Kiralananın Tahliyesi: Kira Borcunun Ödenmemesi Davası ve Süreci
Evet, kira borcunun ödenmemesi durumunda kiralananın tahliyesi için dava açılabilir. Kiraya veren, kiracının iki kez yazılı ihtar alıp da borcunu ödememesi halinde icra takibi başlatabilir ve tahliye davası açabilir; bu süreçte sözleşmenin süresi, kira bedelinin tutarı ve ihtarların usulüne uygun yapılması şarttır. Ayrıca, kiracının tahliye tarihine ilişkin mahkeme kararı ve gerekli icra takibi prosedürleri de izlenmelidir.
Bu makalede, tahliye davasının açılma koşulları, mahkeme süreci, tarafların hak ve yükümlülükleri, icra takibi aşamaları ve olası sonuçlar ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Okuyucular, kira borcunun ödenmemesi halinde hangi adımları atmaları gerektiğini, yasal sürenin nasıl işlediğini ve mahkeme kararının uygulanmasıyla ilgili pratik bilgiler bulacaklardır.
Vaka: Yılmaz Ailesinin Kiralananı Tahliyesi

Üç yıldır aynı dairede oturan Yılmaz ailesi, son iki ayda iş kaybı nedeniyle kira borcunu ödeyemedi. Kiraya veren, alacaklarını tahsil edebilmek ve daireyi yeniden kiraya vermek amacıyla tahliye davası açma kararı aldı. Bu bölümde, tahliye davasının şartları, süreç adımları ve olası sonuçları, ilgili Türk Borç Kanunu (TBK) maddeleri ışığında adım adım incelenecek.
1. Tahliye davasının açılma şartları
Kiraya verenin tahliye davası açabilmesi için öncelikle TBK m.352 uyarınca kiracının kira bedelini bir yıldan uzun süreli sözleşme kapsamında iki haklı ihtar almış olması gerekir. Yılmaz ailesine, borçlarını ödemeleri için yazılı iki ihtar gönderildi; her iki ihtarda da ödeme süresi 15 gün olarak belirlendi. İhtarların ardından ödeme yapılmadığı için kiraya veren, “kiracının sözleşmede öngörülen tarihte boşaltmayı üstlenmediği hâlde, kiraya verenin bir ay içinde icra takibi ya da dava açma hakkı doğar” (TBK m.352) gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.
2. Dava süreci ve mahkeme kararları
- İhtarların tebliği ve süresi: Yılmaz ailesine 01/05/2026 ve 15/05/2026 tarihli iki ihtar gönderildi. Bu tarihlerden itibaren 15 günlük ödeme süresi doldu.
- Dava dilekçesinin hazırlanması: Kiraya veren, avukatlık hizmeti alarak dava dilekçesinde TBK m.352 ve m.350 maddelerine dayanarak tahliye talebini ortaya koydu. m.350, “kiralananın yeniden inşası, imarı amacıyla esaslı onarımı” gibi durumlarda da tahliye hakkı tanıdığını hatırlattı.
- Mahkeme duruşması: Duruşmada, Yılmaz ailesi ödeme güçlüğünü belgeledi; kiraya veren ise alacak tutarını ve ihtarları kanıtladı. Mahkeme, kiracının iki haklı ihtara rağmen borcunu ödeyemediğini ve TBK m.352’nin şartlarını taşıdığını belirtti.
- Mahkeme kararı: Mahkeme, kiraya verenin talebini kabul ederek tahliye kararını verdi ve Yılmaz ailesine 30 gün içinde daireyi boşaltma süresi tanıdı.
3. Sonuçlar ve olası alternatifler
Mahkeme kararının ardından Yılmaz ailesi, karar süresi içinde daireyi boşaltmadığı takdirde icra takibi başlatılacak ve zorla tahliye gerçekleşecektir. Ancak, TBK m.350 uyarınca kiraya veren, “kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi” gibi bir zorunluluk gösterirse, tahliye sürecini hızlandırabilir.
