Profesyonel Site Yönetim Şirketi: Yetki, Denetim ve Hesap Sorma
Büyük apartmanlar, site kompleksleri ve rezidanslarda artık yönetimi bir apartman sakininin değil, profesyonel bir şirketin üstlendiği model hızla yaygınlaşıyor. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesi buna açıkça izin veriyor: kat malikleri kurulu, dilerse yöneticilik görevini bir tüzel kişiye — yani bir şirkete — devredebilir. Bu model teoride cazip görünüyor; uzman ekip, düzenli raporlama, 7/24 destek. Ancak pratikte tablonun çoğunlukla başka göründüğü, aidatların şişip hesapların karardığı yönündeki şikayetler sulh hukuk mahkemelerinin en kalabalık dosyaları arasında.
Bu makalede profesyonel yönetim şirketinin ne yapıp ne yapamayacağını, sizin onunla ilişkinizde hangi hakları kullanabileceğinizi ve hesap sormak için hangi hukuki araçların mevcut olduğunu somut biçimde ele alıyoruz. Aidat zammı yetkisi, işletme projesi itirazı, denetçi seçimi, belge inceleme hakkı ve gerektiğinde azil davası — bunların tamamı kat mülkiyeti hukukunda düzenlenmiş, somut haklardır. Hakkınızı kullanmak için önce ne hakkınız olduğunu bilmeniz gerekiyor.
Bir Vaka: %60 Aidat Zammı, İşletme Projesi İtirazı ve Şirketin Azli

İstanbul'un Ataşehir ilçesinde 180 daireli bir rezidans sitesinde oturan Mehmet ve Aylin çifti (isimler temsilidir), Ocak ayı başında kapılarının altından sürülen bir zarfı görünce şaşırdı. Yönetim şirketi, aylık aidatı önceden herhangi bir kurul toplantısı düzenlemeksizin, tek taraflı olarak %60 oranında artırmıştı. Zarfın üzerinde "Yeni Tarife" yazıyordu, altında ise yalnızca şirketin mühürü.
Mehmet bu kararı hukuka aykırı buldu ve komşularıyla birlikte araştırmaya başladı. İlk öğrendiği şey şuydu: yönetim şirketinin tek başına aidat artırma yetkisi yoktu. İşletme projesi — yani yıllık bütçe — kat maliklerine tebliğ edilmek, 7 günlük itiraz süresi tanınmak ve itiraz varsa kat malikleri kurulunun kesin karar vermek zorundaydı. Ortada ne tebligat ne de kurul kararı vardı.
Aylin, sitenin diğer sakinlerini organize etti. Elli beş malik imzalı bir dilekçeyle yönetim şirketinden son iki yılın fatura ve banka dökümleri ile ihale tekliflerini istedi. Şirket, "ticari bilgilerin gizliliği" gerekçesiyle bu belgeleri vermedi. Bu ret, hem hukuki açıdan geçersiz hem de ilerleyen süreçte aleyhlerine bir kanıt oldu.
Bir sonraki adım denetçi mekanizmasının işletilmesiydi. Grup, olağanüstü genel kurul toplantısı talep etti ve toplantıda hem kurul tarafından bir denetçi seçildi hem de şirketin genel kurula ibra edilmemesi kararlaştırıldı. Denetçi üç ay içinde hazırladığı raporda önemli usulsüzlükler saptadı: ortak alan bakım ihalelerinde tek teklif alınmıştı, temizlik hizmetine ödenen bedel piyasa fiyatının neredeyse iki katıydı ve banka hesabı sitenin değil şirketin adına kayıtlıydı.
Bu bulgularla birlikte Mehmet, sulh hukuk mahkemesinde yönetim şirketinin azline ilişkin dava açtı. Mahkeme, hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve işletme projesini usulsüz uyguladığını tespit ederek şirketin görevden alınmasına karar verdi. Mehmet ve Aylin çiftinin hikayesi, bu makalede ele alacağımız her hukuki aracın fiilen nasıl işlediğini göstermesi bakımından iyi bir başlangıç noktası.
