadığı miras süreçlerinde kritik bir koruma sağlar. Sağ kalan eşin miras hakları hakkında daha kapsamlı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Vasiyetname yoluyla intifa hakkı bırakmak da hukuken mümkündür. Miras bırakan, belirli bir kişiye (örneğin uzun yıllar yanında kalan ve özel ilgi gösterdiği birine) taşınmazı üzerinde intifa ya da oturma hakkı tanıyabilir. Bu bir ölüme bağlı tasarrufdur ve mirasın açılmasıyla tescil yoluyla hak doğar.
Ancak burada son derece önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: intifanın saklandığı devir işlemleri muvazaa davalarında iki yönlü bir kılıç gibi işleyebilir. Yargıtay içtihatlarında, malikin taşınmazı devrettikten sonra ölünceye kadar o taşınmazda oturması, satışın gerçek olmadığına (muvazaaya) karine olarak değerlendirilmektedir. Bu içtihat çizgisi şunu söyler: Eğer kişi gerçekten mülkü satmış olsaydı, oturma hakkını üzerine almazdı. Oturmanın devamı, satışın biçimsel, gerçek iradenin ise bağış niteliğindeki bir devir olduğuna işaret edebilir; bu da saklı pay hakkı olan mirasçılara tenkis ya da tapu iptali davası açma zemini hazırlayabilir.
Bu durumun pratik anlamı şudur: intifa şerhini koruyucu bir güvence olarak kullanmak son derece meşrudur ve sizi gerçekten korur. Ancak mülkü bir çocuğa devredip diğer mirasçıları devre dışı bırakmak amacıyla bu yola başvuruyorsanız, şerhin varlığı daha sonra açılacak bir davada aleyhinize kanıt işlevi görebilir. Dürüst ve şeffaf bir planlamayla bu riski minimize etmek mümkündür.
Haciz, İflas ve İpotek Kesişimleri

İntifa hakkının hukuki yapısı, icra ve iflas hukukuyla da önemli kesişimler içerir. Bu kesişimlerin doğru anlaşılması, hem hak sahibini hem de kuru maliki ilgilendiren pratik sonuçlar doğurur.
Birincisi, intifa hakkının kendisi kişiye bağlıdır ve devredilemez; dolayısıyla hak olarak satılamaz ya da bir başkasına devredilmek üzere haczedilemez. Ancak intifadan doğan semereler — yani hak sahibinin kiracıdan aldığı kira geliri gibi ekonomik değerler — haczedilebilir. Alacaklılar intifa hakkı sahibine karşı açtıkları icra takibinde kira gelirlerine el koyabilir; ama hakkın kendisine dokunamazlar.
İkincisi, kuru mülkiyet haczedilebilir ve icra yoluyla satılabilir. Bu, Sevim Teyze'nin hikayesinde yaşandı. Alıcı yüklü mülkü devraldı; intifa hakkı sahibi ise oturmaya devam etti. Kuru mülkiyetin piyasa değeri, intifa hakkıyla birlikte tam mülkiyete kıyasla son derece düşük olur — bu da alacaklıların elde ettiği gerçek karşılığı azaltır.
Üçüncüsü, ipotek-intifa sıra ilişkisi kritik öneme sahiptir. Eğer taşınmaz üzerinde intifadan önce ipotek kurulmuşsa, ipotekli alacaklı satış gelirinde intifadan önce gelir. Ancak ipotek sonradan kurulmuşsa, intifa hakkı daha önce tescil edildiğinden, ipotek alacaklısı intifa hakkıyla yüklü bir taşınmazla karşılaşır. "Önce gelen kazanır" ilkesi burada da geçerlidir. Bu nedenle taşınmazın tapu sicilindeki tüm kayıtları incelemeden işlem yapmak ciddi risk taşır.
Sona Erme ve Feragat Pazarlıkları

İntifa ve oturma haklarının hangi durumlarda ve nasıl sona erdiğini bilmek, hem hak sahipleri hem de kuru malikler için son derece önemlidir. En yaygın sona erme nedeni, kuşkusuz hak sahibinin ölümüdür. Bu hâlde başka bir işleme gerek yoktur; kuru mülkiyet tam mülkiyete kendiliğinden dönüşür, tapuda yalnızca terkin (şerhin silinmesi) işlemi yapılır.
Hakkın belirli bir süre için kurulmuş olması durumunda sürenin dolması da sona erme nedenidir. Hak sahibi, süre dolmadan önce hakkını kullanmaya devam eder; süre dolduğunda ise otomatik olarak sona erer ve tapuda terkin edilir.
Feragat, yani hak sahibinin kendi iradesiyle hakkından vazgeçmesi, pratikte en dikkat çekici sona erme yoludur. Feragat tapuda resmî senetle yapılır ve kuru malikle hak sahibi arasında bir "feragat bedeli" pazarlığına konu olabilir. Örneğin Sevim Teyze sağlığı bozulduğunda bakımevine taşınmaya karar verirse, oğlundan belirli bir bedel ya da aylık ödeme karşılığında intifa hakkından feragat edebilir. Bu tür pazarlıklar hukuken geçerlidir; ancak tarafların iradesi net biçimde belgelenmeli ve resmi senetle tapuya işlenmelidir.
Bunların yanı sıra taşınmazın tamamen yok olması (örneğin depremde çökmesi) da hakkı sona erdirir. Mahkeme kararıyla sona erme ise yalnızca hakkın ciddi biçimde kötüye kullanıldığı istisnai hâllerde söz konusu olur. Birleşme (hakkın kuru malike geçmesi) durumunda da hak sona erer; örneğin hak sahibi kuru mülkü miras yoluyla devraldığında.
Sona ermenin ardından taşınmazın tahliyesi sorun yaratmaz; zira artık oturma hakkı yoktur. Hak sahibinin vefatı hâlinde mirasçıları binayı boşaltmakla yükümlüdür; kuru malik tahliye davası açmadan önce mirasçılara makul bir süre tanıması örf ve adet gereğidir.
Sık Yapılan 7 Hata