Kiracının tahliye sürecinde hakları da korunmaktadır. Örneğin, kiracının kira borcunu bir kısmını ödeyerek tahliye kararını geri alması, mahkemenin takdirine bağlıdır. Ayrıca, kiraya verenin tahliye davasını açmadan önce TBK m.347 kapsamında sözleşme uzatma bildiriminde bulunması gerektiği hatırlanmalıdır; aksi takdirde uzatma süresi içinde tahliye davası açılması hukuka aykırı kabul edilebilir.
Bu vaka, kira sözleşmelerinin ihlali durumunda hem kiraya verenin hem de kiracının yasal hak ve yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Siz de benzer bir durumla karşılaşırsanız, sorular bölümünden uzman avukatlarla iletişime geçerek haklarınızı koruma yollarını öğrenebilirsiniz.

Kira Borcunun Ödenmemesi Durumunda Hukuki Temeller
Kiralananın tahliyesi, kira borcunun ödenmemesi halinde en sık gündeme gelen konulardan biridir. Bu süreç, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) ilgili maddeleri çerçevesinde şekillenir ve hem kiraya verenin hem de kiracının hak ve sorumluluklarını net bir şekilde belirler. Siz de kiralanan mülkünüzde kira ödemelerinin gecikmesiyle karşılaştığınızda, kanuni zeminde hangi adımları atmanız gerektiğini merak ediyorsanız, aşağıdaki açıklamalar size yol gösterecektir.
TBK m.352’nin temel hükümleri
TBK m.352, kiracının kiralananı sözleşmede belirtilen tarihte boşaltmaması hâlinde kiraya verenin izleyebileceği yolları düzenler. Özellikle “kiracı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa” ifadesi, kiraya verenin icra takibi ya da dava açma hakkını doğrudan ortaya koyar. Ancak bu hak, kiracının kira bedelini ödememesi durumunda da geçerli bir dayanak oluşturur.
Ödeme gecikmesi için şartlar: Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelinin ödenmemesi, kiraya verenin iki haklı ihtar vermesine sebep olur (TBK m.352).
İhtar süreci ve dava açma adımları
- İlk ihtar: Kiracıya kira borcunun ödenmesi gerektiği ve ödeme yapılmazsa tahliye davası açılacağı yazılı olarak bildirilir.
- İkinci ihtar: İlk ihtardan sonra 15 gün içinde ödeme yapılmazsa, aynı içerikle ikinci bir ihtar gönderilir.
- Dava açma: İki ihtardan sonra kiracı borcunu ödemezse, kiraya veren avukat aracılığıyla icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir.
Süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar
- Yazılı belge: Tüm ihtarların yazılı ve imzalı olması gerekir; sözlü bildirimler hukuki geçerlilik taşımaz.
- İhtar süresi: TBK m.352’de belirtilen süreler, kiracının korunması amacıyla kesin olarak uygulanmalıdır.
- Kiracının savunma hakkı: Dava sürecinde kiracı, ödeme güçlüğü gibi sebeplerle mahkemeye itiraz etme hakkına sahiptir.
Sonuç olarak, kira borcunun ödenmemesi durumunda kiraya verenin haklarını koruyabilmesi için TBK m.352’nin öngördüğü ihtar zorunluluğunu eksiksiz yerine getirmesi şarttır. İhtarlar doğru şekilde yapılmadığında, tahliye davası açma hakkı geçersiz sayılabilir ve sürecin uzaması, her iki taraf için de maddi ve manevi kayıplara yol açabilir. Bu nedenle, hukuki süreci başlatmadan önce bir avukata danışmanız, haklarınızı etkin bir şekilde korumanıza yardımcı olacaktır.
Tahliye Davasının Açılma Şartları ve İhtar Süreci

Kiralananın tahliyesi, kira sözleşmesinin en kritik son aşamalarından biridir. Özellikle kira borcunun ödenmemesi durumunda, kiraya verenin haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesi için TBK m.352’de düzenlenen şartları tam olarak anlaması gerekir. Bu maddeye göre, kiracı sözleşmede belirtilen tahliye tarihine uymadığında, kiraya veren bir ay içinde icra takibi başlatma ya da dava açma hakkına sahiptir. Ancak bu hakkı kullanabilmesi için iki haklı ihtar şartı da yerine getirilmiş olmalıdır.