Model: Dışarıdan Yönetici ve Sözleşme Mimarisi

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 34. maddesi, yöneticilik görevinin kat malikleri dışından bir gerçek ya da tüzel kişiye verilebileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu düzenleme, büyük konut projelerinin karmaşık yönetim gereksinimlerine pratik bir çözüm sunmak amacıyla yapılmıştır. Ancak bu çözüm, beraberinde önemli hukuki sorumluluklara ilişkin soruları da getirmektedir.
Profesyonel yönetim şirketinin atanması, kat malikleri kurulu kararıyla gerçekleşir. Kurul kararının geçerli olabilmesi için hem malik sayısı hem de arsa payı bakımından çoğunluk sağlanması zorunludur; yönetim planında daha ağır bir nisap öngörülmüşse o nisap geçerli olur. Bu çifte çoğunluk koşulu, önemli bir güvencedir: azınlık maliklerinin kendi bilmediği bir şirketi yönetici olarak kabul etmek zorunda bırakılmasının önüne geçer.
Atama kararının ardından imzalanan yönetim sözleşmesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin çerçevesini belirler. Bu sözleşmede en az şu unsurların yer alması gerekir: sözleşme süresi, ücret ve ödeme takvimi, yönetim kapsamındaki hizmetlerin ayrıntılı listesi, raporlama yükümlülükleri, fesih koşulları ve varsa cezai şartlar. Sözleşme ne kadar ayrıntılı olursa, ileride çıkacak anlaşmazlıklarda o kadar güçlü bir belgeye sahip olursunuz.
Sözleşmenin içeriği yalnızca mali değil, operasyonel anlamda da kritiktir. Hangi hizmetler "yönetim ücreti"ne dahildir, hangisi için ayrıca ödeme talep edilecektir? Asansör bakımı, bahçe düzenlemesi, güvenlik hizmetinin organizasyonu — bunların her biri sözleşmede netleştirilmezse ileride yönetim şirketinin "ek ücretli hizmet" sayması ve fatura kesmesi gündeme gelebilir. Bu durumla karşılaşmamak için sözleşme hazırlanırken gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan destek almak pratik açıdan büyük değer taşımaktadır.
Atama ve Azil Mekaniği: Çifte Çoğunluk ve Mahkemeden Azil

Yönetim şirketini hem atamak hem de görevden almak için temel mekanizma kat malikleri kuruludur. Ancak bu süreçlerin her birinin kendine özgü hukuki gereklilikleri vardır ve bu gereklilikleri karıştırmak ciddi sonuçlar doğurabilir.
Atama: KMK 34 uyarınca yönetici ya da yönetim şirketi atanabilmesi için kat maliklerinin hem sayı hem de arsa payı bakımından çoğunluğunun olumlu oy kullanması gerekir. Bu çifte çoğunluk koşulunu sağlamak, özellikle çok sayıda bağımsız bölümü olan büyük sitelerde zorlaşabilir. Yönetim planında daha ağır bir nisap öngörülmüşse — örneğin üçte iki ya da dörtte üç — bu nisap esas alınır. Nisap sağlanmadan alınan atama kararı geçersizdir ve kurul kararı iptali davası ile mahkemede bozturulabilir.
Kurul kararıyla azil: Kat malikleri kurulu, yönetim şirketi ile aralarındaki ilişkiyi her zaman sonlandırabilir. Haklı bir sebep bulunması halinde sözleşmedeki cezai şartlar uygulanmaz; ancak hangi durumların "haklı sebep" oluşturduğu somut olayın koşullarına ve yargı yorumuna göre değerlendirilir. Kurulsuz, tek başına yapılan fesih girişimleri ise şirkete tazminat hakkı doğurabilir.