Bu alanda yapılan hatalar çoğunlukla ileride telafi edilmesi güç sonuçlar doğurur. Yıllarca görülen davalara bakıldığında bazı hataların tekrarlanan bir örüntü oluşturduğu dikkat çekicidir.
- Sözlü anlaşmayla yetinmek. "Oğluma güveniyorum, sözü yeterli" yaklaşımı hukuken hiçbir güvence sağlamaz. İntifa ve oturma hakları yalnızca tapuya tescille doğar; noter sözleşmesi bile tek başına yeterli değildir, tescil şarttır.
- İki hak arasındaki farkı göz ardı etmek. Gelir ihtiyacı olduğu hâlde oturma hakkı tercih etmek ya da tam tersi — yanlış hakkı seçmek — sonradan değiştirmek için yeniden masraf ve zaman gerektirir.
- Gider paylaşımını sözleşmede belirtmemek. Kanunun genel çerçevesi her zaman yeterince net değildir. "Esaslı onarım" sınırı aileler arasında sık çatışma kaynağıdır; sözleşmede somut örnekler yazın.
- Muvazaa riskini hesaba katmamak. Özellikle birden fazla mirasçı varken yapılan devirlerde, intifa şerhinin tenkis veya tapu iptali davasında aleyhte kullanılabileceği gerçeğini görmezden gelmek ciddi hukuki riske yol açar.
- Tapudaki diğer şerhleri incelememek. Devir alınacak taşınmazda önceden ipotek ya da başka kısıtlamalar varsa, intifanın sıra kaybedebileceği unutulur. Tapuyu mutlaka tam olarak okuyun.
- Feragat bedelini sözleşmeye yazmamak. Hak sahibinin ileride feragat etmek isteyebileceği öngörülerek "feragat hâlinde karşılıklı yükümlülükler" maddesinin sözleşmede yer alması ilerleyen yıllarda büyük pratik kolaylık sağlar.
- Kira gelirinin vergisel boyutunu unutmak. İntifa hakkı sahibi kiraya verip gelir elde ediyorsa, bu gelirin beyan edilmesi gerekir. Vergi yükümlülüğünün ihmal edilmesi sonradan cezalı tarhiyata neden olabilir.
Kapanış: Kişiye Özel Değerlendirme

İntifa ve oturma hakları; ev sahibinin gönül huzuruyla mülkünü devredip yaşam güvencesini korumasına, kuru malikin ise ileride tam mülkiyeti kazanacağı şeffaf bir plana sahip olmasına imkân tanıyan köklü hukuki araçlardır. Sevim Teyze'nin hikayesi, doğru zamanda doğru şerhi koyduran birinin, oğlunun iflası gibi beklenmedik bir kriz anında bile evini nasıl koruduğunu somut biçimde göstermektedir.
Ancak bu hakların seçimi, kurulumu ve sözleşme içeriği; yaşa, miras durumuna, aile dinamiklerine ve mali tabloya göre büyük farklılıklar gösterir. Tek tip bir çözüm yoktur. Gelir ihtiyacı olanlar için intifa, yalnızca barınma güvencesi isteyenler için oturma hakkı daha uygun olabilir; ama bu ayrım bile kişisel koşullara göre değişkenlik gösterir.
Özellikle saklı pay sahibi birden fazla mirasçı varsa, ÖKB ile kıyaslamak gerekiyorsa ya da taşınmaz üzerinde başka şerhler mevcutsa, bu kararı bir hukuk danışmanının rehberliğinde almak yalnızca tavsiye değil — zorunluluktur. Platformumuzda yer alan uzman avukatlara ulaşabilir, hukuki sorularınızı anonim olarak sorabilirsiniz.
Son söz olarak şunu belirtmek gerekir: tapuya bir şerh koydurmanın maliyeti, ileride açılabilecek tek bir dava masrafının çok altında kalır. Güvenceyi bugün kurun, yarın aramayın.