İki Haklı İhtarın Önemi
İhtarlar, kiraya verenin kiracıyı tahliye sürecine hazırlayan resmi uyarılardır. İhtarların haklı sayılabilmesi için aşağıdaki unsurların bulunması gerekir:
- İhtarın yazılı olması ve kiracının imzasını taşıması.
- İhtarın, kira borcunun ödenmemesi gibi somut bir sebebe dayanması.
- İhtarın, kiracının tahliye tarihine en az 15 gün kala yapılması (TBK m.347’deki uzatma süresi gibi, ancak tahliye ihtarı için de benzer bir süre uygulanır).
Bu iki ihtarın ardından kiracı hâlâ tahliye etmezse, kiraya veren TBK m.352 uyarınca bir ay içinde icra takibi ya da tahliye davası açabilir. Dava sürecinde, kiracının tahliye edilmemesinin nedeni ve iki ihtarın içeriği mahkemeye sunulmalıdır.
İhtar ve Dava Sürecinin Adımları
| Adım | İşlem | Zaman Çerçevesi |
|---|---|---|
| 1. İhtar | Kiracının borcunu ve tahliye tarihini bildiren yazılı uyarı. | İhtar tarihinden itibaren en az 15 gün |
| 2. İkinci İhtar | İlk ihtarın dikkate alınmadığını ve tahliye süresinin yaklaştığını bildiren ikinci yazılı uyarı. | İlk ihtardan en az 15 gün sonra |
| 3. Dava/İcra Takibi | Kiraya veren, TBK m.352 kapsamında bir ay içinde tahliye davası açar veya icra takibi başlatır. | İkinci ihtardan itibaren 30 gün içinde |
Mahkeme, kiracının iki ihtara rağmen tahliye etmemesini ve kira borcunu ödememesini “haklı” bulursa, tahliye kararını verir ve icra takibiyle tahliye işlemi zorla gerçekleşir. Bu süreçte kiraya verenin avukat desteği alması, ihtarların usulüne uygun hazırlanması ve delil toplama açısından kritik öneme sahiptir.
“Kiracı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” – TBK m.352
Sonuç olarak, tahliye davasının açılabilmesi için iki haklı ihtarın eksiksiz yerine getirilmesi ve bu ihtarların yasal sürelere uyularak yapılması zorunludur. Kiraya veren bu şartları sağlamadan dava açarsa, mahkeme süreci uzayabilir ve tahliye kararı alınamayabilir. Bu yüzden, sürecin her adımını dikkatle planlamak ve gerektiğinde kanun metinlerine başvurmak, haklarınızı korumanın en güvenli yoludur.
Mahkeme Süreci ve Delil Yükümlülüğü

Kiralananın tahliyesi davası, kiraya verenin kira borcunun ödenmemesine ilişkin ihtarları ve kiracının ödeme kanıtları etrafında şekillenir. Mahkeme, bu süreci belirli adımlarla yürütür; her adımda tarafların delil yükümlülüğü netleşir. Aşağıda, mahkemenin izleyeceği temel aşamaları ve hangi delillerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini bulacaksınız.
1. Dava Açılışı ve İhtar Süreci
Kiraya veren, kiracının kira borcunu ödemediğini belgeleyen iki haklı ihtar gönderdiğinde (TBK m.352), bu ihtarların tarih ve içerik açısından eksiksiz olması gerekir. İhtarların yazılı olması, mahkemenin sürecin başında delil olarak kabul edeceği en temel unsurlardan biridir.
2. Dava Dilekçesinin Sunulması
Dilekçede kiraya veren, aşağıdaki unsurları açıkça belirtmelidir:
- Kira sözleşmesinin süresi ve koşulları (TBK m.347).
- Ödenmemiş kira tutarının miktarı ve ödeme tarihleri.