Mahkemeden azil: Yönetim şirketinin hesap vermeyi reddettiği, görevi ihmal ettiği ya da kurulun yeterli çoğunluğa ulaşamadığı durumlarda her kat maliki, sulh hukuk mahkemesine başvurarak yöneticinin azlini talep edebilir. Bu yol, KMK'nın genel çerçevesi içinde tanınan bireysel bir haktır. Mahkeme, azil için haklı bir sebebin bulunup bulunmadığını değerlendirir; salt kişisel hoşnutsuzluk değil, somut ihlaller aranır. Yukarıdaki vakada Mehmet'in izlediği yol da tam olarak buydu: kurul kararıyla başladı, denetçi raporu delil olarak sunuldu ve mahkeme azle hükmetti.
Hesap Sorma Cephanesi: Defter, Proje, 7 Gün İtiraz ve Denetçi

Yönetim şirketi ile ilişkinizde en güçlü silahınız, hesap sorma hakkıdır. Bu hak soyut bir ilke değil; kanunda somut araçlara bağlanmış, kullanılabilir bir haktır. Mehmet ve Aylin çiftinin vakasında da görüldüğü gibi bu araçları sırasıyla kullanan kat malikleri, şirketi mahkeme yoluyla görevden aldırdı.
İşletme Projesi ve 7 Günlük İtiraz Hakkı
KMK 37, yöneticinin ya da yönetim şirketinin her yıl için bir işletme projesi — yani bütçe — hazırlamak ve bunu tüm kat maliklerine tebliğ etmekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz halinde kat malikleri kurulu toplanarak kesin kararı verir. Tebliğ edilmemiş ya da itiraz süresi tanınmamış bir işletme projesine dayanılarak aidat toplanması hukuken sakatlıdır ve ödeme reddi savunmasının dayanaklarından birini oluşturur. Bu 7 günlük süreyi kaçırmamak büyük önem taşır.
İşletme Defteri ve Belge Saklama Yükümlülüğü
Yönetici ya da yönetim şirketi, KMK 39 uyarınca dönem sonu itibariyle kurula hesap vermek ve talep üzerine her zaman hesabı sunmakla yükümlüdür. İşletme defteri tutulması ve faturalar başta olmak üzere tüm belgelerin saklanması bu yükümlülüğün ayrılmaz parçasıdır. Her kat malikinin bireysel olarak fatura, banka dökümü ve ihale tekliflerini inceleme hakkı vardır. Yönetim şirketinin bu belgeleri "ticari sır" gerekçesiyle vermemesi, hukuken kabul edilebilir bir ret değildir.
Denetçi Mekanizması
KMK 41, kat malikleri kurulunun bir denetçi ya da denetim kurulu seçebileceğini düzenler. Denetçi, yönetimin faaliyetlerini inceleyerek kurula rapor sunar. Büyük sitelerde ve profesyonel yönetim şirketlerinin görev yaptığı yapılarda denetçi seçimi, hesap verebilirliğin kurumsal bir güvencesidir. Denetçi raporu, hem kurul kararlarında hem de gerektiğinde sulh hukuk mahkemesindeki azil davalarında güçlü bir delil niteliği taşır.
İbra Etmeme ve Sorumluluk Davası
Kurulda yönetim şirketinin ibra edilmemesi, söz konusu dönem için yönetimin eylemlerine ilişkin sorumluluğun saklı tutulması anlamına gelir. İbrasızlık, tek başına bir yaptırım değildir; ancak ileride açılacak tazminat ve sorumluluk davalarının kapısını açık bırakır. Bu nedenle şirketle ilişkinin kritik bir döneminde kurul toplantısında oy kullanmak ve ibra gündemini takip etmek büyük önem taşır.
Aidat Hukuku: Zam Yetkisi Kimde?

Aidat konusu, profesyonel yönetim şirketleriyle ilgili şikayetlerin açık ara birincisidir. Şikayetin anatomisi çoğunlukla aynıdır: yönetim şirketi hiçbir kurul kararı olmadan aidatı artırmış, malikler öğrendiklerinde iş işten geçmiştir. Bu şikayete verilecek hukuki cevap da son derece nettir: aidat belirleme ve artırma yetkisi kat malikleri kurulundadır, yönetim şirketinde değildir.