- İhtarların tarihleri, içeriği ve alıcı tarafından imzalanıp imzalanmadığı.
- Kiralananın tahliyesi talebinin hukuki dayanağı (TBK m.350).
3. Mahkeme İncelemesi ve Delil Değerlendirmesi
Mahkeme, tarafların sunduğu belgeleri ve tanık beyanlarını titizlikle inceler. Kiracının ödeme kanıtı, banka dekontları, ödeme planı gibi belgeler delil yükümlülüğünün kiracıya ait olduğunu gösterir. Kiraya verenin ise ihtar belgeleri, kira sözleşmesi ve varsa sözleşme ekleri delil olarak sunulmalıdır.
"Kiracının ödeme yapmadığına dair banka dekontu yoksa, mahkeme ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair kesin bir delil bulamaz ve tahliye talebini reddedebilir."
4. Tarafların Savunma ve Karşı Delilleri
Kiracı, ödeme yapmadığını iddia ediyorsa, ödeme zorluğu, sözleşmenin haksız şartlar içerdiği gibi savunmalarla karşı deliller sunabilir. Ancak, TBK m.340 uyarınca, kiracının yararı olmaksızın sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için, sözleşmenin doğrudan kiralananın kullanımıyla ilişkisiz bir borç altına bağlanması gerekir. Bu durumda, mahkeme sözleşmenin geçerliliğini de inceleyecektir.
5. Sonuç ve İcra Takibi
Mahkeme, delillerin ışığında kiraya verenin tahliye talebini kabul ederse, kiracının belirli bir süre içinde tahliye etmesi için karar verir. Kararın ardından kiracı tahliye etmezse, kiraya veren icra takibi başlatmak zorundadır. Bu aşamada, mahkeme kararının icra dairesine iletilmesi ve icra takibinin bir ay içinde başlatılması gerekir (TBK m.352).
Bu süreçte en kritik nokta, delillerin zamanında ve eksiksiz sunulmasıdır. İhtarların, sözleşmenin ve ödeme kanıtlarının doğru biçimde hazırlanması, mahkemenin tahliye kararını olumlu yönde değerlendirmesini büyük ölçüde etkiler. Daha fazla bilgi için avukatlar sayfamıza göz atabilir ya da kanunlar bölümünden ilgili maddelere ulaşabilirsiniz.
Tahliye Kararı ve İcra Takibi

Mahkeme, kiracının kira borcunu ödememesi nedeniyle tahliye kararı verdiğinde, bu kararın icra takibiyle somutlaşması gerekir. İcra takibi başlatıldığında, icra memuru tahliye emrini hazırlayıp kiracının ikamet ettiği mülke gönderir. Emirde, tahliyenin gerçekleşeceği kesin tarih belirtilir; bu tarih genellikle mahkemenin karar tarihinden itibaren en az 10 gün sonra olur. Kiracı, bu tarihe kadar borcunu ödeyerek tahliyeden kaçınma hakkına sahiptir.
İcra takibi sürecinin aşamaları
- İcra takibi dilekçesinin hazırlanması: Kiraya veren, mahkeme kararını ve alacak tutarını içeren bir dilekçe ile icra dairesine başvurur.
- İcra emrinin tebliği: İcra memuru, tahliye emrini kiracıya resmi tebligat yoluyla bildirir. Bu aşamada kiracının itiraz süresi başlar.
- İtiraz ve durdurma talebi: Kiracı, tahliye emrine itiraz edebilir. İtiraz, avukat aracılığıyla yapılmalı ve icra takibinin durdurulması için mahkemeye başvurulmalıdır.
- Tahliye tarihinin kesinleşmesi: İtiraz kabul edilmezse, icra memuru belirlenen tarihte tahliye işlemini uygular.
TBK’nın ilgili maddeleri bu süreci düzenler. TBK m.350 kiraya verenin, kiralananın yeniden inşası, imarı amacıyla esaslı onarımı gibi durumlarda bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi feshetme hakkını tanır. Ancak kira borcunun ödenmemesi durumunda, TBK m.352 kiracının sözleşmeye aykırı davranması halinde kiraya verenin bir ay içinde icra yoluna başvurabileceğini belirtir. Bu çerçevede, kiracının ödeme yapmaması “kiraya verenin tahliye davası açması” için yeterli bir sebep olur.
“Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” (TBK m.352)
Sonuç olarak, tahliye kararı verildiğinde icra takibi kaçınılmaz bir adım olur. Kiracı, tahliye tarihine kadar borcunu ödeyerek ya da geçerli bir itirazla süreci durdurabilir. Ödeme yapılmaz ve itiraz kabul edilmezse, icra memuru tahliye tarihini uygular ve kiracı mülkten çıkarılır. Bu süreçte, kiraya verenin haklarını koruyan TBK m.350 ve TBK m.352 maddeleri, tarafların yasal güvenliğini temin eder.
TBK m.340, 347, 350, 352 Maddelerinin Uygulama Örnekleri

Cinematic editorial 3D illustration for a legal website: A sunny Turkish courtyard where a landlord and a tenant are discussing a lease. The scene shows a modest apartment building, a small garden, and two stylized figures exchanging a lease document. The atmosphere is warm, with soft shadows and a hint of traditional Turkish tiles on the floor. The focus is on the interaction, not on any close‑up of paperwork. The background is bright, avoiding any dark tones. The characters are smooth, featureless, and rendered in deep navy blue and warm gold, with soft volumetric lighting that creates depth. No text, no logos, no realistic facial details are present. stylized smooth 3D characters with minimal featureless faces, deep navy blue and warm gold palette, soft volumetric lighting, atmospheric depth. no text, no words, no letters, no numbers, no logos, no watermark, no realistic facial features.
Kiralananın tahliyesi ve kira borcunun ödenmemesi davası, TBK’nın ilgili maddeleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu maddeler, sözleşmenin geçerliliği, uzama süresi ve fesih haklarını belirleyerek tarafların haklarını korur. Aşağıda bu maddelerin pratikte nasıl uygulandığına dair somut örnekler bulacaksınız.
1. TBK m.340 – Geçersiz Sözleşme Şartı
“TBK m.340 … geçersizdir.” ifadesi, kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmış şartların sözleşmeyi geçersiz kıldığını belirtir. Örneğin, bir kiracıdan kiralananı kullanmadığı bir sürede “komşu apartmanın bahçesini temizleme” gibi bir hizmet talep edilirse, bu şart m.340 kapsamında geçersiz sayılır ve kiracı bu şartı yerine getirmek zorunda değildir.
2. TBK m.347 – Uzama Süresi ve Bildirim
“TBK m.347 … on yıl geçtikten sonra kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.” Bu hüküm, kiracıların sözleşme süresinin bitiminden en az 15 gün önce bildirim yapmadıkları takdirde sözleşmenin bir yıl daha uzatılacağını düzenler.
Somut bir durumda, bir kiracı 2 yıllık sözleşmenin bitiminde bildirimde bulunmazsa, sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzar. Kiraya veren, on yılın sonunda uzama süresinin her bir yılı için üç ay önceden fesih bildirimi yapmadığı sürece sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandıramaz.
3. TBK m.350 – Kiraya Verenin Fesih Hakları
“TBK m.350 … kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa … bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.” Bu madde, kiraya verenin kendi konut ihtiyacı, yeniden inşa veya kapsamlı onarım gibi durumlarda sözleşmeyi feshetme hakkını tanır.
Örneğin, bir ev sahibi evini büyük bir yangın sonrası yeniden inşa etmek zorunda kalırsa, m.350 uyarınca bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi feshedebilir. Ancak, bu hak sadece “kullanma zorunluluğu” gibi gerçek bir ihtiyaca dayanmalıdır; keyfi bir kararla fesih yapılamaz.
4. TBK m.352 – Kiracının Tahliye Yükümlülüğü
“TBK m.352 … kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” Bu hüküm, kiracının tahliye tarihine uymaması halinde kiraya verenin hızlı bir şekilde icra takibi başlatabilmesini sağlar.