| Konu | Yetkili Taraf | Hukuki Dayanak |
|---|---|---|
| Aidat miktarının belirlenmesi | Kat malikleri kurulu | KMK 37, işletme projesi |
| Aidat artışı | Kat malikleri kurulu (kurul kararı şart) | KMK 37 |
| Gider dağıtım anahtarı | Yönetim planı (arsa payı veya eşit pay) | KMK 20, yönetim planı |
| Gecikme tazminatı uygulaması | Yönetici/yönetim şirketi (yasal oran: aylık %5) | KMK 20/2 |
| İcra takibi açma yetkisi | Yönetici/yönetim şirketi (yönetici sıfatıyla) | KMK 37 |
Yönetim şirketinin kurul kararı ve onaylı işletme projesi olmadan yaptığı aidat artışı, hukuken bağlayıcı değildir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken bir nüans vardır: tebliğ edilmiş bir işletme projesine itiraz etmeden kabul etmiş sayılıyorsanız, ödeme yükümlülüğünüz doğmuş olabilir. Bu nedenle 7 günlük itiraz sürecini doğru kullanmak kritik önem taşır. Projeye itiraz ettiniz, kurul toplanmadı ya da toplandı ama usulsüz karar aldı — işte o zaman aidat ve gecikme tazminatı hukuku kapsamında avukatlık desteği almanız önerilir.
Aidatların geciktirilmesi halinde aylık %5 gecikme tazminatı işler. Yönetim şirketi bu tazminatı yönetici sıfatıyla talep edebilir ve icra takibi başlatabilir. Ancak şirketin bu yetkiyi kullanabilmesi için önce kendi hesap verme yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir; aksi halde itiraz gerekçeleri güçlenir.
Personel Karmaşası: Maliklerin Görünmez İşçilik Riski

Büyük sitelerde güvenlik görevlileri, temizlik personeli ve kapıcılar çoğunlukla yönetim şirketi aracılığıyla çalışır. Peki bu çalışanlar kimin işçisidir? Bu soru, pratikte kat maliklerinin en az beklediği hukuki riski barındırır.
Yönetim şirketi personeli kendi bünyesinde istihdam ediyorsa — iş sözleşmesi ve SGK kaydı şirkete aittyse — çalışanlar hukuken şirketin işçisidir. Ancak pratikte bu ilişki her zaman bu kadar net değildir. Bazı durumlarda şirket, çalışanları kat malikleri topluluğu adına çalıştırmakta ya da işin asıl sahibinin topluluk olduğu değerlendirilebilecek koşullar ortaya çıkmaktadır. Bu noktada asıl işveren-alt işveren (taşeron) ilişkisinin hukuki çerçevesi devreye girer.
İş hukuku uygulamasında alt işverenin (taşeronun) işçilerine ödenemeyen kıdem tazminatı veya diğer işçilik alacakları için asıl işverenin müteselsil sorumluluğu söz konusu olabilmektedir. Sitelerde bu ilişkinin nasıl kurulduğuna bağlı olarak kat malikleri de bu sorumluluk zincirine dahil edilebilir. Yönetim şirketi iflas ettiğinde ya da değiştiğinde kapıcı ve güvenlik personelinin kıdem ve ihbar tazminatı talepleri, beklenmedik şekilde maliklerin kapısına gelebilir.
Bu riski yönetmek için iki pratik adım önerilir. Birincisi, yönetim sözleşmesinde çalışanların hukuki statüsünün açıkça düzenlenmesi — tüm istihdam yükümlülüklerinin şirkete ait olduğunun sözleşmeye yazılması. İkincisi, kapıcı hakları ve kıdem tazminatı konusundaki yasal çerçeveyi bilen bir avukata sözleşme incelettirmek. Bu önlemler alınmadan imzalanan yönetim sözleşmeleri, görünmez bir işçilik sorumluluğu yaratabilir.
Şirketin Sorumluluğu: Sigortasız Yangından Devir Kavgasına

Yönetim şirketinin hukuki statüsü, vekalet ilişkisine benzer bir özen borcu doğurur. Şirket, sitenin ortak alanlarını ve tesislerini yönetirken makul bir özenle hareket etmek, gerekli bakımları yaptırmak, sigorta yükümlülüklerini yerine getirmek ve kurula zamanında bilgi vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin ihlalinden doğan zararlardan şirket sorumludur.