Somut bir örnek: Ayşe Hanım, sözleşmede 30 Haziran’da dairesini boşaltacağını taahhüt etmiş ancak 15 Temmuz’da daireyi terk etmemiştir. Kiraya veren, 30 Haziran tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatarak tahliye davası açabilir. Bu süreçte, kiracının kira borcunu ödememesi de m.352’nin ikinci paragrafında belirtilen “yazılı iki haklı ihtar” şartını yerine getirmediği takdirde ek bir fesih nedeni oluşturur.
Bu maddeler, kiralananın tahliyesi ve kira borcunun ödenmemesi davasının temelini oluşturur. Siz de kiracı ya da kiraya veren olarak haklarınızı korumak istiyorsanız, sözleşmenizin bu hükümlerle uyumlu olduğundan emin olun ve gerektiğinde bir hukuk uzmanına danışın.
Kira Sözleşmesinde Uzama ve Fesih Süreçlerinin Tablosu

Kiralananın tahliyesi ve kira borcunun ödenmemesi konusundaki davalar, sözleşmenin süresine göre farklı uzama ve fesih süreçlerine tabi olur. Bu süreçleri doğru anlamak, hem kiraya veren hem de kiracı için hak ve yükümlülüklerin netleşmesini sağlar. Aşağıda, TBK m.347 ve TBK m.350 hükümlerine dayanarak, belirli süreli (belirli) ve belirsiz süreli kira sözleşmelerinde uzama süresi, bildirim süresi ve fesih haklarını karşılaştırmalı bir tabloda sunuyoruz.
Karşılaştırmalı Tablo
| Özellik | Belirli Süreli Sözleşme | Belirsiz Süreli Sözleşme |
|---|---|---|
| Uzama Süresi | Kiracı 15 gün önceden bildirimde bulunmazsa, aynı koşullarla 1 yıl uzar (TBK m.347). | Otomatik uzama yok; sözleşme devam eder ancak tarafların fesih hakkı saklıdır. |
| Bildirim Süresi (Kiraya Veren Tarafından) | Kiraya veren, 10 yıllık uzama süresinin sonunda, her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi sonlandırabilir (TBK m.347). | Kiraya veren, kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimi yapabilir (TBK m.347). |
| Bildirim Süresi (Kiracı Tarafından) | Kiracı, uzama süresi içinde sözleşmeyi sonlandırmak isterse, aynı 15 günlük sürede kiraya verene bildirimde bulunmalıdır (TBK m.347). | Kiracı, her zaman sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir; fesih bildirimi için özel bir süre öngörülmemiştir, ancak iyi niyet çerçevesinde makul bir süre verilmesi tavsiye edilir. |
| Fesih Hakları (Kiraya Veren) | Kiraya veren, TBK m.350 kapsamında; konut ya da işyeri gereksinimi, yeniden inşa, esaslı onarım gibi durumlarda, uzama süresi sonunda bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi feshedebilir. | Belirsiz süreli sözleşmede de aynı TBK m.350 gerekçeleri geçerlidir; fesih için bir ay içinde dava açma hakkı bulunur. |
| Fesih Hakları (Kiracı) | Kiracı, TBK m.352 uyarınca, kiralananı belirli bir tarihte boşaltma sözü verdiği halde boşaltmadığında, kiraya veren bir ay içinde icra takibi başlatabilir. | Belirsiz süreli sözleşmede, kiracının benzer ihlalleri durumunda aynı TBK m.352 hükümleri uygulanır. |
Tablodan görüldüğü gibi, belirli süreli sözleşmeler için uzama mekanizması net bir şekilde tanımlanmıştır; kiracı bildirim yapmazsa sözleşme otomatik bir yıl uzar. Bu uzama süresi, kiraya verenin 10 yıllık birikim sonrası her yılın sonunda üç ay önceden fesih bildiriminde bulunma hakkını doğurur. Diğer yandan, belirsiz süreli sözleşmeler uzama süresine tabi değildir; taraflar diledikleri zaman fesih bildiriminde bulunabilir, ancak kiraya verenin fesih hakkı, TBK m.350'de belirtilen özel durumlarla sınırlıdır.