En sık karşılaşılan sorumluluk durumları şunlardır: asansörün düzenli bakımının yapılmaması nedeniyle meydana gelen kazalar; zorunlu yangın sigortasının yaptırılmamış olması nedeniyle yangın hasarının karşılanamaması; ortak alanlardaki bozukluklardan kaynaklanan ziyaretçi yaralanmaları. Bu durumlarda yönetim şirketi hem hukuki tazminat hem de koşullara göre cezai sorumluluk riski taşır.
Öte yandan yönetim sözleşmesinde tanımlanmayan işlerin şirket tarafından yapılıp fatura edilmesi — örneğin bahçe düzenlemesi için kuruldan onay alınmaksızın çalışma başlatılması — da bir sorumluluk durumu yaratır. Bu tür sözleşme dışı işlemler için ödeme yapmak zorunda olmadığınızı unutmayın.
Devir süreci ise en çok sorun çıkan aşamalardan biridir. Sözleşmesi sona eren ya da görevden alınan yönetim şirketi; site banka hesabını, tüm arşiv belgelerini, demirbaşları, anahtar ve kartları yeni yönetime bir tutanakla teslim etmekle yükümlüdür. Ancak pratikte bu devir çoğunlukla kavgalı geçer. Eski şirket belgeleri vermez, banka hesabı geç kapatılır ya da demirbaşlar eksik teslim edilir. Bu durumlarda sulh hukuk mahkemesine başvurarak teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi talep edilebilir.
Rezidans ve Toplu Yapı Nüansları ile Malik Refleksleri

Çok bloklu rezidans projeleri, alışveriş merkezi veya ofis bloğu ile konut bloklarının bir arada olduğu karma yapılar ve toplu konut projeleri, standart apartman yönetiminden farklı hukuki kurallara tabidir. KMK'nın ek maddeleri, bu tür yapılar için blok kurulları, parsel kurulları ve ada kurulları şeklinde kademeli bir yönetim yapısı öngörür.
Karma projelerde ticari ünite sahipleri ile konut sahipleri arasındaki gider paylaşımı sıklıkla anlaşmazlık konusu olur. Ortak ısıtma ve klima sistemleri, güvenlik ve temizlik hizmetleri gibi giderlerin nasıl bölüştürüleceği yönetim planında belirlenmiş olmalıdır. Yönetim planı belirsizse ya da ticari ve konut ünitelerine eşit pay yüklüyorsa, bu yüklemenin hukuka uygunluğu sorgulanabilir.
Büyük projelerde kurucu müteahhidin ilk yönetim planını hazırladığı ve bu planın uzun yıllar boyunca değiştirilmeden uygulandığı çok görülür. Yönetim planını değiştirmek için kat maliklerinin beşte dördünün onayı gerekir; bu yüksek nisap, ilk planın ciddi bir bağlayıcılık taşıdığını gösterir. Yönetim şirketine ilişkin hükümlerin yönetim planına eklenmesi ya da değiştirilmesi de bu yüksek nisabı gerektirir.
Tüm bu karmaşık yapı içinde kat maliklerinin pratikte hayatını kolaylaştıracak altı temel refleks şöyle özetlenebilir:
- Her yıl genel kurul toplantısına katılın ya da kendinizi bir vekille temsil ettirin. Katılmayanlar karar sürecini şirketin inisiyatifine bırakır.
- Yeni dönem başında gönderilen işletme projesini (bütçeyi) okuyun ve 7 günlük itiraz süresini kaçırmayın.
- Her yıl yıllık faaliyet raporu ve denetim raporu talep edin; bu belgeler sunulmuyorsa ibra oyunuzu buna göre kullanın.
- Sitenin banka hesabının kimin adına kayıtlı olduğunu öğrenin; şirketin kendi hesabıysa değiştirilmesi için kurul kararı alın.