Fesih sürecinde dikkat etmeniz gereken en kritik nokta, bildirim süresinin doğru hesaplanmasıdır. Özellikle kiraya verenin TBK m.350 kapsamında “yeniden inşa” gibi bir gerekçesi varsa, bu gerekçenin mahkemede ispatlanması gerekir; aksi takdirde fesih davası reddedilebilir. Kiracının ise TBK m.352 uyarınca, sözleşmede belirtilen tahliye tarihine uymaması halinde, kiraya verenin icra takibi başlatma hakkı vardır.
Pratik Öneriler
- Bildirimleri Yazılı Olarak Yapın: Hem kiraya veren hem de kiracı, fesih ve uzama bildirimlerini yazılı ve kanıtlanabilir şekilde (örneğin, iadeli taahhütlü mektup) göndermelidir. Bu, TBK maddelerinin uygulanmasında önemli bir delildir.
- Takvim Takibi: Özellikle belirli süreli sözleşmelerde 15 günlük ve 3 aylık bildirim sürelerini kaçırmamak için takvim uygulaması kullanın.
- Gerekçeli Fesih İçin Belgeler: Kiraya verenin TBK m.350 gerekçesini belgelemek (örnek: yapı projeleri, resmi izinler) davada başarı şansını artırır.
- Avukatla İletişim: Fesih süreci karmaşık olabileceği için, uzman bir avukata danışmak, haklarınızı korumanın en güvenli yoludur.
Sonuç olarak, kira sözleşmenizin süresine göre uzama ve fesih süreçlerini doğru yönetmek, tahliye ve kira borcu davalarında hem zamandan hem de maddi açıdan tasarruf sağlar. Yukarıdaki tabloyu ve önerileri dikkate alarak, sözleşmenizin şartlarını net bir şekilde takip etmeniz, olası uyuşmazlıklarda güçlü bir savunma oluşturmanıza yardımcı olacaktır.
Sık Yapılan 7 Hata

Kiralananın tahliyesi için dava açarken, özellikle kira borcunun ödenmemesi durumunda, bazı temel prosedürler göz ardı edildiğinde dava süreci uzar ve sonuç olumsuz olabilir. Aşağıda, en sık yapılan yedi hatayı ve bunların nasıl önlenebileceğini ayrıntılı olarak bulacaksınız.
1. İhtar Vermeden Dava Açmak
Kiraya veren, kiracının kira borcunu ödemediği hâlde doğrudan mahkemeye başvurmamalıdır. TBK m.352 uyarınca, kiracıya yazılı bir ihtar verilmesi gerekir; aksi takdirde dava kabul edilmeyebilir. İhtar, kiracının borcunu ödeme fırsatı tanır ve ileride oluşabilecek itirazların önüne geçer.
2. Uzama Bildirimini Göz Ardı Etmek
Kiralama sözleşmesinde uzama süresi öngörülmüşse, bu sürenin sonunda kiraya verenin TBK m.347 kapsamında üç ay önceden bildirim yapması zorunludur. Bildirim yapılmazsa, sözleşme aynı koşullarla bir yıl daha uzar ve tahliye davası açmak için geçerli bir sebep oluşmaz.
3. İcra Takibini Geciktirmek
Kira alacakları için icra takibi başlatmak, tahliye davasının başarısı için kritik bir adımdır. Gecikme, borcun faizinin artmasına ve mahkemenin icra takibini kabul etmemesine yol açabilir. İcra takibi, ihtar süresi dolduktan bir ay içinde başlatılmalıdır (TBK m.350).
4. Sözleşme Süresini Yanlış Hesaplamak
Kiracının sözleşme süresi dolmadan tahliye davası açılması, TBK m.347 uyarınca geçersiz sayılabilir. Özellikle belirsiz süreli sözleşmelerde, kiraya verenin en az on yıl geçtikten sonra fesih bildiriminde bulunması gerekir.