- Yönetim sözleşmesi yenilenirken piyasadan en az iki alternatif teklif alınmasını talep edin; tek teklifle sözleşme yenilenmesine onay vermeyin.
- Herhangi bir sorunla karşılaştığınızda hukuki soru platformumuzda avukatlara danışın ya da uzman avukat rehberimizden destek alın.
Sık Yapılan 7 Hata

Profesyonel yönetim şirketleriyle ilgili uyuşmazlıklarda kat maliklerinin tekrarlayan hatalar yaptığı gözlemlenmektedir. Bu hataların her biri, hukuki açıdan güçlü bir konumdayken zayıf bir konuma düşmenize yol açabilir.
- İşletme projesine 7 gün içinde itiraz etmemek: Süre geçince proje kabul edilmiş sayılır. Sonradan "bütçeye razı olmadım" demek hukuki geçerlilik taşımaz.
- Genel kurullara katılmamak: Katılmayanlar kararları şekillendiremez. Gidemiyorsanız noter onaylı vekalet düzenleyin ve güvendiğiniz bir komşuyu temsil yetkisiyle gönderin.
- Şirketle yalnızca sözlü iletişim kurmak: Tüm talepler — belge isteme, itiraz, şikayet — yazılı ve kayıt altında olmalıdır. E-posta veya noter kanalı kullanın.
- Sözleşmeyi okumadan imzalamak: Yönetim sözleşmesi çoğunlukla şirket lehine hazırlanır. İmzalanmadan önce en azından fesih koşulları ve cezai şartlar incelenmelidir.
- Banka hesabının kimin adına olduğunu sorgulamak: Şirketin kendi havuz hesabı, site parasını adeta emanet tutmak yerine şirketin varlığına dahil eder. Bu risk görünmezdir ama somuttur.
- İbra oyunu önemsememek: Yıllık ibra oyu, hesap verme döngüsünün kilididir. İbra edilen şirketin o dönem eylemlerine ilişkin sorumluluk davası açmak çok zorlaşır.
- Denetçi seçimini ertelemek: Denetçi olmadan şirketin faaliyetlerini denetlemek için bireysel çaba sarf etmek zorunda kalırsınız. Denetçi seçimi her genel kurulda gündeme alınmalıdır.
Kişisel Değerlendirme ve Avukat Tavsiyesi

Profesyonel site yönetim şirketiyle ilgili yaşadığınız sorun ne olursa olsun — şeffaf olmayan harcamalar, kararsız aidat artışı, belge erişiminin engellenmesi ya da personel sorunları — hukuki çerçeve bu sorunların tamamı için araçlar sunmaktadır. Ancak bu araçların etkin biçimde kullanılması, hem kat mülkiyeti hukukuna hem de somut olayın koşullarına hakim olmayı gerektirmektedir.
Henüz yönetim şirketi atama aşamasındaysanız, sözleşme hazırlanmadan önce bir avukattan danışmanlık almak sonraki anlaşmazlıkların büyük çoğunluğunu baştan önler. Zira sorunların temel kaynağı çoğunlukla belirsiz ve eksik sözleşmelerdir. Sözleşme zaten imzalanmış ve şikayet yaşıyorsanız, hukuki seçeneklerinizi — itiraz, ibrasızlık, hesap verme davası, azil — somut koşullarınıza göre değerlendirmeniz gerekir.
Bu aşamada gayrimenkul hukuku konusunda uzman bir avukattan destek almanızı öneriyoruz. Sulh hukuk mahkemesine başvurulacak davalarda doğru delillerin toplanması ve dilekçenin usule uygun hazırlanması, davanın seyrini belirler. Ayrıca apartman yöneticisinin görevleri ve sorumluluğu konusundaki kapsamlı makalemiz, hak ve yükümlülüklerinizi daha geniş bir çerçevede anlamanıza yardımcı olabilir.
Sonuç olarak, profesyonel yönetim şirketiyle ilişkinizde güçlü taraf sizsiniz — yasalar size hesap sorma hakkını vermiştir. Tek yapmanız gereken bu hakkı zamanında ve doğru biçimde kullanmaktır.