5. Boşaltma Tarihini Belirtmemek
Kiracının tahliye tarihini yazılı olarak belirtmesi, TBK m.352 kapsamında zorunludur. Tarih belirtilmezse, kiraya verenin tahliye davası açma hakkı sınırlanır ve mahkeme süreci uzar.
6. Kira Bedelinin Tamamını İspat Etmemek
Dava dosyasında, ödenmemiş kira tutarının kesin ve belgelenmiş olması gerekir. Kira makbuzları, banka dekontları ve sözleşme ekleri eksiksiz sunulmalıdır. Aksi takdirde, mahkeme borcun miktarını kabul etmeyebilir.
7. Avukat ve Uzman Desteğini İhmal Etmek
Kiraya verenin, tahliye davası sürecinde bir avukata danışmaması, hukuki hataların artmasına neden olur. Uzman bir avukat, ihtar metni hazırlığından dava dilekçesine kadar tüm adımları doğru şekilde yönlendirir.
Bu hatalardan kaçınarak, tahliye davası sürecinizi hızlandırabilir ve sonuç alabilirsiniz. Unutmayın, doğru prosedürler hem zaman hem de maliyet açısından büyük tasarruf sağlar.
Kişiye Özel Değerlendirme ve Avukat Önerisi

Değerli Yılmaz Ailesi, kira borcunun ödenmemesi nedeniyle kiralananın tahliyesi sürecine girerken, öncelikli adımların net bir sıraya konulması büyük önem taşır. İlk olarak, yazılı ihtar göndermeniz gerekir. TBK m.352’ye göre, kiracı kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı taahhüt etmişse ve bunu yerine getirmemişse, “kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir” (TBK m.352). Bu ihtar, yasal sürecin temelini oluşturur ve mahkeme önünde güçlü bir delil niteliği taşır.
Risk Analizi
- İhtar süresi: İhtarın yasal sürede (genellikle 15 gün) gönderilmemesi, tahliye davasının reddedilmesine yol açabilir.
- Kiracının savunma hakları: Kiracı, ödeme güçlüğünü belgeleyerek gecikme faizi ve taksitlendirme talep edebilir; bu durum dava süresini uzatabilir.
- Kiralananın durumu: Kiracının eşyalarının korunması ve tahliye sırasında zorla tahliye riskleri, maddi ve manevi sorumluluk doğurabilir.
Öncelikli Adımlar
- Kiracıya yazılı ihtar gönderin; ihtarın bir nüshasını saklayın.
- İhtar süresi içinde ödeme gerçekleşmezse, icra takibi başlatın veya tahliye davası açın.
- TBK m.350 kapsamında “kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı” gibi geçerli bir fesih nedeni yoksa, sadece kira borcuna dayanarak dava açabilirsiniz.
- Mahkeme kararının ardından, icra memurları aracılığıyla tahliye işlemini gerçekleştirin.
Bu süreçte, deneyimli bir gayrimenkul avukatı seçimi kritik bir adımdır. Avukat seçiminde dikkat etmeniz gerekenler:
- Uzmanlık: Kiracılık ve tahliye davalarında en az 5 yıllık deneyime sahip olmalı.
- Referans: Önceki müvekkillerin geri bildirimlerini inceleyin; özellikle benzer ailevi durumlarda başarı oranı yüksek olmalı.
- İletişim: Süreç boyunca düzenli rapor ve bilgilendirme sağlayan, “siz” olarak hitap eden ve anlaşılır bir dil kullanan bir avukat tercih edin.
- Ücret yapısı: Açık ve sabit bir ücretlendirme modeli sunan, ek masrafları önceden belirten bir avukat, mali sürprizleri önler.
Sonuç olarak, Yılmaz Ailesi’nin en kritik adımı, ihtarı eksiksiz ve zamanında göndermek, ardından yasal süreci hızlandırmak için bir güvenilir gayrimenkul avukatı ile çalışmaktır. Bu yaklaşım, tahliye sürecinin en az maliyetle ve en kısa sürede tamamlanmasını sağlayarak, ailenizin yeni bir konuta geçişini sorunsuz hâle getirir.